Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Tunus ikinci Mısır mı olacak?

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’in Başbakan Hişam el-Meşişi’yi görevden almasının ardından tansiyonun yükselmesi üzerine ülkede gece sokağa çıkma yasağı ilan edildi. AKP yönetiminden Tunus iç siyasetine yönelik  açıklamalar dolayısıyla Müslüman Kardeşler kökenli En-Nahda hareketinin de Mısır’daki İhvan’ın düştüğü tuzağa düşmesi ve şiddete bulaşmasından korkuluyor.

BOLD ANALİZ – Arap Baharı’nın fitilinin ateşlendiği ve yegane başarı hikayesi olarak görülen Tunus’ta gerilim yükseliyor. Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’in Başbakan el Meşişi’yi görevden alması ve meclisi kısa süreyle kapatmasını ‘darbe’ olarak nitelendiren En-Nahda hareketi sokaklara indi. Cumhurbaşkanı Said, ülkede gece sokağa çıkma yasağı ilan etti.

AKP yönetimi Mısır’da olduğu gibi Tunus’ta da yaşanan gerginliğin baş aktörlerinden biri oldu.

AKP, Mısır’da Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin askeri darbeyle devrilmesi ve sonrasında yaşanan şiddet olaylarında olduğu gibi Tunus’ta da gerilimi azaltma yönünde girişimde bulunmak yerine yine taraf tutmaya ve gerilimi tırmandıracak söylemler kullanmaya başladı. Cumhurbaşkanı Said’in kararını ‘darbe’ olarak nitelendiren AKP, En-Nahda’yı ‘darbeye direnmeye’ çağırdı.

Tunus’ta Arap Baharı’nın bugüne kadar kazasız atlatılmasında, 2016 yılında ‘siyasal İslam’ı resmen terk ettiğini açıklayan En-Nahda Hareketi’nin itidalli davranması etkili oldu.

Ancak son olaylar sonrası sokağa inen Müslüman Kardeşler (İhvan) kökenli En-Nahda hareketinin Mısır’daki İhvan’ın düştüğü tuzağa düşmesi ve ülkenin şiddet sarmalına girmesinden korkuluyor.

GECE SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI İLAN EDİLDİ

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’in Başbakan Hişam el Meşişi’yi görevden almasının ardından tansiyonun yükselmesi üzerine, ülkede gece sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Cumhurbaşkanlığının Facebook hesabından yapılan açıklamada, bugünden itibaren geçerli olacak sokağa çıkma yasağının saat 19.00 ile 06.00 arasında geçerli olacağı ve 27 Ağustos’a kadar süreceği belirtildi. Sağlıkla ilgili acil durumlar ve gece çalışanlar ise yasak kapsamı dışında bırakıldı.

Geceleri sokağa çıkma yasağı ilan eden Cumhurbaşkanı Said, Pazartesi günü yayınladığı video mesajında halka itidal çağrısı yaparak, Başbakanı görevden alma kararının bir darbe olduğu yönündeki iddiaları reddetti. Said, “Ulus için en büyük tehlike iç patlamadır” ifadesini kullandı.

“Son kararlarımı darbe olarak adlandıranların anayasayla ilgili bilgilerini yeniden gözden geçirmesini öneririm” diyen Said, halka ‘sizi sokaklara çağıranların çağrılarına uymayın’ uyarısı yaptı.

Pazartesi günü ilerleyen saatlerde Nahda’ya yakın görülen Al Jazeera kanalı, güvenlik güçlerinin Tunus’taki ofislerine baskın düzenleyerek tüm ekipmanları fişten çektiğini ve çalışanlara ofisten çıkmalarını söylediğini duyurdu.

GÖREVDEN ALINAN BAŞBAKAN MEŞİŞİ GERİ ADIM ATTI

Said’in açıklamalarının ardından görevden alınan Başbakan Hişam el-Meşişi de bir açıklama yaparak “Karışıklığa sebebiyet veren bir konumda olmak istemediğini; Cumhurbaşkanı kimi seçerse görevi ona devredeceğini” belirtti.

Meşişi, yaptığı açıklamada “Tunus’a herhangi bir konumdan hizmet vermeye hazır olduğunu” ifade etti.

İKİ BAKAN DA GÖREVDEN ALINDI

Cumhurbaşkanı Said’in, Başbakan Hişam el Meşişi’yi salgın ve ekonomiyi düzgün yönetemediği gerekçesiyle görevden almasının ardından, Savunma Bakanı İbrahim Bartagi ve Adalet Bakanı Hasna Ben Süleymani’yi de görevden aldı.

Cumhurbaşkanı Said Pazar akşamı yaptığı açıklamada Başbakan el Meşişi’yi görevden aldığını ve kendi atayacağı bir başbakanla yürütmeyi devralacağını duyurmuştu. Said ayrıca, meclisin tüm yetkilerini 30 gün süreyle dondurduğunu ve milletvekillerinin dokunulmazlığını askıya aldığını bildirmişti.

Cumhurbaşkanı Said’in Başbakan el Meşişi’yi görevden alarak, parlamento çalışmalarını kısa süreliğine durdurma kararı ülkede tansiyonun yükselmesine yol açtı.

Kararın ardından Cumhurbaşkanı Said’i destekleyenler kararı sevinçle karşılamış, ülkenin en büyük siyasi partisi En-Nahda ve destekçileri yapılan hamleyi bir darbe olarak nitelendirmişti. Pazartesi günü iki grubun tepkisi de sokağa taştı. Başkent Tunus dışında Gafsa, Kayravan, Manastır, Sus ve Tuzer gibi birçok kentte sokak protestoları düzenlendi. Bunların bir kısmında grupların birbirleriyle, bir kısmı da ise güvenlik güçleriyle çatıştığı bildirildi.

MECLİS ABLUKADA

Cumhurbaşkanı Said’in emriyle askerlerin kontrolü aldığı meclise Pazartesi erken saatlerde bazı milletvekilleriyle gelen ve içeri girmeye çalışan Meclis Başkanı ve En-Nahda lideri Raşid el Gannuşi’nin içeri girmesini engellendi. İçeri alınmayan Gannuşi, bina önünde oturma eylemi başlattı.

Bu arada partilerinin ‘devrimin ve halkın iradesini koruma’ çağrısı yapmasının ardından En-Nahda destekçileri parlamento çevresinde toplandı. Bazı protestocular kapalı olan kapıya tırmanarak, meclis kapısının arkasındaki askerlere “kapıları açın” diye bağırdı.

Said yandaşlarının da meclis çevresinde toplanması sonrası, iki grup arasında güvenlik güçleri ayırana kadar kısa süreli arbede yaşandı. Olaylarda en az bir kişinin yaralandığı bildirildi.

Meclisteki birinci parti konumundaki El Nahda’nın lideri ve Meclis Başkanı Gannuşi ‘darbeye karşı halkı barışçıl mücadeleye’ çağırdı.

Türk halkının 15 Temmuz’a karşı sokağa çıkmasını örnek aldığını belirten Gannuşi meclisi sanal oturumlarla çalıştırma kararı aldı. El Nahda yetkilileri de kararların uygulanmaması için kurumsal itaatsizlik çağrısı yaptı.

ULUSLARARASI TOPLUMDAN ‘İTİDAL’ ÇAĞRILARI, AKP’DEN ‘DARBE’ AÇIKLAMASI

Tunus’taki gelişmeler uluslararası toplum tarafından da kaygı ile karşılandı. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Tunus’taki tüm siyasi aktörleri uyararak şiddetten kaçınma çağrısı yaptı.

Alman Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Adebahr bugün Berlin’de yaptığı açıklamada, Alman hükümetinin Tunus’ta yaşananlar sebebiyle “çok kaygılı” olduğunu ve konuyu ilgili Tunuslu yetkililerle görüştüklerini söyledi. Adebahr, “Hızlı bir şekilde anayasal düzene geri dönmenin gerçekten önemli olduğunu düşünüyoruz” ifadesini kullandı.

ABD’den Beyaz Saray Basın Sözcüsü Jen Psaki, Tunus’un Arap Baharı’nın doğduğu yer olduğunu belirterek ‘demokratik ilkelere bağlı kalınması’ çağrısı yaptı.

Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov ise Rusya’nın Tunus’taki gelişmeleri izlediğini belirterek “Bu ülke halkının istikrarını ve güvenliğini hiçbir şeyin tehdit etmeyeceğini umuyoruz” açıklamasında bulundu.

Birleşmiş Milletler’den (BM) de Tunus’la ilgili açıklama geldi. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in sözcüsü Ferhan Haq, “Tunus’taki tüm tarafları şiddetten uzak durarak huzuru ve barışı koruma çağrısı” yaptı. Tüm anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini söyledi.

Tunus’taki gelişmeleri ilk andan itibaren ‘darbe’ olarak niteleyen AKP iktidarı ise Tunus halkını ‘darbeye direnmeye’ çağırdı. Meclis Başkanı Mustafa Şentop ülkedeki gelişmeleri “Tunus’ta yaşananlar endişe vericidir; seçilmiş parlamentoyu ve milletvekillerini görev yapmaktan men eden kararlar anayasal düzene karşı darbedir” sözleri ile değerlendirmişti. Şentop sözlerini “Askeri/bürokratik darbe her yerde gayrimeşrudur; Tunus’ta da gayrı meşrudur. Tunus halkı anayasal düzene ve hukuka sahip çıkacaktır” şeklinde sürdürmüştü.

PROTESTOLAR HAFTALARDIR SÜRÜYORDU

Tunus’ta eski devlet başkanı Zeynel Abidin bin Ali’nin devrilmesi ile sonuçlanan eylemlerin ardından 10 yılı geçti. Bu sürede bazısı sadece birkaç ay görevde kalabilen dokuz hükümet başa geldi. Salgın nedeniyle yaşanan durgunluk halihazırda ekonomik krizdeki ülkede yaşayan halkın yoğun tepkisine yol açarken, bir süredir bu tepkiler sokak protestolarına dönüşmüştü. Başbakan Meşişi, geçen hafta Sağlık Bakanı’nı görevden almış, ancak tepkileri dindirememişti. kovid-19 vaka sayılarının fırladığı ve 18 binden fazla insanın yaşamını yitirdiği ülkede aşılama oranı yüzde 10 civarında.

Tunus’un darbe ile imtihanı

Analiz

Saray’a bağlı yargıdan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül de şikayetçi

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Yargıyı yargıya bırakacak bir hukuk kültürü oluşturmamız gerekiyor” dedi. Cumhuriyetin 100’üncü yılında yeni yüzyıla daha adil bir Türkiye, daha adil bir dünya anlamında önemli neticeleri hep birlikte gerçekleştireceklerini savundu.

BOLD ANALİZ – Bursa’da Adalet Bölge Değerlendirme Toplantısı’nda konuşan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Yargıyı yargıya bırakacak bir hukuk kültürünü medyasıyla, siyasetiyle, akademi ve sivil toplum kuruluşlarıyla hep beraber oluşturmamız gerekiyor” dedi.

2023’E KADAR GERÇEKLEŞTİRMEK İSTİYORUZ

Bakan Gül, Bursa’da Adalet Bölge Değerlendirme Toplantısı’nda konuştu. İnsan Hakları Eylem Planı ile “özgür birey, güçlü toplum, daha demokratik bir Türkiye” hedeflerinin olduğunu belirten Gül, “Tüm bunları 2023’e kadar gerçekleştirme irademiz var. İnanıyoruz ki Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında yeni yüzyıla daha adil bir Türkiye, daha adil bir dünya anlamında önemli neticeleri hep birlikte gerçekleştireceğiz” dedi.

YARGIYI YARGIYA BIRAKACAK BİR KÜLTÜR OLUŞTURMALIYIZ

Yargının ancak delille karar vereceğini belirten Bakan Gül, yargı mensuplarının hedefe konulmasını eleştirdi. Yargının işini yapması için yargıya bırakılması gerektiğini belirten Gül, “Yargısız infaza herkes için karşı çıktığımız gibi yargının da yargısız infazını asla kabul etmiyoruz. Yargıyı yargıya bırakacak bir hukuk kültürünü medyasıyla, siyasetiyle, akademi ve sivil toplum kuruluşlarıyla hep beraber oluşturmamız gerekmektedir”

HAKİM KARAR ALMADAN SARAY’I ARADI

Bakan Gül, yargının yargıya bırakılması gerektiğini belirtirken, yakın dönemde mahkemelerin karar almadan Saray’la görüştüğü de medyaya yansıdı. Gazeteci Müyesser Yıldız, 15 Temmuz yargılamaları sırasında açık unutulan mikrofondan iki üye hakimin geciken Mahkeme Başkanı için, “Başkan Cumhurbaşkanı danışmanıyla görüşüyor” ifadelerini kullandığını köşesine taşıdı. Ayrıca AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yaptığı konuşmalarda başta Selahattin Demirtaş olmak üzere gazeteci Deniz Yücel, ABD uyruklu rahip Andrew Craig Brunson, iş insanı Osman Kavala’nın tutukluluklarının sürmesi için yargıya talimat vermişti. Erdoğan, yüksek yargı mensuplarıyla çay toplaması, Yargıtay başkanının Erdoğan’ın önünde düğmesiz cübbesini iliklemeye çalışması tepki çekmişti.

 

Öğretmen Mehmet Alp TEM’deki işkenceyi anlattı: Kafama silah dayayıp ‘yaşamak istiyorsan kabul edeceksin’ dediler

Okumaya devam et

Analiz

Erdoğan online zirveye çıkarma yaptı: Maliyeti 10 milyon lirayı geçecek

Online yapılacak BM Genel Kurulu için ABD’ye giden AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı daha önce ABD’ye giden Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu karşıladı. Erdoğan’ın bu ziyareti için milletin cebinden milyonlarca lira çıkacak.

BOLD ANALİZ – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na katılmak için kalabalık bir heyetle ABD’ye gitti. Erdoğan’ı havalimanında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu karşıladı.

KALABALIK BİR HEYETLE GİTTİ

Erdoğan, New York’taki BM 76. Genel Kurulu’na katılmak üzere “TC-TRK” uçağıyla ABD’ye gitti. Erdoğan’ı, John F. Kennedy Uluslararası Havalimanı’nda (JFK) Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Hasan Murat Mercan ile diğer yetkililer karşıladı. Erdoğan’ın yanında eşi Emine Erdoğan, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, AKP Genel Başkanvekili Binali Yıldırım, iş insanları ve gazetecilerden oluşan kalabalık bir heyet bulunuyor.

LİDERLER ONLİNE OLARAK KATILACAK

Koronavirüs salgını nedeniyle zirve geçen yıl olduğu gibi bu yıl da online olarak yapılacak. Zirvenin online olarak yapılacak olması nedeniyle liderler ABD’ye çağrılmadı. Online zirveye Erdoğan’ın kalabalık heyetle gitmesi, “Erdoğan Amerika’ya var olan bir problemi çözmeye mi gidiyor?” algısına yol açtı. Bu nedenle yabancı yatırımcıların Türkiye’den çıkması nedeniyle dolar 6.40 lira seviyelerinden 6.70 seviyelerinin üzerine çıktı.

DAVETSİZ ZİYARETİN MİLLETE MALİYETİ 10 MİLYON LİRAYI GEÇECEK

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın davet edilmemesine karşın kalabalık bir heyetle ABD’ye yaptığı ziyaretin faturası 10 milyon lirayı bulacak. Sadece uçağın benzin ve iniş, kalkış, uçağın gecelemesi, bakımı, temizliği, merdiveni, kılavuzluk hizmeti gibi masraflarına yaklaşık 500 bin dolar ödenecek. Konaklayacakları süit oda, yeme içme, kiralık araç ve diğer harcamaları da millet karşılayacak. Bunların hepsinin maliyetinin 10 milyon lirayı geçmesi bekleniyor.

Türkiye’de işkencenin raporu açıklanıyor: Hukukçular ve hak savunucuları İsviçre’de toplandı

Okumaya devam et

Analiz

İşte böyle bir döneme denk geldik!

15 Temmuz sonrası AKP,  Gülen Hareketi mensupları başta olmak üzere birçok etnik ve siyasi gruba yönelik tarihte eşine az rastlanır bir soykırım politikası yürüttü. Devlet kurumlarının karıştığı işkence, tecavüz, adam kaçırma, çıplak arama gibi skandallar kayıtlara geçti. İşkenceler, tutuklananlar için cezaevinde de devam etti. Bir çok mahkumun sağlam girdiği cezaevlerinden cenazesi çıktı. Yaşanan binlerce hak ihlali ve hukuksuzluklardan, basına yansıyan birkaçı bile vicdan sahiplerini rahatsız ediyor. İş insanı Akın İpek’in “Bu dönemi tarif et deseniz” diye başlayan paylaşımı büyük beğeni topladı.

BOLD – 15 Temmuz sonrası Türkiye’de yürekleri burkan insan hakları ihlalleri ve hukuksuzluklar yaşandı. Darbe girişiminin yaşandığı 2016 ile 2020 arasında cumhuriyet savcılıkları, TCK’nın 314’ncü maddesinde yer alan silahlı terör örgütü üyeliği iddiasıyla 1 milyon 576 bin 566 soruşturma başlattığı ortaya çıktı.

ONBİNLERCE OPERASYON YÜZBİNLERCE GÖZALTI VE TUTUKLAMA

15 Temmuz’un 5. yıldönümünde konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, sadece Gülen Hareketi mensuplarına yönelik 135 bin 916 operasyon gerçekleştirildiğini, 312 bin 121 gözaltı ile adli makamların kararıyla 99 bin 123 tutuklama yapıldığını açıkladı.

ÇIPLAK ARAMA REZALETİ

Gözaltına alınan ve tutuklanan Gülen Hareketi mensuplarına, polis merkezlerinde ve cezaevlerinde de insanlık dışı muamele devam etti. Uşak’ta gözaltına alınan üniversiteli kız öğrenciler polis merkezinde keyfi olarak çıplak aramaya maruz kaldı. AKP’li Özlem Zengin ise keyfi çıplak arama yapalar yerine bunu ifşa edenler öğrencileri ahlaksızlıkla suçladı.

PLASTİK SANDALYEDE ÖLÜM

KHK’lı polis Mustafa Kabakçıoğlu, tutuklu bulunduğu Gümüşhane Cezaevindeki 29 Ağustos 2020’de karantina hücresinde hayatını kaybetti. Kabakçıoğlu’nun plastik sandalye üzerinde hayatını kaybetti yapılan incelemenin ardından polis kayıtlarına girdi. Gazeteci Sevinç Özarslan, Kabakçıoğlu’nun yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle cezaevi yönetimine defalarca dilekçe yazdığını, ancak sonuç alamadığını ortaya çıkardı.

CEZAEVİNDE BEBEĞİNİ KAYBEDEN KANSERLİ ANNE YENİDEN TUTUKLANDI

Üç ay kaldığı Bandırma M Tipi Cezaevinde 7 haftalık bebeğini kaybeden Gülden Aşık, 15 Eylül’de yeniden tutuklandı. Bir süredir tutuksuz yargılanan ve cezaevindeyken ilk biyopsisi yapılan üç çocuk annesi Aşık, iki yıldır tiroit kanseriyle mücadele ediyor.

HELİKOPTERDEN ATILAN KÖYLÜLER

Van’ın Çatak ilçesinde 11 Eylül 2020’de gözaltına alınan Osman Şiban ve Servet Turgut’un  helikopterden atıldıkları ortaya çıktı. Osman Şiban ağır yaralanırken Servet Turgut hayatını kaybetmişti.  Olay uzun süre kamuoyundan gizlenmeye  çalışılsa da hastane raporları basına sızdı. Haberi yapan Kürk gazeteciler de tutuklanırken, habere erişim engeli getirildi.

İçişleri Bakanı gözaltındayken helikopterden atılan 2 köylüyü, mahkeme kararı olmadan teröristlere yardım ve yataklık yapmakla suçladı.

20 AYDIR HÜCREDE

Yasalara aykırı olmasına rağmen 20 aydır hücrede tutulan Akif Sarı felç geçirdi. İzmir Kırıklar 2 Nolu F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan Sarı’nın yüz felci geçirdiği öğrenildi. Hücrede kaldığı için halüsinasyon gören Sarı, şu anda sağ gözünü açamıyor, dilinin sağ tarafını ve parmaklarını hissetmiyor.

SOSYAL MEDYADA ADALET ARIYOR

Gülen Hareketine yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında tutuklanan ve aldığı 9,4 yıllık hapis cezası Yargıtay tarafından onaylanan kanser hastası Ayşe Özdoğan’ın, yeniden hapse girmesi gündemde. Cezaevine girmesi halinde doktorların 5 yıl ömür biçtiği Özdoğan, ceza infazının ertelenmesi için sosyal medyadan çağrı üstüne çağrı yapıyor.

Troliçe olarak da anılan Hilal Kaplan, sesini duyurmaya çalışan kanser hastası Ayşe Özdoğan’ı, hedef aldı. Kaplan, Özdağan’a muhafazakar camiadan destek açıklamalarına öfkelendi. Kaplan, “Mazlum” derken FETÖ yöneticiliğinden hüküm giydiğini belirtmemişsiniz. Kamuoyuna çağrı yaparken belirtilmesi gereken önemli bir ‘detay’ değil mi bu?” diyerek nefret suçu işledi.

POLİS MERKEZİNDE TECAVÜZ BELGELENDİ

Afyon TEM’de işkence gören ve tecavüze uğrayan A.A’nın 12 Haziran 2017’de Anayasa Mahkemesine yaptığı bireysel başvuru geçenlerde karara bağlandı. A.A’nın insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamelelere maruz kaldığına hükmeden yüksek mahkeme, işkenceci polisler hakkında yeniden soruşturma açılmasını istedi.

SEBEPSİZ ALIKOYMA VE İŞKENCE

İstanbul Başakşehir’de 20 Ocak günü kaçırılan elektrik işçisi sol görüşlü Gökhan Güneş , kendilerini polis olarak tanıtan kişilerin 138 saat boyunca işkencesine maruz kaldı. Günler sonra gözleri bağlı bir şekilde sokak ortasında bırakılan Güneş’in işkence sonucu yüzündeki darp izleri ve morluklar, başından geçenleri anlattığı basın açıklamasında kameralara yansımıştı.

ZAMAN ADALETSİLİĞE SON VERME ZAMANI

Basına da yansıyan bu olaylar, yaşanan binlerce işkence ve hak ihlalinden sadece  birkaç örnek. Devletin vatandaşıyla kavga ettiği söyleyen DEVA Partili Mustafa Yeneroğlu, “Düşman hukuku anlayışı ile yüzbinlerce masum insanın hayatı mahvedildi. Zaman adaletsizliklere son verme zamanıdır” dedi.

DÖNEMİ TARİF ET DESELER…

İş İnsanı Akın İpek ise yaşanan hukuksuzlar ve soykırımı şöyle ifade etti: “Bu dönemi tarif et deseniz; Meriç de vefat eden bebeklere, işkence ve tecavüze uğrayan gençlere, hapiste ölmemek için çırpınan kadına; ‘Ama onlar fitocu’ derlerdi derim… Daha beteri; Korkuydu, konuşmaya korkardı insanlar derim. Hitler’le tanıştık, Goebbels’i tanıdık; Ramses’i uzaktan, Yezit’i yakından gördük… Çocukların, gençlerin canlı canlı gömüldüğüne, anaların ‘bir deli’ gibi şehrin sokaklarında dolaştıklarına şahit olduk derim. Hakikat, kızgın bir demir gibi, tutanın elini yakıyor, bir avuç, yiğit evladı yiğit ten başkası, yanına dahi yaklaşamıyordu derim.”

Uşak’ta çıplak aranan kız öğrencilere ceza: Bu bir siyasi intikam operasyonu

Okumaya devam et

Popular

Shares