Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Pakistan BM kurallarını ihlal etti, uluslararası koruma altındaki gizli bilgileri Türkiye’ye verdi

Pakistan, Birleşmiş Milletler (BM) kurallarını açık bir şekilde ihlal ederek BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) İslamabad bürosuna koruma statüsü için başvuran ve gizli kalması gereken Türk vatandaşları hakkında gizli bilgileri yasadışı bir şekilde Türkiye’ye ilettiği ortaya çıktı.

BOLD – Türk Dışişleri Bakanlığı diplomatlarının hazırladığı ve bir kopyası Nordic Monitor tarafından ele geçirilen gizli bilgi notuna göre, Pakistanlı yetkililer, Gülen hareketine mensup Türkleri teslim etmek için Ankara ile gizlice anlaştı.

Pakistan hükumeti, Türkiye’ye getirildiklerinde işkence, ölüm ve kötü muamele riski altında bulunan, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) İslamabad bürosuna koruma statüsü için başvuran ve gizli kalması gereken Türk vatandaşları ile ilgili bilgileri BM kurallarını hiçe sayarak Türkiye’ye teslim etti. 

Notta, “BMMYK Pakistan ofisine mülteci statüsü için başvuran 334 FETÖ üyesi ve ailelerinin bir listesi Pakistan makamları tarafından sağlanmıştır” denildiği görülüyor. 

“KESİNLİKLE GİZLİ KALMASI GEREKEN BİLGİLER”

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, mülteci statüsü için başvuranlar hakkında katı bir gizlilik gerektiriyor. BMMYK web sitesinde yayınlanan yönergelere göre, tüm BMMYK personeli, sığınmacılar ve mültecilerden veya bunlarla ilgili olarak alınan bilgilerin gizliliğini sağlamakla yükümlü tutuluyor. Bir bireyin BMMYK’ye kaydolmuş veya onunla iletişim halinde olduğu gerçeği de dahil olmak üzere bu bilgiler gizli tutuluyor.

Birleşmiş Milletler’e bağlı Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin yönergeleri ayrıca kuruluşun başvuru sahibiyle ilgili  menşe ülkeyle iletişime geçmeyeceğini veya herhangi bir bilgiyi paylaşmayacağını açıkça belirtmektedir.

BMMYK PAKİSTAN HÜKUMETİNE BİLGİ VERDİ

Dışişleri Bakanlığı’nın gizli bilgi notundan, BMMYK İslamabad ofisinin gizli bilgileri Pakistan hükümetine aktardığı ve Pakistan hükumetinin de listeyi Türk Büyükelçiliğine teslim ettiği açıkça görülüyor.

Bilgi notuna göre, Pakistan hükümeti üzerindeki baskı, 2013 yılındaki 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarının ardından 2014 yılında artmaya başladığı görülüyor.

NAVAZ ŞERİF-ERDOĞAN GÖRÜŞMESİ

Nota göre, 2016 yılı Eylül ayında BM Genel Kurulu çalışmaları sırasında New York’ta AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ile dönemin Pakistan Başbakanı Nevaz Şerif arasında bir anlaşma sağlandığı ifade ediliyor. Bu anlaşmaya göre Şerif, Gülen hareketi tarafından ülkede yeni okul açılmasına ilişkin başvuruları kabul etmeyeceğine dair söz vermiş. Dönemin Pakistan Başbakanı Navaz Şerif ayrıca, Hizmet hareketi ile bağlantılı PakTurk okullarının dört yönetim kurulu üyesinin görevden alındığını ve yerlerine sadık kişilerin getirildiğini ifade etmiş.

“OKULLAR ÇOK POPÜLER OLDUĞU İÇİN AŞAMALI PLAN DEVREYE SOKULMUŞ”

Notta yer alan bilgilere göre, Pakistan hükümeti Türk Büyükelçiliğine, Pakistan’da Hizmet Hareketi’ne bağlı okullar çok popüler olduğundan, okulları aşamalı olarak devralmak ve Türkiye’ye vermek istediğini iletmiş. O dönemde Pakistan’da Hizmet Hareketi’ne ait okullarda kayıtlı 11.000 öğrenci bulunduğu, 1.200 Pakistanlı ve 134 Türk personel istihdam edildiği ifade ediliyor.

Gizli bilgi notuna göre, Pakistan hükumeti tarafından hazırlanan plan, Türk öğretmenlerin oturum izinlerini yenilememek, onları Pakistan’ı terk etmeye zorlamak için resmi ve gayri resmi taktikler kullanmak, geri dönmek isteyenlerin dönüşlerini engellemek ve sığınma başvurularını reddetmeyi içeriyor.

O dönemde Hizmet hareketine mensup 44 kişi ülkeyi terk etmiş. Bazıları ise Pakistan mahkemelerinde hukuki yoldan mücadele etmeye çalışmış ve hükumetin keyfi kararlarına itiraz etmiş.

TÜRK TARAFINA ÖZEL GÖRÜŞMELERDE GÜVENCE VERİLMİŞ

Ancak notta yer alan bilgilere göre, Pakistanlı yetkililer Türk tarafına özel görüşmelerde, yasal prosedürleri devam eden kişilerle ilgili mahkemelerden ne sonuç çıkarsa çıksın Türkiye’ye sınır dışı edilecekleri (deport) konusunda güvence vermişler.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı, 11 Temmuz 2016’da Gülen Hareketi’ne karşı eylemleri koordine etmek için kurumlar arası bir toplantı düzenlemiş. Toplantı sonucunda İslamabad Ankara’ya 92 Hizmet Hareketi mensubunun ülkeden ayrıldığını, 266’sının ise ülkede kaldığını bildirmiş.

345 KİŞİ KORUMA STATÜSÜ İÇİN BAŞVURDU

14 Kasım 2016’da Pakistan İçişleri Bakanlığı’nın Türk öğretmenlerin üç gün içinde ülkeyi terk etmesini isteyen duyurusu sonrası 81 aile (toplam 345 kişi), BMMYK İslamabad ofisine keyfi sınır dışı edilmekten korumak ve Pakistan’daki yasal statülerini korumak için 24 Kasım 2016’da koruma statüsü başvurusunda bulunmuş.

Bu başvuru, BMMYK nezdindeki başvurularının incelenmesine kadar bu kişilere Pakistan’da bir yıla kadar yasal ikamet izni sağlıyordu. Bu sürenin daha fazla uzatılma imkanı da bulunuyordu.

İSLAMABAD, ANKARA’YA BAŞVURU LİSTESİNİ VERDİ

Pakistanlı yetkililer, BMMYK’ye koruma statüsü başvurusunda bulunan 334 Gülen Hareketi mensubunun isimlerini Türkiye Büyükelçiliğine verdi. Bunun yanı sıra, Pakistan’dan ayrılan 110 kişilik ayrı bir listeyi de Ankara’ya teslim etti.

Bu 110 kişilik listede, BMMYK’ya başvuran ve yasal prosedürleri devam eden 63 Gülen Hareketi mensubunun da ismi bulunuyordu.

Pakistan ayrıca, uluslararası yükümlülüklerini hiçe sayarak BMMYK’ye koruma statüsü başvurusunda bulunan herkesin bir yıllık gözden geçirme süresi dolmadan sınır dışı edileceğini Ankara’ya iletmiş.

SÜRELERİN UZATILMAYACAĞI GARANTİSİ

2017 yılında Türkiye’nin İslamabad Büyükelçisi Sadık Babür Girgin, Pakistan hükumetine Türk tarafının beklentilerinin karşılanmadığını dönemin Pakistan başbakanı Şahid Hakan Abbasi ile Pakistan Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Uluslararası Örgütler Dairesi Başkanı Aslam Han ile yaptığı görüşmelerde iletmiş.

Girgin, BMMYK’nin Gülen hareketinden başvuranlar için koruma statüsünü uzatması ihtimaline karşı Pakistan’ı uyarmış. Han, Türk büyükelçisine BMMYK’ye herhangi bir uzatma verilmeyeceğine dair güvence vermiş.

TEHDİTLER SONUÇ VERDİ

Mesut Kaçmaz ve ailesi

Sonunda, Türkiye’nin Pakistan’a yönelik tehditleri sonuç veriyor. 27 Eylül 2017’de Pakistan Terörle Mücadele Dairesi’nden (CTD) sivil polis memurları, PakTurk okullarının eski müdürü Mesut Kaçmaz ile eşi Meral ile o sırada 17 ve 15 yaşındaki iki kızını Lahor’daki apartmanına gece geç saatlerde düzenlenen baskınla yakalıyor. Kaçmaz ve ailesi, Lahor’daki Fortress Stadyumu ve bir askeri üssün yakınında tutulmaya başlanıyor.

BMMYK’nın koruması altında olduğuna dair yasal sığınmacı belgelerine ve Lahor Yüksek Mahkemesi’nin (LHC) Pakistan hükümetini hukuki süreç boyunca sınır dışı etmesini yasaklayan kararına rağmen, Kaçmaz ve ailesi hukuka aykırı bir şekilde 14 Ekim 2017 tarihinde Türk istihbarat yetkililerine teslim edildi.

KÖTÜ MUAMELE, İŞKENCE, TEHDİT…

Türkiye’de mahkeme kayıtlarına yansıyan belgelere göre, Mesut Kaçmaz’a karısı ve iki kızı önünde Türk görevlileri tarafından uçakta başlayan dayak ve tacizler İstanbul’da artarak devam etti. Kaçmaz ve eşine, kendilerini suçlayacak hazır ifadeler imzalatılmaya çalışıldı. Aksi takdirde kızlarının ölümüyle tehdit edildi.

Türkiye sınır dışında muhaliflere baskıda Çin’den sonra ikinci ülke

Dünya

Libya’da ele geçirilen Rus hava savunma sistemi ABD iş birliğiyle Türkiye’ye getirildi

Libya’da Ulusal Mutabakat Hükumeti’ne (UMH) bağlı güçlerin, 2020 yılında Vatiyye Hava Üssü’nde ele geçirdiği Rus hava savunma sistemi Pantsir-S1’in, ABD ile işbirliği içerisinde Türkiye’ye getirilerek incelendiği iddia edildi.

BOLD – Mayıs 2020’de Hafter güçlerinden alınan Vatiyye Askeri Hava Üssü’nde ele geçirilen Pantsir-S1 hava savunma sisteminin istihbari bilgi toplanması için Türkiye’ye getirildiği ve operasyona ABD’nin destek verdiği iddia edildi.

The Africa Report’un haberine göre, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından General Hafter güçlerine sağlanan Rus hava savunma sisteminin, ABD ordusuna ait bir kargo uçağıyla incelenmek üzere Türkiye’ye getirildi.

SİSTEM ABD VE TÜRK UZMANLAR TARAFINDAN PARÇA PARÇA İNCELENDİ

Habere göre, Vatiyye’de ele geçirilen Pantsir-S1 hava savunma sistemini üsse ilk olarak giren Libyalı milis gruplar Trablus’un batısındaki Zaviya’ya götürdü, daha sonra sistem Trablus’taki Mitiga havaalanına getirildi.

Görüşmelere tanıklık eden bir yetkiliye dayandırılan haberde, ABD Hava Kuvvetleri’nin Almanya’nın Ramstein kentindeki Afrika Komutanlığı Hava Üssü’nden 3 Haziran 2020’de havalanan bir C-17 Globemaster III nakliye uçağının Trablus’a uçtuğu ve bir gün sonra 4 Haziran’da da Almanya’ya geri döndüğü kaydedildi.

Amerikan askeri kargo uçağının 5 Haziran’da yeniden Trablus’a uçtuğu ve oradan sistemi alarak Ankara’ya götürdüğü belirtildi. Sistemin Ankara’da Amerikan ve Tür uzmanlar tarafından parça parça incelendiği ifade edildi.

Cenevre Güvenlik Yönetimi Merkezi’nin (DCAF) Libya danışmanı Emadeddin Badi, operasyondaki iki ülke işbirliğinin, Libya sahasındaki bir taktiksel anlaşmanın ötesinde Türk silahlı insansız hava araçlarının (SİHA) Rus hava savunma sistemleri üzerinde üstünlük sağlayacak şekilde geliştirilmesini amaçladığını söyledi.

RUS UZMANLARA GÖRE ABD’NİN SİTEMİ İNCELEMESİ ÖNEMSİZ

Siteye görüş belirten Rus uzmanlar, Pantsir hava savunma sistemlerinin ABD’li uzmanlar tarafından incelenmesini önemsemediler.

ABD’li uzmanların Washington’un yakın müttefiki Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunan Pantsir hava savunma sistemlerini daha önce de inceleme imkanı olduğunu belirten Rus uzmanlar, BAE’ye satılan Pantsir hava savunma sistemlerinin ‘ihracat modeli’ olduğunu ve bu modellerde Rusya’ya ait kritik bazı bilgilerin bulunmadığını vurguladılar.

Uzmanlara göre örneğin bu modellerde Rusya Hava Kuvvetleri’nin ‘dost-düşman tanımlama sistemine’ ait uçak kodları bulunmuyor.

VATİYYE ASKERİ ÜSSÜ

Türkiye’nin de desteklediği UMH’ye bağlı birlikler, 18 Mayıs 2020’de stratejik Vatiyye Askeri Üssü’nü Halife Hafter’e bağlı güçlerden geri almıştı.

Libya Ordusu’nun yürüttüğü ‘Öfke Volkanı Operasyonu’ Sözcüsü, operasyonda Libya ordusuna ait silahlı insansız hava araçlarının (SİHA), Birleşik Arap Emirlikleri’nin temin ettiği Rus yapımı Pantsir hava savunma sistemini imha ettiğini söylemişti.

Rusya yarı resmi haber ajansı Tass, Haziran 2020’de Pantsir-SM hava savunma sistemlerine bütün drone’ları vurabilecek kapasitede olan füzeler yerleştirildiğini ve vuruş menzilinin 30 kilometreye çıkarıldığını duyurmuştu.

Türkiye destekli Libya Ulusal Mutabakat Hükumeti güçleri, Vatiyye Askeri Üssü’nü ele geçirdi

Okumaya devam et

Dünya

Arjantin’de ‘VIP aşı’ skandalı halkı sokaklara döktü

Arjantin’de hükümete yakın kişilere ‘iltimaslı’ Kovid-19 aşısı yapılması halkı ayaklandırdı. Arjantin genelinde binlerce kişi skandalı protesto etmek için sokağa indi.

BOLD – Latin Amerika ülkesi Arjantin’de halk, siyasilere yakın bazı kişilere sırası gelmeden Kovid-19 aşısı uygulanması nedeniyle hükümete kızgın. Başta başkent Buenos Aires olmak üzere çeşitli kentlerde toplanan binlerce kişi, ‘VIP aşı’ skandalını protesto etti.

19 Şubat’ta ortaya çıkan skandal sonrası eski Sağlık Bakanı Gines Gonzalez Garcia, Cumhurbaşkanının talebi üzerine istifa etmişti.

Hükümete yakınlığıyla bilinen ünlü gazeteci Horacio Vertbisky’nin, katıldığı bir radyo programında, arkadaşı olan eski Sağlık Bakanı Gines Gonzalez Garcia aracılığıyla, Sağlık Bakanlığında kendisine Kovid-19 aşısı yapıldığını duyurması ülke gündemine oturdu.

Garcia’nın istifasına yol açan aşı skandalında aralarında eski Devlet Başkanı Eduardo Duhalde, bazı siyasiler ve hükümete yakın kişilerin bulunduğu 70 kişiye aşı yapıldığı ortaya çıktı.

ARJANTİN’DE AŞILAMA ÇALIŞMALARI

Ülkeye şu ana kadar Sputnik V aşısından 1 milyon 240 bin doz, Hindistan’da üretilen Covishield aşısından 580 bin doz, Çin’de üretilen Sinopharm aşısından da 1 milyon doz getirilmişti.

Ülkede bugüne kadar yaklaşık 1 milyon doz Covid-19 aşısı uygulandı.

Yaklaşık 45 milyon nüfuslu Arjantin’de yaklaşık 52 bin kişinin ölümüne sebep olan Kovid-19, bugüne kadar 2 milyondan fazla kişide görüldü.

İltimaslı bir şekilde Kovid-19 aşısı yapılması skandalı Arjantin’in yanı sıra Peru ve Ekvador’da da ortaya çıkmıştı. Ekvador’da Sağlık Bakanı, Peru’da ise hem sağlık bakanı hem de dışişleri bakanı istifa etmişti.

Peru’da aşı programı başlamadan aşı yaptıran Dışişleri Bakanı istifa etti

Okumaya devam et

Dünya

Yunanistan, mülteci kampındaki 13 Afgan’ı zorla bota bindirip Türkiye’ye geri itti

Yunanistan’ın Midilli Adası’ndaki 13 kişilik 3 Afgan aileyi koronavirüs testi yaptırılacağı bahanesiyle kaldıkları sığınmacı kampından alarak lastik botla zorla Türkiye’ye geri ittiği iddia edildi. Olayı Türk Dışişleri Bakanlığı da doğruladı.

BOLD – Ege’deki sığınmacı trafiğini takip eden Norveç merkezli sivil toplum kuruluşu Aegean Boat Report, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 13 kişilik 3 Afgan ailenin, Yunan resmi görevliler tarafından Midilli adasında kaldıkları sığınmacı kampından Kovid-19 testi yaptırılacağı bahanesiyle alındığını belirtti.

Sivil toplum kuruluşu, ailelerin Yunan görevliler tarafından defalarca şiddete maruz bırakıldığını, üzerlerindeki eşyaların gasp edildiğini ve lastik bota bindirilerek Türkiye tarafına itildiklerini duyurdu. Aileler, zorla bindirildikleri lastik botta kendilerine can yeleği dahi giydirilmediğini iddia etti.

Zorla geri itilenler arasında 8 aylık, doğumu yaklaşmış hamile bir kadın ve 5 ve 2 yaşında 2 küçük çocuğun da bulunduğu kaydedildi.

Lastik botla geri itilen sığınmacı ailelerinin, Türk Sahil Güvenlik makamları tarafından tespit edildiği ve Ayvacık’tan karaya çıktığı dile getirildi.

Aegean Boat Report, ailenin Yunanistan’ın Midilli adasına 17 Şubat saat 19.00 sularında vardığını, ailelerin burada Yunan Göç Bakanlığı tarafından işletilen Megala Therma Karantina Kampı’na götürüldüğünü ve bir kamp görevlisinin ailelere Kovid-19 testi yapılması gerektiğini söylediğini aktardı.

Afgan aileler, Yunanistan’ın Midilli adasından geri itilme sırasında yaşadıkları bazı anları kaydetti (Kaynak: Aegean Boat Report tarafından EU Observer’a sağlanan fotoğraflar)

Karantina kampında bir konteyner içine alınan aileler, burada yüzleri maskeli görevliler tarafından dövülmeye başlandı. Ardından telefonları alınan aileler, sahildeki bir lastik bota bindirilerek Türkiye’ye geri itildi. Gruptaki bir kişinin telefonunu saklamayı başardığı ve yaşadıklarını kısmen kayda aldığı bildirildi.

Aegean Boat Report, Ege’de sığınmacı botlarını Türk tarafına geri ittiği defalarca belgelenen Yunan makamlarının, bu olayla ilk defa sığınmacıları kamptan alarak zorla Türkiye’ye yolladığının altı çizdi.

TÜRK DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI DA DOĞRULADI

Türk Dışişleri Bakanlığı’ndan konuya ilişkin yapılan açıklamada, “18 Şubat 2021’de yine Yunan güvenlik güçleri tarafından, Midilli Adası’ndaki mülteci kampından Kovid-19 testi gerekçesiyle çıkarılan, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 13 kişilik Afgan sığınmacı grubu, darp edildikten, değerli eşyaları, paraları alındıktan sonra ülkemize geri itilmiştir.” bilgisi paylaşıldı.

Dışişleri Bakanlığı, açıklamasında “Son 4 yılda 80 binden fazla sığınmacı ülkemize geri itilmiştir. Yunan hükümetini ve geri itmelere dahil olan tüm unsurları, uluslararası hukukun, AB hukukunun ve 18 Mart Mutabakatı’nın yasakladığı geri itmelere, insanlık onuruna aykırı muamelelere ve insan hakları ihlallerine son vermeye çağırıyoruz. AB’yi de AB hukukunu ve AB Temel Haklar Şartı’nı, insan onurunu esas alacak şekilde üye devletlerde uygulanmasını gözetmeye davet ediyoruz.” ifadeleri kullanıldı.

Türkiye’nin sınır ötesi operasyonları: İran’ın Ankara Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0