Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

İki yıl önce kanserden ölen KHK’lı sınıf öğretmeni görevine iade edildi

12 Haziran 2019’da kanserden vefat eden KHK’lı sınıf öğretmeni Emine Yürükçü, ölümünden iki yıl sonra görevine iade edildi. Yürükçü’nün Samsun’un Asarcık ilçesinin bir köyüne tayini çıktı.

BOLD – Aktif Eğitim-Sen üyesi olduğu gerekçesiyle ihraç edilen sınıf öğretmeni Emine Yürükçü, meme kanserine yakalanıp öldükten 2 yıl sonra göreve iade edildi ve tayini çıktı.

Samsun Atakum’da görev yapan Emine Yürükçü, 2016 yılının temmuz ayında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevden alındı. Eylül 2016’da çıkarılan 672 sayılı KHK ile ihraç edildi.

YÜZDE 90 ENGELLİ RAPORU VARDI

İhraç edildiğinde kanser nedeniyle yüzde 90 engelli raporu olan Emine Yürükçü, malûlen emekli olmak için başvuruda bulundu. Aradan geçen 6 ayda başvurusuna olumlu bir karşılık alamadı. İddiaya göre Emine Yürükçü’nün evrakları kaybolmuştu. Yeniden başvuru yaptı ve Kasım 2017’de malûlen emekli oldu.

İhraç olduğu için adli soruşturma geçiren Yürükçü hakkında, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı 2017’de takipsizlik kararı verdi. Kararı OHAL Komisyonu’na gönderdiler ancak iade kararı çok geç çıktı.

Emine Yürükçü ihraç olduktan sonra hakkını aramak için her yolu denedi. Danıştay’a, AYM’ye, AİHM’ne başvurdu. Tüm başvuruları reddedildi. Danıştay OHAL Komisyonu kuruldu diye başvurusunu reddetti, AİHM iç hukuk yollarının tüketilmemesini gerekçe gösterdi.

Maruz kaldığı hukuksuzluklarla mücadele ederken hastalığı iyice ilerleyen Yürükçü, 12 Haziran 2019’da hayatını kaybetti. Ölene kadar işine geri dönmenin hayalini kuran 47 yaşındaki Emine Yürükçü üç çocuk annesiydi.

“HUKUKİ  MÜCADELE BAŞLATACAĞIZ”

Eşinin hem iade edildiğini hem de tayininin çıktığını Twitter hesabından açıklayan Musa Yürükçü, “Eşimi, Aktif Eğitim-Sen üyesi olması gerekçesiyle ihraç ettiler. Oysa memurların büyük bir çoğunluğu zaten bu sendikaya üyeydi ve aidatları da devlet tarafından ödeniyordu. Devletin de bildiği bir sendikaya üye olmasıydı tek suçu. Hukuki süreç başlatacağız.” dedi.

“ÜÇ ÇOCUĞUMUN ANNESİNE TERÖRİST MUAMELESİ YAPILDI”

Takipsizlik almasına rağmen eşinin işine dönemediğini vurgulayan Yürükçü, “Bu durum, hastalık sürecini daha hızlandırdı ve eşim 2019’da hayatını kaybetti. Eşim ölünceye kadar hep bir umutla işine iade edilmeyi bekledi. Dün de işe iadesinin ve tayininin başka okula çıktığı bilgisi verildi. Geç gelen adalet, adalet değildir. Çocuklarım hālâ annelerin ölümünü kabullenmiş değil. Annelerine terörist muamelesi yapıldı. Çok adil hakperest bir insandı. Hastalığının bütün sıkıntılarına rağmen mazlumları ziyaret eder yardımcı olurdu. Zamanında konuşmadıktan sonra, söylenmesi gerekli zamanında söylemedikten sonra bir kamyon laf etsen ne olur. İnsanın hayatında kavşaklar vardır, oralarda nasıl duracağınız önemli.” ifadelerini kullandı.

Emine Yürükçü, Samsun merkezdeki Derecik Mezarlığı’na defnedildi. Fotoğraf: Musa Yürükçü.

Emine Yürükçü’nün yüzde 90 engelli olduğuna dair rapor.

Kanserden ölen KHK’lı öğretmenin son mektubu

 

Gündem

Cenazesini yıkatmadılar, tabut bile vermediler: “Böyle kardeşlik olmaz olsun”

Kayyum yönetimindeki Van Büyükşehir Belediyesi’nin PKK üyesi olmak iddiasıyla cezaevinde bulunurken vefat eden Ramazan Turan’ın cenazesini yıkatmayıp tabut bile vermemesine oğlu isyan etti: Böyle kardeşlik olmaz olsun

BOLD – Cezaevine girdikten 22 gün sonra kaldığı tek kişilik hücrede kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden 70 yaşındaki Ramazan Turan’ın cenazesi için kayyum yönetimindeki Van Büyükşehir Belediyesi tarafından araç ve tabut verilmedi. Cenazenin yıkatılması engellendi.

Zulüm bununla da sınırlı kalmadı. Gömülmek için köyüne götürülürken yol boyunca tüm kontrol noktalarında cenaze sahipleri rahatsız edildi. Duruma aile üyeleri sert tepki gösterdi.

HÜCREDEN ÇIKARTILMADI

Hakkari’nin Çukurca ilçesine bağlı Yapraklı köyünde hayvancılıkla uğraşan 70 yaşındaki Ramazan Turan, 2013 yılında “Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” iddiasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. 2 yıl cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilen Turan hakkındaki karar, Yargıtay tarafından bozuldu. Yeniden yapılan yargılamada ise yerel mahkeme, bu kez ‘örgüt üyesi’ iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Turan karara, “Benim 10 çocuğum var. Ben çocuklarıma bakamıyorum, örgüte nasıl yardım edebilirim?” diye itiraz etse de karar değişmedi. Karar Yargıtay tarafından da onaylanınca yol kontrolü sırasında gözaltına alındı ve 31 Aralık 2021 tarihinde tutuklanarak Van Cezaevi’ne gönderildi.

Cezaevinde tek kişilik karantina hücresine konulan Ramazan Turan, normalde 14 gün kalması gereken hücreden çıkartılmadı. Kaldığı tek kişilik hücrede, cezaevindeki 22. gününde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.

TABUT BİLE VERİLMEDİ

Kayyım yönetimindeki Van Büyükşehir Belediyesi, Turan için cenaze aracı ve tabut vermedi. Turan’ın cenazesine yönelik uygulamalar bununla da sınırlı kalmadı ve hastanede yıkatılmasına izin verilmedi. Aile, cenazeyi evde yıkatmak zorunda kaldı.

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre; babasının kaldığı hücrede ölüme terk edilmesinin ardından Turan’ın cenazesine yapılan zulme dikkat çeken oğlu Ferhat Turan, iktidar ve devlet yetkililerinin dilinden düşürmediği “Türk Kürt kardeştir” söylemini hatırlatarak, “Böyle kardeşlik olmaz olsun” diyerek tepki gösterdi.

“BİZE ZULÜM YAŞATTILAR, HİÇBİR ÖLÜ BU MUAMELEYİ HAK ETMİYOR”

Babasının göz göre göre ölüme terk edildiğini ifade eden Turan, otopsi işlemi yapılırken avukatların çağrılmadığını belirtti. Turan, “Savcı beni otopsiden önce morga çağırdı, bana babamın sadece gözlerini gösterdi. Vücudunun geriye kalan kısmını göstermedi. Sadece ‘Bu senin baban mı?’ sorusunu sordu ve beni içeriden çıkarttı. Babamın cenazesinde bizlere de zulüm yaşatıldı. Van Belediyesi, ambulans, cenaze aracı ve tabut taleplerimize yanıt vermedi. Bunların yanı sıra cenazemizi sabah gömmek istedik ama yine kabul edilmedi. Yol boyunca tüm kontrol noktalarında rahatsız edildik. Bize zulüm yaşattılar. Babam bunların hiçbirini hak etmedi, hiçbir ölü bu muameleyi hak etmiyor” ifadelerini kullandı.

“KARDEŞ, KARDEŞE BUNU YAPMAZ”

İktidar ve devlet yetkililerinin “Türk-Kürt kardeştir” söylemlerine tepki gösteren Turan, “Eğer kardeşlik bu ise biz böylesi bir kardeşliği istemiyoruz. Cenazemizi yıkamamıza bile izin vermeyenlerle nasıl kardeş olabiliriz? Böyle kardeşlik olmaz olsun. Kardeş, kardeşe bunu yapmaz. Birine kardeş dediğinde, canını bile feda eder ama devletin bize yaptıkları ortada. İnsan kardeşine bu zulmü yapar mı?” diye konuştu.

Hasta tutuklu Abbas Özdemir beyin MR’ı için üç aydır bekliyor

Okumaya devam et

Gündem

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan Sedef Kabaş’ın tutuklanması için ‘üzüntü duyuyoruz’ açıklaması

‘Cumhurbaşkanına hakaret ‘suçlamasıyla hakkında soruşturma açılan gazeteci Sedef Kabaş, hafta sonu tutuklandı. ABD Dışişleri Bakanlığı, Kabaş’ın tutuklanması nedeniyle ‘üzüntü duyduklarını’ açıkladı.

BOLD – Gazeteci Sedef Kabaş’ın ‘Cumhurbaşkanına hakaret ‘suçlamasıyla tutuklanmasına ABD tepki gösterdi. ABD Dışişleri Bakanlığı, Kabaş’ın tutuklanması nedeniyle ‘üzüntü duyduklarını’ açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price “İfade özgürlüğünün demokrasiyi güçlendirdiğine ve korunması gerektiğine inanıyoruz, bazılarını rahatsız edebilecek veya tartışmalı ifadeler olduğunda bile” dedi.

İstanbul 16. Sulh Ceza Hakimliği tutuklama kararının gerekçeleri arasında, öngörülen cezanın “alt ve üst sınırı nedeniyle kaçma ve saklanma” ihtimalinin yüksek olmasını, bu nedenle bu aşamada “adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz” kalacak olmasını ve “tutuklamanın ölçülü olduğu kanaati”ne varılmasını saydı.

Karara imza atan hakimin sadece 3 yıl 10 ay tecrübesi olduğu ve İstanbul Sul Ceza Hakimliği’ne atanmasının da Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun kendi koyduğu ilke kararlarına aykırı olduğu belirlendi. Hakimin ayrıca Osman Kavala’nın tutukluluk kararına imza atan hakim olduğu ortaya çıktı.

Karara, adı ‘Erdoğan’ın hukuçusu’na çıkan ve AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın anayasa ve kanun değişikliklerinde danıştığı isimlerden biri olan ünlü ceza hukukçusu Prof. Dr. İzzet Özgenç dahi isyan etti.

“Salt hakaret suçundan dolayı tutuklama kararı verilmesi asla kabul edilemez” diyen Özgenç sözlerini şöyle sürdürdü: “Malum karar, uluslararası camiada bizi rezil etmekten başka bir sonuç doğurmaz.”

AİHM, Türkiye’yi yine mahkum etti: Deniz Yücel’e 13 bin 300 euro tazminat ödenecek

Okumaya devam et

Gündem

AİHM, Türkiye’yi yine mahkum etti: Deniz Yücel’e 13 bin 300 euro tazminat ödenecek

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Die Welt gazetesi için çalışan İlker Deniz Yücel’in açtığı davada Türkiye’nin insan hakları ihlalinde bulunduğuna hükmetti. Türkiye, Yücel’e 13 bin 300 euro tazminat ödeyecek.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bu adam terörist, gazeteci değil” dediği, serbest bırakılması için dönemin Almanya Başbakanı Angela Merkel’in araya girdiği ve yaklaşık 1 yıl tutuklu kaldıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan gazeteci Deniz Yücel, Türkiye aleyhine AİHM’de açtığı davayı kazandı.

AİHM, Yücel’in ifade ve düşünce özgürlüğünün Türkiye tarafından ihlal edildiğine hükmetti. Türkiye, karar gereği mahkeme masrafları da dahil olmak üzere Yücel’e 13 bin 300 euro tazminat ödeyecek.

DAVA 2017 YILINDA AÇILDI

AİHM, Yücel’in 2017 yılında yaptığı başvuruyla ilgili Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) güvenlik ve özgürlükle ilgili 5. maddesinin 1. ve 5 fıkralarıyla, ifade ve düşünce özgürlüğüyle ilgili 10. maddesinin Türkiye tarafından ihlal edildiğine hükmetti. Gerekçeli kararda, Yücel’in suç işlediğinden şüphelenmek için “makul bir neden olmadan” gözaltına alınarak duruşma öncesi tutuklu kaldığı ifade edildi.

ANAYASA MAHKEMESİ’NE ELEŞTİRİ

AİHM, Anayasa Mahkemesi’nin daha sonra Yücel’i haklı bulmasına rağmen kendisine uygun bir maddi tazminat ödeme kararı almamasını da ihlal nedeni saydı.

AİHM, eleştirel görüşleri yüzünden ve makul bir gerekçe olmadan Yücel’in gözaltına alınmasının hem kendisi hem de toplum için olumsuz etkileri olacağından dolayı ifade ve düşünce özgürlüğünün de ihlal edildiği görüşüne vardı.

Türkiye, karar gereği mahkeme masrafları da içinde olmak üzere Yücel’e 13 bin 300 euro tazminat ödeyecek.

TUTUKLANMA NEDENİ BERAT ALBAYRAK HABERİ

Die Welt Türkiye muhabiri Deniz Yücel, dönemin Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın özel e-posta adresinin RedHack tarafından hacklenmesine ilişkin kaleme aldığı haberiyle ilgili ifade vermek üzere 14 Şubat’ta İstanbul’da gözaltına alınmış; “terör örgütü propagandası ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik” iddiasıyla sevkedildiği mahkemece 27 Şubat 2017’de tutuklanmıştı.

ERDOĞAN “TERÖRİST” İLAN ETMİŞTİ

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan ise konu hakkında şöyle konuşmuştu:

“Bütün bu olayların nedeni meğerse bu teröristmiş. Bu adam terörist, gazeteci değil ve Alman yönetimi ne yazık ki, benim bakanlarımı böyle bir teröristle aynı teraziye oturtuyor. Sıkıntı burada. Almanya Başbakanı Angela Merkel, bana ‘Serbest bırakırsanız memnun oluruz’ dedi. Dedim ki o gazeteci değil terörist. Deniz Yücel bir ay Almanya Başkonsolosluğu’nda saklandı. Bu adam terörist, gazeteci değil.”

1 YIL HAPİS YATTI, MERKEL DEVREYE GİRDİ

Deniz Yücel, 14 Şubat 2017 ila 16 Şubat 2018 tarihleri arasında Türkiye’de tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılmıştı. Yücel’in tahliye edilmesi için Almanya Başbakanı Angela Merkel de devreye girmişti.

Anayasa Mahkemesi (AYM) 2019 yılında aldığı kararda Türkiye’de bir süre tutuklu yargılanan gazeteci Deniz Yücel’in kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile basın ve ifade özgürlüklerinin ihlal edildiği kararı vermiş ancak tazminata hükmetmemişti.

Ankara TEM’de işkence var: Barodan ses yok

Okumaya devam et

Popular

Shares