Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

ABD Karadeniz’e savaş gemisi göndermek istiyor: Türkiye direnebilecek mi?

ABD Savunma Bakanlığı, Ukrayna’ya destek için önümüzdeki haftalarda Karadeniz’e savaş gemileri göndermeyi düşündüğünü açıkladı. Ancak Karadeniz’e girecek Amerikan savaş gemileri için Montrö Sözleşmesi’nde birçok kısıtlama bulunuyor.  Türkiye ABD’ye direnebilecek mi? Rusya’nın tepkisi ne olacak?

BOLD – Amerikan yayın kuruluşu CNN’e konuşan ABD Savunma Bakanlığı’ndan (Pentagon) üst düzey bir yetkili, Ukrayna’ya destek için önümüzdeki haftalarda Karadeniz’e savaş gemileri göndermeyi düşündüklerini söyledi.

Adı açıklanmayan Pentagon yetkilisi, Rusya’nın Ukrayna’nın doğu sınırında askeri varlığını artırmasını dikkatle izlediklerini belirtti.

Pentagon yetkilisi, Amerikan donanmasının Karadeniz’de düzenli olarak faaliyet gösterdiğini ancak savaş gemilerinin konuşlandırılmasının Rusya’ya “ABD’nin gelişmeleri dikkatle izlediği” mesajı vereceğini kaydetti.

Karadeniz üzerinde uluslararası hava sahasında keşif uçuşlarını sürdürdüklerini ve Rusya’nın Kırım’daki askeri faaliyetlerini takip ettiklerini söyleyen yetkili, “Sayıları artan Rus güçleri askeri bir harekata başlayacakları izlenimi vermiyor ancak koşullar değişirse, biz de yanıt vermek için hazır olacağız” dedi.

CNN’in haberine göre, ABD’nin Türkiye’ye bildirimde bulunup bulunmadığı belirsiz.

MONTRÖ SÖZLEŞMESİNİN GETİRDİĞİ KISITLAMALAR?

1936 tarihli Montrö Sözleşmesi hükümleri gereği, ABD’nin savaş gemilerini Karadeniz’e göndermeden 15 gün önce Türkiye’ye bildirimde bulunması gerekiyor.

Ayrıca Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelerin savaş gemileri Karadeniz’de en fazla 21 gün süre ile kalabiliyor. ABD daha önce bu kural çerçevesinde 2008 Rusya-Gürcistan savaş sırasında gemilerini rotasyona tabii tutmak zorunda kalmıştı.

Karadeniz’e girecek gemileri için tonaj sınırlaması da bulunuyor. Montrö’nün imzalandığı 1936 yılında savaş gemilerinin tonajları çok yüksek olmadığı için tonaj sınırlaması dolayısıyla birçok savaş gemisi Karadeniz’e giremiyor.

Örneğin Türkiye 2008 yılında Gürcistan krizi esnasında insani yardım taşıyan toplam tonajları 140 bin tonu bulan “USN Comfort” ve “USN Mercy” isimli iki hastane gemisinin geçişine sözleşmede yer alan tonaj kısıtlamaları aşıldığı için izin vermemişti.

Ayrıca Karadeniz’e kıyıdaş olmayan bir ülkenin sokacağı donanma, Karadeniz’de en büyük donanmaya sahip ülkenin toplam tonajını geçemiyor.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne göre uçak gemilerinin boğazları kullanması yasak. Ancak Türkiye 1976 yılında KIEV adlı uçak gemisinin ve 1981 yılında Amiral KUZNETSOV uçak gemisinin geçişine NATO Genel Kurulu’nun itirazına rağmen izin verdi. Bu geçişlerde Rusya, gemileri Türkiye’ye farklı gemi türü ile bildirimde bulunmuş, Türkiye de Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ndeki maddeyi ‘bildirim esastır’ kuralı çerçevesinde yorumlayarak Moskova’yı kızdırmak istememişti.

ANKARA ABD’NİN BASKILARINA DAYANABİLECEK Mİ?

ABD ile ilişkilerin dip yaptığı ve 20 Ocak’ta göreve gelen ABD Başkanı Joe Biden’ın yaklaşık 3 ay geçmesine rağmen AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmediği bir dönemde Türkiye’nin tavrı merak konusu olacak.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin iptalinin tartışıldığı şu dönemde Türkiye’nin ABD’nin baskılarına boyun eğip eğmeyeceği, Washington’un Montrö’deki düzenlemeleri zorlayan veya aşan taleplerine ne cevap vereceği önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak.

RUSYA’NIN TAVRI NE OLACAK?

Tabii bu noktada Rusya’nın tepkisi de çok önemli. Rusya, Montrö’nün harfiyen uygulanması için Ankara üzerindeki baskısını arttıracaktır.

Washington ile ilişkilerin S-400 krizi nedeniyle çok kötü bir dönemden geçtiği şu günlerde Ankara’nın ABD’nin talepleri ve Rusya’nın hassasiyetleri arasında denge kurmada zorlanması bekleniyor.

RUSYA’NIN UKRAYNA SINIRINDAKİ ASKERİ VARLIĞI

Amerikalı yetkililer, Rusya’nın Ukrayna sınırında, Kırım’ı ilhak ettiği 2014’ten bu yana hiç bu kadar fazla sayıda asker konuşlandırmadığını söylüyor.

Ukrayna ordusunun Mart ayı sonundaki tahminine göre, sınıra hareket eden Rus askerlerin sayısı yaklaşık 20 bin.

Rusya’yla Ukrayna arasında son haftalarda gerginliğin artmasının ardından geçtiğimiz haftalarda ABD Başkanı Joe Biden, Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Savunma Bakanı Lloyd Austin, Genelkurmay Başkanı Mark Milley ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan Ukraynalı meslektaşlarını aramışlar ve Washington’un Kiev’e destek mesajını iletmişlerdi.

MOSKOVA’DAN UKRAYNA’YA GÖZDAĞI: GEREKİRSE MÜDAHALE EDERİZ

Bu arada Rusya Devlet Başkanlığı İdaresi Başkan Yardımcısı Dimitri Kozak, Ukrayna’nın ülkenin doğusundaki Donbas bölgesindeki gelişmelere, gerekirse vatandaşlarına yardım etmek için müdahale edebileceğini söyledi.

Dimitri Kozak, “Her şey, yangının ne kadar büyük olacağına bağlı. Çatışmaların şiddetlenmesi Ukrayna için sonun başlangıcı olabilir” dedi.

Kozak, “Eğer Devlet Başkanımız Putin’in dediği gibi Donbas’ta bir Srebrenitsa senaryosu yaşanırsa, görünen o ki oradaki vatandaşlarımızı korumak zorunda kalacağız” diye konuştu.

KREMLİN: EN KÖTÜ SENARYO İÇİN HAZIRLIK YAPMALIYIZ

Kremlin’den perşembe günü yapılan açıklamada Washington’ın ‘saldırgan ve öngörülemez politikalarına’ dikkat çekilerek Rusya’nın ABD’den gelebilecek en sert yaptırımlara ve en kötü senaryoya hazır olması gerektiği belirtildi.

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov “Bu saldırgan ve öngörülemezlik bizi en kötü senaryoya karşı hazırlık yapamaya itiyor” diyerek ilişkilerde gidişatın son derece olumsuz bir havada seyrettiğini gösterdi.

Başkan Joe Biden Rus Devlet Lideri Vladimir Putin’in bir katil olduğunu ifade ettikten sonra Rusya ABD büyükelçisini istişare için geri çağırmıştı.

RUSYA, HAZAR DONANMASINDAN GEMİLERİ LKARADENİZ’E GÖNDERDİ

Rus Interfax haber ajansı, Rusya Savunma Bakanlığı’nın çıkarma botları ve savaş gemilerinin de aralarında bulunduğu 10’u aşkın donanma gemisinin Hazar Denizi’nden Karadeniz’e gönderildiği yönündeki açıklamasına yer verdi. Açıklamada, bu hamlenin kış tatbikatı kapsamındaki denetimler çerçevesinde yapıldığı belirtildi. Rusya Karadeniz Filosu’nun üssü 2014’te ilhak edilen Kırım’da bulunuyor.

BEYAZ SARAY: ENDİŞELERİMİZ ARTIYOR

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, ABD’nin Doğu Ukrayna konusundaki ‘endişelerinin arttığı’ belirtildi. Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, Washington’ın bölgede yaşananları Rusya’nın artan saldırganlığı olarak gördüklerini kaydetti. Psaki, “Rusya’nın şu anda Ukrayna sınırında 2014’ten bu yana hiç olmadığı kadar çok birliği var” diye konuştu. Psaki, ABD’nin bölgesel gerginlik ve ateşkes ihlallerine ilişkin endişelerini “NATO müttefikleriyle müzakere ettiğini” söyledi.

ABD, daha önce de Ukrayna’ya desteğini açıklamış, Dışişleri Bakanı Antony Blinken,”Rusya’nın saldırganlığı karşısında Ukrayna’nın toprak bütünlüğünden yana olduklarını” ifade etmişti. ABD Başkanı Joe Biden da bu konuda Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’ye teminat vermişti.

MERKEL’DEN MOSKOVA’YA ‘BİRLİKLERİ AZALT’ ÇAĞRISI

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Perşembe günü yaptığı telefon görüşmesinde de Ukrayna konusu ele alındı. Federal Hükümet Sözcü Vekili Ulrike Demmer, Merkel’in görüşmede, Moskova’ya tansiyonu düşürmek için sınırdaki birliklerini azaltma çağrısı yaptığını kaydetti. Kremlin’den yapılan açıklamada ise Putin’in Ukrayna’yı suçlayarak, Kiev’in öncephede kasıtlı olarak durumu kızıştıran provakatif eylemlerine dikkat çektiği belirtildi.

ZELENSKİ’DEN DONBAS CEPHESİNE ZİYARET

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, gerilimin tırmandığı ülkenin doğusundaki Donbas cephesine bir ziyaret gerçekleştirdi. Zelenski, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “Başkomutan olarak bu zor zamanlarda Donbas’ta askerlerimizin yanında olmak istiyorum” ifadelerini kullandı.

Donbas’ta kurşun geçirmez yeleği ve miğferiyle görüntülenen, tek tek el sıkıştığı askerlere ülkeyi korudukları için teşekkür eden Zelenski, “Devletimizi korurken hayatını kaybeden her askeri hatırlıyoruz” diye konuştu. Zelenskiy, Ukrayna ordusunun Donbas bölgesinde devleti ve ateşkesi korumak için her şeyi yaptığını ifade etti.

DONBAS KRİZİ

Rus nüfus ve Rusya yanlılarının ağırlıkta olduğu Donbas bölgesinde (Donetsk ve Luhansk) tek taraflı bağımsızlık ilan edilmesinin ardından, Rusya yanlısı ayrılıkçılar ile Ukrayna ordusu arasında çatışmalar 2014’ten bu yana aralıklı olarak devam ediyor. Çatışmalar son dönemde şiddetlenmişti.

Taraflar arasında Temmuz 2020’de sağlanan kapsamlı ateşkes son dönemde sık sık ihlal ediliyor.

Ukrayna Genelkurmay Başkanı Ruslan Komçak, 30 Mart’ta mecliste yaptığı konuşmada, Rusya’nın tatbikat bahanesiyle Ukrayna sınırları yakınlarına asker sevkiyatı yaptığını belirtmişti.

Bölgede bağımsızlığını ilan eden Rusya yanlısı ayrılıkçılarla Kiev yönetimi arasında 2014’ten bu yana süren çatışmalarda 13 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

Ukrayna Ordusu, Perşembe günü bir askerin daha hayatını kaybettiğini, böylece bu yılın başından bu yana öldürülen Ukrayna askerlerinin sayısının 25’e çıktığını açıkladı. 2020 yılında toplam 50 Ukrayna askeri hayatını kaybetmişti.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve AKP’nin yeni planı!

Dünya

Ümit Nağmeleri Ramazan Bayramı özel programı

Ümit Nağmeleri kanalının aboneleri için hazırladığı sürpriz konukların yer alacağı ‘Bayram Özel Programı’ Bayramın 1. günü olan 13 Mayıs’ta izleticiyle buluşacak.

BOLD – Ümit Nağmeleri Ramazan Bayramı özel programında 10 ülkeden toplam 80 öğrenci ve öğretmenlerin performansları ekranlara gelecek. NBA yıldızı Enes Kanter gibi tanınmış isimler de programa katılacak. Bayram özel programı Ramazan Bayramının 1. günü Türkiye saati ile 21.00’de Ümit Nağmeleri YouTube kanalında izleyiciyle buluşacak

Enes Kanter ABD’de kardeşi Kerem Yunanistan’da fırtına estiriyor

 

Okumaya devam et

Dünya

Sedat Peker Kıbrıs’ı da karıştırdı

Suç örgütü lideri Sedat Peker’in 1996’da öldürülen Kutlu Adalı’yla ilgili açıklamaları KKTC’de faili meçhul tartışması başlattı. Adalı’nın eşi İlkay Adalı, Peker’in iddiasının gerçeklere ışık tutup tutmayacağını merak ettiğini söylerken, KKTC’nin eski başbakanı Yorgancıoğlu, “Tüm faili meçhullerle ilgi soruşturmalar yapılmalı” dedi. Halkın Partisi lideri Özersay da Kıbrıs yargısını göreve çağırdı.

BOLD – Sedat Peker’in Adalı’yla ilgili açıklamaları Kıbrıs’ta basının ve siyaset dünyasında gündem oldu. Adalı’nın eşi İlkay Adalı, Peker’in iddialarının ‘gerçeklere ışık tutup tutmayacağını merak ettiğini’ söyledi. İlkay, söz konusu haberi “Gerçekler mi acaba, merak ettik” diyerek paylaştı.

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in yayınladığı videolarda 1996’da öldürülen Kıbrıslı gazeteci Kutlu Adalı’yla ilgili, “Sonraki videolarda sayın derin devletimizin başı ile 1996’da Kıbrıs’ta faili meçhul bir şekilde öldürülen Kutlu Adalı’yı konuşacağız ama Korkut Eken’i de alıp üçümüz konuşacağız” açıklaması yapmıştı.

Gazete Duvar’ın haberine göre Yenidüzen gazetesinin eski yöneticilerinden, KKTC’nin eski başbakanı Özkan Yorgancıoğlu “Yeniden gündem olması gerektiğine inanıyorum. Tüm faili meçhullerle ilgi soruşturmalar yapılmalı” dedi. Yorgancıoğlu, “Bütünlüklü bir soruşturmanın yapılması ve kimsenin (suikastlere) yeltenemeyeceği bir ortamın yaratılması gerektiğine inanıyorum. Demokrasiye inanan herkes dilerim ortak bir tavır geliştirirler ve failler ortaya çıkar” ifadelerini kullandı.

SAVCILIK İDDİALARI SONUÇLANDIRMALI

Eski başbakan yardımcısı ve Halkın Partisi lideri Kudret Özersay da, KKTC yargısını göreve çağırdı. Özersay,  “Gazeteci Kutlu Adalı’nın faili meçhul cinayeti insan hakları ve basın özgürlüğü açısından ülkemizde kara bir lekedir. Polis ve savcılığın yeni bilgi ve itirafları yakından takip etmesi ve dosyayı güncelleyerek sonuçlandırmaya çalışması gerekir. Bu ülkede insan haklarını ve demokrasiyi önemseyen herkesin bu konuyu takip etmesi, sonuç alınması için baskı koyması önemlidir” açıklaması yaptı.

ASKERİ OPERASYON AÇIKLAMASI

Kıbrıslı basın emekçisi Adalı, 1996 yılında Kıbrıs’ın kuzeyinde bulunan, Ortodoks dünyası için büyük önem arz eden Aziz Barnabas Kilisesi’ne silahlı baskın düzenlenmesi sonrasında paha biçilemez ikonaların çalınması olayı üzerinde durmuş ve birçok sorunun yanıtsız kaldığını belirten yazı yayınlamıştı. Muhalif yazılarıyla tanınan Yenidüzen gazetesi yazarı Adalı, Kıbrıs gündemine damgasını vuran yazısı sonrasında evinin önünde suikasta uğradı. Dönemin KKTC Başbakanı Hakkı Atun, cinayetle ilgili ‘askeri operasyon’ açıklamasında bulundu. Suikast ile ilgili olarak Kıbrıs basını ‘derin devlet’ konusu üzerinde durdu. 2000’li yıllarda Adalı’nın cinayeti, eşi İlkay Adalı tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınmış ve dava sonucunda Türkiye mahkum edilmişti.

Abdulmecit Baskın cinayetinde Mehmet Ağar nasıl aklandı?

Okumaya devam et

Dünya

İskoçya’da seçimi kazanan milliyetçiler bağımsızlık için yine referanduma gidecek

İskoçya’da yapılan seçimlerde arka arkaya dördüncü zaferini kazanan İskoç Milliyetçi Parti’nin lideri Nicola Sturgeon, pandemi dönemi sonrası için bağımsızlık referandumu olacağı sözü verdi. 2014 yılında yapılan oylamada halk Birleşik Krallık’tan ayrılmaya karşı çıkmıştı.

BOLD – İskoçya’da cumartesi günü gerçekleşen seçimlerde bağımsızlık yanlısı İskoç Milliyetçi Parti (SNP) tarihindeki en büyük zaferi elde ettti ve dördüncü kez art arda seçimi kazanmış oldu.

Bugüne kadarki en yüksek katılım ile gerçekleşen seçimlerde İskoç parlamentosunda en fazla sayıda sandalyeye ulaşan parti aldığı bu güçle Londra yönetimine karşı referandum mücadelesi vermeye hazırlanıyor.

2014’te yapılan referandumda hayır sonucu çıkarken, İngiltere’nin AB’den ayrılması nedeniyle bu kez sonucun farklı olabileceği belirtiliyor.

Yaptığı konuşmada “İskoç halkı iradesini net şekilde ortaya koymuştur” diyen SNP lideri Nicola Sturgeon, referandumu Başbakan Boris Johnson’ın değil ancak mahkeme kararının durdurabileceğini söyledi. Sturgeon, Johnson’ın “Ülkemizi parçalamak istiyorlar” söyleminin ise sorumsuzca olduğunu dile getirdi.

YASAL OLARAK JOHNSON’IN ONAYI GEREKİYOR

Johnson referandum seçeneğinin ancak her nesilde en fazla bir kez kullanılabilecek bir kart olduğunu belirtiyor. Birleşik Krallık yasalarına göre de referandum için başbakanın onayı gerekiyor.

Hiyerarşide ‘İskoçya Birinci Bakanı’ olarak belirtilen İskoç lider Nicola Sturgeon ise seçim sonuçlarının kendisine referandum için hak ve yetki sağladığını ileri sürüyor.

Sturgeon, “İskoçya halkının kendi geleceğini seçme hakkını engellemeye çalışan Boris Johnson veya başka biri için ortada hiçbir demokratik gerekçe yok” dedi.

2014’TEKİ SON REDERANDUMDAN BERİ SİYASİ ATMOSFER DEĞİŞTİ

İskoçya 314 yıldır Birleşik Krallık içerisinde yer alıyor. İskoçya’da mevcut siyasi iklim, 2014 yılında yapılan ve bağımsızlığın yüzde 55 oyla reddedildiği referandumdan çok farklı.

2016 yılında yapılan Brexit referandumunda İskoçya’da seçmenlerin yüzde 62’si, Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılmaya ‘Hayır’ demişti. Ancak Birleşik Krallık genelinde ayrılma kararı çıktığı için İskoçya da birlikten ayrılmak zorunda kalmıştı.

Kamuoyu yoklamaları İskoçya’da bağımsızlığı destekleyenlerin oranının geçen yıl yüzde 50’nin üzerine, şimdiye kadarki en yüksek düzeye çıktığını gösteriyordu.

Bağımsızlık yanlısı İskoç politikacılar, Brexit oylamasında ‘Hayır’ dedikleri halde AB’den ayrılık kararına uymak zorunda kalmalarını ‘demokrasi eksikliğinin örneği’ olarak görüyor, SNP’nin bölgede en büyük parti olmasına rağmen merkezi politikalarda etkili olamamasından duydukları rahatsızlığı dile getiriyorlar.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0