Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Can kaybı 500 bini geçti: Süper güç Kovid-19’la mücadelede neden başarısız oldu?

ABD’de koronavirüsten hayatını kaybedenlerin sayısı 500 bini geçti. Başkan Joe Biden ve Yardımcısı Kamala Harris, ölenler için saygı duruşunda bulundu, kamu binalarındaki bayraklar yarıya indirildi. Peki süper güç ABD salgınla mücadelede neden başarısız oldu?

BOLD –  Dünyada koronavirüsten en çok yıkıma uğrayan ülke süper güç ABD oldu. ABD, Kovid-19’un yol açtığı ölümlerde 500 bini geçen sayıyla dünyada ilk sırada bulunuyor. Ülkedeki 28,1 milyon vaka da bu alanda bir rekor.

Dünya genelindeki koronavirüs ölümlerinin yaklaşık yüzde 19’u ABD’de kaydedildi, ancak ülke dünya nüfusunun yalnızca yüzde 4’ünü oluşturuyor. ABD’de, sıralamada kendisinden sonra gelen Hindistan ve Brezilya’nın iki katı kadar vaka görüldü. Ülkede bu sıralar her gün 2 bin civarında kişi hayatını kaybediyor.

BEYAZ SARAY’DA TÖREN

Joe Biden; First Lady Jill Biden, Başkan Yardımcısı Kamala Harris ve eşi Douglas Emhoff ile birlikte Beyaz Saray’ın bahçesinde salgında hayatını kaybedenleri anmak için mumların yerleştirildiği merdivenlerinin önünde bir dakikalık saygı duruşunda bulundu ve Amerikan halkını da bir dakika sessizliğe davet etti.

Ülkede ölümlerin yarım milyonu geçmesi nedeniyle başkan ve başkan yardımcısı ile eşleri Beyaz Saray’da hayatını kaybedenler için düzenlenen törende saygı duruşunda bulundular. Biden, ülke genelindeki resmi kurumlardaki ABD bayraklarının yarıya indirilmesi talimatı verdi.

Başkent Washington’daki Ulusal Katedral’de de korona kurbanlarını anmak için çanlar çalındı.

İKİ DÜNYA SAVAŞI VE VİETNAM’DAKİ KAYILARIN TOPLAMINI GEÇTİ

Dünyada koronavirüs nedeniyle en fazla can kaybı görülen ülkenin ABD olduğunu vurgulayan Biden, “Bugün gerçekten kasvetli ve yürek burkan bir dönüm noktasındayız” dedi.

Biden, son bir yıl içinde salgın nedeniyle ölen ABD’lilerin sayısının, Birinci Dünya Savaşı, İkinci Dünya Savaşı ve Vietnam Savaşı’nda yaşamlarını yitiren ABD vatandaşlarının toplam sayısından fazla olduğunu da vurguladı.

“BUNU ATLATACAĞIZ, SÖZ VERİYORUM”

Konuşmasında Amerika halkından umutlu olmalarını isteyen Biden, “Acıya karşı sağır olup direnmeliyiz. Her yaşamı bir istatistik verisi olarak görmeye karşı direnmeliyiz” diye seslendi.

“Bu ülke yine gülecek, bu ülke yine güneşli günler görecek. Bu ülke yeniden şenlenecek” diye konuşan Biden, “Bunu atlatacağız, söz veriyorum” dedi.

Biden, devlet daireleri, kamu binaları, askeri üsler ve yurt dışındaki diplomatik temsilciliklerde bayrakların hayatını kaybedenler ve yakınlarına saygı için beş gün boyunca yarıya indirileceğini açıkladı.

Temsilciler Meclisinde de milletvekilleri bir dakikalık saygı duruşunda bulundu.

Biden iktidara geldiği gün olan 19 Ocak’ta da o güne kadar Kovid-19 nedeniyle ölen 400 bin kişiyi anmak için de bir tören düzenlemişti.

HER GÜN YAKLAŞIK 2 BİN KİŞİ CAN VERİYOR

Ülkede günde ortalama 1,6 milyon kişiye aşı yapılırken hastaneye başvuran hastaların sayısı 40 gündür aralıksız bir şekilde azalıyor.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi, koronavirüs nedeniyle ortalama bir ABD’linin beklenen yaşam ömrünün bir yıl kısaldığını açıklamıştı.

Virüsten en fazla etkilenen gruplar arasında azınlıklar yer alıyor.

ABD’DE HASTALIĞIN SEYRİ NASIL GELİŞTİ

Geçen yılın başından itibaren ülkede yayılan virüs, Mayıs ayına gelindiğinde 100 bin kişinin ölümüne neden olmuştu. Salgının yaz aylarında tırmanışa geçmesiyle ölü sayısı Eylül ayında ikiye katlandı.

Aralık ayında ABD’de ölü sayısı 300 bine ulaştı. Kasım ayının sonundaki Şükran Günü’nün ardından gelen 3 ayda virüs 230 bin kişinin ölümüne neden oldu.

ABD’de Aralık-Şubat ayları arasında kaydedilen ölümler tüm koronavirüs ölümlerinin yüzde 46’sını oluşturuyor.

AŞILAMADA SON DURUM

ABD’de son zamanlarda, durumun yakında düzeleceğine dair umutlar arttı. 44 milyondan fazla kişinin aşılandığı ülkede günlük yeni vaka sayılarında da düşüş görülüyor.

Virüsün dünya genelindeki seyrini izleyen ve vaka sayılarını derleyen ABD merkezli Johns Hopkins Üniversitesi’nin (JHU) verilerine göre ABD’de yaklaşık 19,4 milyon kişi ikinci doz aşılarını da oldu.

ABD’de kitlesel aşılamalar Biden’ın göreve başlamasından sonra hız kazandı. Yaklaşık bir aydır başkanlık koltuğunda oturan Biden, aşı kampanyaları ve aşı çalışmalarıyla yakından ilgileniyor.

Ülkede Temmuz ayı sonu itibarıyla Moderna ile Pfizer-Biontech üretimi 600 milyon doz aşının tedarik edilmesinin sağlanacağı belirtiliyor. Böylece halkın tamamının aşılanmasına yetecek kadar aşı temin edilmiş olacak.

YENİ VARYANTLAR KORKUTUYOR

Fakat uzmanlar ülkede yayılan varyantların yeni salgınlara yol açmasından endişe ediyor.

ABD hükümeti de daha bulaşıcı olduğu tespit edilen İngiltere varyantının yayılmasını endişeyle takip ediyor. ABD’li sağlık otoriteleri İngiltere varyantının Mart ayı sonuna kadar baskın virüs haline gelebileceğini belirtiyor.

ABD NEREDE HATA YAPTI? NEDEN BAŞARISIZ OLDU?

ABD Ulusal Alerji ve Salgın Hastalıklar Enstitüsü Başkanı Anthony Fauci, ABD’de ölü sayısının 500 bin sınırını geçmesinde siyasi bölünmenin de önemli payı olduğunu söyledi.

Reuters haber ajansına konuşan Fauci, maske takmanın bile bir sağlık önlemi olmaktan çıkıp siyasi bir duruş göstergesi haline geldiğini söyledi.

Fauci, siyasi bölünme olmasaydı bile koronavirüs salgınının büyük bir sorun olacağını söyleyerek Almanya ve İngiltere gibi kamu sağlığı ve sosyal devlet ilkelerine sıkı şekilde uyulan toplumların bile virüs karşısında yaşadığı zorlukları örnek gösterdi.

TRUMP YÖNETİMİ SALGINA MÜDAHALEDE 6 HAFTA GEÇ KALDI

ABD’de bir önceki başkan Donald Trump yönetimi salgına 6 hafta geç müdahale etmekle suçlanıyor.

Trump’ın potansiyel virüs pandemisi hakkında çok önceden uyarıldığı halde bürokrasideki iç bölünme, planlama eksikliği ve kendi içgüdülerine olan inancı nedeniyle uyarılara zamanlıca cevap vermemekle eleştiriliyor.

İlk koronavirüs vakasının görüldüğü 21 Ocak’tan ancak 6 hafta sonra Trump’ın ülkenin karşılaştığı virüs tehlikesine karşı ciddi önlemler almaya başladığı ve o zamana kadar salgını hafife aldığı belirtiliyor. Trump’ın bu şekilde hareket etmesinde de seçim öncesinde ekonomideki kazanımları koruma endişesinin yattığı ifade ediliyor.

EKONOMİK ENDİŞELER NEDENİYLE ÖNLEMLER ERKEN GEVŞETİLDİ

Seçim öncesi iddialı olduğu ekonominin darmadağın olmasıyla Trump’ın salgının ciddiyetini kavradığı, Beyaz Saray’da düzenlemeye başladığı günlük basın toplantıları ile virüse karşı mücadeleyi sahiplenmeye çalıştığı ancak salgının da artık önü alınamayacak ölçüde yayıldığı belirtiliyor.

Mart ayı sonu gibi salgının ciddiyetine kavrayan Trump yönetimi o dönemde kendilerine geç haber verdiklerini söylediği Dünya Sağlık Örgütü’nü suçlamaya başladı.

Ülkede vaka sayılarının ani artışı sonrası hastaneler yetersiz kaldı. Sağlık personeli ve yeterli sayıda yatak kapasitesi oluşturulamadı.

Salgının ilk döneminde sağlık çalışanları için koruyucu kıyafet, ardından da hastalar için solunum cihazı sıkıntısı yaşandı.

Siyasi liderlik her kademede başarısız oldu, ülkede genel anlamda bilim insanlarına, medyaya ve uzmanlara güven kayboldu.

Komplo teorileri sosyal medyada yayıldı ve önlemlere karşı halkta tepki oluştu. Özellikle cumhuriyetçi ve muhafazakar kesimlerde oluşan tepki önlemlere karşı duruşla kendini gösterdi.

Trump’ın sözlerini dikkate alan ve ekonomik kaygıları öne alan cumhuriyetçi valiler Arizona, Florida ve Teksas’ta normalleşme adımlarını erken attılar. Indiana, Illionis ve Minnesota gibi orta batı eyaletler de onları izledi. Bu hızlandırılmış normalleşme sürecinin arkasında da yönetimin kasım ayında istihdamda önemli derecede artış sağlama ve seçimler öncesinde ekonomik başarı isteğinin de önemli etkisi oldu.

ABD’DEKİ TOPLUMSAL KÜLTÜR VE CUMHURİYETÇİLERİN ŞÜPHECİ YAKLAŞIMLARI

ABD’nin salgınla mücadeledeki başarısızlığını ülkedeki toplumsal kültüre bağlayan yorumlar da yapıldı. Bu fikri savunanlar, ABD halkının fazla özgürlükçü ve siyasi iktidara güvenmeyen tavrının salgının yayılmasında etkili olduğunu belirtiyor.

Özellikle cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu bölgelerde sokağa çıkma yasaklarına karşı protestolar düzenlendi. Gösterilerin birçoğu, Trump’ın seçim kampanyasında rol alan ve bir kısmı sağcı milyarderler tarafından maddi olarak desteklenen muhafazakâr siyasi aktivistler tarafından düzenlendi.

Korona kısıtlamalarına gerek kalmayacak: Salgın 2022’de bitecek

Dünya

Beklenen rapor açıklandı: Kaşıkçı’nın öldürülme talimatını Prens Selman verdi

ABD istihbaratının hazırladığı rapor açıklandı. Raponda Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda katledilen gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesini onaylayan kişinin Veliaht Prens Muhammed bin Selman olduğu belirtildi.

BOLD – ABD, Cemal Kaşıkçı raporunu yayınladı. Raporda, Kaşıkçı’nın yakalanması ve öldürülmesi talimatını Suudi Prens Selman’ın verdiği ifadeleri yer aldı.

TRUMP YÖNETİMİ KAMUYA AÇIKLAMAMIŞTI

ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (DNI), 2018’de hazırlanan ancak Donald Trump yönetiminin kamuya açıklamadığı “Kaşıkçı istihbarat değerlendirme raporunu” yayımladı. Başta Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) olmak üzere ilgili istihbarat kurumlarının katkıda bulunduğu raporda, Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda katledilen gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesini onaylayan kişinin Veliaht Prens Muhammed bin Selman olduğu belirtildi.

CİNAYETTE PRENS’İN EKİBİ YER ALDI

Raporda, “Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın, Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın, İstanbul’da yakalanması ya da öldürülmesine yönelik operasyonu onayladığı sonucuna ulaştık” ifadesi yer aldı. Ayrıca raporda, “Bu sonuca, Prens Muhammed bin Selman’ın, ülkede karar alma mekanizmalarını kontrol ettiği, cinayette Prens’in önemli bir danışmanının ve güvenlik ekibinin yer aldığı, Prens’in Kaşıkçı da dahil yurt dışındaki muhalifleri susturmak için şiddet içerikli adımlar attığı gerçeklerini baz alarak ulaştık” bilgisi verildi.

20 EKİM 2018’DE ÖLDÜRÜLDÜ

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’a yönelik eleştirileriyle bilinen ve Washington Post gazetesinde köşe yazarlığı yapan Cemal Kaşıkçı, 2 Ekim 2018’de gittiği Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğundan bir daha çıkmamıştı. Kaşıkçı’nın, konsoloslukta öldürüldüğü ve cesedinin parçalandığı ortaya çıkmıştı.

 

Kanal İstanbul: Boğazın güvenliği ya da rant projesi!

Okumaya devam et

Dünya

ABD istihbaratı rapor hazırladı: Cemal Kaşıkçı cinayetine Veliaht Prens onay verdi

ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü’nün (DNI) Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin raporunu bugün açıklaması bekleniyor. Bloomberg, raporda Kaşıkçı cinayetine Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın onay verdiği tespitinin bulunduğunu yazdı.

BOLD – ABD istihbaratının bugün açıklaması beklenen raporunda, gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesine Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın onay verdiği bildirildi.

Bloomberg’in, söz konusu istihbarat raporunu bilen ancak adı açıklanmayan bir yetkiliye dayandırdığı haberine göre, raporun bulguları Veliaht Prens bin Selman’ı işaret ediyor.

Habere göre ağırlıklı olarak Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ile diğer istihbarat kurumlarının katkı ve Ulusal İstihbarat Direktörlüğü tarafından derlenen raporda, Kaşıkçı’nın 2018 yılı Ekim ayında Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülmesine Veliaht Prens’in onay verdiği sonucuna varıldı.

İLİŞKİLERİ OLUMSUZ ETKİLEMESİ BEKLENİYOR

Muhammed bin Selman’ın Kaşıkçı cinayetindeki rolünün detaylarının raporda ortaya çıkacağı belirtilen haberde, 2018 yılından bu yana kamuoyuna açıklanmayan raporun ABD-Suudi Arabistan ilişkilerine önemli ölçüde etki edebileceği kaydedildi.

ABD medyasına göre DNI’nın söz konusu raporu bugün kamuoyuna açıklaması bekleniyor.

Öte yandan ABD medyasında konuyla ilgili olarak çıkan diğer haberlerde, raporda MBS’nin cinayete onay vermesinin dışında muhtemelen talimatı veren kişi de olduğuna ilişkin bulguların paylaşılacağı belirtildi.

Reuters haber ajansı da dört Amerikan yetkilisine dayandırdığı haberinde, raporda Veliaht Prens’in gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetine onay verdiği bilgisinin yer aldığını belirtmişti.

CEMAL KAŞIKÇI CİNAYETİ

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman’a yönelik eleştirileriyle bilinen ve Washington Post gazetesinde köşe yazarlığı yapan Cemal Kaşıkçı, 2 Ekim 2018’de gittiği Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğundan bir daha çıkmamıştı. Kaşıkçı’nın daha sonra konsoloslukta öldürüldüğü ve cesedinin parçalandığı ortaya çıkmıştı.

Kaşıkçı’nın öldürüldüğünü haftalarca kabul etmeyen Riyad, uluslararası baskıların ardından Kaşıkçı’nın öldüğünü teyit etmiş ve “gözaltına alınırken yapılan bir hata sonucu” öldüğünü kabul etmişti. Ancak Veliaht Prens’in cinayetin talimatını verdiği yönündeki iddiaları reddetmişti.

AKP Hükumeti de o dönemde Kaşıkçı cinayetini Veliaht Prens karşıtı bir kampanyaya dönüştürmüş ve uluslararası alanda Veliaht Prens’i sıkıştırmaya çalışmıştı. Ancak o dönemki Trump yönetiminin Veliaht Prens ve Suudi Arabistan’la ilişkileri bozmak istememesi nedeniyle AKP hükumetinin bu politikası başarısız oldu.

ABD istihbaratının Kaşıkçı cinayetine ilişkin hazırladığı rapor eski başkan Donald Trump döneminde de tartışılmış, hatta bazı kısımları da basına sızmıştı. Ancak Trump yönetimi Kongre’deki her iki partinin temsilcilerinin ısrarlı taleplerine rağmen raporu kamuoyuna açıklamamıştı.

BİDEN, KRAL SELMAN İLE GÖRÜŞTÜ

Bu arada ABD’nin Kaşıkçı cinayetine ilişkin raporunun açıklanması beklenirken, ABD Başkanı Biden ile Suudi Kralı Selman telefonda görüştü. Biden’in görüşmede “insan hakları ve hukukun üstünlüğünü” dile getirdiği açıklandı.

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, görüşmede Biden’in, hükümetinin “evrensel insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne” verdiği önemi vurguladığı belirtildi. Beyaz Saray’ın açıklamasında, Kaşıkçı cinayetinden söz edilmedi.

Bunun yanı sıra Biden’in, İran yanlısı grupların saldırıları söz konusu olduğunda Suudi Arabistan’ın yanında oldukları güvencesini verdiği ifade edildi.

Suudi resmi haber ajansı SPA ise Kral Selman ile Biden’in görüşmesinde iki ülke arasındaki “ilişkilerin derinliğinin” ele alındığını duyurdu. Görüşmede, İran’ın Ortadoğu’da “istikrara zarar verecek faaliyetleri” ile “terör gruplarına verdiği desteğin” gündeme geldiği kaydedildi.

ABD, YEMEN’DEKİ SAVAŞA DESTEĞİNİ ÇEKTİ

ABD Başkanı Joe Biden, 20 Ocak’ta görevi devralmasının ardından ilk kurum ziyaretini Şubat ayının başında Dışişleri Bakanlığı’na yapmış ve ABD’nin Yemen’deki savaşa desteğini çektiğini açıklamıştı.

Yemen’de 6 yıldır süren savaşta 110 binden fazla kişi öldüğü tahmin ediliyor.

Biden’dan önceki başkanlar Donald Trump ve Barack Obama, Yemen’e karşı Suudi Arabistan önderliğinde koalisyon güçlerinin yürttüğü savaşa destek verdi.

Yemen hükümeti ile Husiler arasında 2014’te başlayan çatışmalar, bir yıl sonra ABD, İngiltere ve Fransa’nın da desteğiyle Suudi Arabistan önderliğinde sekiz Arap ülkesinin de katıldığı koalisyon güçlerinin hava saldırılarıyla yoğunluk kazanmıştı. Ülkede büyük bir yıkım olmuş, açlık baş göstermişti.

Ayrıca Biden, Yemen’de Suudi Arabistan önderliğindeki ittifaka karşı savaşan İran destekli Husiler’i terör örgütü ilan eden kararı da iptal etmişti. Karar, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın görev süresinin bitmesine az bir süre kala alınmıştı.

Tayyip Erdoğan’ın ABD’den beklediği telefon hala gelmedi

Okumaya devam et

Dünya

İltica bilgileri Türkiye’nin eline geçenlerin bazıları Almanya’dan sınır dışı edilmiş olabilir

Der Spiegel, 2019’da Almanya büyükelçilik avukatı Yılmaz S’nin tutuklanmasıyla iltica bilgileri Türk makamların eline geçenler arasında Almanya’dan Türkiye’ye sınır dışı edilenler olabileceğini yazdı. Muhalefet, Federal Hükumet’e sert eleştiri getirdi, ‘koruma statüsü’ çağrısında bulundu.

BOLD – Alman haftalık haber dergisi Der Spiegel’in haberine göre, Türkiye’de Alman Büyükelçiliği için çalışan avukat Yılmaz S’nin 2019 yılında tutuklanmasının, iltica başvurularında tahmin edilenden daha olumsuz sonuçlara yol açtığı ortaya çıktı. Dergi, iddiasını Sol Partinin (Die Linke) hükumete verdiği soru önergesine verilen cevaba dayandırdı.

Türkiye’de aralarında Almanya’nın da aralarında olduğu bazı ülkelerin büyükelçilikleri için çalışan avukatın casusluk iddiasıyla 2019 yılında tutuklanması sonrası çok sayıda kişinin iltica dosyasındaki hassas bilgilerin Türk makamların eline geçtiği tahmin ediliyordu.

SAYI GÜN GEÇTİKÇE ARTIYOR

Federal Hükümet’in Sol Parti’nin soru önergesine verdiği yanıta göre, avukat Yılmaz S’in tutuklanması yoluyla Türk makamların eline geçen iltica dosyası sayısının 900’ü bulduğunu belirtti. Dosyaların aile fertlerini de kapsadığı düşünüldüğünde bu durumdan  bin 400’ten fazla kişinin etkilenmiş olabileceği ifade ediliyor.

Spiegel’in haberine göre, Sol Parti Milletvekili Ulla Jelpke’nin soru önergesine Federal Hükumet’in verdiği yanıt, bu kişilerden Türkiye’ye geri gönderilenler olabileceğini ortaya çıkardı.

DOSYALARIN YARISINDAN FAZLASI HAKKINDA KARAR VERİLMEDİ

Avukatın tutuklanması sonrasında emniyet çevrelerinden söz konusu kişilere koruma statüsü sağlanacağının belirtilmesine rağmen, Spiegel’in edindiği bilgilere göre dosyaların yarısından fazlası hakkında hâlâ karar verilmiş değil.

Federal Hükümet’in verdiği bilgilere göre, şimdiye kadar söz konusu 900 iltica dosyasının 336’sı karara bağlandı. 575 mağdurun 489’una koruma statüsü verilirken, 76 kişinin iltica başvurusu reddedildi, 8 kişinin başvurusu muhtemelen Dublin Prosedürü gereği uygun görülmedi. 2 kişinin başvurusu ise iptal oldu. Yaklaşık 600 başvurunun ise hala karara bağlanmayı beklediği belirtildi.

TÜRKİYE’YE SINIR DIŞI EDİLENLER OLABİLİR

Haberde, Federal Hükumet’in, bilgileri Türkiye’de devletin eline geçmiş olanlar arasında ülkelerine geri gönderilenler olmadığını teyit edemediği kaydedildi.

Sol Parti’nin soru önergesine verilen yanıtta, Federal Hükümet ve eyalet yönetimleri arasındaki yetkinlik paylaşımı nedeniyle, Berlin’in konuya ilişkin malumat veremeyeceği ifade edildi.

Yanıtta, ‘Münferit sınır dışıların planlanması ve uygulanmasının eyaletleri ilgilendirdiği” belirtilerek, bilgileri Türk makamlarının eline geçen ve Almanya’da iltica başvuruları reddedilenlerin akıbetine ilişkin malumatın eyaletlerdeki sorumlu Yabancılar Dairesi’nde olduğu belirtildi. Ayrıca, Federal Hükümet’in sınır dışıların ardından yapılan olası kovuşturmalara ilişkin de elinde bir bilgi bulunmadığı kaydedildi.

SOL PARTİ MİLLETVEKİLİ: SKANDAL

Federal Hükumet’in, iltica başvuruları reddedilenlerin akıbetiyle ilgilenmemesini ‘skandal’ olarak nitelendiren Jelpke, derhal durumun aydınlatılmasını ve bilgileri devletin eline geçenlere koruma statüsü verilmesini talep etti.

ALMAN BÜYÜKELÇİLİĞİ AVUKATI NASIL TUTUKLANDI?

Yılmaz S. iltica başvurusu yapan Türk vatandaşlarına ait gizli bilgileri casusluk amacıyla temin etme suçlamasıyla Ankara’da 17 Eylül 2019 tarihinde gözaltına alınmış ve hemen ardından 23 Eylül’de tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Avukat hakkında geçen yıl Mart ayında görülen ilk duruşmadan tahliye kararı çıkmıştı.

Aralarında Almanya ve Hollanda’nın da bulunduğu yabancı büyükelçilikler için çalışan avukat Yılmaz S., bu ülkelere iltica talebinde bulunan Türk vatandaşlarının ülke makamlarına verdiği bilgilerin doğruluğunu araştırmakla görevliydi.

Alman güvenlik birimleri, Yılmaz S’nin tutuklanmasıyla iltica başvurusunda bulunan Türk vatandaşlarına ait hassas bilgilerin Türk makamlarının eline geçtiği endişesiyle söz konusu kişileri uyarmıştı.

BM: Akdeniz’de hafta sonu yaşanan faciada en az 41 göçmen hayatını kaybetti

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0