Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Bir dönem daha bitiyor: İsrail’de Netanyahu’nun iktidarını bitirecek güven oylaması

İsrail’de en uzun süre başbakanlık yapan ve Mart 2009’dan bu yana koltuğu aralıksız elinde bulunduran Benyamin Netanyahu yönetiminde sona yaklaşıldı. Netanyahu dönemine son verecek koalisyonun güven oylaması bugün yapılacak. Koalisyon güven oyu alırsa İsrail’de bir dönem sona ermiş olacak.

BOLD – Benyamin Netanyahu, ilki 1996-1999 yılları arasında olmak üzere, Mart 2009’dan beri İsrail’i aralıksız olarak yönetiyor. Başbakan Binyamin Netanyahu’nun dönemini sona erdirecek koalisyon hükümetinin güven oylaması bugün Mecliste yerel saatle 16.00’da gerçekleştirilecek.

Hükümette yer alacak 8 partinin imzasının ardından koalisyon anlaşması, yasal sürenin sona ermesine saatlere kala cuma günü İsrail Meclisi Knesset’e sunulmuştu.

KOALİSYONUN ÇOĞUNLUĞU KRİTİK EŞİKTE

Gelecek Var Partisi lideri Yair Lapid ve Yamina lideri Naftali Bennett’in öncülüğünde oluşturulan koalisyon hükümetinin kurulabilmesi için 120 sandalyeli Mecliste 61 milletvekilinin güvenoyuna ihtiyaç duyuluyor. Netanyahu’ya muhalif 8 partinin oluşturduğu koalisyonun toplam milletvekili sayı ise 62.

Her ne kadar milletvekili sayısı güvenoyu için kritik eşikte olsa da İsrail basını, Lapid-Bennett koalisyonunun büyük olasılıkla yeterli desteği alarak göreve başlayacağını yazıyor.

Son iki yılda dört kez genel seçim yapılan ülkede, mart ayındaki son seçimlerde Netanyahu ve partisi Likud en yüksek sandalye sayısına ulaşmış ancak hükümet kuramamıştı.

Yair Lapid liderliğindeki Yesh Atid (Gelecek Var Partisi) Mart seçimlerinden Netanyahu’nun sağcı muhafazakar Likud’undan sonra en güçlü ikinci güç olarak çıkmıştı.

DÖNÜŞÜMLÜ BAŞBAKANLIK SİSTEMİ

Yamina lideri Naftali Bennett (solda) ve Gelecek Var Partisi lideri Yair Lapid

Koalisyon hükümeti güvenoyu alırsa 12 yıllık Netanyahu iktidarı sona erecek ve Yamina lideri Bennett başbakanlık koltuğuna oturacak.

Bennett, 2 yıl boyunca başbakanlık görevini yürüttükten sonra Ağustos 2023’te koltuğu koalisyon ortağı Gelecek Var Partisi lideri Lapid’e devredecek.

Bennett, ülkedeki bölünmeleri ortadan kaldırma ve normalleşme adına bir yol haritası çizme sözü veriyor. Ancak Bennett’in farklı siyasi eğilimlerden 8 partinin iktidardaki uyumunu nasıl gerçekleştireceği sorusu, en önemli engel olarak görülüyor.

8 PARTİLİ KOALİSYONUN ÖMRÜ NE OLUR?

(soldan sağa) İsrail Evimiz Partisi lideri Avigdor Liberman, Yesh Atid lideri Yair Lapid, Yamina lideri Naftali Bennett, Yeni Ümit lideri Gideon Sa’ar, Arap Ra’am Partisi lideri Mansur Abbas, İşçi Partisi lideri Merav Michaeli, Mavi-Beyaz İttifakı lideri Benny Gantz ve Meretz lideri Nitzan Horowitz 6 Ocak’ta Tel Aviv’de koalisyon görüşmesi için biraraya geldiler.

Bennett-Lapid koalisyonu, Netanyahu karşıtlığında birleşmiş, farklı görüşlere sahip 8 partiden oluşuyor.

Farklı siyasi düşüncelere sahip bu 8 partinin tek ortak düşüncesi yolsuzluk suçlamaları yüzünden yargılanan Netehyahu’nun koltuğu bırakması.

Hem sandalye sayısının kritik eşikte olması hem partilerin bazı konularda tamamen farklı görüşlere sahip olması nedeniyle İsrail’de koalisyonun ömrünün uzun soluklu olup olmayacağı tartışılıyor.

Bennett’in partisi Yamina aşırı sağ görüşleriyle öne çıkıyor. İşgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerini destekliyor ve Filistin devletine karşı.

Koalisyon ortaklarından ‘İsrail Evimiz’ (Yisrael Beiteinu) partisinin lideri Avigdor Lieberman da aşırı sağcı görüşleri ile biliniyor.

Koalisyon ortakları sol görüşlü Meretz, İşçi Partisi ve Arap Ra’am partisi ise bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasından yana ve İsrail’in son yıllarda izlediği kitlesel yerleşim politikasına karşı çıkıyor.

Derin görüş farklılıkları nedeniyle koalisyon hükümetinin uzun soluklu olmayacağı ve bu yılın sonunda İsrail’in yeniden erken seçime gitmek zorunda kalabileceği yorumları yapılıyor.

İsrail’de uzun soluklu bir koalisyon hükumeti kurulamadığı için 2019’dan beri 4 kez seçime gidilmişti.

İLK KEZ BİR ARAP PARTİSİ KOALİSYON HÜKUMETİNDE

Fazla sandalye sayısı olmayan Arap Ra’am partisinin, koalisyona katılımı ülke siyaset tarihinde bir ilki teşkil ediyor. Bir partinin bile ortaklıktan çıkması koalisyon hükümetinin sonu anlamına gelecek.

Bu yüzden, koalisyon ortaklarını önümüzdeki günler ve haftalarda oldukça zor günler bekliyor.

DIŞ POLİTİKA NASIL OLACAK?

İdeolojik olarak çok geniş bir tabana yayılan, sekiz siyasi partiden oluşan ve ilk defa Filistinli İsrail vatandaşlarını temsil eden bir partinin de katıldığı bu koalisyonun nasıl bir dış siyaset izleyeceğini kestirmek oldukça güç.

İran konusunda yeni hükümetin Netenyahu’nun sert politikalarını sürdürmesi ve Biden’in uluslararası nükleer enerji anlaşmasının canlandırmasına karşı çıkması bekleniyor.

Ancak yeni hükümetin Biden ile birlikte çalışarak Arap ülkeleriyle ilişkileri güçlendirme açılımına destek vereceği öngörülüyor.

TÜRKİYE İLE İLİŞKİLER NORMALLEŞİR Mİ?

Türkiye ve İsrail arasındaki ilişkiler 2010’dan bu yana değişik yönlerde gelişiyor. Siyaset alanındaki kavgaya rağmen iki ülke arasındaki ticaret katlanarak büyüyor, istihbarat alışverişi devam ediyor.

Yakın zamana kadar Türkiye ile ilişkileri normalleştirme konusunda çok istekli olan İsrail, son zamanlarda Türkiye’nin diplomatik yakınlaşma girişimlerine açık kapı bırakmakla birlikte artık temkinli şekilde yaklaşıyor. Çünkü İsrail artık bölgede eskisi gibi yalnız bir ülke değil.

İsrail, 2020 yılında Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Sudan ve Fas ile İlişkileri normalleştirdi ve diplomatik ilişki tesis etti.

NETANYAHU GERİ GELİR Mİ?

İktidarı bırakacak olan 71 yaşındaki Netanyahu’nun emekli olup, sessiz bir emeklilik hayatı yaşayacağına ise kimse inanmıyor.

Netanyahu’nun, muhalefette iktidarı yıpratıp tekrar başbakanlık koltuğuna oturmak için mücadele edeceğine ise herkes kesin gözüyle bakıyor.

Bununla birlikte yargılandığı yolsuzluk davaları Netanyahu için şu anda en büyük baş ağrısı teşkil eden konuların başında geliyor. Netanyahu’nun partisi içinde yaşanan görüş ayrılıkları yüzünden de başı dertte.

Biden-Erdoğan görüşmesinde masada neler var?

Dünya

Alman Gazeteciler Sendikası’ndan ‘infaz listesi’ çıkışı

Alman Gazeteciler Sendikası, Türkiyeli muhalifleri hedef alan 55 kişilik infaz listesi bulunduğunu belirterek Alman hükümetinden harekete geçmesini istedi.

BOLD – Alman Gazeteciler Sendikası (DJV), Almanya’da yaşayan Türkiyeli muhalif gazetecilere yönelik artan tehdit, taciz ve saldırılar karşısında Alman hükümetini harekete geçmeye çağırdı.

DJV Başkanı Frank Überall, polis kaynaklarından aldıkları bilgiye göre, Türkiyeli muhaliflerden oluşan ve aralarında gazetecilerin de bulunduğu 55 kişilik bir infaz listesi bulunduğunu kaydetti.

Dışişleri Bakanı Heiko Maas’a seslenen Überall, Türk Büyükelçi’nin Dışişleri Bakanlığı’na çağrılması gerektiğini belirterek “Heiko Maas’ın Türk Büyükelçi’ye bu noktada sınırın aşıldığını, Türkiye’deki baskıcı rejimden buraya sığınan gazetecilere yönelik tehdit ve şiddetin kabul edilemeyecek suç unsurları oluşturduğunu çok net bir şekilde söylemesi lazım” diye konuştu.

55 kişilik infaz listesinde iki isimle ilgili polisin harekete geçtiğini belirten Überall, söz konusu gazetecilere yönelik polisin koruma önlemlerini memnuniyetle karşıladıklarını ancak bunun yeterli olmadığını söyledi.

DJV Başkanı, gazeteci Erk Acarer’in evi önünde saldırıya uğramasını hatırlatarak “Hükümete eleştirel yaklaşan gazetecilerin Türkiye’de gazetecilik mesleğini artık icra edemiyor olması yeterince kötü. Sığındıkları Almanya’da hâlâ korku içinde yaşamak zorunda kalmaları ise hiçbir şekilde kabul edilemez” diye konuştu.

Son günlerde Alman polisinin infaz listesindeki gazetecileri ve aktivistleri tek tek ziyaret edip uyardığı basına yansımıştı.

Alman polisi, Erk Acarer’e saldırıda soruşturmayı genişletti

Okumaya devam et

Dünya

Afgan mültecilerin Avrupa’ya akınına karşı Pakistan, İran ve Türkiye tampon olacak

Suriyeli mültecilerin Avrupa’ya göçüne karşı tampon görevi gören Türkiye’ye, Avrupa Birliği Afgan göçmenler için de aynı misyonu uygun gördü. Avrupa Birliği’nin, Afganistan’dan yeni bir göç akınına karşı komşu ülkelere ve aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ‘bölge’ ülkelerine bir mali yardım paketi hazırlığında olduğu bildirildi.

BOLD – Avrupa Birliği (AB), Taliban örgütünün baskısı ve ekonomik sebeplerle Afganistan’dan kaçan düzensiz göçmenleri durdurmak için Kabil hükümeti ve civardaki komşu ülkelere maddi destek sağlayacağını açıkladı.

Taliban’ın ilerleyişini sürdürdüğü Afganistan’dan kaçanların sayısı giderek artarken AB, yeni bir göç akınına karşı hazırlık yapıyor.

Reuters haber ajansı, AB’nin göç akınını sınırlandırabilmek üzere Afganistan ve Afganistan’a komşu ülkeler için yeni bir mali yardım paketi planladığını bildirdi.

Konuyla ilgili Reuters haber ajansına konuşan iki AB yetkilisi ve bir diplomat, henüz düzenlenme aşamasındaki maddi yardım paketinin öncelikli olarak Afganistan ve komşu ülkeler Pakistan ile İran’a verileceğini söyledi.

İran ve Pakistan’da halihazırda 6,5 milyon Afgan yaşıyor.

TÜRKİYE DE GÜNDEMDE

AB Komisyonu konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçınırken, mali yardımdaki amacın memleketlerinde yaşamaya devam eden ve yasa dışı yollarla başka ülkelere göç etmeyi düşünen Afganistan ve komşu ülke vatandaşlarını ikamet ettikleri bölgede tutmak olduğu kaydedildi.

AB yetkilileri, 2016’daki mülteci mutabakatıyla Suriyeli sığınmacıları barındıran Türkiye’nin Afgan sığınmacı ve göçmenlerin barındırılmasında da rol oynayabileceği üzerinde durulduğunu kaydetti. AB’nin Suriyeli mülteciler için Türkiye’ye 2024 yılına kadar ödenmek üzere ek 3,5 milyar euro kaynak ayırdığına işaret eden AB kaynakları, Afganistan için yeni bir mali yardımın mevcut paketten ayrı olacağını belirtti.

HEDEF AVRUPA’YA AKINI ÖNLEMEK

AB kaynakları, Afganistan ve bölge ülkelere mali yardımla Avrupa’ya yeni bir sığınmacı akınının önüne geçilmesinin hedeflendiğini ifade etti.

Plan çerçevesinde AB Komisyonu’nun Afganistan’a bu yıl içinde 57 milyon euroluk insani yardım yapmayı öngördüğü belirtildi. Önümüzdeki yıllar için mali yardım miktarının ise AB hükümetleri ve parlamentolarının onayını gerektirdiği için ancak sonbahardan sonra belirleneceği kaydedildi.

Taliban’dan yeni tehdit: Türk birliklerinin Afganistan’a girmesine izin vermeyiz

Okumaya devam et

Dünya

İngiltere, Erdoğan’ın Maraş çıkışına karşı BM Güvenlik Konseyi’nde Kıbrıs tasarısı hazırladı

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sunulan bir taslak metinde Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Yönetimi’nden tek taraflı aldığı Maraş’ın bir kısmını halka açma kararından geri dönmeleri isteniyor. İngiltere tarafından hazırlanan taslak metin 15 üyeli konseyde tartışılacak.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs’ın Maraş bölgesinin yüzde 3,5’inin açılması ve adada iki devletli çözüm önerisine uluslararası tepkiler sürerken konunun Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’ne taşınmasıyla ilgili girişimler de sürüyor.

Güvenlik Konseyi’nin veto hakkı bulunan daimi üyeleri Fransa ve ABD’nin Türkiye’nin son açıklama kararına konseyde alınacak güçlü bir yanıt verme çağrısına ilk adım diğer daimi üye İngiltere’den geldi.

Maraş konusunda İngiltere tarafından hazırlanan karar tasarısı konusunda New York’ta yoğun bir diplomasi trafiği yaşanıyor. İngiltere’nin hazırladığı metni dün akşam konseyin diğer üye ülkeleriyle de paylaştığı, hazırlanan karar tasarısına diğer üyelerden herhangi bir itiraz gelmezse tasarının en yakın zamanda sunulacağı iddia edildi.

“GÜVENLİK KONSEYİ BAŞKANLIK AÇIKLAMASI OLARAK HAZIRLANIYOR”

İngiltere’nin BM Güvenlik Konseyi’ne Maraş konusunda Türkiye’nin son açıklamalarını kınayan, Türk hükümetinden Maraş bölgesinin kısmen yeniden açılması konusundaki kararından geri adım atmasını isteyen, bölünmüş adada gerilimi artırabilecek tek taraflı eylemlerden kaçınma çağrısında bulunan bir açıklama metni taslağı hazırladığı kaydedildi.

İngiltere’nin konsey başkanlık açıklaması olarak hazırladığı taslak metinde, Maraş bölgesinin BM yönetimine devredilmesi de dahil olmak üzere Güvenlik Konseyi kararlarına uyulmasının önemini vurgulandığı da belirtildi.

İngiltere’nin hazırladığı taslak metinde ayrıca BM Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıs halkının isteklerine uygun, iki toplumlu, iki bölgeli ve siyasi eşitliğe dayalı federasyon temelinde, kalıcı, kapsamlı ve adil bir çözüme yönelik kararlılığının yeniden teyit edileceği bildiriliyor.

Taslak metin Birleşmiş Milletler Özel Temsilcisi’nin Güvenlik Konseyi üyelerini Kıbrıs’la ilgili son gelişmeler ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı (KKTC) Ersin Tatar’ın açıklamaları hakkında bilgilendirilmesi sonrası sunuldu.

RUSYA’DAN ERDOĞAN’IN ÇIKIŞINA TEPKİ

Bu arada Rusya Dışişleri Bakanlığı, BM Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı biçimde atılan ve müzakerelerin yeniden başlatılmasını zorlaştıran tek taraflı adımların tamamının kabul edilemez olduğunu bildirdi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, Maraş’ın bir kısmının açılması tartışmalarına ilişkin soru karşısında, söz konusu bölgenin statüsünün tek taraflı olarak değiştirilmesini desteklemediklerini söyledi.

Sözcü Zaharova, “Bölgenin statüsünün değiştirilmeye devam etmesinin endişe yaratmaması beklenemez. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı olacak biçimde gerçekleştirilen ve müzakereleri yeniden başlatılmasını zorlaştıran tek taraflı eylemlerin tamamını kabul edilemez buluyoruz. Eskiden beri olduğu gibi, Kıbrıs sorununun, belirlenmiş olan uluslararası hukuk çerçevesi temelinde çözümlenmesini destekliyoruz” dedi.

MARAŞ’A İLİŞKİN BM KARARLARI

Maraş’ın bir bölümünün yeniden açılmasına yapılan itirazların temelini BM Güvenlik Konseyi’nin 11 Mayıs 1984 tarihli bir kararı oluşturuyor. Karar, Maraş’ın herhangi bir bölümünün, asıl sakinleri dışındakiler tarafından yerleşime açılmasına yönelik her türlü girişimi ‘kabul edilemez’ olarak değerlendiriyor.

Güvenlik Konseyi kararı, olası bir yerleşim girişiminde ise bölgenin BM yönetimine devredilmesi gerektiğini belirtiyor. Maraş konusunda BM Güvenlik Konseyi’nde 14 Eylül 1992 tarihinde alınan diğer bir kararda da 1984 tarihli kararın uygulaması için adada 1964’ten bu yana görev yapan Barış Gücü birliklerinin denetimi altındaki bölgenin Maraş’ı da kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini yineleniyor.

KAPALI MARAŞ BÖLGESİ

Gazimağusa’ya bağlı bir semt olan Maraş, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı öncesi adanın en popüler turizm noktalarından biriydi. Harekat sırasında yaklaşık 15 bin Rum’un Maraş’ı terketmesinin ardından bölge tellerle çevrilerek ‘askeri bölge’ ilan edildi ve terkedilmiş halde bırakıldı.

Dünyanın en güzel sahillerinden birine sahip, 1974 öncesi Ada’nın turizm gelirlerinin yüzde 53’ünün geldiği Maraş bölgesi, 46 yıldır kapalıydı.

Kapalı Maraş’ın sahildeki yaklaşık 2 kilometrelik kısmı ve sahilin arka caddesi olan Demokrasi Caddesi, 8 Ekim 2020’de, polis ve asker kontrolünde yaya geçişleri için açıldı.

Türk tarafı, Maraş’ı müzakerelerde güçlü bir pazarlık kozu olarak elinde bulunduruyor.

Erdoğan’ın kapalı Maraş çıkışı BM Güvenlik Konseyi’ne taşınıyor

Okumaya devam et

Popular

Shares