Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

AİHM’den ilk karar: ByLock’u tutuklamaya delil kabul etmedi

AİHM, polis memuru Tekin Akgün’ün başvurusunda Türkiye aleyhine hak ihlaline hükmetti. Kararda tek ve esas delilin Bylock olmasının tutuklamaya yetmeyeceğine dikkat çekildi. “Şifreli iletişim uygulamasını indirmek ve kullanmak tek başına suç oluşturmaz” denildi.

BOLD – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Tekin Akgün’ün haksız tutuklandığına dair yaptığı başvuruda hak ihlali kararı verdi. Kararda, başvurucunun tutukluluğuna esas ve tek delilin Bylock kullanımının gösterilmesi ve yazışma içeriklerinin olmaması nedeniyle ihlale hükmedildi. AİHM, 12 bin euro tazminata hükmetti.

Kararda, “İlke olarak Bylock gibi şifreli iletişim uygulamalarını indirme/kullanma veya mesajlaşma gizliliğini korumak için başka herhangi bir yöntemin, tek başına suç oluşturan faaliyette bulunulduğuna dair objektif bir gözlemciyi tatmin edebilecek kanıt teşkil etmez” değerlendirmesi yapıldı. Anayasa’ya göre iç hukukta bağlayıcılığı bulunan AİHM kararı Türkiye’deki Bylock yargılamaları açısından emsal teşkil ediyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Türkiye’ye geri göndermeler ve Bylock tutuklamalarına ilişkin Erdoğan rejimi aleyhine iki önemli karar aldı.

Darbe girişimi sonrası Bulgaristan’a giderek iltica talebinde bulunduğu halde, Bulgar makamları tarafından zorla Türkiye’ye gönderilen bir gazetecinin Bulgaristan aleyhine açtığı davada AİHM başvurucunun uluslararası koruma başvurusu değerlendirilmeden Türkiye‘ye iade edilmesi nedeniyle Bulgaristan‘ın 3. ve 13.madde ihlal ettiğine ve 15 bin euro manevi tazminat ödemesine hükmetti.

BYLOCK’LA İLGİLİ İLK İHLALİ KARARI

AİHM, polis memuru Tekin Akgün’ün Bylock gerekçesiyle tutuklanması üzerine yaptığı başvuruyla ilgili ise ikinci ihlale hükmetti. AİHM başvurucunun tutukluluğuna esas ve tek delilin Bylock kullanımının gösterilmesi, yazışma içeriklerinin olmaması nedeniyle madde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesindeki özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğine karar verdi. 6 üyenin oyuyla verilen karara,  Türk hükumetinin atadığı hakim Saadet Yüksel muhalefet etti. Mahkeme, 12 bin Euro manevi tazminat ile bin Euro masraf ve giderlerin ödenmesine de hükmetti. AİHM kararı, Anayasa’nın 90’ncı maddesine göre uluslararası sözleşme hükmünde ve iç hukuk yönünden bağlayıcı hüküm niteliği taşıyor.

Kararda şu ifadelere yer verildi: “Bugün Akgün’ün başvurusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bire karşı altı oyla: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5 § 1 maddesinin (özgürlük ve güvenlik hakkı) ihlal edildiğine; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5 § 3 maddesinin (makul bir süre içinde yargılanma veya yargılama sırasında serbest bırakılma hakkı) ve 5 § 4 maddesinin ihlal edildiğine karar verdi. Dava, başvuranın Türk makamları tarafından “FETÖ/PDY” olarak adlandırılan bir örgüte üye olduğundan şüphelenildiği gerekçesiyle tutuklu yargılanmasına ilişkindir.

YETERLİ BİLGİ YOK!

Mahkeme, Ankara 9. Sulh Ceza Hakimi’nin 17 Ekim 2016’da başvuranın tutuklanmasına karar verdiğinde, ByLock’un niteliği hakkında, uygulamanın yalnızca örgüt üyeleri arasında kullanıldığı sonucuna varmak için yeterli bilgiye sahip olmadığı kanaatindedir. Başka unsurların veya bilgilerin yokluğunda, başvuranın ByLock kullanıcısı olduğunu belirten söz konusu belge, kendisine isnat edilen suçu teşkil edebilecek şekilde tek başına, ilgili kişinin gerçekten ByLock kullandığına dair tarafsız bir gözlemciyi ikna edebilecek makul şüphelerin varlığını gösteremez. Mahkeme, başvuranın tutuklu yargılandığı tarihte 9. Sulh Ceza Hakimliği’ne Hükümet tarafından sunulan delillerin Mahkeme’nin gerektirdiği “makul şüphe” kriterini karşıladığını kanıtlayamadığı ve böylece objektif bir gözlemciyi başvuranın gözaltına alındığı iddia edilen suçu işleyebildiğine ikna edemeyeceği sonucuna varmıştır.

Mahkeme, başvuranın tutukluluğu sırasında, bir suç işlediğinden şüphelenmek için makul nedenlerin bulunmaması nedeniyle Sözleşme’nin 5 § 1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Mahkeme, başvuranın tutuklu yargılanmasına ilişkin kararın gerekçelerinin belirtilmediği iddiasıyla ilgili olarak Sözleşme’nin 5 § 3 maddesinin de ihlal edildiği kanaatindedir.”

Dünya

Brezilya’da Türk jetine operasyon: 1,3 ton kokain ele geçirildi

Brezilya Polisi, Sao Paulo kentindeki Leite Lopes Havaalanı’nda bir Türk jetine operasyon yaptı. Operasyonda 25 bavula gizlenmiş 1,3 ton kokain ele geçirildiği iddia ediliyor. Uçaktaki bir İspanyol yolcu ile Türk mürettebatın gözaltına alındığı öğrenildi. Diyarbakırlı işadamı Şehmuz Özkan’a ait uçak, Özal döneminde satın alınmış ve 2016 yılına kadar devlet büyükleri tarafından kullanıldı. Kokain iddialarının ardından gözler Sedat Peker’e çevrildi.

BOLD – İzmir Adnan Menderes Havalimanı’ndan 1 Ağustos günü sabah saat 07.30’da havalanan TC-GVA tescilli Gulfstream 4 tipi uçak, 5 saatlik bir uçuşla Sao Paulo kentindeki Ribeirao’daki Leite Lopes Havaalanı’na indi .

Uçağın Gonzalez Valdes adında İspanyol bir yolcusu bulunuyordu. Brezilya basınında yer alan habere göre, polisin operasyonun ardından uçağın bagajındaki yaklaşık 25 bavul tek tek aprona dizildi.

Brezilya polisi operasyonu saniye saniye kaydetti. Bu kayıtlarda bavullardan bir tanesinin kabinde İspanyol yolcu Gonzalez Valdes’in önüne açıldığı görülüyor.

Uçağın Şeyhmuz Özkan’ın sahibi olduğu Affan Holding bünyesindeki “ACM Air” şirketine ait olduğu belirtildi.

Öte yandan ACM Airlines, TC-GVA uçağının İspanyol bir yolcu tarafından kiralandığını ve hiçbir bağlantılarının olmadığını açıkladı.

ACM Air şirketinin CEO’sunun ise AKP Diyarbakır Milletvekili Aday Adayı Çiğdem Özkan olduğu iddia edildi.

GEÇEN SENE KOKAİN DOLU TÜRK GEMİ YAKALANDI

Geçen sene Temmuz ayında da rotası İzmir limanı olan, 5 ton kokain yüklü bir gemi Kolombiya açıklarında yakalandı. Türkiye’den pandemi nedeniyle uzun süre iddiaları araştıracak müfettiş görevlendirilmemişti.

GÖZLER SEDAT PEKER’DE

Uçak dolusu kokain haberinin ardından gözler Sedat Peker’e çevrildi. Peker, AKP’li bazı siyasetçi ve yakınlarının kokain trafiği içerisinde yer aldığını belirterek, bazı isimler açıklamıştı. Peker, Binali Yıldırım’ın oğlu Erkam Yıldırım’ın yakalanan kokain dolu gemi sonrası Güney Amerika’ya giderek yeni kokain rotası oluşturduğunu iddia etmişti.

Binali Yıldırım ise iddiaları yalanlayarak, oğlunun Venezuela halkına maske dağıtmaya gittiğini söylemişti.

Erdoğan’ın papatya falı: Tamam mı devam mı?

Okumaya devam et

Dünya

Erdoğan’ın Biden ile 1 milyon Afgan mülteci pazarlığında ‘tercüman’ ayrıntısı

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Göçmen Kabul Programı kapsamında 1 milyon Afgan için Türkiye’yi adres göstermesi siyasetin gündemine bomba gibi düştü. Konuyla ilgili İngilizce tweetler atan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Ayrıca toplantıya resmi tercüman yerine Kavakçı ailesinden genç bir tercümanın katılmasına izin verildiği de ortada. Erdoğan kararını gizlemek için böyle davrandı” yazdı.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 14 Haziran 2021 tarihinde Brüksel’deki NATO zirvesinde ABD Başkanı Joe Biden ile görüştü. Görüşmede tercümanlığı Türkiye’nin Kuala Lumpur Büyükelçisi Merve Kavakçı’nın kızı Fatma Abushanap yaptı. Biden ile Erdoğan’ın baş başa görüşmelerinde Dışişleri yetkilisi yerine Fatma Abusahanap’ın tercümanlık yapması o günlerde eleştirilmişti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu kendi sosyal medya hesabından İngilizce attığı tweetlerde “Afganistan için anlaştılar.” diyerek Erdoğan’ın ABD’ye taviz verdiği iddiasını tekrar gündeme getirdi. Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın Biden ile anlaşmasını gizlemek için Merve Kavakçı’nın kızıyla görüşmeye girmesini hatırlattı.

“BİDEN’A VERİLMİŞ BİR TAVİZ”

Eski asker, strateji uzmanı Metin Gürcan ise sosyal medya hesabındaki paylaşımında, “İktidarın ABD’ye Afgan sığınmacıların Türkiye’ye rahatça gelebilmesi için ‘Açık Kapı Politikası’ sözü verdiğine yönelik ciddi iddialar var. Doğru ise Afganistan, ‘şahsi beka’ için Türkiye’nin güvenliğini ve sosyal dokusunu bozma pahasına Biden’e verilmiş bir taviz.. Yazık!” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Analiz

ABD de Afgan göçmenler için Türkiye’yi adres gösterdi

Avrupa’dan sonra ABD de ülkeyi terk eden Afganlar için Türkiye’yi adres gösterdi. ABD Dışişleri Bakanlığı, ülkeye kabul edilecek Afgan mültecilerin başvurularını Türkiye’ye gelenlerden de alacağını açıkladı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç: “Türkiye olarak ABD’nin sorumsuz ve ülkemize danışmadan aldığı kararı kabul etmiyoruz” dedi.

BOLD ANALİZ – Afganistan’daki Kabil Uluslararası Havalimanı’nın güvenliği konusunda hala bir anlaşmaya varamayan Türkiye ve ABD arasında yeni bir kriz patlak verdi. ABD Dışişleri Bakanlığı, Afganistan’da Amerikan askerleri için çalışan Afganların tahliyesi için Türkiye’yi adres gösterdi, Dışişleri Bakanlığı Washington’a sert tepki gösterdi.

Afganistan’da devam eden savaşın şiddetini artırması üzerine ABD hükümeti pazartesi günü yaptığı açıklamada daha önce ABD güçleri ve yetkilileriyle beraber çalışmış binlerce Afgan mülteciyi kabul edeceğini açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Türkiye gibi başka bir ülkeye gelen ve gerekli şartları taşıyan Afganların internet sitesinde form doldurduktan sonra başvularının değerlendirileceğini bildirdi.

Afgan göçmenlerin bu sırada Türkiye hükümeti ya da Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğine (UNHCR) başvuru haklarının da bulunduğu belirtildi.

“TÜRKİYE’NİN YENİ BİR GÖÇ KRİZİNİ ÜSTLENECEK KAPASİTESİ YOK”

Dışişleri Bakanlığı ise salı akşamı yaptığı açıklamasında “ABD’nin sorumsuz bir şekilde ve Türkiye’ye danışmadan aldığı bu kararı kabul etmediklerini” belirtti ve ekledi:

“Öncelikle ABD’nin açıklaması bölgemizde büyük bir göç krizine neden olacak ve göç yollarında Afganların acılarını artıracaktır. Soruna bölge ülkeleri arasında çözüm bulmak yerine ülkemizin rızası olmaksızın ülkemizde çözüm aranmak istenmesi kabul edilemez.”

Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında ayrıca, “Son 7 yıldır dünyada en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan ülkemizin yeni bir göç krizini üçüncü bir ülke adına üstlenecek kapasitesi bulunmamaktadır” ifadesine yer verildi.

“ABD, eğer bu kişileri ülkesine almak istiyor ise doğrudan uçaklarla ülkesine nakletmesi mümkündür” diyen Dışişleri Bakanlığı, “Bölgemizde üçüncü ülkelerin kararları neticesinde yaşanan göç krizlerinin yükünün Türk milleti tarafından üstlenilmesini kimse beklememelidir” açıklamasını da yaptı.

ABD askeri güçlerinin 20 yılın ardından Afganistan’dan çekilme kararı almasıyla Taliban son aylarda Afganistan’da hızlı bir şekilde ilerlemeye başladı.

Bunun üzerine Afganistan’dan göç eden kişilerin sayısı da son dönemde artmaya başladı.

ESKİ KOMUTAN VE CIA BAŞKANINDAN ‘İÇ SAVAŞ’ UYARISI

Bu arada eski ABD’li komutan ve CIA Başkanı David Petraeus, Afganistan için ‘Taliban’ın galip çıkacağı 1990’lardaki gibi kanlı ve vahşi iç savaş’ uyarısı yaptı.

Irak ve Afganistan’da ABD öncülüğündeki yabancı güçlere komuta etmiş ve sonrasında CIA başkanlığı yapmış David Petraeus, ABD yönetimini ‘İslamcıların iktidarı ele geçirmek üzere olduğu Afganistan’ı iç savaşa terk etmekle’ suçladı.

“MUAZZAM SIĞINMACI DALGASI YARATIR”

Taliban’ın Afganistan’ın büyük kısmını ele geçirmeye devam etmesi halinde El Kaide’nin geri dönüşünü sağlayabileceğini, Afganistan’ı tekrar El Kaide için korunaklı bölgeye çevirebileceğini de söyleyen eski CIA Başkanı, ‘şimdiden binlerce Afgan’ı kaçmak zorunda bırakan Taliban saldırılarının muazzam sığınmacı dalgası yaratacağı, bunların Pakistan ve diğer komşu ülkelere sel gibi akacağı’ uyarısında bulundu.

‘Kadınlar başta olmak üzere Afganların temel hak ve özgürlüklerini kaybedeceğinin’ altını çizen Petraeus, “Dünyanın görmek istediğinin bu olduğunu sanmıyorum” dedi.

“AB, TÜRKİYE İLE GÖÇ ANLAŞMASINI GENİŞLETSİN”

Öte yandan Afgan göçüne ilişkin bir açıklama da Belçika’nın İltica ve Göçten Sorumlu Devlet Bakanı Sami Mehdi’den geldi.

Sami Mehdi, artan Taliban şiddeti nedeniyle Afgan mülteci akını öncesinde AB “Türkiye Anlaşmasının” Afganları da kapsayacak şekilde genişletilmesi çağrısında bulundu.

Mehdi, şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’yi Afganlar için güvenli bir üçüncü ülke haline getirmek, göç akışlarını yönetmemize yardımcı olacaktır. Türkiye Anlaşması, Türkiye’ye sığınan ve daha sonra sağlam mülteci statüsü alan Suriyelilere daha iyi koruma sunmamızı sağlıyor. Yeterli korumadan faydalanabilmeleri için bu anlaşmanın Avrupa düzeyinde Afgan mültecilere nasıl genişletilebileceğini araştırmalıyız.”

TÜRKİYE, AB’DEN SONRA ABD’NİN DE ‘GÖÇMEN BEKÇİSİ’ OLUYOR

Avrupa Birliği, Suriyeli göçmenlerin Avrupa’ya göçü karşısında bir set olarak gördüğü Türkiye’yi Afgan göçmenler için de set olarak görmeye başladı.

Avrupa Birliği yetkilileri Reuters haber ajansına önce yaptıkları açıklamada, Türkiye’ye Afgan göçmen akını için yeni bir mali yardım paketi düşündüklerini açıkladılar. Ancak daha sonra Euronews’e konuşan Avrupa Komisyonu yetkilileri bu açıklamayı tekzip ettiler.

Avrupa Komisyonu yetkilileri, 2024 yılına kadar Türkiye’ye verilmesi planlanan 3,5 milyar euroluk yeni göçmen yardımı paketinin sadece Suriyeliler için değil tüm sığınmacıları kapsadığını ve Türkiye’ye Afganlar için ayrı bir mali yardım paketi hazırlanmayacağını açıklamıştı.

Afgan göçünün yönünün Türkiye olacağını şimdi Washington da ilan etmiş oldu.

Soykırımın 7. yılı: Ortadoğu’nun en çok zulme uğrayan halklarından Ezidiler

Okumaya devam et

Popular

Shares