Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Almanların gündemi “Erdoğan’ın uzun kolu”

Alman der Spiegel, AKP rejiminin son aylarda yurt dışındaki muhaliflerine yönelik kaçırma, işkence, şiddet ve baskılarına mercek tuttu. Kaçırılarak işkenceden geçirilen Orhan İnandı, Berlin’deki evindeki bıçaklı saldırıya uğrayan Erk Acaer gibi isimlerin yaşadıklarını anlatan ünlü dergi, Türk pasaportu olup olmadığına bakılmaksızın AKP’ye muhalif herkesin saldırıya uğramayı ve tehdit edilmeyi beklediğini yazdı.

BOLD – Alman der Spiegel dergisi, Erdoğan rejiminin muhaliflerine yönelik uluslararası hukuku aykırı şekilde gerçekleştirdiği kaçırma ve yıldırma operasyonlarını ele alan ‘Erdoğan’ın uzun kolu’ başlıklı bir analiz yayınladı. Analizde Erdoğan muhaliflerinin Almanya’da da hayatlarından endişe ettikleri belirtildi.

Dergi, dünyanın her yerinde cadı avına maruz kalan Gülen Hareketi mensuplarından Kürt kökenli Alman siyasetçilere kadar, MİT’in suikast dahil her türlü yolla bu muhalif isimleri kontrol altına almaya çalıştığını anlattı.

YURTDIŞINDAKİ MUHALİFLERİN KAÇIRILMASI

Orhan İnandı, 31 Mayıs’ta Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’teki evinden ayrılırken kaygısız görünüyordu. İnandı’nın eşi Reyhan, bir arkadaşıyla buluşmak istediği için biraz acelesi olduğunu söylüyor. “Akşam görüşürüz” son sözleri oldu. 26 yıldır eşi ve dört çocuğuyla Bişkek’te yaşıyan İnandı, vaiz Fethullah Gülen’in ağına ait Sapat özel eğitim kurumlarını yönetiyordu. Gülen cemaatinin eğitim kurumları, Türkiye’nin ötesinde iyi bir üne sahipti. Ancak bu arada Erdoğan ve Gülen’in arası bozuldu. Erdoğan 15 Temmuz 2016’daki başarısız darbe girişiminden onu sorumlu tutuyor. Pek çok ülkede Gülen okulları Türk devletinin baskısına maruz kaldı.

Bazı ülkelerde Gülen okulları Erdoğan hükümetinin baskısı nedeniyle kapanmak zorunda kaldı. Kırgızistan ise Ankara’nın etkisine büyük ölçüde karşı çıktı. Orhan İnandı Kırgız vatandaşıdır. Karısı, ailenin kendini her zaman ülkede güvende hissettiğini söylüyor. 31 Mayıs gecesi Orhan İnandı birden kayboldu, eşi kendisine ulaşamadı. Reyhan İnandı, saat 03.00 sıralarında bir otoparkta eşinin arabasını, kapıları açık, ceketi, gözlüğü ve iki cep telefonuyla buldu. “Şok oldum, kaçırıldığından şüphelendim” diyor. Bir ayı aşkın süredir Orhan İnandı’nın izine rastlanmadı. Reyhan İnandı, kocasının Türk ajanlar tarafından kaçırıldığından emindi. Destekçileri Bişkek’teki Türk büyükelçiliği önünde gösteri yaptı. İnsan Hakları İzleme Örgütü, İnandı’nın Türkiye’de keyfi gözaltı ve işkence riskiyle karşı karşıya olduğu konusunda uyarıda bulundu.

SELAHATTİN GÜLEN KENYA’DAN GETİRİLDİ

Ankara daha önce Kırgızistan’ı İnandı’yı iade etmeye çağırmış olsa da, Türk hükümeti başlangıçta Gülen görevlisinin ortadan kaybolmasıyla herhangi bir ilgisi olduğunu inkar etti. Geçen hafta Reyhan İnandı’nın şüpheleri doğrulandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, MİT’in Orhan İnandı’yı Kırgızistan’dan kaçırarak Türkiye’ye getirdiğini bizzat açıkladı. Türk medyasına rehine gibi takdim edildi. Reyhan İnandı, kocasının işkence gördüğüne inanıyor. “Ben ve çocuklar için onu böyle görmek zor” diyor. Avukatı, müvekkiliyle konuşmasının yasak olduğunu söyledi. Orhan İnandı, yurt dışında kaçırılan ilk Erdoğan muhalifi değil. Türk ajanları Gülen’in yeğeni Selahattin Gülen’i Mayıs ayında Nairobi’den Türkiye’ye kaçırdı.

ERK ACAER’E BERLİN’DEKİ EVİNDE SALDIRI

15 Temmuz 2016’dan beri, Erdoğan hükümeti terör şüphesiyle yüz binlerce kişiyi soruşturmaya başladı. 139 muhalifi yurt dışında, bazen yerel yetkililerin yardımıyla, bazen olmadan kaçırdı. Freedom House örgütünün bir raporuna göre Erdoğan, öncelikle eski müttefiki Gülen’in destekçilerine karşı harekete geçiyor. Bu arada hükümet, kampanyasını solcuları ve Kürtleri de kapsayacak şekilde genişletti. Geçen Çarşamba, Türk gazeteci Erk Acarer, Berlin’deki evinin avlusunda üç kişi tarafından saldırıya uğradı. Saldırının arkasında kimin olduğu hala belli değil. Acarer’in kendisi Türk hükümetinin destekçileri olduğundan şüpheleniyor. Saldırganlardan birinin “Yazmayı bırak!” şeklinde bağırdığı söyleniyor.

ERDOĞA REJİMİ DİTİB’İ  KULLANIYOR

Erdoğan hükümeti son yıllarda yurtdışındaki etkisini sürekli olarak genişletti. Örneğin Almanya’da Diyanet’e bağlı cami derneği Ditib’in 2016 darbesinden sonra hükümeti eleştirenlerle ilgili bilgileri Türk makamlarına aktardığı bildiriliyor. Bişkek’teki Türk toplumunda, İnandı’nın kaçırılmasından hemen önce, Türkiye’den gelen yabancıların şehirde dolaştığı, daire ve araba kiraladığı söyleniyor.

Türk hükümetine açıkça karşı çıkan herkes, Türk pasaportu olup olmadığına bakılmaksızın saldırıya uğramayı ve tehdit edilmeyi beklemelidir. Eski Yeşiller lideri Cem Özdemir ve Berlin’de sürgünde yaşayan Türk gazeteci Can Dündar’ın devamlı tehdit altında oldukları bildiriliyor.

KÜRT MUHALİFLER DE TEHDİT ALTINDA

Geçen Aralık ayında, şüpheli bir polis ajanı Avusturya’da ortaya çıktı. Avusturyalı politikacı Berivan Aslan’ı öldürmek için MİT tarafından görevlendirildiğini iddia etti. Hollanda’daki GroenLinks partisinden bir politikacı olan Serpil Ateş, gözdağının sistematik olduğunu söylüyor. Ateş’in babası 1970’lerde Kürtlere yönelik baskılar nedeniyle Türkiye’den kaçmak zorunda kaldı. Ateş, 2018’de Lahey belediye meclisine girdiğinde Türk milliyetçilerinin saldırısına uğradı. Sosyal medyada nefret mektupları ve şiddet tehditleri aldı.

Bundan etkilenmeyip de Kürtlerin zulmüne dikkat çekmeye devam edince, polis memurları Türkiye’deki anneannesini ziyaret edip uyarmışlar: “Torununuz Türkiye aleyhine yazmayı bırakmalı. Türkiye’ye gelirse başının belaya gireceğini söyle.” Ateş, kendisine yönelik ajitasyonun arkasında Türk hükümetinin olduğundan emin. “Kürt-Alevi bir kadın olarak susturulmam gerekiyor” diyor.

KÜRT İŞ İNSANI İBRAHİM KAHRAMAN OLAYI

Ateş’in aksine, Erdoğan’ın nefret kampanyası birçok Türk muhalifi etkiledi. İnandı’nın Kırgızistan’da kaçırılmasının ardından en az 20 aile ülkeyi terk etti. Reyhan İnandı da artık Bişkek’te kendini güvende hissetmiyor. Hollandalı politikacı Ateş, diğer birçok politikacı ve aktivist gibi, Avrupalı ​​yetkililerin Türk devletinden gelen tehdidi yeterince ciddiye almamasını eleştiriyor. Kürt iş insanı İbrahim Kahraman, 2016 yılının sonunda Türk polisi tarafından tutuklandığında Türkiye’nin güneydoğusundaki Şanlıurfa’daki ailesine Almanya’dan seyahat ediyordu. Yetkili makamların, kendisini AB’nin de terör örgütü olarak gördüğü PKK’yı desteklemekle suçladığını bildiriyor.

Kahraman, gözaltındayken işkence gördüğünü söylüyor. Polis onu soyunması için zorladı ve bayılana kadar dövdü. İbrahim Kahraman birkaç ay sonra cezaevinden serbest bırakıldı, ancak yetkililer pasaportuna el koydu. Türk gizli servisinin onu muhbir olarak ikna etmeye çalıştığını belirtiyor. Kahraman bunu reddetti. Sonunda, Kıbrıs üzerinden düzensiz bir şekilde Almanya’ya kaçmaktan başka seçeneği kalmamıştı.

MS hastası engelli Aysun Şahin cezaevinde büyük risk altında

 

Dünya

MİT’in Kenya’da kaçırarak zorla Türkiye’ye getirdiği Selahattin Gülen BM’nin gündeminde

BM Zorla veya Gönülsüz Kaybetmeler Çalışma Grubu MİT’in 3 Mayıs’ta Kenya’dan kaçırdığı öğretmen Selahaddin Gülen için 27 Eylül’de toplanma kararı aldı. Kemal Gülen, bir ay gözaltında tutulan, avukatlarıyla görüştürülmeyen kardeşine işkence, kötü muamele ve baskı altında ifade imzalatıldığı söyledi.

BOLD – AKP’ye yakın medya organlarını ve sosyal medya trolleri, geçen Mayıs ayında MİT’in Kenya’da büyük bir operasyona imza attığını duyurdu. Duyurulan olayın, öğretmen Selahattin Gülen’in Fethullah Gülen ile aynı soyadını taşıdığı için zorla kaçırılarak Türkiye’ye getirilmesi olduğu ortaya çıktı.

İŞKENCE ALTINDA İFADESİ ALINDI

Zorla kaçırılan kardeşi Selahattin Gülen’le ilgili sosyal medya hesabından açıklama yapan Gazeteci Kemal Gülen, kardeşine işkence, kötü muamele ve baskı altında ifadeler imzalatıldığı duyumunu aldıklarını söyledi. Gülen, hukuka, usule, kanuna ve vicdana aykırı bir şekilde alınan ifadelerin masum insanları karalamak için kullanılacağı endişesi taşıdığının altını çizdi.

Kardeşinin 31 Mayıs tarihinde Ankara Emniyeti’nde olduğunu öğrendiklerini söyleyen Kemal Gülen, “5 gün terörle mücadelede gözaltında kaldı ve bugün tutuklanarak cezaevine konuldu. Üzgünüz. Siyasetin arka bahçesi gibi davranan bazı gazeteciler ve devletin resmi ajansı başta olmak üzere birçok medya organı iki gün boyunca yalan beyanlar üzerinden haberler yaptılar, sıradan bir öğretmeni ülkenin en önemli gündemi gibi göstermeye çalıştılar. Maatteessüf medya baskısına boyun eğen adli makamlar da zalim siyasetçileri ve malum gazetecileri sevindirdiler milyonlarca masumu üzdüler” dedi.

BM’NİN GÜNDEMİNDE

Selahaddin Gülen’in Kenya’da zorla kaçırılması Birleşmiş Milletlerin (BM) gündemine geldi. BM Zorla veya Gönülsüz Kaybetmeler Çalışma Grubu, Selahattin Gülen’in kaçırılmasını görüşecek

Online yapılacak toplantının duyurusu şu şekilde: “Çalışma Grubunun 125. oturumu sırasında 27 Eylül 2021’de Cenevre saatiyle 16.00’da sizinle Online toplantıda görüşmekten memnuniyet duyacaktır.”

45 dakika olarak planlanan toplantıya başvuru sahibi Mehmet Kılıç’ın yanı sıra Selahattin Gülen’in avukatı, eşi ve kardeşi de katılacak.

Çeşitli ülkelerden gelecek komite üyeleri isim listesi ise şöyle:
1- Tae-Ung ​​Baik (Başkan) G.Kore
2- Henrikas Mickevičius (Başkan Yardımcısı) Litvanya
3- Aua Balde (Üye) Gine-Bissau
4- Gabriella Citroni (Üye) İtalya
5- Luciano A. Hazan (Üye) Arjantin

 

Kemal Gülen: Kardeşime işkence altında ifadeler imzalatıldı

Okumaya devam et

Dünya

AKP Hükumeti’nin yargılandığı Turkey Tribunal nedir?

Geçen yıl Belçika’da kurulan ve üyeleri arasında AİHM’nin eski yargıçları ile insan hakları alanında uzman profesörlerin bulunduğu Turkey Tribunal, Erdoğan rejiminin hukuksuzluklarını yargılayan bir halk mahkemesi…

BOLD – AKP hükümetinin yargılandığı Turkey Tribunal dün sabah Cenevre’de başladı. 4 gün sürecek olan yargılama canlı olarak Turkey Tribunal internet sitesinden ve Turkey Tribunal YouTube kanalından İngilizce veya Türkçe olarak takip edilebiliyor. Geçen yıl Belçika’da kurulan Turkey Tribunal nedir?

SİVİL BİR MAHKEME

Turkey Tribunal, uluslararası toplumu Erdoğan rejiminin yaptığı insan hakları ihlalleri ile ilgili bilgilendirmek ve farkındalık oluşturmak kurulan için bir insan hakları ve sivil bir mahkeme. Yasal olarak bağlayıcı bir mahkeme değil, ancak bu sivil mahkemenin kararlarının yüksek ahlaki otoriteye sahip olacağı ve içtihat oluşturacağı öngörülüyor.

Mahkemeye dair tüm belgeler, tanıklıklar ve hakimlerin kararları, dijital iletişim araçları aracılığıyla tam şeffaflık içinde yayınlanacak. Mahkeme böylece uluslararası toplumu Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlalleri ile ilgili bilgilendirmek ve bilinçlendirmek istiyor.

Sivil mahkeme Prof. Dr. Johan Vande Lanotte tarafından organize ediliyor. Ghent Üniversitesi’nde profesör olan Lanotte, dört farklı dönemde Belçika’da federal hükümetlerde Başbakan Yardımcılığı yaptı ve 2006 yılında Kral II. Albert tarafından Devlet Bakanı olarak atandı.

ERDOĞAN’IN YARGILAYAN SİVİL MAHKEMENİN ÜYELERİ KİM? 

Turkey Tribunal Mahkemesi Başkanı Prof. Em. Dr. Françoise Barones Tulkens, 1976-98 yılları arasında Université de Louvain la Neuve’de çalıştı. 1998-2012 yılları arasında Strazburg’daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde yargıç ve daha sonra başkan yardımcılığı görevlerini yürüttü. 2012-2016 arasında BM Kosova İnsan Hakları Danışma Paneli Üyesi olan Tulkens, 2013-2018 arasında AB Temel Haklar Ajansı Bilim Kurulu Üyesi ve 2016-2017 yıllarında “Monsanto Tribunal Mahkemesi» başkanı olarak görev yaptı.

1976-1998 yılları arasında Pretoria Üniversitesi’nde İnsan Hakları Merkezi profesörü ve kurucu direktörü olarak görev yapan Dr. Johann van der Westhuizen, 1999-2004 yılları arasında Güney Afrika Yüksek Mahkemesi Transvaal Şubesinde yargıç olarak çalıştı.  Dr. Johann van der Westhuizen 2004-2016 arısında Güney Afrika Anayasa Mahkemesi eski Hakimi olarak görev yaptı.

Halihazırda Robert F. Kennedy İnsan Hakları Uluslararası Savunuculuk ve Dava Takibi Başkan Yardımcısı olan Angelita Baeyens, 2012’den beri Georgetown Üniversitesi Hukuk Merkezi’nde Yardımcı Hukuk Profesörü olarak görev yapıyor. 2012-2014 yılları arasında BM Siyasi İşler Bakanlığı Siyasi İşler Sorumlusu olan Baeyens, 2006-2012 Inter-American İnsan Hakları Komisyonu’nda hukuk görevlisi olarak çalıştı.

Prof. Em. Dr. Giorgio Malinverni, halen Avrupa Konseyi İdare Mahkemesi Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyor. 1965 yılında Cenevre’deki Uluslararası Araştırmalar Enstitüsü’nde doktora yapan Malinverni’ye, 2011 yılında Zürih Üniversitesi tarafından fahri doktor unvanı verildi. 1974-1980 yılları arasında Cenevre Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde profesör olarak çalışan Malinverni, 1990-2006 yılları arasında da Avrupa Hukuk Yoluyla Demokrasi Komisyonu’nda (Venedik Komisyonu) görev yaptı. Malinverni 2007-2011 Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Hakimi (Strazburg) olarak çalıştı.

Prof. Dr. Ledi Bianku, halen Strazburg Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Siyasal Bilgiler Enstitüsü’nde görev yapıyor. 2008-2019 yılları arasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Hakimi olan Bianku, 2006-2008 yılları arasında Venedik Hukuk Yoluyla Demokrasi Komisyonu Üyesi olarak çalıştı. Bianku, Arnavutluk Sulh Hakimi Yüksek Okulu ve Tiran Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde (Arnavutluk) insan hakları, AB hukuku ve uluslararası kamu hukuku dersleri verdi.

Uluslararası arabuluculuk ve uluslararası anlaşma prosedürleri ile ilgilenen uluslararası insan hakları hukuku uzmanı olan, 2000-2002 yılları arasında New South Wales Üniversitesi Avustralya İnsan Hakları Merkezi Direktörü olarak görev yapan Dr. John Pace, şu anda ise Diplomasi Eğitim Programı Direktörü olarak çalışıyor. 2004-2006 yılları arasında BM Irak Yardım Misyonu İnsan Hakları Ofisi Şefi olan Pace, 1978-1991 ve 1993-1994 yılları arasında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu Sekreteri olarak çalıştı. Pace, 1978-1988 çeşitli ülkelerdeki soruşturma görevlerini içeren Özel Prosedürler Başkanı olarak görev yaptı.

Erdoğan rejimini yargılayan Turkey Tribunal hakimleri kimler?

MİT’in kaçırdığı avukat Mustafa Özben: Sürekli elektroşok verdiler, kaba dayak attılar ve bir seks aletiyle tehdit ettiler

Erdoğan yargılanıyor: Gökhan’a 6 gün boyunca işkence yapıldı, ajanlık teklif edildi

Erdoğan rejimi yargılanıyor: Ankara’daki spor salonu Guantanamo gibiydi

Okumaya devam et

Dünya

Erdoğan rejimini yargılayan Turkey Tribunal hakimleri kimler?

Çeşitli uluslararası organlar ve mahkemelerin çok keskin terimlerle onayladığı Erdoğan rejiminin insan hakları ihlallerini bu kez Cenevre’de alanında uzman yargıçlar ve hukukçular yargılıyor. İşte insan hakları ihlallerinde sınır tanımayan Erdoğan rejimini yargılayan Turkey Tribunal hakimleri…   

BOLD – Uluslararası toplumu Erdoğan rejiminin yaptığı insan hakları ihlalleri ile ilgili bilgilendirmek ve farkındalık oluşturmak için Cenevre’de başlayan Turkey Tribunal Mahkemesi devam ediyor. Alanında uzman gönüllü yargıçlardan oluşan mahkeme, Erdoğan rejiminin mağdurlarını dinliyor. Turkey Tribunal’e katılan ve bunun karşılığında herhangi bir ücret talep etmeyerek gönüllü olarak yargılamaları gerçekleştiren hakimlerin özgeçmişleri ve hukuk kariyerleri şöyle:

BAŞKAN TULKENS AİHM BAŞKAN YARDIMCILIĞI YAPTI

Turkey Tribunal Mahkemesi Başkanı Prof. Em. Dr. Françoise Barones Tulkens, 1976-98 yılları arasında Université de Louvain la Neuve’de çalıştı. 1998-2012 yılları arasında Strazburg’daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde yargıç ve daha sonra başkan yardımcılığı görevlerini yürüttü. 2012-2016 arasında BM Kosova İnsan Hakları Danışma Paneli Üyesi olan Tulkens, 2013-2018 arasında AB Temel Haklar Ajansı Bilim Kurulu Üyesi ve 2016-2017 yıllarında “Monsanto Tribunal Mahkemesi» başkanı olarak görev yaptı.

VAN DER WESTHUIZEN GÜNEY AFRİKA ANAYASA MAHKEMESİ ESKİ HAKİMİ

1976-1998 yılları arasında Pretoria Üniversitesi’nde İnsan Hakları Merkezi profesörü ve kurucu direktörü olarak görev yapan Dr. Johann van der Westhuizen, 1999-2004 yılları arasında Güney Afrika Yüksek Mahkemesi Transvaal Şubesinde yargıç olarak çalıştı.  Dr. Johann van der Westhuizen 2004-2016 arısında Güney Afrika Anayasa Mahkemesi eski Hakimi olarak görev yaptı.

BAEYENS, İNSAN HAKLARI KONUSUNDA UZMAN

Halihazırda Robert F. Kennedy İnsan Hakları Uluslararası Savunuculuk ve Dava Takibi Başkan Yardımcısı olan Angelita Baeyens, 2012’den beri Georgetown Üniversitesi Hukuk Merkezi’nde Yardımcı Hukuk Profesörü olarak görev yapıyor. 2012-2014 yılları arasında BM Siyasi İşler Bakanlığı Siyasi İşler Sorumlusu olan Baeyens, 2006-2012 Inter-American İnsan Hakları Komisyonu’nda hukuk görevlisi olarak çalıştı.

MALINVERNİ, AVRUPA KONSEYİ İDARE MAHKEMESİ BAŞKAN YARDIMCISI

Prof. Em. Dr. Giorgio Malinverni, halen Avrupa Konseyi İdare Mahkemesi Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyor. 1965 yılında Cenevre’deki Uluslararası Araştırmalar Enstitüsü’nde doktora yapan Malinverni’ye, 2011 yılında Zürih Üniversitesi tarafından fahri doktor unvanı verildi. 1974-1980 yılları arasında Cenevre Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde profesör olarak çalışan Malinverni, 1990-2006 yılları arasında da Avrupa Hukuk Yoluyla Demokrasi Komisyonu’nda (Venedik Komisyonu) görev yaptı. Malinverni 2007-2011 Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Hakimi (Strazburg) olarak çalıştı.

BİANKU, AİHM VE VENEDİK KOMİSYONU ÜYESİ

Prof. Dr. Ledi Bianku, halen Strazburg Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Siyasal Bilgiler Enstitüsü’nde görev yapıyor. 2008-2019 yılları arasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Hakimi olan Bianku, 2006-2008 yılları arasında Venedik Hukuk Yoluyla Demokrasi Komisyonu Üyesi olarak çalıştı. Bianku, Arnavutluk Sulh Hakimi Yüksek Okulu ve Tiran Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde (Arnavutluk) insan hakları, AB hukuku ve uluslararası kamu hukuku dersleri verdi.

PACE, BM İNSAN HAKLARI KOMİSYONU SEKRETERİ OLARAK ÇALIŞTI

Uluslararası arabuluculuk ve uluslararası anlaşma prosedürleri ile ilgilenen uluslararası insan hakları hukuku uzmanı olan, 2000-2002 yılları arasında New South Wales Üniversitesi Avustralya İnsan Hakları Merkezi Direktörü olarak görev yapan Dr. John Pace, şu anda ise Diplomasi Eğitim Programı Direktörü olarak çalışıyor. 2004-2006 yılları arasında BM Irak Yardım Misyonu İnsan Hakları Ofisi Şefi olan Pace, 1978-1991 ve 1993-1994 yılları arasında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu Sekreteri olarak çalıştı. Pace, 1978-1988 çeşitli ülkelerdeki soruşturma görevlerini içeren Özel Prosedürler Başkanı olarak görev yaptı.

Erdoğan rejimi yargılanıyor: MİT’in kaçırdığı bir isim ilk kez dünya kamuoyuna yaşadıklarını anlatıyor

Okumaya devam et

Popular

Shares