Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Cezaevinde koronavirüs kapan akademisyen Halil Şimşek hayatını kaybetti

Cemaat soruşturmaları kapsamında 19 Temmuz 2016’dan bu yana cezaevinde tutulan Yrd. Dr. Halil Şimşek, cezaevinde yakalandığı Kovid-19 nedeniyle can verdi.

BOLD ÖZEL – 5 yıldır Çanakkale Cezaevinde tutuklu Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğr. Üyesi Yrd. Dr. Halil Şimşek (53), 5 Mayıs’ta hayatını kaybetti. 15 gün önce virüs kapan Şimşek geçen hafta yoğun bakıma kaldırılmıştı. Cemaat soruşturmaları kapsamında 19 Temmuz 2016’da tutuklanan Şimşek 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Dün entübe olan Halil Şimşek, Çanakkale Cezaevi’nde koronavirüse yakalanan ve yoğun bakıma kaldırılan eski Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner’e danışmanlık yapmıştı. Şimşek aynı zamanda Lapseki Yüksek Okulu müdürlüğünde de bulunmuştu. Dosyası Yargıtay aşamasında olan Şimşek’in tahliyesine tahliyesine 3 ay kalmıştı.

Bayramiç eski belediye başkanlarından Zeki Şimşek’in oğlu olan Halil Şimşek evli ve iki çocuk babasıydı. Halil Şimşek’in cenazesi Bayramiç Kabristanlığında bugün toprağa verilecek.

BİRÇOK KOĞUŞ KARANTİNADA

Aile yakınlarının verdiği bilgiye göre, 600 kişilik Çanakkale Cezaevinde şu anda 1000 mahpus bulunuyor ve birçok koğuş karantinada. Bu kadar kapasitenin üstünde olmasına rağmen kovid-19 hastalığı zamanında denetimli serbestlik verilmiyor.

“ÜLKEMİN ÖZGÜR VE DEMOKRAT OLMASI İÇİN HAYATIMI VERMEYE HAZIRIM”

Halil Şimşek, Çanakkale’de yayın yapan bir internet sitesinde uğradığı haksızlıkları şöyle anlatmıştı:

“1 Temmuz 1968 Bayramiç, Çavuşlu Köyü doğumluyum. Ve o tarihten bugüne kadar Bayramiç ve Çanakkale ile hep gurur duydum. Bu topraklarda doğduğum için hep şükrettim. Bundan sonra da arkamda utanmayacağım bir hayat bırakmak istiyorum. Bu nedenle Demokrat Çanakkale’de yazıyorum. Babam Doğru Yol Partisi’nde bir neferdi, ben de Demokrat bir Çanakkale ve Demokrat bir Türkiye sevdasıyla yaşıyorum. Ben de babam gibi ülkemin özgür ve demokrat olması için hayatımı vermeye hazırım…

Eğitimimi İzmir Güzelyalı Ortaokulu, İstanbul Kabataş Erkek Lisesi, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) ve Hacettepe Üniversitesi’nde tamamladım. İzmir, İstanbul ve Ankara’dan sonra güzel Çanakkale’me katkı verebilmek için baba ocağına döndüm.

21 yıllık memuriyet hayatım boyunca sicilim tertemiz oldu. Bir tek uyarı dahi almadım. Ne ders verilirse anlattım, ne görev verilirse yaptım. Müdür de oldum danışman da… Meclis’te de çalıştım, güzel üniversitemde de… Dolu dolu vatan aşkıyla, Çanakkale aşkıyla yaşadım bu yıllara kadar.

“YAPMAYIN DEDİM, YİNE YAPTILAR”

Çok şey gördüm, yaşadım ama bu yıl gibisini görmedim. Çanakkale’de dersim varken neden Biga’da olmadığım soruldu bana ve iki yerde aynı anda olmadığım için hakkımda soruşturma açıldı. Uzmanlık derslerim verilmedi. Kadro yerim Çanakkale olduğu halde Biga’ya gönderildim. Kaloriferi bile çalışmayan, içinde bilgisayar olmayan, depo gibi bir odada 3 kişi 2 masada çalışmam istendi, gıkım çıkmadı, devlete, millete borcumu ödemeye çalıştım.

Kariyer geliştirme konusunda bilgim olmadığı halde tüm bir fakültede kurbanlık koyun gibi seçildim ve kadromun olduğu birimden 90 km uzağa sözde kariyer uzmanı olarak görevlendirildim. Belli ki uygulamadan maksat başkaydı. “Yapmayın” dedim, bu hukuka da insanlığa da sığmaz. Yaptılar. Mahkemeye verdim, mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi. Yine durmadılar, bu kez de mahkeme kararını arkadan dolanırcasına yine aynı yerde bana sormadan uzmanlık alanım dışında dersler verdiler. Ders verme şekli de özü de hukuka aykırıydı. Yine yapmayın dedim, yine yaptılar.

Bunlar canımı sıkıyor evet. Ancak asıl üzüntüm güzel Çanakkale’m adına. Tüm bunların benim başıma gelmesi değil benim güzel memleketimde olması beni üzüyor. Yakışmıyor bu topraklara. Böylesine vicdan eksikliği, böylesine hukuku umursamazlık ve insanları önemsememek yakışmıyor şehitler diyarına. Hektor gibi bir delikanlının diyarında daha delikanlı duruşlar bekliyor insan. Zeki Şimşek’in memleketinde daha insancıl olunmasını istiyor.”

BOLD ÖZEL

Babaları 28 aydır tutuklu olan Murat ve Bahadır’ın anneleri de tutuklandı

Anne-baba tutukluluklar devam ediyor. Babaları Erdoğan Birinci’den 28 aydır ayrı olan Murat ve Bahadır’ın annesi Hatice Bahadır da hapse gönderildi.

BOLD ÖZEL – Babaları Giresun Cezaevinde tutuklu bulunan 7 yaşındaki Murat ve 10 yaşındaki Bahadır’ın Birinci’nin anneleri Hatice Birinci de tutuklanıp Trabzon Bahçeçik Cezaevine konuldu. Kronik rahatsızlıkları olan babaanneleri ve teyzeleriyle birlikte Trabzon’da yaşayan Birinci kardeşler, annelerini sorup duruyor.

“İKİ YAVRU HEM ÖKSÜZ HEM YETİM KALDI”

Bold Medya’ya konuşan Murat ve Bahadır’ın teyzesi, “Bu iki yavru hem öksüz hem yetim kaldı. Biz elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Ama bir anne bir baba olamıyoruz. Çocuklar annelerini sorup duruyor. Ne yapacağımı şaşırdım. Biri 7 yaşında biri 10 yaşında. Ablamı bıraksınlar. Çocuklar bari annesiz kalmasın. Annem babam çok kötü durumdalar. Ayrıca babaanneleri kronik rahatsızlıkları var. Bu yavrular ne olacak? Lütfen sesimiz olun.” dedi.

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında tutuklanan Hatice Birinci, kapatılan dershanelerde coğrafya öğretmeni, Erdoğan Birinci ise kapatılan kolejlerde sınıfı olarak çalışıyordu.

Müebbet verilen Harbiyeli’nin annesi ve babası trafik kazasında öldü

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

7.7 milyon kişi yeşil karta muhtaç yaşıyor

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Aç olanları buyrun siz doyuruverin” sözleriyle halkın fakirliğini yeniden gündeme getirdi. Türkiye’de yoksulluğun sembolü olan yeşil kartlı sayısı 7 milyon 769 bin 346 kişiye ulaştı. Yeşil kartlıların hastane ve eczane masraflarını devlet karşılıyor.

BOLD ÖZEL – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın muhalefet partilerine yönelik “Aç olanları buyrun siz doyuruverin” sözleri Türkiye’deki yoksulluğu gündeme taşıdı. AKP iktidarının vatandaşın fakir olmadığı savunmasını resmi kurumların kayıtları yalanlıyor.

İŞÇİ, MEMUR VE ESNAF SAYISI

SGK’nın aylık istatistik bültenlerinde yer alan sigortalı kayıtlarına göre, Mart 2021 itibariyle 21 milyon 464 bin 579 kişi zorunlu sigortalı. Bu kişiler SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı çatısı altında bulunuyor. Sigortalıların 15 milyon 381 bin 821’i işçi olarak SSK’da, 2 milyon 938 bin 150’si esnaf olarak Bağ-Kur’da, 3 milyon 144 bin 608 kişi ise memur olarak Emekli Sandığı’nda bulunuyor.

7.7 MİLYON KİŞİ YEŞİL KARTLI

Herhangi bir sigortası bulunmayan kişi sayısı ise 7 milyon 769 bin 346 kişi olarak kayıtlarda bulunuyor. Geliri asgari ücretin üçte birinden az olan bu vatandaşlar ‘resmi yoksul’ olarak kabul ediliyor. Yeşil kart uygulaması kapsamında bu kişilerin genel sağlık sigortası primlerini devlet ödüyor.

AKP’li belediye 2.5 milyon liralık ihaleyi partinin eski İBB meclis üyesine verdi

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

4 yılda 40 kilo kaybeden 72 yaşındaki tutsak Bekir Bayram ağlayarak yardım istedi

Isparta’da dört yıla yakın süredir tutuklu olan Bekir Bayram, geçen hafta koğuşta bayıldı. Cezaevinde kalbine stent takılan, 40 kilo kaybeden, 3-4 ay önce de koronavirüs geçiren Bayram, ilk defa ağlayarak yardım istedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

2 Kasım 2017’den beri Isparta E Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan 72 yaşındaki kalp yetmezliği, yüksek tansiyon ve şeker hastası Bekir Bayram geçen hafta koğuşun tuvaletinde düşüp bayıldı. İdrar yollarında kanama olan ve vücudunda morluklar oluşan Bayram hastaneye kaldırıldı.

AĞLAYARAK YARDIM İSTEDİ

Dizlerindeki menisküs yırtıkları nedeniyle ayakta duramayan, ayaklarını sürüyerek, zorlukla yürüyebilen Bayram, kontrol için sürekli tekerlekli sandalyeyle hastaneye götürülüyor. Her hastane dönüşü karantina koğuşuna koyulan hasta mahpus, dün eşiyle yaptığı telefon görüşünde ağlayarak yardım istedi. Bayram eşine, “Avukata durumumu anlatın. Beni buradan çıkarsınlar, ev hapsi versinler, 4-5 ay iyi olayım, sonra yine gireyim” dedi.

CEZAEVİNDE KALBİNE STENT TAKILDI, 40 KİLO ZAYIFLADI

Kalbi yüzde 40 çalışan Bekir Bayram’ın kalbine cezaevine girdikten bir yıl sonra kalp yetmezliği nedeniyle stent takılmıştı. 130 kilo olarak hapse giren Bayram, dört yıl içinde 40 kilo kaybetti. 3-4 ay önce koğuşta da koronavirüs kapan Bayram, yaşlı ve kronik hastalıkları olan bir mahpus olarak hapiste yaşam mücadelesi veriyor.

“ÜÇ ARKADAŞI ZORLA YATAĞA KOYMUŞ”

Babasının tahliye edilmesi için Isparta İnfaz Hakimliği’ne dün dilekçe veren oğlu, “Babam 72 yaşındadır. Cezaevine girmeden önce de kalp yetmezliği, yüksek tansiyon ve diyabet hastasıydı. Yaklaşık 1 hafta önce koğuşun tuvaletinde bayılmış. Üç arkadaşı zorla kaldırıp yatağa koymuşlar. Sonrasında sık sık bayılmalar devam etmiş.” dedi.

“BABAM ÇOK HASTADIR, BELKİ DE HAYATININ SON GÜNLERİ…”

Babasının Isparta Şehir Hastanesi’ne kaldırıldığını ifade eden oğlu, “İdrar yollarında kanama olmuş. Kendisi yürüyememektedir. Şahsi ihtiyaçlarını görecek gücü yoktur. Kısacası babam çok hastadır. Belki de hayatının son günlerini geçirmektedir. Fizyolojik ve psikolojik açıdan bitik durumdadır. Hastalıkları ve yaşı göz önünde bulundurularak ev hapsine çıkarılmasını talep ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Isparta’da babasının butik otelinde çalışarak SSK’dan emekli olan Bekir Bayram, gençliğinde boya badana ve inşaat işleri yaparak geçimini sağladı. Bir dönem de Libya’da işçi olarak çalıştı.

Gülen Hareketi’ne yönelik soruşturmalar kapsamında tutuklanan Bekir Bayram, Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Amerika’ya yaptığı iki ziyaret nedeniyle ve tanık ifadelerine dayanılarak 9 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay tarafından onaylandı.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0