Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Kahire normalleşme sürecini beklemeye aldı: Türkiye’nin Libya’daki tavrı belirleyici olacak

İkinci Berlin Konferansı’nda ‘Libya’daki tüm yabancı güçlerin ülkeden ayrılması’ yönündeki karara Türkiye’nin şerh koyması Kahire’yi kızdırdı. Kahire, normalleşme sürecini beklemeye aldı.

BOLD ANALİZ – Geçen hafta Çarşamba günü gerçekleştirilen İkinci Berlin Konferası’nda Libya’daki bütün yabancı güçlerin ülkeden ayrılması yönünde bir karar çıktı. Türkiye ise Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı unsurların Libya’da ikili anlaşma kapsamında bulunduğunu belirterek sonuç bildirgesine şerh koydu.

Mısır’ın yarı resmi gazetesi Al Ahram’da eski Dışişleri Bakanı Yardımcısı Hüseyin Haridy’nin kaleme aldığı bir yazıda, Türk askerlerinin Libya’dan tamamen çekilmemesi durumunda Kahire-Ankara ilişkilerinin normalleşmesinde ilerleme kaydedilemeyeceği ifade edildi.

Mısırlı eski diplomatın yazısı Türkiye’nin Libya konusunda nihai kararını verene kadar ilişkilerin Kahire tarafından beklemeye alındığını ortaya koydu.

Türkiye, konferansta yabancı güçlerle ilgili alınan kararın paralı askerleri kapsadığını, Libya hükumeti ile yapılan anlaşmada çerçevesinde bulunan Türk askerlerinin bu kapsamda olmadığını ifade ediyor.

KAHİRE’DEKİ GÖRÜŞME SONRASI İLERLEME YOK

Türkiye, diplomatik yalnızlığını gidermek için 2020 sonbaharından beri Mısır’la ilişkileri normalleştirme gayretlerini sürdürüyor. Mayıs ayı başında Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal başkanlığında bir heyet Kahire’ye gitmiş, Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Hamdi Sanad Loza başkanlığındaki bir heyetle 2 gün süren görüşmelerde bulunmuştu. Görüşmede bir sonraki toplantının Ankara’da yapılması kararlaştırılmıştı.

Toplantının üzerinden 2 ay geçmesine rağmen iki ülke arasında istişarelerin devam ettirilmesi konusunda bir ilerleme sağlanamadı. Ahram’da çıkan yazıdan anlaşıldığı kadarıyla Kahire’de Ankara’daki AKP hükumeti konusunda ciddi bir güvensizlik olduğu anlaşılıyor.

Ayrıca Türkiye’nin İkinci Berlin Konferansı’nda yabancı güçlerle ilgili alınan karara şerh koyması Kahire’yi oldukça kızdırmış. Kahire,

“TÜRK TARAFINA YÖNELİK ŞÜPHELER VE GÜVEN EKSİKLİĞİ”

Mısır eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Haridy, Ahram’daki yazısında, Kahire’de Mayıs ayında yapılan görüşmeler öncesi ve sonrası Mısır’ın temkinli tavrının arkasında Türk tarafına duyulan güvensizlik ve şüphelerin bulunduğunu belirtti.

Haridy, “İşin aslı, Kahire’nin Türk girişimlerinin ardındaki gerçek saiklerden tam olarak emin olmadığıdır. Mısır’ın tepkilerini, Türk politikalarına ve onların gerçek niyetlerine yönelik şüpheler ve güven eksikliği karakterize etti.” ifadelerini kullandı.

Haridy, son zamanlarda Libya’daki Türk yanlısı grupların, özellikle Müslüman Kardeşler’in Libyalı takipçilerinin, Türkiye’yi Libya’daki güçlerini geri çekmekten muaf tutmak için manevra yapmakla suçladı.

ANKARA’YI İKİLİ OYUN OYNAMAKLA SUÇLADI

Eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Haridy, 23 Haziran’da İkinci Berlin Konferasında Türk heyetinin, tüm yabancı güçlerin Libya’dan çekilmesini talep eden paragrafa şerh koymasını sert sözlerle eleştirdi.

Haridy, “Mısırlı bir bakış açısından rezerv konulması, Ankara’nın ikili bir oyun oynadığını gösteriyor. Bir yandan (Türkiye) Kahire ile ilişkileri normalleştirmeye istekli olduğunu ifade ederken diğer yandan Mısır’la ilişkileri normalleştirmek için gereken tavizleri vermiyor. Ankara’da kim karar veriyorsa versin şu unutulmamalı ki tüm Türk kuvvetleri ve Türkler tarafından ülkede savaşmak üzere getirilen tüm sözleşmeli Suriyeli milisler Libya’dan çekilmeden önce Mısır’ın Türkiye ile yeni başlayan normalleşme sürecinde bir inç ilerleme olmayacaktır. Aksini düşünmek ters tepebilir.” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE, KARAR VERENE DEK İLİŞKİLER BEKLEMEDE”

Haridy, yazısına şöyle devam etti:

“Bugün, Kahire ve Ankara arasındaki ilişkilerin 2013 öncesi seviyelerine geri getirilmesi süreci, Türkiye’nin Ortadoğu’daki ve Kuzey Afrika’daki stratejik öncelikleriyle ilgili yayılmacılık veya önde gelen Arap ve bölgesel güçlerle bir arada yaşama konusunda karar verene kadar beklemede. Türkiye’nin Mısır’la olan ilişkilerini geliştirirken yayılmacı politikalarını sürdürebileceğini düşünmek başarı şansı olmayan bir durumdur.”
LİBYA’DAN ASKERLERİN ÇEKİLMESİ İLİŞKİLER AÇISINDAN TURNUSOL KAĞIDI
Başından beri, Türkiye’nin Mısır’a ve diğer önde gelen Arap güçlerine açılma konusunda ne kadar samimi olduğuna dair ciddi şüpheler olduğunu ifade eden Haridy, “Türkiye’deki İslamcı iktidar partisi göz önüne alındığında, Ankara’nın son on yılın politikalarını bırakıp, çevresindeki lider güçlerle yeni bir sayfa açacağına inanmak çok mu safça idi? Sanırım bunun böyle olabileceğine inanmak her zaman için uzak bir ihtimaldi. Türkiye’nin güçlerini Libya’dan çekip çekmeyeceği Mısır ile ilişkilerin iyileştirilmesi bağlamında bir turnusol kağıdı görevi görecektir.
“İKİ ÜLKE İLİŞKİLERİNİN GELECEĞİ BELİRSİZ”
Eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Haridy yazısını şu sözlerle tamamladı:
“Mısır-Türkiye ilişkilerinin geleceği belirsiz görünüyor ve bölgedeki Türk dış politikası tamamen elden geçirilmeden mevcut Türk cumhurbaşkanının (yönetimi) altında daha parlak günler göreceklerini ummak neredeyse imkansız. Bu, mevcut koşullar altında imkansız görünen bir şey. ”

Almanya’nın başkenti Berlin’de geçen hafta Çarşamba günü gerçekleştirilen ikinci uluslararası Libya konferansının ana gündem maddelerinden biri beklenildiği üzere bu ülkedeki yabancı paralı askerlerin çekilmesi idi.

Konferansın sonuç bildirgesinde katılımcı ülkeler Libya’daki tüm yabancı güçlerin geri çekilmesi taahhüdünde bulundu. Bildirgede, geçen yıl Ekim ayında varılan ateşkes anlaşması gereği yabancı güçlerin çekilme işlemlerinin “daha fazla gecikmeksizin” ve “tamamen” hayata geçirilmesi vurgusu yapıldı.

Yedi sayfalık sonuç bildirgesinde Türkiye “derhal çekilme” konusunda şerh koydu. Türkiye, Libya’da güvenlik güçlerinin eğitimi için bulunan askerler gibi “düzenli güçler” ile paralı askerlerin aynı kefeye koyulamayacağını belirtti.

Türk askerlerinin Libya’daki varlığı, 27 Kasım 2019’da dönemin meşru Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile imzalanan Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakatı’na dayanıyor. Ankara bu nedenle yabancı askerlerin çekilmesi için yapılan çağrıların kendisini bağlamadığını savunuyor.

Rusya’dan Karadeniz’deki dev tatbikata misilleme

Analiz

Türkiye’de kredi borcunu ödeyemeyenlerin sayısı Ermenistan nüfusunu geçti

AKP Türkiye’sinde 3 milyon 644 bin kişi kredi borcunu ödeyemediği için yasal takibe düştü. Türkiye’de borcunu ödeyemediği için mahkemelik olan borçlu vatandaş sayısı Kuveyt, Ermenistan, Arnavutluk, Katar, Uruguay gibi ülkelerin nüfusunu geçti.

BOLD ANALİZ – Türkiye’de yaşayan vatandaşlar, yüksek döviz kuru, yüksek enflasyon ve yüksek faizle boğuşuyor. Türkiye’de kredi borcunu ödeyemediği için yasal takibe düşenlerin sayısı geçen yıla göre yüzde 82 arttı. Bankalar, avukatlar aracılığıyla vatandaşlardan kredi tahsilatı yapıyor.  Temmuz sonu itibariyle 3 milyon 644 bin vatandaştan kredi tahsilatı yapmak için  borcunu ödeyemediği için mahkemelik oldu.

VATANDAŞ BORÇ ALTINDA İNİM İNİM İNLİYOR

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi, verilerine göre vatandaş kredi borcu altında inim inim inliyor. Kovid-19 salgını sebebiyle kredilerin yasal takibe düşme sürelerinin uzatıldı. Ayrıca salgın döneminde yapılandırma getirildi. Kredi ödemelerinin ötelenmesine rağmen borcunu ödeyemediği için takibe düşen kişi sayısındaki artış dikkat çekti.

7 AYDA 741 BİN KİŞİ BORCUNU ÖDEYEMEDİ

Kredi veya kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe düşen kişi sayısı 2021 yılının Ocak-Temmuz döneminde, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 82 artarak 741 bin kişiye yükseldi. Temmuz sonu itibarıyla toplamda 3 milyon 644 bin vatandaş yasal takipte bulunuyor.

KREDİ KARTLARI PATLIYOR

Market ve pazardaki zamlara yetişemeyen halkın kredi kartlarına yüklenmesi borçları da katladı. Kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı 2021 yılı Ocak-Temmuz döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13 oranında artarak 267 bin kişi oldu. Bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı ise aynı dönemde yüzde 143 artışla 597 bin kişiye yükseldi.

SADECE TEMMUZDA 180 BİN KİŞİ TAKİBE DÜŞTÜ

Sadece temmuz ayındaki veriler bile vatandaşların geçinmekte zorlandığını ortaya koydu. Kredi borcunu ödemediği için 2020 yılı Temmuz ayında 51 bin 172 kişi yasal takibe düşerken, bu sayısı 2021 yılı Temmuz ayında neredeyse üçe katlanarak 141 bin 999 oldu. Bireysel kredi kartı borcunu ödemediği için yasak takibe düşen kişi sayısı ise bu dönemde yüzde 18 artışla 50 bin 615’e yükseldi.

KREDİ KULLANAN 5 MİLYON KİŞİNİN GELİRİ BİN TL’NİN ALTINDA

Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre, krediyi de düşük gelirliler kullanıyor. Geçen yıl ocak ile bu yıl haziran arasında geliri bin TL’nin altında 4 milyon 998 bin 185 milyon kişi 142.1 milyar TL tutarında tüketici kredilerine borçlandı. 1,4 yılda çekilen 620 milyar liralık tüketici kredisinin yüzde 32’si geliri 3 bin TL’nin altında olan 7 milyon 714 bin 541 kişi tarafından kullanıldı.

Can Ataklı: Turkey Tribunal olayını hafife almayın, işkenceler kayda geçiyor

Okumaya devam et

Analiz

Erdoğan’ın garip ABD ziyareti

Online olmasına ve katılmaması istenmesine rağmen kalabalık bir heyetle milyonlar harcayarak ABD’ye giden Erdoğan’ı Çavuşoğlu’ndan başka kimse karşılamaya gelmedi. Joe Biden ile görüşebileceği söylenen Erdoğan, New York’ta Mustafa Destici ile bir araya geldi.  Erdoğan’ın Genel Kurul’daki toplantısını dinlemeye de çok az kişi geldi.

BOLD – Birleşmiş Milletler (BM) 76. Genel Kurulu New York’ta gerçekleştiriliyor. Genel Kurul, koronavirüs salgını nedeniyle geçen sene olduğu gibi bu sene de online.

ABD GELMEYİN DEDİ ERDOĞAN DAHA KALABALIK GİTTİ

ABD, Genel Kurul öncesi dünya liderlerinden toplantılara mümkünse gelmemelerini, mesajlarını Kovid-19 pandemisi nedeniyle olabildiğince video yoluyla iletmelerini istedi. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ise oldukça kalabalık bir heyet ile ABD’ye gitti.

Erdoğan’ın yanında eşi Emine Erdoğan, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, AKP Genel Başkanvekili Binali Yıldırım, iş insanları ve gazetecilerden oluşan bir heyet bulunuyor.

DOLARI HAREKETLENDİRDİ

Online zirveye Erdoğan’ın kalabalık heyetle gitmesi, “Erdoğan Amerika’ya var olan bir problemi çözmeye mi gidiyor?” algısına yol açtı. Bu nedenle yabancı yatırımcıların Türkiye’den çıkması nedeniyle dolar 6.40 lira seviyelerinden birden 6.70 seviyelerinin üzerine çıktı.

DİPLOMASI TARİHİNDE BİR İLK

Yabancı bir ülkeye giden Cumhurbaşkanını hiçbir devlet görevlisi karşılamaya gelmeyince iş başa düştü. Erdoğan’ı, John F. Kennedy Uluslararası Havalimanı’nda (JFK) Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Hasan Murat Mercan ile diğer yetkililer karşıladı.

KALABALIK KONVOY

Erdoğan’ın New York sokaklarındaki kalabalık konvoyu da olay oldu. Türkevi’nin açılışına giden Erdoğan ve beraberindekileri taşıyan yüzlerce araçlık konvoy ‘Yurt israf cihanda israf’ yorumlarına neden oldu.

BİDEN OLMADI DESTİCİ İLE GÖRÜŞTÜ

ABD’de ilk iş Türkevi’nin açılışını gerçekleştiren Erdoğan, burada kendisine eşlik eden BBP Genel Başkanı Mustafa Destici de bir araya geldi.

BOŞ SALONA KONUŞTU

Genel Kurulu toplantısında konuşan Erdoğan, iklim değişikliğine karşı mücadelenin önemine değinerek “Paris İklim Anlaşması’nı önümüzdeki ay Meclis onayına sunmayı planlıyoruz” dedi. Erdoğan konuşurken salonun boş olması dikkat çekti.

DAVETSİZ ZİYARETİN MİLLETE MALİYETİ AĞIR

Erdoğan’ın davet edilmemesine karşın kalabalık bir heyetle ABD’ye yaptığı ziyaretin faturası ağır olacak. Sadece uçağın benzin ve iniş, kalkış, uçağın gecelemesi, bakımı, temizliği, merdiveni, kılavuzluk hizmeti gibi masraflarına yaklaşık 500 bin dolar ödenecek. Konaklayacakları süit oda, yeme içme, kiralık araç ve diğer harcamaları da millet karşılayacak. Bunların hepsinin maliyetinin 10 milyon lirayı geçmesi bekleniyor.

Gülen Hareketinin dünyada eğitime olumlu katkısı ve insani yardımları BM’de anlatılıyor

Okumaya devam et

Analiz

Russel Mahkemesi’ne eşdeğer: Turkey Tribunal, Erdoğan Rejimi’ne ‘kral çıplak’ diyor

Cenevre’de kurulan özel Turkey Tribunal Mahkemesi, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan rejiminin insan hakları ihlallerini yargılıyor. Türkiye’deki zorla kaybedilme, işkence ve cezasızlıkları tanıklar, savunma ve raporlar üzerinden müzakere eden mahkeme, Irak ve Vietnam yargılamalarını hatırlattı.

BOLD ANALİZ – İsviçre’nin Cenevre kentinde yapılan Turkey Tribunal Mahkemesi yargılamalar sonucunda hüküm açıklayacak. Hüküm bağlayıcı olmasa da, uluslararası farkındalık için örnek teşkil edecek.

DÜNYADA GENİŞ YANKI BULDU

Türkiye’de yandaş medya tarafından görülmese de dünyada yankı bulan çalışma hukuk çevrelerince çok önemli bir gelişme olarak yorumlandı. Türkiye’de insan hakları ihlallerini sergilemek için Cenevre’deki Turkey Tribunal, Russell Mahkemesi ve Irak Dünya Mahkemesi benzeri yargılamaların yapılmasıyla eşdeğer görüldü.

RUSSELL MAHKEMESİ VİETNAM SAVAŞ SUÇLARINI ORTAYA KOYDU

İngiliz filozof Bertrand Russell önderliğinde kurulan Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi Vietnam’da ABD tarafından işlenen savaş suçlarını araştırdı. Russell Mahkemesi olarak da bilinen mahkeme 1966’da kurularak, oturumlarını 1967 yılında Stokholm ve Kopenhang’da yaptı. 18 ülkeden temsilcilerden oluşan Russell Mahkemesi uluslararası alanda büyük ilgi gördü. Amerika Birleşik Devletleri’nde görmezden gelinen mahkeme Vietnamlıların yanı sıra Amerikalı askerlerin de ifadelerinden yararlandı. Tanıkların beyanlarıyla ortaya konulan savaş suçları oldu.

İSTANBUL’DAKİ IRAK DÜNYA MAHKEMESİ

Russel Mahkemesi, son oturumu İstanbul’da yapılan Irak Dünya Mahkemesi’ne de esin kaynağı oldu. ABD’nin 2003 yılında Irak’ı işgal etmesinin ardından, savaş karşıtı hareketin tüm dünyada organize ettiği bir girişim oldu.

İŞKENCELER VİCDAN JÜRİSİNE SUNULDU

Irak Mahkemesi savaş ve işgale ilişkin gerçekleri ortaya koydu. İşgalin sessizce unutulmasını engelledi. Iraklılara karşı işlenen hak ihlalleri işkenceler, çekilen acılar somut kanıtlara dayalı bir dinleme, düşünme, değerlendirme ve yargı sürecine sahne oldu. 20 bin Iraklının haksız ve hukuksuz yere hapishanelere atılması mahkemenin raporlarına girdi. Yine seyreltilmiş uranyum kullanıldığı Irak Dünya Mahkemesi’nin raporlarıyla dünyaya duyuruldu.

TURKEY TRİBUNAL ERDOĞAN REJİMİNE ‘KRAL ÇIPLAK’ DİYOR

Russell ve Irak Dünya Mahkemelerinin ardından dünyada üçüncü kez hak ihlallerini araştıran bir mahkeme kuruldu. Cenevre’deki Turkey Tribunal Erdoğan rejiminin vatandaşlarına karşı işlediği suçları ortaya koyuyor. Türkiye’den gelen tanıklar, mahkeme raporları ve iddianameler üzerinden yapılan araştırmalarda insanların kaçırılması, kaybedilmesi, işkence altında ifade alınması dünya kamuoyuna duyuruluyor.

15 Temmuz sonrası demokrasiden uzaklaşan Erdoğan rejiminin devlet güçlerini kullanarak işlediği tüm suçlar raporlaştırılıyor.

Türk Büyükelçiliği, Turkey Tribunal’i susturmaya çalıştığını itiraf etti

Okumaya devam et

Popular

Shares