Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Cezaevinde fazladan yatan binlerce kişi var

Cezasının infazını doldurduğu halde Yargıtay karar vermediği için binlerce kişi hürriyetinden yoksun bırakılıyor. Sözcü yazarı Saygı Öztürk, bazı suçların denetimli serbestliğin dışında tutulduğunu belirterek, “Mahkeme eliyle kişinin hürriyeti kısıtlanıyor. Yasal süresinden fazla yatmaya devam edenlere, ailelerine Allah sabır versin” dedi.

BOLD – Sözcü gazetesi yazarı Saygı Öztürk, Yargıtay’dan dosyası gelmediği için binlerce kişinin fazladan cezaevinde özgürlüğünden mahrum bırakıldığını belirtti.

Yargıtay’ın Ahlatlıbel’deki binasına taşınması ve adli tatil nedeniyle dosyalarla ilgili karar verilmesinin yıl sonunu bulacağının altını çizen Saygı Öztürk, ” Yargıtay’dan dosya ile ilgili “bozma” ya da “onama” çıksa bile yatar süresini dolduran ve tahliye edilmesi gereken binlerce tutuklu cezaevinde. Avukatlar, dilekçe veriyor, müvekkilinin fazladan yattığını, denetimli serbestlikten yararlanması gerekirken dosyaları incelenmediği için cezaevinde fazla tutulduğunu belirtiyor” ifadelerini kullandı.

Öztürk’ün yazısı şöyle:

“Cezaevlerinde yer kalmadığı için sıkça infaz sisteminde değişiklik yapılıyor. Bazı suçlar denetimli serbestlik dışında tutuluyor. Yararlanması gerekenler de, yargının üzerindeki ağır yük nedeniyle zamanında tahliye edilemiyor. Yargıtay’dan dosya ile ilgili “bozma” ya da “onama” çıksa bile yatar süresini dolduran ve tahliye edilmesi gereken binlerce tutuklu cezaevinde.

Bazı suçlar için “Denetimli Serbestlik” uygulaması var. Ama Yargıtay’dan dosyalar gelmediği için bunlar da zamanında gerçekleştirilemiyor. Açıkçası, mahkum, yatması gereken cezadan fazlasını yatıyor. Bu iş yoğunluğu devam ettikçe mahkeme eliyle kişi hürriyeti kısıtlaması devam edecek gibi gözüküyor.

FAZLADAN YATAN BİNLERCE KİŞİ VAR

Özellikle son bir yıldır Yargıtay’a gelen dosya sayısında önemli artış oldu. Bu durum, tahliyeleri hayli geciktiriyor. Ankara Barosu Avukatlarından Osman Oğuzhan’a sordum, sıkıntıların giderek arttığına dikkat çekti ve şunları söyledi: “Yargıtay’a gelen dosyanın incelenmesi ve karar verilmesi yılları buluyor. Yargıtay aşaması uzun sürdüğü için mahkumlar, çarptırıldıkları hapis cezasından da fazla yatıyor. Denetimli Serbestlikten yararlanamıyor. Yargıtay, elindeki dosya ile ilgili bozma ya da onama kararı verse bile tahliye elindeki dosya ile ilgili bozma ya da onama kararı verse bile tahliye edilmesi gerekenler, dosya yerel mahkemeye ulaşmadığı için tahliye edilemiyor. Şu anda cezaevinde fazladan yatan binlerce kişi var. Mahkeme eliyle kişi hürriyeti tahdit ediliyor.”

TAŞINMA DA UZATACAK

Terör davalarına, Yargıtay 3. Ceza Dairesi bakacak. Halen 16. Ceza Dairesi’nde bulunan dosyalar 3. Ceza Dairesi’ne devredilecek. Bu devir işlemlerinin yaratacağı gecikme bir yana, Yargıtay’da, Ahlatlıbel’e taşınıyor. 20 Temmuz’da da adli tatil başlayacak.

Bu durumda, bir dosyanın ele alınması Eylül ayını bulacak. İncelenmesi, dosya ile ilgili onama ya da bozma kararının verilmesi neredeyse yılsonunu bulacak. Şu anda yasal süresinden fazla yatmaya devam edenlere, ailelerine Allah sabır versin. Avukatlar, dilekçe veriyor, müvekkilinin fazladan yattığını, denetimli serbestlikten yararlanması gerekirken dosyaları incelenmediği için cezaevinde fazla tutulduğunu belirtiyor. Yargıtay’a gönderilen dilekçelerden örnekler verelim:

FAZLADAN YATILIYOR

“Müvekkilim S.E, 18 Haziran 2016 tarihinde gözaltına alındı, 20 Temmuz 2016 tarihinde tutuklandı. Yargılama sonucu 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ekteki hesaplama cetveli dikkate alındığında müvekkilin yatarı 5 yıl 7 ay 16 gün olup, tahliyesine 1 yıl kala Denetimli Serbestlikten yararlanarak cezaevinden tahliye edilecektir. Dolayısıyla müvekkil cezanın 4 yıl 7 ay 16 gününü cezaevinde çektikten sonra denetimli serbestlikten yararlanarak serbest bırakılmalıdır. Müvekkilin yukarıdaki hesaplama uyarınca 4 yıl 7 ay 27 gün cezaevinde fiilen kaldığı için Denetimli Serbestlikten faydalanarak tahliyesi gerekecektir.

Ancak gerek Bölge Adliye Mahkemesi gerek Yargıtay’daki safahatın çok uzun sürmesi sebebiyle müvekkil lehine olan İnfaz Kanunundaki Denetimli Serbestlikten faydalanamamış böylece hakkı sekteye uğrayarak mağdur olmuştur. Yüksek Dairece müvekkilin mağduriyetinin giderilmesi amacıyla öncelikle tahliyesine veya Denetimli Serbestlik ilkesinin uygulanmasını temin için öncelikle ve ivedilikle derdest dosyanın ele alınarak bir hüküm verilmesini talep ediyoruz.”

Yine S.E ucuz kurtuldu, cezaevinde 3 ay fazla yattıktan sonra denetimli serbestlikten yararlanıp tahliye edildi. Kardın mahkum B.T. cezaevinde 3 ay fazla tutuldu. H.O.D ise . tahliye edilmesi gereken sürenin üzerinden 4 ay geçmesine rağmen halen cezaevinde tutuluyor.”

AKP OHAL hukuksuzluğuna devam edecek: Kamudan ihraç 3 yıl uzatılıyor

Gündem

Anne ve babası tutuklu olan çocuklarla ilgili dikkat çeken uyarı

KHK’lı akademisyen Yasemin Ceylan, anne ve babası dini sebeplerle cezaevlerinde olan gençlerde inançsızlığın baş gösterdiğini ve beş yıl sonunda bazılarının intihar etmeye başladığını söyledi.

BOLD – Anadolu Üniversitesi’nden ihraç edilen sosyolog Yasemin Ceylan, annesi ve babası cezaevinde olan çocuklarda intihar eğiliminin arttığını söyledi. Beş yıldır anne-baba yolu gözleyen gençlerde inançsızlığın da ciddi bir şekilde baş gösterdiğini belirten Ceylan, “Çünkü bu çocuklar belli bir dindar çevreden geliyor. Aileleri dini gerekçelerle cezaevinde. Mesela suç gerekçelerinden biri dershanedeki öğretmenin dershane sonrasında Kuran-ı Kerim öğretmesi. Bunu gören çocuklar dinden soğuyor” dedi.

TV 5’te yayınlanan Mustafa Mehdigil’in sunduğu Haber Merkezi programının konuk olan Ceylan, “Öyle bir cendereye sokulmuş durumdayız ki, hiçbir noktadan nefes almamıza izin verilmiyor. O kadar sistematik bir işkence var ki ne tarafından tutup hangisine üzüleceğimizi bilmiyoruz.” diye konuştu.

“OĞLUM HALA PSİKOLOJİK TEDAVİ GÖRÜYOR”

Kendisinin ve ailesinin de bu hukuksuzluklardan etkilendiğini ifade eden Ceylan, 8 Mart 2017’de gözaltına alındı. Bir hafta nezarette kaldıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Ceylan’ın dosyası Yargıtay’da bulunuyor.

7 ve 3,5 yaşındaki iki çocuğu olduğunu söyleyen Ceylan, büyük oğluna Diyanet’in okulunda kendisi KHK’lı olduğu için mobing yapıldığını söyledi. Ceylan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eşim de 5,5 ay hapis yattı. Ben o sırada doğum yapmak üzereydim. O süreci hapishanelerde geçirdim, yüksek düşük riskiyle beraber. Feci bir hamilelik süreci yaşadım. Keza çocuğum ‘babam niye burada’ diye demirleri yumrukluyordu, bir çocuğa bunu nasıl açıklayabilirsiniz. O zaman 2,5 yaşındaydı. Hala psikolojik tedavi görüyor. Hala kaygı duyuyor. ‘Ya babamı bir sabah gelip alırlarsa’ diye. Oğlumu Diyanet’in sübyan mektebine gönderiyordum. Öğretmeni benim ihraç bir akademisyen olduğumu öğrenince çocuğuma mobing uygulayıp gitmesini sağladı. İstemiyoruz çocuğunuzu, dediler.”

6 aylık hamile tutuklu Arzu Nur Özkan: Her gün acile gidiyorum, tansiyonum 20!

Okumaya devam et

Gündem

“Ümit Dündar, askeri öğrencilerin infaz edilmesine göz yumdu”

15 Temmuz gecesi, 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar ile yakın çalışan bir subay konuştu: “Dündar o gece köprünün dibindeydi. Halkın askerleri infaz etmesine göz yumdu.”

BOLD – 15 Temmuz gecesi Boğaziçi Köprüsü’nde darbe girişimini durdurmak için mücadele verdiğini söyleyen ve adının açıklanmasını istemeyen bir ihraç asker önemli açıklamalarda bulundu. Kronos’a konuşan ihraç albay, o dönemde İstanbul’da görev yaptığını ve 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar’la yakın çalıştığını söyledi.

“YAŞANANLARI NORMAL BİR VATANDAŞ GİBİ İZLEDİ”

O gece İstanbul’un en yetkili komutanı 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar paşanın olduğu belirten ihraç albay, “Şayet birileri köprüye ya da başka yere çıkmışsa bunu tek bir emirle geri getirebilirdi. Ama Ümit Dündar’la ilgili gecede çok karanlık noktalar var. Askerlerin birliklerine geri dönmeleri için hiçbir şey yapmamıştır. Tam aksine Boğaziçi Köprüsü’ne siyah sivil bir araçla gelmiş, yaşananları normal bir vatandaş gibi izlemiştir. Sonra da köprünün dibinde halkın askeri infaz etmesine göz yummuştur.” dedi.

15 Temmuz gecesi Orgeneral Ümit Dündar ile hem köprüde hem de köprünün ayağında aracında beklerken birkaç kez görüştüğünü kaydeden ihraç albay, buna karşın dönemin 1. Ordu Komutanı’nın kılını bir kıpırdatmadığını söyledi. “Komutanım bir emrinizle çocukları birliklerine geri gönderirsiniz. Aksi halde bu halk çocukları infaz edecek.” dediğini kaydeden albay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ne yazık ki Ümit Paşa, askerlerin halkın ayakları altında ezilmesine göz yumdu. Oralı dahi olmadı. ‘Hangi akılla darbe yapmaya kalkıştılar. Hesabını versinler paralel köpekler’ ifadesini kullandı. Ben ilk defa o zaman ‘fetö’ ve ‘paralel darbe’ ifadesini duydum.”

15 Temmuz gecesi kendisine bağlı birliklerden bir tek askerin sokağa çıkmadığını ve hiçbir faaliyetinin olmadığına dikkat çeken ihraç albay, buna rağmen ‘darbeye teşebbüs’ suçlamasıyla bir dönem tutuklu kaldığını belirtti. İhraç albay, görev yaptığı dönemde yazılı ya da sözlü olarak tarafına darbeye yönelik hiçbir çağrı yapıldığının altını çizdi.

“BİZLER DE ÇOK ŞAŞIRDIK”

İhraç albay, eski İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’ın da darbe girişiminden haberdar olduğu imasında bulundu. O gece Çalışkan ile Ümit Dündar paşanın ile birlikte hareket ettikleri yönünde kendisinde bir intiba oluştuğunu söyleyen ihraç albay sözlerini şöyle noktaladı: “Bizler sivil halk ile asker arasında çevik kuvvet ekiplerini yerleştirdik. Sonra da askerleri ikna ettik. O çocuklar silahlarını indirdi. Kendilerini 1. Ordu Komutanlığı İnzibat ekiplerine teslim edecektik. Bu konuda Mustafa Çalışkan ve ekibiyle anlaştık. Ne hikmetse Çalışkan bir anda elindeki hoparlörden ‘çevik çekil’ şeklinde talimat verdi. Bizler de çok şaşırdık. Bir anda kızgın halkla askerler karşı karşıya geldi. Elinde kesici aletler olan sarıklı cübbeli tipler askerlerin arasına daldı. Bazı çocuklar gözlerimizin önünde infaz edildi. Bizler bir şey yapamadık. O çocukların acısını buralarda hala yaşıyorum.”

“BİR MİT MENSUBU VE İKİ GAZETECİ ARADI”

Adının açıklanmasını istemeyen ihraç tümgeneral de bazı askerlerin Boğaziçi Köprüsü’ne tankla çıkmasının ardından hükümete yakın bir ismin kendisini aradığını, darbeyi reddettiği ve hükümetin yanında yer aldığı yönünde basına demeç vermesini söylediğini belirtti. İhraç tümgeneral, yaşadıklarını şöyle özetledi:

“Ben kendisine izinli olduğumu, olayları basından duyduğumu aktardım. Konuya vakıf olmadığım için üstlerimden bilgi alıp değerlendireceğimi belirttim. Sonra beni birazdan bir MİT mensubu ile iki gazetecinin de arayacağını söyledi. Telefonu kapattıktan sonra Dündar paşayı aradım. Ne yazık ki telefonuma çıkmadı. Telefonlarıma çıkmayan Dündar Paşa ne hikmettir ki, başkaları ile sivil aracında uzun uzun görüşmeler yapıyormuş. Hem de görüşme yaparken yanına da kimseyi yaklaştırmıyormuş.”

İhraç tümgeneralin verdiği bilgilere göre hükümete yakın kişinin telefonu kapatmasının hemen ardından üst düzey bir MİT mensubu kendisini aradı. Darbeye karşı olduğunu açıkça beyan etmesi telkininde bulundu. Aksi durumda darbenin bastırılmasından sonra mağdur olabileceği mesajını verdi. Tanıdığı iki gazetecinin de kendisinin selamıyla arayacağını söyledi. ,

MİT mensubu ile yaptığı görüşmenin ardından telefonu kapattı. MİT mensubundan sonra iki gazeteci peşi sıra aradı. Ümit Dündar paşaya ulaşamadığı için gelen çağrılara yanıt verdi. Darbenin karşısında olduğunu ifade etti. Ancak 15 Temmuz’un ardından, darbeye teşebbüs suçlamasıyla tutuklandı. Bu dönemde gözaltı ve tutuklanma aşamasında insanlık dışı muamelelere maruz kaldı. Birkaç yıl tutuklu kaldı. Halen TSK’da etkin pozisyonda bulunan bazı komutanların, “fetöcü değil” şeklindeki bilgilendirmeleri üzerine tahliye edildi.

Adil Öksüz videosu neden 5 yıl sonra servis edildi?

Okumaya devam et

Gündem

Time to Help’ten iyilik kervanı: 500 noktada kurban eti dağıtıldı

İnsani yardım kuruluşu “Time to Help” başta Afrika ülkeleri olmak üzere 16 ülkede, 500 farklı noktada kurban eti dağıttı.

BOLD – Time to Help’in Almanya şubesi bu yılki Kurban Bayramı’nda on binlerce ailenin yüzünü güldürdü. Dernek gönüllüleri, Kenya’dan Uganda’ya, Nijerya’dan Tanzanya’ya, Yemen’den Filipinler’e, Pakistan’dan Etiyopya’ya birçok ülkede mağdur insanlara umut oldu.

Kurban dağıtımı başta Afrika ülkeleri olmak üzere 16 ülkede yapıldı. Time to Help Almanya, 500’e yakın noktada yapılan kurban dağıtımını, bu ülkelerde bulunan partner kuruluşlar ile gerçekleştirdi. Önce vekaletler verildi, ardından tekbirler eşliğinde kesim yapıldı. Özenle paketlenen kurban etleri, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere araçlara yüklendi.

Kara ulaşımı mümkün olmayan bazı köylere teknelerle kurban eti götürüldü. İyilik kervanına çoğu farklı ülkelerden gelen 2 bine yakın gönüllü katıldı. Binlerce kilometre uzaktan mağdur coğrafyalara giden gönüllüler, yardımları en ücra köylere kadar ulaştırdı.

YILDA 1 KEZ ET YİYORLAR

Almanya’da bir kişi yılda ortalama 90 kilogram et tüketirken, bu oran Afrika ülkelerinde yıllık 10 kilograma düşüyor. Bu rakamlar ülkede yaşayan bütün insanların ortalaması. Yine istatistiklere göre gelir seviyesi düşük olan insanlar bir yılda 1-2 kg et ya yiyorlar ya da hiç yiyemiyorlar.

Yılda sadece bir kez et yiyebilen on binlerce insan olduğunu belirten Time to Help görevlileri, bu yüzden Kurban Bayramı’nın bu insanlar için çok daha değerli olduğuna dikkat çekiyor. Time to Help Almanya yetkilileri, bu yılki Kurban Kampanyası’nda hedeflenenden çok daha fazla kişiye yardım ulaştırdıklarını belirtti.

Almanya başta olmak üzere dünyanın farklı ülkelerinden gönderilen kurbanlar, yüzlerde tebessüm oldu. Yardım eli uzatılan binlerce ailenin sofrası bereketlendi, hanesi neşelendi.

Okumaya devam et

Popular

Shares