Bizimle iletişime geçiniz

Politika

‘Talimat almışlar HDP’yi kapatacaklar’

Türkiye’nin 3. büyük partisi HDP kapatılmanın eşiğine geldi. Yüzde 11 oranında oy alarak Meclis’e 3. büyük parti olarak giren HDP kapatılırsa son 30 yılda kapatılan HEP, DEP, HADEP ve DTP’den sonra 5. Kürt partisi olacak.

BOLD – HDP Genel Başkan Yardımcısı Garo Paylan KRT televizyonunda yaptığı konuşmada HDP’ye kapatma davası için hazırlıklar yapıldığını söyleyerek, “Talimat almışlar. HDP’yi kapatmakla tüm sorunlarını çözmek istiyorlar HDP’nin kapatılması Erdoğan ve Bahçeli’nin siyasi hesapları için doğru olabilir ama Türkiye için bir kayıptır” dedi.

MHP Lideri Devlet Bahçeli bir süredir HDP’nin kapatılması için çağrı yapıyordu. Kapatma davası tartışması kısa süre önce AKP ile MHP arasında gerginliğe de neden oldu. Gara olayının ardından kapatma davası yeniden gündeme geldi.

Kürt partileri içerisinde barajı geçen ilk ve tek parti olan HDP yüzde 11’in üzerinde aldığı oy oranıyla Türkiye’nin 3. büyük partisi konumunda. Eğer HDP kapatılırsa 30 yılda kapatılan 5. Kürt partisi olacak.

MECLİSE GİREN İLK KÜRT PARTİSİ

Sosyaldemokrat Halkçı Parti’den (SHP) istifa eden 10 milletvekili tarafından 1990 yılında kurulan, Halkın Emek Partisi (HEP) Meclis’e giren ilk Kürt partisi oldu.

Partinin Diyarbakır il başkanı Vedat Aydın ve Gaziantep il başkanı Abdulsamet Sakık faili meçhul cinayete kurban gitti. O dönemde Kürt siyasetçilere yönelik faili meçhul cinayetlerin HEP’in faaliyet alanını kısıtlama amacıyla derin devlet tarafından işlendiği iddia edildi.

1991 Genel Seçimlerinde SHP listelerinden seçime giren HEP 21 milletvekili çıkardı. Mart 1992’de, önce TBMM’nin açılışında yaşanan Kürtçe yemin krizi, ardından da 1992 Nevruzu’nda yaşananların ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozma amacını taşımak” ve “yasaya aykırı siyasi faaliyetlerin mihrakı olmak” iddiasıyla HEP’in kapatılması istendi. Parti Anayasa Mahkemesi 11 üyenin oybirliği ile 14 Temmuz 1993’te kapatıldı.

HEP’LİLER DEP’E GEÇTİ

Partinin kapanması üzerine HEP’li milletvekilleri, HEP’in kapatılması ihtimaline karşı kurulan Kürt siyasi hareketine bağlı Demokrasi Partisi’ne (DEP) geçti. 3 Mart 1994’te DEP’li milletvekillerinin de dokunulmazlığı kaldırıldı ve 17 Mart 1994’te tutuklanarak cezaevine konuldu.

DEP, 16 Haziran 1994 tarihinde aynı gerekçe ile AYM tarafından kapatıldı. Partide faaliyette bulunmuş olan kişiler 11 Mayıs 1994’te kurulmuş olan Halkın Demokrasi Partisi’ne (HADEP) geçti.

HALKIN DEMOKRASİ PARTİSİ

11 Mayıs 1994 yılında Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) kuruldu. 1995-1999 yıllarındaki genel seçimlerde yüzde 4-5 oranında oy alan HADEP Meclis’e giremedi ama 1999 Yerel Seçimlerinde 37 belediye başkanlığı kazandı

13 Mart 2003 tarihinde ‘yasa dışı faaliyetlerin merkezi’ olduğu gerekçesi ile AYM tarafından kapatıldı. Genel Başkanı Murat Bozlak da dahil 46 HADEP’liye de beş yıl siyaset yasağı getirildi.

DEMOKRATİK TOPLUM HAREKETİ SÜRECİ

İlk kez 2002 Genel Seçimlerine katılan Demokratik Halk Partisi (DEHAP), yüzde 6,2 oranında oy alarak Meclis’e giremedi. Aysel Tuğluk’un Genel Sekreterlik görevin yürüttüğü DEHAP, Demokratik Toplum Parisi’nin (DTP) kurulması sürecinde kendisini feshederek Demokratik Toplum Hareketi’ne katıldı.

21 VEKİLLE MECLİSE GİREN DTP DE KAPATILDI

Türkiye’de ilk defa eş başkanlık sistemini uygulayan DTP’nin Eş Genel Başkanlığına Aysel Tuğluk ile Ahmet Türk seçildi. 2007 Genel Seçimlerinde yüzde 10’luk seçim barajını aşamama kaygısıyla adaylar seçime bağımsız olarak katıldı. O yıl Meclis’e DTP’li 21 milletvekili girdi.

Partinin PKK ile bağlantısı olduğu iddialarına DTP’nin eski Eş Başkanı Emine Ayna: Biz PKK’yı desteklemiyoruz ama terör örgütü olarak da görmüyoruz. Her ikisi de Kürt sorununun barışcıl yollardan çözümlenmesinden yana olup, demokratik bir Türkiye Devletinden yanadır. Bizi PKK ile birleştiren sadece budur. Bizi ayıran nokta ise PKK’nin silahlı mücadele etmesi, bizim ise barıştan yana olmamızdır. PKK, ancak diyalog yoluyla bitirilir” diyerek cevap verdi.

AYM, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın 16 Kasım 2007 tarihinde açtığı kapatma davasını 2009 yılında karara bağlayarak partiyi, PKK’yı desteklediği gerekçesiyle kapattı.

Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’un milletvekillikleri düşürülürken, Ahmet Türk Meclis’ten çekilerek sine-i millete döneceklerini söyledi.

DTP’li milletvekilleri daha sonra 2008 yılında kurulan Barış ve Demokrasi Partisine (BDP)geçti. BDP’li milletvekilleri Haziran 2014’te, bugün hala siyasi faaliyetlerini sürdüren Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) katıldı.

Türkiye’nin koronavirüs skandalları

 

Politika

Aileler yine iktidarın hedefinde

Ailesinin siyasi rakipleri tarafından hedef alındığından şikayet eden Erdoğan’ın, kendisi, partisi, ortağı ve trollerinin siyasilere, aileleri üzerinden saldırıları rutin haline geldi.

BOLD – Geçen Şubat ayında Erdoğan, CHP’nin ailesi üzerinden siyaset yaptığını söyleyerek serzenişte bulundu. Erdoğan siyasi rakiplerini suçlasa da kendisi, partisi ve ortağı ve trolleri basın ve sosyal medya üzerinden siyasilerin ailelerini uzun süredir hedef alıyor.

ABD’li düşence kuruluşu Brooklin Enstitüsü’nin geçen Şubat ayında yayınlanan raporu sonrası MHP Lideri Devlet Bahçeli, raporda katkısı olduğunu ima ederek eski Hazine Müsteşarı CHP Sözcüsü Faik Öztrak’ı şu sözlerle hedef aldı: “Yazılan karanlık senaryonun iç yüzü aydınlanmaya başlamıştır. (Kemal) Derviş’in yeni bir fitne düzeneğinin asal unsurlarından birisi olduğu vehim değil, vaki bir gerçektir. CHP’de iki Kemal vardır. Acaba diyorum, mesela Faik Öztrak, hangi Kemal’i lideri olarak kabullenmektedir? ABD’deki Kemal’in CHP’deki ajanı ve taşeronu Öztrak mıdır?”

Son günlerde bilbordları süsleyen ‘128 milyar dolar nerede’ sorusu AKP’nin canını oldukça sıkıyor. Bu soruyu gündeme getiren ve gündemde tutan parti de CHP. CHP’li Faik Öztrak eski Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın da 128 milyar doların akıbetini araştırdığı için görevden alındığının kesinleştiğini söyledi. Bu yüzden parti sözcüsü Öztrak bir kez daha hedefte.

AİLELER HEDEFTE

Öztrak’ın İçişleri Bakanı dedesi ve Gümrük Bakanı babası üzerinden ailesi, sosyal medyada AKP’li hesapların saldırısı altında. AKP’liler paylaşımlarında Öztrak ailesini Dersim katliamı, Deniz Geçmiş ve arkadaşlarının idamından da sorumlu tutuluyor.

AKP ve ortağı MHP aile üzerinden siyaset yapmayı uzun süreden beri deniyor. Son olarak Montrö ve cübbeli amiral tartışmaları konusunda bildiri yayınlayan amirallerin aileleri de Erdoğan’ın talimatıyla hedef oldu. CHP bağlantılarının ortaya çıkarma adına amirallerin akrabaları Hürriyet gazetesi aracılığıyla ifşa edildi.

Türkiye’nin son yıllarına damga vuran iki kadın siyasetçi İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da aileleri üzerinden hedef alınmıştı.

Eski eş kurbanı Ayşe Tuba Arslan’ın son şikayet dilekçesini Nükhet Duru okudu

Okumaya devam et

Politika

Ticaret Bakanlığına 9 milyon TL’lik dezenfektan satan Bakan Ruhsar Pekcan’a istifa çağrısı

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ve eşi Hasan Pekcan’a ait şirketin Ticaret Bakanlığına 9 milyon TL’lik dezenfektan sattığına dair faturalar ortaya çıktı. Bakan Pekcan iddiayla ilgili sessiz kalırken CHP’li Ali Öztunç, Bakan Pekcan’ı istifaya çağırdı.

BOLD – CHP’li Ali Öztunç, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın kendi şirketinden kendi bakanlığına 9 milyon TL’lik dezenfektan sattığının ortaya çıktığını belirterek istifa çağrısında bulundu.

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ve eşi Hasan Pekcan’a ait Nanoksia Biyoteknoloji ve Karon Mühendislik firmalarının bakanlık bünyesindeki kurumlara 9 milyon TL değerinde dezenfektan sattığı ileri sürüldü. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, “AK Parti yeni bir skandala daha imza attı. Her gün AK Partililerle ilgili yeni yeni skandallar ortaya çıkıyor. Bu defa ise Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın kendi şirketinden kendi bakanlığına 9 milyon TL’lik dezenfektan sattığı ortaya çıktı” ifadelerini kullandı.

Öztunç, “Yani Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, eşiyle birlikte ortak olduğu şirketten kendi bakanlığına 9 milyon TL’lik dezenfektan satmış. Sanki piyasada bu ürünü başka üreten kimse yokmuş gibi kendi firmasından kendi bakanlığı bu malları satın alıyor. Gerçekten inanılır gibi değil, tam bir skandal. Turizm Bakanı, turizm arazilerini kendi özel şirketine devrediyor. Ticaret Bakanı ise kendi özel şirketinden kendi bakanlığına malzeme satıyor. Bu inanılır gibi değil” dedi.

İSTİFA ETMESİ GEREKİYOR

CHP’li Öztunç, şunları söyledi: “Yıllar önce Devlet Bakanı Güler İleri, babasının cenazesinin ilanına ilişkin bakanlık bütçesinden ödeme yapıldığı için bakanlıktan istifa etmişti. Şimdi Ruhsar Pekcan’dan istifayı bekliyoruz. Kendi şirketinden kendi bakanlığına 9 milyonluk mal satılıyorsa hemen istifa etmesi gerekiyor. Tıpkı eski Devlet Bakanı Güler İleri gibi davranması gerekiyor.”

Erdoğan 5 bin ton altının peşinde

Okumaya devam et

Politika

Anormalleşme süreci: 44 günde koronavirüsten 6.165 ölüm!

Türkiye’de 1 Mart’tan 14 Nisan’a kadar geçen 44 günde 6 bin 165 kişi koronavirüsten öldü. 1 Mart’ta 69 olan günlük ölüm sayısı 14 Nisan’da yüzde 404 artışla 279’a ulaştı.

BOLD – Pandemi karşısında ekonomik tedbirleri alacak gücü olmayan Saray yönetiminin tedbirleri zamanından önce gevşetmesinin faturası ağır oldu. Cumhuriyet’ten Erdem Sevgi’nin haberine göre CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, Türkiye’de mart ayında uygulanan normalleşme sürecinin faturasının ağır olduğunu söyledi. İlgezdi, şunları dile getirdi:

  • Defalarca açıkladık. Bir an önce ekonomik ve sosyal koşulları sağlanmış, gelir güvenceli 28 günlük tam kapanma çağrısı yaptık.
  • Kapanma için gereken kaynağı da hesaplayıp açıkladık. MB’nin kaybolan 128 milyar dolarının 7’de 1’i ile bu kapanmanın finansmanı sağlanabilecekti.
  • 1 Mart’tan 14 Nisan’a kadar olan 44 günde toplam 6 bin 165 vatandaş koronavirüs nedeniyle yaşamını yitirdi.
  • 1 Mart’ta 69 günlük vefat sayısı 14 Nisan’da yüzde 404 artışla 279’a ulaştı. Yoğun bakımlarda boş yatak kalmadı.
  • 1 Mart’ta yüzde 7.57 olan test-pozitif vaka oranı 14 Nisan itibarıyla yüzde 20’ye çıktı.
  • İktidarın, tedbirleri kademeli olarak gevşettiği ve “yerinden önlem” olarak adlandırılan döneme geçtiği 1 Mart’ta, günlük 645 hasta sayısı 14 Nisan’da yüzde 434 artarak 2 bin 802’ye ulaştı.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0