Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Anne ve babası tutsak olan lösemi hastası Hakan 3 gündür evde

27 Ocak’tan bu yana tedavi gören anne ve babası tutuklu Hakan Dağdeviren’in avukatı Nurullah Yıldırım, üç gündür evde olan küçük çocuğun sağlık durumu ve annesinin suçsuzluğuyla ilgili kanaatini açıkladı.

BOLD – Üç ay önce lösemi teşhisi konulan 11 yaşındaki Hakan Dağdeviren’in avukatı Nurullah Yıldırım, Hakan hakkında sosyal medyada yapılan paylaşımlarla ilgili bir açıklama yaptı. “Hakan’ın durumu çok kötü”, “Hakan için az bir süre kaldı”, “Hakan yoğun bakımda” gibi abartılı paylaşımların Hakan’ın moralini bozduğunu ve hayata tutunma gücünü azalttığını söyleyen Yıldırım Hakan’ın yoğun bakımda olmadığını, hastalığının tedavisinin yapıldığını belirtti.

EVDE BABAANNESİ REFAKAT EDİYOR

27 Ocak’ta Eskişehir Osmangazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alınan Hakan’a bu süreçte babaannesi Meral Dağdeviren refakat ediyor. Aldığı ağır kemoterapiler geçen hafta biten ve üç gün evine çıkan Hakan Dağdeviren, bugün çıkacak kan tahlillerinin sonuçlarına göre hastaneye tekrar yatıp yatmayacağı belli olacak. Hakan’ın amcasının verdiği bilgiye göre Hakan’ın bugün kan tahlilleri yapıldı. Sonuçlar eğer iyi çıkarsa Hakan 2 hafta evde kalabilecek. En ufak öksürük, ateş durumunda ise hemen hastaneye yatırılacak.

ANNE-BABA 15 GÜN ARAYLA TUTUKLANDI

Hakan babası Gökhan Dağdeviren Cemaat soruşturmaları kapsamında Haziran 2018’de tutuklandı. Annesini ise babasından 15 gün sonra gözaltına aldılar. Örgüt üyesi olduğu iddiasıyla yargılanan Gökhan Dağdeviren 19 yıl, eşi ise 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Sabriye Dağdeviren’in cezası onaylandı, Gökhan Dağdeviren’in dosyası Yargıtay’da bekletiliyor.

DOKTORLAR TEDAVİSİNİN MÜMKÜN OLDUĞUNU SÖYLEDİ

“Hakan yoğun bakımda değildir. Hakan’ın tedavisi ise şu an itibari ile doktorların verdiği bilgiye göre mümkündür” diyen Yıldırım, Hakan’a Ankara’da ilik nakli yapılmasının planlandığını kaydetti. Yıldırım, “Hakan’ın durumu çok kötü”, “Hakan için az bir süre kaldı”, “Hakan yoğun bakımda” gibi asılsız haberlerin Hakan’ın moralini bozduğunu ve hayata tutunma gücünü azalttığını da sözlerine ekledi.

Aile avukatı Nurullah Yıldırım’ın Gazete Davul aracılığıyla yayımladığı açıklamanın tamamı şöyle:

  • 2018 yılı içerisinde birer hafta ara ile önce gözaltına alınıp sonra tutuklanan anne babasının hasretine dayanamayıp lösemiye yakalanan, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Hastanesinde yatmakta iken sosyal medyaya görüntüsü düşen ve daha sonra taraflı tarafsız herkesin vicdanını yaralayan Hakan, kimi zaman hastanede kimi zaman ise evinde tedavisine devam edilmektedir.
  • Hakan yoğun bakımda değildir. Hakan’ın tedavisi ise şu an itibari ile doktorların verdiği bilgiye göre mümkündür.
  • Hakan’a Ankara’da ilik nakli yapılması planlanmaktadır. Son yapılan tetkikler ile Hakan’ın kardeşinin Hakan’a ilik nakli yapılacaktır.
  • Fakat doktorların Hakan’ın iyileşmesi için tek tavsiyesi ise Hakan’ın moralinin yerinde olması ve daha fazla üzülmemesidir.
  • Bu durum ise iki farklı şekilde mümkün olacağı kanaatindeyim.
  • Birincisi Hakan hakkında sosyal medyada olan ve gerçekle uzaktan yakında ilgisi olmayan “Hakan’ın durumu çok kötü”, “Hakan için az bir süre kaldı”, “Hakan yoğun bakımda” gibi asılsız haberlerin olmamasıdır.
  • Bu haberler sosyal medyayı takip edip, buradan bu haberleri okuyan Hakan’ın moralini bozmakta ve hayata tutunma gücünü azaltmaktadır.
  • Hatta kendisine bakan yaşlı dedesi ve ninesine buradan okuduğu bu gibi asılsız iddiaları sorarak onların bakımlarını üstlenen bu güzel ve yaşlı insanları da üzmektedir.
  • Bu haberler aynı zamanda ceza evinde olan anne ve babaya diğer tutuklu veya hükümlü aileleri aracılığı giden haberler neticesinde içeride olan ve oğulları Hakan’dan başka bir şey düşünmeye halleri kalmamış, anne ve babayı da etkilemektedir.
  • Bu iki acılı anne ve baba “acaba bizden bir şey mi saklanıyor?” düşüncesine girmesine neden olmaktadır.
  • Bu kişilerin tek amaçlarının Hakan’ın bir an önce iyileşmesini istediklerinden zerrece kuşkum yoktur.
  • Fakat bu gibi haberleri yayan kişilerden beklediğimiz tek destek manevi destektir.
  • İkincisi ve en önemli ise Hakan’ın annesinin yanında olmasıdır. Bu durumun olması isteyen, bu yönde dualar eden her düşünceden milyonlarca insan olduğunu biliyoruz.
  • Hatta bu durum için uğraşan Hakan’ın annesi yanında olsun diye çok fazla destek mesajları atan, “bir şeyler yapabilir miyim?” umudunda olan insan sayısı azımsanmayacak kadar çoktur.
  • Anne adına başvurduğumuz infaz erteleme talebi maalesef 5275 sayılı Kanun’un 17/6 maddesi gereğince reddedilmek zorunda kalmıştır.
  • Kanun Hakan’ın annesini hüküm giydiği suçtan dolayı infaz ertelemesinin önüne geçmektedir.
  • Hakan’ın annesine kavuşması için ise yasadan kaynaklı olarak maalesef hiçbir yol bulunmamaktadır.
  • Hakan gibi anne ve babaya ihtiyacı olup anne babası tutuklu veya hükümlü olanlar açısından 5275 sayılı Kanun’un 17/6 maddesi esnetilmesi ise yasa koyucunun takdirindedir.
  • Hakan’ın annesine verilen ceza şahsi görüşümce haksız yere verilmiş bir cezadır. Fakat ortada bulunan mahkeme kararına saygı duymak bir hukukçu olarak en tabi görevlerimden biridir.
  • Hakan’ın annesinin kanaatimce suçlu olmadığını belirtmiştim. Fakat yargı ve hükümet tarafından suçlu olarak gözükmektedir.
  • Prof. Dr. Faruk Erem’in Bir Ceza Avukatının Anıları kitabında bahsettiği gibi, suçluyu kazıyınız altından insan çıkar. Amaç suçludaki insanı değil; insandaki suçluyu yok etmektir.
  • Hakan’ın annesi çocuğu için içeride bir günü bir yıla bedel bir insandır artık. Hakan’ın annesine ihtiyacı vardır.
  • Hakan’ın annesini suçlu görmektesiniz fakat bu uygulama ile ondaki insanı kazımaktasınız. Hakanın hastanede annesinin ise mahpushanede olduğu her gün vicdanlar için kapkara geçen gündür.
  • Hakan’ın annesine kavuşması ve daha sonra ise bu hastalığı atlatarak aramıza tekrar katılması ise siyasilerin elindedir.
  • Yukarıda da bahsedildiği üzere bir kanun değişikliği ile bu durum çözülecektir. Siyasilerden talebimiz içeride olan bir kişiyi dışarı çıkartmaları değildir.
  • Hayata tutunmaya çalışan uçurumun kenarında duran bir çocuğa annesinin el atıp tekrar onu hayata bağlamasıdır. Hakan’ın annesinin cezası her zaman infaz edilebilir.
  • Ama Hakan annesiz bu hastalığı atlatamayabilir. Hakan’ın bu hastalığını atlatması için annesinin yanına getirtilmesini talep ediyoruz.
HAKAN’I PSİKİYATRİSTE GÖTÜRDÜK!

Hakan’ın durumuna ilişkin dede Ali Dağdeviren, Euronews’e önemli bilgiler aktarmıştı. Yaklaşık üç yıl önce oğlu ve gelinin gözaltı ve tutuklanma süreci ile birlikte Eskişehir’e yerleşmek zorunda kaldıklarını söyleyen Dağdeviren, bu zaman diliminde en çok çocukların etkilendiğini ifade etti. Kısa bir süre önce Hakan’ı psikiyatriste götürdüklerini ve tüm bu zorlukları kaldıramadığını da sözlerine ekledi.

  • Anne babası yaklaşık üç yıldır tutuklu. Tüm gözaltı dava süreci Hakan’ın gözü önünde oldu.
  • Bir psikiyatri süreci yaşadık önce, orada zaten çok duygusal olduğu söylenmişti.
  • Bundan iki ay önce de vücudunda pul pul dökülmeler oldu, boğazı şişmeye başladı.
  • İştahı kesildi, çok hareketliydi ama duruldu.
  • Sonrasında hastaneye götürdük ve lösemi olduğunu öğrendik.
  • Zaten kendisi de bütün sürecini internetten okumuş, bilgi sahibi olmuş.
  • Gizli saklı kalacak bir durum yok. Rahat karşıladı bu süreci ama evi ve okulunu çok özlüyor.
  • Saçlarını çok severdi, kıvır kıvırdı. Ama şimdi sıfıra vurdular, önceleri çok üzüldü ama şimdi alıştı.
  • Babaannesi sürekli yanında, hastanede kalıyorlar.
  • Torunlarımıza yaklaşık dört yıldır biz bakıyoruz, bizim bir keşkemiz yok. Buna da şükür.
  • Ama bu zulüm böyle devam etmez. Benim de aynı suçlama ile altı yıl on ay on beş gün hapsim isteniyor.
  • Eşim ve ben de çocuklar emanet olduğu için üzülüyoruz.
  • Ama mesele sadece Hakan değil, çok sayıda kişi bu durumda.
  • Bir sebep ya da neden aramaya gerek.

Gündem

2,5 milyon yeni iflas dosyası açıldı: Tayyip Erdoğan’a hakkınızı helal eder misiniz?

AKP yönetimindeki Türkiye’de ekonomik kriz derinleşiyor. Bu yılın ilk 4 ayında 2,5 milyona yakın yeni icra ve iflas dosyası açıldı. Yeni dosya sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre 500 binden fazla arttı. Muhtarlar vatandaşa gelen icra ihbarnamelerine yetişmek için yeni personel alıyor.

BOLD –  Türkiye İstatistik Kurumu eliyle işsizlik ve enflasyon rakamlarını düşüren AKP Hükumeti, icra ve iflas dosyalarındaki artışı engelleyemiyor. 2021 yılının ilk 2 ayında tüketici kredisini ödeyemeyen 75 bin kişi ve kredi kartı borcunu ödeyemeyen 76 bin kişi bankalar tarafından icraya verildi.

SON 5 YILDA KREDİ BORCU ÖDEYEMEYENLER

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer de icra dosyalarındaki artışa yönelik Meclis Başkanlığı’na önerge sundu. Buna göre son 5 yılda bankalara 2 milyon 357 bin kişi tüketici kredisini,  2 milyon 475 bin kişi kredi kartı borcunu ödeyemedi. İcra dairelerindeki dosya sayısı da 22 milyona ulaştı

ÇİFTÇİDEN ESNAFA HERKES ZORDA

Üreticiler ve çiftçiler tarlasını, bağını, bahçesini ve traktörünü sattığı halde borçlarından kurtulamıyor. Esnaftan çiftçiye, işçiden sanayiciye toplumun tüm kesimleri pandemi döneminde iyice yoksullaştı. AKP lideri Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, esnaflardan helallik istemişti.

Okumaya devam et

Gündem

Müebbet verilen Harbiyeli Burak Cansever’in annesi öldü

Beş yıldır Silivri Cezaevinde tutuklu olan Harbiyeli Burak Cansever’in annesi Elmas Cansever, stres nedeniyle demans hastalığına yakalandı ve 55 yaşında hayata gözlerini yumdu.

BOLD – Müebbet hapis cezasına çarptırılan askeri öğrenci Burak Cansever’in annesi Elmas Cansever hayatını kaybetti. Doktorların ifadesine göre stres nedeniyle demans hastalığına yakalanan Cansever 55 yaşındaydı.

Elmas Cansever’in ölüm haberini Harbiyeli annesi Melek Çetinkaya sosyal medya hesabından duyurdu. Cansever’in oğluna çok üzüldüğünü belirten Çetinkaya, “Bir anne daha evladına hasret gitti.” dedi.

15 Temmuz Sultanbeyli Davası’nda yargılanan ve müebbet hapis cezasına çarptırılan Burak Cansever, 5 yıldır Silivri Cezaevinde tutuklu bulunuyor.

 

Okumaya devam et

Gündem

Eminağaoğlu: Mafya kanunları işliyor yargı oturmuş seyrediyor

Eski YARSAV Başkanı ve Savcı Ömer Faruk Eminağaoğlu, Sedat Peker’in iddialarıyla ilgili soruşturma başlatılmamasını yargının AKP’ye bağımlı olduğunu gösterdiğini söyledi. “Yargı oturmuş bunu seyrediyor. HSK, tarihinin en bağımlı dönemini yaşıyor. Ticaret Bakanı’nda görüldüğü gibi, AKP’den asla hesap sorulamıyor” dedi.

BOLD – Eski Cumhuriyet Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in videolarındaki ağır iddialarına henüz hiçbir savcı tarafından soruşturma açılmamasına tepki gösterdi.

Gazete Kolektif’ten Miray Mert’e konuşan, Eski Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, yaşananları adeta bir mafya dizisine benzeterek bu dizideki karakterlerin ve rollerin gerçek olduğunu belirtti. Anayasa’nın AKP iktidarı için bağlayıcılığının kalmadığını, hukuk ve yargının, AKP’yi denetleyemeyecek, hesap soramayacak hale getirildiğini belirten Eminağaoğlu, Peker’in videolarıyla ilgili şunları söyledi:

KİRLİ İLİŞKİLER ORTAYA KONULUYOR

“Türkiye’de televizyonlar yayınladıkları dizilerle halkı ekranlara bağlamıştı. Bu yetmezmiş gibi şimdi de adeta bayramda gösterime giren yeni bir dizi gibi, bu mafya dizisinin her seferinde yeni bir bölümü, her bölüm hakkında da dizi kahramanlarının beyanları gündemde. Diğer dizilerden farkı ise bu dizideki karakterler gerçek ve bu karakterler kendi gerçek rollerini oynuyor. Kirli ilişkiler ortaya konuluyor. İşin en ilginç yani özellikle yargı oturmuş bunu seyrediyor. Evet bu anlatım şaka değil gerçek ve de içler acısı, yaşanan gerçekler de keşke bu kadar olsa. Yaşananlar, izlenenler ve bir kısmı toplum önüne konulan ilişkiler, bu ilişkilerin iktidar dahil güç odakları ile bağlantıları.

YARGI, TARİHİNİN EN BAĞIMLI DÖNEMİNİ YAŞIYOR

Anayasa’nın AKP için neredeyse bağlayıcılığın kalmaması bir yana, hukuk sistemi ve yargı öyle bir hale sokulmuş durumdaki, AKP iktidarını sınırlandıramıyor ve denetleyemiyor. Türkiye’de mahkemelerin bağımsızlığı ve yargıç güvencesinden sorumlu ve görevli olan organ HSK. 13 üyesi olan bu Kurul’un 13 üyesinin 13’ü de partili Cumhurbaşkanı ve de Cumhur İttifakı’nın sayısal çoğunluğuyla TBMM tarafından belirlenmiş durumda. HSK, tarihinin en bağımlı dönemini yaşıyor. Yargı organlarının, başsavcılıkların bu yaşananlar karşısında doğrudan soruşturma açması gerekirken, tüm bu yaşananları seyreden iktidar gibi yargının da yaşananları seyretmesi demek, yargının bağımsız olmadığı, hatta iktidara ne kadar bağımlı olduğu ve iktidarın da yaşanan ilişkilerin ne kadar içinde olduğu demek. Aksi halde bu sürecin yargı tarafından seyredilmesi düşünülebilir mi? Bir hukuk devletinde bu süreci seyreden savcı ve başsavcıların görevde kalması veya böyle hareketsiz kalan o savcı veya başsavcılara HSK’nın soruşturma açmaması, soruşturma açmayan HSK üyelerine bile soruşturma açılmaması düşünülebilir mi? Yani yargı hele de 2017 Anayasa değişikliği sonrası HSK’dan alıp ilgili başsavcılıklardan çıkarsak tepeden tırnağa bağımsızlığı elinden alınmış durumda.

YARGI SUSTU MAFYA ÖNE ÇIKTI

Her sınırlandırılamayan, denetlenemeyen iktidar gibi AKP iktidarı da, mafya ile söz düellosuna girerek, onlara koruma bile tahsis ederek, süreci seyrederek, onlara alan ve ortam yaratarak, hatta açık davranmayıp, ilişkileri konusunda anayasal organlar önünde hesap vermeyip kaçarak olabildiğince kirlenmiş durumda. İddialar karşısında alnım ak, veremeyecek hesabım yok demeden, ancak çatışma ve sataşma dili ile gündemin değiştiriliyor. Bu arada Peker’in açıklamaları karşısında yargı susunca yine mafya öne çıkıyor ve mafyadan devlet yasalarıyla değil mafya hesap sorar; mafya, mafya kanunları ile hareket eder, mafya kendi ilişkilerini ortaya dökmez misali mafyadan mafyaya cevaplar bile söz konusu oluyor.

YARGI AKP’LİLER İLE İLGİLİ ADIM ATMIYOR

Geçmişteki ve şimdiki İçişleri Bakanları da iç işlerini, iç düzeni sağlayan değil aksine bozan açıklamalardan ve bu çerçevedeki ilişkilerden de geri durmayınca devlet kanunları işlemiyor o zaman da sanki mafya kanunları işliyor. Daha çok yakın bir zamanda Ticaret Bakanı konusunda da görüldüğü gibi, AKP’den asla hesap sorulamıyor. Hatta hukuk düzeni içinde söz konusu olamayacak bir iş AKP üzerinden gerçekleştirildiğinde, hatta bir şekilde AKP’ye bulaştığında, hesap sormak bir yana neredeyse adeta meşruiyet kazanıyor. Türkiye’de hukukun üstünlüğünün yerini gücün hukuku almış durumda. Tüm bu ilişkilere bakınca görülenin tek adama dayalı parti devleti yaratan AKP iktidarında devletin hukuk düzenin işlemez hale geldiği, hesap sorulamayan bir iktidarın ortaya çıkıyor. FETÖ ile ilgili yaşananlar, diğer yandan çıkar amaçlı suç örgütü konularında yani mafyatik ilişkilerde yaşananlar, işte Peker ve Çakıcı konularında yaşananlar, 128 milyar dolar konusunda yaşananlar, öne çıkan ihaleler ve daha birçok konularda yaşananlar… Tüm bunlarda yargı ya hiç adım atmıyor ya da hukukun dışında ve mağduriyet yaratacak biçimde, sonradan her şeyin boşa çıkmasına yol açacak biçimde adımlar atıyor. Diğer yandan ise iktidar gücü karşısında hukuk ve demokrasi içinde hareket eden herkes üzerinde yargı da kullanılarak baskılar yaratılıyor.”

Soylu’nun zengin danışmanı ‘yabancı servisler’e sığındı

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0