Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

ABD Karadeniz’e savaş gemisi göndermek istiyor: Türkiye direnebilecek mi?

ABD Savunma Bakanlığı, Ukrayna’ya destek için önümüzdeki haftalarda Karadeniz’e savaş gemileri göndermeyi düşündüğünü açıkladı. Ancak Karadeniz’e girecek Amerikan savaş gemileri için Montrö Sözleşmesi’nde birçok kısıtlama bulunuyor.  Türkiye ABD’ye direnebilecek mi? Rusya’nın tepkisi ne olacak?

BOLD – Amerikan yayın kuruluşu CNN’e konuşan ABD Savunma Bakanlığı’ndan (Pentagon) üst düzey bir yetkili, Ukrayna’ya destek için önümüzdeki haftalarda Karadeniz’e savaş gemileri göndermeyi düşündüklerini söyledi.

Adı açıklanmayan Pentagon yetkilisi, Rusya’nın Ukrayna’nın doğu sınırında askeri varlığını artırmasını dikkatle izlediklerini belirtti.

Pentagon yetkilisi, Amerikan donanmasının Karadeniz’de düzenli olarak faaliyet gösterdiğini ancak savaş gemilerinin konuşlandırılmasının Rusya’ya “ABD’nin gelişmeleri dikkatle izlediği” mesajı vereceğini kaydetti.

Karadeniz üzerinde uluslararası hava sahasında keşif uçuşlarını sürdürdüklerini ve Rusya’nın Kırım’daki askeri faaliyetlerini takip ettiklerini söyleyen yetkili, “Sayıları artan Rus güçleri askeri bir harekata başlayacakları izlenimi vermiyor ancak koşullar değişirse, biz de yanıt vermek için hazır olacağız” dedi.

CNN’in haberine göre, ABD’nin Türkiye’ye bildirimde bulunup bulunmadığı belirsiz.

MONTRÖ SÖZLEŞMESİNİN GETİRDİĞİ KISITLAMALAR?

1936 tarihli Montrö Sözleşmesi hükümleri gereği, ABD’nin savaş gemilerini Karadeniz’e göndermeden 15 gün önce Türkiye’ye bildirimde bulunması gerekiyor.

Ayrıca Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelerin savaş gemileri Karadeniz’de en fazla 21 gün süre ile kalabiliyor. ABD daha önce bu kural çerçevesinde 2008 Rusya-Gürcistan savaş sırasında gemilerini rotasyona tabii tutmak zorunda kalmıştı.

Karadeniz’e girecek gemileri için tonaj sınırlaması da bulunuyor. Montrö’nün imzalandığı 1936 yılında savaş gemilerinin tonajları çok yüksek olmadığı için tonaj sınırlaması dolayısıyla birçok savaş gemisi Karadeniz’e giremiyor.

Örneğin Türkiye 2008 yılında Gürcistan krizi esnasında insani yardım taşıyan toplam tonajları 140 bin tonu bulan “USN Comfort” ve “USN Mercy” isimli iki hastane gemisinin geçişine sözleşmede yer alan tonaj kısıtlamaları aşıldığı için izin vermemişti.

Ayrıca Karadeniz’e kıyıdaş olmayan bir ülkenin sokacağı donanma, Karadeniz’de en büyük donanmaya sahip ülkenin toplam tonajını geçemiyor.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne göre uçak gemilerinin boğazları kullanması yasak. Ancak Türkiye 1976 yılında KIEV adlı uçak gemisinin ve 1981 yılında Amiral KUZNETSOV uçak gemisinin geçişine NATO Genel Kurulu’nun itirazına rağmen izin verdi. Bu geçişlerde Rusya, gemileri Türkiye’ye farklı gemi türü ile bildirimde bulunmuş, Türkiye de Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ndeki maddeyi ‘bildirim esastır’ kuralı çerçevesinde yorumlayarak Moskova’yı kızdırmak istememişti.

ANKARA ABD’NİN BASKILARINA DAYANABİLECEK Mİ?

ABD ile ilişkilerin dip yaptığı ve 20 Ocak’ta göreve gelen ABD Başkanı Joe Biden’ın yaklaşık 3 ay geçmesine rağmen AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmediği bir dönemde Türkiye’nin tavrı merak konusu olacak.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin iptalinin tartışıldığı şu dönemde Türkiye’nin ABD’nin baskılarına boyun eğip eğmeyeceği, Washington’un Montrö’deki düzenlemeleri zorlayan veya aşan taleplerine ne cevap vereceği önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak.

RUSYA’NIN TAVRI NE OLACAK?

Tabii bu noktada Rusya’nın tepkisi de çok önemli. Rusya, Montrö’nün harfiyen uygulanması için Ankara üzerindeki baskısını arttıracaktır.

Washington ile ilişkilerin S-400 krizi nedeniyle çok kötü bir dönemden geçtiği şu günlerde Ankara’nın ABD’nin talepleri ve Rusya’nın hassasiyetleri arasında denge kurmada zorlanması bekleniyor.

RUSYA’NIN UKRAYNA SINIRINDAKİ ASKERİ VARLIĞI

Amerikalı yetkililer, Rusya’nın Ukrayna sınırında, Kırım’ı ilhak ettiği 2014’ten bu yana hiç bu kadar fazla sayıda asker konuşlandırmadığını söylüyor.

Ukrayna ordusunun Mart ayı sonundaki tahminine göre, sınıra hareket eden Rus askerlerin sayısı yaklaşık 20 bin.

Rusya’yla Ukrayna arasında son haftalarda gerginliğin artmasının ardından geçtiğimiz haftalarda ABD Başkanı Joe Biden, Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Savunma Bakanı Lloyd Austin, Genelkurmay Başkanı Mark Milley ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan Ukraynalı meslektaşlarını aramışlar ve Washington’un Kiev’e destek mesajını iletmişlerdi.

MOSKOVA’DAN UKRAYNA’YA GÖZDAĞI: GEREKİRSE MÜDAHALE EDERİZ

Bu arada Rusya Devlet Başkanlığı İdaresi Başkan Yardımcısı Dimitri Kozak, Ukrayna’nın ülkenin doğusundaki Donbas bölgesindeki gelişmelere, gerekirse vatandaşlarına yardım etmek için müdahale edebileceğini söyledi.

Dimitri Kozak, “Her şey, yangının ne kadar büyük olacağına bağlı. Çatışmaların şiddetlenmesi Ukrayna için sonun başlangıcı olabilir” dedi.

Kozak, “Eğer Devlet Başkanımız Putin’in dediği gibi Donbas’ta bir Srebrenitsa senaryosu yaşanırsa, görünen o ki oradaki vatandaşlarımızı korumak zorunda kalacağız” diye konuştu.

KREMLİN: EN KÖTÜ SENARYO İÇİN HAZIRLIK YAPMALIYIZ

Kremlin’den perşembe günü yapılan açıklamada Washington’ın ‘saldırgan ve öngörülemez politikalarına’ dikkat çekilerek Rusya’nın ABD’den gelebilecek en sert yaptırımlara ve en kötü senaryoya hazır olması gerektiği belirtildi.

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov “Bu saldırgan ve öngörülemezlik bizi en kötü senaryoya karşı hazırlık yapamaya itiyor” diyerek ilişkilerde gidişatın son derece olumsuz bir havada seyrettiğini gösterdi.

Başkan Joe Biden Rus Devlet Lideri Vladimir Putin’in bir katil olduğunu ifade ettikten sonra Rusya ABD büyükelçisini istişare için geri çağırmıştı.

RUSYA, HAZAR DONANMASINDAN GEMİLERİ LKARADENİZ’E GÖNDERDİ

Rus Interfax haber ajansı, Rusya Savunma Bakanlığı’nın çıkarma botları ve savaş gemilerinin de aralarında bulunduğu 10’u aşkın donanma gemisinin Hazar Denizi’nden Karadeniz’e gönderildiği yönündeki açıklamasına yer verdi. Açıklamada, bu hamlenin kış tatbikatı kapsamındaki denetimler çerçevesinde yapıldığı belirtildi. Rusya Karadeniz Filosu’nun üssü 2014’te ilhak edilen Kırım’da bulunuyor.

BEYAZ SARAY: ENDİŞELERİMİZ ARTIYOR

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, ABD’nin Doğu Ukrayna konusundaki ‘endişelerinin arttığı’ belirtildi. Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, Washington’ın bölgede yaşananları Rusya’nın artan saldırganlığı olarak gördüklerini kaydetti. Psaki, “Rusya’nın şu anda Ukrayna sınırında 2014’ten bu yana hiç olmadığı kadar çok birliği var” diye konuştu. Psaki, ABD’nin bölgesel gerginlik ve ateşkes ihlallerine ilişkin endişelerini “NATO müttefikleriyle müzakere ettiğini” söyledi.

ABD, daha önce de Ukrayna’ya desteğini açıklamış, Dışişleri Bakanı Antony Blinken,”Rusya’nın saldırganlığı karşısında Ukrayna’nın toprak bütünlüğünden yana olduklarını” ifade etmişti. ABD Başkanı Joe Biden da bu konuda Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’ye teminat vermişti.

MERKEL’DEN MOSKOVA’YA ‘BİRLİKLERİ AZALT’ ÇAĞRISI

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Perşembe günü yaptığı telefon görüşmesinde de Ukrayna konusu ele alındı. Federal Hükümet Sözcü Vekili Ulrike Demmer, Merkel’in görüşmede, Moskova’ya tansiyonu düşürmek için sınırdaki birliklerini azaltma çağrısı yaptığını kaydetti. Kremlin’den yapılan açıklamada ise Putin’in Ukrayna’yı suçlayarak, Kiev’in öncephede kasıtlı olarak durumu kızıştıran provakatif eylemlerine dikkat çektiği belirtildi.

ZELENSKİ’DEN DONBAS CEPHESİNE ZİYARET

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, gerilimin tırmandığı ülkenin doğusundaki Donbas cephesine bir ziyaret gerçekleştirdi. Zelenski, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “Başkomutan olarak bu zor zamanlarda Donbas’ta askerlerimizin yanında olmak istiyorum” ifadelerini kullandı.

Donbas’ta kurşun geçirmez yeleği ve miğferiyle görüntülenen, tek tek el sıkıştığı askerlere ülkeyi korudukları için teşekkür eden Zelenski, “Devletimizi korurken hayatını kaybeden her askeri hatırlıyoruz” diye konuştu. Zelenskiy, Ukrayna ordusunun Donbas bölgesinde devleti ve ateşkesi korumak için her şeyi yaptığını ifade etti.

DONBAS KRİZİ

Rus nüfus ve Rusya yanlılarının ağırlıkta olduğu Donbas bölgesinde (Donetsk ve Luhansk) tek taraflı bağımsızlık ilan edilmesinin ardından, Rusya yanlısı ayrılıkçılar ile Ukrayna ordusu arasında çatışmalar 2014’ten bu yana aralıklı olarak devam ediyor. Çatışmalar son dönemde şiddetlenmişti.

Taraflar arasında Temmuz 2020’de sağlanan kapsamlı ateşkes son dönemde sık sık ihlal ediliyor.

Ukrayna Genelkurmay Başkanı Ruslan Komçak, 30 Mart’ta mecliste yaptığı konuşmada, Rusya’nın tatbikat bahanesiyle Ukrayna sınırları yakınlarına asker sevkiyatı yaptığını belirtmişti.

Bölgede bağımsızlığını ilan eden Rusya yanlısı ayrılıkçılarla Kiev yönetimi arasında 2014’ten bu yana süren çatışmalarda 13 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

Ukrayna Ordusu, Perşembe günü bir askerin daha hayatını kaybettiğini, böylece bu yılın başından bu yana öldürülen Ukrayna askerlerinin sayısının 25’e çıktığını açıkladı. 2020 yılında toplam 50 Ukrayna askeri hayatını kaybetmişti.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve AKP’nin yeni planı!

Dünya

Beklenen oldu Türkiye resmen gri listede: AKP 80 yıllık itibar ve güvenilirliği tüketti

Türkiye, 1991 yılından beri üyesi olduğu kara para ve terör finansmanıyla mücadele eden FATF’ın gri listesine girdi.  Kararla Türkiye, FATF’ın Uluslararası İşbirliği İnceleme Grubu tarafından izlenmeye tabi tutulacak. Kararın Türkiye’nin 80 yıllık itibarını tükettiğini söyleyen muhalefet ise AKP iktidarına tepkili.

BOLD – Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’ne (OECD) bağlı, kara para ve terör finansmanıyla mücadele eden Mali Eylem Görev Gücü’nün (FATF), bu hafta düzenlenen Genel Kurul’unda alınan kararlar basın toplantısıyla duyuruldu.

2019’da yapılan değerlendirmede kara para ve terör finansmanın önlenmesi konusunda bazı eksikleri olduğu vurgulanan Türkiye, yakından takip edileceği anlamına gelen gri listeye girdi. Türkiye, kararın açıklanmasının ardından kurumun Uluslararası İşbirliği İnceleme Grubu tarafından izlenmeye tabi tutulacak.

BBC Türkçe servisinde yer alan habere göre, toplantıda, Ürdün ve Mali’nin de gri listeye alındığı açıklandı. Gri listede yer alan 22 diğer ülke arasında Suriye, Güney Sudan ve Yemen yer alıyor.

Yabancı basın, kurumun Türkiye ilgili kararını önceden yazdı. İngiltere’deki Financial Times gazetesi, bu hafta içinde yayımladığı haberinde Türkiye’nin gri listeye alınacağını yazdı.

KARARIN YABANCI SERMAYEYE ETKİSİ

Haberde halihazırda yabancı yatırımcı çekmekte zorlanan Türkiye’nin bu kararla daha zorlanacak. IMF’in yaptığı bir araştırmaya göre gri listeye alınan ülkeler, yabancı yatırım çekmekte zorluk yaşıyor.

FATF, 2019 yılında Türkiye’ye dair yaptığı değerlendirmede “terörizmle ve kitle imha silahlarının yaygınlaşmasıyla ilişkili varlıkların dondurulması” tarafında iyileşmelerin yapılması gerektiğini vurgulamıştı.

Türkiye’nin son yıllarda kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla ilgili kanunlarını ve düzenlemelerini güçlendirdiği aktarılmış; ancak kara para aklama soruşturmalarının sayısının çoğaltılması gerektiğini belirtmişti.

2019 yılındaki raporda bu alanda çok az sayıda hüküm verildiği ifade edildi.

Terörizmin finansmanı açısından ise Türkiye’deki yetkililerin sadece terör zanlılarının elindeki varlıkların tespit edilmesinde rol oynadığı aktarılmış, ancak bu varlıkların toplanması, mali hareketin önüne geçilmesi, fonların kullanılmasının engellenmesi açısından da önlem alınması gerektiği vurgulanmıştı.

2019’daki değerlendirmede Türk yetkililerin yabancı mevkidaşlarıyla işbirliği ve bilgi paylaşımında verimli olduğu ifade edildi.

Türkiye’deki bankaların ise suçlara ilişkin mali işlemlere dair iyi bir anlayışının olduğu, ancak terörizmin finansmanıyla ilgili bu kadar gelişmiş bir kavrayışının olmadığı belirtilmişti.

Finansal sistem dışında kalan emlakçı ya da değerli maden ticareti yapan kişiler gibi farklı aktörlerin ise maruz kaldıkları risk açısından yeterli bilgisinin olmadığı kaleme alınmıştı.

Finans sektörünün ve diğer sektörlerin denetiminin gelişmiş olduğu, ancak kurallara uyulmaması takdirinde uygulanan yaptırımların etkili olmadığının altı çizilmişti.

MUHALEFETTEN İLK AÇIKLAMA

Kararın açıklanmasını sonrası CHP’den ilk yorum CHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Özgür Özel’den geldi.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Özel, ”OECD bünyesindeki Mali Eylem Görev Gücü grubunun tavsiyelerine uyulması için yıllardır Parlamento’da yaptığımız çağrılara kulak kapayan iktidar partisi, ülkeye bir başka utancı daha yaşattı” diye yazdı.

Özel, ”Bu kararın Türkiye’nin dış finansman çekebilme kabiliyetine büyük zarar vereceği açık” ifadelerini kullandı.

80 YILLIK İTİBAR 20 YILDA BİTTİ

Liberal Demokrat Parti (LDP) eski genel başkanı Cem Toker kararın Türkiye’nin itibarını tükettiğini söyledi. Kararı kahredici bulan Toker, “Bu kararla, bu akşamdan itibaren Türkiye Cumhuriyeti artık 2 Kasım 2002 akşamının Türkiye Cumhuriyeti değildir. Uluslararası camiada 80 yılda oluşturulan saygınlık, imaj, güvenirlilik, itibar 20 yılda tüketilmiştir. Çok üzücü, kahredici…” ifadelerini kullandı.

FATF’IN ÜYESİ KURULUŞU VE AMACI,

FATF, 1989 yılında G-7 ülkeleri (ABD, Japonya, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Kanada) tarafından kara para aklamanın uluslararası alanda önlenmesi amacıyla OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) bünyesinde kurulmuştur.

11 Eylül 2001 tarihinden sonra vizyonuna terörün finansmanı ile mücadeleyi de dahil eden FATF’nin halen 32 ülke ve 2 bölgesel kuruluş olmak üzere toplam 34 üyesi bulunmaktadır.

Türkiye, 24 Eylül 1991 tarihinde FATF’e üye olmuştur.

ABD, Almanya, Arjantin, Avustralya, Avusturya, Belçika, Brezilya, Çin, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Güney Afrika, Hollanda, Hong-Kong, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsveç, İsviçre, İtalya, İzlanda, Japonya, Kanada, Lüksemburg, Meksika, Norveç, Portekiz, Rusya Federasyonu, Singapur, Türkiye, Yeni Zelanda, Yunanistan, Avrupa Komisyonu, Körfez İşbirliği Konseyi FATF’in üyeleri arasında bulunuyor.

 

Merkez Bankası, Erdoğan’ı dinledi: Faiz indirimi sonrası dolar 9.50’yi geçti

 

Okumaya devam et

Dünya

Erdoğan’dan Kavala bildirisi yayınlayan 10 büyükelçiye tehdit: Ülkemizde ağırlamayız

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, iş insanı Osman Kavala’nın tutukluluğuna son verilmesini isteyen 10 büyükelçiyi hedef aldı. Afrika seyahati dönüşü uçakta konuşan Erdoğan, “Bizim bunları ülkemizde ağırlamak gibi bir lüksümüz olamaz. Türkiye’ye böyle bir ders vermek haddinize mi sizin? Kimsiniz siz?” dedi.

BOLD – Erdoğan, Angola, Togo ve Nijerya ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını cevapladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Osman Kavala ile ilgili 10 ülkenin büyükelçisinin bildirisini de değerlendirdi.

SOROS NE İSE KAVALA O

Erdoğan, “Terörün beslendiği odaklar belli. Bunlar zaten terörün beslendiği odaklar. Selahattin Demirtaş da öyle. Daha devam eden davaları var. Kavala hakeza öyle. Fakat Kavala’nın özelliği daha farklı. Uluslararası camia içerisinde Soros ne ise, Kavala o. Bunlar para ile istedikleri yeri istedikleri gibi sallamaya çalışıyorlar. Şimdi Soros’un oğlu da giriyor. O da babası gibi. Bunların çok iyi takip edilmesi lazım. Bunlar mesela şu anda Balkanlara sızmanın, Balkanları sindirmenin gayreti içerisindeler. Bunlara da tabi fırsat vermeyeceğiz, verilmemesi lazım. Kosova’da, Makedonya’da, Arnavutluk’ta, her yerde buna benzer şeyleri yaparlar. Dolayısıyla bizim bilincimizin altına bunu bir defa yerleştirmemiz lazım. Elhamdülillah, Türkiye olarak biz güçlüyüz ve bize sızamıyorlar. Terörist sayısında ciddi bir düşüş var. Bundan sonra da terörle mücadeleye aynı kararlılıkla devam edeceğiz.” dedi.

BİZİM BUNLARI ÜLKEMİZDE AĞIRLAMAK GİBİ BİR LÜKSÜSÜMÜZ OLAMAZ

Erdoğan diplomatik hassasiyetlere uymayan bir açıklama yaparak 10 büyükelçiyle ilgili Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na talimat verdiğini söyledi. Erdoğan, şunları söyledi: “Bakın şimdi AİHM bir karar almış. Bu Kavala denilen Soros artığıyla ilgili olarak Türkiye’yi adeta burada mahkum etmek istiyorlar. 10 tane büyükelçi bu açıklamayı niye yapar? Bu Soros artığını savunanlar, bunu nasıl bıraktırırız gayreti içindeler. Söyledim Dışişleri Bakanımıza, bizim bunları ülkemizde ağırlamak gibi bir lüksümüz olamaz. Türkiye’ye böyle bir ders vermek haddinize mi sizin? Kimsiniz siz? Neymiş? Kavala’yı bırakın. Sen kendi ülkendeki haydutları, katilleri, teröristleri bırakıyor musun? Amerika’sı, Almanya’sı, hangisi böyle bir şeyi şu ana kadar yaptı? Yapmadılar ve yapmazlar. Konuştuğu zaman sana verecekleri cevap şudur, “yargı bağımsızdır.” Sizde yargı bağımsız da bizdeki yargı bağımlı mı? Bizdeki yargı, bağımsızlığın en güzel örneklerini veriyor.”

 

Okumaya devam et

Dünya

Kıbrıs çalkalanıyor! Sedat Peker’in ‘Deli Çavuş’ tehdidi sonrası Başbakan Saner siyaseti bıraktı

Halil Falyalı’nın şantaj kaseti arşivinin kendisine geçtiğini söyleyen Sedat Peker, Türk siyasetçilerle birlikte aleyhinde çalışan Kıbrıslı siyasilere istifa çağrısı yaptı. İstifa etmeyen siyasilerin kasetlerinin ‘Deli Çavuş’ adlı hesaptan yayınlanacağını duyuran Peker’in çağrısı sonrası, Başbakan Ersan Saner’in siyaseti bıraktığı açıklandı.

BOLD – Sedat Peker’in iddiaları ile gündeme gelen ve kısa önce de polise teslim olan Halil Falyalı bugün kalp rahatsızlığı nedeniyle hastane kaldırıldı.

Adada kumar organizasyonu ve uyuşturucu ağının en önemli ayağı olduğu iddia edilen Falyalı’nın elinde Kıbrıslı siyasilerin kasetleri olduğu yönünde iddialar dolaşıyor. Gazeteci Erk Acarer, Falyalı’nın bu kasetlerle KKTC’de siyasetçilere şantaj yaptığını öne sürdü.

İTİBAR SUİKASTI

Kısa bir süre öncede Başbakan Ersan Saner’e ait olduğu iddia edilen bir kaset sosyal medyada dolaşıma girdi. Videonun montaj olduğunu söyleyen Saner, “Teknolojik olanaklardan alabildiğince yararlanılarak kurgulanan bu video ile çok çirkin bir itibar suikastının hedefi oldum” dedi.

SKANDAL BÜYÜYECEK

Acarer skandalın daha da büyüyeceğini belirterek, “Kıbrıs’tan edindiğimiz bilgiler skandalın büyüdüğü ve hükümet ortağı Demokrat Parti’ye (DP) ulaştığı yönünde. Kıbrıs kamuoyu ve basını çalkalanıyor. Benzer iddiaların gündeminde şimdi de DP Genel Başkan yardımcısı Tözün Tunalı var” ifadelerini kullandı.

Öte yandan, Sedat Peker yaptığı son paylaşımında Falyalı’nın arşivinin kendi eline geçtiğini duyurdu. Kıbrıslı siyasetçilerin aleyhine çalıştığını ileri süren Peker, “Kıbrıslı siyasiler; uyuşturucu baronlarıyla, yasadışı bahisçilerle birlik olup Türkiye’de bana karşı kurulan komploya destek verirsiniz he. Hepiniz yandınız. Arşiv bana geçti. Siz kaşındınız. Sizi de rezil edeceğim. Utanma duygusu olan, istifa edip gitsin” diye yazdı.

Kendisi aleyhine faaliyette bulunmakla suçladığı Kıbrıslı siyasilerin istifa etmemesi halinde Deli Çavuş adlı sosyal medya hesabının siyasilere ait müstehcen kasetleri yayınlayacağını söyledi.

BAŞBABAKAN İSTİFA ETTİ

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ersan Saner, hakkında çıkan ‘müstehcen’ videonun ardından siyasetten çekilme kararı aldı. Saner’in, görüntülerin yayınlanması sonrası, Ulusal Birlik Partisi’nin (UBP) 30-31 Ekim’deki kurultayında yeniden aday olmayacağı belirtildi.

Kıbrıs Türk medyasındaki haberlere göre Saner, UBP’deki kurultay sürecinden ve aktif siyasetten çekilecek. Kıbrıs gazetesi ilgili haberinde, “Başbakan Ersan Saner, dün akşam patlak veren video skandalının ardından, siyasetten çekilme kararı aldı. İstifa yazısı hazırlanan Ersan Saner’in bugün itibarı ile kurultaydan çekildiği, parti başkanlığından da istifa edeceği öğrenildi. Başbakanlıkta, hukuki sorun nedeniyle izne ayrılacak olan Saner’in yerine Nazım Çavuşoğlu veya Ünal Üstel’in vekalet edeceği konuşuluyor” ifadeleri kullanıldı.

Market fiyatlarını “gayet uygun” bulan Erdoğan maaşına zam istedi

Okumaya devam et

Popular

Shares