Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Frontex’te skandallar bitmiyor: İhlallere göz yumdu ve takip etmedi, delilleri yok etti

Avrupa Parlamentosu, birliğin sınır teşkilatı Frontex’in sığınmacılara karşı insan hakkı ihllalerine göz yumduğunu ortaya çıkardı. Alman der Spiegel dergisi ise Frontex Yöneticisi Leggeri’nin Yunanistan’ın mültecileri geri ittiğine dair delilleri sildirdiğini iddia etti.

BOLD – Mültecilere yönelik üye ülkelerin hak ihlallerine göz yummakla ve uluslararası hukukun açıkça ihlali anlamına gelecek şekilde zorla geri itmeleri (push-back) görmezden gelmekle suçlanan Avrupa Birliği’nin (AB) sınır teşkilatı Frontex hakkında yeni iddialar ortaya çıktı.

Avrupa Parlamentosu’nun hazırladığı bir rapor, Frontex’in sığınmacılara karşı insan hakkı ihllalerine göz yumduğunu ortaya çıkardı. Alman der Spiegel dergisi ise Frontex Yöneticisi Fabrice Leggeri’nin Yunanistan’ın mültecileri geri ittiğine dair delilleri sildirdiğini iddia etti.

AVRUPA PARLAMENTOSU RAPORU: İHLALLERİN ÜZERİNE GİTMEDİ

Avrupa Parlementosu inceleme grubunun kar amacı gütmeyen izleme grubu StateWatch ile hazırladığı rapor Frontex’in AB’ye üye ülkeler tarafından sığınmacılara karşı işlenen insan hakkı ihlallerinin üzerine gitmediğini ve takip etmediğini tespit etti.

Grubun raporunu bir basın toplantısında değerlendiren Yeşiller grubu üyesi Hollandalı parlamenter Tineke Strik “Frontex’in üye devletlerin ihlallerini gördüğünü tespit ettik” diyerek araştırmalarının ajansın meydana gelen temel hak ihlallerini önlemediğini ve gelecekte oluşabilecek riskleri azaltmadığını ortaya koyduğunu belirtti.

Teşkilatta oluşan ve tekrar eden sağlıksız bir davranış kalıbına dikkat çekilen raporda, “Ulusal ve uluslararası insan hakkı toplulukları ve örgütleri gibi birçok güvenilir aktörden bazı üye devletlerin temel hakları ihlal ettiğine dair raporların sürekli olarak geldi ancak Frontex bu raporları genellikle göz ardı etti” denildi. Bu durumun ajansın iç kültürüne uzandığının da altı çizildi.

“AJANSIN OPERASYONLARI ASKIYA ALINSIN YA DA BİTİRİLSİN”

Frontex’in kurucu düzenlemesinin 46. maddesinde ciddi ve sistematik temel hak ihlalinin olduğu yerlerde ajansın operasyonlarını askıya alma ya da bitirme zorunluluğunun bulunduğuna işaret eden raportör Strik bu maddenin yalnızca Macaristan için uygulandığını, buna rağmen ajansın hala Macaristan’daki geri gönderme operasyonlarında yer alıyor olmasınını kınadıklarını ve bundan derin üzüntü duyduklarını belirtti.

Rapor Yunanistan’la ilgili olarak da Frontex’in Yunanistan’daki faaliyetlerinde temel haklar memuru ile işbirliği içinde 46. maddenin uygulanması için özenli bir prosedür ve acil adım atılması tavsiyesinde bulundu. Bu prosedürlerin dış aktörlerden gelen bilgiyi de dikkate alması gerektiği belirtilen raporda Frontex direktörüne “tamamen şeffaf, kapsamlı ve zamanlı bir şekilde” prosedürleri başlatma çağrısında bulunuldu.

DER SPİEGEL: FRONTEX, GERİ İTME DELİLLERİNİ SİLDİ

Bu arada Alman Der Spiegel dergisi, Frontex’in Direktörü Fabrice Leggeri’nin, Yunanistan’ın Ege Denizi’nde mültecileri geri ittiğine ilişkin olayda delilleri sildirdiğini ileri sürdü.

Habere göre Frontex, geçen yıl 18-19 Nisan gecesi Yunan sahil güvenlik görevlilerinin, mültecileri motoru olmayan bir bota bindirip uzaklaştığını havadan görüntüleyip kaydetti.

Avrupa Parlamentosunun Frontex hakkında hazırladığı rapordaki en önemli suçlamanın da bu olayla ilgili olduğu belirten haberde, Leggeri’nin Frontex’in temel haklar sorumlusundan bu olayla ilgili toplanan tüm bilgileri silmesi talimatını verdiği aktarıldı.

Haberde, bunun Avrupa Parlamentosu milletvekillerinin de gördüğü elektronik posta yazışmalarından ortaya çıktığı kaydedildi.

Yeşiller Partisi AP Milletvekili Erik Marquardt, Leggeri’nin suçları aydınlatmak yerine örtbas ettiğini belirterek “Fabrice Leggeri insan hakları ihlallerine dair kanıtları sildirdi.” dedi.

“YUNAN HÜKUMETİNİ KORUMAK İÇİN GÜCÜNÜ İSTİSMAR ETTİ”

Avrupa Parlamentosunda inceleme yapan grubun raportörü Tineke Strik de olayı örtbas etme girişimin korkunç olduğunu ifade ederek “Bu eylem, Leggeri’nin Yunan hükumetini korumak için gücünü istismar etmekten geri durmadığını gösteriyor.” diye konuştu.

Alman Sol Parti AP Milletvekili Cornelia Ernst de Frontex’in 18-19 Nisan’da yaşanan geri itme olayını canlı izlediğini kaydetti.

İspanyol Sol Parti AP Milletvekili Sira Rego da Leggeri’nin istifa etmesini isteyerek istifa etmemesi durumunda Avrupa Birliği (AB) İçişleri Komiseri Ylva Johansson’un bunu sağlaması gerektiğini kaydetti.

YUNAN MÜLTECİ KONSEYİ: GERİ İTMELER UTANÇ KAYNAĞI

Öte yandan Yunan Mülteci Konseyi, Yunanistan’dan Türkiye’ye geri itilen mültecilerin ülke adına ‘utanç kaynağı” olduğunu belirterek Atina hükumetinin sığınmacı politikasını eleştirdi.

Yunan Mülteci Konseyi Başkanı Alexandros Konstantinou, Mart 2020’den bu yana sayıları giderek artan ve Yunanistan’dan geri itilen mültecilerin ülke adına bir utanç kaynağı olduğunu ifade etti.

Konstantinou, geri itilen birçok sığınmacının da ölüm riski altında olduğunu belirterek, bu uygulamanın sonlanması gerektiğini belirtti.

Yunanistan’da son dönemde Türkiye’den AB sınırlarına giriş yapmak isteyen mültecilerin Ege Denizi ya da Meriç Nehri üzerinde Yunan güvenlik ekipleri tarafından yakalanarak Türkiye’ye geri gönderildiğine dair birçok vaka yaşandı.

Geçtiğimiz günlerde Uluslararası Af Örgütü hazırladığı raporda, göçmenlerin Türkiye’ye geri itilmesinin Yunanistan’ın fiili sınır politikası haline geldiğini belirtilerek Avrupa Birliği’nin Atina hakkında ihlal prosedürü başlatmasını istemişti.

Yunanistan sınırda iki zeplin uçuracak: Biri Meriç diğeri Ege’de

Dünya

Turkey Tribunal Mahkemesi kararını verdi: Türkiye insanlığa karşı suç işledi, sorumlular ağır cezalar alabilir

Erdoğan Rejiminin hak ihlallerinin yargılandığı Turkey Tribunal Mahkemesi, 5 günün ardından kararını açıkladı. Başkan Prof. Em. Dr. Françoise Barones Tulkens, Tribunal’in Türkiye’de sistematik işkence uygulandığına karar verdiğini belirtti. Tulkens, “Tanıklıklar, uluslararası yargı makamlarına ulaştırılırsa, ‘insanlığa karşı işlenen suçlar’ kategorisinde değerlendirilir ve sanıklar ağır cezalar alabilir” dedi.

BOLD – Turkey Tribunal Mahkemesi, 20 Eylül Pazartesi günü başladığı oturumların ardından bugün kararını açıkladı. Kararda, “Tribunal, Türkiye Hükümeti’nin işkence konusunda uluslararası anlaşmalara uymadığını tespit etmiştir” denildi.

Tulkens tarafından okunan karar şöyle:

“- Bu karar hukuki açıdan bir yetkisi olmayabilir ama ahlaki olarak bağlayıcılığı elbette olacaktır. Mahkeme heyeti saygın hakimlerden oluşmaktadır ve Türkiye’ye karşı tarafsızdırlar.

– Ele alınan konular çok sayıda farklı konular olmakla beraber tanıkların yalın anlatımlarına dayanmaktadır.

– Tribunal, tanıkların katılımlarını ve sessizlik duvarlarını yıkması sebebi ile çok önemlidir.

– Tanıkların uğradığı fiziki ve psikolojik işkenceler bağımsız raporları da doğrulamaktadır.

TÜRKİYE, İŞKENCE KONUSUNDA ULUSLARARASI ANLAŞMALARA UYMADI

– 22 Temmuz 2016’da Türkiye hükumeti, işkenceyi yasaklayan anlaşmadan bir süreliğine muaf tutulmak istemiştir. Böylesi bir muafiyet söz konusu dahi olamaz.

– Tribunal, tanıkların yanı sıra, eşleri ve çocuklarının da tecavüz ve işkenceye tabi tutulacaklarına dair anlatımları ciddiyetle incelemiştir.

– Tribunal, Türkiye Hükumeti’nin işkence konusunda uluslararası anlaşmalara uymadığını tespit etmiştir.

AKP HÜKUMETİ, ZORLA KAÇIRILMALAR KONUSUNDA SUÇLU BULUNDU

– Tribunal, Türkiye Hükumeti’nin ‘zorla kaçırılmalar’ konusunda suçlu bulmuştur. Türkiye Hükumeti’nin zorla kaçırılmalar ve zorla yok etmelerin söz konusu olduğu açıkça görmüştür.

– Tribunal, Türkiye’deki Basın ve ifade özgürlüğü konusunda devlet eliyle yapılan bir baskıyı net olarak görmüştür.

– Trübunal, muhalif gazetecilerin baskı altına alındıklarını, hükumet yanlısı yayın yapmadıkları için terör örgütleri ile ilişkiliymiş gibi gösterildiklerini tespit etmiştir.

– Tribünal, Türkiye Devletinin basın özgürlüğü ile ilgili üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediği net olarak görmüştür.

YARGI BAĞIMSIZLIĞI KALKMIŞ, MEMURLARIN İŞLEDİĞİ SUÇLAR CEZASIZ KALMIŞTIR

– Türkiye’de, devlet görevlileri tarafından işlenen suçlar konusunda isteksiz davrandıkları ve bu suçların cezasız kaldığı görülmektedir.

– İnsan Hakları ihlalleri ile ilgili yargı sürecinin sağlıklı yürümediği görülmektedir. Bu da vatandaşların yargının bağımsızlığı ve ve adalete erişimini engellemektedir.

– Tribünal, Türkiye Devletinin, cezasızlık ve adalete erişim ile ilgili üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediği net olarak görmüştür.

– Tribünal’in kaygı ile belirtmek istediği nokta şudur: Mevcut hukuki çerçeve yeterli teminat noktaları sunuyormuş gibi görünse de bu teminat, Gezi Parkı olayları ve 17-25 yolsuzluk soruşturmaları sürecinde maalesef işletilmemiştir.

– Yasalarda yapılan sürekli tadilatlar, yargı bağımsızlığını azaltmış ve yaralamıştır. Tribünal Şubat 2013’teki HSYK yasasında yapılan değişiklik HSYK’nın bağımsızlığını ortadan kaldırmıştır.

– 4560 hakim ve savcının HSYK’nın hazırladığı bir liste ile görevden alınması, yargı önüne çıkarılmaksızın terör örgütü ile ilişkilendirilerek görevden el çektirilmiş tutuklanmış ve/veya ihraç edilmiştir bu da yargının korkutulması ve sindirilmesi anlamını taşımaktadır.

ULUSLAR ARASI YARGIDA SANIKLAR AĞIR CEZA ALABİLİR

– Tribunal, Türkiye’deki savunma hakkının ciddi olarak sınırlandırıldığı görülmüştür. Bu da Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası anlaşmalarla üzerine düşen sorumluluklarını yerine getirmediğini gözlemlemiştir.

– Darbe girişiminden bu yana işkence ve zorla kaybetme olayları sistematik ve örgütlü bir şekilde gerçekleşmiştir.

– Ağır insan hakları ihlallerinin sonuçlarının uzun vadede mağdurların hayatlarını etkileyecekleri açıktır.

– Türkiye’de 15 Temmuz 2016’dan sonra Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlalleri, işkence ve zorla kaybetmeler ve insan kaçırmalar münferit (bireysel) olarak görülemez, Tribünalin görüşü Türkiye’de işlenen bu suçların, yaygın ve sistematik olarak yapıldığı şeklindedir.

– Tribünal sırasında yapılan tanıklıklar ve sunulan raporlar, uluslararası yargı makamlarına ulaştırılırsa, tüm bu suçların ‘insanlığa karşı işlenen suçlar’ kategorisinde değerlendirilir ve sanıklar ağır cezalar alabilir.”

 

Okumaya devam et

Dünya

Erdoğan rejiminin uzun koluna Almanya’da baskın: Üzerinden infaz listesi çıktı

Düsseldorf’ta Alman polisinin bir otele düzenlediği baskında gözaltına alınan 40 yaşındaki bir Türk asıllı kişinin odasında kurusıkı silah ve gerçek mühimmatın yanı sıra Gülen Hareketi’ne yakın kişilerin isimlerinin bulunduğu bir liste ele geçirildi.

BOLD – Erdoğan rejiminin Avrupa’daki muhaliflere yönelik tehditleri sürüyor. Son olarak Almanya’da bir otelde yakalanan Türk’ün üzerinde silahla birlikte Gülen Hareketi mensuplarının isim listesi çıktı. Daha önce de Erdoğan rejimi muhalifi 55 kişinin adının bulunduğu infaz listesi ortaya çıkmıştı.

İNFAZ LİSTESİ ELE GEÇİRİLDİ

Spiegel Dergisi’nin haberine göre geçen cuma günü Alman polisi Düsseldorf Oberbilk’te The niu Tab isimli bir otele baskın düzenledi. Zırhlı aracın da eşlik ettiği baskında bir oda aranırken 550 civarındaki misafir de dışarı çıkarıldı. Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı baskında Türk asıllı bir kişi gözaltına alındı, beraberindeki silah ve mühimmata da el konuldu. Bu kişinin üzerinde yapılan aramada ayrıca Gülen Hareketi’ne yakın kişilerin isimlerinin yazılı olduğu bir liste de ele geçirildi.

OTEL GÖREVLİSİNİN DİKKATİ SONUCU ORTAYA ÇIKTI

Spiegel’in güvenlik kaynaklarından edindiği bilgiye göre olay şöyle gerçekleşti: Otel görevlileri odalardan birinde küçük bir yanıcı/patlayıcı madde buldu. Bunun üzerine güvenlik güçlerine durumu bildiren yönetimin bu ihbarı ciddiye alınarak otelde arama yapılması kararı alındı. Yapılan aramada otelde kalan ve ismi açıklanmayan 40 yaşındaki bir Türk’te kurusıkı silah ve önemli miktarda gerçek mühimmat bulundu. Bunların yanı sıra Gülen Hareketi’ne mensup bazı kişilerin isimlerinin yazılı olduğu bir listeye de el konuldu. İsim listesinin yanında bu kişilere ait bazı kişisel bilgilerin de kaydedilmiş olduğu görüldü. Cep telefonu mesajlarından ve sohbet geçmişinden daha fazla bilgi almayı uman polis yetkilileri bu şahıs hakkında ayrıca mali soruşturma da başlattı.

55 KİŞİLİK İNFAZ LİSTESİ YAYINLANMIŞTI

Sosyal medyada dünyada Erdoğan muhalifi 55 kişiye yönelik infaz listesi yayınlanmış, Alman polisi de listede adı bulunan gazeteci Celal Başlangıç, Kürt siyasetçi Hasip Kaplan, gazeteci Cevheri Güven ve sanatçı Ferhat Tunç infaz listesinde isimleri olduğu gerekçesiyle uyarılmıştı. İsmi infaz listesinde yer alan gazeteci Erk Acarer de Almanya’nın başkenti Berlin’de önce evinde saldırıya uğramış, sonra da evinin önüne tehdit mesajı bırakılmıştı.

 

Biden’dan umduğunu bulamayan Erdoğan rotayı Putin’e çevirdi

Okumaya devam et

Dünya

Biden’dan umduğunu bulamayan Erdoğan rotayı Putin’e çevirdi

Online yapılan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na kalabalık bir heyetle giden ancak ABD Başkanı Biden ile görüşemeden dönen AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, rotayı Rusya’ya kırdı. Erdoğan, 29 Eylül’de Soçi’de Putin ile görüşecek. Rus Lider Putin, iki yıl önce Erdoğan ve heyetini kapıda bekleterek diplomatik bir cevap vermişti. 

BOLD – ABD dönüşünde ABD Başkanı Joe Bİden ile “iyi bir başlangıç” yapamadıklarını itiraf eden AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan rotayı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e döndü. Erdoğan gelecek hafta Soçi’de Putin’le “başbaşa” görüşecek. Rus çevirmen dışında kimsenin olmayacağı görüşmede Erdoğan’ın yeni S-400’ler, yenilenecek doğalgaz anlaşması başta olmak üzere ne gibi tavizler vereceği ise merak konusu oldu.

“KİMSEYİ YANIMIZA ALMADAN”

ABD dönüşü 29 Eylül’de Soçi’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yapacağı görüşme sorusuna Erdoğan, “29 Eylül’de nasip olursa Sayın Putin’le Soçi’de yapacağımız ikili görüşme gerçekten önem arz ediyor. Heyetler arası görüşme yok, Sayın Putin’le sadece ikili görüşme yapacağız. Bu tabi sadece İdlib’i içeren bir görüşme olmayacak. Aynı zamanda Türkiye-Rusya ikili ilişkilerini ve Suriye’deki durumu masaya yatıracağız. Suriye’de nereye geldiğimizi, bundan sonraki süreçte de nereye geleceğimizi kendileriyle konuşacağız. Kimseyi üçüncü bir şahıs olarak yanımıza almadan bu görüşmeyi yaparken orada tabi Türkiye-Rusya ilişkilerinde önemli bir karara da varacağız” dedi.

ABD’DEKİ AÇIKLAMALARI RUSYA’YI KIZDIRDI

Erdoğan BM Genel Kurulu konuşmasında da Kırım’ın ilhakını tanımadığını söyleyerek, “İlhakını tanımadığımız Kırım dahil, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin korunmasına önem veriyoruz” dedi. Dışişleri Bakanlığı da Türkiye’nin Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü olan desteğini sürdürdüğünü ve Kırım’ın hukuka aykırı ilhakını tanımadığını açıkladı. Açıklamada ayrıca 17-19 Eylül’de yapılan Duma seçimlerde Kırım itibariyle sonuçlarını Türkiye açısından hukuki bir geçerliliği bulunmadığı belirtildi.

PUTİN’İN TEMSİLCİSİ ERDOĞAN’I 15 TEMMUZ’LA TEHDİT ETTİ

Türkiye’nin son aylardaki Kırım açıklamalarına cevap Rusya Devlet Başkanı Putin’in Kırım Daimi Temsilcisi Georgiy Muradov’dan geldi. Muradov, bu ay başında yaptığı bir açıklamada “Türkiye, 15 Temmuz gecesi Türk Cumhurbaşkanı’nın darbeden kurtarılmasına Rusya yönetiminin nasıl yardım ettiğini iyi hatırlamalı” dedi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da Erdoğan’ın Kırım açıklamasına “(Erdoğan’ın) Rusya ziyaretinin hazırlıkları sürerken bu tür açıklamaların yapılmasını üzüntüyle karşılıyoruz. İkili ilişkilerin gelişimine ve sıcak bölgesel tehditlerin çözümüne odaklanmak isterdik” diye yanıt verdi .

PUTİN ERDOĞAN’I AYAKTA BEKLETMİŞTİ

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın iki yıl önce gerçekleşen Moskova ziyaretinde Putin’in Türk heyetini kabul ettiği salona, “Osmanlı’yı 93 harbinde yenen Rus askeri heykeli” ve Erdoğan ile Putin’in görüştüğü odaya 1783’te Kırım’ı ilhak eden Büyük Katerina’nın heykeli konuldu. Ayrıca Putin Erdoğan ve beraberindeki heyeti 2 dakika bekletip Rus devlet televizyonu kronometre tutarak yayınlattı. Bu durumla ilgili Türk tarafı resmi olarak herhangi bir açıklama yapmadı.

 

 

108 Kürt siyasetçinin yargılandığı gün Erdoğan’dan ‘Kürt Sorunu’ yorumu: Çözdük, aştık, bitirdik

Okumaya devam et

Popular

Shares