Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Saray’daki protokol krizinde AB kurumları birbirini ve Türk tarafını suçladı

Avrupa Birliği liderleriyle AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Beştepe’de bir araya geldiği görüşmede yaşanan protokol krizine ilişkin Brüksel’den ve Ankara’dan açıklamalar geldi. Avrupa Konseyi, Türk tarafını ve Avrupa Komisyonunu eleştirirken AB Türkiye Delegasyonu da Avrupa Konseyi’ni ve yine Türk tarafını eleştirdi.

BOLD – Salı günü Beştepe’deki sarayda yaşanan protokol krizine ilişkin Avrupa Konseyi ve Türkiye’deki Avrupa Birliği (AB) delegasyonu, birbirlerini ve Türk tarafını suçlayan açıklamalar yaptı.

Avrupa Konseyi’nden yapılan açıklamada, Avrupa Komisyonu’nun ekibi protokol hazırlık toplantısına katılmadığı ve Türk tarafının da kriz yaşanan salonun ve yemek odasının görülmesine izin vermediği belirtildi.

Ankara’daki AB Delegasyonu ise Türk tarafının eşit protokol sırasında uyarıldığını söyledi ancak krizdeki sorumluluğun Avrupa Konseyi ön protokol heyetinde olduğunu belirtti.

SARAYDA PROTOKOL KRİZİ

AB Konseyi Başkanı Charles Michel ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la görüşmesinde iki koltuğa Erdoğan ve Michel oturmuş, ayakta kalan Leyen duruma tepki göstermişti.

Erdoğan, AB Konseyi Başkanı Michel ile yan yana tekli koltuklarda oturmuş; Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve AB Komisyonu Başkanı Von der Leyen ise, bu ikiliye mesafeli bir biçimde, karşılıklı olarak kanepelerde yer almışlardı.

Skandal sonrası, Avrupa Konseyi Başkanı Michel’in Komisyon Başkanı Von der Leyen’in ayakta kalmasına aldırış etmeden Erdoğan ile birlikte kendilerine ayrılan koltuğa oturması ve yaşanan krize tepki göstermemesi de eleştirilmişti.

AB Komisyonu, von der Leyen’e Michel ile protokolde aynı şekilde davranılması gerektiğini savunuyor.

AVRUPA KOMİSYONU EKİBİ HAZIRLIK TOPLANTISINA KATILMADI

Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’nin protokol ve toplantılardan sorumlu birimi tarafından konuyla ilgili basına bir bilgi notu gönderildi.

Bilgi notunda görüşmeden bir gün önce, 5 Nisan tarihinde tarafların protokol düzeninin hazırlanmasından sorumlu servislerinin katılımıyla bir hazırlık toplantısı yapıldığı kaydedildi.

Michel’in başkanlık ettiği Konsey’in protokol servisinin bu toplantıya katıldığı ancak Von der Leyen’ın başkanlık ettiği Komisyon’un protokol servisinin toplantıda yer almadığı belirtildi. Sadece Von der Leyen’ın güvenliğinden sorumlu bir görevlinin toplantıda hazır bulunduğu ifade edildi.

Von der Leyen’in Ankara’ya gitmemesine ise koronavirüs salgını ile ilgili alınan tedbirler gerekçe gösterildi. AB Komisyonu sözcüleri de Ursula von der Leyen’in protokol ekibinin Ankara’ya gitmediğini daha önce kabul etmiş, Ankara’daki AB Türkiye Delegasyonu’nun bu görevi yerine getirmek üzere görevlendirildiğini açıklamıştı.

TOPLANTI VE YEMEK ODALARININ GÖRÜLMESİNE İZİN VERİLMEDİ

Toplantıda şartların kısa süreyle incelendiği ancak toplantı ve yemek odalarının görülmesine, bu yönde talepte bulunulmasına karşın Türk tarafınca izin verilmediği kaydedildi. Açıklamaya göre Türk tarafı buna gerekçe olarak bu odaların AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ofisine yakın olmasını gösterdi.

Toplantı yapılacak salonun görülmesine izin verilmesi halinde AB Konseyi protokol servisinin Türk tarafına, ‘bir nezaket ifadesi olarak’ Komisyon Başkanı için ayrılan kanepeyi iki koltukla değiştirmelerini önerecekleri belirtildi.

Yemek yenen odanın görülmesine yemeğe kısa bir süre kala izin verildiği belirtilen açıklamada Von der Leyen’ın yararına olacak şekilde üç sandalyelik yer açıldığı belirtildi.

Açıklamada aynı zamanda Michel’in, Ursula von der Leyen’in de Erdoğan ile birlikte verilen fotoğraf karesinde olması önerisinde bulunduğuna dikkat çekildi.

AB TÜRKİYE DELEGASYONU DA TOPLANTILARA KATILMADI

Toplantıyı organize eden AB delegasyonunun da bir bölgesel güvenlik görevlisi hariç tutulursa toplantıya katılmadığı belirtildi.

Politico haber sitesine konuşan bir AB diplomatı, AB Dış İlişkiler Servisine bağlı olan Ankara’daki AB Türkiye Delegasyonu’nun ‘hazırlıklar sırasında dışlandığını’ söyledi.

AB TÜRKİYE DELEGASYONU: TÜRK TARAFINDAN EŞİT MUAMELE İSTEDİK

Avrupa Türkiye delegasyonu da yaşananlardan Türk tarafını ve Avrupa Konseyi’ni suçladı.

AB Türkiye Delegasyonu başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut’un 6 Nisan’da Brüksel’e gönderdiği notta, “Tüm iletişimde Delegasyon’un tek temas noktası olması gerektiği konusunda Türk tarafına ısrarcı olduk ve iletişimimizde her iki başkana ve heyetlerine eşit muamele ihtiyacı hakkında hep açık olduk.” dediği bildirildi.

Ancak AB Konseyi’nin bir protokol memurunun da içinde bulunduğu bir ekibi önceden gönderdiğini vurgulayan Meyer-Landrut, bu memurun Türk protokol ekibiyle doğrudan temas kurduğunu ve bu durumun ‘Türk tarafıyla etkili iletişim ve koordinasyonu zorlaştırdığını’ yazdı.

AB KURUMLARI ARASINDAKİ GÖRÜŞ AYRILIĞINI ORTAYA ÇIKARDI

Kriz, AB içerisinde Konsey ile Komisyon arasındaki bir görüş ayrılığını da ortaya koy.

Avrupa Birliği kurumları özelinde AB Konseyi Başkanı devlet başkanı, AB Komisyonu Başkanı ise hükümet başkanına denk geliyor. Yani AB protokolünde AB Konseyi Başkanı birinci sırada, AB Komisyonu Başkanı ise ikinci sırada geliyor.

Ancak Brüksel’deki protokollerde devlet başkanı ile hükümet başkanı arasında kesin bir ayrım yapılmıyor. Konsey ve Komisyon başkanı eşit statüde muamele görüyor. AB Komisyonu ve Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen de buna çok dikkat ediyor.

Konsey ise AB üyesi olmayan ülkelerin protokollerinde devlet başkanı ile hükumet başkanı arasında kesin bir ayrım yapıldığını belirterek Türk tarafının yaptığının normal olduğunu belirtiyor.

Avrupa Konseyi ayrıca Konsey Başkanı Michel’in Komisyon Başkanı Von der Leyen’in ayakta kalmasına aldırış etmeden Erdoğan ile birlikte kendilerine ayrılan koltuğa oturmasının ve duruma tepki göstermemesinin normal olduğunu kaydediyor.

Saray’da protokol rezaleti: Erdoğan ve Michel oturdu Leyen ayakta kaldı

Dünya

İsrail polisi Mescid-i Aksa’da namaz kılan cemaate ses bombasıyla saldırdı

İsrail polisi, Doğu Kudüs’te Eski Şehir bölgesinde Müslümanların kutsal mekanı kabul edilen Mescid-i Aksa’daki Kıble Mescidi’nde teravih namazı kılan cemaate karşı ses bombaları ve plastik mermi kullandı. Olaylarda 200’e yakın Filistinli’nin yaralandığı bildirildi.

BOLD – İsrail polisi, Mescid-i Aksa’daki Kıble Mescidi’nde teravih namazı kılan cemaate karşı ses bombaları ve plastik mermi kullanarak saldırdı.

Öte yandan Mescid-i Aksa’nın içinde bulunduğu Eski Şehir bölgesinin Şam Kapısı ile Sahire Kapısında da İsrail polisi Filistinli gençlere müdahalede bulundu. Harem-i Şerif’te yaşanan olaylarda 200’e yakın Filistinli’nin yaralandığı belirtildi.

İsrail polisinin müdahalesine Türkiye’de siyasi parti liderlerinden tepki geldi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İsrail polisinin Mescid-i Aksa cemaatine yaptığı saldırıları şiddetle kınadığını belirterek, “Filistinli kardeşlerimizle dualarımız aynı, yüreklerimiz birdir!” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Mescid-i Aksa’ya İsrail güvenlik güçleri tarafından ibadet sırasında yapılan saldırıda yaralanan tüm Filistinli kardeşlerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Yapılan saldırıyı şiddetle kınıyorum” dedi.

ÇELİK: FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZİN SONUNA KADAR YANINDAYIZ

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, “İsrail, Mescidi Aksa’nın hukuki statüsüne saygı duymalı ve uluslararası yükümlülüklerine uygun davranmalıdır. Filistinli kardeşlerimizin din ve vicdan özgürlüklerinin sonuna kadar yanındayız. Harem-i Şerif, tüm Müslümanların kutsal mabedidir. İsrail hükümetinin mübarek Ramazan ayında Müslümanların mabedine yaptığı saygısızlığı ve Filistinlilere uyguladığı şiddeti kınıyoruz” açıklaması yaptı.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da, “İsrail polisinin Mescid-i Aksa’ya girerek ses bombalarıyla saldırmasını şiddetle kınıyoruz. Mübarek Ramazan günlerinde hiçbir kutsala saygısı olmayan İsrail işgal güçleri Mescid-i Aksa’yı derhal terk etmelidir. Bu menfur ve pervasız saldırılar derhal durmalıdır” dedi.

Bayramda evden çıkmak yasak ama köprüden geçiş ücretsiz

Okumaya devam et

Dünya

Alman istihbaratı İslam ve göç karşıtı Pegida hareketini kara listeye aldı

Almanya’da İslam ve göç karşıtı Pegida hareketi, iç istihbarat tarafından ‘anayasaya aykırı aşırı sağ oluşum’ ilan edildi. Bu kararla Pegida Vakfı ile bağlantılı kişi ve faaliyetlerin resmen izlenmesi mümkün olacak.

BOLD – Almanya’da Saksonya eyaletine bağlı Dresden kentinde kurulan ‘Batı’nın İslamlaşmasına Karşı Avrupalı Yurtseverler’ (Pegida), iç istihbarat tarafından anayasaya aykırı oluşum ilan edildi.

Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın Saksonya birimi, Pegida’yı ‘aşırılıkçı niteliği kanıtlanmış yapılanma’ olarak sınıflandırarak Pegida’nın yıllar içinde anayasaya aykırı bir oluşuma dönüştüğüne yönelik güvenilir yeterli bulgular bulunduğunu bildirdi.

Açıklamada, başlangıçta heterojen bir kitleye hitap eden Pegida’nın yıllar içinde hem ideolojik hem de söylem olarak giderek radikalleştiği ve aşırı sağ çevrelerin ayrılmaz bir parçası haline geldiğine yer verildi. Pegida’nın parlamenter sistemi küçük düşürme, hukukun üstünlüğünü hiçe sayma gibi Alman anayasasının değerleriyle uyuşmayan tutumların propagandasını yaptığı, Yahudi, Müslüman ve azınlıklara yönelik düşmanca içerikler yaydığı kaydedildi.

İç istihbaratın bu kararı, Pegida Derneğinin yanı sıra bağlantılı kişi ve faaliyetlerin de resmen istihbari takibini mümkün kılacak. Pegida’nın düzenlediği gösterilerdeki ‘barışçı katılımcıların’ ise izlemeye dahil olmayacağı belirtildi.

20 Ekim 2014 tarihinde Dresden’de düzenlenen ‘Akşam yürüyüşü’ Pegida’nın kuruluşu olarak kabul ediliyor. Bunu takip eden aylarda binlerce kişi Pazartesi günleri düzenlenen Pegida gösterilerine katılmış, göç, mülteci ve İslam karşıtı sloganlarıyla Almanya’da büyük tartışma başlatmıştı. Yürüyüşlere katılanların sayısı zaman zaman 25 bine ulaştı. Özellikle Almanya’nın doğusunda destek bulan Pegida’yı kendisine örnek alan oluşumlar Almanya’nın diğer kentlerinde de destek yürüyüşleri düzenlemeye başlamıştı.

İşkence mağdurlarından Belarus Devlet Başkanı Lukaşenko hakkında Almanya’da suç duyurusu

Okumaya devam et

Dünya

AKP Mısır’dan sonra Suudi Arabistan’a da zeytin dalı uzattı

Bölgedeki ve dünyadaki yalnızlığını gidermek için Mısır ve İsrail’le ilişkileri normalleştirme girişimleri başlatan AKP yönetimi, 2013 yılından beri ilişkilerin giderek bozulduğu Suudi Arabistan yönetimine de zeytin dalı uzattı. Çauşoğlu, gelecek hafta Riyad’a gidecek.

BOLD – AKP hükumeti, 2013 yılında bozulmaya başlayan ve Gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti ile zirveye çıkan Ankara-Riyad krizini sona erdirmek için Suudi Arabistan’a Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nu gönderiyor.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın salı günü Suudi Arabistan Kralı Selman bin Adülaziz ile gerçekleştirdiği görüşme sonrası uluslararası basına konuşan AKP yetkilileri, Erdoğan ve Selman’ın Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun gelecek hafta Riyad’a gitmesi konusunda mutabık kadıklarını açıkladı.

11 Mayıs’ta Riyad’a gidecek olan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Farhan el Saud ile bir görüşme gerçekleştirecek. Görşmeler ticaret, ikili işlişler ve Libya gibi Türkiye’nin asker gönderdiği bölgesel konular odaklı olacak.

TÜRKİYE-SUUDİ ARABİSTAN İLİŞKİLERİ

Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler 2013 yılından itibaren bozulmaya başladı. Türkiye Mısır’da Müslüman Kardeşler Hareketi ve Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi desteklerken; Müslüman Kardeşler Hareketi’ne karşı olan Suudi Arabistan Mursi’yi deviren darbe yönetimini destekledi.

Yine daha sonraki dönemde Türkiye’nin İran’a yaklaşması Suudi Arabistan’ı rahatsız etti. Ayrıca 2017 Katar krizinde Türkiye ve Suudi Arabistan karşıt saflarda yer aldı.

KAŞIKÇI CİNAYETİ DÖNÜM NOKTASI OLDU

2017 yılı Haziran ayında Suudi Arabistan’da Veliaht Prensliğe Muhammed Bin Selman’ın gelmesi ile birlikte ilişkiler daha da kötüleşti. Türkiye, Suudi Arabistan yönetimi ve kraliyet ailesindeki iç mücadelelerde her zaman Muhammed Bin Selman karşıtı bir tutum izledi. Selman karşıtı gruplara açıktan olmasa da destek verdi.

En büyük kopuş ise Suudi asıllı gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda 2 Ekim 2018’de öldürülmesi sonrası yaşandı. AKP hükumeti, Kaşıkçı cinayetini Veliaht Prens karşıtı bir kampanyaya dönüştürdü ve uluslararası alanda Veliaht Prens’i sıkıştırmaya çalıştı. Ancak o dönemki Trump yönetiminin Veliaht Prens ve Suudi Arabistan’la ilişkileri bozmak istememesi nedeniyle AKP hükumetinin bu politikası başarısız oldu.

AKP’DE SÖYLEM DEĞİŞİKLİĞİ

Erdoğan, 2018 yılında yaptığı bir açıklamada Kaşıkçı’yı öldürme emrinin Suudi yönetimindeki ‘en üst noktalardan’ geldiğini ifade etmişti. AKP hükumetindeki politik değişikliğin yansıması olarak Erdoğan’ın Sözcüsü İbrahim Kalın geçen ay Reuters Haber Ajansına yaptığı açıklamada Suudi Arabistan’da Kaşıkçı cinayeti ile ilgili mahkemenin verdiği kararı Türkiye’nin saygıyla karşıladığını söyledi.

Ancak Ankara o dönemde Suudi mahkemesinin verdiği kararların yetersiz olduğunu belirtmiş, Suudi yönetimini İstanbul’da açılan davayla işbirliği yapmaya davet etmişti.

Kaşıkçı cinayeti sonrası Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri en kötü günlerini yaşadı. Suudi Arabistan veliaht prensinin İsrail’le yakınlaşma politikası da AKP’yi rahatsız etti.

TÜRKİYE’NİN İHRACATI YÜZDE 98 AZALDI

Suudi Arabistan, yakın zamana kadar Türkiye’nin en büyük 12. ticari partneri durumunda idi. 2019 yılında Türkiye körfez ülkesine 3.1 milyar dolar ihracat gerçekleştirdi.

İki ülke ilişkilerindeki gerilim dolayısıyla Suudi Arabistan, Türkiye’ye geçen yıldan itibaren gayrı resmi şekilde boykot uygulamaya başladı. Boykot geçen yıl ticaret rakamlarını fazla etkilemedi. Ancak bu yıl boykot dolayısıyla Suudi Arabistan’ın Türkiye’den ithalatı yıllık bazda yüzde 98 azaldı.

Ayrıca Suudi Arabistan yönetimi, başkent Riyad ve diğer vilayetlerde faaliyet gösteren Milli Eğitim Bakanlığına bağlı 8 Türk okulunun 2020-2021 eğitim ve öğretim yılı sonunda kapatma kararı aldığını geçen ay sonunda duyurdu.

Türkiye-Mısır görüşmeleri net ilerleme kaydedilmeden bitti

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0