Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Kapatma davasında ilk raundu Yargıtay Başsavcısı kaybetti: HDP için risk devam ediyor

Anayasa Mahkemesi, HDP’ye açılan kapatma davasında ilk kararını verdi. AYM, HDP iddianamesini Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iade etti. Başsavcılık, eksikleri tamamlayarak iddianameyi yeniden sunacak. AYM’nin oy birliğiyle iddianamede partinin yetkili organlarına atfedilen eylemlerle odak haline gelme iddiası arasında ilişki kurulmadığını tespit ettiği belirtiliyor.

BOLD ANALİZ – Anayasa Mahkemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin’in HDP’nin temelli kapatılması talebiyle hazırladığı iddianamenin ilk incelemesini bugün yaptı.

AYM Genel Kurulu, oybirliği ile iddianamenin Yargıtay Başsavcılığına iade edilmesine karar verdi. T24’ün haberine göre AYM üyelerinin, iddianamede “partinin yetkili organlarına atfedilen eylemlerle”, Anayasa ve Siyasi Partiler Yasası’nda yer alan, “partinin kapatılması için bölücü faaliyetlerin odağı haline gelmesi” kuralı arasındaki ilişkilendirmenin bulunmadığı tespitinde bulunduğu kaydedildi. Yargıtay Başsavcılığı, iddianamede öne sürdüğü kanıtları tek tek odak olma iddiasıyla ilişkilendirerek, iddianameyi yeniden düzenlemesi gerekecek. AYM raportörü, iddianamenin iadesi yönünde görüş beyan etmişti.

İLK RAUND HDP’NİN

Anayasa Mahkemesinin iade kararı, HDP’nin elini güçlendirecek. Davayı boks maçına benzetecek olursak ilk raundu HDP kazandı, Başsavcı Bekir Şahin kaybetti. AYM’nin kararı Yargıtay Başsavcısının delilsiz iddianame hazırladığını gösteriyor. İddianamenin son dakika talimatlarına göre yeterince hukuki süzgeçten geçmeden yazıldığı anlaşılıyor. Ancak AYM’nin iade kararı HDP’nin kapatma davası riskini tamamen ortadan kaldırmadı.

Yargıtay Başsavcılığının iddianameyi yeniden hazırlaması durumunda AYM, iddianameyle ilgili yeniden kabul veya red kararlarından birini verecek. AYM, kabul kararı verirse yargılama süreci başlayacak. HDP, iddianameyle ilgili yazılı ve sözlü savunma yapacak. Yargıtay Başsavcısı da, aynı şekilde iddianameye ek belge ve bilgiler sunabilecek, kapatma davasıyla ilgili esas hakkındaki görüşünü açıklayacak. AYM raportörü, kapatılmayla ilgili raporunu hazırlayacak. Raporun AYM üyelerine dağıtılmasının ardından Başkan Zühtü Arslan toplantı için bir gün belirleyecek. Üyeler belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan karara bağlayacak. AYM üyeleri, partinin kapatılması, Hazine yardımından mahrum bırakılması ya da kapatılmaması kararlarından birini verecek.

Parti hakkında kapatma kararı verilirse, eylem ve beyanlarıyla partinin kapatılmasına neden olduğu iddiasıyla 687 partiliye 5 yıl siyaset yasağı cezası verilebilecek. Cezaevinde tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ile parti eş genel başkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan’ın bulunduğu isimler yasaklı hale gelebilecek.

AYM, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının partinin ‘devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı eylemlerin odağı haline geldiği’ iddiasını kapatma için yeterli bulmaması durumunda HDP kapatılmaktan kurtulacak.

DOLMABAHÇE MUTABAKATINDAN KAPATMAYA

HDP’ye kapatma davası açılmasıyla Kürt merkezli partilerin kapatılmasıyla ilgili sürecin 12 yıl sonra yeniden gündeme getirdi. Kürt siyasetinin 1990 yılında Halkın Emek Partisi’nin kapatılmayla yaşadığı süreçte 2009 yılına kadar 7 parti mahkeme kararıyla kapatıldı, 2 parti ise kendini feshetti. En son 2009’da Demokratik Toplum Partisi Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı. Çözüm sürecinde 2015 yılında AKP iktidarıyla Dolmabahçe mutabakatına imza atan HDP, 6 yıl sonra ise kapatılma tehlikesi ile karşı karşıya bulunuyor.

YEMİN KRİZİ HEP’İ KAPATTIRDI

12 Eylül’de ağır darbe alan Kürt siyasi hareketi, 10 yıl sonra Halkın Emek Partisi (HEP) ile partileşmiş olarak geri döndü. HEP adayları 1991 Genel Seçimlerinde Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) listesinden seçimlere girdi. 18 HEP’li milletvekili SHP listelerinden Meclise girdi. 6 Kasım 1991’de TBMM’deki yemin töreninde kürsüye gelen Diyarbakır Milletvekili Hatip Dicle, yeminini okumadan önce “Ben ve arkadaşlarım bu metni Anayasanın baskısı altında okuyoruz” dedi. Ardından Leyla Zana kürsüye yakasında sarı kırmızı yeşil renkleri taşıyan bir mendil ve başında aynı renklerde bir saç bandı ile çıktı. Zana yeminin ardından Kürtçe, “Bu yemini Türk ve Kürt halkı adına ediyorum” sözlerini söyleyince tarihe adını ‘Yemin krizi’ olarak yazdıran olay yaşandı. 3 Temmuz 1992’de HEP’e kapatma davası açıldı. Anayasa Mahkemesi 11 üyenin oybirliği ile 14 Temmuz 1993’de HEP’in kapatılmasına karar verdi. HEP, Kürt siyasi hareketinin ilk kapatılan partisi oldu.

HEP’in kapatılma ihtimaline karşı 19 Ekim 1992’de Özgürlük ve Demokrasi Patisi kuruldu. Ardından kapatma davası açıldı. ÖZDEP’li yöneticiler davanın sonuçlanmasını beklemeden 30 Nisan 1993’te fesih kararı aldılarsa da, bu karar Anayasa Mahkemesi’ne ulaşmadan partinin kapatılmasına karar verildi.

DEP MİLLETVEKİLLERİNE MECLİS’TE GÖZALTI VE TUTUKLAMA

Kürt siyasetinin HEP’in ardından kurduğu üçüncü parti Demokrasi Partisi (DEP) oldu. 7 Mayıs 1993’te Yaşar Kaya’nın başkanlığında kurulan DEP’in ilk milletvekilleri SHP listesinden Meclise giren isimler oldu. DEP’in 1.Olağan Kongresi’nden sonra yedi genel merkez yöneticisi gözaltına alındı. Mardin Milletvekili Mehmet Sincar ile Batman İl Yöneticisi Metin Can öldürüldü. Genel Başkan Yaşar Kaya da 16 Eylül 1993’te Ankara DGM tarafından tutuklandı. 2 Aralık 1993 tarihinde DEP’e de kapatma davası açıldı. Kapatma davası sürerken TBMM’nin 2-3 Mart 1994’teki genel kurullarında 13 DEP milletvekilinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına karar verildi. Hatip Dicle, Orhan Doğan, Leyla Zana, Ahmet Türk, Sırrı Sakık ve Bağımsız Şırnak Milletvekili Mahmut Alınak’ın dokunulmazlıkları kaldırıldı. Aynı gün Meclis’ten çıkan Hatip Dicle ve Orhan Doğan gözaltına alındı.  Leyla Zana, Ahmet Türk, Sırrı Sakık, Sedat Yurttaş, Selim Sadak, Mahmut Alınak, Hatip Dicle, Orhan Doğan DGM’nin 16 Mart’ta verdiği kararla tutuklanarak cezaevine konuldu. Anayasa Mahkemesi, DEP hakkında 16 Haziran 1994’te kapatma kararı aldı.

HADEP

11 Mayıs 1994’de bu kez Murat Bozlak ve bazı eski DEP’li milletvekili tarafından Halkın Demokrasi Partisi kuruldu. 1995 yılındaki milletvekili genel seçimlerinde 1 milyon 171 bin 623, 1999 yılındaki milletvekili genel seçimlerinde 1 milyon 482 bin 196 oy aldı. 1999 yılındaki yerel seçimlerinde 37 belediye başkanlığı kazandı. Partinin kongresinde PKK bayrakları ve Öcalan posterleri açılması, Türk bayrağının indirildiği gerekçesiyle gözaltına alınan Bozlak ve bazı parti yöneticileri tutuklandı. Anayasa Mahkemesi, 13 Mart 2003 tarihinde partinin kapatılmasına karar verdi.

DEHAP

Demokratik Halk Partisi (DEHAP), 24 Ekim 1997’de kuruldu. 2002’de Anayasa Mahkemesi’nde, “örgütlenmesini tamamlamadan seçimlere girdiği” iddiasıyla hakkında kapatma davası açıldı. DEHAP, 19 Kasım 2005’de kendini feshetti.

DTP

Fesih kararlarının ardından bu kez Demokratik Toplum Partisi (DTP) kuruldu. 9 Kasım 2005’te kurulan DTP’nin ilk eş genel başkanları Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk oldu. 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinde yüzde 10 seçim barajını aşabilmek için, bağımsız adaylarla seçime giren DTP 20 milletvekili çıkardı. Ancak DTP de kapatılmaktan kurtulmadı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, 16 Kasım 2007’de DTP hakkında kapatma davası açtı. Kapatma davası sürerken DTP, 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde 99 belediye kazandı. Nisan 2009’daki KCK Operasyonlarında DTP’nin binin üzerinde üyesi tutuklandı. DTP 11 Aralık 2009’da Anayasa Mahkemesi tarafından Kürt siyasetinin kapatılan son partisi oldu.

MECLİS’İN 3. BÜYÜK PARTİSİ: HDP

2018 genel seçimlerinde yüzde 11,7 oy alarak 67 milletvekili çıkaran, eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 10’a yakın oy aldığı HDP de kapatılma davasıyla karşılaştı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, HDP’nin kapatılarak, 678 partiliye siyasi yasak getirilmesini istedi. Partinin kapatılma riski bulunan HDP’li milletvekilleri çözüm sürecinde aktif rol almıştı. Silahlı çatışmaların sona ermesi ve silahların bırakılması için başlatılan Çözüm Süreci kapsamında 7 Haziran seçimlerinden önce 28 Şubat 2015’te 10 maddelik ‘Dolmabahçe Mutabakatı’ açıklandı. İmralı Heyetinde yer alan dönemin HDP milletvekilleri Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder, İdris Baluken ile dönemin Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, AKP Grup Başkanvekili Mahir Ünal, İçişleri Bakanı Efkan Ala ile Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı Muhammed Dervişoğlu Dolmabahçe Sarayı’nda bir araya geldi ve 10 maddelik Dolmabahçe Mutabakatını imzaladı. HDP, bugün Dolmabahçe’de HDP ile çözüm sürecini imzalayan AKP’nin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın atadığı Yargıtay Başsavcısı Bekir Şahin’in kapatma davasında kritik kararını bekliyor.

Demirtaş: HDP kapatılacaksa AKP’nin de kapatılması gerek

Analiz

Erdoğan’ın papatya falı: Tamam mı devam mı?

Erdoğan’ın  2018 Genel Seçimleri öncesi, “Halkımız tamam derse kenara çekiliriz” sözlerinin ardından başlayan tartışma bugün hala sürüyor. Sosyal medyada başlayan tartışmada Erdoğan’ın yönetemediğini düşünenler T A M A M derken, AKP  destekçileri ise D E V A M diyerek  Erdoğan’ın görevinin başında kalmasını istedi.

BOLD – Erdoğan 2018 Genel Seçimleri öncesi ne zaman siyaseti bırakacağına ilişkin yaptığı bir konuşmada “Halkımız tamam derse o zaman kenara çekiliriz” demişti

15 Temmuz sonrası yaşanan hukuksuzluklar, hayat pahalılığı ve işsizliğin belini büktüğü halka Erdoğan’ın açıklamalarını fırsat bilerek sosyal medyada T A M A M kampanyası başlattı. Erdoğan’ın kenara çekilmesi için muhalifler tarafından başlatılan kampanyaya 2 milyondan fazla paylaşım yapıldı.

Karşı kampanya başlatan AKP’li hesaplar, D E V A M etiketiyle Erdoğan’ın görevinin başında kalmasını istedi.

3 yıl sonra sosyal medya yeniden T A M A M ve D E V A M ‘cıların kapışmasına sahne oluyor.

3 ÖNCEKİNDEN BETER

Geçen süre içerisinde hukuksuzluk, hayat pahalılığı ve işsizliğin yanı sıra bir türlü önlenemeyen kadın cinayetleri, AKP’li bakan ve siyasilerin karıştıkları yolsuzluklar, mafyatik ilişkiler de ortalığa saçıldı. Özellikler Sedat Peker’in ifşaları geniş kitlelerce kabul gördü.

Deprem, sel, pandemi ve yangınlar karşısındaki başarısız kriz yönetimi de bardağı taşıran son damla oldu. T A M A M’cılar sosyal medyada yine Erdoğan’ın kenara çekilmesi için kampanya başlattı.

Şuana kadar yarım milyon paylaşımın yapıldığı etiket sosyal medyanın gündemine oturdu. AKP destekçileri de yine 3 yıl önce olduğu gibi D E V A M diyerek Erdoğan’a destek verdi.

Orgeneral Ümit Dündar emekli edildi: Kara Kuvvetleri Komutanı Musa Aysever oldu

Okumaya devam et

Analiz

Erdoğan yönetemeyince darbe söylemini piyasaya sürüyor

Türkiye’nin çok sayıda noktasında çıkan orman yangınları, Afgan göçmenler ve Kürtlere yönelik ırkçı saldırılar AKP iktidarının ülkeyi yönetemediğini bir kez daha gösterdi. Orman yangının THK’nın uçakları olmasına rağmen söndürülememesi, Erdoğan’ın evi yanan vatandaşlara çay fırlatması iktidara olan öfkeyi artırdı. İtibarı düşen ve çaresiz görünen Erdoğan, medyası aracılığıyla yeniden darbe söylentisini yaydı.

BOLD ANALİZ – Muğla, Marmaris ve Antalya gibi kıyı bölgelerinde çıkan orman yangınları büyük bir ihmalle söndürülemedi. Türk Hava Kurumu’nun uçakları olmasına rağmen atıl şekilde depolarda bekletildiği ortaya çıktı.

Yangınların büyüyerek söndürülemeyecek noktaya ulaşmasının ardından oklar AKP iktidarına çevrildi. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Envanterimizde yangın söndürme uçağı yok” açıklaması yaptı. Erdoğan da “THK’nın elinde kullanılabilecek uçak yok” dedi ancak THK’nın uçaklarının atıl vaziyette depolarda olduğu ortaya çıktı. Bunlar yaşanırken Türkiye, Avrupa’dan yangın söndürme uçağı istemek zorunda kaldı. İspanya ve Hırvatistan’dan gelen yangın uçaklarının THK’nınkilerle benzer özelliklere sahip olduğu ortaya çıktı.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken 31 Temmuz’da yangının çıktığı Marmaris’i ziyaret eden Erdoğan, düzenlediği miting sırasında ve yoldan geçenlere çay  fırlattı. Erdoğan’ın evi yanan insanlara çay fırlatması iktidarı olan öfkeyi daha da artırdı. Cumhurbaşkanlığı sistemiyle Türkiye’yi tek adam olarak yöneten Erdoğan’ın artık ülkeye idare edemediği kamuoyunda ve halk arasında dile getirilmeye başlandı.

DARBE AKP İÇİN TILSIMLI BİR SÖZCÜK

İşte tam bugünlerde kısa süre önce TRT yönetimine atanan Troliçe lakaplı Hilal Kaplan, Sabah’taki köşesinde “Biz hazırız” diyerek darbe hazırlığı iddiasında bulundu. 15 Temmuz’u “Allah’ın bir lütfu” olarak gören Erdoğan ve AKP iktidarı için darbe hazırlığı iddiası adeta kurtarıcı tılsımlı bir sözcük. Benzer bir iddia Montrö Sözleşmesiyle ilgili bildiri yayınlanması sırasında gündeme geldi. 104 emekli amiralin Montrö sözleşmesinin tartışılmasına karşı olduklarını açıklaması darbe tartışmasına dönüştürüldü.

TABANI BİRLEŞTİRİP YÖNETİM KRİZİNİN ÜZERİNİ ÖRTÜYOR

Darbe iddiasında bulunulduğunda AKP tabanı Erdoğan’ın etrafında birleşiyor. AKP tabanında Erdoğan’a ve iktidarına yönelik eleştiriler susturulmuş oluyor.  Bu durumu iyi bilen Erdoğan ve AKP, darbe söylemiyle orman yangını olayında olduğu gibi ihmallerinin ve yönetim krizinin üzerini örtüyor.

‘İkinci 15 Temmuz’ geliyor: Troliçe Hilal Kaplan sinyali verdi

Okumaya devam et

Analiz

AB’den resmi yardım teklif eden AKP Yunanistan ve İsrail’e ‘hayır’ dedi

Daha önce İsrail’e ve Yunanistan’a orman yangınları sırasında yangın söndürme uçağı gönderen ve bunun her platformda reklamını yapan AKP yönetiminin, Türkiye’deki orman yangınları sırasında Yunanistan ve İsrail’den gelen yardım tekliflerini kabul etmediği ortaya çıktı.

BOLD – Antalya ve Muğla’da çıkan orman yangınlarına müdahalede yetersiz kalan AKP yönetimi, Rusya, Azerbaycan ve Katar’dan gelen yardımları kabul etti.

Yangınlara havadan müdahalede yetersiz kalınması üzerine ‘Sivil Koruma Mekanizması’ kapsamında Avrupa Birliği’nden resmi destek talep etti.

AB’DEN RESMİ YARDIM TALEP EDİLDİ

Avrupa Komisyonu da bu mekanizma kapsamında Türkiye’ye Hırvatistan’dan 1, İspanya’dan 2 adet Bombardier (Canadair) CL-415 yangın söndürme uçağı gönderdi.

Avrupa Komisyonu, Türkiye’nin AB (Avrupa Birliği) Sivil Koruma Mekanizması’nı devreye soktuğunu, gönderilen uçakların 2019 yılında kurulan ve Avrupa’nın sivil değerlerini korumak amacında olan ‘rescEU’ programında yer aldıklarını duyurdu.

Avrupa Kriz Yönetim Komiseri Janez Lenarčič, “AB, bu zor zamanlarda Türkiye ile sonuna kadar dayanışma içindedir. Yardım teklif eden bütün ülkelere çok teşekkür ediyorum. Aklımız sevdiklerini kaybeden Türkler ve öldürücü yangınlarla mücadele için elinden geleni yapan cesur insanlar ile beraber. Daha fazla yardım sağlamaya hazırız” ifadelerini kullanmıştı.

AKP yönetimi, Rusya, Azerbaycan ve Katar’dan gelen yardımları da siyasi şova dönüştürdü. Özellikle Azerbaycan ve Katar’dan gelen yardımlar havuz medyasına ait kanallar tarafından özel yayınlarla halka aktarıldı.

Türkiye daha önce orman yangınları sırasında İsrail ve Yunanistan’a yangın söndürme uçakları göndermiş, AKP yönetimi gönderilen yardımların her platformda reklamını yapmıştı.

Örneğin Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, 2016 yılı Kasım ayında İsrail’e 2 yangın söndürme uçağının gönderildiğini, birinin varmak üzere olduğunu duyurmuştu.

İSRAİL: TÜRKİYE, İHTİYAÇ YOK DEDİ

Ülkedeki ormanlar yanarken AKP yönetiminin, bazı ülkelerden ve Avrupa Birliği’nden resmi yardım talep ederken; İsrail ve Yunanistan’dan gelen yardım tekliflerini reddettiği ortaya çıktı.

İsrail Dışişleri Bakanlığı, Reuters haber ajansına dün yaptığı açıklamada, daha önce konuyu Türk yetkililerle görüştüklerini ancak Türk tarafının ‘yardıma ihtiyaç olmadığını’ kendilerine ilettiklerini açıkladı.

ATİNA, YANGININ İLK GÜNLERİNDE YARDIM TEKLİFİNDE BULUNMUŞTU

Yardım teklifi geri çevrilen bir diğer ülke ise Yunanistan, Atina, orman yangınlarının başladığı ilk günlerde 29 Temmuz’da Türkiye’ye yardım teklifinde bulunmuştu.

29 Temmuz’da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüşen Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, Türkiye’ye yangın söndürme uçağı gönderme teklifinde bulunmuştu.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias, 29 Temmuz’da yaptığı sosyal medya paylaşımında, “Türk dostum Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nu telefonla aradım, kendi seçim bölgesi olan Antalya’da çıkan yangınlardan dolayı duyduğum samimi üzüntülerimi dile getirdim ve kendisine Yunanistan’ın yangın söndürme faaliyetleri için her türlü yardımı vermeye hazır olduğunu söyledim” açıklamasını yapmıştı.

ATİNA, YARDIM TEKLİFİNİ YÜNELEDİ ANCAK YİNE CEVAP YOK

29 Temmuz’da yaptığı teklife ‘teşekkür’ dışında bir yanıt alamayan Yunan hükumeti, 2 Ağustos’ta yaptığı açıklamada ise Türkiye’ye itfaiye uçağı göndermeye hala hazır olduklarını ifade etti.

Daha önce yaptıkları teklife AKP yönetiminden teşekkür dışında olumlu bir yanıt gelmediğini aktaran Yunan hükumeti, ülkesinde çıkan yangınlara rağmen Türkiye’den talep geldiği anda Yunan itfaiye ve kurtarma birimlerinin yardıma gönderilmesi teklifinin halen geçerli olduğunu açıkladı.

Atina’nın bu açıklamasına AKP yönetimi hala cevap vermiş değil.

AB 3 uçak gönderiyor: Atina’nın yardım teklifi havada kaldı

Okumaya devam et

Popular

Shares