Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Avrupa Konseyi’nden AİHM uyarısı: Kavala’nın serbest kalması rica değil yasal zorunluluk

Osman Kavala’nın tahliyesi konusunda Avrupa Konseyi’nden sert açıklamalar geldi. Genel Sekreter Marija Pejcinovic Buric, Kavala’nın serbest bırakılmasının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararı ile bir rica değil, yasal zorunluluk olduğunu söyledi.

BOLD – Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Marija Pejcinovic Buric, Osman Kavala’nın tutukluğunun AİHM kararına rağmen devam etmesinin ‘tamamen yanlış olduğunu’ söyledi ve “Bir rica değil, yasal zorunluluk” olduğunu ifade etti.

Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi’nde konuşan Buric, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni onaylayan üye ülkelerin mahkemenin kararına saygı göstermeyi kabul ettiğini hatırlattı ve “Bu bir rica değildir. Bağlayıcılığı olan yasal zorunluluktur” dedi.

AİHM’in geçen yıl verdiği kararda Kavala’nın ‘makul şüphe’ için gerekli kanıt olmadığına hükmettiğini anımsatan Buric, hükümsüz olarak tutuklanmasının Kavala’yı ve diğer insan hakları savunucularını caydırmak için gizli bir amaç taşıdığını belirtip “Kavala bu nedenle serbest bırakılmalıdır” diye konuştu.

Türk yetkililerin Kavala’nın tutukluğu için yeterli delil ortaya sunamadığını belirten Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Buric, örgütün iki ana sözleşmesi olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Avrupa Sosyal Şartı’na vurgu yaptı. Buric, bu sözleşmeler için “modern Avrupa’nın ruhunu” oluşturuyor tanımlamasında bulundu.

AİHM 10 Aralık 2019 tarihinde 1’e karşı 6 oyla aldığı kararla, iş insanı Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılmasını hükmetmiş, söz konusu tutukluluğun hak ihlali olduğunu açıklamıştı.

Avrupa Birliği Bakanlar Komitesi de Osman Kavala davasını sürekli olarak inceliyor. Komite geçen ay aldığı yeni bir “ara kararla” iş insanı Kavala’nın serbest bırakılması çağrısını yinelemişti.

GEZİ DAVASININ TEK TUTUKLU SANIĞI

AİHM, Türkiye’nin Kavala davasında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili 5. ve haklara getirilecek kısıtlamaların sınırlanmasıyla ilgili 18. maddelerini ihlal ettiğine karar vermiş ve Osman Kavala’nın “derhal” serbest bırakılması çağrısında bulunmuştu.

Anayasa Mahkemesi (AYM) ise geçtiğimiz aralık ayı sonunda tutuklu yargılanan Kavala’nın Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine hükmederek İstanbul’da Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına devam edileceğine karar vermişti.

Anadolu Kütür Yönetim Kurulu Başkanı olan Kavala, 24 Haziran 2019’da görülmeye başlanan 16 sanıklı Gezi Davası’nın tek tutuklu sanığı konumunda bulunuyor.

Avrupa Birliği Türkiye’ye ek yaptırımları rafa kaldırdı

Dünya

Beşşar ve Esma Esad çiftinin koronavirüs testi pozitif çıktı

Suriye resmi haber ajansı SANA, Devlet Başkanı Beşar Esad ve eşi Esma Esad’ın yeni tip koronavirüs test sonuçlarının pozitif çıktığını açıkladı.

BOLD – Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad (56) ve eşi Esma Esad (45) koronavirüse yakalandı. Esad çiftinin son yaptırdıkları yeni tip koronavirüs (Kovid-19) test sonuçları pozitif çıktı.

Suriye resmi haber ajansı SANA’nın geçtiği son dakika haberine göre, Esad ve eşinin sağlık durumunun iyi olduğu, 2-3 hafta süreyle evde karantina altında kalacakları belirtildi.

Suriye’nin resmi verilerine göre,  Suriye’de yaklaşık 16 bin kişi koronavirüse yakalandı.  Ülkede bin 63 kişi hayatını kaybetti. Bu rakamlara muhaliflerin ve diğer silahlı grupların kontrolündeki bölgeler dahil değil.

Suriye’de Kovid-19’a karşı yürütülen aşı çalışmalarına ilişkin bir veri ise bulunmuyor. Çiftin koronavirüs aşısı olup olmadıkları da bilinmiyor.

Esma Esad’ın 8 Ağustos 2018 tarihinde erken aşama göğüs kanseri tedavisi görmeye başladığı açıklanmış, 4 Ağustos 2019’da ise hastalığı tamamen atlattığı duyurulmuştu.

VIP koronavirüs aşısı istifa getirdi

Okumaya devam et

Dünya

AA çalışanlarının ‘Stop Erdogan’ zorbalığı FBI’lik oldu

Aralarında Cahit Oktay ve Lokman Elibol’un bulunduğu Anadolu Ajansı çalışanı 3 kişi, Türkiye’deki 62 bin siyasi tutuklu için ‘Stop Erdogan’ kampanyası başlatan AST yetkilisi Murat Kaval’ın ABD’deki evinin bahçesine zorla girmeye çalıştı. 3 kişinin görüntüsünü kaydederek kimliklerine ulaşmaya çalışan Kaval, FBI’ye de şikayette bulundu.

BOLD – ABD’nin New York kentindeki ünlü Times Meydanı’na yakın 42. sokak ile 8. Cadde köşesindeki dijital ekrana yansıtılan ‘Stop Erdogan’ görseli bir süredir Türkiye’de tartışma konusu.

Anadolu Ajansı (AA) çalışanları Cahit Oktay, Lokman Elibol ve henüz kimliği belirsiz bir kişi ‘Stop Erdogan’ kampanyası başlatan Advocated Silence of Turkey (AST) adlı sivil toplum örgütünün yetkilisi Murat Kaval’ın ABD’deki evine gitti.

ZORBA GİBİ GİRMEYE ÇALIŞTILAR

Kaval’ın iddiasına göre, 3 kişi evinin bahçesine zorla girmeye çalıştı. AA çalışanlarının daha öncesinden kendisiyle röportaj yapmak için irtibata geçmediklerini söyleyen Kaval: “Bir mail bile atmadan evimin bahçesine zorba gibi girmeye çalıştılar” dedi.

ABD’DE SUSTURMAYA ÇALIŞACAK KADAR CAHİLSİNİZ

Cahit Oktay’ın kendisine “‘Stop Erdogan’ demek Türkiye düşmanlığıdır” dediğini aktaran Kaval: “İfade özgürlüğünden anladıkları bu kadar. Erdoğan Türkiye’ymiş. AA çalışanıyız diyorlar devletiz der gibi. ABD’de bile susturmaya çalışacak kadar cahilsiniz. Susmayacağız” şeklinde konuştu.

AST’yi hedef göstermeye çalıştıklarını söyleyen Kavala: “Korkaklar gibi kaçtılar. Yüzlerini isimlerini gizlediler. Bunlarla ilgili FBI New York, New Jersey ve NY polis departmanına yaptık. Hapse iftira ile atılan 62 bin 669 kişinin sesi olmak için ‘Stop Erdogan’ dedik” diye konuştu.

‘Love Erdogan’ kampanyasının kendi kampanyalarına karşı başlatıldığını söyleyen Kaval: “Zorla sevgi olmaz. Biz Türk insanını çok seviyoruz ama seni sevmiyoruz. Acaba ‘Diktatör Erdoğan’ deseydik ne olacaktı” ifadelerini kullandı.

Kaval son olarak 21 Mart’ta hapisteki siyasi tutukluların özgürlüğü için 50 bin kişinin katılımıyla sanal kampanya başlatacaklarını söyledi.

Cemal Kaşıkçı’nın son eşinden kritik soru: Türk istihbaratı takip ediyordu, neden korumadı?

 

Okumaya devam et

Dünya

Cemal Kaşıkçı’nın son eşinden kritik soru: Türk istihbaratı takip ediyordu, neden korumadı?

Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülen Cemal Kaşıkçı’nın Mısır vatandaşı dini nikahlı son eşi Hanan Al Atr konuştu. Türk istihbaratının gazeteciyi yakından takip etmesine rağmen neden koruyamadıklarına dair hesap vermesi gerektiğini söyledi.

BOLD – Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın dini nikahlı son eşi Hanan Al Atr, Türk istihbaratının gazeteciyi yakından takip etmesine rağmen neden koruyamadıklarına dair hesap vermesi gerektiğini söyledi

Ekim 2018’de yaşanan cinayetten bu yana sessiz kalan ve ilk kez Euronews’e konuşan Mısırlı kadın, Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz’den de o güne kadar haberinin olmadığını ifade etti.

TÜRK MESLEKTAŞI KAŞIKÇI’YI UYARMIŞ

Kaşıkçı ile 2009 yılında tanışan ve 2018’de ABD’de dini nikahla evlenen Hanan Al Atr’ın iddialarına göre, Suudi yönetime muhalif olarak tanınan gazeteci, ABD’ye iltica etmektense Türk pasaportu alabilmek için Türkiye’de gayrimenkul satın almayı planlıyordu. Ancak Türk bir meslektaşı ona, bir Suudi olarak Türk pasaportuna sahip olmasının Kaşıkçı’yı doğrudan muhalif konumuna düşüreceği ve Türkiye’de kolay hedef haline gelebileceği için bu fikirden uzak durmasını tavsiye etti.

HATİCE CENGİZ’DEN HABERİM YOKTU

Eşiyle, İstanbul’a gitmeden önce New York’ta beraber vakit geçirdiklerini anlatan Hanan Al Atr, Kaşıkçı’nın kendisine Hatice Cengiz’den veya başka herhangi bir kadından bahsetmediğini, “Cengiz’in amacının ne olduğunu ve arkasında kimlerin durduğunu bilmediğini” de söyledi. Al Atr, Kaşıkçı’nın nişanlısının duruma göre, ikilinin ilişkisine resmiyet kazandırıp tazminat alabilmek için hikayesini çok kez değiştirdiğini öne sürdü.

Kaşıkçı’nın Türk istihbaratının yakın merceğinde olduğunu savunan Al Atr, “Onu bu kadar yakından izlerken bir eşi olduğunu da biliyorlardı, neden benimle iletişime geçmediler. Eşime ne oldu ve onu neden koruyamadınız… Türk makamlarından bir yanıt bekliyorum, bu benim hakkım” diye konuştu.

Al Atr, Kaşıkçı’nın son gününe kadar gazetecinin nikahlı eşi olarak Türkiye ve Suudi Arabistan’dan hesap sorma hakkının kendinde olduğunu sözlerine ekledi.

Mısırlı kadın, ‘neden dini nikah kıydınız’ sorusuna ise, Kaşıkçı’nın resmi evrakları almak için Suudi Arabistan’ın Washington Konsolosluğuna gitmesinin riskli olabileceğinden bu yola başvurmadıklarını belirtti. Al Atr’a göre, dini nikahı kıyan imam, daha sonra bu akdi resmi makamlara bildirme sözünü tutmadığından şu an taraflar arasında yasal bir süreç işliyor.

CEMAL KAŞIKÇI CİNAYETİ

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman’a yönelik eleştirileriyle bilinen ve Washington Post gazetesinde köşe yazarlığı yapan Cemal Kaşıkçı, evlilik işlemleri için 2 Ekim 2018’de gittiği Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğundan bir daha çıkamamıştı. Kaşıkçı’nın daha sonra konsoloslukta öldürüldüğü ve cesedinin parçalandığı ortaya çıkmıştı.

Kaşıkçı’nın öldürüldüğünü haftalarca kabul etmeyen Riyad, uluslararası baskıların ardından Kaşıkçı’nın öldüğünü teyit etmiş ve ‘gözaltına alınırken yapılan bir hata sonucu’ öldüğünü kabul etmişti. Ancak Veliaht Prens’in cinayetin talimatını verdiği yönündeki iddiaları reddetmişti.

CİNAYET İÇİN GELEN EKİP ADIM ADIM TAKİP EDİLDİ

Kaşıkçı’yı öldürmek için Suudi Arabistan’dan gelen ekibin o dönemde Türk istihbaratı tarafından adım adım takip edildiği ortaya çıkmıştı.

Hatta AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın duyurduğu, Ankara’nın birçok ülke ve uluslararası kuruluşa ilettiği ses kayıtları Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nun içinin o dönem Türk istihbaratı tarafından dinlendiğini ortaya çıkarmıştı.

TÜRK İSTİHBARATININ ELİNDEKİ ÜRPERTİCİ SES KAYITLARI

Türk istihbaratının elindeki ses kayıtlarına, Kaşıkçı’nın ve Kaşıkçı’nın katillerinin son sözleri, içerideki boğuşmalar yansımıştı. Ses kayıtlarında Kaşıkçı’nın başına bir torba geçirilmeye çalışılması sırasında “Nefes alamıyorum” dediği kaydedilmişti.

Ses kayıtlarındaki karşılıklı konuşmalar sırasında Mahir Mutreb isimli istihbarat görevlisi, adli tıp uzmanı El Tubaigy’ye “Kurbanlık kuzu geldi mi” diye soruyor.

Ses kayıtlarında Veliaht Prens Selman’ın özel danışmanı için çalışan Mahir Mutreb isimli bir istihbarat görevlisinin, Salah El Tubaigy isimli adli tıp uzmanına “Gövdeyi bir torbaya koymak mümkün mü” diye soruyor. Adli tıp uzmanı El Tubaigy ise, “Hayır. Çok ağır” şeklinde cevap veriyor.

El Tubaigy, sözlerine şöyle devam ediyor: “Eklemler ayrılacak. Bu problem değil. Bedeni çok ağır. İlk kez yerde keseceğim. Plastik torbalar alırsak ve parçalara ayırırsak, bu iş bitecek. Her birini paketleyeceğiz.”

TÜRK İSTİHBARATI CİNAYETİ DAKİKA DAKİKA DİNLEDİ, NEDEN MÜDAHALE ETMEDİ?

Birleşmiş Milletler raporlarına da giren Türk istihbaratının elindeki ses kayıtları ortaya çıktığı dönemde çokça tartışıldı.

O dönemde tartışılan konulardan birisi bu ses kayıtlarının nasıl elde edildiği idi? Türk yetkililer, kayıtların nasıl elde edildiğini hiçbir zaman açıklamadı.

İkinci ve en önemli konu ise cinayetin saniye saniye Türk istihbaratı tarafından dinlenmesine rağmen neden cinayete müdahale edilmediği sorusu idi. Türk yetkililer o dönemde bu soruları da yanıtsız bıraktı.

TÜRKİYE, CİNAYETİ SELMAN KARŞITI KAMPANYAYA DÖNÜŞTÜRDÜ

Muhammed Bin Selman, 2017 yılı Haziran ayında Suudi Arabistan’da Veliaht Prensliğe getirilmişti. Türkiye, Suudi Arabistan yönetimi ve kraliyet ailesindeki iç mücadelelerde her zaman Muhammed Bin Selman karşıtı bir tutum izledi. Selman karşıtı gruplara açıktan olmasa da destek verdi.

AKP Hükumeti, o dönemde Kaşıkçı cinayetini AKP hükumeti ve Erdoğan’a uzak duran, kraliyet ailesi içindeki mücadelelerde Ankara’ya yakın olan isimleri tasfiye eden Veliaht Prens karşıtı bir kampanyaya dönüştürdü ve uluslararası alanda Veliaht Prens’i sıkıştırmaya çalıştı.

AKP’ye yakın basın sürekli olarak istihbarat kaynaklı haberlerle Veliaht Prens Selman’ı hedef aldı. Ancak o dönemki Trump yönetiminin Veliaht Prens ve Suudi Arabistan’la ilişkileri bozmak istememesi nedeniyle AKP hükumetinin bu politikası başarısız oldu.

BİDEN, ABD İSTİHBARATININ RAPORUNU AÇIKLADI

ABD istihbaratının Kaşıkçı cinayetine ilişkin hazırladığı rapor eski başkan Donald Trump döneminde de tartışılmış, hatta bazı kısımları da basına sızmıştı. Ancak Trump yönetimi Kongre’deki her iki partinin temsilcilerinin ısrarlı taleplerine rağmen raporu kamuoyuna açıklamamıştı.

Raporu kamuoyuna açıklama sözü veren ABD Başkanı Joe Biden, bu sözünü 26 Şubat’ta yerine getirdi.

ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğünün (DNI) kamuoyuna açıkladığı raporunda gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesini onaylayan kişinin Suudi Arabistan Veliaht Prens Muhammed bin Selman olduğu belirtilmişti.

ABD yönetimi, adı söz konusu suça karışan 76 kişiye ülkeye girme yasağı getirmişti. Ancak Prens Selman ABD tarafından yaptırım listesine dahil edilmedi.

Beklenen rapor açıklandı: Kaşıkçı’nın öldürülme talimatını Prens Selman verdi

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0