Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Gazeteci Levent Gültekin’e ‘Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ mesajı!

Halk TV’de yayına katılmak için gittiği Bakırköy’de gazeteci Levent Gültekin’e saldıran kişilerle ilgili 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde karar çıktı. Üç saldırgandan ikisi serbest bırakıldı.

BOLD – İstanbul’da sokak ortasında yaklaşık 25 kişi tarafından tartaklanan gazeteci Levent Gültekin’e yönelik saldırıyla ilgili davada yeni gelişme yaşandı. Bakırköy Adliyesinde gerçekleşen duruşmada hakim, Gültekin’e saldırıda bulunan 2 kişinin serbest bırakılmasına karar verdi.

İstanbul Bakırköy’deki Halk TV’nin merkez binası önünde gazeteci Levent Gültekin’e yaklaşık 25 kişi olduğu belirtilen bir grubun düzenlediği saldırı ile ilgili soruşturma başlatılmış ve olayın sonrasında 3 kişi gözaltına alınmıştı.

Gündem

Organize kötülük: Rize’de 11 kurum doğa katliamı için Cengiz Holding’e destek çıktı

Rize İşkencedere Vadisi’nde yapılmak istenen taş ocağı projesine şehirdeki 11 kurum ve sivil toplum örgütü destek verdi. Deniz dolgusu için en uygun taşın İşkencedere’de olduğunu savunanlar arasında, hukukçular, gazeteciler, iş adamları da var.

BOLD – Rize’nin İkizdere ilçesindeki İşkencedere Vadisi’nde Cengiz Holding tarafından yapılması planlanan taş ocağına karşı bölge halkının direnişi sürerken Rize’de faaliyet gösteren 11 kurum, yapılmak istenen taş ocağı projesine destek verdiklerini açıkladı.

Taş ocağı projesine karşı çıkan ve günlerdir bölgede nöbet tutan İkizdereliler için şu ifadeler kullandı: “Yapılacak işin niteliğini hiç araştırmamış ya da yatırımlar mevzu olduğunda çevreci kesilmiş olan bu grupların amaçlarının doğa, çevre ve insan hakları olmadığını belirtmek isteriz. Benzer grupların ağacı bahane edip Gezi Parkı olaylarını başlattıkları ve çevreyi günlerce talan etmek sureti ile kalkışma içerisine girdikleri hepimizin malumudur.”

Açıklamada şöyle denildi:

  • Bölgenin coğrafi yapısı gereği arazilerin engebeli olması nedeniyle büyük yatırımlar için aranan düz araziyi bulmak mümkün değildir. Bu nedenle deniz dolgusu kaçınılmaz olmaktadır.
  • Lojistik merkezle ilgili de en yerinde karar deniz dolgusudur. Deniz dolgusu için de İkizdere İşkencedere’deki taşın en uygun taş olduğu bilinen bir gerçektir.
  • Taşın çıkartılması esnasında doğaya verilecek olan tahribatın taş çıkartma işi bittikten sonra giderileceği ve çevrenin eski haline getireceği devletin en yetkili makamları tarafından taahhüt edilmiştir.
  • Biz aşağıda imzası bulunan Rize ilinde faaliyet gösteren meslek örgütleri olarak çevreye verilecek tahribatın eski hale getirilmesi kaydıyla yatırımlara devam edilmesi yönündeki düşüncemizi kamuoyuna saygıyla arz ediyoruz.

Açıklamada imzası bulunan kurumlar şöyle:

  • Rize Barosu Başkanlığı
  • Rize Sanayi ve Ticaret Odası Başkanlığı
  • Rize Ticaret Borsası
  • Rize Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği
  • Rize Muhasebeciler Odası Başkanlığı
  • Rize Ziraat Mühendisleri Odası Başkanlığı
  • Rize Kent Konseyi
  • Rize Kent Gönüllüleri Konseyi
  • TÜMSİAD Rize Şubesi
  • MÜSİAD Rize Şubesi
  • 53 Gazeteciler Derneği

Okumaya devam et

Gündem

Tutsak öğrencilere eğitim bile yok

Türkiye cezaevlerinde birçok öğrenci bulunuyor. Eğitim imkanlarına ulaşmakta zaten zorluk çeken öğrenciler pandemi döneminden bu haklarından daha da mahrum kaldı.

BOLD – Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdür Yardımcısı Namık Kemal Varol’un 31 Ekim 2019’da Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunda yaptığı açıklamaya göre hapishanelerde 58 bin 579 öğrenci bulunuyor. HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz’ın Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün cevaplaması talebiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne verdiği önergede tutuklu öğrenci sayısının 70 binin üzerinde olduğu belirtildi.

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) Hapiste Öğrenci Tematik Alan Temsilcisi Özge Akyüz, cezaevlerinde ders materyallerine ulaşamayan, hangi sınavdan kaldığını bilmeyen, sınav sonucunda üniversiteye yerleşmeye hak kazanmasına karşın kaydını yaptıramayan öğrenciler bulunduğunu söyledi.

DERS MATERYALLERİNE ULAŞAMIYORLAR

Cumhuriyet’e konuşan Akyüz, “Eğitimler dış dünyada online devam ediyor. Dolayısıyla mahpuslar ders notlarına ulaşmakta bu yönüyle de çok zorlanıyorlar. Hapishane idaresinden online eğitimlere katılmayı, bilgisayar kullanmayı talep ediyorlar. Ancak cezaevleri altyapının yetersiz olduğu, böyle bir kullanım sırasında mahpusların yanında personel bulundurulması zorunluluğu, sağlık, güvenlik, teknik aksaklık ve sair gerekçelerle bu talepleri reddediliyor” ifadelerini kullandı.

Cezaevindeki bir öğrencinin yaşadıkları üzerinden örnek veren Akyüz, “Ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü mahpus tecritte tutulduğu odasında bulunan tek masasında hem yemeğini yemek hem ders çalışmak hem eşyalarını tutmak zorunda olmasından bahsediyordu. Bunun günde 3 kez yapılan bir rutin olduğunu düşünün. Onun için ders çalışmanın epey zor olduğunu, daha büyük bir masa talebinin olduğunu ve masanın kendisine verilmediğini söylüyordu. Biz dışarıdakiler için yalnızca bir masa, ama onun için buna ulaşmak bile bir lüks olabiliyor” dedi.

Akyüz, siyasi tutukluların güvenlik gerekçesi gösterilerek bilgisayar kullanım izni almalarının daha zor olduğunu da sözlerine ekliyor.

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün resmi sitesinde yer alan 30 Nisan tarihli son bilgilere göre yüksek lisansını bitirmiş 2 bin 488, doktora sahibi ise 488 mahpus bulunuyor.

Okumaya devam et

Gündem

Pandemide turiste ayrıcalıklı muamele halkı kızdırdı

Türkiye’nin raporu çıkarıldı. AKP iktidarının koronavirüs önlemlerinde turistlere ayrıcalıklı muamele yapmasına halk tepkili. Erdoğan’a halk desteği de en düşük seviyeye ulaştı.

BOLD – İstanbul Ekonomi Araştırma kuruluşu, ülkeye dair yaptıkları araştırmaları ‘Türkiye Raporu’ projesiyle kamuoyuna duyuruyor. Son olarak iktidarın koronavirüsle mücadelesine mercek tutan ekip ilginç sonuçlara ulaştı.

Türkiye Raporu Direktörü Can Selçuki, toplumun salgınla mücadelede makul ve adil bulduğu yasakları desteklediğini, diğerlerini ise desteklemediğini vurguluyor. Cumhuriyet’ten İpek Özbey’in haberine göre turistlere kısıtlama uygulanmaması, alkol satış yasağı ve zincir marketlerde bazı ürünlerin satışlarına getirilen yasak toplumdan destek görmüyor. Aynı araştırmada ‘Cumhurbaşkanlığı seçiminde muhalefetin ortak aday göstermesi halinde sonuç ne olur’ sorusuna verilen cevaplar ise Cumhur İttifakı ve Erdoğan’a olan destekte Eylül’de başlayan düşüşün en üst noktaya ulaştığına işaret ediyor.

– Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sayacaklarımdan hangisini tercih edersiniz sorusunda yüzde 35 ile “partimin desteklediği her adaya oy veririm” cevabı dikkat çekici. Bu bize, adayın kim olacağının çok da önemi olmadığını mı söylüyor?

Tam olarak böyle yorumlamam. Partilerin kendi tabanlarının çekirdekleri açısından bir sıkıntıları yok. Buradaki esas mücadele rakip partilerin memnuniyetsiz seçmeninin kendi tarafında çekebilmekte. Zaten eğer 2023’te yeni bir denge kurulacaksa bu dengenin esas belirleyicisi blok değiştirecek seçmen olacak. Yani iktidar blokundan muhalefet blokuna geçen seçmen. Sonuçlara baktığımızda katılımcıların yüzde 35’i ortak aday veya partilerinin kendi adayı fark etmeksizin partilerinin desteklediği her adaya oy vereceğini belirtti. Buna karşılık katılımcıların yüzde 28’i partilerinin kendi adayını çıkarmasını tercih ederken, yüzde 25’i ise ittifaklar çerçevesinde ortak aday çıkarılmasını tercih ettiğini belirtti. Mayıs ayı birinci anketi bulgularına göre katılımcıların yüzde 28’i destekledikleri partinin kendi adayını çıkarmasını tercih ediyor.

Burada AK Parti seçmenlerinin diğer seçmen gruplarından ayrıştığını ve AK Parti’nin kendi adayını çıkartması konusundaki tercihlerinin daha fazla olduğunu söylemek mümkün. Bir diğer sonuç ise katılımcıların yüzde 25’inin destekledikleri partinin ittifak içerisinde olduğu partiler ile ortay aday çıkartmasını tercih etmeleri oldu. Buradaki sonuçları parti kırılımına göre incelediğimizde CHP ve İyi Parti seçmenlerinin diğer seçmenlerden ayrıştığını söylemek mümkün. Millet İttifakı’nı oluşturan iki büyük partinin seçmenlerinin yüzde 40’a yakını partilerinin ittifak çerçevesinde ortak aday çıkarmasını tercih ediyor. Bu sonuçlar Millet İttifakı seçmeninin çoğunluğunun ortak aday fikrine henüz ikna olmadığını gösteriyor. Son olarak katılımcıların yüzde 35’i ortak aday veya partinin kendi adayı fark etmeksizin partilerinin desteklediği her adaya oy vereceğini ifade etti. Cumhur İttifakı seçmenlerinin, Millet İttifakı seçmenlerine göre bu yanıtı daha çok tercih ettiği görülürken, asıl ayrışan grubun HDP seçmeni olması araştırmamızın önemli sonuçlarından birisi olarak karşımıza çıkıyor. HDP seçmeni önemli bir fark ile partilerinin desteklediği her adaya oy vereceklerini belirtti.

– Yüzde 44 hükumete güvenmiyor… Daha önce bu sorulara ne cevap verilirdi?

Ocak 2021 yılında aynı soruyu sorduğumuzda katılımcıların yüzde 44’ü hükümete güvenmiyorum/hiç güvenmiyorum cevabını verirken bugün bu oran yüzde 48 seviyesine çıkmış vaziyette. Ben bu artışı salgınla mücadeledeki eksiklikler ve ekonomideki gidişata bağlıyorum. Konulan yasaklara başta iktidar bloku siyasetçilerinin uymaması, geçen yılın son aylarında söz verilen aşıların bir türlü gelmemesi güvenin erimesinde etkili oluyor. Bu olanlar toplumdaki adalet duygusuna ciddi zarar veriyor.

Şu anda içinde bulunduğumuz tam kapanma kararından sonra yayımlanan genelgelerdeki karışıklıklar, neden alındığı belli olmayan bazı kararların sonradan iptal edilmesi ve belki de en önemlisi bir tam kapanma kararının destek paketi açıklanmadan alınmış olması sonuçlara yansıdı. Toplum salgın ve ekonominin yıkıcı baskısı altında kendini yalnız kalmış hissediyor.

– Tüm bu tablo aslında yurttaşın koronavirüs konusunu öncelediğini gösteriyor. Çünkü yüzde 34.9 endişeli, yüzde 31.9 çok endişeli. Üstelik turistlere kısıtlama uygulanmamasını yanlış buluyor… Oyların düşmesinde koronavirüs dönemi ne kadar etkili oldu?

Şu anda toplumun tek konusu koronavirüs ve onun ekonomik ve sosyal etkileri. Biz Mart 2020’den beri her ay yaptığımız anketlerde bu konularda toplumun nabzını çok yakından tuttuk. İlk başlarda gayet iyi olan toplum algısı Nisan 2021’e geldiğimizde tam tersine dönüştü.

Nisan 2021’de katılımcılardan salgın yönetim performansını ekonomi, eğitim ve sağlık alanlarında değerlendirmelerini istedik. Ekonomi, eğitim ve sağlık alanlarını kötü veya çok kötü yönetildiğini ifade edenlerin oranı sırasıyla yüzde 76, yüzde 75 ve yüzde 55 seviyesinde oldu.

Toplum çok uzun zamandır yüksek enflasyon ve gelir kaybı ile mücadele ediyor. Hükümetin mevcut durumu nasıl yönettiği konusundaki algı olumsuza dönerken salgın sonrası için ne gibi önlemler alacağımızı tartışmıyoruz bile. Şunu unutmamak lazım ki salgının ekonomik, sosyal ve psikolojik etkileri son hastamızı iyileştirdikten sonra uzun süre devam edecek. O günler geldiğinde toplumun hükümetten beklentisi azalmış olmayacak. Bu açıdan bakıldığında hükümetin önünde zorlu bir iki yıl daha görüyorum. Hem salgın döneminin yaraları sarılmalı hem de sonrası için toparlanma politikaları ve bu politikaların kaynakları belirlenmeli. Bu tartışmanın çok uzağındayız.

– Mansur Yavaş yüzde 52.5, Ekrem İmamoğlu yüzde 51.4 Meral Akşener yüzde 45.4… Her üçü karşısında Erdoğan’ın oyu yüzde 40’ı dahi bulmuyor. Ancak Erdoğan, yüzde 50’yi Demirtaş aday olursa buluyor. Bu tabloyu yorumlar mısınız?

Bu sonuçlar, Cumhur İttifakı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a olan destekte Eylül 2020’de başlayan düşüşün en üst noktaya ulaştığına işaret ediyor. Bundan birkaç ay öncesine kadar muhalefetin en büyük problemleri arasında aday olmaması konuşuluyordu. Ama görünen o ki artık bu değerlendirme geçerli değil. Potansiyel muhalefet adaylarının üçünün birinci turda Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan daha fazla oy aldığı görülmektedir.

Öte yandan bu üç adaydan ikisinin de Yavaş ve İmamoğlu, birinci turda Erdoğan karşısında yüzde 50’den fazla oy aldığı görülmektedir. Bu sonuçların değerlendirilmesinde “muhalefetin ortak adayı” kavramının seçmen gözünde HDP’nin dahli açısından ne anlama geldiğinin bilinmediği göz önünde bulundurulmalıdır. HDP’nin birinci turdaki tutumu için ben 3 farklı senaryo değerlendiriyorum. Bunlardan birincisi Selahattin Demirtaş gibi kuvvetli bir aday öne sürülür. Bu durumda muhalefetin geri kalanı ortak aday gösterse bile o adayın birinci turda yüzde 50’nin üzerinde oy alması muhtemel değil. İkinci senaryoda HDP daha düşük profilli bir aday göstererek seçmen kitlesinin bir kısmının muhalefetin ortak aday göstermesine vesile olabilir. Bu senaryoda ya muhalefetin ortak adayı yüzde 50’yi geçer ya da Cumhurbaşkanlığı seçimleri ikinci tura kalır. Üçüncü senaryoda ise HDP aday göstermez ve 31 Mart yerel seçimlerindekine benzer bir tablo ortaya çıkar. Bu stratejinin yerel seçimlerde işe yaradığını gördük. Ancak HDP’nin genel seçmen üzerindeki etkisi göze alındığında aynı dinamiklerin Cumhurbaşkanlığı seçimleri için geçerli olup olmayacağı konusunda yorum yapmak zor. Dolayısıyla bu isimlerin oy potansiyelini tartışırken muhalefetin aday belirleme stratejisinin ne olacağı ve HDP’nin bu stratejinin neresinde olacağı kilit önem taşıyor. Öte yandan birinci turda ortak aday senaryolarını tartışırken tek isim üzerinden gitmek yetersiz bir analiz alanı sağlıyor. Zira görünen o ki eğer ortak aday stratejisi benimsenirse o zaman muhalefet cumhurbaşkanı yardımcılarının da önceden açıklanacağı bir ekip ile kampanyasını yürütecek. Bunun etkisi daha farklı olacaktır.

Sonuç olarak bu rakamları değerlendirirken muhalefetin yükseldiği ve iktidarın gerilediği bir eğilimden bahsetmek en doğrusu olacaktır. Bu eğilimin sonuçlara nasıl yansıyacağı yukarıda tarif ettiğim stratejinin nasıl oluşturulacağına bağlı.

– Dış politika başarılı mı?

“Hükümetin dış politikasını başarılı veya çok başarılı bulanların oranı yüzde 45 seviyesinde. Cumhur İttifakı’nın oy oranı ise kararsızlar dağıtıldığında yüzde 43 seviyesine çıkıyor. Yani dış politikaya olan destek Cumhur İttifakı’nın oy oranının altında. Öncelikle bu tespiti yapmak önemli çünkü AK Parti hükümetlerinin bölgesel güç olarak zaman zaman batıya posta koyan ve bu doğrultuda Rusya ve Çin gibi başka aktörlerle konuşması eskiden toplumun daha geniş kesimlerinden destek görürdü. Artık dış politika alanının AK Parti için bir taban genişletme mecrası olmaktan çıktığını görüyoruz.”

– Alkol yasağını yüzde 55.8 yanlış buluyor. Bu rakamın bize verdiği bilgi ne?

Bu sorunun geneline bakıldığında toplumun salgınla mücadelede makul ve adil bulduğu yasakları desteklediğini diğerlerini desteklemediğini görüyoruz. Turistlere kısıtlama uygulanmaması, alkol satış yasağı ve zincir marketlerde bazı ürünlerin satışlarına getirilen yasak toplumdan destek görmemiş vaziyette. Toplum virüsün ciddiyetinin farkında ve mücadele edilmesini destekliyor ancak mücadele ile ilgisi olmayan yasakların da karşısında duruyor.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0