Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Reza Zarrab’ın uluslararası para transferlerini gerçekleştirdiği 8 banka mercek altında

Reza Zarrab, yaptırımlardan kaçmasını sağladığı İran rejiminin petrol paralarını dünyanın dört bir yanına taşırken sadece Halkbank’ı kullanmadı. Bu işte küresel çaptaki bazı bankalardan da yardım aldı. Peki bu bankalar hangileri ve ABD’li savcılar neden bu bankaları soruşturmuyor?

BOLD – ABD’li savcılar, Reza Zarrab’ın uluslararası para transferlerini üzerlerinden gerçekleştirdiği 8 bankayı ‘kurban bankalar’ olarak adlandırıyor ve onlar hakkında işlem yapmaya yanaşmıyor.

Organize Suç ve Yolsuzlukların Haberleştirilmesi Projesi (OCCRP) adlı haber portalında Daniela Castro, Tom Stocks, Kelly Bloss, Martin Young ve Adam Klasfeld imzasıyla yayınlanan haberde, 20 milyar dolarlık bir dolandırıcılığın söz konusu olduğu ABD’deki Halkbank davasında yargı önüne çıkarılmayacak bu bankalar ve para transferlerindeki rolü değerlendirildi.

MUHABİR BANKALAR

Dünyadaki tüm bankaların, ABD Merkez Bankası’nın farklı para birimlerini dünyanın en popüler rezerv para birimi olan ABD dolarına çevirdiği mevcut sisteme eşit erişimi yoktur. ABD dışındaki yerel ve bölgesel bankalar, dolar işlemlerini muhabir bankalar aracılığıyla gerçekleştirir ki bunlar Amerikan Merkez Bankası’nda (Federal Reserve Bank) hesapları olan büyük küresel kuruluşlardır.

Reza Zarrab’ın İran yaptırımlarını delmek için Halkbank üzerinden kurduğu sistemde Amerikan Doları üzerinden yapılan yaklaşık 6.5 milyar dolarlık bütün işlemler Amerikan Merkez Bankası nezdinde hesabı olan bu sekiz büyük muhabir banka üzerinden gerçekleştirildi.

Bu bankaların yapılan işlemleri gözetim ve denetim sorumluluğu çerçevesinde şüpheli işlemleri bildirmesi gerekiyor. Ancak Zarrab özelinde görüldüğü gibi bu işlemler üzerinden para kazanan bu bankaların gözetim ve denetimleri yeterli düzeyde gerçekleştirmediği, kara para aklanmasına ve ABD hükumetinin koyduğu yaptırımların delinmesine aracılık ettiği görülüyor. Amerikan hükumeti bu bankalara, kara para aklama ve yaptırımları delme gibi suçlardan zaman içerisinde on milyarlarca dolarlık cezalar kesti.

SEKİZ “KURBAN BANKA”

Habere göre dünyanın en büyük ve en sofistike finans kurumlarından sekizi – Deutsche Bank, Bank of America, JP Morgan Chase, Citibank, HSBC, Standard Chartered, UBS ve Wells Fargo – Zarrab bağlantılı şirketler için 2007-2015 yılları arasında en az 6.5 milyar dolarlık işlem gerçekleştirdi.

ABD’li savcılar tarafından ‘kurban’ olarak adlandırılan bankalar ve 2007-2015 arasında gerçekleştirdikleri işlemler:

  • JP Morgan Chase, 2.2 milyar dolardan fazla
  • Deutsche Bank, 1.3 milyar dolardan fazla
  • Standard Chartered, 1.2 milyar dolardan fazla
  • Citibank, 1.1 milyar dolardan fazla
  • HSBC, 263 milyon dolardan fazla
  • Wells Fargo, 258 milyon dolardan fazla
  • Bank of America, 27 milyon dolardan fazla
  • UBS, 19 milyon dolardan fazla

Bu dev bankaların her biri daha önce de gevşek gözetim ve bazı durumlarda kara para aklamayı kolaylaştırmaktan cezalandırıldı ancak bu sefer hesap vermek zorunda kalmayacaklar. Çünkü savcıların onları Halkbank’ın kandırdığı ‘kurban bankalar’ olarak değerlendiriyor.

ABD Senatosu Finans Komitesi ise Zarrab davasında bu büyük küresel ‘kurban bankaların’ rolünü araştırıyor.

HSBC: ZARRAB’IN FAVORİ BANKASI MI?

Haberde, “HSBC: Zarrab’ın favori bankası mı? ara başlığıyla verilen kısımda ise yolsuzlukta bu bankanın oynadığı role dikkat çekiliyor.

Reza Zarrab’ın kuryesi Adem Karahan, ABD’deki davada federal savcılara milyarlarca dolar aklayan Zarrab’ın Türkiye’deki işlemler için yüzde 8 komisyon dağıttığını söyledi. Amerikalı savcılara göre bu komisyonun miktarı en az 800 milyon dolar.

“Beş yıl boyunca Zarrab için sınır ötesi altın ve nakit kaçakçılığı yapan Türk vatandaşı Adem Karahan, HSBC’nin kendi hesapları için patronunun tercih ettiği banka olduğunu söyledi“ şeklinde ifadelere yer verilen haberde Türkiye’deki bir röportajda Karahan‘ın, “HSBC ile Reza Zarrab’a para gönderdim. Sadece bir kez değil. Birkaç defa” ifadelerini kullandığı belirtiliyor.

Karahan, bir zamanlar aslında Zarrab’ın kontrolünde olduğunu söylediği yedi paravan şirketin yasal sahibi veya yöneticisi olarak gösteriliyordu.

Haberde Zarrab’ın banka ile ilişkisini gösteren pek çok bilgiye rağmen savcıların İngiliz HSBC’yi kasıtsız bir kurban olarak ilan ettikleri belirtiliyor.

Zarrab’ın yaptığı yasadığı işlerin 2013’ten itibaren ortaya çıkmasına rağmen HSBC’nin daha sonraki yıllarda, Zarrab’ın parasını işlemeye devam ederek muhabir hesaplarından geçmesine izin verdiğine işaret edilen haberde, “Bazı durumlarda, banka belirli bir paravan şirketin arkasında kimin olduğunu bilmiyor olabilir, ancak Türkiye’de hazırlanan rapor, uyum görevlilerini olası yaptırımlardan kaçınma konusunda uyarmak için yeterli bilgi içeriyordu” deniyor.

HSBC’nin, Zarrab’ın erkek kardeşi Muhammed’in sahibi olduğu ve onun tarafından işletilen Dubai merkezli Hanedan General Trading LLC için 1,2 milyon Dolar değerinde işlem yapmaya devam ettiğine işaret edilen haberde Muhammed Zarrab’ın dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler’e rüşvet veren isim olduğu belirtiliyor.

“DEUTSCHE BANK, BİZZAT ERDOĞAN’IN EMRİYLE ZARRAB OLAYINA DAHİL EDİLDİ”

Diğer bir ‘kurban banka’ ise Alman Deutsche Bank ve bu bankanın da bizzat AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın emriyle Zarrab olayına dahil edildiği öne sürülüyor.

Erdoğan’ın Zarrab’ın yargılanmasını engellemek, Halkbank soruşturmasını durdurmak ve davaya bakan New York Güney Bölgesi savcısı Preet Bharara’yı kovmak için hem Obama hem de Trump yönetimleriyle yoğun bir şekilde lobi yaptığı belirtiliyor. Erdoğan sonunda Trump’ın başkanlığı döneminde Bharara’yı kovdurmayı başarmış ancak davayı bir türlü durduramamıştı.

Haberde Erdoğan’ın davaya ilgisinin sebebinin, Kasım 2017’de Zarrab’ın verdiği ifadede olayın bizzat Erdoğan’ın emriyle gerçekleştirildiğini söylemesiyle alakalı olduğu ifade ediliyor. Zarrab mahkemede, “Demek istediğim, o dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve o dönemin Hazine Bakanı Ali Babacan emir vermişler, [bankalara] bu ticareti yapmaya başlaması için emir vermişlerdi” şeklinde ifadeler kullanmıştı.

Habere göre kayıtlar, Türkiye’nin resmi bankaları Ziraat ve VakıfBank da dahil olmak üzere Zarrab’ın referans verdiği bankaların Ocak 2013’ten itibaren ABD bankaları aracılığıyla en az 252 milyon dolar gönderdiğini ve işlemlerin de Deutsche Bank tarafından yapıldığını gösteriyor.

ABD, İRAN YAPTIRIMLARINI DELEN BANKALARA AĞIR CEZALAR VERDİ

ABD, devrimin yaşandığı 1979 yılından beri İran’a birçok alanda yaptırımlar uyguladı. Bu kapsamda son yıllarda  uyguladığı yaptırımları delen çok sayıda Avrupalı bankayı da cezalandırdı.

Bu bankalar arasında Amerikan, İngiliz, Fransız, Alman ve İsviçre’nin önde gelen birçok bankası yer aldı.

Genellikle cezalar ilgili banka ile Amerikan hükumeti arasında yapılan görüşmelerde anlaşma yoluyla belirlendi.

FRANSIZ BANKASI BNP PARİBAS’A 8.9 MİLYAR DOLAR CEZA

ABD, İran yaptırımlarını deldiği için en büyük cezayı Fransız bankası BNP Paribas’a verdi.

2014 yılında BNP Paribas, Amerikan hükumeti ile yürüttüğü görüşmelerde 8.9 milyar dolar ceza ödemeyi kabul etti.

2015 yılında, diğer bir Fransız bankası Credit Agricole, 2003-2008 yılları arasında ABD’nin yaptırım uyguladığı İran, Sudan ve Küba’ya yaptığı para transferleri nedeniyle 787 milyon dolar para cezası ödemeyi kabul etti.

2015 yılında, Alman Commerzbank ABD’nin yaptırım uyguladığı ülkelere yapılan para transferleri ve para aklama suçlamaları nedeniyle Amerikan hükumetine 1.45 milyar dolar ceza ödemeyi kabul etti.

2015 yılında diğer bir Alman bankası Deutsche Bank; İran, Libya ve Suriye’ye yaptırımları deldiği için 258 milyon dolar ceza ödemeyi kabul etti ve Amerikan hükumeti ile bir anlaşma imzaladı.

Aynı yıl, İsviçre bankası UBS, ABD’nin yaptırım uyguladığı ülkeler ve terörizmle alakalı para transferleri nedeniyle 1.7 milyon dolar ceza ödeme konusunda Amerikan hükumeti ile anlaştı. Amerikan Merkez Bankası Federal Reserve, 2004 yılı Mayıs ayında da UBS’e Küba, İran, Libya ve Yugoslavya yaptırımları delmek suçlamasıyla 100 milyon dolar ceza kesmişti.

2018 yılı Ekim ayında Amerikan J.P. Morgan Chase Bank, Küba ve İran yaptırımlarını delmek suçlaması nedeniyle Amerikan hükumeti ile anlaşmaya vardı. J.P. Morgan Chase Bank, anlaşma kapsamında 5.3 milyon dolar ceza ödemeyi kabul etti.

İngiliz bankası Standard Chartered, 2012 yılında İran, Sudan, Libya ve Myanmar’a yaptığı illegal para transferleri nedeniyle 667 milyon dolar Amerikan hükumetine ödemeyi kabul etti. Banka, 2019 yılında da İran’a ve diğer ülkelere uygulanan yaptırımları delmek suçlamasıyla Amerikan ve İngiliz hükumetlerine 1.1 milyar dolar ceza ödemek zorunda kalmıştı.

Arnavutluk’ta Thodex baskını: Faruk Fatih Özer kayıp 2 kişi gözaltında

Dünya

Erdoğan rejiminin uzun koluna Almanya’da baskın: Üzerinden infaz listesi çıktı

Düsseldorf’ta Alman polisinin bir otele düzenlediği baskında gözaltına alınan 40 yaşındaki bir Türk asıllı kişinin odasında kurusıkı silah ve gerçek mühimmatın yanı sıra Gülen Hareketi’ne yakın kişilerin isimlerinin bulunduğu bir liste ele geçirildi.

BOLD – Erdoğan rejiminin Avrupa’daki muhaliflere yönelik tehditleri sürüyor. Son olarak Almanya’da bir otelde yakalanan Türk’ün üzerinde silahla birlikte Gülen Hareketi mensuplarının isim listesi çıktı. Daha önce de Erdoğan rejimi muhalifi 55 kişinin adının bulunduğu infaz listesi ortaya çıkmıştı.

İNFAZ LİSTESİ ELE GEÇİRİLDİ

Spiegel Dergisi’nin haberine göre geçen cuma günü Alman polisi Düsseldorf Oberbilk’te The niu Tab isimli bir otele baskın düzenledi. Zırhlı aracın da eşlik ettiği baskında bir oda aranırken 550 civarındaki misafir de dışarı çıkarıldı. Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı baskında Türk asıllı bir kişi gözaltına alındı, beraberindeki silah ve mühimmata da el konuldu. Bu kişinin üzerinde yapılan aramada ayrıca Gülen Hareketi’ne yakın kişilerin isimlerinin yazılı olduğu bir liste de ele geçirildi.

OTEL GÖREVLİSİNİN DİKKATİ SONUCU ORTAYA ÇIKTI

Spiegel’in güvenlik kaynaklarından edindiği bilgiye göre olay şöyle gerçekleşti: Otel görevlileri odalardan birinde küçük bir yanıcı/patlayıcı madde buldu. Bunun üzerine güvenlik güçlerine durumu bildiren yönetimin bu ihbarı ciddiye alınarak otelde arama yapılması kararı alındı. Yapılan aramada otelde kalan ve ismi açıklanmayan 40 yaşındaki bir Türk’te kurusıkı silah ve önemli miktarda gerçek mühimmat bulundu. Bunların yanı sıra Gülen Hareketi’ne mensup bazı kişilerin isimlerinin yazılı olduğu bir listeye de el konuldu. İsim listesinin yanında bu kişilere ait bazı kişisel bilgilerin de kaydedilmiş olduğu görüldü. Cep telefonu mesajlarından ve sohbet geçmişinden daha fazla bilgi almayı uman polis yetkilileri bu şahıs hakkında ayrıca mali soruşturma da başlattı.

55 KİŞİLİK İNFAZ LİSTESİ YAYINLANMIŞTI

Sosyal medyada dünyada Erdoğan muhalifi 55 kişiye yönelik infaz listesi yayınlanmış, Alman polisi de listede adı bulunan gazeteci Celal Başlangıç, Kürt siyasetçi Hasip Kaplan, gazeteci Cevheri Güven ve sanatçı Ferhat Tunç infaz listesinde isimleri olduğu gerekçesiyle uyarılmıştı. İsmi infaz listesinde yer alan gazeteci Erk Acarer de Almanya’nın başkenti Berlin’de önce evinde saldırıya uğramış, sonra da evinin önüne tehdit mesajı bırakılmıştı.

 

Biden’dan umduğunu bulamayan Erdoğan rotayı Putin’e çevirdi

Okumaya devam et

Dünya

Biden’dan umduğunu bulamayan Erdoğan rotayı Putin’e çevirdi

Online yapılan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na kalabalık bir heyetle giden ancak ABD Başkanı Biden ile görüşemeden dönen AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, rotayı Rusya’ya kırdı. Erdoğan, 29 Eylül’de Soçi’de Putin ile görüşecek. Rus Lider Putin, iki yıl önce Erdoğan ve heyetini kapıda bekleterek diplomatik bir cevap vermişti. 

BOLD – ABD dönüşünde ABD Başkanı Joe Bİden ile “iyi bir başlangıç” yapamadıklarını itiraf eden AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan rotayı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e döndü. Erdoğan gelecek hafta Soçi’de Putin’le “başbaşa” görüşecek. Rus çevirmen dışında kimsenin olmayacağı görüşmede Erdoğan’ın yeni S-400’ler, yenilenecek doğalgaz anlaşması başta olmak üzere ne gibi tavizler vereceği ise merak konusu oldu.

“KİMSEYİ YANIMIZA ALMADAN”

ABD dönüşü 29 Eylül’de Soçi’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yapacağı görüşme sorusuna Erdoğan, “29 Eylül’de nasip olursa Sayın Putin’le Soçi’de yapacağımız ikili görüşme gerçekten önem arz ediyor. Heyetler arası görüşme yok, Sayın Putin’le sadece ikili görüşme yapacağız. Bu tabi sadece İdlib’i içeren bir görüşme olmayacak. Aynı zamanda Türkiye-Rusya ikili ilişkilerini ve Suriye’deki durumu masaya yatıracağız. Suriye’de nereye geldiğimizi, bundan sonraki süreçte de nereye geleceğimizi kendileriyle konuşacağız. Kimseyi üçüncü bir şahıs olarak yanımıza almadan bu görüşmeyi yaparken orada tabi Türkiye-Rusya ilişkilerinde önemli bir karara da varacağız” dedi.

ABD’DEKİ AÇIKLAMALARI RUSYA’YI KIZDIRDI

Erdoğan BM Genel Kurulu konuşmasında da Kırım’ın ilhakını tanımadığını söyleyerek, “İlhakını tanımadığımız Kırım dahil, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin korunmasına önem veriyoruz” dedi. Dışişleri Bakanlığı da Türkiye’nin Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü olan desteğini sürdürdüğünü ve Kırım’ın hukuka aykırı ilhakını tanımadığını açıkladı. Açıklamada ayrıca 17-19 Eylül’de yapılan Duma seçimlerde Kırım itibariyle sonuçlarını Türkiye açısından hukuki bir geçerliliği bulunmadığı belirtildi.

PUTİN’İN TEMSİLCİSİ ERDOĞAN’I 15 TEMMUZ’LA TEHDİT ETTİ

Türkiye’nin son aylardaki Kırım açıklamalarına cevap Rusya Devlet Başkanı Putin’in Kırım Daimi Temsilcisi Georgiy Muradov’dan geldi. Muradov, bu ay başında yaptığı bir açıklamada “Türkiye, 15 Temmuz gecesi Türk Cumhurbaşkanı’nın darbeden kurtarılmasına Rusya yönetiminin nasıl yardım ettiğini iyi hatırlamalı” dedi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da Erdoğan’ın Kırım açıklamasına “(Erdoğan’ın) Rusya ziyaretinin hazırlıkları sürerken bu tür açıklamaların yapılmasını üzüntüyle karşılıyoruz. İkili ilişkilerin gelişimine ve sıcak bölgesel tehditlerin çözümüne odaklanmak isterdik” diye yanıt verdi .

PUTİN ERDOĞAN’I AYAKTA BEKLETMİŞTİ

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın iki yıl önce gerçekleşen Moskova ziyaretinde Putin’in Türk heyetini kabul ettiği salona, “Osmanlı’yı 93 harbinde yenen Rus askeri heykeli” ve Erdoğan ile Putin’in görüştüğü odaya 1783’te Kırım’ı ilhak eden Büyük Katerina’nın heykeli konuldu. Ayrıca Putin Erdoğan ve beraberindeki heyeti 2 dakika bekletip Rus devlet televizyonu kronometre tutarak yayınlattı. Bu durumla ilgili Türk tarafı resmi olarak herhangi bir açıklama yapmadı.

 

 

108 Kürt siyasetçinin yargılandığı gün Erdoğan’dan ‘Kürt Sorunu’ yorumu: Çözdük, aştık, bitirdik

Okumaya devam et

Dünya

Profesör Lanotte, Turkey Tribunal’de işkencenin fotoğrafını gösterdi

Belçika eski Başbakan Yardımcısı ve İnsan Hakları Hukukçusu Prof. Dr. Lanotte, Turkey Tribunal’de Kırgızistan’dan kaçırılan Orhan İnandı’nın işkenceye uğrayan fotoğrafını gösterdi. Lanotte, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, İnandı’yı elçiliğimiz sayesinde yakaladık ve hepsini yakalayacağız demiştir. Daha önemlisi resimdeki insan elini tutuyor. Bir adli doktor, İnandı’nın işkence gördüğünü söyledi. Kolu kırılmış üç yerden” dedi.

BOLD -Erdoğan Rejimi’nin insan hakları ihlallerinin yargılandığı Turkey Tribunal Halk Mahkemesi’nde Prof. Dr. Em. Johan Vande Lanotte, İnsanlığa Karşı Suçlar başlıklı raporunu sundu.

Lanotte, raporunu sunarken, “Türkiye’de 3000 farklı işkence olayının ve 95 kaçırma olayının varlığını makul şüphenin ötesinde kanıtlayan raporlar var. Bundan sonraki aşama, bu ihlalleri evrensel yargıya taşımak olmalı” dedi. Orhan İnandı’nın işkence gördüğünü gösteren fotoğraflarını paylaşan Lanotte, şunları söyledi: “Burada gördüğünüz bu insan elini kolunu tutuyor. Bu insan işkence görmüş, kolunu tutamıyor. Cumhurbaşkanı, ‘Evet biz bunları yakalayabiliriz, işkence edebiliriz ve siz buna karşı hiçbir şey yapamazsınız’ diyordu. Kaçırmalar ve işkenceler konusunda bir güç gösterisiydi.  Bu işkenceler, kaçırmalar ve cezasızlık mevcut sistemin bunu durdurma konusunda imkansızlığı ve uluslararası yargı sisteminin de bu konuda yapamadıkları… Artık bu sistemin değişmesi gerekiyor. Türkiye’de sözde terörizmden bahsediyoruz. Bu sistem altında herşeye izin veriliyor ve hatta bu işkence olaylarını yapabildiğini gösterebiliyorsunuz ve kimse bana karşı bir şey yapamaz diyorsunuz. 1. ve 2. dünya savaşlarındaki savaş suçlarında da aynı şeyi görüyorduk. Kazananlar, galipler hiçbir zaman suçlanamıyordu. Ama ondan sonra Nürnberg Mahkemeleri yapıldı. Artık bu kişiler suçlanabiliyor. Ama terörle mücadele yaptığı söyleyen devletler her istediklerini cezasız şekilde kimseye hesap vermeksizin yapabiliyorlar. İnsanlığa karşı suçlar işlenmekte.”

Lanotte’nin söylediklerinden satır başları şöyle:

“Türkiye’de işkence ve insan hakları ihlali yaygın ve etkisi çok büyük. Çünkü mağdur yakınları psikolojik, hatta bazen fiziksel olarak etkilenmektedir.

Ayrıca Türk hükümetinin başka ülkelerdeki insanları kaçırıp işkence ederek bu konuyu uluslararası boyuta taşıması, Orhan İnandı davasında açıkça görülmektedir.

Yılda 3000 işkence şikayeti ve 95 kaçırma hadisesi yaşanması, Uluslararası Ceza mahkemesi teamüllerine göre bu ihlallerin “yaygın” olarak gerçekleştiğini gösterir.

Uluslararası kaçırılmalarda hükümet ‘bu bizim politikamız. Nereye giderseniz sizi buluruz’ dediler.

Kaçırılma birden bire olan bir olay değildir. Burada bir kaç polis memuru organize bir şekilde hareket etmiştir. Ve kaçırılanlar aynı şekilde yüzeye çıkıyorlar. Bu 95 vakada görülüyorsa sistematik bir kaçırılma vardır.

2013’ten bu yana Gülen Hareketinden hiç kimse dünyanın hiçbir yerinde kendini güvende hissetmediğinden, hedef almanın sistematik ve yaygın olduğu görülmektedir.

Bu davalar sadece politika ve anlatıları değil, aynı zamanda mevcut Türk hükümetinin muhaliflerine karşı sistematik bir yaklaşımı da temsil ediyor.

Türk devleti, işkence ve insan kaçırma politikasını aktif olarak desteklemiş ve teşvik etmiştir.

Bundan sonraki aşama, bu ihlalleri evrensel yargıya taşımak olabilir. Ayrıca, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) yetkisini tanıyan ülkelerden gerçekleşen kaçırmalar UCM’ye taşınabilir

Türkiye, insan hakları ihlallerinin ilk ve tek örneği değil maalesef. Dünyanın başka yerlerinde de birçok vaka var. Bu nedenle tüm sistematik baskılar küresel bir farkındalık, küresel bir tepki ile durdurulabilir.”

Turkey Tribunal’de 4’ncü gün: Erdoğan rejiminin düşmanlaştırdığı biri Anayasal hakkını kullanamaz

Okumaya devam et

Popular

Shares