Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Gazze’deki savaşın bilançosu ağırlaşıyor: 16’sı çocuk 65 kişi hayatını kaybetti

Gazze Sağlık Bakanlığı, Pazartesi gününden bu yana İsrail’in düzenlediği saldırılarda 16’sı çocuk 65 kişinin hayatını kaybettiğini, 350’den fazla kişinin de yaralandığını bildirdi. İsrail hükümeti, Gazze’den yapılan saldırılar sonucu 6 İsraillinin öldüğünü açıklamıştı.

BOLD – Gazze Sağlık Bakanlığı, Pazartesi gününden bu yana İsrail’in düzenlediği saldırılarda 16’sı çocuk 5’i kadın 1’i yaşlı olmak üzere 65 kişinin hayatını kaybettiğini, 365 kişinin de yaralandığını bildirdi.

Bölgedeki savaşı durdurmak için uluslararası çabalar ve baskılar da artıyor.

İSRAİL’İN AŞDOD KENTİNE 50 ROKET FIRLATILDI

İsrail ordusu, Gazze’de düzenlediği hava saldırılarında Hamas’ın askeri liderlerinden bazılarını öldürdüğünü açıkladı. Hamas ise İsrail’in açıklaması sonrası, Aşdod kentini hedef alan 50 roket saldırısı düzenlediğini duyurdu.

Daha önce İsrail hükümetinden yapılan açıklamada, roket saldırıları sonucu 6 İsraillinin öldüğü belirtilmişti.

İsrail yetkililer, 38 saatte Gazze’den 1000’den fazla roket saldırısı düzenlendiğini açıkladı.

ABD, BM’NİN GÜVENLİK KONSEYİ’NİN ORTAK AÇIKLAMASINI YİNE ENGELLEDİ

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin İsrail ile Filistinliler arasında tırmanan gerilimi ele aldığı bugünkü olağanüstü toplantısından da ABD’nin itirazı nedeniyle ortak açıklama çıkmadığı bildirildi.

İsminin açıklanmaması koşuluyla Fransız haber ajansı AFP’ye konuşan bir diplomat, ABD’nin, Güvenlik Konseyi toplantısının kaygı ifadesi olarak yeterli işlev gördüğüne inandığını söyledi.

Başka bir diplomat da “ABD, yapılacak bir açıklamanın, şiddetin dindirilmesine katkısı olacağını düşünmüyor” dedi.

Konsey üyesi 15 ülkenin 14’ünün, gerilimi azaltmak amacıyla ortak bir açıklama yapılmasından yana görüş bildirdiği belirtiliyor.

BM Güvenlik Konseyi’nin Pazartesi günkü olağanüstü toplantısında da ABD; Tunus, Norveç ve Çin’in tüm taraflara provokasyondan kaçınma çağrısı yapan ortak açıklama teklifini reddetmişti.

ABD, BÖLGEYE ÖZEL TEMSİLCİ GÖNDERDİ

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, İsrail ile Filistinliler arasındaki durum ve dün geceden beri yaşanan gelişmelerle ilgili ülkesinin derin endişe duyduğunu açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı İsrail-Filistin İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Hady Amr da Filistin ve İsraillilerle görüşmek üzere bölgeye gönderildi.

Blinken, Hady Amr’ın bölgeye giderek ‘şiddetin dindirilmesi’ yönünde çaba göstereceğini ifade etti.

Bakan, Hamas’ın roket saldırılarına karşılık olarak İsrail’in Gazze’ye saldırma hakkını kabul etmekle birlikte, İsrail’i sivil ölümlerinden kaçınmaya çağırdı.

Hayatını kaybeden Filistinli çocukların fotoğraflarını “rahatsız edici” olarak niteleyen Blinken, “İsrail, halkını korumak için haklı olarak tepki verse de, sivillerin can kaybını önlemek için elinden gelen her şeyi yapmaya çalışma gibi ekstra bir sorumluluğu var” dedi.

ALMANYA’DAN İSRAİL’E DESTEK

Almanya, Filistinli grupların fırlattığı roketlere karşı İsrail’in ‘kendisini savunma hakkı’ olduğunu ifade etti.

Başbakanı Angela Merkel’in sözcüsü Steffen Seibert, “Alman hükümeti, Gazze Şeridi’nden yapılan bu aralıksız roket saldırılarını şiddetle kınıyor. İsrail bu saldırılara karşı kendisini savunma hakkına sahiptir” dedi.

Fransa Dışişleri Bakanı ise yaptığı açıklamada, İsrail ile Filistinliler arasında yeni bir çatışmayı önlemek için uluslararası toplumu elinden gelen her şeyi yapmaya çağırdı.

Bakan Jean-Yves Le Drian, parlamentoda yaptığı konuşmada, “Gazze’de, Kudüs’te ve ayrıca Batı Şeria’da ve İsrail’in birçok kentindeki şiddet sarmalı, büyük bir tırmanmaya yol açma riski taşıyor… Son 15 yılda dördüncü olacak ölümcül çatışmadan kaçınmak için her şey yapılmalı” dedi.

Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel ise İsrail Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin ile görüştükten sonra İsrail ve Filistinlilere, çatışmalara son verme ve sivillere zarar vermekten kaçınma çağrısı yaptı.

Michel Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Son günlerde şiddetin tırmanmasından ve ayrım gözetmeden hedef haline getirme olaylarından büyük endişe duyuyorum. Tırmanmanın dindirilmesi ve her iki tarfta suçsuz sivillerin can kaybından kaçınılmasına öncelik verilmeli” diye yazdı.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson, İsrail işgali altındaki Doğu Kudüs ve Gazze’de yaşanan son İsrail saldırılarının ardından, her iki tarafa da itidal çağrısında bulunarak, acilen gerilimin düşürülmesini istediklerini bildirdi.

Johnson, Twitter’dan yaptığı paylaşımda, “İsrail ve Filistinlileri uçurumdan geri çekilmeye ve her iki tarafı da itidale çağırıyorum. Birleşik Krallık, artan şiddet ve sivil kayıplardan derin endişe duyuyor ve gerilimin acilen azaldığını görmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

İsrail’in Gazze’ye saldırıları sonrası dün ve bugün dünyanın birçok kentinde İsrail’i protesto ve Filistinlilerle dayanışma gösterileri düzenlendi.

ABD HAVAYOLU ŞİRKETLERİ TEL AVİV UÇUŞLARINI İPTAL ETTİ

ABD’li büyük hava yolu şirketlerinden United Airlines, Delta Air Lines ve American Airlines, Tel Aviv’e uçuşlarını iptal etme kararı aldı.

İsrail, Gazze Şeridi’nden Tel Aviv ve çevresine roket atışları sonrasında Ben Gurion Havalimanı’ndaki tüm sivil uçuşları dün akşam saatlerinde kısa süreliğine askıya almıştı.

O saatlerde Ben Gurion Havalimanı’na inişine izin verilmeyen uçaklar Güney Kıbrıs Rum Kesimindeki Larnaka Havalimanı’na yönlendirilmişti.

Putin ve Erdoğan’dan ‘tansiyonu düşürme’ çağrısı

Dünya

Orhan İnandı’nın kaçırıldığı gün gittiği kafedeki gizemli kişiler nerede?

Orhan İnandı’nın kaçırıldığı gün kimlerle görüştüğünü öğrenmek için mesai arkadaşlarıyla irtibata geçtiğini söyleyen İnandı ailesinin avukatı Toktakunova, “şüpheli ve önemli bilgiler edindik. Fakat şu anda elimizde delilimiz yok” dedi. Toktakunova, İnandı’nın kaybolduğu gün gittiği kafedeki şüpheli 2 kişinin görüntüsünün de GKNB tarafından el konulduğunu ve kendileriyle paylaşılmadığını söyledi.

BOLD – Sapat Eğitim Kurumları Başkanı Orhan İnandı’nın Kırgızistan’da kaçırılmasının üzerinden 18 gün geçmiş olmasına rağmen hala bulunamadı. Kaçırılma olayına ilişkin en ufak bir iz bulunamaması İnandı ailesi kadar mesai arkadaşlarını da endişelendiriyor

HERKES BİLİYOR

Sapat Eğitim Kurumlarına bağlı okullarda öğretmenlik yapan Mederbek Samayev, Orhan İnandı’nın kaçırılmasının hangi ülkenin talebi ile yapıldığını herkesin bildiğini söyledi.

Sapat Eğitim Kurumları Genel Müdür Yardımcısı Amirbek Sultanmuratov, soruşturma ve arama çalışmalarının devam etmesine rağmen Orhan İnandı’nın bulunamadığını, nerede olduğu, yaşamı veya sağlığı hakkında herhangi bir bilgi verilmediğini söyledi. Bu durumun herkesi endişelendirdiğini söyleyen Sultanmuratov, “Yönetim kurulu başkanımızın bir an önce bulunacağını ümit ediyoruz. Şu ana kadar bize gelen bilgilere göre, Orhan İnandı Kırgızistan’da ve durumu iyi” diye konuştu.

İçişleri Bakanlığı Basın Sözcüsü Adinay Şarşeyeva, İçişleri Bakanı Ulan Niyazbekov’un talimatı ile binden fazla polisin Orhan İnandı’nın bulunması için Kırgızistan genelinde çalışma yürüttüğünü açıkladı. Şarşeyeva, soruşturmanın güvenliği açısından yürütülen faaliyetlerle alakalı kamuoyu ile daha fazla bilgi paylaşılmayacağını söyledi.

GKNB’NİN SESSİZLİĞİ ŞÜPHELERİ ARTTIRIYOR

Türk basınında çıkan, İnandı’nın kaçırılmasında Kırgızistan Devlet Güvenlik Devlet Komitesi’nin (GKNB) ilgisi olduğuna ilişkin haberlere değinen, İnandı ailesinin avukatı Taalaygül Toktakunova, GKNB’nın bu iddia ile alakalı hiçbir açıklama yapmamasının şüpheleri arttırdığını ifade etti.

Toktakunova, başsavcılığa ve soruşturmayı yürüten diğer ilgili birimlere GKNB’nin arama işlerini yürüten birimden çıkartılması talebinde bulundu.

ADRİANO KAFEDEKİ ŞÜPHELİ KİŞİLER

Başka şüpheli durumların olduğunu söyleyen Toktakunova, “Soruşturma işini İçişlerine Bakanlığına bağlı polis teşkilatının yürütmesi için talepte bulundum. Ancak, şu ana kadar bu müracaatımıza cevap verilmedi. Orhan İnandı kaçırıldığı 31 Mayıs akşamı en son İçişleri Eski Bakanı Melis Turgunbaev ile Adriano isminde bir kafede görüştüğünü tespit ettik. Sonra kafeden ve görgü tanıklarından şüpheli iki kişinin fotoğrafına ulaştık. Daha sonra kendimiz kimlerle görüştüğünü ve ne olduğunu öğrenmek için Adriano Kafe’ye gittik. Kafe yetkililerinden 31 Mayıs gününe ait görüntü kayıtlarının GKNB tarafından alındığını ve kopyası bırakılmadığını öğrendik” dedi

Orhan İnandı’nın kaçırıldığı gün kimlerle görüştüğünü öğrenmek için çalışma arkadaşlarıyla irtibata geçtiğini söyleyen Toktakunova, “Görüşmeler sonucunda şüpheli ve önemli bilgiler edindik. Fakat şu anda elimizde delilimiz yok. Birkaç gün içinde delil elde edersek veya tanık bu bilgileri kamuoyu ile paylaşacağız” ifadelerini kullandı.

Kırgızlı siyasetçiden Orhan İnandı açıklaması

Okumaya devam et

Dünya

Kaçırılan eğitimci Orhan İnandı için Oslo’da protesto

Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te kaçırılan eğitimci Orhan İnandı için Avrupa’nın her şehrinde protestolar düzenleniyor. Norveç’in başkenti Oslo’da dün düzenlenen eyleme bağlanan Reyhan İnandı, Kırgız Meclisi’nin eşi hakkında kararlar aldığını söyledi.

BOLD – Hakan Fidan’ın başında olduğu Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından 31 Mayıs’ta kaçırılan Sapat Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Orhan İnandı’nın bulunması için dünyanın çeşitli ülkelerinde yapılan protestolar devam ediyor.

Oslo’da Norveç Parlamentosu “Stortinget” önünde toplanan grup Orhan İnandı’ya destek sloganları atıp, kanunsuzca insanları alıkoyan ve işkence eden Erdoğan hükümetini eleştirdi. Erdoğan hükümetine yasadışı eylemlerinden vazgeçmeleri ve demokratik zemine dönmeleri için çağrı yapıldı.

Kırgızistan devleti ve hükumetinden kayıp Orhan İnandı’nın bir an önce bulunması ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi kararı gereğince korunmasını talep eden grup, emsal kaçırma vakalarını da anlattıkları basın açıklamasını okudu.

Orhan İnandı’nın eşi Reyhan İnandı meydana canlı yayında bağlanıp gelişmeleri anlattığı konuşmasında bugün Orhan İnandı gündemi ile toplanan Kırgız meclisinin aldığı kararlardan bahsetti.

Norveç’in en çok okunan gazetelerinden Aftenposten geçen hafta İnandı’nın kaçırılmasını gündeme almış ve Erdoğan hükumetinin yasadışı faaliyetlerini anlatan bir analiz yayınlamıştı.

Okumaya devam et

Dünya

Biden-Putin zirvesi: ABD Çin’e karşı Rusya’yı yanına çekmek mi istiyor?

Rusya ile Batı dünyasının ilişkileri iki tarafın da itiraf ettiği gibi Soğuk Savaş’tan beri en kötü günlerini yaşıyor. Bu ortamda Biden ve Putin, İsviçre’nin Cenevre kentinde bir araya geldi. Avrupa ziyaretinde Washington’un geleneksel müttefikleri ile bağlarını yeniden güçlendiren ABD Başkanı Biden’ın Çin’e odaklanmak için Rusya ile gerilimi düşürmek istediği belirtiliyor.

BOLD – ABD Başkanı Joe Biden ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında gerçekleşecek zirve TSİ ile 14.00’te başladı. Toplantının yaklaşık 4 saat sürmesi bekleniyor. Her iki taraf da ikili ilişkilerin dibe vurduğunu kabul ediyor ve şu an iki ülkenin de birbirlerinin başkentlerinde büyükelçileri yok.

İki ülke arasında var olan birçok anlaşmazlığın üstüne ABD Başkanı Joe Biden’ın Mart ayında Putin’i “katil” olarak nitelendirmesi ilişkileri iyice germişti.

Rusya, Washington’daki büyükelçisini geri çağırmış; ABD de Moskova büyükelçisini Nisan ayında ülkeye geri çağırmıştı.

ABD Başkanı Joe Biden ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bugün İsviçre’nin Cenevre kentinde bir araya geldiği zirve, 1985’ten sonra kentte düzenlenen ikinci ABD-Rusya zirvesi oldu.

Cenevre’de, Kasım 1985’te dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan ile eski SSCB Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov arasında yapılan tarihi zirveden 36 yıl sonra, ABD-Rusya zirvesi heyecanı yaşanıyor.

Zirve, Cenevre Gölü kıyısında, 18. yüzyılda bir parkın içinde inşa edilen Parc de La Grange’de yapılıyor.

Görüşmenin ardından Putin’in TSİ 18.30’da, Biden’ın ise TSİ 20.00’de ayrı ayrı basın toplantısı düzenlemesi bekleniyor.

Görüşmenin ikili olması planlanmıyor. İlk aşamada Putin, Biden ve dışişleri bakanları Sergey Lavrov ile Antony Blinken’ın hazır bulunacağı görüşmeye daha sonra çoğunlukla danışmanlardan oluşan heyetlerin de katılması bekleniyor.

Biden-Putin görüşmesinde yoğun bir gündem var. Bunların başında da silahsızlanma anlaşmaları, Ukrayna sorunu, Ortadoğu meselesi, Suriye’deki durum, İran’ın nükleer programı, Libya ve Afganistan geliyor. Biden’ın Rusya’daki insan hakları ihlalleri, bağımsız medya ve muhalefete yönelik baskılar, Rus hackerlerin saldırıları ve Rusya’nın müttefiki Belarus yönetiminin Rynair’e ait bir uçağı zorla Minsk’e indirerek yolculuk eden bir gazeteciyi gözaltına alınmasını da gündeme getireceği belirtiliyor. Ancak bunlar buluşmanın bilinen gündemi. ABD’nin odağındaki asıl meselenin ise Çin olduğu tahmin ediliyor.

ASIL HEDEF ÇİN Mİ?

Uzmanlara göre görüşmenin arka planındaki asıl mesele Çin’e karşı ortaklık olabilir.

Uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Raimund Kramer’e göre ABD, Rusya ile ilişkilerinde normalleşme istiyor. Kramer’e göre bunun başlıca nedeni ise Çin.

Potsdam Üniversitesi Öğretim Üyesi ve dış politika dergisi WeltTrends’in Genel Yayın Yönetmeni Kramer, “Biden’ın Avrupa gezisinin temelinde Çin’e karşı ortaklıklar oluşturma hedefi yatıyor. Bunu G7 zirvesi ile NATO ve AB liderleriyle yaptığı zirvelerin akabinde Putin ile görüşecek olması zaten gözler önüne seriyor” diyor.

ABD, RUSYA İLE SORUN YAŞAMAK İSTEMİYOR

Time dergisi köşe yazarlarından ABD’li dış politika uzmanı Ian Bremmer, Biden ve Putin’in Çin’i açıkca konuşmayacaklarıra dikkat çekiyor. Bremmer’e göre ABD’nin küresel alanda kendine en büyük rakip olarak gördüğü ülke Çin, bu durum da ABD’nin Rusya stratejisini etkiliyor.

Ian Bremmer, “Biden, Putin’den hoşlanmıyor ve Rusya’nın stratejik açıdan çok değerli olduğunu düşünmüyor. Ama ABD-Çin ilişkileri göz önünde bulundurulduğunda, Çin’in dünyadaki etkisi ve gücüne bakıldığında, ayrıca diğer ülkeleri Çin’e karşı birleştirmenin zorluğu da hesaba katıldığında Biden, Rusya ile sorun yaşanması istenmiyor” yorumunu yapıyor.

Düşünce kuruluşu Liberal Modernizm Merkezi Direktörü Ralf Fücks de Bremmer gibi düşünüyor. Arka planda Çin’in oldukça yoğun hissedildiğini söyleyen Fücks, dolayısıyla Rusya ile sorun yaşanmasının ABD’nin işine gelmediğini belirtiyor. Fücks, “ABD için bu, Çin’e yönelik stratejik çizgi belirlerlemeye çalışılırken yaşanan ikincil bir problem. Putin için ise Çin’le ilişkileri genişletmek stratejik bir seçenek ve zaten hayata da geçiriliyor” diyor.

RUSYA ÇİN’DEN KORKMUYOR MU?

Rusya’nın Kırım’ı ilhak ettiği 2014’ten bu yana Moskova-Pekin ilişkileri ise daha da derinleşti. Rusya’nın Kırım’ı işgali nedeniyle uygulamaya konan yaptırımlar Rusya’ya doğrudan dış yatırımlarının durması sonucunu doğurdu. Ekonomisi yıllardır kötüleşen ve düşen reel gelir nedeniyle halkın öfke içinde olduğu Rusya’nın Çin’e yönelme çabası da kısmen başarı sağladı. Çin’in ekonomik büyümesinden pay almaya çalışan Rusya, yeraltı kaynaklarını Çin’e aktarmak için hatlar kuruyor ve Çin’e Rus yapımı modern silah sistemleri satıyor.

Rusya’nın güvenlik ve dış politikaları konusunda uzman Almanya Dış Politikalar Topluluğu’ndan Sarah Pagung, “Rusya, Çin’e askeri uydu sistemi kurma konusunda da destek oluyor. Ancak o alanda oldukça dikkatli, nitekim sonunda Çin’in Rus teknolojisini kopyalayıp bağımsız hale gelmesini istemiyor” diyor. Uzman Ralf Fücks’e göre Rusya bu nedenle Çin’i stratejik bir partner olarak görmekten ziyade Çin’den korkuyor.

Rusya Üniversitesi Kuzey Amerika Araştırmaları Bölümü Başkanı Vikctoria Zhuravleva da “Çin’e çok yakın olmak Rusya için tehlike” diye konuşuyor. Zhuravleva, ABD’nin de Rusya için Çin’e karşılık ikisinin arasında hareket edebilecek dengeleyici unsur olabileceğini düşünüyor. Zhuravleva’ya göre bu güç mücadelesinde bir tür denge rolü arayışında olan Moskova, kendini çok kutuplu bir dünyanın merkezinde görüyor. Berlin Hür Üniversitesi Doğu Avrupa Enstitüsü Başkanı Prof.Dr. Katharina Bluhm da bu denge politikasının Rusya’nın en sevdiği pozisyon olduğu görüşünde. Bluhm, “Rusya’nın en sevdiği Asya ile Batı arasında aracı rolü oynadığı politika” diyor ve ekliyor: “Oysa bu aracılık rolü tamamen ilüzyon, çünkü Çin, Rusya’ya böyle bir rolü üstlenmesine izin vermez.”

“BİDEN’IN MESAJI AVRUPALILARA YÖNELİK”

Biden-Putin görüşmesinin arka planındaki tek konunun Çin olduğu görüşünü bütün uzmanlar paylaşmıyor. German Marshall Fonu’ndan Kristine Berzina’ya göre ABD Başkanı’nın Avrupa gezisinin temeli müttefiklere verilen bir dayanışma mesajı. Rusya’nın istikrarı bozan bir güç olarak algılandığını düşünen Berzina’ya göre Washington, Rusya’nın giderek artan tehditkar ve savaşçıl tutumunu reddettiğini vurgulamayı öncelikli hedef olarak görüyor.

Harvard Kennedy School’un Belfer Merkezi Rusya uzmanlarından Torrey Taussig de benzer görüşte. Taussig, “ABD öncelikli olarak Çin’e odaklanıyor, ancak aynı zamanda Rusya’nın Avrupa ve Amerika’daki Batılı demokrasilerde büyük bir karmaşa yaratabileceğinin de farkında” diyor. Taussig’e göre ayrıca her iki ülkenin uluslararası silahlanmanın kontrolü konusunda çıkarlarının kesiştiği noktalar da var. Taussig, bu nedenle de görüşmede ilerleme kaydedilebileceğini düşünüyor.

BİDEN’IN ÇİN’E YÖNELİK ADIMLARI

Biden’ın Avrupa gezisi öncesinde ABD ile Çin arasında gerginlik de tırmanışa geçmişti. ABD, Çin’in itirazlarına rağmen önce Tayvan ile bir ticaret anlaşması imzalanacağını duyurmuş ve G7 zirvesinden iki gün önce de Amerikan Senatosu, Çin’in küresel çaptaki teknolojik hakimiyetiyle mücadele için 244 milyar dolarlık bir ekonomik paketi kabul etmişti. G7’den bir gün önce de Savunma Bakanı Llyod Austin, Pentagon’dan Çin’in askeri gücüyle mücadeleye odaklanmalarını istedi.

ABD Başkanı Biden’ın ilk yurtdışı gezisinde iki haftadır katıldığı G7 ve NATO zirveleri ile ABD-Avrupa Birliği toplantısının sonuç bildirgelerinde Çin, hedefe konulmuştu.

NATO 2030 planında Çin’i hedefe koydu

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0