Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Suudi Arabistan bombaların parasını Türkiye’ye vermiyor

Türkiye ile Suudi Arabistan arasında gerilim giderek artıyor. Türk mallarına ambargo uygulayan Suudi Arabistan, son olarak da Türkiye’den aldığı uçak bombalarının parasını vermiyor.

BOLD – Suudi Arabistan Kralı Selman’a devlet nişanı veren ve önceki kralın ölümü nedeniyle üç günlük yas ilan eden AKP Hükumeti ile Suudi Arabistan arasında yaşanan gerilim giderek artıyor. Ambargo uyguladığı Türk mallarını geri göndermeye başlayan Suudi Arabistan şimdi de Türkiye’ye olan borçlarını ödemiyor.

TÜRKİYE ALACAĞINI ARABİSTAN’DAN İSTEMEDİ

Cumhuriyet’ten Nurcan Gökdemir’in haberine göre Türkiye’nin Suudi Arabistan’la her alanda yaşadığı sorun büyüyor. Türkiye’nin, iki ülke arasında sıcak dostluğun bulunduğu dönemde yapılan bir silah alışverişinden doğan 66,2 milyon dolarlık alacağını tahsil edemediği ortaya çıktı. Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumunun (MKE) 2019 yılı denetim raporunda Suudi Arabistan’a yapılan bir silah ihracatından kaynaklanan milyon dolarlık alacakla ilgili tespite yer verildi. Raporda, teslimat yapıldığı halde alıcının borcunu ödememesine ilişkin herhangi bir yaptırımın yer almaması eleştirildi.

BOMBA SEVKİYATI GEÇEN YILA KADAR SÜRDÜ

Raporda yer alan bilgilere göre, Suudi Arabistan Kraliyet Hava Kuvvetleri (RSAF) ile MKE arasında 2016 ve 2017 yıllarında 3 tip uçak bombası ihracatını kapsayan 36,3 milyon dolar, 51,2 milyon dolar ve 32,8 milyon dolar olmak üzere toplam 120,3 milyon dolarlık satış sözleşmesi imzalandı. Sözleşmeler kapsamında Nisan 2020 itibarıyla toplam 10 ayrı sevkiyat yapıldı. Bu sevkiyatlar karşılığı avans ödemeleri dahil olmak üzere 48,1 milyon dolar tahsilat yapıldı ancak ödenmesi gereken 66,2 milyon dolar tahsil edilemedi.

SÖZLEŞMEDE SUUDİLERE CEZA YOK

Sözleşmelerin “Ödemeler” kısmında “İki sözleşme için yüzde 30, bir sözleşme için ise yüzde 40 oranında avans ödemesinin, sözleşmenin imzalanmasından 30 gün içerisinde fatura ve ihracat lisansı belgelerinin RSAF Proje Direktörlüğüne teslim edilmesiyle yapılacağı, her parti sevkiyatın bedelinin ise yine RSAF Proje Direktörlüğünün ilgili dokümanları teslim almasıyla birlikte üç hafta içinde ödeneceği” ifade edildi. Raporda, ceza hükümlerinin sadece MKE aleyhine düzenlendiği, MKE’nin alacağını tahsil edememesi durumunda sözleşmede herhangi bir tedbir öngörülmediği vurgulandı.

MKE’NİN 797 MİLYON LİRALIK ALACAĞI VAR

MKE’nin ticari alacakları 2020 yılında 2019’a göre yüzde 51,4 oranında artışla 797 milyon 417 bin TL oldu. Alacakların 213 milyon 569 bin TL’si resmi dairelerden, 3 milyon 97 bin TL’si KİT’lerden, 66 milyon 859 bin TL’si gerçek ve tüzel kişilerden, 511 milyon 573 bin TL’si de yurtdışı alacaklardan kaynaklandı. Yurtdışından alacaklar da önceki döneme göre yüzde 36,8 oranında arttı. Bunun 461 milyon 709 bin TL’si Suudi Arabistan’a, 49 milyon 864 bin TL’si de diğer ülkelere yapılan ürün ihracatından kaynaklandı.

Dertli vatandaşın soruşturma korkusu: Ben bunları söylüyorum ama…

Gündem

Ankesörlü arama bahanesiyle TSK lağvediliyor

Gazeteci Adem Yavuz Arslan, Cemaat soruşturmalarında TSK mensuplarının yargılanmasına dayanak yapılan ‘ankesörlü arama’ gerekçesiyle ordunun tasviye edildiğini söyledi. Arslan, ankesörlü listelerinden AKP’ye yakın isimlerinse silindiğini anlattı.

BOLD – Cemaat soruşturmalarında ‘Ankesörlü Arama’ gerekçesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) binlerce mensubu açığa alındı, ihraç edildi, gözaltına alınıp tutuklandı.

Gazeteci Adem Yavuz Arslan, ‘ankesörlü arama’ iddiasını araştırdı. Arslan son videosunda İddia neye dayanıyor? İddianamelerde neler var ve ne kadar hukuki? sorularına yanıt veriyor.

Arslan, ankesörlü telefon listelerinden iktidara yakın olanların ayıklandığını, bazı sanıklarında kışladan arandığı sabit olduğu halde nasıl tutuklandığı anlattı.

Aşılanmak isteyen vatandaş turist peşinde: Aşılayın dedik aşağılayın demedik!

Okumaya devam et

Gündem

İtikaftaki Alparslan Kuytul’a şok suçlama: Cami işgali talimatını siz mi verdiniz?

Adana’da gözaltına alınan Furkan Vakfı eski başkanı Alparslan Kuytul’a polisin “Cami işgali talimatını siz mi verdiniz? Halk sağlığını neden tehlikeye düşürdünüz” sorularını yöneltti. Kuytul ise sorulara, “Camiler Allah’ın evidir, işgal edilemez. Talimatı veren bizzat Peygamber Efendimizdir. Halk sağlığını tehlikeye düşüren Cumhurbaşkanı ve siyasilerin yaptığı kongrelerdir” cevabı verdi.

BOLD – Adana’da 3 Mayıs gecesi yanındaki bir grup Furkan Vakfı mensubu ile sokağa çıkma kısıtlamasını ihlal ederek 22 camide itikaf ibadeti için toplanmaya çalıştığı suçlamasıyla gözaltına alınan Furkan Vakfı eski başkanı Alparslan Kuytul’un gözaltı süresi uzatıldı.

Gaziantep’te camide itikafa giren Furkan Vakfı mensupları camide biber gazı sıkılarak gözaltına alınmıştı. Camiye postallarla girilmesi ve yapılan müdahale sonrası Gaziantep Emniyet Müdürü Cengiz Zeybek emekliye ayrılmak zorunda kaldı.

Furkan Haber sitesi, Adana’da gözaltında bulunan Kuytul’un emniyette verdiği ifadeyi yayınladı. Polisin, Kuytul’a “Neden itikafa evinizden uzak farklı bir semtte girdiniz, ilimizde tam kapanma tedbirleri uygulanmasına rağmen ‘İtikaf’ adı altında ‘Cami işgalini’ siz mi planladınız?” sorularını yönelttiği kaydedildi.

Kuytul ise bu soruya şöyle cevap verdi: , “İşgal eden şerefsizdir. İşgal yapmadığımız halde bize; ‘İşgal yapmışsınız’ diyen de şerefsizdir! Camiler Allah’ın evidir, işgal edilemez! İtikaf ibadeti ne zamandan beri işgal kabul ediliyor? Eğer işgalse, Diyanet İşleri Başkanı neden; ‘Camilerde itikaf yapabilirsiniz’ diye açıklama yaptı? Bizim arkadaşlarımız müftülüğe gitti, ‘itikaf yasak’ diye bir şey denmedi. ‘İtikaf yapılacak’ dendi, sonrasında da yapılmayacağı ile ilgili bir açıklama gelmedi. İtikaf konusunda hutbeler verilir, insanlar teşvik edilir, hükümetin kanallarında da bununla ilgili programlar yapılmıştır.”

Kuytul’a yöneltilen bazı sorular ve yanıtları şöyle:

Soru: Tam kapanma kararlarını, ‘İktidarın diktatörlüğü ve ibadetlerin engellenmesi’ olarak değerlendirip dini duyguları istismar çabası içinde olduğunuz görülmektedir, bu durumu açıklar mısınız?

Kuytul: Ben Gaziantep’te camide itikaftaki insanlara yapılanları zulüm olarak gördüğümü söyledim, bununla ilgili birçok gazetecinin, siyasinin de benim gibi beyanatı var, hatta Antep Emniyet Müdürü görevden alındı. Tam kapanma diye bir şey söz konusu değil, çalışma hayatının yüzde 70’i aktif, böyle bir genelge söz konusu değildir, ayrıca camilere gitmek serbest. Ben ‘İbadetlerin yasaklanmaya çalışıldığı’ şeklinde bir algı oluşturmaya çalışmadım, tam aksine camiler açık ve itikaf serbest olduğu halde neden yasaklanıyor, bununla ilgili konuştum. ‘Dini duyguları istismar çabası’ diye sorularak bana hakaret ediliyor, ben ömrümü İslam hizmetine adadım. Bazı güçler kendilerine muhalif olanları ‘Dini istismar ediyorsunuz’ diyerek susturmaya çalışıyor.

Soru: İtikaf ibadeti, adı altında gerçekleştirilen ‘Cami işgali’ eylemlerinin talimatını siz mi verdiniz?

Kuytul: Talimatı veren bizzat Peygamber Efendimizdir. Diyanet de bunun sünnet olduğunu kabul eder ve her sene camileri buna hazırlar, dolayısıyla benim talimatıma gerek yok, herkesin bildiği bir konudur. İtikafa giren herkes kocaman insan, kimse benim memurum değil, benden maaş alıyor değiller, yapmadıklarında benden ceza alıyor da değiller. Onlar emri bizzat Allah’tan, Peygamberinden alıyorlar, ben dinde olmayan bir şey mi söylüyorum ki, itikaf talimatını benden almış olsunlar?

EMNİYETİN YAPTIĞI İTAATSİZLİKTİR

Soru: İtikaf ibadeti, adı altında kitleleri ‘Sivil itaatsizliğe’ yönlendirmekteki amacınız nedir?

Kuytul: Ben insanları itikafa teşvik ettim, bunun sivil itaatsizlikle zerre kadar alakası yoktur. Camiler açık ve itikaf serbest olduğuna göre, itikafa engel olmak emirlere itaatsizliktir! Yani benim değil, emniyetin yaptığı sivil itaatsizliktir. Sivil itaatsizlik yapmak isteyen insanlar meydanlarda yapar ve bunun bir sivil itaatsizlik olduğunu belirtir. İtikaf camide, dört duvarın arasına kapanarak yapılır, bunun sivil itaatsizlikle alakası ne? Kanunda ‘Sivil itaatsizlik’ diye bir kavram yoktur, kanunsuz da suç olmayacağına göre, böyle bir ithamda bulunulamaz!

CAMİ BASKINLARIYLA HÜKUMET ZOR DURUMA DÜŞÜRÜLMÜŞTÜR

Soru: Mevcut hükümetin ‘Ramazan ayının sönük geçmesine vesile olduğu’ suçlamasında bulunarak halkı, kin ve düşmanlığa sevk etmenizdeki amaç nedir?

Kuytul: Ben hükümeti değil, din düşmanı derin komiteyi suçladım, hükümetin onların yaptıklarına karşı durması gerekirdi, durmadı, benim eleştirim bunadır. Halkla hükümeti karşı karşıya getirmek gibi bir derdim yok, aksine cami baskınlarıyla hükümet zor duruma düşürülmüştür, ben bunlardan Cumhurbaşkanının da rahatsız olduğu kanaatindeyim, o yüzden Antep Emniyet Müdürünü görevden almıştır. Benim yaptığım konuşmalarla değil, emniyetin yaptığı yanlış davranışlarla insanlar bu hükümetten nefret eder, ben bu konuşmamla hükümeti ikaz ettim.

NEDEN İTİKAFA EVİNİZDEN UZAK BİR SEMTTE GİRDİNİZ?

Soru: Neden itikafa evinizden uzak farklı bir semtte girdiniz, ilimizde tam kapanma tedbirleri uygulanmasına rağmen ‘İtikaf’ adı altında ‘Cami işgalini’ siz mi planladınız?

Kuytul: Evimin oradaki cami itikafa uygun değildi, ben Furkan Nesli Dergisi’nin başyazarıyım, benim için sokağa çıkma yasağı yok, dergi yazarları ve çalışanları yasaktan muaftır. Ben de, arkadaşlarımın bulunduğu camide itikafa girmek istediğim için oraya gittim. Talimat vermediğimi daha önce de söyledim, talimatı 1400 sene önce efendimiz vermiştir, benim vermeme gerek yok. İtikaf yasaklı bir eylem değil, sünnet olan bir ibadettir.

CAMİ İMAMLARININ İKAZINI NEDEN YOK SAYDINIZ?

Soru: Cami imamlarının, ‘Tam kapanma’ nedeniyle ‘Camilerde itikafın yasak’ olduğunu belirtmesine rağmen, ikazları yok sayıp ‘Camileri işgale’ devam ederek ‘Sivil itaatsizliği’ sürdürmüşsünüz, bu eylemi niçin gerçekleştirdiniz?

Kuytul: Cami görevlileri böyle bir şey söylemedi, müftülüğe başvurun dedi, müftülük evrak almadı ama yasak da demedi. Biz imamların mı sözünü dinleyeceğiz, müftülerin-diyanetin açıklamasına mı bakacağız?

HALK SAĞLIĞINI TEHLİKEYE DÜŞÜREN CUMHURBAŞKANI VE KONGRELERDİR

Soru: Halk sağlığını tehlikeye düşürmenizle ilgili ifadeniz nedir?

Kuytul: Halk sağlığını tehlikeye düşüren Cumhurbaşkanı ve siyasilerin yaptığı kongrelerdir. Antalya’da müzikli programlar yapılıyor, çarşı pazarda insanlar üst üste, Adana Demirspor maçı üst üste, halk sağlığını tehlikeye düşürenler bunlardır. Benim bulunduğum cami kocaman, ben üst katta tek başımayım, itikaf insanı izole eder. Diyanet, halk sağlığını tehlikeye düşüyorsa neden itikafı yasaklamadı? Halkın sağlığını bizzat emniyet tehlikeye attı, 400 tane insanı üst üste nezaret doldurdu. Halkın sağlığını tehlikeye atmak budur.

Milli Eğitim’in ‘Hayalindeki Çin’

Okumaya devam et

Gündem

Sabah yazarı Barlas: Türkiye’yi yönetmek güçleşiyor

Sıkı bir Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan destekçisi olan Sabah gazetesi yazarı Mehmet Barlas, İçişleri Bakanlığı genelgeleriyle Türkiye’nin yönetilmesine tepki gösterdi. Barlas, “Türkiye’yi yönetmek güçleşiyor.” dedi.

BOLD – ‘Artık markete pazara İçişleri Bakanlığı yön veriyor’ başlıklı yazısında Barlas, “Eski Türkiye’de pazarda ve markette nelerin satılacağını esnaf belirlerdi. İçişleri Bakanlığı, asayiş ve güvenlik gibi sorunlarla ilgilenirdi. Ama artık nerede neyin satılıp neyin satın alınacağına İçişleri Bakanlığı karar veriyor.” ifadeleri kullandı.

ESKİDEN BÖYLE DEĞİLDİ

İçişleri Bakanlığı’nın eskiden “Sadece meyve ve sebze satılacak” diye pazarcıların işine karışmadığını hatırlatan Barlas, “Hele marketlerin raflarındaki ürünlerden hangilerinin satılacağına karışmak kimsenin aklına gelmezdi. Baksanıza…” vurgusu yaptı.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0