Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Trafik kazasında vefat eden KHK’lı Nazmi Özler: Anne bana dua et mesleğime geri döneyim

Trafik kazasında hayatını kaybeden KHK’lı tarih öğretmeni Nazmi Özler toprağa verildi. Oğlunun ardından gözyaşı döken anne Özler ise “Her sabah ‘Anne bana dua et, mesleğime geri döneyim’ derdi” diyerek ağladı.

BOLD ÖZEL – 27 Ocak çarşamba sabahı hayatını kaybeden ve Muğla’da dün toprağa verilen KHK’lı tarih öğretmeni Nazmi Özler’in tek bir hayali vardı. İşine iade edilmek. Her sabah benzinlikteki işine gitmek üzere yola çıkarken “Anne bana dua et, mesleğime geri döneyim” derdi.

O sabah da yine aynı dileklerle hazırlanmaya başladı. Evden çıkmadan önce saat 09.05’te Whatsapp’taki durumunda Orhan Veli’nin “Bedava” şiirini paylaşmıştı. Esirliğin bedava olduğu bir ülkede yaşamaya isyan ediyor, kelle fiyatına sunulan özgürlükle her gün hayata tutunmaya çalışıyordu.

Sonra yola koyuldu. Evinin yan tarafına park ettiği arabasının yanına gitti. Hava soğuktu. Bir türlü arabasını çalıştıramadı. Arabadan indi. Sorunun ne olduğunu anlamaya çalışıyordu ki el freninin boşalması nedeniyle arabanın hareket ettiğini fark etti. Durdurmaya çalışayım derken arabanın altında kalarak… Sonu gelmiyor böyle cümlelerin. 112’ye haber verdiler, geldi hemen ancak çoktan hayatını kaybetmişti Nazmi Özler.

ANNESİ VE BABASI ZİHİNSEL ENGELLİ

Çanakkale18 Mart Üniversitesi Tarih Öğretmenliği mezunu olan Nazmi Özler, meslek hayatına Aydın FEM Dershanesi’nde başladı. Daha sonra Muğla Kavaklıdere’de bir okula atandı. Artık Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı çalışıyordu. Bir yandan da elinden geldiğince anne babasına bakıyor, yemeklerini hazırlıyor, ihtiyaçlarını gideriyordu. Evin tek çocuğuydu, henüz evlenmemişti.

BERAAT ETMİŞTİ

Bir gün o da birçok KHK’lı gibi aynı akıbetle karşılaştı. Çıkarılan KHK’larla memleketindeki mütevazı ve sade hayatı karartıldı. Hakkında Cemaat soruşturmaları kapsamında dava açıldı. İki sene süren davalardan beraat etti. Mesleğine geri dönmek için OHAL Komisyonu’na başvuruda bulundu ancak ret cevabı aldı. Yeni çıkan kanun ile tekrar başvurmayı düşünüyordu, o da olmadı.

Nazmi Özler, ihraç edildikten sonra geçimini sağlamak için benzin istasyonunda pompacı olarak çalışmaya başlamıştı. Annesi arkasından yaktığı ağıtlarda hep “Oğlum helallik almadan iş yapmazdı. Kimsenin gönlünü kırmazdı. Evden çıkarken ‘Anne bana dua et mesleğime geri döneyim’ derdi. Kedisi ölümünden sonra yattığı kanepenin üzerinden inmiyor, boydan boya dolanıp onun kokusunu arıyor. Daha geçen gün komşuya 10 tane yazma verdim. Ütülemesi için, oğlumun çeyizine koyacaktım. Oğluma evlen dediğimizde ‘Göreve iade olayım o zaman evlenirim’ derdi” ifadeleriyle anıyor.

GERGERLİOĞLU: “HAKKINI ALAMADAN GİTTİ”

KHL’lıların her daim sorunlarını Meclis gündemine getiren HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, Özler’in bu dünyadan haklarını alamadan gittiği söylüyor. Mezarından ve kaza anından birer fotoğraf paylaşarak Özler’in ölümünü duyuran Gergerlioğlu, “Bir KHKlı daha mezar taşındaki ismini bırakarak ayrıldı bu dünyadan. Alacağı öte dünyaya kaldı. Genç yaşta hakkını alamadan gitti. Benzin istasyonunda pompacı olarak çalışarak engelli anne ve babasına bakan KHK ihraç öğretmen 34 yaşındaki Nazmi Özer trafik kazasında vefat etti.” dedi.

ÖĞRENCİLERİNİN ÜZERİNE TİTRERDİ

İhraç olduktan sonra akrabalarının ağır hakaretlerine maruz kalan Nazmi Özler’in cenazesini vefalı dostları, annesi ve babası kaldırdı. Babası namaz hazırlıkları yapılırken oğluna hakaret edenleri işaret ederek “Onlar cenazemize katılmasın, buraya almayın” diye tepki gösterdi.

Dik duruşu ve mücadelesiyle tanınan Nazmi Özler’in arkadaşları da onun hatırasını yaşatmak için kaç gündür seferber. “Sevdiğimiz, saydığımız, değer verdiğimiz bir kardeşimizdi, kimsenin arkasından konuşmazdı, talebelerinin üzerine titrerdi, nüktedan sözleriyle bizi hep güldürürdü.” diyorlar.

Muğla’nın Yatağan ilçesinin Şeref Mahallesi’nde yaşayan 34 yaşındaki Nazmi Özler, geride zihinsel engelli bir baba, arkasından ağıtlar yakan bir anne, vefalı birçok arkadaş, kedisini ve Orhan Veli’nin o şiirini bıraktı.

Nazmi Özler’in hayatını kaybettiği yer. 29 Ocak 2021, Muğla.

BOLD ÖZEL

Türkçe öğretmenliğinden bilgisayar programcılığına bir başarı hikayesi

Dört yıldır Almanya’da yaşayan Türkçe öğretmeni Serdar Güleç, aldığı dil ve meslek eğitimleri sonucunda yeni bir sektöre geçti. Yazılımcı olarak bir bilgisayar şirketinde çalışmaya başlayan Güleç, sabırla ve azimle hedefine ulaştığını söylüyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Yurt dışına göç etmek zorunda kalan Türklerin karşılaştığı en büyük sorunlardan biri ‘ben şimdi ne iş yapacağım’ oluyor. Özellikle sözel bölüm mezunları ya yeniden üniversite okumak zorunda kalıyor ya da farklı alanlara kayıyor. Yeni mezun birçok öğretmenin, hukukçunun IT (informasyon teknolojileri) alanına yönlendiği biliniyor.

Sadece eğitim almak da yeterli değil. Bulunduğunuz ülkenin dilini öğrenmek ve iyi bir şirkette iş bulma süreci de oldukça zor. Tüm bu engelleri aşan başarılı örnekler de var. Çeşitli ülkelerde görev yaptıktan sonra Almanya’ya sığınmak zorunda kalan Türkçe öğretmeni Serdar Güleç, öğretmenlikten IT alanına geçmeyi başarmış, kısa bir sürede iş de bulmuş bir isim.

FRANKFURT’TA BİR IT ŞİRKETİNE KABUL EDİLDİ

2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olduktan sonra Filipinler, Nepal gibi ülkelerde çalışan Serdar Güleç, 23 Temmuz 2017’den bu yana ailesiyle birlikte Almanya’da yaşıyor.

Geçen yıl mart ayında Almanca’nın en üst dil seviyesi olan C1 sertifikası almayı başaran Güleç’in, öğretmenlik formasyonu olmadığı için Almanya’da öğretmen olma çabaları sonuçsuz kaldı ve bilgisayar programcısı olmaya karar verdi.

EĞİTİM 9 AY SÜRDÜ

Güleç’in bu kararı verme süreci de 1 yıl sürdü. Sözelcilerin sayısal alanda bir şey başarabilmesinin zor olduğuna dair önyargıyı, “bilgisayardan ben ne anlarım” gibi ön kabulleri önce kendi içinde yıktı. Daha sonra bir mesleki eğitim kursuna katıldı. Geçen yıl mayıs ayında online bir kursa başlayan Güleç, ilk 3-4 ay çok bocaladığını hatta kursu bırakmayı bile düşündüğünü söylüyor.

“Ama neden sonra başladığım bir işi bitirme dürtüsü ağır bastı. Şubat 2021’de eğitimi başarı ile tamamladım. Eğitimi bitirir bitirmez iş başvurularına başvurdum. Hem İngilizce hem de Almancamın olması iş başvurularında kendime güvenmemi sağlamıştı” diyen Güleç 1 Mayıs’ta Frankfurt’ta bir IT şirketinde çalışmaya başladı.

ÇALIŞMA, AZİM, MERAK VE ÖZGÜVEN

Birçok iş ilanına başvuru yaptığını söyleyen Güleç, bu başvuruların da önemine dikkat çekiyor: “İş arama sitelerinde hesap oluşturdum. CV’mi herkese görünür hale getirdim. IT alanında verilen birçok online workshop ve eğitim seminerlerine katıldım. Bootcamp haricinde ayrıca birçok online IT kurslarına katıldım. İş bulma sürecinde birçok telefon ve video görüşme yaptım. Nisan ayında bir iş bulma sitesinden görüşme teklifi geldi. Hemen kabul ettim. Görüşmelerden sonra Frankfurt’taki bu IT şirketine kabul edildim. Bu işe girebilmemde bence en büyük etken ısrarlı bir şekilde IT kursunu bitirebilmem ve devamında yine ısrarlı bir şekilde iş başvuruları yapmam. Çalışma, azim, özgüven ve merak sanırım benim Türkçe öğretmenliğinden ITye geçişimdeki en büyük etkenlerdendi.”

Henüz yolun başında olduğunu belirten Serdar Güleç, yeni iş sektöründe nasıl ilerleyeceğini kendisi de merak ediyor.

Serdar Güleç, en önemli destekçisi eşi Serap Güleç ve kızıyla birlikte artık Almanya’da yeni bir hayata başladı.

Frankfurt Havaalanı’nda tutulan öğretmenler Jülide Çetin ve Şeyma Demirel yarın deport edilecek

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Frankfurt Havaalanı’nda tutulan öğretmenler Jülide Çetin ve Şeyma Demirel yarın deport edilecek

39 gündür Frankurt Havaalanı’nda tutulan ve haklarında deport kararı çıkan İngilizce öğretmenleri Jülide Çetin ve Şeyma Demirel, yarın sabah 10.00’daki Sofya uçağıyla Bulgaristan’a gönderilecek.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

18 Haziran’dan bu yana Frankfurt Havalaanı’nda tutulan İngilizce öğretmenleri Jülide Çetin ve Şeyma Demirel, yarın sabah saat 10.00’da Bulgaristan’a deport edilecek. Bold Medya’ya konuşan Çetin ve Demirel, kendileri için Sofya uçağına bilet alındığını ve sabahtan koronavirüs testi yapılacağını bugün öğrendiklerini söyledi. İlk başta buna inanmak istemediklerini söyleyen öğretmenler, görevlilerden biletlerini istediklerini, onların da getirip gösterdiğini belirtti.

Öte yandan Çetin ve Demirel’in avukatının, deport kararının durdurulması için Frankfurt’un da içinde bulunduğu Hessen eyaletinin başkenti Wiesbaden Parlamentosu’na bugün başvuru yapacağı öğrenildi.

39 gün önce Almanya’ya sığınma talep eden Jülide Çetin ve Şeyma Demirel, Vietnam’dan Almanya’ya Bulgaristan vizesiyle geldikleri için haklarında deport kararı çıktı.

Koronavirüs tedbirleri kapsamında Almanya’dan vize alamadıkları için Bulgaristan’a başvurduklarını söyleyen genç öğretmenler Bulgaristan’a gitmek istemediklerini, Türkiye’ye iade edilip tutuklanan öğretmenlerle aynı kaderi yaşamaktan endişe ettiklerini belirtiyor.

Çetin ve Demirel, 15 Temmuz’dan sonra Vietnam’a komşu olan Tayland, Malezya, Mynmar, Endonezya gibi ülkelerden birçok Gülen Hareketi mensubunun yasa dışı yollarla kaçırılıp Türkiye’ye iade edildiği için Almanya’ya sığınmak istiyor.

VİETNAM’DA OKUDULAR

8 yıl önce Vietnam’a üniversite okumaya giden 27 yaşındaki Jülide Çetin, Ho Chi Minh şehrindeki Vietnam Nationel Üniversitesi’nde İngilizce öğretmenliği bölümünde okudu. Şeyma Demirel ise 2018’de Hanoi Üniversitesi’nden mezun oldu. Vietnam’da İngilizce öğretmeni olarak çalışan Çetin ve Demirel mesleklerine Almanya’da devam etmek istiyor.

İki kadın öğretmen Türkiye’ye iade riskiyle karşı karşıya

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

AİHM’nin Bylock kararı sonrası 95 bin kişi beraat bekliyor

AİHM’nin Bylock kullanmanın suç olmadığı ve tek başına tutuklanmaya yeterli delil olmadığı kararı haksız yere cezaevine giren binlerce kişiyi ümitlendirdi. MİT’in raporuna göre Bylock’ta mesaj içeriği olmayan 34 bin 837 kişi, en az 1 kez mesaj attığı iddia edilen 60 bin 473 kişi AİHM’in Tekin Akgün kararı sonrası beraat kararı bekliyor.

BOLD ÖZEL – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) polis memuru Tekin Akgün’ün başvurusunda tek ve esas delilin Bylock olmasının tutuklamaya yetmeyeceği kararının ardından programla ilgili tutuklanan ve ceza alan binlerce kişi hukuksuz kararların kaldırılmasını istiyor.

AİHM’nin Tekin Akgün başvurusunda tek ve esas delilin Bylock olmasının tutuklamaya yetmeyeceği kararı diğer dosyalar için de emsal teşkil ediyor. Yargıtay, istinaf ve yerel mahkemelerin Bylock iddiasıyla tutuklu yargılananları Anayasa’nın 90’ncı maddesine göre AİHM içtihadına uyarak tahliye etmesi, davalarda ise beraat kararı vermesi gerekiyor.

AİHM kararı sonrası Bylock kullandığı iddiasıyla kaç kişinin yargılandığı sorusu gündeme geldi. Bu konuda net bir rakam bulunmazken, İçişleri Bakan Yardımcısının 4 Mart 2019 tarihli açıklamasına göre tekil kullanıcı olduğu iddia edilen 95 bin 310 kişiye Bylock davası açıldığı tahmin ediliyor. MİT’in Teknik Raporuna göre Bylock’ta en az  1 kez mesaj atmış veya almış kişi sayısı 60 bin 473 kişi bulunuyor. Yine MİT raporuna göre, Bylock’ta mesaj içeriği olmayan kişi sayısı ise 34 bin 837. AİHM’nin kararı sonrası Bylock kullandığı iddia edilen 95 bin kişiden tutuklu bulunanların tahliye edilmesi, yargılananlar hakkında da beraate hükmedilmesi hukukun gereği olarak kabul ediliyor.

YARGITAY VE AYM KARARLARINI DEĞİŞTİRMELİ

AİHM kararına göre Bylock, terör örgütü üyeliği suçu için makul bir şüphe oluşturmuyor. Oysa ki Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 2017’de Bylock’un terör örgütü üyeliğine yeterli delil olduğunu kabul etmiş, içeriği olup olmadığına bakmadan programı indiren ve user ID’si bulunan yüzlerce kişinin cezasını onamıştı. Anayasa Mahkemesi de Bylock’u tutuklanma için kuvvetli belirti saymış ve tutuklamaları hak ihlali saymamıştı. AİHM’nin kararı sonrası Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi’nin içtihatları adeta çöp oldu. İki yüksek yargı organının içtihatlarını AİHM kararı doğrultusunda değiştirerek Bylock’un suç teşkil etmediğine karar vermesi gerekiyor. Bylock’tan cezası kesinleşenlerin de AİHM kararı doğrultusunda yeniden yargılanma talep etmesi hakkı bulunuyor. AİHM kararı emsal kabul edilerek Bylock iddiasıyla tutuklu bulunanların da derhal tahliyesine karar verilmesi hukukun gereği olarak kabul ediliyor.

AİHM’NİN BYLOCK KARARI

AİHM, polis memuru Tekin Akgün’ün başvurusunda Bylock’un tek başına delil olmayacağını, içeriklerin suç unsuru taşıması gerektiğini, terör örgütü üyeliğini kanıtlayacak yan deliller olması gerektiğine dikkat çekti. 20 Temmuz’da açıklanan kararda, “İlke olarak Bylock gibi şifreli iletişim uygulamalarını indirme/kullanma veya mesajlaşma gizliliğini korumak için başka herhangi bir yöntemin, tek başına suç oluşturan faaliyette bulunulduğuna dair objektif bir gözlemciyi tatmin edebilecek kanıt teşkil etmez” değerlendirmesi yapıldı. Özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğine karar veren mahkeme, 12 bin Euro manevi tazminat ile bin Euro masraf ve giderlerin ödenmesine de hükmetti. 

AİHM’den ilk karar: ByLock’u tutuklamaya delil kabul etmedi

Okumaya devam et

Popular

Shares