Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

15 Temmuz’dan sonra Erdoğan rejimi için yapılan 15 kritik değişiklik

15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından Türkiye’de yeni bir rejim hayata geçti. ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ ile parlamentoya dayalı güçler ayrılığı sistemi sona erdi. Türk tipi başkanlık rejimiyle tüm yetkiler partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a aktarıldı. Rejimin yasama, yürütme, yargı, ordu ve medya ayağı adım adım kuruldu.

BOLD ANALİZ – 15 Temmuz’a giden süreçte ve sonrasında yaşananlar Yeni Türkiye’nin inşasında kullanıldı. Kenan Evren için hazırlanan 1982 Anayasasıyla geniş yetkiler verilen Cumhurbaşkanlığı makamı daha da güçlendirildi. Türkiye ABD ve Avrupa Birliği’nin demokrasi, insan hakları ve hukuk kriterlerinden uzaklaştı. Rusya ve Çin blokuna yakınlaştı. Siyaset bilimcilerin ‘Tek Adam rejimi’ ‘İkinci Cumhuriyet’, ‘Türk Tipi Başkanlık Sistemi’ ‘Otoriter Parti Devleti’ ‘Erdoğanizm’ adını verdikleri yeni döneme giden 15 kritik olay şöyle:

  • DARBEDEN 5 GÜN SONRA OHAL İLAN ETTİ

Darbe girişiminden 5 gün sonra 20 Temmuz 2016’da olağanüstü hal (OHAL) ilan edildi. 3 ay süreyle geçerli olan OHAL, Türkiye Büyük Meclisi’nde 115’e karşı 346 oyla kabul edildi. OHAL’den vazgeçmeyen Erdoğan, 7 kez uzattığı sıkı yönetimle ülkeyi iki yıl yönetti. 3 aylığına çıkarılan ancak 2 yıl süren OHAL, 18 Temmuz 2018’de sona erdi. OHAL süresince Erdoğanizmin temelleri atıldı.

  • YENİ KAPI MİTİNGİYLE ERDOĞAN’IN ÖNÜ AÇILDI

15 Tem muz sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısıyla 7 Ağustos 2016’da İstanbul Yenikapı Miting Alanı’nda ‘Demokrasi ve Şehitler Mitingi’ düzenlendi.  Yeni Türkiye’nin startını buradan veren Erdoğan’a CHP ve MHP liderleri de hizmet etmiş oldu. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar da ilk kez bir mitingde milyonlara hitap etti. Mitinge katılan sanatçılar da Erdoğan’ın kuracağı rejime destek verdi.

KHK ile ihraç edilen memurlar ‘İşimizi Geri İstiyoruz’ imza kampanyası başlattı.

  • 130 BİN MEMUR İHRAÇ EDİLDİ, MÜLAKATLA YANDAŞLAR YERLEŞTİRİLDİ

15 Temmuz öncesinde hazırlanan listelerle emniyet, yargı, ordu, akademi ve bürokraside büyük bir tasfiye yapıldı. OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu Faaliyet Raporu’na göre OHAL ile Türkiye’yi yöneten Erdoğan’ın yayınladığı KHK’larla en az 130 bin 678 kamu görevlisi ihraç edildi. Muhalefet partilerine göre kamudan atılan memurların yerine mülakatla AKP ve MHP’ye yakın isimler yerleştirildi. Parti devletinin bürokrasi ayağı kuruldu. 2015 yılında TBMM’deki HDP grup toplantısında Erdoğan’a ‘Seni Başkan yaptırmayacağız’ diyen Selahattin Demirtaş 4 Kasım 2016 tarihinde gözaltına alındı. Ardından tutuklanıp cezaevine konuldu. 59 HDP’li milletvekilinin 31’i gözaltına alındı 9’u hapse atıldı. Kürtlerin seçtiği HDP’li belediye başkanları hapse atıldı yerlerine AKP’li kayyımlar atandı.

Kamudan ihraç edilen hamile, bebekli kadınlar cezaevlerine atıldı.

  • 16 NİSAN REFERANDUMU GÜÇLER AYRILIĞINI BİTİRDİ

AKP ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile MHP’nin desteklediği Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 18 maddesi üzerindeki değişiklikler TBMM’de kabul edildi. Parlamenter sistemi kaldıran yerine başkanlık sistemini getiren düzenlemeler 16 Nisan 2017’de halk oyuna sunuldu. Anayasa değişikliği yüzde 48,59 HAYIR oyuna karşılık yüzde 51,41 EVET oyu ile bıçak sırtında kabul edildi. Mühürsüz oy pusulalarının çıktığı 961 sandığın tamamında AKP ve MHP’nin istediği EVET çıkması dikkat çekti.

  • BAHÇELİ ERKEN SEÇİM İSTEDİ

Referanduma göre 3 Kasım 2019 tarihinde yapılacak genel seçim ve Cumhurbaşkanlığı seçimi MHP lideri Devlet Bahçeli’nin çıkışı ile erkene alındı. Seçimlere bir buçuk sene olmasına rağmen Bahçeli’nin “3 Kasım 2019’u beklemek mümkün değildir” çağrısı üzerine seçim tarihi 24 Haziran 2018’e çekildi.

Bahçeli’nin Erdoğan ve bürokrasideki etkisi Almanya Hükumeti tarafından raporlaştırıldı.

  • CUMHUR İTTİFAKI KURULDU

7 Haziran 2015 seçimleri gecesi başlayan ve 15 Temmuz gecesi taçlanan Erdoğan-Bahçeli yakınlaşması ‘Cumhur İttifakı’ adı verilen geniş bir koalisyonla sonuçlandı. 20 Şubat 2018 tarihinde AKP ile MHP arasında 2018 seçimlerine birlikte katılmak ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden seçilmesini sağlamak için ittifak kuruldu. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici ve Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan Cumhur İttifakına desteğini açıkladı. Buna karşın CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti Millet İttifakını kurdu.

  • BAŞBAKAN VE BAKANLAR KURULU TARİH OLDU

Yeni sistem 24 Haziran 2018 seçimlerinden sonra hayata geçti. Recep Tayyip Erdoğan ilk turda oyların yüzde 52,6’sını alarak cumhurbaşkanı seçildi. Tüm yetkiler Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verildi. Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu kaldırıldı. Cumhurbaşkanı sadece bakanları değil, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay üyeleri, Hakimler ve Savcılar Kurulu, Valiler ve Merkez Bankası başkanı gibi üst düzey kamu görevlilerinin neredeyse tamamını atama yetkisine kavuştu. Yasama, yürütme ve yargının tüm yetkileri tek elde, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’da toplandı.

  • TBMM ETKİSİZ HALE GELDİ

Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘millet iradesinin tecelli ettiği yer’ olarak tanımladığı TBMM’nin yetkileri elinden alındı. Meclis’in Bakanlar Kurulu’nu onaylamak, gensoru, bakanlar hakkında güvensizlik oyu vermek gibi yetkileri sona erdi. Yeni seçim kararı verebilmesi için bile 5’te 3 çoğunluk şartı getirildi. Parlamentonun ve partilerin tüm etkisini yitirdiği, bu sistemle TBMM’deki milletvekili sayısı 550’den 600’e yükseltildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM’yi devre dışı bıraktı ve 4 kat daha fazla kanuni düzenleme yaptı.

  • EVREN 1, ERDOĞAN 71 KARARNAME YAYIMLADI

1980 darbesi sonrası kullanılmaya başlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri, 15 Temmuz sonrası Erdoğan’ın elinde Meclis’i tamamen bypass etme aracına dönüştü. 1980 darbesinin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren bile 1 kararname yayımlarken, Erdoğan 71 kararname yayımladı. TBMM 27. yasama döneminde 2 bin 110 maddeyi içeren yasa tekliflerini kabul ederken, Erdoğan tek başına 2 bin 311 maddelik yasal düzenlemeyi uygulamaya koydu.

  • GENELKURMAY MİLLİ SAVUNMA’YA BAĞLANDI

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) içi 15 Temmuz darbe girişimi bahanesiyle boşaltıldı. OHAL süresince 15 bin 242 ve OHAL’den sonra 2 bin 138 olmak üzere toplam en az 17 bin 380 kişi TSK’dan ihraç edildi. İhraçlardan en az 150’si general seviyesinde gerçekleşti. Ordudaki generallerin yüzde 40’tan fazlasının atılmasıyla üst düzey komuta kademesinde büyük bir dönüşüm yapıldı. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar görevdeyken Milli Savunma Bakanlığı’na atandı. Genelkurmay da Milli Savunma Bakanlığı’na bağlandı.

  • 30 MİLYAR DOLARLIK TÜRKİYE VARLIK FONU’NA KENDİSİNİ ATADI

15 Temmuz darbe girişiminden 46 gün sonra Erdoğan rejiminin ekonomik ayağını kurmak için tarihi adım atıldı. 26 Ağustos 2016 tarihinde Başbakanlık’a bağlı bazı şirketleri yönetmek için kanunla Türkiye Varlık Fonu (TVF) kuruldu. 10 Temmuz 2018 tarihinde 1 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Erdoğan Fon’u kendisine bağladı. Şubat 2017 tarihinde ise KHK yayınlayan Erdoğan, Halkbank, Türk Hava Yolları, Borsa İstanbul ve Ziraat Bankası ile birlikte 23 büyük bütçeli şirketi TVF’ye aktardı. Ayrıca Hazine arazileri bu fona devredildi. 30 milyar dolar büyüklükteki Fon’un Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı Erdoğan yapıyor. Sayıştay denetimine tabi olmayan Varlık Fonu’nu Erdoğan’ın görevlendirdiği bağımsız şirketler denetleyebiliyor. Denetim raporlarını da Erdoğan onaylıyor.

  • ZİRAAT KREDİSİYLE DOĞAN MEDYA DEMİRÖREN’E VERİLDİ

Darbe girişiminden 13 gün sonra Erdoğan rejimini destekleyecek medya ayağı da hazırlandı. 27 Temmuz 2016 tarihinde yayımlanan KHK ile 204 medya kuruluşu kapatıldı. 53 gazete, 37 radyo istasyonu, 34 televizyon, 29 yayınevi, 20 dergi ve 6 haber ajansının kapısına kilit vuruldu. Rejimin medya ayağı için en büyük adım ise Hürriyet, CNN Türk ve Kanal D’nin aralarında bulunduğu Doğan Medya’nın satılmasıyla atıldı. Ziraat Bankası’ndan Demirören’e verilen 750 milyon dolarlık krediyle 6 Haziran 2018 tarihinde gazete ve televizyonlar Demirören Grubu’na geçti. Bu satışın ardından Demirören Grubu’ndan çok sayıda gazeteci işten çıkarılırken bunu editöryal değişiklikler izledi. 3 yıl geçmesine rağmen Demirören’in 750 milyon dolarlık krediyi Ziraat Bankası’na geri ödemediği ortaya çıktı. Açıklamayı suç örgütü lideri Sedat Peker yaptı.

Hürriyet, CNN Türk ve Kanal D, Ziraat Bankası kredisiyle Yıldırım Demirören’e verildi.

  • 8 BİN YENİ HAKİM VE SAVCIYLA ‘REJİM YARGISI’ KURULDU

15 Temmuz’dan hemen sonra 4 bin 500’den fazla hakim ve savcı “Gülen Hareketi” üyesi oldukları gerekçesiyle görevlerinden uzaklaştırıldı. Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) açıklamasına göre 15 Temmuz’dan önce yaklaşık 16 bin olan hakim ve savcı sayısı 2018 sonunda 20 bine yaklaştı. Böylece mevcut hakim ve savcıların 8 bini 15 Temmuz sonrasında atandı. Anayasa Mahkemesi dahil yüksek yargının büyük çoğunluğu Erdoğan tarafından belirlendi. Yargının Erdoğan’ın kontrolüne girdiği Avrupa Birliği’nin Türkiye raporlarına girdi. 2019 raporunda “Cumhurbaşkanlığı sistemi yürütmeyi tümüyle kontrolü altına aldı ve kamu yönetiminde önemli atamaları kendisine bağlayarak, kamu idaresini siyasallaştırdı. Yasama kurumu Parlamento zayıflatıldı. Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ciddi biçimde yara aldı.” ifadeleri yer aldı.

  • DAMAT BERAT ALBAYRAK’I EKONOMİNİN BAŞINA GETİRDİ

Türkiye’deki sermayeyi kontrol etmek amacıyla 10 Temmuz 2018 tarihinde Erdoğan damadı Berat Albayrak’ı Hazine ve Maliye Bakanı olarak atadı. 12 Eylül 2018 tarihinde ise 30 milyar dolarlık parayı yöneten Türkiye Varlık Fonu’nun Başkan Vekili yaptı. Başkanlığını ise Tayyip Erdoğan kendisi yaptı. Merkez Bankası’nın 128 milyar doları damat Berat Albayrak zamanında ucuzu satıldı. Bu süre zarfında 2 bin 761 kurum ve kuruluş kapatıldı. 1000’e yakın şirkete kayyım atanarak el koyuldu. Muhalif sermaye AKP’ye aktarılmış oldu.

  • RUSYA’NIN İZNİYLE SURİYE HAREKATLARI YAPILDI

Bir ay önce darbe girişiminde bulunan TSK, 24 Ağustos 2016 tarihinde Rusya’nın izniyle Suriye’ye girdi. Fırat Kalkanı Harekatı’nda Özgür Suriye Ordusu ile birlikte hareket eden TSK, Suriye’deki IŞİD, PYD ve YPG güçlerini hedef alarak ‘güvenli bölge’ oluşturmaya çalıştı. 71 asker şehit oldu. 15 Temmuz gecesi karanlık işlere  imza atan Korgeneral Zekai Aksakallı operasyonun komutanlığını yaptı. Sonra pasif göreve alındı ve emekli edildi. Yerine gelen İsmail Metin Temel de görevden alındı emekli edildi. Suriye’ye yönelik 2018 yılında Zeytin Dalı Harekatı, 2019 yılında da Barış Pınarı Harekatları düzenlendi.

Analiz

Muhalefetten Erdoğan’ın başını döndüren taktik

Anketlerde Erdoğan’ı geri bırakan muhalif siyasi figürler ve yeni parti kuran AKP’nin eski kurmayları Erdoğan’ı zor durumda bırakıyor. Her birinin farklı konularda yaptığı etkili muhalif çıkışa Erdoğan yetişemiyor. Gündem belirlemenin çok uzağında bulunan Erdoğan, yetişemediği liderlere karş2ı zaman zaman yargı kozunu oynuyor.

BOLD – İktidar kanadı zamlar, yolsuzluk, ekonomik kriz, devlette kadrolaşma ve kayıp rezervler gibi konularında muhalefetin ağır eleştiri bombardımanı altında.

Bir süredir Erdoğan’ın muhalefet liderlerine tek başına yetişmeye çalışmaktan yorgun düştüğü ve gündem belirlemekten çok uzak kaldığı haberleri basında yer alıyor.

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı henüz belli olmamasına rağmen, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, ABB Başkanı Mansur Yavaş ve CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’ı anketlere göre geride bıraktığı görülüyor.

AKŞENER ESNAFIN YANINDA

Dört liderin birbirinden farklı konularda muhalefeti Erdoğan’ı zorda bırakıyor. Birden fazla siyasi figürle uğraşmak Erdoğan’ı yıpratıyor.

Meral Akşener ülkeyi il-il, ilçe-ilçe geziyor. Dertli esnafı dinleyen Akşener’in her durağı AKP muhaliflerinin toplanma yeri haline geliyor. Bu gezileriyle ekonomik krizin etkilerinden bunalanları gündeme taşıyan Akşener, Erdoğan’ı oldukça zor durumda bırakıyor.

İBB VE ABB YOLSUZLUKLARI

Son yerel seçimlerde Ankara ve İstanbul’u kaybeden AKP kabusu yaşıyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu geldiği günden bu yana AKP döneminde İBB’de yapılan yolsuzluklara dikkat çekiyor. Anketlere göre Erdoğan’ın en güçlü rakibi olarak görülen İmamoğlu’na medyanın da ilgisi oldukça fazla. İmamoğlu, AKP’nin vakıflar üzerinden yaptığı yolsuzlukları ortaya dökerek Erdoğan’ı en çok zorlayan isimlerden biri oldu. Mansur Yavaş da açıkladığı AKP’nin ABB’deki yolsuzluklarıyla cepheyi daha da genişletti.

ERDOĞAN’A YARGI DESTEĞİ

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise bürokrasideki usulsüzlüklere değinerek AKP’ ve Erdoğan’ı köşeye sıkıştırıyor. Son olarak bürokratlara seslenen Kılıçdaroğlu’na Erdoğan sert bir dille cevap verdi. Hızını alamayan Erdoğan mahkemeye başvurdu. Erdoğan ile CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu arasında hafta sonu başlayan bürokrat kavgası sürüyor. Erdoğan tartışmayı siyaset alanının dışına çıkararak yargıya başvurdu. Erdoğan’ın avukatları, Kılıçdaroğlu’nun bürokratlarla ilgili açıklamasında Erdoğan’a hakaret içeren ifadelerin de yer aldığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

AKP’den ayrılarak yeni parti kuran Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu da Erdoğan’ı zorda bırakan çıkışlarla gündeme geliyor. Özellikle Babacan’ın KHK’lar için bakanların boş kağıda imza attıklarını açıklaması gündemi uzun süre meşgul etti.

Yargıtay, hukuku yok saydı: ‘Eşin KHK’lı’ diye işçisini çıkartan işvereni haklı buldu

Okumaya devam et

Analiz

Yargıtay, hukuku yok saydı: ‘Eşin KHK’lı’ diye işçisini çıkartan işvereni haklı buldu

AYM, MGK kararıyla hiçbir yapıya terör örgütü denemeyeceğine hükmetmesine rağmen Yargıtay, masumiyet karinesini ayaklar altına alan bir karar verdi. Yargıtay, eşi kamudan ihraç edilen çalışanını işten çıkaran işvereni haklı buldu.

BOLD ANALİZ – Anayasa Mahkemesi (AYM) 3 Haziran 2021 tarihli kararıyla bir yapıya, oluşuma ya da gruba salt Milli Güvenlik Kurulu’nun ‘tavsiye’ kararı dayanak yapılarak “terör örgütü” denilemeyeceği yönünde karar verdi. Yargıtay bu karar doğrultusunda düzeltme yapmak yerine yeni mağduriyetlerin oluşmasına devam ediyor.

YARGITAY ACİLEN YENİ İÇTİHAT OLUŞTURMALI

AYM’nin MGK kararı ile hiçbir yapıya terör örgütü denemeyeceği kararı sonrası gözler Yargıtay’a çevrildi. AYM’nin kararı sonrası, 15 Temmuz öncesinde MGK kararı dayanak yapılarak verilen ve bu doğrultuda Gülen Hareketi mensuplarına yönelik açılan 1 milyon 500 binden fazla soruşturmanın çöp hükmünde olduğu belirten hukukçular, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun acilen yeni bir içtihat oluşturması gerektiğine dikkat çekiyor.

MGK KARARLARI DAYANAK YAPILDI

Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından 2017 yılında verilen 2015/3 E. ve 2017/3 K. sayılı kararını da tartışmaya açtı. Yargıtay kararında 3 MGK kararı dayanak yapılırken, 30 Ekim 2014 tarihli MGK kararında Gülen Hareketi, ‘kamu düzenini bozan iç ve dış legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanmalar’ olarak nitelendiriliyor. 29 Nisan 2015 tarihli kararda ‘milli güvenliği tehdit eden paralel devlet yapılanması’ ifadesi kullanılırken, 26 Mayıs 2016 tarihli kararda ise ‘milli güvenliğimizi tehdit eden ve bir terör örgütü olan paralel devlet yapılanması’ şeklinde nitelendiriliyor.

İŞTEN ÇIKARMAK İÇİN EŞİNİN KHK İLE ATILMASI YETERLİ SEBEP SAYILDI

Yargıtay, AYM kararı sonrası yüzbinlerce kişiyi mağdur eden kararı ile ilgili yeni içtihat oluşturmak yerine yeni mağduriyetlere sebep olacak kararlara imza atıyor. Son olarak Yargıtay, eşi Gülen Hareketi mensubu olması nedeniyle kamudan ihraç edilmiş ve halen tutuklu bulunan çalışanını “şüphe feshi” ile işten çıkaran işvereni haklı buldu. Bir kişi, eşinin kamudan ihraç edilip tutuklandığını gizlediği gerekçesiyle çalıştığı işyerinden çıkarıldı. Mahkeme, işe iade davasını reddetti. Temyiz üzerine dosyaya bakan Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, mahkemenin somut ve objektif olguları araştırmadığı gerekçesiyle kararı bozdu. Ankara 10. İş Mahkemesi, bozma sonrası çalışanın işe iadesine hükmetti. Kararın işveren tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, davaya baktı. Daire, çalışan hakkında terör örgütü üyeliğinden soruşturma açıldığını ve takipsizlik kararı verildiğini, bu durumun şüpheye dayalı fesih için yeterli olduğuna karar verdi. Kararda, “Davacının çalıştığı kurumun konumu, stratejik yapısı ve davacının görevi, davacının eşinin terör örgütü ile bağlantısı sebebiyle mesleğinden ihraç edilmiş ve tutuklu olması da dikkate alındığında, davalı işverenin şüpheyi haklı kılan ciddi, önemli ve somut vakıaların varlığını ispat ettiği kabul edilmelidir.” denildi.

Siyasetin emrindeki HSK’da organize işler: Bahçeli istifa ettirdi, Şentop hakime kefil oldu

Okumaya devam et

Analiz

Siyasetin emrindeki HSK’da organize işler: Bahçeli istifa ettirdi, Şentop hakime kefil oldu

MHP kontenjanından Hakimler ve Savcılar Kurulu(HSK) üyesi olan Devlet Bahçeli’nin eski avukatı Hamit Kocabey’in istifa süreci yargıdaki çürümeyi gözler önüne serdi. Kocabey’in MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin “İstifa edin” isteğini “Başüstüne” diyerek yerine getirdiği, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un da sulh ceza hakiminin ihracını ‘bilgi verdiği’ gerekçesiyle önlediği anlaşıldı.

BOLD ANALİZ – AKP’nin başkanlık sistemiyle Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun yapısını değiştirmesi sonrası iktidarın emrine giren yargıdan pis kokular yükseliyor.

HSK üyesi avukat Hamit Kocabey’in geçtiğimiz hafta Kurul’dan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin isteğiyle istifa etmesi sonrası ortaya atılan iddialara bugün yenisi eklendi. Gazeteci İsmail Saymaz, HSK’ya MHP’nin kontenjanından atanan Kocabey, avukatı olduğu Devlet Bahçeli’nin talimatı üzerine “Başüstüne” diyerek 5’nci ayı dolmadan istifa ettiğini yazdı.

Saymaz, Kocabey’in avukat oğlu Nizamettin Kocabey’in Bataklık Operasyonu’nda Uğur Şener’in yakalama kararının kaldırılması için Ankara 8. Sulh Ceza Hakimi E.Ş. üzerinden devreye girdiğini, dönemin Ankara Başsavcısı Yüksel Kocaman’ın hakim E.Ş.’ye “Bu dosya için 300 bin dolar alınmış. Sakın ha!” uyarısında bulunduğunu yazdı. Avukat Kocabey’in, Başsavcı Kocaman’ın söylediklerine sinirlendiği ve “Bunu Kocaman’ın yanına bırakmam” dediğini aktaran gazeteci Saymaz, şüpheli Şener’e dava bile açılmadığını belirtti.

Bu gelişmelerin ardından HSK üyesi olmayı bekleyen Başsavcı Kocaman’ın Yargıtay’a üye atanmasında Hamit Kocabey’in etkisi olduğunu kaydeden Saymaz, Kocabey’in hakim E.Ş. hakkında Gülen Cemaati ile bağlantısı olduğu gerekçesiyle soruşturma başlatıldığını, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un Hakim E.Ş.’ye 2012’den itibaren cemaat ile ilgili ‘yararlı bilgiler vererek’ ihracına engel olduğunu kaydetti.

Saymaz’ın aktardığına göre, HSK’da şunlar yaşandı: “Son hafta, ihraç edilecek ve açığa alınacak olan hakim ve savcılar görüşülecekti. Hakim E.Ş. de listedeydi.

Şentop, ihraç çıkmaması için Bahçeli ile görüştü. Kocabey’e “Oylamaya katılma” önerisinde bulunuldu.

Kocabey, her hafta olduğu üzere pazartesi günü Bahçeli’nin makamına gitti. Sohbette “AK Parti gidiyor, bizi de beraberinde götürüyor, bir çare bulmak lazım” dedi.

Bahçeli yanıt vermedi.

Bahçeli: İstifa edin
Geçen perşembe sabahı Hamit Kocabey’in telefonu çaldı.

MHP’den aranıyordu.

Derhal genel merkeze gitti.

Bahçeli, baş başa görüştüğü Kocabey’e şöyle dedi:

“Bir karar verdim. Bu kararı çok zor verdim. 24 saat düşündüm. Hareketimizin selameti için sizden bir şey rica ediyorum. Çok büyük hizmetler ettiniz. Bir dik duruş daha bekliyorum sizden.”

Kocabey, “Emredin” dedi.

Bahçeli, “İstifa edin” diye ekledi.

Kocabey, “Başüstüne efendim” şeklinde karşılık verdi.

Dilekçesini yazdı ve aynı gün Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e verdi.”

Saymaz’ın yazısındaki iddialar yargının siyasetin emrine girdiğini, HSK üyesinin Devlet Bahçeli’den talimat aldığını, hakim ve savcıların ihracında da yine siyasetçilerin belirleyeci olduğunu gösteriyor.

PERİNÇEK’İN ‘SİYASETİN KÖPEĞİ’ DEDİĞİ YARGIDA PİS KOKULAR

Doğu Perinçek’in “siyasetin köpeği” diyerek aşağıladığı yargıda organize işler, pis kokular gelmeye devam ediyor. Yargının siyasetin kuklasına dönüşmesinin nedenlerinden bir tanesi de HSK’nın üyelerinin belirlenmesinden kaynaklanıyor. AKP ve MHP’nin 2017’de yaptığı anayasa değişikliğiyle HSK’nın üyelerinin Cumhurbaşkanı ve TBMM’deki siyasi partiler tarafından seçen sistem getirildi. Buna göre HSK’nın Adalet Bakanı ve müsteşarının dışında kalan 4 üyeyi Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 üyesini ise TBMM’nin belirliyor. TBMM’de seçilen üyeler ise iktidar ve muhalefet partileri arasında bölüşülerek yapıldı. Böylece bağımsız ve tarafsız olması gereken yargı tam anlamıyla siyasetin emrine girdi.

Erdoğan, 2001’de Kılıçdaroğlu gibi uyarmış: Ülkemizde kadınlar, çocuklar adeta rehin alınıyor, devletin bürokratlarına suç işlettiriliyor

Okumaya devam et

Popular

Shares