Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Antony Blinken’in yakından tanıdığı Türkiye’ye bakışı nasıl olacak

Antony Blinken

ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı Antony Blinken oldu. Senato‘da yapılan oylamada, Antony Blinken’ın ataması 22’ye karşı 78 oyla onaylandı. Antony Blinken, uzun yıllar Demokrat Partili yönetimlerde Dışişleri Bakanlığı ve Ulusal Güvenlik Konseyi’nde önemli görevler üstlendi. Türkiye’yi de yakından tanıyan bir isim.

BOLD –  Antony Blinken ABD’nin yeni Dışileri Bakanı oldu. ABD Senatosu, Başkan Joe Biden’ın Dışişleri Bakanlığı’na aday gösterdiği Antony Blinken’ı  78’e karşı 22 oyla seçti.

Blinken Twitter’da paylaştığı mesajında da kariyerinin başladığı yere dönmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Blinken, ”1993’te Dışişleri Bakanlığı’nda göreve başlamıştım. Bugün bakanlığın kadınlarına ve erkeklerine 71’inci Dışişleri Bakanı olarak liderlik etmek hayatımın onuru” ifadelerini kullandı.

ABD’nin 71. Dışişleri Bakanı Antony Blinken yemin ederek görevine başladı. Blinken’in yemin törenini bakanlığın yönetim müsteşarlığına vekalet eden Carol Perez yönetti

Akşam saatlerinde Dışişleri Bakanlığı’na gelen Blinken, ABD Anayasası’na el basarak yemin etti. Yemin törenini bakanlığın yönetim müsteşarlığına vekalet eden Carol Perez yönetti.

Antony Blinken uzun zamandır Biden’a yakın bir diplomat. Blinken, Biden başkan yardımcısıyken Barack Obama yönetiminde 2015-2017 yılları arasında Dışişleri Bakan yardımcılığı yapmıştı.

Blinken, 2013-2015 yılları arasında ise Barack Obama’nın ulusal güvenlik danışman yardımcısı ve Joe Biden’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak görev almıştı.

Demokrat Parti içindeki dış politika çevrelerinde 30 yıldır politika yapıcı bir isim olan Blinken, uzun zamandır Biden’ın dış politika danışmanlığını yapıyor.

EĞİTİMİ

58 yaşındaki ABD’nin 71. Dışişleri Bakanı Antony Blinken, 16 Nisan 1962’de Yahudi bir ailenin (Judith ve Donald M. Blinken) çocuğu olarak New York’ta dünyaya geldi.

Babası Donald M. Blinken, Bill Clinton döneminde 1994-1997 yılları arasında ABD’nin Macaristan Büyükelçisi olarak görev yaptı. Antony Blinken’ın amcası Alan Blinken ise aynı dönemde ve aynı yıllar arasında ABD’nin Belçika Büyükelçisi olarak görev aldı.

New York ve Paris’te ilk ve orta eğitimini tamamlayan Antony Blinken, 1984 yılında Harvard Üniversitesi’nden lisans derecesini, 1988 yılında Columbia Hukuk Fakültesi’nden doktora derecesini aldı ve bir süre avukatlık yaptı.

CLINTON VE BUSH YÖNETİMLERİ

Blinken, yirmi yıldan fazla 3 yönetimde üst düzey dış politika pozisyonlarında bulundu. 1994-2001 yılları arasında Beyaz Saray’da Birleşik Devletler Ulusal Güvenlik Konseyi (NSC) kadrosunda görev yaptı. 1994’ten 1998’e kadar Blinken, Başkan Bill Clinton’ın Özel Asistanı ve Stratejik Planlama Kıdemli Direktörü ve NSC’nin Konuşma Yazımı Kıdemli Direktörü idi. 1999’dan 2001’e kadar Başkan’ın Özel Asistanı ve Avrupa ve Kanada İşlerinden Sorumlu Kıdemli Direktör oldu.

Blinken, 2002 yılından 2008 yılına kadar ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Joe Biden’ın personel müdürü olarak görev yaptı. Aynı zamanda Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nde kıdemli araştırmacı olarak görev yaptı.

Bu dönemde ABD’nin 2003 yılında Irak’ın işgali politikasını destekledi ve Joe Biden’ın da bu yönde görüş beyan etmesinde etkili oldu.

2008’de Blinken, Joe Biden’in başkanlık kampanyası için çalıştı ve Obama-Biden başkanlık geçiş ekibinin üyesi oldu.

OBAMA YÖNETİMİ

Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Antony Blinken

2009-2013 yılları arasında Başkan Barack Obama için ‘danışman yardımcılığı’ ve Başkan Yardımcısı Joe Biden için Ulusal Güvenlik Danışmanlığı görevlerinde bulundu. Bu pozisyonda Afganistan, Pakistan ve İran’ın nükleer programına ilişkin ABD politikasının oluşturulmasına yardımcı oldu.

DIŞİŞLERİ BAKAN YARDIMCISI

7 Kasım 2014’te Başkan Obama, William Joseph Burns’ün yerine Blinken’i Dışişleri Bakan Yardımcısı görevine aday göstereceğini açıkladı. Senato, 16 Aralık 2014’te 55’e 38 oyla Blinken’in Dışişleri Bakan Yardımcılığı görevini onayladı.

Blinken, o dönemde ABD’nin Libya’ya askeri müdahalesini destekledi ve Suriyeli muhalif gruplara silah verilmesi yönünde görüş bildirdi.

BIDEN YÖNETİMİ

Blinken, 2020 başkanlık kampanyası sırasında Demokrat aday Joe Biden’ın dış politika danışmanlığını yaptı. 22 Kasım 2020’de Biden’ın Blinken’i Dışişleri Bakanı adayı olarak seçtiği bildirildi.

KİŞİSEL HAYAT

Blinken, 2002 yılında,  Evan Ryan ile Washington’daki Holy Trinity Katolik Kilisesi’nde bir haham ve bir rahip tarafından düzenlenen bir törenle evlendi.

YENİ YÖNETİMİN DIŞ POLİTİKADAKİ EN ÖNEMLİ İSMİ

Blinken’ın Başkan Joe Biden’ın dış politika konusundaki en kritik isimlerden birisi olması bekleniyor.

Biden yönetiminin, eski Başkan Donald Trump’ın ABD’yi dünyanın geri kalanından uzaklaştırma siyasetinin aksine uluslararası kurumlara önem veren, müttefiklerle yakın ilişkiler kuran ve askeri müdahaleler konusunda temkinli davranan bir yaklaşım benimseyeceği öngörülüyor.

Blinken, Kongre oturumları sırasında önceliğinin ABD’nin güvenilir bir müttefik olarak dünya sahnesindeki yerini sağlamlaştırmak olacağını belirtti.

Yeni dışişleri bakanı, ABD Senatosu’nda onay süreci sırasında yaptığı açıklamalarda Çin’in Sincan Özerk Bölgesi’nde Uygurlara ve diğer dini azınlıklara karşı giriştiklerini “soykırım ve insanlığa karşı suç” olarak tanımladı.

Antony Blinken, ABD eski Başkanı Donald Trump’ın Suriye’nin kuzeyinden asker çekme kararını da eleştirdi.

ANTONY BLINKEN TÜRKİYE HAKKINDA NELER DÜŞÜNÜYOR?

ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı Antony Blinken

Antony Blinken, esasında Türkiye’nin de çok yakından tanıdığı bir isim. Barack Obama döneminde özellikle Suriye, IŞİD ve Suriye Demokratik Güçleri üzerine yapılan müzakerelerde önemli roller aldı.

Blinken, Türkiye’de 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin yaşandığı dönemde, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısıydı.

Konuşmalarında Suriye’de IŞİD’le mücadele ve mülteciler konularında NATO müttefiki Türkiye ile işbirliğinin önemini vurguluyor ama bir yandan da insan hakları, şeffaflık ve demokrasi vurgusunu dile getiriyordu.

2016 sonbaharında Türk Amerikan ilişkileri yıllık konferansında yaptığı bir konuşmada “Evet farklılıklarımız var ama onları açık, doğrudan ve dürüst bir şekilde dostlar ve ortaklar olarak konuşuyoruz. NATO müttefiki ve dostumuz Türkiye’nin demokratik ilkeler ve terörle mücadelede yanındayız. Aynı zamanda Türkiye hükümetini hukukun üstünlüğü ve temel özgürlüklerin korunmasına teşvik ediyoruz. Bunlar bir ulusun gücü ve sağlıklı bir iş ortamı bakımından temel faktörlerdir” demişti.

15 TEMMUZ 2016 DARBE GİRİŞİMİ

15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni birkaç ay sonra ziyaret eden Blinken, daha sonra Amerikan yönetimi adına özeleştiri yapmasıyla hatırlanıyor.

Blinken “Aslına bakarsanız bir çoğumuzun Temmuz olayları sırasında Türkiye’deki duyguların derinliğini anladığımızı, ya da belki anladığımızı ifade edebildiğimizi sanmıyorum. Bu Türk devletinin ve Türk halkının kalbine saplanan bir hançerdi” demişti.

Blinken, 15 Temmuz sonrası yaşanan tasfiyeleri ise eleştirdi.

ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı Antony Blinken

SDG’NİN SİLAHLANDIRILMASINI DESTEKLEDİ

Blinken, 2017 yılında New York Times’a yazdığı makalede, Trump yönetiminin Suriye’den çekilmesine karşı çıkmış, IŞİD’in yenilgiye uğratılabilmesi için ABD’nin Suriyeli Kürtleri silahlandırması gerektiğini savunmuştu. Makalede şu ifadeleri kullanmıştı:

“Dışişleri bakanı yardımcısı olarak, SDG’ye olan Amerikan desteğini sürdürmek adına Türk meslektaşlarımla bir ‘modus vivendi'(fiili uzlaşı) bulmak için saatler geçirdik. Suriye’nin kuzeydoğusunda Menbiç’in kurtarılmasından Rakka’nın izolasyonuna kadar, her önemli kavşakta öfkeyle protesto ettiler, uluslararası koalisyonun İncirlik hava üssüne erişimini engellemek ve terörle mücadele iş birliğini yavaşlatmak da dahil olmak üzere, girişimleri tehdit ettiler. Türk medyasında Amerikan karşıtı söylemler yükseldi. Her seferinde Obama’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile doğrudan iletişime geçmesi gerekiyordu. Başkan Trump, Pentagon’un SDG’yi silahlandırma tavsiyesini uygularsa, Erdoğan’ı gemide tutmak, onun diplomatik becerileri için son derece önemli bir test olacak.”

AYASOFYA’NIN CAMİYE ÇEVRİLMESİNE KARŞI ÇIKTI

Blinken, Temmuz ayında sosyal medyadan yaptığı paylaşımda Ayasofya’nın camiye çevrilmesine karşı çıktı ve bu tarihi yapının her dinin kullanımına açık olması gerektiğini ifade etti.

Blinken, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Joe Biden uzun zamandır kültürel ve dini alanların korunmasına kendini adamıştır. Ayasofya bir dünya mirası alanıdır ve birçok inançtan insan için paylaşılan kutsal bir alandır, bu nedenle tüm ziyaretçiler için sürekli erişim sağlamak çok önemlidir” ifadelerini kullandı.

YENİ DÖNEMİN ŞİFRELERİNİ ANLATTI

Blinken, 9 Temmuz 2020’de Hudson Enstitüsü’nde katıldığı bir söyleşide de, Biden’ın seçilmesi halinde Türkiye’ye dair nasıl bir siyaset izleyeceğinin şifrelerini vermişti. Blinken, “Türkiye ile ilişkiler sizce nereye gidiyor ve bir Biden yönetimi bu alanda ne arayacaktır?” sorusuna şu yanıtı vermişti:

“Bu çok zorlu bir mesele. Sizin de söylediğiniz gibi, Türkiye angajmanları, coğrafi konumu ve çıkarları açısından bir NATO müttefiki. Hayati derecede önemli bir ülke ve öyle ya da böyle, herhangi bir mesele, ihtilaf veya girişimde genellikle de temel bir şekilde önemli oluyor.

Elbette ki Türkiye ile daha yapıcı ve olumlu bir ilişkiye sahip olmanın yolunu bulmak istiyoruz fakat bu, bizzat Türkiye hükümetinin kendisinin de aynı şeyi istemesini gerektiriyor. Gerçek sorunların ve farklılıkların olduğu açık ama aynı zamanda iki tarafın da daha etkili bir şekilde birlikte çalışmasının gayet mantıklı olduğu alanlar var. Mesela Suriye bunlardan biti.

Bunu yapmanın yollarını bulabileceğimizi umuyorum fakat ilişkide karşılaştığımız bazı meydan okumaları küçümsemek de istemem. [Birlikte çalışmak] Bence, her şeyden önce son derece doğrudan ve açık bir konuşmayı gerektirecektir. Şunu söyleyebilirim ki, Biden’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile geçmişe dayanan bir ilişkisi var. Birbirlerini tanıyorlar. Birçok konuda geçmişte doğrudan temas kurdular ve bence, Türkiye’yle birlikte çalışırken şunu gördük ki, bu ilişki çok önemli. Biden’ın, birlikte ele almanın yollarını bulmamız gereken bir dizi sorunda Türk mevkidaşıyla yoğun bir görüşmeye gireceğini sanıyorum.”

KIBRIS’TA İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM ÖNERİSİNE KARŞI

Blinken , Türkiye’nin son dönemdeki Kıbrıs siyasetine yönelik Twitter hesabından eleştirilerde bulundu.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı seçilen Ersin Tatar’ın ortak basın toplantılarında Kıbrıs için iki devletli bir çözüm önerisini dile getirmeleri ardından 27 Ekim tarihli mesajında Blinken, “… Kıbrıs için iki devletli bir çözüm çağrısını üzüntüyle karşılıyoruz. Joe Biden uzun zamandır bütün Kıbrıslıların barış ve gönencini güvence altına alacak iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyon fikrini desteklediğini ifade ediyor” demişti.

DAĞLIK KARABAĞ GERİLİMİ

Dağlık Karabağ gerilimi sırasında, Biden yönetiminin Azerbaycan’a askeri ve güvenlik yardımlarını gözden geçireceğini belirtti ve Ermenistan’a güvenlik yardımı sağlanması gerektiğini belirtti.

TÜRKİYE’Yİ ‘SÖZDE MÜTTEFİK’ OLARAK TANIMLADI

ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı Antony Blinken, geçen hafta ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi’ndeki adaylık oturumunda uluslararası sorunlara ilişkin görüşlerini paylaştı

Blinken, geçen hafta içerisinde Senato Dış İlişkiler Komitesi’nde katıldığı oturumda Türkiye’yi “sözde müttefik” olarak tanımladı ve Rusya’dan satın alınan S-400 füze savunma sistemi nedeniyle daha fazla yaptırım uygulanabileceğini söyledi.

Dışişleri Bakanı,“Stratejik -ya da sözde stratejik- bir ortağımızın en büyük stratejik rakiplerimizden biri Rusya ile yakın olması kabul edilemez” dedi.

Donald Trump yönetimi, Türkiye’ye Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi satın almasının ardından ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) kapsamında yaptırım uygulama kararı almıştı.

Türkiye’ye yeni yaptırımların gündeme gelebileceğini belirten Blinken, “Mevcut yaptırımların yarattığı etkiye bir bakıp görmemiz ve daha sonra da daha fazlasına gerek olup olmadığına karar vermemiz gerekiyor” dedi.

Blinken, “Türkiye müttefik bir ülke ve birçok açıdan… bir müttefikmiş gibi davranmıyor ve bu durum bizim için çok ama çok büyük bir sıkıntı yaratıyor. Bu durumun çok farkındayız” diye konuştu.

ABD Dışişleri Bakanı adayı Blinken’dan Türkiye’ye daha fazla yaptırım sinyali

Dünya

Güney Afrikalı minikler gülsün diye…

Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Cape Town şehrinde yaşayan Hizmet Hareketi gönüllüleri, Eğitim Bakanlığı ile koordineli olarak ihtiyaç sahibi ailelerin çocuklarına yardım eli uzatıyor.

BOLD – Güney Afrika’da Turkuaz Harmoni Enstitüsü gönüllüleri ve Star Koleji velileri, iki haftada bir araya gelerek kendi elleriyle sandviçler hazırlıyor. Her seferinde bin 500’ün üzerinde sandviç yapılıyor. Yiyecekler Eğitim Bakanlığının gösterdiği okullara, evinden yemek getiremeyen öğrencilere teslim ediliyor.

Hizmet gönüllüleri bayramlarda ve özel günlerde yetimhaneler başta olmak üzere ihtiyaç sahiplerine kıyafet, gıda ve temizlik maddesi yardımı yapmaya da devam ediyor.

Okumaya devam et

Dünya

Berlin-Ankara hattında yine Akdeniz krizi: İki geminin aranmasına Türkiye izin vermedi

irini misyonu almanya turkiye baskin dogu akdeniz

Doğu Akdeniz’de Almanya ile Türkiye arasında yaşanan gemi baskını krizine bir yenisi daha eklendi. Şubat ayında Libya’ya giden iki Türk ticaret gemisinde Berlin’in arama talebine Ankara izin vermedi.

BOLD – Ankara’nın geçen ay Türkiye bandıralı iki ticaret gemisinin Doğu Akdeniz’de aranmasına izin vermediği bildirildi. DW Türkçe’nin Alman haber ajansı DPA’ya dayandırdığı habere göre, Şubat ayında gerçekleşen olayda AB’nin Irini misyonu kapsamında Libya’ya yasa dışı sevkiyatlarda kullanıldığından şüphelenilen iki gemi Avrupalı askerlerce aranmak istendi. Ancak Türk Dışişleri Bakanlığı aramaya izin vermedi.

Kasım ayında Roseline-A adlı Türkiye bandıralı yük gemisinin Libya açıklarında İrini’de görevli bir Alman fırkateyni tarafından durdurularak aranması iki ülke arasında krize yol açmıştı. Türkiye kendisinden izin alınmadan arama yapıldığı suçlamasında bulundu. İrini ise, yapılan başvuruya Ankara’dan 5 saat boyunca yanıt gelmemesi üzerine aramaya başlandığını, Ankara’nın müdahalesi ile operasyonun derhal sona erdirildiğini duyurdu.

TÜRKİYE’DEN ELEŞTİRİ

Libya’da Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükumeti’ni (UMH) destekleyen Türkiye, İrini misyonunun sadece denizden yapılan sevkiyatlara odaklandığı, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır gibi ülkelerden kara ve hava yoluyla yapılan sevkiyatları önemsemeyerek Halife Hafter güçlerine avantaj sağladığı eleştirisinde bulunuyor. AB ise Irini’nin tamamen tarafsız bir misyon olduğunu savunarak tüm ülkeleri arama çalışmalarını desteklemeye çağırıyor.

AB, Libya’ya yönelik BM silah ambargosunu ihlal ettiği gerekçesiyle Türkiye, Ürdün ve Kazakistan’dan üç şirket ve iki kişiyi Eylül ayında yaptırım listesine dahil etmişti. Doğu Akdeniz’de Irini bünyesinde görev yapan Hamburg fırkateynini Aralık ayında geri çeken Almanya, Cuma günü bölgeye 220 askerlik mürettebatıyla Berlin adlı fırkateynini gönderecek.

Okumaya devam et

Dünya

Almanya, Türkiye için ölçüyü açıkladı

Alman Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’de insan hakları durumunun iyileşmesinde AİHM kararlarının derhal ve eksiksiz şekilde uygulanmasının ölçü olarak alınacağını belirtti. Alman siyasiler de Erdoğan’ın sunduğu İnsan Hakları Eylem Planı’nı inandırıcı bulmadı.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı İnsan Hakları Eylem Planı’nı yorumlayan Almanya Dışişleri Bakanlığı, insan hakları ihlallerine dikkat çekti. DW Türkçe’den Elmas Topçu’nun aktardığına göre bakanlık, özellikle medya mensuplarının, muhaliflerin ve sivil toplum temsilcilerinin de aralarında bulunduğu kişi ve gruplara yönelik davalarda, yöneltilen suçlamaların terörle mücadele yasasındakilere dayandırılmasının son yıllarda çok endişe verici boyuta ulaştığını vurguladı.

HIZLI VE ADİL YARGILAMA

İnsan haklarının iyileşmesinde düşünce özgürlüğü ile hızlı ve adil yargılamanın büyük rol oynadığını vurgulayan bakanlık, sunulan İnsan Hakları Eylem Planı çerçevesinde öngörülen yıllık raporların yerine getirilmesi halinde, planın Türkiye’deki insan haklarının durumunda iyileşme sağlamaya katkıda bulunabileceğini aktardı. Ancak Türkiye’nin uluslararası yükümlülükleri bulunduğuna da dikkat çekildi.

Alman Dışişleri, bu noktada baz alınacak ölçütün Türkiye’nin hem Avrupa Birliği aday ülkesi hem de Avrupa Konseyi üyesi olması sebebiyle yerine getirmeyi taahhüt ettiği uluslararası standartlar olacağının altını çizdi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) verdiği kararların derhal ve noksansız biçimde yerine getirilmesi gerektiğine işaret eden bakanlık, AİHM kararlarının yerine getirilmesi üzerinden bakıldığında da özellikle Osman Kavala ile Selahattin Demirtaş’ın ivedilikle serbest bırakılması gerektiği uyarısında bulundu.

ALMANYA’DAN ÖZEL ÇALIŞMA

Almanya’nın halen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Dönem Başkanlığı’nı yürüttüğü, AİHM kararlarının uygulanıp uygulanmadığını izleyen ve halihazırda Macaristan’ın dönem başkanlığında olan Bakanlar Komitesi’nin sorumlu komisyonunun 9-11 Mart tarihlerinde yapacağı oturumda Türkiye’nin AİHM kararlarını uygulama yükümlülüğünü yerine getirmesi için Almanya’nın özellikle çalışacağı bildirildi.

GÖZ BOYAMA PLANI

Yeşiller partisi Federal Meclis milletvekili Cem Özdemir ise Erdoğan’ın sunduğu İnsan Hakları Eylem Planı’nın “göz boyama” olduğu görüşünde: “Erdoğan anlattığı masallarla Almanya Dışişleri Bakanı ve Federal Hükümet’teki pembe gözlüklü kesimi etkileyebilir. Ancak 26 Eylül’de yapılacak seçimlerden sonra Berlin’de kurulacak hükümet için Türkiye ile yakınlaşmada baz alınacak temel ölçü, insan hakları alanında atıldığı söylenen, somut ve kontrolü mümkün ilerlemeler olacaktır. Erdoğan, propaganda ekibinin hazırladığı eylem planı ile isterse o zevksiz sarayının duvarlarını kaplasın. Ancak gelecekte Berlin’de kimseyi etkileyemeyeceğini bilmeli.”

Özdemir, Almanya’da sonbahardaki seçimler sonrası kurulacak yeni hükumetin ABD’deki Biden-Harris yönetimi ve Avrupalı partnerleriyle birlikte Türkiye’deki siyasi tutukluların serbest bırakılması, AİHM kararlarının tamamıyla uygulanması ve Türk hükumetinin komşu ülkelerine yönelik tehdit ve şiddete son vermesini talep etmesi gerektiğini kaydetti.

ULUSLARARASI KAMUOYUNU YANILTMA ÇABASI

Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Almanya‘dan Sol Partili Milletvekili Özlem Alev Demirel de, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sunduğu İnsan Hakları Eylem Planı Türkiye ve özellikle de uluslararası kamuoyunu yanıltma çabası olarak nitelendirdi. Demirel, Erdoğan’ın iki yıl önce de benzer vaatlerde bulunduğunu, ancak AP raporlarının ortaya koyduğu gibi şimdiye kadar hiçbir ilerleme kaydedilmediğini, tersine insan hakları ve yargı bağımsızlığı alanlarında durumun kötüleştiğini vurguladı.

Türk hükumetinin planının göz boyama olduğu eleştirisini getiren Demirel, “Bir yandan İnsan Hakları Eylem Planı sunulurken, aynı saatlerde AKP-MHP ittifakı Türkiye parlamentosunun üçüncü büyük gücü olan Halkların Demokratik Partisi’ni (HDP) yasaklamayı ve önde gelen dokuz vekilinin dokunulmazlıklarını kaldıracağını söylüyor. Göz boyama değil ise bunun başka ne açıklaması olabilir ki?” dedi.

AVRUPA’NIN İKİLEMİ

“Bakalım Erdoğan’ın sözde reformları AB’yi ve Avrupalı yaptırımcıları memnun edecek mi?” diye devam eden Demirel, sözlerini “Öyle olması halinde de AB’nin jeostratejik ve ekonomik çıkarları öne çıkmış olacak, vatandaşının demokrasi talepli baskısı değil” diye sürdürdü.

Demirel, gerçek bir değişiklik ve ilerleme için Türkiye’de atılması gereken en acil 5 adım olduğunu belirtti ve bunları şöyle sıraladı:

  • Siyasi tutukluların serbest bırakılması.
  • İşini veya görevini kaybedenler, örneğin Barış İçin Akademisyenler göreve iade edilmesi.
  • Muhalefet partilerine veya düşünce ve basın özgürlüğüne yönelik yaptırımlar derhal durdurulması.
  • Örgütlenme ve toplanma hakkının tesis edilmesi.
  • Yargı sisteminin demokratik bir yapıya kavuşturulması ve yasaların hazırlanırken farklı düşünenlerin de sürece dahil edilmesi.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0