Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Erdoğan’ın uçak filosu ABD Başkanında bile yok

Türkiye’nin sadece 3 yangın söndürme uçağı olduğunu ortaya çıkması AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uçak filosunu tartışmaya açtı. 19 yıllık AKP iktidarının Cumhurbaşkanlığı ve bakanlar için aldığı VIP uçak ve helikopter filosu milyar doları buluyor. ABD başkanları bile böyle bir filoya sahip değil. Ayrıca sadece Katar’dan alınan uçaktan vazgeçilseydi 11 yangın söndürme uçağı alınabiliyordu.

BOLD ANALİZ – İçerisinde döşeme ve özel hiçbir donanım gerektirmediği için oldukça ucuz olan yangın söndürme uçak ve helikopterleri satın alıp Türk Hava Kurumu’nun filosuna katmayan, hatta mevcutları da bakımsızlıktan çürüten AKP hükumetinin, cumhurbaşkanı ve bakanlar için aldığı dünyanın en gelişmiş ve süper lüks donanımlı uçakları dudak uçuklatıyor.

Rahatlıkla söylenebilir ki ABD başkanları bile böyle bir uçak filosuna sahip değil. Ayrıca Erdoğan’ın Katar’dan 400 milyon dolara aldığı Boeing 747 ile şu an Akdeniz çevresindeki birçok ülkenin kullandığı yüksek kapasiteli 11 yangın söndürme uçağı alınabiliyor.

ABD BAŞKANLARININ VIP UÇAK FİLOSU

ABD hükumetinin VIP uçak filosunda askeri uçaklar hariç 4 uçak bulunuyor.

ABD Başkanı Joe Biden ve eşi Jill Biden ‘Air Force One’a binerken

ABD’de başkanlarının kullandığı uçağa ‘Air Force One’ adı veriliyor. Amerikan başkanlarının 2 adet Boeing 747-200B modelinden modifiye edilerek özel olarak dizayn edilmiş ve Boeing VC-25 olarak adlandırılan büyük gövdeli ve ultra uzun menzilli uçağı bulunuyor.

Air Force One

Ayrıca başkan yardımcılarının, dışişleri bakanının ve diğer hükumet üyelerinin kullandığı Boeing 757 modelinden modifiye edilerek özel olarak dizayn edilmiş ve Boeing C-32A olarak adlandırılan 2 adet büyük gövdeli uçağı bulunuyor. Bu 2 motorlu uçak ultra uzun menzilli olarak kabul edilmiyor ve dünyadaki bazı noktalara uçarken bir havaalanına inerek yakıt ikmali yapmak zorunda kalıyor.

John Kerry, binlerce kilometre uzaktaki Ortadoğu ziyaretine ofise dönüştürdüğü askeri kargo uçağı ile gitmişti

ABD eski Dışişleri Bakanı John Kerry, 2014 yılı Eylül ayında Irak, Ürdün ve Türkiye’ye gerçekleştirdiği bir ziyaret sırasında askeri kargo uçağı kullanmak zorunda kalmış. Fotoğrafları basına yansımıştı.

TÜRKİYE’NİN MİLYAR DOLARLIK VIP UÇAK FİLOSU

ABD başkanlarının büyük gövdeli ve ultra uzun menzilli, yani kalktığında dünyanın herhangi bir noktasına uçabilecek 2 tane uçağı bulunuyor. Ancak AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aynı kategoride değerlendirilebilecek 3 uçağı bulunuyor.

Erdoğan’ın bu kategoride 2018 yılına kadar 2 uçağı bulunurken, Katar’dan 3 yıl önce aynı kategoride ultra lüks döşenmiş 400 milyon dolarlık bir uçak daha aldı.

AKP hükumeti o dönemde uçağın Katar tarafından hibe edildiğini iddia ederken, CHP milletvekilleri 400 milyon dolar değerindeki uçağın satın alındığını ortaya çıkarmıştı.

Ayrıca Erdoğan’ın iş jeti kategorisinde küçük gövdeli ve ultra uzun menzilli 3 adet Gulfstream G-550 uçağı bulunuyor. Yani Erdoğan’ın filosunda toplamda 6 adet ultra uzun menzilli uçak bulunuyor .

İŞTE ERDOĞAN’IN VIP UÇAK FİLOSU

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve bakanların kullanımında kaç uçağın bulunduğu açıklanmıyor. Hiçbir resmi makam konuyu üzerine almak istemiyor. Açık kaynaklara göre ise VIP Filo havuzunda 13 uçak var.

VIP Filosundaki uçaklar, Türk Hava Yolları VIP Filo Başkanlığı tarafından yönetiliyor. Uçakların bakımından, görevlendirilecek pilotların ve kabin ekibinin koordinasyonuna kadar her şeyiyle VIP Filo Başkanlığı ilgileniyor.

ATATÜRK HAVALİMANI’NDA KONUŞLU

Bu filo ağırlıklı olarak, 2019 yılında eşi görülmemiş şekilde en üst standartlardaki iki pisti kırılarak üzerine hastane inşa edilen Atatürk Havalimanı’nda konuşlu. Atatürk Havalimanı neredeyse bu havuzdaki uçaklar için kapatılmış durumda. Halen bu havuzdaki uçaklar dışında kargo uçakları ve özel jetler bu meydanı kullanabiliyor.

BÜYÜK GÖVDELİ, ULTRA UZUN MENZİLLİ 3 UÇAK BULUNUYOR

Katar’dan alınan Boeing 747-800 model uçak

VIP Filosu’ndaki en büyük uçaklardan birisi Katar’ın hediye ettiği söylenen ancak satın alındığı ortaya çıkan Boeing 747-8.

Katar’dan alınan uçağın iç dizaynı

Katar Emiri’nin özel dizayn ettirdiği 4 motorlu uçak dünyanın en geniş gövdeli uçaklarından biri. Uçuş menzili 14 bin 320 kilometre. Türkiye almadan önce Katar hükumetinin uçağı 400 milyon dolara satışa çıkardığı ortaya çıkmıştı.

Şunu hatırlatmakta da fayda var bu uçak alınmadan önce AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın VIP uçak filosunda aynı işlevi görebilecek, geniş gövdeli ve ultra uzun menzilli 2 uçak daha bulunuyordu.

Tunus’tan alınan Airbus A-340 model uçak

Bunlardan birisi Tunus’un devrik lideri Zeynel Abidin Bin Ali’nin lüks tüketim firması Louis Vuitton’a iç dizaynını yaptırdığı Airbus A 340-541 model uçağı. Bu uçak da 4 motorlu ve dünyanın en uzun menzilli uçağı olarak kabul ediliyor. Bu uçağın uçuş menzili 16 bin 670 kilometre.

Tunustan alınan Airbus A340-541 model uçağın iç dizaynı devrik lider Zeynel Abidin Bin Ali tarafından lüks tüketim firması Louis Vuitton’a yaptırılmış

Diğeri ise Airbus A330-200 Prestige model uçak. 2011 yılında fabrikadan sıfır olarak alındıktan sonda ABD’de Gore Design şirketinde modifikasyon işlemleri yapılan uçak 2014’te teslim alındı. 90 yolcu kapasiteli olarak tasarlanan uçakta cep telefonuyla konuşulabilecek sistemler kuruldu. İçinde televizyonlu çalışma odası ile birlikte bir de yatak odası bulunan uçağın orta bölümü de toplantı salonu olarak planlandı.

Airbus’tan sıfır olarak alınan A-330

Bu uçak da büyük gövdeli ve ultra uzun menzilli bir uçak. 13 bin 450 kilometre uçuş menzili ile Türkiye’den kalktığında neredeyse dünyadaki bütün noktalara yakıt ikmali yapmadan uçabiliyor.

VIP FİLODAKİ ULTRA UZUN MENZİLLİ İŞ JETLERİ

Gulfstream G-550 ultra uzun menzilli iş jeti

Cumhurbaşkanlığı’nın VIP Filosun’da eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal döneminde alınan bir adet Gulfstream G-550 uçak bulunuyordu. Ancak Erdoğan döneminde bu filoya 2 adet daha Gulfstream G-550 uçak katıldı.

Bu uçaklar da dünyanın en çok tercih edilen iş jetleri arasında yer alıyor. 12 bin 500 kilometrelik uçuş menzili ile Gulfstream G-550 iş jeti, İstanbul’dan kalktığında rahatlıkla ABD’nin batı yakasındaki Los Angeles’e uçabiliyor.

BÜYÜK GÖVDELİ DİĞER UÇAKLAR

Filoda 2 adet Airbus A-319 ile bir adet Airbus A-318 bulunuyor.

2000 model olan ve İtalya eski Başbakanı Silvio Berlusconi tarafından bir dönem kullanılan Airbus A-319 model uçak 2005’te İtalya Hava Kuvvetleri’nden alındı. Uçağın kabini daha sonra özel olarak donatıldı.

Filoda 2009 model başka bir Airbus A-319 model uçak daha bulunuyor. Uçak 28 yolcu kapasiteli tasarlandı. Uçakta 1 adette suit mevcut. Ek yakıt tankları sayesinde 7 bin 600 km havada kalabiliyor.

Daha önce Ürdün Devleti’ne ait olan Airbus A-318 model uçak, 2018 yılında alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı taşıyan uçak, yeni İstanbul Havalimanı’na inen ilk uçak oldu.

DİĞER İŞ JETLERİ

Küçük boyutlu iş jetleri arasında Özal döneminde alınan bir adet Gulfstream G-450 yer alıyor.

Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) bünyesinde kalibrasyon uçağı olarak kullanıldıktan sonra kabinleri modifiye edilen, 8 koltuklu 2 adet Cesna Ciatiton V de VIP filonun küçük iş jeti kategorisindeki uçakları arasında bulunuyor.

VIP Filo’daki diğer iş jeti kategorisindeki uçak ise Bombardier Challenger 850 model uçak.

Filoda, 3 adet de Amerikan Sikorsky yapımı S-92 helikopter bulunuyor.

Devletin sahibi olduğu özel uçaklar elbette VIP Filo’dakilerle sınırlı değil. Genelkurmay Başkanlığı ve MİT Başkanlığı’nın elinde de özel uçaklar bulunuyor.

Trabzon Havalimanındaki 3 bakana ait 3 ayrı özel uçak

ABD eski Dışişleri Bakanı John Kerry, binlerce kilometre uzaktaki Ortadoğu ziyaretine özel uçak bulamadığı için askeri kargo uçağı ile giderken geçtiğimiz haftalarda Ankara’dan bir saat mesafedeki Rize’deki sel felaketi bölgesine 3 ayrı bakanın 3 özel uçakla gitmesi tepki çekmişti.

UÇAKLARIN DEĞERİ NE KADAR?

Uçakların satış fiyatları müşteri ve satıcı arasında gizli olduğu için bilinmiyor. Ancak bazı satışlar sırasında bu fiyatlar basına sızabiliyor.

Ultra uzun menzilli ve büyük gövdeli uçakların fiyatı yüz milyonlarca dolar değerinde. Örneğin Katar’dan alınan özel dizayn edilmiş Boeing 747-800’ün değerinin 400 milyon dolar olduğu ortaya çıkmıştı.

Yine Tunus’tan alınan Airbus A-340’ın ve fabrikadan sıfır olarak satın alınan Airbus A-330’un değerinin birkaç yüz milyon dolar olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Türkiye’nin VIP uçak filosunda 3 adet bulunan Gulfstream G-550 iş jetinin herbirinin değerinin de 40 milyon doların üstünde olduğu biliniyor.

Ayrıca Airbus A-319 ve Airbus A-318 model özel dizayn edilmiş uçakların herbirinin değerinin de yüz milyon dolara yakın olduğu söylenebilir.

BİR YANGIN SÖNDÜRMA UÇAĞININ FİYATI NE KADAR?

Türk Hava Kurumu’na ait 3 adet uçurulabilir yangın söndürme uçağı olduğu ortaya çıkmıştı.

Canadair (Bombardier) Superscooper Cl-415 yangın söndürme uçağı

Akdeniz etrafındaki İspanya, İtalya ve Yunanistan gibi ülkeler genelde Bombardier (eskiden Canadair) tarafından üretilen CL-215 ya da CL-415 model yangın söndürme uçaklarını kullanıyorlar. CL-215 model uçaklar daha eski ve aldığı su kapasitesi daha düşük olanlar.

Daha yüksek su alma kapasitesine sahip ve yeni olan Bombardier (Canadair) CL-415 uçakların yaklaşık maliyeti 35 milyon dolar değerinde. Bu uçaklar deniz veya göle indiklerinde 6 tondan fazla suyu 12 saniye içerisinde doldurup yeniden havalanabiliyor.

Yani filoda aynı işlevi görebilecek ve daha önce alınan 2 uçak varken sadece Katar’dan alınan 400 milyon dolarlık Boeing 787-200 model uçak alınmamış olsaydı Türkiye 11 tane büyük ve yeni yangın söndürme uçağı almış olabilirdi.

Yangınlarda oklar hükumete döndü: Gündem mi değiştirilmek isteniyor?

Analiz

Dava adamlığını yanlış anladı! Erdoğan’a hakaretten 38 bin kişi davalık

Kendisinden önceki 5 cumhurbaşkanının toplamının yaklaşık 30 katı hakaret davası açan Erdoğan’ın açtığı davalar sosyal medyada da alay konusu oldu.

BOLD – Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 3. bölümde yer alan 299. maddeye göre devletin egemenlik alametlerine ve organlığının saygınlığına karşı suçlar kapsamında cumhurbaşkanına hakaret etmek, bir ila dört yıl arasında hapis cezası ile cezalandırılıyor.

Bu maddeye dayanarak Tayyip Erdoğan’ın döneminde Cumhurbaşkanına hakaret suçundan savcılıklarda görülen toplam soruşturma sayısı ise 160 bin 169’a ulaştı.

Bini çocuk 38 bin 581 kişiye dava açılırken, 10 çocuk da hapisle cezalandırıldı.

Erdoğan’ın dava açtığı kişi sayısı kendisinden önceki 5 Cumhurbaşkanının neredeyse 30 katı.

1982-1989 yılları arasında 7 yıl Cumhurbaşkanlığı yapan Kenan Evren döneminde bu suçtan 340 kişi, 1989-1993 yılları arasında 4 yıl Cumhurbaşkanlığı yapan Turgut Özal döneminde bu suçtan 207 kişi, 1993-2000 yılları arasında 7 yıl Cumhurbaşkanlığı yapan Süleyman Demirel döneminde bu suçtan 158 kişi, 2000-2007 yılları arasında 7 yıl Cumhurbaşkanlığı yapan Ahmet Necdet Sezer döneminde bu suçtan 168 kişi, 2007-2014 yılları arasında 7 yıl Cumhurbaşkanlığı yapan Abdullah Gül döneminde bu suçtan 248 kişi hakkında soruşturma açıldı.

AVUKATININ EKMEK KAPISI OLDU

Erdoğan’ın avukatı Ahmet Özel de bu davalardan büyük gelir elde etti. Özel’in bu davalardan aldığı avukatlık ücreti muhalefetin tepkisini çekti.

CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, Özel’in Cumhurbaşkanına hakaret davalarında 38 milyon 980 bin lira avukatlık ücreti tahsil ettiği iddia etti.

DAVA ADAMI DERKEN…

Erdoğan’ın açtığı on binlerle ifade edilen davalar sosyal medya kullanıcılarının da gündeminde. Can adlı kullanıcı viral olan paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Dava adamlığı derken bunu kastetmiyorlardır umarım.”

Karın acıtan görüntüsü: Uzun ekmek kuyrukları

Okumaya devam et

Analiz

“Nerede kaybettik biz bu savaşı?”

“Biz Sarı Öküz”ü verdiğimiz gün kaybettik bu savaşı…” diyordu Benekli Öküz… Türkiye’de dikta rejimi tuğla tuğla inşa edilirken de seslerini çıkarmayarak büyümesine katkıda bulundukları canavarın bir gün kendilerini yutacağını hiç akıllarına getirmediler. Canavar ise iştahla bir sonraki saldırısının planlarını yapıyordu…

BOLD – Türk Ceza Kanunu’nda ‘katalog suçlar’ olarak ifade edilen ve işlenmesi halinde tutuklanmayı gerektiren haller açıkça belirtilmiştir. Gazeteci Sedef Kabaş ise bir televizyon programında meşhur bir Çerkez atasözünü alıntılaması nedeniyle Cumartesi günü çıkarıldığı Çağlayan Adliyesi’nde Cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla tutuklandı.

Karara imza atan hakimin sadece 3 yıl 10 ay tecrübesi olduğu ve İstanbul Sul Ceza Hakimliği’ne atanmasının da Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun kendi koyduğu ilke kararlarına aykırı olduğu ortaya çıktı. Hakaret suçuna tutuklama kararı verilmesi Türk Ceza Kanunu’na göre pek de mümkün olmadığı için hakimin kararında kullandığı gerekçe ilginçti: “Kaçma ve saklanma ihtimalinin yüksek olması ve adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalması…”

Karara, adı ‘Erdoğan’ın hukuçusu’na çıkan ve AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın anayasa ve kanun değişikliklerinde danıştığı isimlerden biri olan ünlü ceza hukukçusu Prof. Dr. İzzet Özgenç dahi isyan etti.

“Salt hakaret suçundan dolayı tutuklama kararı verilmesi asla kabul edilemez” diyen Özgenç sözlerini şöyle sürdürdü: “Malum karar, uluslararası camiada bizi rezil etmekten başka bir sonuç doğurmaz.”

Gazeteci Sedef Kabaş, Çerkezlerin “Öküz saraya çıkınca kral olmaz. Saray ahır olur” atasözünü şu sözlerle ifade ediyordu TELE 1 yayınında: “Çok meşhur bir söz vardır. Taçlanan baş akıllanır diye. Ama görüyoruz ki gerçek değil. Ya da tam tersi bir söz vardır. Büyükbaş hayvan bir saraya girdiği zaman o kral olmaz. O saray ahır olur.”

Gazeteci Kabaş’ın kullandığı Çerkez atasözü meşhur ‘Sarı Öküz’ hikayesini hatırlatıyor. ‘Sarı Öküz’ hikayesinde aslanlar,  “Bütün suç hep o Sarı Öküz”de… Sizle bir sorunumuz yok. Verin onu bize, siz kurtulun, yine barış içinde yaşayalım.” diyordu ancak hikayenin sonuna gelindiğinde küstahlaşan aslanlar öküzleri pençeleri altında bir bir parçalıyıp iştahla yiyordu.

Erdoğan’ın Türkiye’deki dikta rejimi de inşa edilirken bütün kesimler Erdoğan’ın “Bütün suç he o Sarı Öküz’de” gerekçesine aldananlardan oldu. Ama hikayenin sonu hep aynı gözüküyor.

Türkiye’deki neredeyse bütün kesimler gazeteciler Gültekin Avcı, Mehmet Baransu ve Hidayet Karaca tutuklanır ve ömür boyu hapis cezalarına çarptırılırken arslanın “Bütün suç hep o Sarı Öküz”de. Onun rengi sizinkilerden farklı ve bizim de gözümüzü kamaştırıyor, aklımızı başımızdan alıyor. Biz de barışseverliğimizi unutuyor ve saldırganlaşıyoruz. Sizle bir sorunumuz yok. Verin onu bize, siz kurtulun, yine barış içinde yaşayalım.” sözüne inandı ya da inanmış gibi gözüküp ses çıkarmadı.

Gazeteci Gültekin Avcı, yazdığı 6 adet köşe yazısından dolayı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Yaptığı bir haberi yüzyılın en iyi haberleri arasına giren ödüllü gazeteci Mehmet Baransu ise Taraf Gazetesi’ndeki bir haberinden dolayı 17 yıl 1 ay, başka bir haberinden dolayı 19 yıl 6 ay ceza aldı. Yayınlamadığı bir haberden dolayı ise 35 yıldan 75 yıla kadar hapis cezası ile yargılanıyor. Futbolda Şike Davası’nda yargılaması da devam ediyor.

Gazeteci Hidayet Karaca ise iki dizinin senaryosu bahane edilerek 7 yıldan fazladır tutuklu ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Şimdi Türkiye, ilk kez hakaret suçundan bir gazetecinin tutuklanması nedeniyle ses veriyor. Ancak iştahı kabaran canavarın artık durdurulması da pek mümkün gözükmüyor.

“NEREDE KAYBETTİK BİZ BU SAVAŞI?”

Sarı Öküz hikayesinin sonunda öküzler zayıflamış, aslanlar küstahlaşmıştır. Artık, hiçbir bahane ileri sürmeden, doğrudan müdahale ederek, “Verin bize şunu, yoksa karışmayız” demeye başlamıştır.

Türkiye de şimdi ‘Sarı Öküz’ hikayesinin son sahnelerini yaşıyor:

“Öküzler birer birer aslanların pençesinde can verirken, Boz Öküz ve birkaç öküz kalmış geride. İçlerinden biri liderlerine, “Ne oldu bize, nerede kaybettik biz bu savaşı? Oysa, vaktiyle ne kadar güçlüydük” diye sormuş. Boz Öküz, Benekli Öküz”ün sözlerini hatırlayarak, gözleri nemli “Biz” demiş, “Sarı Öküz”ü verdiğimiz gün kaybettik bu savaşı.”

Saray kimseyi konuşturmamaya kararlı: Muhalif medyaya topyekün saldırı

Okumaya devam et

Analiz

Erdoğan, 2023 için 7 Haziran filminin ikinci sahnesini mi hazırlıyor?

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ekonomik kriz ve dolardaki artış nedeniyle oy kaybı yaşıyor. AKP ve Erdoğan, Sezen Aksu tartışmasıyla muhafazakâr seçmeni toparlıyor. 2023’ü ölüm-kalım seçimi olarak gören Erdoğan, terör örgütü PKK Lideri Öcalan’ı da sahaya sürmeye hazırlanıyor. Erdoğan’ın hamleleri ‘ikinci bir 7 Haziran kaosu mu?’ sorusunu sordurtuyor. 

BERK YILDIRIM 

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimleri mevcut koşullarda Haziran 2023’te yapılacak. Ancak erken seçim tartışmaları sürüyor. Erdoğan, 2021’de seçim yasasını değiştireceklerini söylemişti. Seçim barajını yüzde 7 veya yüzde 5 düşürmesi beklenen paket ise henüz meclis gündemine gelmedi. Seçim kanununda yapılan değişiklikler ancak bir yıl sonra uygulanabiliyor. Eğer bu değişikliklerle sandığa gitmek istiyorlarsa, 2022 için seçim kapısı kapanmış demektir. Zaten ekonominin çökmek üzere olduğu, sıradan vatandaşın ciddi geçim sıkıntısı çektiği, ağır mağduriyetlerin toplumun her kesimine yayıldığı bir ortamda Erdoğan erken seçime gitmek istemeyecektir. Öte yandan, bağımsız şirketler tarafından yapılan son anketlerde AKP’nin oyu yüzde 30 civarında görünüyor. İktidar ortağı MHP’nin oyu da yüzde 10’u geçmiyor. Bu tabloda, Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı seçilmesi mümkün değil.

YENİ BİR DESTAN PEŞİNDE

Erdoğan’ın erken ya da baskın seçim için yeni bir hikâyeye ihtiyacı var. Bu, Suriye’ye düzenlenecek olası bir askeri operasyon üzerinden yazılacak yeni bir ‘destan’ olabilir. Ancak uluslararası medyayı yakından takip edenler, ABD ve Rusya’nın böyle bir operasyona hiç de sıcak bakmayacağını görecektir. Erdoğan, kendi elleriyle oluşturacağı kaos ortamının ardından ‘Bu kaosu ancak ben çözebilirim’ mesajı vermek de isteyebilir. Böylece en azından AKP’den kopan seçmeni geri getirebilir. 2015 genel seçimlerinde AKP yüzde 40,8 oy alarak tek başına hükümeti kuracak çoğunluğu sağlayamamıştı. Ardından Erdoğan erken seçim kararı almış ve hemen peşinden Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile terör örgütü PKK arasında çatışmalar çıkmıştı. Ayrıca Ankara’da düzenlenen barış mitingine IŞİD saldırısı olmuş ve 102 kişi hayatını kaybetmişti. İşte böyle bir atmosferde Erdoğan, “Kaosu ancak ben çözebilirim” mesajını vermiş ve sadece beş ay sonra yapılan yeni seçimde, partisinin oyu yüzde 40,8’den yüzde 49,5’e yükseltmeyi başarmıştı. Erdoğan her zamanki gibi korkuya oynamış ve istediğini elde etmişti.

ERDOĞAN İKİNCİ PERDEYE HAZIRLANIYOR

Erdoğan’ın son dönemde izlediği ‘milliyetçi’ daha doğrusu ‘ulusalcı’ siyasetle Kürt seçmeni küstürdüğü aşikâr. Her ne kadar iktidarla PKK arasındaki ‘sulh’ devam etse de bu durum Kürt seçmeni AKP’ye yaklaştırmaya yetmiyor. Yenilenen İstanbul seçimleri öncesi Osman Öcalan TRT’ye çıkmış ve Abdullah Öcalan’ın yazdığı mektup üzerinden Kürt’lere ‘İmamoğlu’na oy vermeyin’ çağrısında bulunmuştu. Milliyetçi partinin lideri de bu çağrıda herhangi bir beis görmemişti. Erdoğan, söz konusu tiyatrodan istediği sonucu alamasa da ikinci perdeyi izlettirmek isteyebilir. Selahattin Demirtaş’ı Abdullah Öcalan’la tehdit etmesi de bunun bir göstergesi. Erdoğan Kürt seçmene ‘Öcalan bizimle birlikte, Demirtaş’ı dinlemeyin’ diyor. Bu hamlenin tutup tutmayacağını da zaman gösterecek.

KAYBETSE DE KOLTUĞU BIRAKMAMAYABİLİR

Erdoğan’ı sadece siyaset üzerinden okumak, bize doğru analiz yapma şansı tanımayacaktır. Cumhurbaşkanının arkasındaki sivil ve askeri bürokrasi desteğini gözden kaçırıp, ülkede yeni bir rejim ihdas edildiği gerçeğini ıskalayıp, tüm mücadelenin siyasi partiler arasında cereyan edeceğine inanmak, devletin genetiğinden bîhaber olmak demektir. Bugün Erdoğan’ın sırtını yasladığı devlet ülkücüler, ulusalcılar ve İslamcılardan oluşuyor. Özellikle Gülen Hareketi’ne yakın isimlerin tasfiyesinin ardından, TSK ulusalcıların eline kaldı. Yine irili ufaklı cemaatler de TSK bünyesinde Erdoğan’a destek veriyor. Emniyet, MHP’ye yakın ülkücülüğe uzak ‘ülkücü’lere bırakıldı. 81 ilin 60’ının başında ‘ülkücü’ emniyet müdürleri var. Terörle mücadele, organize suçlarla mücadele ve istihbarat dairelerinde de yine ‘ülkücü’ ağırlığı var. Ulusalcı-ülkücü-İslamcı koalisyonu, Gülen Hareketi’ni devletten tasfiye etmek için geçici bir konsorsiyum oluşturdu. Önlerine ‘Erdoğan perdesi’ çeken bu konsorsiyum ülkenin dümeninin başında. Doğu Perinçek’İn tabiriyle, gemiye rotayı çiziyorlar. Bu ittifak çatırdamadığı sürece, Erdoğan seçimi kaybetse dahi koltuğu bırakmamakta inat edebilir. Fakat Ankara’ya biraz kulak kabartanlar, çatırdama seslerini duyacaktır. Bu da başka bir yazının konusu olsun. Son olarak şunu hatırlatmakta fayda var. Erdoğan ve ortaklarının en büyük şansı, muhalefet etmeyen muhalefet partileridir.

 

Okumaya devam et

Popular

Shares