Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

2021’de dünyayı vuran felaketler

2019’dan beri doğal afetler dünyanın eşini bırakmadı. Doğal afetlere ek olarak 2019 yılı sonunda başlayan, 2020 ve 2021’de zirveye çıkan koronavirüs salgını büyük yıkım getirdi. Salgında ölü sayısı bugün itibariyle 4 milyon 400 bin kişiye yaklaştı.

BOLD ANALİZ – Tropik fırtına, yangın, sel ve depremler… Bu yıl Türkiye ve dünya doğal afetlerin pençesinde kurtulamadı.

Bu doğal afetlere bir de koronavirüs salgını eklendi. Salgın felaket yaşanan bölgelerde hem kurtarma çalışmalarını hem de yaralıların tedavilerini zorlaştırdı.

İşte Ocak ayından beri dünyayı ve Türkiye’yi vuran felaketler:

ENDONEZYA SULAWESİ DEPREMİ

15 Ocak’ta Endonezya Sulawesi adasında medyana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremde 92 kişi öldü, 3 binden fazla kişi yaralandı.

KUZEY AMERİKA  – KIŞ FIRTINALARI

Şubat ayında meydana gelen Uri ve Viola adlı soğuk hava dalgası ABD ve Meksika’daki bazı eyaletlerde alışık olmadık şekilde kar ve soğuğa neden oldu.

ABD’de 70, Meksika’da 12 olmak üzere toplam 82 kişi hayatını kaybetti.

AVUSTRALYA SELLER

2019 ve 2020 yıllarında çıkan büyük yangınların ardından Avustralya’nın ‘New South Wales’ eyaletini bu kez seller vurdu. Mart ayının sonuna doğru yağışlar ‘yüzyılda bir görülen’ sellere neden oldu. Su seviyelere 1961’den beri kaydedilen en yüksek seviyelerine çıktı.

Toplam 5 kişi hayatını kaybetti. Maddi hasar yarım milyar dolara yaklaştı.

ST. VİNCENT VE GRENADİNES’DE VOLKAN PATLAMASI

Karayiplerdeki ada ülkesi St. Vincent ve Grenadines’deki La Soufriere Volkanı’nın 8-12 Nisan arasında lav ve volkanik kül püskürttü.

Yaklaşık 25 bin kişi felaket bölgesinden tahliye edildi. Ölen ya da yaralanan olmadı ancak ülke zehirli volkanik kül ve toz bulutu ile kaplandı.

SEROJA FIRTINASI – DOĞU TİMOR VE ENDONEZYA

Hint Okyanusu’nda doğan Seroja Tropikal Fırtınası, Nisan ve Mayıs aylarında Doğu Timor ve Endonezya’yı vurdu.

Fırtına bu iki ülkede yüzbinlerce kişiyi etkiledi, on binlerce kişi evsiz kaldı.

Doğu Timor’da 41 kişi, Endonezya’nın Lembata adasında 67 kişi ve Nusa Tenggara bölgesinde 181 kişi hayatını kaybetti. Yüzlerce kişi yaralandı.

TROPİKAL FIRTINALAR – KUZEY VE GÜNEY HİNDİSTAN, PAKİSTAN

Hint Yarımadası’nın kuzeyi ve güneyi ile Pakistan’da yaşanan fırtınalarda Hindistan’da 117 kişi, Pakistan’da 5 kişi hayatını kaybetti.

KUZEY AVRUPA SELLER

14-15 Temmuz’da Kuzey Avrupa’daki Almanya, Belçika, Lüksemburg, İsviçre, Fransa ve Hollanda’yı son dönemin en büyük sel felaketlerinden birisi vurdu.

Almanya’nın güneybatısındaki Rheinland-Pfalz eyaletindeki bazı bölgeler 2 ayda düşen yağışı 2 gün içerisinde aldı.

Nehirler taştı ve Almanya’daki kasabalarda alışık olunmadık görüntüler oluştu. Toplamda 229 kişi hayatını kaybetti.

Can kayıplarının 184’ü Almanya’da, 38’i Belçika’da kaydedildi.

TAYFUN VE SEL – ÇİN

Çin’de Temmuz sonu ile Ağustos ayı başında yaşanan sellerde toplamda 302 kişi hayatını kaybetti.

17-20 Temmuz arasında Çin’in bazı bölgelerine bir yılda düşen yağış 3 günde düştü.

3 milyon kişinin etkilendiği sellerde, 1 milyon kişi evlerinden tahliye edildi.

ORMAN YANGINI – CEZAYİR

Cezayir’de 9 Ağustos’ta başlayan orman yangınlarında 28’i asker, 41’i sivil 69 kişi hayatını kaybetti.

KUZEY AMERİKA – SİBİRYA ORMAN YANGINLARI

Temmuz ayında Rusya’nın Sibirya bölgesi ile ABD ve Kanada’da çıkan orman yangınları on binlerce hektarlık alanı yok etti. Can kaybının yaşanmadığı yangınlar bazı bölgelerde hala devam ediyor.

Sibirya’daki yangınlardan yükselen dumanlar ilk kez Kuzey Kutbu’na ulaştı ve uydulardan tespit edildi.

İklim değişikliği nedeni ile yangınların sayısı ve yanan alan miktarının zirveye çıktığı belirtiliyor.

AKDENİZ HAVZASINDAKİ YANGINLAR

Akdeniz Havzası’ndaki İtalya ve Yunanistan’da çıkan yangın sayısı ve yanan orman alanı da bu yıl zirveye çıktı.

Yunanistan’ın Eğriboz adasındaki yangında 2 bin kişi evlerinden tahliye edildi. Yangın adadaki yerleşim yerlerinde büyük hasara yol açtı.

MUĞLA VE ANTALYA ORMAN YANGINLARI

Muğla ve Antalya’da 28 Temmuz’da başlayan orman yangınları günlerce söndürülemedi. Yangınlarda 9 kişi hayatını kaybetti. Toplamda 1 600 hektardan fazla orman alanını kül oldu.

Yangınlarda kaybedilen orman alanı son 10 yılın ortalamasını 4’e katladı.

Kemerköy Termik Santrali yanmaktan son anda kurtuldu.

KUZEY ANADOLU SELLER

Temmuz ayının ortasında Rize ve Artvin’de meydana gelen sellerde Rize’de 8, Artvin’de 4 kişi olmak üzere 12 kişi hayatını kaybetti. Bölgeyi bir hafta sonra yine sel vurdu. İkinci selde can kaybı olmazken, her 2 selde büyük maddi hasar oluştu.

Geçtiğimiz hafta Batı Karadeniz’i vuran selde ise şu ana kadar Kastamonu’da 62, Sinop’ta 15, Bartın’da 1 kişi hayatını kaybetti.

HAİTİ DEPREMİ

Haiti’de Cumartesi günü meydana gelen 7.2 büyüklüğündeki depremde ölü sayısı şu ana kadar 1 941 olarak açıklandı.

Haiti Sivil Savunma Ajansı verilerine göre, ülkenin güneybatısını vuran depremde 9 bin 900 kişi yaralanırken 37 bin bina yıkıldı, 47 bin kadar bina hasar gördü. 30 binden fazla ailenin evsiz kaldığı belirtiliyor.

Ülke cumartesi günü yaşadığı depremin ardından Salı gününden itibaren de tropik Grace fırtınasının etkisi altına girdi.

Grace tropik fırtınasının yol açtığı şiddetli yağmur ve kuvvetli rüzgar, Haiti’nin depremde en ağır hasar gören güneybatısında etkili oluyor.

Depremde evlerini kaybeden ve derme çatma kamplarda kalanlar yağmurun altında büyük zorluk yaşıyor.

Almanya’nın yaşadığı sel felaketi sonrası çamur taşımaya koştular: Şimdi yardım zamanı

Analiz

Muhalefetten Erdoğan’ın başını döndüren taktik

Anketlerde Erdoğan’ı geri bırakan muhalif siyasi figürler ve yeni parti kuran AKP’nin eski kurmayları Erdoğan’ı zor durumda bırakıyor. Her birinin farklı konularda yaptığı etkili muhalif çıkışa Erdoğan yetişemiyor. Gündem belirlemenin çok uzağında bulunan Erdoğan, yetişemediği liderlere karş2ı zaman zaman yargı kozunu oynuyor.

BOLD – İktidar kanadı zamlar, yolsuzluk, ekonomik kriz, devlette kadrolaşma ve kayıp rezervler gibi konularında muhalefetin ağır eleştiri bombardımanı altında.

Bir süredir Erdoğan’ın muhalefet liderlerine tek başına yetişmeye çalışmaktan yorgun düştüğü ve gündem belirlemekten çok uzak kaldığı haberleri basında yer alıyor.

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı henüz belli olmamasına rağmen, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, ABB Başkanı Mansur Yavaş ve CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’ı anketlere göre geride bıraktığı görülüyor.

AKŞENER ESNAFIN YANINDA

Dört liderin birbirinden farklı konularda muhalefeti Erdoğan’ı zorda bırakıyor. Birden fazla siyasi figürle uğraşmak Erdoğan’ı yıpratıyor.

Meral Akşener ülkeyi il-il, ilçe-ilçe geziyor. Dertli esnafı dinleyen Akşener’in her durağı AKP muhaliflerinin toplanma yeri haline geliyor. Bu gezileriyle ekonomik krizin etkilerinden bunalanları gündeme taşıyan Akşener, Erdoğan’ı oldukça zor durumda bırakıyor.

İBB VE ABB YOLSUZLUKLARI

Son yerel seçimlerde Ankara ve İstanbul’u kaybeden AKP kabusu yaşıyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu geldiği günden bu yana AKP döneminde İBB’de yapılan yolsuzluklara dikkat çekiyor. Anketlere göre Erdoğan’ın en güçlü rakibi olarak görülen İmamoğlu’na medyanın da ilgisi oldukça fazla. İmamoğlu, AKP’nin vakıflar üzerinden yaptığı yolsuzlukları ortaya dökerek Erdoğan’ı en çok zorlayan isimlerden biri oldu. Mansur Yavaş da açıkladığı AKP’nin ABB’deki yolsuzluklarıyla cepheyi daha da genişletti.

ERDOĞAN’A YARGI DESTEĞİ

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise bürokrasideki usulsüzlüklere değinerek AKP’ ve Erdoğan’ı köşeye sıkıştırıyor. Son olarak bürokratlara seslenen Kılıçdaroğlu’na Erdoğan sert bir dille cevap verdi. Hızını alamayan Erdoğan mahkemeye başvurdu. Erdoğan ile CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu arasında hafta sonu başlayan bürokrat kavgası sürüyor. Erdoğan tartışmayı siyaset alanının dışına çıkararak yargıya başvurdu. Erdoğan’ın avukatları, Kılıçdaroğlu’nun bürokratlarla ilgili açıklamasında Erdoğan’a hakaret içeren ifadelerin de yer aldığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

AKP’den ayrılarak yeni parti kuran Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu da Erdoğan’ı zorda bırakan çıkışlarla gündeme geliyor. Özellikle Babacan’ın KHK’lar için bakanların boş kağıda imza attıklarını açıklaması gündemi uzun süre meşgul etti.

Yargıtay, hukuku yok saydı: ‘Eşin KHK’lı’ diye işçisini çıkartan işvereni haklı buldu

Okumaya devam et

Analiz

Yargıtay, hukuku yok saydı: ‘Eşin KHK’lı’ diye işçisini çıkartan işvereni haklı buldu

AYM, MGK kararıyla hiçbir yapıya terör örgütü denemeyeceğine hükmetmesine rağmen Yargıtay, masumiyet karinesini ayaklar altına alan bir karar verdi. Yargıtay, eşi kamudan ihraç edilen çalışanını işten çıkaran işvereni haklı buldu.

BOLD ANALİZ – Anayasa Mahkemesi (AYM) 3 Haziran 2021 tarihli kararıyla bir yapıya, oluşuma ya da gruba salt Milli Güvenlik Kurulu’nun ‘tavsiye’ kararı dayanak yapılarak “terör örgütü” denilemeyeceği yönünde karar verdi. Yargıtay bu karar doğrultusunda düzeltme yapmak yerine yeni mağduriyetlerin oluşmasına devam ediyor.

YARGITAY ACİLEN YENİ İÇTİHAT OLUŞTURMALI

AYM’nin MGK kararı ile hiçbir yapıya terör örgütü denemeyeceği kararı sonrası gözler Yargıtay’a çevrildi. AYM’nin kararı sonrası, 15 Temmuz öncesinde MGK kararı dayanak yapılarak verilen ve bu doğrultuda Gülen Hareketi mensuplarına yönelik açılan 1 milyon 500 binden fazla soruşturmanın çöp hükmünde olduğu belirten hukukçular, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun acilen yeni bir içtihat oluşturması gerektiğine dikkat çekiyor.

MGK KARARLARI DAYANAK YAPILDI

Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından 2017 yılında verilen 2015/3 E. ve 2017/3 K. sayılı kararını da tartışmaya açtı. Yargıtay kararında 3 MGK kararı dayanak yapılırken, 30 Ekim 2014 tarihli MGK kararında Gülen Hareketi, ‘kamu düzenini bozan iç ve dış legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanmalar’ olarak nitelendiriliyor. 29 Nisan 2015 tarihli kararda ‘milli güvenliği tehdit eden paralel devlet yapılanması’ ifadesi kullanılırken, 26 Mayıs 2016 tarihli kararda ise ‘milli güvenliğimizi tehdit eden ve bir terör örgütü olan paralel devlet yapılanması’ şeklinde nitelendiriliyor.

İŞTEN ÇIKARMAK İÇİN EŞİNİN KHK İLE ATILMASI YETERLİ SEBEP SAYILDI

Yargıtay, AYM kararı sonrası yüzbinlerce kişiyi mağdur eden kararı ile ilgili yeni içtihat oluşturmak yerine yeni mağduriyetlere sebep olacak kararlara imza atıyor. Son olarak Yargıtay, eşi Gülen Hareketi mensubu olması nedeniyle kamudan ihraç edilmiş ve halen tutuklu bulunan çalışanını “şüphe feshi” ile işten çıkaran işvereni haklı buldu. Bir kişi, eşinin kamudan ihraç edilip tutuklandığını gizlediği gerekçesiyle çalıştığı işyerinden çıkarıldı. Mahkeme, işe iade davasını reddetti. Temyiz üzerine dosyaya bakan Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, mahkemenin somut ve objektif olguları araştırmadığı gerekçesiyle kararı bozdu. Ankara 10. İş Mahkemesi, bozma sonrası çalışanın işe iadesine hükmetti. Kararın işveren tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, davaya baktı. Daire, çalışan hakkında terör örgütü üyeliğinden soruşturma açıldığını ve takipsizlik kararı verildiğini, bu durumun şüpheye dayalı fesih için yeterli olduğuna karar verdi. Kararda, “Davacının çalıştığı kurumun konumu, stratejik yapısı ve davacının görevi, davacının eşinin terör örgütü ile bağlantısı sebebiyle mesleğinden ihraç edilmiş ve tutuklu olması da dikkate alındığında, davalı işverenin şüpheyi haklı kılan ciddi, önemli ve somut vakıaların varlığını ispat ettiği kabul edilmelidir.” denildi.

Siyasetin emrindeki HSK’da organize işler: Bahçeli istifa ettirdi, Şentop hakime kefil oldu

Okumaya devam et

Analiz

Siyasetin emrindeki HSK’da organize işler: Bahçeli istifa ettirdi, Şentop hakime kefil oldu

MHP kontenjanından Hakimler ve Savcılar Kurulu(HSK) üyesi olan Devlet Bahçeli’nin eski avukatı Hamit Kocabey’in istifa süreci yargıdaki çürümeyi gözler önüne serdi. Kocabey’in MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin “İstifa edin” isteğini “Başüstüne” diyerek yerine getirdiği, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un da sulh ceza hakiminin ihracını ‘bilgi verdiği’ gerekçesiyle önlediği anlaşıldı.

BOLD ANALİZ – AKP’nin başkanlık sistemiyle Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun yapısını değiştirmesi sonrası iktidarın emrine giren yargıdan pis kokular yükseliyor.

HSK üyesi avukat Hamit Kocabey’in geçtiğimiz hafta Kurul’dan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin isteğiyle istifa etmesi sonrası ortaya atılan iddialara bugün yenisi eklendi. Gazeteci İsmail Saymaz, HSK’ya MHP’nin kontenjanından atanan Kocabey, avukatı olduğu Devlet Bahçeli’nin talimatı üzerine “Başüstüne” diyerek 5’nci ayı dolmadan istifa ettiğini yazdı.

Saymaz, Kocabey’in avukat oğlu Nizamettin Kocabey’in Bataklık Operasyonu’nda Uğur Şener’in yakalama kararının kaldırılması için Ankara 8. Sulh Ceza Hakimi E.Ş. üzerinden devreye girdiğini, dönemin Ankara Başsavcısı Yüksel Kocaman’ın hakim E.Ş.’ye “Bu dosya için 300 bin dolar alınmış. Sakın ha!” uyarısında bulunduğunu yazdı. Avukat Kocabey’in, Başsavcı Kocaman’ın söylediklerine sinirlendiği ve “Bunu Kocaman’ın yanına bırakmam” dediğini aktaran gazeteci Saymaz, şüpheli Şener’e dava bile açılmadığını belirtti.

Bu gelişmelerin ardından HSK üyesi olmayı bekleyen Başsavcı Kocaman’ın Yargıtay’a üye atanmasında Hamit Kocabey’in etkisi olduğunu kaydeden Saymaz, Kocabey’in hakim E.Ş. hakkında Gülen Cemaati ile bağlantısı olduğu gerekçesiyle soruşturma başlatıldığını, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un Hakim E.Ş.’ye 2012’den itibaren cemaat ile ilgili ‘yararlı bilgiler vererek’ ihracına engel olduğunu kaydetti.

Saymaz’ın aktardığına göre, HSK’da şunlar yaşandı: “Son hafta, ihraç edilecek ve açığa alınacak olan hakim ve savcılar görüşülecekti. Hakim E.Ş. de listedeydi.

Şentop, ihraç çıkmaması için Bahçeli ile görüştü. Kocabey’e “Oylamaya katılma” önerisinde bulunuldu.

Kocabey, her hafta olduğu üzere pazartesi günü Bahçeli’nin makamına gitti. Sohbette “AK Parti gidiyor, bizi de beraberinde götürüyor, bir çare bulmak lazım” dedi.

Bahçeli yanıt vermedi.

Bahçeli: İstifa edin
Geçen perşembe sabahı Hamit Kocabey’in telefonu çaldı.

MHP’den aranıyordu.

Derhal genel merkeze gitti.

Bahçeli, baş başa görüştüğü Kocabey’e şöyle dedi:

“Bir karar verdim. Bu kararı çok zor verdim. 24 saat düşündüm. Hareketimizin selameti için sizden bir şey rica ediyorum. Çok büyük hizmetler ettiniz. Bir dik duruş daha bekliyorum sizden.”

Kocabey, “Emredin” dedi.

Bahçeli, “İstifa edin” diye ekledi.

Kocabey, “Başüstüne efendim” şeklinde karşılık verdi.

Dilekçesini yazdı ve aynı gün Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e verdi.”

Saymaz’ın yazısındaki iddialar yargının siyasetin emrine girdiğini, HSK üyesinin Devlet Bahçeli’den talimat aldığını, hakim ve savcıların ihracında da yine siyasetçilerin belirleyeci olduğunu gösteriyor.

PERİNÇEK’İN ‘SİYASETİN KÖPEĞİ’ DEDİĞİ YARGIDA PİS KOKULAR

Doğu Perinçek’in “siyasetin köpeği” diyerek aşağıladığı yargıda organize işler, pis kokular gelmeye devam ediyor. Yargının siyasetin kuklasına dönüşmesinin nedenlerinden bir tanesi de HSK’nın üyelerinin belirlenmesinden kaynaklanıyor. AKP ve MHP’nin 2017’de yaptığı anayasa değişikliğiyle HSK’nın üyelerinin Cumhurbaşkanı ve TBMM’deki siyasi partiler tarafından seçen sistem getirildi. Buna göre HSK’nın Adalet Bakanı ve müsteşarının dışında kalan 4 üyeyi Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 üyesini ise TBMM’nin belirliyor. TBMM’de seçilen üyeler ise iktidar ve muhalefet partileri arasında bölüşülerek yapıldı. Böylece bağımsız ve tarafsız olması gereken yargı tam anlamıyla siyasetin emrine girdi.

Erdoğan, 2001’de Kılıçdaroğlu gibi uyarmış: Ülkemizde kadınlar, çocuklar adeta rehin alınıyor, devletin bürokratlarına suç işlettiriliyor

Okumaya devam et

Popular

Shares