Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Osman Kavala’nın kurucusu olduğu Anadolu Kültür’ün feshi istendi

Ticaret Bakanlığı, tutuklu iş adamı Osman Kavala’nın kurucusu olduğu Anadolu Kültür Anonim Şirketinin feshini istedi. Anadolu Kültür’den yapılan açıklamada, 2020 yılından beri faaliyette olan şirketin tüm işlemlerinin yasal olduğu belirtildi.

BOLD – Osman Kavala’nın kurucusu olduğu Anadolu Kültür Anonim Şirketinin Ticaret Bakanlığı tarafından feshi istendi. Karara tepki gösteren Anadolu Kültür AŞ. bir açıklama yaptı. Daha önce ilgili kurum ve bakanlığın incelemelerde bulunduğu ve herhangi bir suç unsuru tespit edilmediği vurgulandı. Açıklamada, “Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir şirket için ‘faaliyetini dernek ve vakıflara benzer şekilde kar amacı gütmeden yürüttüğü’ gerekçesiyle dava açıldı. Bazı medya organlarında ileri sürüldüğü gibi iddialar kısıtlıdır ve kısmı ilgili dosyada dahi yoktur” denildi.

Anadolu Kültür tarafından yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

Öncelikle belirtmek gerekir ki, söz konusu haberlere konu olan dava, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, bir şirkete “faaliyetini dernek ve vakıflara benzer şekilde, kâr amacı gütmeden yürüttüğü” gerekçesiyle açılan ilk dava olma özelliği taşımaktadır. Kasıtlı olarak sızdırılan haberler ise, içi boş, delillerden yoksun dava dosyasına gazete kupürü biçiminde, sözde “deliller” sunmak amacıyla “düzenlenmiştir”. Anadolu Kültür A.Ş.’ye karşı açılan fesih davası tamamen hukuksuzdur. Bu dava, Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK) tarafından yapılan incelemede, şirketimiz hesaplarında Ceza Kanunları kapsamında suç sayılan herhangi bir hususa rastlanmamış olması nedeniyle, adeta “icat edilmiş” ve yürürlüğe sokulmuştur.

Anadolu Kültür hakkındaki araştırmaların ve denetlemelerin seyri şöyle cereyan etmiştir: “Gezi Olayları Soruşturması” kapsamında yaptığı incelemede Ceza Kanunları açısından şirketimizin suç işlemiş olduğuna dair herhangi bir bulguya rastlamayan MASAK, bunun üzerine, “şirketin faaliyetlerinin bir şirket kapsamında ele alınıp alınamayacağının” Ticaret Bakanlığı tarafından araştırılmasını istemiştir. Bu araştırma başlatıldığında, şirkete ait son on yılın bütün muhasebe kayıtları, banka kayıtları, ayrıca istenen diğer tüm ilgili belgeler, raporlar ve açıklamalar Ticaret Bakanlığı müfettişlerine eksiksiz olarak sunulmuştur.

Bu denetlemenin ardından, Ticaret Bakanlığı tarafından, Anadolu Kültür A.Ş.’nin “ekonomik amaç ve konular için kurulduğu, ancak gelirinin büyük kısmının yurt içi ve yurt dışı kurum/kuruluş ve kişiler tarafından bağış, hibe vb. fonlarla sağlayarak faaliyetini dernek ve vakıflara benzer şekilde yürüttüğü” iddiası ile TTK 210/3 maddesi gereğince fesih davası açılmıştır.

Bu dava dosyasından hareketle bazı yayın organları, Anadolu Kültür’ün “yurt dışından fonlandığı”, “bir sermaye şirketinin temel amaç ve yapısına aykırı hareket ettiği”, faaliyetleri ile ilgili “hükümete yönelik uluslararası tepkilerin yoğunlaşmasını” amaçladığı, “denetimden kaçmak için şirket yapısı”nı kullandığı gibi temelsiz, şirketimiz hakkında şaibe yaratmayı amaçlayan, bir kısmı ilgili dosyada dahi bulunmayan kasıtlı iddialar ileri sürmektedir.

Bu iddialar karşısında, kamuoyunun aşağıdaki hususları bilmesi elzemdir:

  • Anadolu Kültür A.Ş. 2002 yılında Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun şekilde kurulmuş, ana sözleşmesi Ticaret Bakanlığı tarafından onaylanmış, tescil edilmiş ve Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmiştir.
  • Türk Ticaret mevzuatında şirketlerin sponsorluk yoluyla fon sağlamasını engelleyen hiçbir yasal kısıtlama yoktur.
  • Anadolu Kültür tarafından bugüne kadar sponsorluk yoluyla temin edilen fonlar, banka vasıtasıyla transfer edilmiştir ve MASAK, Anadolu Kültür’ün mali kayıtlarının banka kayıtlarına uygunluğunu tespit etmiştir.
  • Anadolu Kültür’ün faaliyetlerini destekleyen sponsorların her biri köklü bir geçmişe sahip, dünya ölçeğinde faaliyet gösteren, çalışmaları uluslararası kamuoyu tarafından yakından izlenen, son derece saygın ve tamamen yasal kurum ve kuruluşlardır.
  • Kaldı ki, tüm bu kurum ve kuruluşlar hem MASAK hem de Ticaret Bakanlığı tarafından ayrıca incelenmiş, bunlarla ilgili de herhangi bir hukuka aykırılık, bağlantı ve faaliyet tespit edilmemiştir.
  • Anadolu Kültür tarafından kuruluş sözleşmesine uygun şekilde icra edilen tüm ticari faaliyetler, MASAK ve Bakanlık tarafından geriye dönük on yıllık süreçte ayrıca incelenmiş ve bu hususta da herhangi bir hukuka aykırılık ve yasa dışı faaliyet tespit edilememiştir.
  • “Denetimden kaçmaya çalıştığı” iddia edilen şirketimizin tüm işlemleri açık, yasal ve şeffaf biçimde yürütülmüş, gerçekleştirilen tüm faaliyetlerin sponsorları, Anadolu Kültür’ün web sitesinde, etkinlik broşürlerinde ve alanlarında açıkça ilan edilmiştir. Anadolu Kültür, belki de Türkiye’de hiçbir şirkette benzeri görülmemiş bir biçimde, inceden inceye, birden fazla kez denetlenmiş ve hiçbir işlemiyle ilgili hukuka aykırılık, yasa dışı bir faaliyetle bağlantı saptanmamıştır.
  • Anadolu Kültür’ün Türkiye’nin çok sayıda şehrinde kültür ve sanat aracılığıyla toplumsal diyaloğu besleyen, yüzlerce sanatçının, binlerce izleyicinin hayatına dokunan proje ve etkinlikleri ile ilgili ayrıntılı bilgiye web sitemizden ulaşılabilir.

Şirketimiz aleyhine açılan fesih davası, yanlı ve amaçlı bir inceleme raporuna dayanmaktadır. Yaklaşık yirmi yıldan beri aynı esas sözleşme ile faaliyette bulunan, tüm genel kurulları Bakanlık gözetiminde gerçekleşen, hukuki sonuç doğuran tüm işlemleri Bakanlık onayına tâbi olan bir ticaret şirketine, kuruluşundan yirmi yıl sonra “kâr elde etme gayesi taşımadığı” şeklindeki bir iddia ile fesih davası açılmasının hiçbir izahı bulunmamaktadır. Bakanlığın, açtığı bu dava, idari yetkinin kamu yararı amacıyla kullanılmadığının ve keyfiliğin kendi içinde kabulüdür.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bu talep ile açılan ilk dava olan bu dava, maalesef Türkiye’de hukukun araçsallaştırılmasının önemli örneklerinden biri olmuştur ve bundan sonra da bu şekilde anılacaktır. Söz konusu dava, Anadolu Kültür’ün kurucusu ve yönetim kurulu başkanı olan Osman Kavala’nın maruz kaldığı hukuksuzluğun devamı niteliğindedir.

Hukuki dayanakları olmadığı halde başlatılan hukuki süreçlerin ve bu süreçlerde ileri sürülen hukuka aykırı talep ve istemlerin, belli bir amaç doğrultusunda sızdırılan yanlı haberlerle desteklenmesi ve karalama faaliyetlerinde kullanılması, son yıllarda görmeye alıştığımız bir durumdur. Davaya ilişkin tüm cevaplar, mahkemeye dilekçeler ile verilmiştir. Asıl olan da yargılamanın mahkeme önünde cereyan etmesidir. Kaldı ki bu husus, anayasal yargı faaliyetinin bir gereğidir. Mahkeme dosyasından sızdırılan davacı iddialarının, bu şekilde basın önünde, tek yanlı ve belli bir amaç doğrultusunda ele alınıp işlenmesi, yargılamaya konu iddianın zayıflığının da en açık göstergesidir. Bu tip haber verme kisvesi altında yapılan yanlı faaliyetlerin yargı kararlarının tarafsızlığına gölge düşürmekten başka bir işe yaramayacağı açıktır. Yargıya güvenin yeniden tesisi için bu kadar çaba sarf edilen bir dönemde bu faaliyetlerin bu çabaları da sonuçsuz bıraktığı bir gerçektir.

Anadolu Kültür, yalan, tek taraflı ve hukuka aykırı haberleri yapan kişi ve kuruluşlara karşı, doğmuş ve doğacak her türlü dava ve talep hakkını sonuna kadar kullanacaktır.

Gündem

Ülke yangın yeri! Kim takar Yalova Kaymakamını

Türkiye’nin 4. büyük partisi HDP’nin İzmir İl binasının basılarak bir çalışanın öldürülmesi sonrası tek kelime açıklama yapmayan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, bütün günü kursiyer kaymakamların kura töreninde geçirdi. Töreni sosyal medya hesabından da paylaşan Soylu’ya tepkiler çığ gibi.

BOLD – Onur Gencer adlı bir saldırgan, bugün sabah saatlerinde İzmir Konak’taki HDP İl binasını ateşe vererek Deniz Poyraz adlı bir hizmetliyi de öldürdü. Saldırgan Gencer binanın çatısında yakaladı. Saldırganın sosyal medya profilinde ‘bozkurt’ işareti yaparken, silah kullanmış halde ve poligonda atış taliminde çekilmiş fotoğraflar ve Suriye’de ‘görev’e gittiğine dair ifadeler bulunuyor.

AKP’DEN SALDIRIYA TEPKİ

AKP kanadından ilk açıklama parti sözcüsü Ömer Çelik’ten geldi. Çelik paylaşımında: “Saldırıyı ve cinayeti lanetliyoruz. Türkiye, huzur ve güvenliğini bozmaya çalışan provokasyonlara asla fırsat vermeyecektir” dedi

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül de “Saldırıyı ve cinayeti lanetliyorum. Provokasyonların hedefi karanlıktır, huzursuzluk ve güvensizliktir. Hukuk bu karanlığa asla geçit vermeyecek, olay tüm yönleriyle aydınlatılacaktır” sözleriyle saldırıyı lanetledi.

SOYLU KAYMAKAMLARI PAYLAŞTI

Saldırı haberinin ardından ‘107’nci Dönem Kaymakamlık Kursu Kura Töreni’ne katılan İçişleri Bakanı Soylu burada yaptığı konuşmada konuya değinmedi. Sosyal medyayı aktif kullanan Soylu’nun hesabından da kaymakamların kura töreni de paylaştı. Ülkenin 4. büyük partisinin il binası silahla basılarak cinayet işlenmesine rağmen Soylu’nun bütün günü kaymakamlarla geçirerek açıklama yapmaması tepki çekti.

SEDAT PEKER UYARMIŞTI

Öte yandan, daha önceki videolarında Mehmet Ağar ve ekibinin Gazi Mahallesi olaylarına benzer kanlı olaylar planladığını söyleyen Sedat Peker, takipçilerine dikkat olmaları ve sokaktan uzak durmaları konusunda uyarıda bulunmuştu.

Uyarılarını tekrar hatırlatan Peker, “Kıymetli dostlarım, İzmir HDP il başkanlığına yapılan provokasyon amaçlı saldırının çok daha büyüklerini ne yazık ki önümüzdeki zamanlarda yaşayacağız. Eğer benim tecrübeme ve samimiyetime inanıyorsanız hiçbir şartla sokağa çıkmayın” ifadelerini kullandı.

İçişleri Bakanı Soylu’nun sessizliğinin yanı sıra bir mafya babası olan Sedat Peker’in halka itidal çağrısı yapması sosyal medya kullanıcılarının dikkatinden kaçmadı.

Okumaya devam et

Gündem

Kırgız siyasetçiden Orhan İnandı açıklaması

Hakan Fidan’ın başında olduğu MİT tarafından kaçırılan eğitimci Orhan İnandı’nın Kırgız dostları ona sahip çıkıyor. Eski milletvekili Tursunbay Bakir Uulu, İnandı’nın hala daha bulunamamış olmasından duyduğu endişeyi dile getirdi.

BOLD – Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te 31 Mayıs akşamı kaçırılan Sapat Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Orhan İnandı’nın eski dostlarından, Erkin Kırgızistan Partisi Genel Başkanı, Eski Milletvekili Tursunbay Bakir Uulu da bir açıklama yaptı.

Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un İnandı’nın bulunması için talimat vermesinin çok doğru bir karar olduğunu söyleyen Uulu, ancak, şu ana kadar bulunamamış olmasından ciddi şekilde endişe duyduğunu ifade etti.

“GÜVENLİK BİRİMLERİNİN ÇALIŞTIĞINI SÖYLEYEMEM”

Orhan İnandı hakkında Kırgız Meclisi Genel Kurulu’ndaki oturumu izlediğini belirten Uulu, “İçişleri Bakanlığı, Milli Güvenlik Devlet Komitesi ve Millî Eğitim Bakanlığı yetkilileri milletvekillerinin sorularını cevapladı. Cumhurbaşkanımızın bizatihi kendi himayesinde yürüttüğü soruşturmanın, ilgili makamlarca çok daha fazla çaba sarf ederek sonuçlandırılmasını istiyoruz. Şu ana kadar güvenlik birimlerinin bu şekilde çalıştığını söyleyemem.” dedi.

“DAHA ÖNCE DE ADAM KAÇIRMA OLAYLARI YAŞANDI”

Kırgızistan’ın eski cumhurbaşkanlarından Askar Akayev döneminde yaşanan insan kaçırma olaylarını hatırlatan Uulu şöyle devam etti:

“Akayev döneminde Özbek siyasetçi Abdumanab Pulatov’un komşu ülkenin özel istihbarat servisleri tarafından Bişkek’ten kaçırıldığını unutmuyoruz. Daha sonra Kırgız vatandaşımız olan Özbeklerin ülkemizden kaçırılma vakaları artmaya başladı. Bu gelişmelerin akabinde 1997’de Kırgız Meclisi’nde olayın araştırılması için benim de bulunduğum bir komisyon kuruldu. Özbekistan’a kaçırılarak hapsedilen vatandaşlarımızın ismini tespit ederek Meclis Genel Kurulu’nda açıkladık.

Ombudsman olduğum 2005 yılında Andican olayları yaşanmış ve Özbekistan’dan ülkemize sığınanlar olmuştu. Özbekistan ülkemize sığınan 22 Özbekistan vatandaşının iadesini istemişti. Ombudsman olarak iade kararına karşı çıkmama rağmen dönemin cumhurbaşkanı ve başsavcısı bu kişileri Özbekistan’a iade etti.

Kısaca özetlemem gerekirse, geçmişte de ülkemizde kaybolma veya gizli istihbarat servisleri tarafından adam kaçırma olayları yaşandı. İçişleri Eski Bakan Yardımcısı Kursan Asanov’un soruşturmasında İçişleri Bakanlığı’nın oğlunun gittiği bütün yerleri kameralardan tespit ederek göstermesini unutmuş değiliz.

Kaçırıldığı gün İçişleri Eski Bakanı Melis Turgunbaev ile buluşmasından sonra kimler ile bir araya geldiği ve yol güzergahını üzerindeki kameralardan kendisini takip eden araç ya da araçları tespit etmem mümkün.”

Facebook sayfasından bir açıklama yapan ve Orhan İnandı ile fotoğrafını da paylaşan Uulu, Kırgızistan’ın daha fazla utanç durumuna düşmemesi için kaybolan Kırgız vatandaşlarının sağ-salim bulunması gerektiğini sözlerine ekledi.

Kırgız Meclisi Orhan İnandı’yı bulmaya kararlı: Kendimizi rezil etmemeliyiz

Okumaya devam et

Gündem

AKP’li başkanın yanında el pençe duran savcı Ceza Tevkif Evleri Genel Müdür Yardımcısı oldu

Bir et lokantasının açılışında eski AKPli Kazan Belediye Başkanı Lokman Ertürk’ün yanında el pençe divan şekilde fotoğraflanan eski Kazan Cumhuriyet Başsavcısı Abdullah Çıtlak’ın terfi ederek Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdür Yardımcısı olduğu ortaya çıktı.

BOLD – Kazan Başsavcılığının ardından Ankara Batı Adliyesi Savcılığına atanan Çıtlak, Aralık 2018’de Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdür yardımcılığı görevine atandı.

Çıtlak, 3 yıla yakın bir süredir genel müdür yardımcısı olarak görev yapıyor. Çıtlak’ın Kazan Başsavcılığı görevi sırasında Mayıs 2016’da bir et lokantasının açılışı sırasında verdiği fotoğraf tartışmaya neden olmuştu.

AKP’li Kazan Belediye Başkanı Lokman Ertürk ve AKP’lilerle lokanta açılışına Kazan Cumhuriyet Başsavcısı Abdullah Çıtlak da katılmıştı. Çıtlak’ın Lokman Ertürk’ün yanında el pençe divan şekilde duruşu tepki toplamıştı.

Abdullah Çıtlak.

Düşünce suçlusuna insafsız infaz: Bu nasıl adalet?

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0