Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Askeri öğrencinin savunması: Örgütle irtibatı olsaydı disiplin dosyası kabarık olmazdı

15 Temmuz’da 14-15 yaşlarında olan askeri öğrenciler, yaşları 18’i geçtikten sonra toplu halde gözaltına alınıyor. Sorularda 15 Temmuz hariç her şey var.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

15 Temmuz’un üzerinden yaklaşık 5 yıl geçmesine rağmen askeri öğrenciler gözaltına alınmaya ve tutuklanmaya devam ediyor. 13 Ocak 2021’de 200 kişi, geçen hafta 43, önceki hafta ise 53 askeri öğrenci gözaltına alındı.

13 Ocak’ta gözaltına alınan öğrencilere emniyette ve savcılıkta 15 Temmuz ile ilgili hiçbir soru sorulmadı. Dava dosyaları ayrılan ve farklı tarihlerde mahkemeye çıkan öğrencilerin bazıları örgüt üyesi oldukları iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılıp hapse gönderildi, kimi de etkin pişmanlıktan yararlanmaya zorlandıkları için serbest bırakıldı. Öğrenciler arasında 15 Temmuz olduğunda 15 yaşında olan 2000 ve 2001 doğumlular da var.

Bold Medya’nın ulaştığı 56 öğrencinin ifadesine göre Ankara Beytepe Yüksek Subay Okulu, Kuleli Lisesi, Deniz ve Kara Astsubay Meslek Yüksek Okulu, Ankara Bando Astsubay Hazırlama Lisesi, Heybeliada Deniz Lisesi, Deniz Harp Okulu, Yalova Karamürsel Deniz Astsubayı Meslek Yüksek Okulu öğrencilerine başta Ankesör Büfe Analiz Raporu’ndaki aramalar olmak üzere askeri okulu nasıl kazandıkları, dini sohbetlere katılıp katılmadıkları, Cemaat evlerine gidip gitmedikleri, yurtlarda kalıp kalmadıkları ve gazete, dergi gibi yayınlara abone olup olmadıkları soruldu.

Askeri okullar kapatıldıktan sonra eğitimleri yarıda kalan öğrencilerin çoğu yeni bir üniversiteye kayıt yaptırmış. İstanbul Teknik Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Okan Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi, Medipol Üniversitesi gibi okulları kazanan öğrencilerin kimi hukuk, kimi mühendislik, kimi mimarlık, kimi de öğretmenlik okuyor. Bazıları da marketlerde, güvenlik ve danışmanlık şirketlerinde çalışarak geçimini sağlıyor.

“ÖRGÜT İLE İRTİBATI OLSA DİSİPLİN DOSYASI KABARIK OLMAZDI”

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan ifadelerde, bir avukat müvekkilini “Müvekkilimin disiplin cezası askeri okulda çok fazlaydı, örgüt ile irtibatı olsa disiplin dosyası kabarık olmazdı.” diyerek savundu.

100 TL HARÇLIK ÖRGÜT DELİLİ OLDU

İtirafçı olan bir öğrenci ise bazı isimlerle ilgili beyanda bulunduktan sonra ‘örgüte’ dair bilgi olarak ilkokul öğrencisiyken öğretmenleriyle birlikte bir AVM’ye gezmeye gittiklerini, orada balık restoranı bulunan Dumankaya İnşaat şirketinin sahibinin kendilerine 100’er TL harçlık verdiğini söyledi.

“BENİ SINAVLARDA ELEDİLER”

Astsubaylık sınavlarını kendisinin kazandığını, hatta ilk sınavı kazanamadığı belirten başka bir öğrenci “Yazılı sınavı geçtim ancak spor mülakatında kasıtlı olarak beni elediler.” diyerek kendini savundu. Bir başka öğrenci Hava Astsubay Komutanlığına girmeyi çok istediğini, sınavı yedek olarak kazandığını ama sıra gelmediği için yerleşemediğini belirtti.

“13-14 YAŞINDA BİR ÇOCUKTUM”

15 Temmuz 2016 gecesi izinli olarak memleketinde olduğunu söyleyen bir diğer öğrenci, “Ben o tarihlerde 13-14 yaşlarında bir çocuktum. Böyle bir örgütün varlığından dahi haberim yoktu.” diyerek kendini savundu.

“MOBİNG UYGULANARAK MAĞDUR EDİLENLERDEDİM”

Başka bir öğrenci ise 2014 yılında Hava Harp Okulu’nu kazandığını ancak mobing sonucunda bir yıl sonra okuldan ayrıldığını belirtti. Daha sonra yurt dışında okumaya giden sözde örgüt ile ilgili hiçbir kişi ve olayla bağlantısı olmadığını söyledi: “Zaten bende Deniz Harp Okulunda mobing uygulanarak mağdur edilenlerdendim, ayrıca etrafımda da bu örgüte mensup olduğunu bildiğim, toplantılarına ve etkinliklerine katılarak faaliyette bulunduğuna şahit olduğum veya gizli haberleşme yöntemleri hakkında tanık olduğum hiç bir şahıs ve hadise bulunmamaktadır.”

ASKERİ ÖĞRENCİLERLE İLGİLİ BM KARARI

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi Keyfi Tutukluluk Çalışma Grubu, 16 Şubat 2021’de müebbet hapis cezasına çarptırılan askeri öğrenci Ahmet Dinçer Sakallıoğlu’nun keyfi olarak tutuklandığını ve derhal serbest bırakılmasına dair bir karar verdi. Sakallıoğlu’nun avukatı Sumru Aktaş’ın yaptığı açıklamaya göre bu karar tüm gözaltına alınan ve tutuklanan askeri öğrenciler için emsal teşkil ediyor. 

BOLD ÖZEL

İşsizin fonu 1 ayda 3,3 milyar ₺ eridi

AKP Hükumeti’nin Kovid-19 pandemisinde sarıldığı İşsizlik Sigortası Fonundaki erime devam ediyor. İşsizin Fonu 1 ayda 3 milyar 371 milyon 540 bin TL küçüldü.

BOLD ÖZEL – Saray Hükumeti’nin halka nakdi destek yerine işsizin parasını kullanması Fon’daki kaybı hızlandırdı. 2019 sonunda 131.5 milyar lira biriken İşsizlik Sigortası Fonu 5 yıl önceki seviyeye düştü. Geçen ay 92,6 milyar lira olan Fon’daki para bu ay 89,3 milyar liraya geriledi. Bir ayda işsizin parası 3 milyar 371 milyon 540 bin lira azaldı.

SADECE 201 BİN İŞSİZE MAAŞ

2000 yılında işini kaybedenlere maaş vermek için kurulan İşsizlik Sigortası Fonu AKP döneminde amacı dışında kullanıldı. Güneydoğu Anadolu Projesi’ne kaynak aktarıldı. Patronlara teşvik verildi. Son olarak Kovid-19 salgınında patronların vereceği çalışanların maaşları işsizin parasından ödendi. Hal böyle olunca geçen ay sadece 201 bin işsize maaş ödendi.

PATRONLARA 2 MİLYAR TL TEŞVİK ÖDEMESİ

Patronların ödemediği 1 milyon 10 bin çalışanın maaşı İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanırken, işverenlerin ücretsiz izne gönderdiği 862 bin 895 kişiye nakdi ücret desteği Fon’dan karşılandı. Çalışanların maaşlarının ödenmesi haricinde işverenlere ayrıca doğrudan 2 milyar TL teşvik ve destek ödemesi yapıldı.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Cezaevinde korona: 15 tutsağı leş gibi koğuşa atıp ölüme terk ettiler

Sakarya L Tipi Cezaevinde koronavirüse yakalanan bir mahpus, 1 Mayıs’ta ailesine mektup gönderdi. Virüs kapan 15 kişi, karantina koğuşu diye leş gibi bir koğuşa atıldı. İlaçları 8 gün gecikmeli verildi. Hepsi ölüme terk edildi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL 

Cezaevlerinde koronavirüs kapan hastaların yaşam hakkı tehlikeye atılıyor. Ferizli’deki Sakarya L Tipi Cezaevinde virüse yakalanan bir mahpusun ailesine gönderdiği mektup cezaevlerindeki vakaların gizlendiğini, hasta insanlara kötü muamele yapıldığını, ilaçların geç verildiğini, yanlarına doktor bile gelmediğini kanıtlıyor.

“TWITTER’DAN YAZ, VAKALARI GİZLİYORLAR”

Bir mahpusun ailesine gönderdiği 1 Mayıs 2021 tarihli mektuba göre virüs kapan 15 kişi, karantina koğuşu diye pis bir koğuşa konuldu. İlaçları 8 gün gecikmeli verildi. “Ölüme terk edildik” diyen mahpus, kapatıldıkları karantina koğuşunu yataklardan, yerlerden pislik akan, ‘hayvanların bile duramayacağı bir yer’ olarak tarif etti.

Eşine son 10 günde yaşadıklarını sosyal medyadan duyurmasını tembihleyen mahpus, “Sen Twitter’da yaz, Sakarya Ferizli’de koğuşlarda Kovid-19 vakaları var, gizliyorlar, saklıyorlar. Bizi hayvan bile bağlasan durmayacak bir yere attılar. Resmen insanları ölüme terk ettiler.” dedi.

Sakarya L Tipi Cezaevinde önce 5 gardiyan koronavirüse yakalandı. Koğuşlarda maskesiz arama yapan gardiyanlardan mahpuslara virüs bulaştı. Daha sonra 22 Nisan’da aralarında kronik hastaların da bulunduğu mahpuslardan 18 kişinin testi pozitif çıktı. Hasta olan 3 mahpus hastaneye kaldırıldı. 15 kişi ise koğuşlarından alınarak karantinaya kapatıldı. Testleri negatif olan ve sağlık durumları diğerlerine göre daha iyi olan 8 mahpus ise kendi koğuşlarında bırakıldı. Karantina koğuşunun şartlarını mektubunda ayrıntılarıyla anlatan mahpusun ifadeleri dehşet verici:

“LEŞ GİBİ PİSLİKTEN GEÇİLMİYOR”

“Negatif olan 8 kişiyi koğuşta bıraktılar, bizi aldılar ta cezaevinin öbür ucuna bir koğuşa aldılar. Hepimizi 3’er 3’er odalara koyup üzerimize kapıyı kilitliyorlar. O odalar leş gibi pislikten geçilmiyor. Yataklar pislik içerisinde. Her yere sigara kokusu sinmiş. Odanın içinde lavabo tuvalet var. Orası pislik yuvası zaten. Yanımızda temizleyecek, deterjan hiçbir şey yok. Acil tuşu var, oda çalışmıyor. Adama soruyoruz, ‘buradaki herkes hasta, acil bir şey olursa ne yaparız’ diye. ‘Bana bir şey sormayın’ diyor.”

Mektup sahibi, mücadeleleri sonucunda önce 3’er kişilik odalardan çıkarıldıklarını, sonra hasta halleriyle o pis koğuşu temizlediklerini, oruç bile tutamadığını ve o şartlarda iyileşmeye çalıştıklarını söyledi. Sıcak suyun akmadığı karantina koğuşunda 15 gün nasıl kalacaklarını sormalarına rağmen bir cevap alamadıklarını belirten mahpus, “Bize bu muameleyi yapanı Allah bu duruma soksun” dedi.

“İLAÇLARI GECİKMELİ VERİLDİ”

İlk günlerde ilaç verilmediğini, yanlarına doktorun gelmediğini anlatan mahpus, “İlaç hala yok, kontrole gelen giden doktor yok. Çok kötü olan varsa hastaneye götürelim diyorlar sadece, o da başlarından savmak için. Daha dün geldi ilaçlar, cuma günü (S.Ö: 22 Nisan’da virüs kapan hastalara 30 Nisan’da ilaç verildi) Günde iki kere içiyorum bakalım. İlk gün 18 hap içtim, dozu öyleymiş. Sonraki gün sayısı düşüyor da toplam 5 gün zaten ilaç. Sonra herhangi bir işlem yok. Anlayacağın adamlar bizi hayvan bağlasan durmayacak bir yere attılar. Resmen insanları terk ettiler. Revirden daha dün bir memur geldi, ailelerinize haber verdik dedi, inşallah doğru düzgün bilgi vermişlerdir size. Artık sözlerine güvenmiyorum.” ifadelerini kullandı.

Koronavirüs salgını başladığından beri Türkiye cezaevlerinde birçok mahpus koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. En son 5 yıldır Çanakkale E Tipi Cezaevinde tutuklu olan Yrd. Doç. Halil Şimşek 6 Mayıs’ta vefat etti.

Durumunun şimdi iyi olduğunu belirten Sakarya L Tipi’nde mahpusun, hapisteki koronalı hastaların yaşam hakkının nasıl tehlikeye atıldığını kanıtlayan mektubunu yayınlıyoruz.

Sakarya Cezaevinde ‘gardiyan’ salgını: Mahpuslara virüs bulaştırdılar

 

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

KHK’lı müzisyenden insan hakkı ihlallerine maruz kalan annelere

Müzisyen Ömer Ezgitar, anneler gününde insan hakkı ihlallerine maruz kalan anneler için güzel bir hediye hazırladı. Ezgitar, yıllar önce annesi için özel olarak seslendirdiği “Canım Annem” isimli bestesini, bir klip eşliğinde tüm annelere hediye etti.

BOLD ÖZEL – 15 Temmuz gecesi,  yüz binlerce kişiyi ailesinden, çocuklarından, annelerinden, babalarından ve eşlerinden kopardı. KHK’lı müzisyen Ömer Ezgitar da yaşadığı sıkıntılar yüzünden ailesini ve Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldı. Sevdiklerini geride bırakmanın çok zor olduğunu anlatan Ezgitar, annesine en son Türkiye’de evine polis baskını yapılmadan bir gün önce sarıldı. “Ben iş yerindeyken polisler eve geldi. Önceki gece annemle sanki polislerin geleceğini biliyormuşuz gibi ayrılacağımızı sezmişiz gibi son kez birbirimize baktık ve gözlerimiz dolu dolu sımsıkı sarıldık” diyerek o anları anlattı. Ezgitar, sevgisiyle kendisine şarkı yazdıran annesini 2 yıl boyunca görmedi. Anne ve oğul, mülteci olarak sığındığı ülkede birbirlerine yeniden sarılma imkanı buldu.

ANNELER İÇİN ÖZEL KLİP

Ezgitar’ın “Canım Annem” şarkısının hikayesi de çok ilginç. Bu şarkıyı üniversite yıllarında annesine yazdı. Yıllardır sadece annesinin bu şarkıyı dinlediğini anlatan Ezgitar, “Üniversitede öğrenciyken, yılda bir iki kez görebiliyordum annemi. Hem özlem, hem hasret vardı. Ben de bir anneler gününde ona bir sürpriz yapmak istedim ve bu şarkıyı onun için besteledim. Yıllardır, bu şarkıyı keyifle dinlemeye devam ediyordu” dedi.

Ezgitar, yılar sonra bu kez gurbette annesine hasret kaldı. “Hasretle birlikte mağduriyet de vardı. Annem gibi süreçte evlatlarından ayrı bırakılan yüz binlerce anne vardı. Onlarca annenin Meriç ve Ege sularında can verdiği, binlerce annenin hapislerde ve kamplarda olduğu bu süreçte, daha önceden yazdığım bu şarkıyı onlara ithaf etmek istedim. Annemden de izin alarak, mağdur anneler için yapılan bir kliple birlikte  bu eseri annelere hediye ettim” cümleleriyle belirtti.

Ezgitar, “Benzer kaderleri yaşayan mağdur ve masum insanları hiçbir zaman unutamıyorum. En yakın zamanda mahpus olan tüm annelerin özgürlüklerine, yavrularına, sevdiklerine kavuşmaları en büyük duamızdır” diyerek kalbinin Türkiye’dekilerle beraber olduğunu sözlerine ekledi.

15 TEMMUZ MAĞDURLARINDAN AVRUPA’DA MÜZİK KULUBÜ

Müziğe üniversite yıllarında bir hobi olarak başlayan Ömer Ezgitar, kendi imkanları ile gitar ve bağlama çalmayı öğrendi. Ardından da bir müzik gurubu kurup İstanbul’un değişik mekanlarında sahne aldı. Ancak 15 Temmuz sonrası müziğe ara vermek zorunda kalan Ezgitar, Finlandiya’da  yarım kalan müzik serüvenine yeniden başladı. Yolu bir şekilde sanatla kesişen arkadaşlarıyla ‘Harmony Art’ adında bir kültür sanat platformu ve platformun çatısı altında bir de müzik kulübü kurdular.

Müzik çalışmalarını hobi olmaktan çıkarıp profesyonel bir boyuta taşımak isteyen Ezgitar, “Zor bir süreç yaşadık. Yazar olan kitap yazacak, şair olan şiir yazacak, müzikle ilgilenen müzik yapacak, resimle ilgilenen yaşananları resim diliyle anlatacak. Bu aynı zamanda bir vefa borcudur Türkiye’de kalan kardeşlerimize” ifadelerini kullandı.

Ezgitar ve arkadaşları kültür şölenleriyle yerel toplumlara Türk müziğini ve kültürünü tanıtmayı amaçlıyorlar. Hedeflerden biri de Finlandiyalı  yerel sanatçılarla bir araya gelip, ortak çalışmalar yapmak.  Ömer Ezgitar, “ ‘Kendimiz’ olarak inanç ve kültür değerlerimizi sanatın diliyle insanlara tanıtarak, yaşadığımız yerlerde kültürel zenginliğe katkı sağlayabiliriz. Bu şekilde asimile olmadan yerel toplumlarla kaynaşıp, bulunduğumuz yerlere artı değer katabiliriz” dedi.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0