Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

En fazla aşı yapılan şehirlerde hasta çok, en az aşı yapılanlarda ise az

Sağlık Bakanlığının aşı verileri ile korona hasta sayıları arasında endişe veren tezatlık ortaya çıktı. Çin aşısının en fazla yapıldığı şehirlerde korona vaka sayıları yüksek, aşının en az yapıldığı şehirlerde ise sayı düşük çıktı.

BOLD ÖZEL – Çin aşısı, beklenen sonucu veremedi. Bold’un Sağlık Bakanlığının verilerinden derlediği bilgilere göre aşının etkinliğiyle ilgili çok çarpıcı veriler göze çarpıyor. Türkiye Aşı Tablosu Haritasına göre nüfusa göre en fazla aşılama Marmara, İç Anadolu, Ege, Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde yapıldı. Yine nüfusa göre en az aşılama Doğu ve Güneydoğu şehirlerinde oldu.

AŞILAMA YOK, HASTA DA YOK

Bakanlığın ‘İllere Göre Haftalık Vaka Sayısı Haritasına göre ise en fazla vatandaşın aşılandığı şehirler koronavirüs hastası bakımından en fazla hastanın bulunduğu en riskli kategoride yer aldı. En az aşılamanın yapıldığı Doğu ve Güneydoğu illerinde ise Kovid-19 hasta sayısı 100 binde 10 kişinin altında kaldı. Sağlık Bakanlığının bu verilerine bakıldığında Çin aşısı olmayan şehirlerde yaşayan vatandaşlar daha az koronavirüse yakalandı.

Sağlık Bakanlığı Aşılama Haritası (28 Şubat 2021)

GİRESUN MARDİN KARŞILAŞTIRMASI

Resmi kayıtlara göre 448 bin 721 nüfuslu Giresun’da 71 bin 189 kişi aşılandı. 15-21 Şubat 2021 tarihleri arasında bu şehirde 100 binde 217 kişi Kovid-19 hastası kayıtlarına geçti. Giresun’un iki katı nüfusa sahip Mardin’de ise durum tam tersi oldu. 814 bin 716 vatandaşın yaşadığı Mardin’de ise 29 bin 654 kişi aşılandı. Bu şehirde 100 binde 12 kişi koronavirüs hastası listesine kaydedildi. Bu örneğe benzer daha birçok şehirde aynı tablo yaşanıyor.

100 bin kişide İllere Göre Haftalık Vaka Sayısı (15-21 Şubat 2021)

KARADENİZ’DEKİ TABLO VAHİM

Karadeniz Bölgesi’nde 723 bin 988 kişi aşılandı. Çin aşısının birinci ve ikinci dozunun yapıldığı Karadeniz’deki bütün iller hastalık sayıları bakımından Türkiye ortalamasının üstünde bulunuyor. Bu bölgedeki bütün şehirler orta ve yüksek riskli iller kategorisinde turuncu ve kırmızı listede yer aldı. Orta ve Doğu Karadeniz illerinde hasta sayısı 100 binde 200 kişi sınırını da geçti. Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki şehirlerin ise hasta sayıları düşük çıktı ve mavi kategoride bulunuyor.

İSTANBUL VE ANKARA

1 milyon 379 bin kişinin aşılandığı Türkiye’nin en kalabalık şehri İstanbul’da 100 binde 68 kişi korona hastası haritasında yer aldı. 724 bin kişinin aşı olduğu Başkent Ankara’da 100 binde 35 kişi virüs taşıyor.

Çin CoronaVac aşısının Türkiye’de yüzde 91, Brezilya’da yüzde 50, Endonezya’da yüzde 65 koruma sağladığı açıklanmıştı.

Türkiye’de 1 Mart’ta 5 şehirde lokanta ve kafeler açılıyor

 

BOLD ÖZEL

İstanbul polisinden 3 çocuğa siyah karbon işkencesi: İşte o evin fotoğrafları

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında bir eve baskın yapan polis, çocuklardan başka kimse olmadığı halde evde arama yaptı. Siyah karbonla parmak izi arayan polis evi tanınamayacak hale getirdi. Önce babayı, daha sonra anneyi gözaltına aldı. Korkudan ağlayan 13, 10 ve 4 yaşındaki üç çocuğun eline de su bardağı tutuşturup onları evde bırakıp gitti.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Olay Kasım 2019’da İstanbul’da meydana geldi. O gün 13, 10  ve 4 yaşındaki üç kardeş evde yalnızdı. Anne ve babalarının diş doktorunda randevusu vardı. Baba sabah saatlerindeki randevusuna yetişmek için erkenden evden ayrıldı. Annenin randevusu ise öğleden sonra 15.00 civarındaydı.

Eşi bir türlü doktordan gelmeyen anne, kendi randevusuna yetişmek üzere yola çıktı. Geri döndüğünde ise evine polisler gelmiş, ayakkabılarla içeri girilmiş, evin her tarafı dağıtılmış ve dolaplardan duvarlara kadar her yer kömür isi gibi siyah bir renge bulanmıştı.

İstanbul Emniyeti’nden gelen sivil polisler, kapatılan okullarda görev yaptıktan sonra haklarında soruşturma başlatılan öğretmen çiftin evinde siyah karbon ile parmak izi aramış, 4-5 saat süren aramada ilaç ve parfüm şişelerinden poşetlere kadar ne buldularsa her şeyi siyaha boyamışlardı. Oysa anne-baba evde yokken bir evin aranması yasal değil.

“ÇOCUKLARIM O ANDAKİ HALLERİ GÖZÜMÜN ÖNÜNDE GİTMİYOR”

Bold Medya’ya konuşan ve adının açıklanmasını istemeyen anne, “Apartmanın önünde kalabalık görünce bir tuhaflık olduğunu anladım zaten. Eve çıktım. Çocuklarımın o andaki halleri gözümün önünden gitmiyor. Çocukları oturtmuşlar koltuğa, hepsi de ağlamış, sakinleşsinler diye ellerine de bir bardak su vermişler. Ağlıyorlar ama öylece duruyorlar. Hiç bana doğru gelmiyorlar. Sonra ben yanlarına gittim, çocuklara sarıldım. Polislerden biri eşimi sabah gözaltına aldıklarını söyledi. Kapıdan çıkarken almışlar, dişçiye hiç gidememiş.” dedi.

“KORKUDAN YANIMA GELEMEDİLER”

Eşinin gözaltına alındığını o zaman öğrendiğini belirten anne, “Önce eşimi emniyete götürmüşler sonra parmak izi araması yapmak üzere evimize gelmişlerdi. Çocuklarım daha sonra bana ‘Anne biz yanına gelmek istedik ama polis amcalar kızar diye gelemedik’ dedi. Büyük kızım ‘Anne o sırada kalbim o kadar hızlı atıyordu ki, kalbimin hareketiyle kucağımdaki kardeşi sanki ileri geri gidiyordu.’ dedi. Evde eşimin dışında 4 kişinin parmak izi bulundu. Benim, bir polisin ve iki KHK’lının. O KHK’lıları tanımıyorum, pazardan, marketten her yerden alışveriş yapıyoruz, poşetlerde böyle parmak izine rastlanıyor.” ifadelerini kullandı.

“20-30 POLİS GELMİŞTİ”

Evlerinde insandan ayak basacak yer kalmadığını belirten anne, 20 ile 30 arasında polisin eve geldiğini, oğlunun sünnet düğününden birikmiş paralarına da el konulduğunu belirtti. Babayı sabah gözaltına alan polis, ev araması bitince anneyi de gözaltına aldı, çocukları evde bırakıp gitti. Vatan Emniyet’te ifadesi alınan anne daha sonra serbest bırakıldı.

“GÖZALTINDA İŞKENCE VAR, ADİL BİR YARGILAMA YOK”

Çocuklarının yaşadığı korkuyu ve travmayı hala daha atlatamadığını vurgulayan anne, “Eşim, hakkında arama olduğunu öğrenince bizim yanımızdan ayrıldı. Başka bir evde yaşamaya başladı. Çünkü Türkiye’de adil bir yargılama yok ve insanlara gözaltında işkence yapılıyor. Ara sıra çocuklarla eşimi kaldığı evde ziyarete gidiyorduk. Baskın yapıldığı gün de yanına gitmiş, bir gece kalmıştık. Ertesi gün de zaten polisler geldi. Ancak o gün ikimizin de doktor randevusu vardı. Normalde yasalara göre anne-baba evde yoksa sadece çocuklar varsa arama yapılmaması lazım. Ama arıyorlar. Çocuklarım çok korkuyor. Ben serbest kaldıktan sonra 4 katlı, 7 daireli apartmanımızdaki kendi evimize döndük.” diye konuştu.

“İKİNCİSİNDE 60 POLİS BİRDEN GELDİ”

Anne ve çocuklarının yaşadıkları baskın bunlarla bitmedi. Ev sahibinin evine ve annenin özel ders vermeye gittiği öğrencisinin evine de operasyon düzenledi. Olaydan bir hafta sonra 4 katlı apartmandaki evlerine de baskın yapıldı. Bu kez 60 kişilik bir ekip gelmişti. Apartmandaki bütün evleri aynı şekilde siyah karbonla aradılar. Evde olan erkekleri ve eşi hapiste olan iki çocuklu bir kadını, anneye yardım ettikleri gerekçesiyle gözaltına aldılar.

En son kapatılan kolejlerden öğretmen olarak çalışan ve 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılan baba, hala Silivri Cezaevinde tutuklu. Anne ise 3 çocuğuyla birlikte aynı evlerinde yaşamaya devam ediyor. Çocuklar ise psikolog desteği alıyor.

 

Aksaray’da 45 eğitim kurumuna “KHK’lı çalışıyor mu?” baskını

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

AYM’den KHK’lılarla ilgili önemli karar: Kamu görevlisi hukuksuz işlemden sorumlu olacak

Anayasa Mahkemesi, 15 Temmuz sonrası hukuka aykırı işlem yapan kamu görevlilerine tazminat ve rücu davaları açılmasını önleyen, kamu görevlilerine koruma sağlayan OHAL Kanunu’nun 37. maddesini iptal etti. Buna göre KHK’lıların çalışma, iş bulma, emeklilik ve sağlık haklarını ellerinden alan kamu görevlileri yaptıkları haksızlıklardan sorumlu olacak, kendilerine dava açılabilecek.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

CHP’li Engin Altay, Özgür Özel, Engin Özkoç ve 132 milletvekilinin, OHAL Kanunu’nun 37. maddesinin iptaliyle ilgili Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru kabul edildi.

Buna göre KHK’lıların çalışma, iş bulma, emeklilik ve sağlık haklarını ellerinden alan kamu görevlilerinin üzerindeki koruma kalkanı kalkmış oldu. Haksızlıklara imza atan kamu görevlileri artık disiplin ve tazminat yönünden sorumlu olacak.

15 Temmuz sonrası, Olağanüstü Hal Dönemi ile ilgili işlem yapacak kamu görevlilerini hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluktan korumak amaçlı pek çok Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarılmıştı.

HALUK SAVAŞ VE GERGERLİOĞLU ÇOK TEPKİ GÖSTERMİŞTİ

2019 yılında 6755 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirlere dair Kanunun 37. maddesine eklenen fıkrada, şöyle deniliyordu:

“Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve bu nedenle kamu görevinden çıkarılmış olan kişilerden, adli veya idari soruşturma veya kovuşturması devam edenlerin sosyal güvenlik haklarına ilişkin başvuruları hakkında 31/10/2019 tarihine kadar karar alan, bu kararları yerine getiren veya işlem yapmayan kamu görevlilerinin bu karar ve fiilleri nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu doğmaz.”

Anayasa Mahkemesi, bu kanun hükmünde geçen “Milli Güvenlik Kurulu” ibaresi ile “hukuki ve mali” ibarelerini iptal etti. Kararın gerekçesini de iki nedene dayandırdı:

1- “Milli Güvenlik Kurulu ibaresi tavsiye niteliğindeki MGK kararına kendiliğinden hukuki bir sonuç bağlamaktadır. Şüphesiz MGK’nın tavsiye niteliğindeki kararlarının yürütme organı tarafından dikkate alınması ve hukuk aleminde hayata geçirilmesi mümkündür. Ancak MGK’nın kararları hakkında başkaca icrai bir karar alınmadan bu kararlara hukuk aleminde sonuçlar bağlanması Anayasa ile bağdaşmamaktadır. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 118. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.

2- “hukuki”, “mali” ibarelerinin Anayasa’nın 129.uncu maddesinde yer alan “rücu” düzenlemesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar vermiştir.”

Kanunun çıkarıldığı dönemde merhum KHK’lı Prof. Dr. Haluk Savaş ve HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu bu kanun teklifine çok büyük tepki göstermişti. Çünkü çıkarılan KHK’lar ile memur ve işçi statüsündeki pek çok KHK’lının çalışma, iş bulma, emeklilik ve sağlık hakları gibi haklarını ellerinden alan kamu görevlilerine koruma sağlanmıştı.

“BM’NİN MART 2021 KARARININ BİR YANSIMASI”

AYM’nin bu kararının ne anlama geldiğini Bold Medya’ya değerlendiren idare ve anayasa hukuku uzmanı KHK’lı Dr. Yaşar Demircioğlu, “Mart 2021 tarihinde Aksiyon İş Sendikası tarafından Birleşmiş Milletler ILO Uluslararası Çalışma Örgütünde açılan dava sonucunda Birleşmiş Milletler, KHK’lılar hakkında KOD 36 uygulaması başta olmak üzere, kıdem tazminatı, emekli ikramiyesi gibi yasal haklarının bir an önce ödenmesi gerektiği konusunda karar vermişti. Bugün yayımlanan AYM kararı, aslında Birleşmiş Milletler ILO tarafından verilen kararın bir yansıması olarak ortaya çıkıyor.” dedi.

“DİSİPLİN VE TAZMİNAT YÖNÜNDEN SORUMLU OLABİLECEKLER”

AYM kararının çok önemli olduğunu ifade eden Demircioğlu, “15 Temmuz sonrası, Olağanüstü Hal Dönemi ile ilgili işlem yapacak kamu görevlilerini hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluktan korumak amaçlı pek çok KHK  çıkarılmıştı ki bu iptal kararı ile, hukuka aykırı olarak işlem yapan kamu görevlilerinin disiplin veya tazminat yönünden sorumlu olabileceklerine yönelik çok önemli bir adım atılmış oldu.” ifadelerini kullandı.

Demircioğlu, “Milli Güvenlik Kurulu” ibaresinin iptaline dair ise “Anayasa Mahkemesi, MGK tarafından yapılan bir terör örgütü tanımı veya irtibat veya iltisak tanımını kabul etmemektedir.” şeklinde yorumladı.

Yaşar Demircioğlu’nun açıklamaları şöyle: “Anayasa mahkemesi 23.09.2021 tarihinde yayımlanan iptal kararıyla 15 Temmuz sonrasında 6755 sayılı OHAL Kanunu’nun 37.maddesine eklenen 3. fıkra ile,

“Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisaki yahut bunlarla irtibatı olan ve bu nedenle kamu görevinden çıkarılmış olan kişilerden, adli veya idari soruşturma veya kovuşturması devam edenlerin sosyal güvenlik haklarına ilişkin başvuruları hakkında 31.10.2019 tarihine kadar karar alan, bu kararları yerine getiren veya işlem yapmayan kamu görevlilerinin bu karar ve fiilleri nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu doğmaz“ hükmündeki “Milli güvenlik Kurulunca” ibaresiyle “hukuki” ve “mali” ibarelerinin iptaline karar verdi.

Kanunun çıkarıldığı dönemde gerek rahmetli Haluk Savaş ve gerekse Ömer Faruk Gergerlioğlu bu kanun teklifine çok büyük tepki göstermişti. Çünkü çıkarılan KHK’lar ile memur ve işçi statüsündeki pek çok KHK’lının çalışma, iş bulma, emeklilik ve sağlık hakları gibi haklarını ellerinden alacak kamu görevlilerine koruma sağlanıyordu.

Bildiğiniz gibi OHAL ilanı ve KHK’ların yayınlanmasıyla 2 Ağustos 2016 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü “FETÖ/PDY Kapsamında Kapatılan İşyerleri” konulu bir genelge yayımladı. Genelgede özel ve kamu tüm kurumlara KHK’larla ihraç edilenlere ilişkin talimatlar yer alıyor. Genelge ile işyerleri kapatılan sigortalının (KHK’yla kapatılan işyerinde sigortası olanlar) işten ayrılış bildirgesinin ünitelerce re’sen düzenleneceği ve işten ayrılış nedeni olarak da “36- OHAL/KHK” kodu kullanılacağı kaydedildi.

Kod 36 OHAL-KHK kodu nedeniyle pek çok KHK’lı, iş bulamıyor, bulsa bile işverenlerin korkusu nedeniyle sigortalı olarak çalıştırılmıyorlardı. KOD 36’nın silinmesi ile ilgili tüm başvuruları da SGK bu zaman kadar reddediyordu veya hiçbir işlem yapmıyordu.

Kapatılan dershaneler, okullar, üniversiteler, medya kuruluşları gibi yerlerde çalışan işçi statüsü taşıyan insanların işsizlik maaşı talepleri, kıdem tazminatı talepleri, bu insanlar takipsizlik ve beraat kararı almış olmalarına rağmen SGK tarafından reddediliyor ve ödenmiyordu. Bu talepler SGK yetkilileri tarafından hukuksuz bir şekilde reddediliyordu. Aynı şekilde memurluk hizmeti KHK’lar nedeniyle sona erdirilen kişilere emekli ikramiyesi ödemesi de yapılmıyordu.

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı ile, daha önce Haluk Savaş ve Ömer Faruk Gergerlioğlu tarafından da dile getirilen hukuksuzluklara imza atan SGK görevlileri ve memurları hakkında idari ve mali sorumluluklarına başvurulamayacağına yönelik ifadeler iptal edildi.

Bu zamana kadar SGK çalışanları, KHK’lılar hakkında KOD 36 başta olmak üzere, kıdem tazminatlarının ödenmemesi, işsizlik maaşlarının ödenmemesi, emekli ikramiyelerinin ödenmemesi gibi pek çok yasa dışı işleme imza atmışlardı. Halen daha bu kanundan güç alan SGK görevlileri, kod 36 uygulaması başta olmak üzere pek çok yasa dışı uygulamayı KHK’lılar hakkında devam ettiriyor.

Bu arada Mart 2021 tarihinde Aksiyon İş Sendikası tarafından Birleşmiş Milletler ILO Uluslararası Çalışma Örgütünde açılan dava sonucunda da Birleşmiş Milletler, KHK’lılar hakkında KOD 36 uygulaması başta olmak üzere, kıdem tazminatı, emekli ikramiyesi gibi yasal haklarının bir an önce ödenmesi gerektiği konusunda karar vermişti. Bugün yayımlanan AYM kararı, aslında Birleşmiş Milletler ILO tarafından verilen kararın bir yansıması olarak ortaya çıkıyor.

“MİLLİ GÜVENLİK KURULU” İBARESİNİN NE ANLAMA GELİYOR?”

Karardaki bir diğer önemli iptal hükmü ise “Milli Güvenlik Kurulunca” ifadesinin iptal edilmiş olması. Bu ifade Gülen Hareketi ile irtibatı veya iltisaki olan insanların yargılanmalarında çok büyük önem taşıyor. Bildiğiniz gibi Venedik Komisyonu, Gülen Hareketi’nin Terör Örgütü olduğuna dair 2017 yılına kadar bir yargı kararı olmadığı gerekçesiyle ile bu tarihten önce bu örgütle irtibat veya iltisaki tespit edilen kişilerin terör örgütü üyeliğiyle suçlanamayacağını belirtmişti.

Hükümet ve yargı organları ise Gülen Hareketi mensupları hakkında 30 Ekim 2014 tarihli MGK bildirisinde Paralel Devlet Yapılanması olarak yer alan ve Milli Güvenlik Siyaset Belgesinde “Legal Görünümlü İllegal Yapılar” başlığı altında “Paralel Devlet Yapılanması” adıyla yer almış ve legal görünümlü “İllegal Hiyerarşik” yapılanma olarak bahsedilen ifadeleri esas alarak terör örgütü ile irtibat ve iltisak belirlemesinde bu tarihe kadar süreleri geriye işletebiliyor. Hatta 2004 tarihli Milli Güvenlik Kurulu kararına atıf yapan ve Gülen Hareketi’nin bir terör örgütü olduğu yönünde 2004 tarihli tespiti esas alan mahkemeler de bulunuyor.

Anayasa Mahkemesi’nin bugünkü kararında, kanun metninde geçen “Milli Güvenlik Kurulunca” ibaresi, tavsiye niteliğinde MGK kararına kendiliğinden hukuki bir sonuç bağlamaktadır. Şüphesiz MGK’nın tavsiye niteliğindeki kararlarının yürütme organı tarafından dikkate alınması ve hukuk aleminde hayata geçirilmesi mümkündür. Ancak MGK kararları hakkında icrai bir karar alınmadan bu kararlara hukuk aleminde sonuçlar bağlanması Anayasa’nın açık lafzı ile bağdaşmamaktadır.” diyor. Böylece Anayasa Mahkemesi, MGK tarafından yapılan bir terör örgütü tanımı veya irtibat veya iltisak tanımını kabul etmemektedir.

“ÇOK ÖNEMLİ BİR KARAR”

15 Temmuz sonrası, Olağanüstü Hal Dönemi ile ilgili işlem yapacak kamu görevlilerini hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluktan korumak amaçlı pek çok KHK  çıkarılmıştı ki bu iptal kararı ile, hukuka aykırı olarak işlem yapan kamu görevlilerinin disiplin veya tazminat yönünden sorumlu olabileceklerine yönelik çok önemli bir adım atılmış oldu.”

Mahkeme kararının tam metni

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Anayasa Mahkemesi: Kaçırılan ve 92 gün işkence gören avukat Mustafa Özben’in yaşam hakkı ihlal edildi

Anayasa Mahkemesi, 2017 yılında kaçırılan ve 92 gün işkence gören Mustafa Özben’in yaşam hakkının ihlal edildiğine hükmetti. AYM, Özben’e 54 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi. Turkey Tribunal’de tanık olarak dinlenen Özben, uğradığı işkenceyi anlatmıştı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Aralarında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi eski yargıçları ile BM eski şeflerinin de bulunduğu sivil mahkeme Turkey Tribunal‘in Cenevre’de üç gündür devam eden oturumuna dün katılan  KHK’lı akademisyen ve avukat Mustafa Özben hakkında Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) hak ihlali karar verdiği ortaya çıktı.

Yüksek Mahkeme, 24 Şubat 2021’de verdiği kararda Özben’in yaşam hakkının, 2 karşı oya rağmen ihlal edildiğine hükmetti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının tekrar soruşturma yapmasını isteyen AYM, Özben’e 54 bin TL ödenmesine de karar verdi.

“HERKES YAŞAM HAKKINA SAHİPTİR”

Kararda, “Herkes, yaşama… hakkına sahiptir. Devletin temel amaç ve görevleri kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır… Yakınlarının siyasi gerekçelerle kaçırılması, bulunması hususunda kamu makamlarının gerekli tedbirleri ivedilikle almaması ve konuyla ilgili olarak etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği ileri sürülerek yapılan başvuruda, mahkememiz çoğunluğunca, başvurucuların yakınının bulunması için gerekli adımların tam olarak atılmadığı, olayı aydınlatabilecek tüm delillerin toplanmasında eksiklikler bulunduğu ve başvuruya konu soruşturmanın gerekli özenden yoksun olduğu sonucuna varılarak başvurucuların yakınının Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.” denildi.

NASIL KAÇIRILDI?

Mustafa Özben’e ait araç 24 Mayıs 2017 tarihinde Güventepe Mahallesi Kıvanç Sokak üzerindeki bir binanın önünde park hâlinde bulunmuştu.

Kapatılan Turgut Özal Üniversitesi’nde öğretim görevli olarak çalışan Mustafa Özben 15 Temmuz’dan sonra avukatlık yapmaya başladı. Hakan Fidan’ın başında olduğu Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından Siyah Transporter ile 9 Mayıs 2017’de kaçırıldı. Mustafa Özben, 06 GBL 51 marka gri Honda arabasına binmek üzereyken Ankara Yenimahalle’de Siyah Transporter ile kaçırıldı.

Mustafa Özben o gün kızını okula bırakmak için 12.30’da dışarı çıkmıştı. Bankadan para çekecek, eşinin istediği mutfak aletini alıp 30 dakikada geri dönecekti. İşlerini hallettikten sonra 06 GBL 56 marka gri Honda arabasına üzereyken etrafı 4-5 kişi tarafından sarıldı ve hızlıca Transporter’a atıldı.

KHK’lı akademisyen Mustafa Özben, kaçırıldıktan 92 gün sonra 8 Ağustos 2017’de Yenimahalle’de Karşıyaka Mezarlığı’na yakın bir yerde ortaya çıktı. Kaçırıldığında 80 kilo olan Özben, üç ay boyunca gördüğü işkenceler nedeniyle 20 kilo kaybetti. Emine Özben Twitter hesabından sesini duyurarak 3 ay eşini aradı.

Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na yaptığı kayıp başvurusu “Mustafa Özben’e karşı cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun işlenmediği gerekçesiyle 23 Mart 2018 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına” karar verilerek kapatıldı.

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında hakkında yakalama kararı bulunan Mustafa Özben, kaçırılıp işkence gördüğü için Ekim 2017’de Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldı.

CİNSEL İŞKENCEYLE, EŞİ VE ÇOCUKLARIYLA TEHDİT EDİLDİ

Özben dün Cenevre’de katıldığı sivil mahkeme Turkey Tribunal‘de gördüğü işkenceleri şöyle anlatmıştı:

“İşkence yapılan üç sorgu odası vardı. Biri tamamen siyah renge diğer tamamen beyaz renge boyanmıştı. Gözümü açtıklarında etrafa bakmaya çalıştım. Soru odasının birinde bir kürsü vardı, bir masa vardı, arkasında Mustafa Kemal Atatürk’ün bir fotoğrafı vardı. Köşede Türk bayrağı vardı. Sanki mahkeme kürsüsü gibi bir yerdi. Sorgulandığım hücrenin içerisinde insanları yukarıya duvara kelepçelemek için 2 halka vardı. Sopalar, kanlar gördüm.

Anlatmaktan hicap ettiğim ama bir borç bildiğim işkence metotlarını anlatmak istiyorum: Sürekli elektroşok verdiler, kaba dayak attılar, bir seks aletini getirdiler. Beni eğip ‘Şimdi bunu sana sokacağız. Konuş bakalım, anlat bakalım’ dediler. Benim hassas olabileceğim her şeyi denediler. Eşini de çocuklarını buraya getireceğiz, çocukların camın arkasından seyredecekler dediler, yumruklama sırasında dişim kırıldı. Aklımı oynatmama, delirmem çalışıyorlar. Hafızamı kaybetmemek için bir peçeteyi saklayarak günleri yazdım.

Kendime göre günü ve saati tahmin edebileceğim şeyleri önüme koydum. 15 Temmuz 2017 günü, darbe girişimin yıldönümünde 24 saat marş, müzik gibi şeyler dinlettiler. Aklımı oynatayım diye radyo frekansı gibi bir sese maruz bıraktılar. Beni bırakacakları gün saat 5’te her şeyimi geri verdiler.”

AYM’DEN BİR YIL İÇİNDE ÜÇ İŞKENCE KARARI

Anayasa Mahkemesi, Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 2016’da tutuklanıp işkence gören üç kişinin bireysel başvurularını 2021 yılının başından itibaren karara bağladı. Yüksek Mahkeme’den önce KHK’lı akademisyen ve avukat Mustafa Özben ile ilgili karar çıktı.

Özben’in 7 Temmuz 2017’de yaptığı başvuru 24 Şubat 2021’de karara bağlandı. Antalya Emniyetinde işkence gören coğrafya öğretmeni Eyüp Birinci‘nin başvurusunu 18 Mayıs 2021’de, Afyon Emniyetinde işkence gören Türkçe öğretmeni Ahmet Aşık‘ın 12 Haziran 2017’deki bireysel başvurusunu 26 Mayıs 2021’de karara bağladı.

MİT’in kaçırdığı avukat Mustafa Özben: Elektroşok verdiler, dayak attılar ve seks aletiyle tehdit ettiler

Oruçluyken copla işkence gören KHK’lı öğretmen Eyüp Birinci için AYM’den hak ihlali kararı

Okumaya devam et

Popular

Shares