Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Okullar 6 Eylül’de eğitime sorunlarla ‘merhaba’ diyecek

Koronavirüs salgını nedeniyle yüzyüze eğitime verilen ara 6 Eylül’de sona eriyor. Yeni eğitim-öğretim döneminde öğretmen ve öğrencileri temizlik personeli eksikliği, sınıflardaki kalabalık, ısınma sorunu, temizlik malzemeleri gibi birçok sorun bekliyor. Öğretmen sendikaları, okullardaki eksikliklerin ivedilikle giderilmesini talep etti. 

BOLD ANALİZ –  Okullar, 6 Eylül’de ilkokul, ortaokul ve lise düzeyinde yaklaşık 18 milyon öğrenci ve 1 milyonu aşkın öğretmenle yüzyüze eğitime başlıyor. Bakanlık aşı olmayan öğretmenlere haftada iki kez PCR testi zorunluluğu getirirken, okulların yardımcı personelden temizlik malzemelerine, kalabalık sınıflardan ısınma sorununa kadar birçok sorunu bulunuyor.

PCR ZORUNLULUĞU PSİKOLOJİK BASKI BOYUTUNA VARIR

İktidara yakınlığı ile bilinen Eğitim Bir Sen’den yapılan açıklamada okulların açılmasında getirilen zorunlu PCR testine tepki gösterilerek, “Okulların açılması ve yüz yüze eğitime başlanması gerekçesiyle aşı olmayan eğitim çalışanları için haftada iki defa PCR testi zorunluluğu getirilmiştir. Ancak salgınla mücadele sürecindeki diğer bütün faktörlerin göz ardı edilerek okulların açılmasının, öğretmenlerin ve eğitim çalışanlarının aşılanmasına veya PCR testi zorunluluğuna indirgenmesi şeklindeki hatalı ön yargının kabulü mümkün değildir. Haftada iki defa PCR testi zorunluluğu getirmek gibi fiilen yürütülmesi neredeyse imkânsız, psikolojik baskı boyutuna varacak, aşılanmayı bireysel bir tercih olmaktan çıkarıp zorunlu bir tercih hâline getirecek her türden zorlamanın, okulların açık tutulması amacına hizmet etmekten uzak olduğu bilinmelidir” denildi.

Fotoğraf Luis ROBAYO / AFP

SINIFLAR KALABALIK, LAVOBOLAR YETERSİZ

Eğitim Sen’den yapılan açıklamada ise yaz ayları boyunca ciddi bir hazırlık yapılmadan okulların açılacağına vurgu yapılarak, “MEB bugüne kadar seyreltilmiş sınıf uygulamasına ilişkin olarak nasıl bir hazırlık içinde olduğunu, kaç yeni derslik yaptığını ısrarla açıklamamaktadır. Sınıfların havalandırılması için kış aylarını da dikkate alan bir pencere sistemini tüm sınıflarda hayata geçirip geçirmediğine dair bir açıklama da söz konusu değildir. Eğitim bileşenleri yaz aylarında okullarında böyle bir çalışma olmadığını gözlemlemiştir. Okullarımızın büyük bir çoğunluğunu oluşturan kalabalık okullarda, öğrenci ve öğretmen tuvaletlerinde gerekli genişletmenin, lavabo sayılarının arttırılıp arttırılmadığının bilgisi mevcut değildir. Öğretmen odalarının en azından ikiye çıkarılması yönünde bir hazırlık da yoktur”

MASKE, SABUN VE HİJYEN MALZEMELERİNİ KİM KARŞILAYACAK?

Maske, sabun ve diğer hijyen malzemeleri konusunda okullarda hazırlık yapılıp yapılmadığının muğlak olduğunun belirtildiği açıklamada, “Okullarımızda sağlıklı bir ortamın düzenli bir şekilde oluşturulması için yardımcı personel olarak çalışan arkadaşlarımızın görevlendirmeleri hangi aşamadadır bilinmemektedir. Yıllardır kadrolu yardımcı personel alımı yapılmamakta ve ihtiyaçlar İŞKUR üzerinden geçici görevlendirmelerle geçiştirilmektedir. Birçok okulumuzda velilerimiz ekonomik yük altına girmek zorunda kalmaktadır. Seyreltilmiş sınıf uygulaması tam anlamıyla hayata geçirildiğinde zaten var olan öğretmen ihtiyacı ciddi düzeyde artacaktır. Zaman zaman temaslı veya hasta olabilecek öğretmenlerimizi de düşündüğümüzde öğretmen ihtiyacının giderilmesi için, bir an önce ve en az yüz bin öğretmen atamasının yapılması oldukça önemlidir” denildi.

OKULLARA EK BÜTÇE TAHSİS EDİLMELİ

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan da sadece öğretmenlerin ve diğer eğitim çalışanlarının değil, servis ve kantin görevlilerinin de aşı ve Kovid-19 takiplerinin yapılmasını istedi. Salgın koşullarının gerektirdiği tedbirleri almak için okullarımıza ek bütçe tahsis edilmesini isteyen Geylan, “Teneffüs süreleri uzatılmalı, sınıflar sıklıkla havalandırılmalı, ders süreleri uzaktan eğitimde olduğu gibi 30 dakika olarak ayarlanmalıdır. Maske başta olmak üzere Kovid tedbirlerinin gerektirdiği malzemeler yeterli sayıda temin edilmelidir. Öğrenci sayısı çok olan okullara daha az öğrenci sayısına sahip olan ve fiziki imkanları müsait olan okulların sınıfları tahsis edilmelidir. Her eğitim bölgesine mobil sağlık ekibi tahsis edilerek hem okullarımızda sağlık tedbirlerinin alınması sağlanmalı hem de öğrencilerin Kovid-19 takipleri yapılmalıdır” dedi.

PCR TESTİ ZORUNLULUĞU ANLAMSIZ BİR UYGULAMA

Zorunlu PCR testi tartışmalarına tepki gösteren Geylan, “Bu uygulanabilir değil. Öğrencinin ailesinin, kullandığı toplu taşıt aracının şoförünün, alışveriş yaptığı mahalle bakkalının, otobüste yanında oturduğu yolcunun, akşam oturmaya gelen komşusunun, parkta oynadığı arkadaşının ve arkadaşının ailesinin PCR testi ile Kovid takibini yapamayacaksınız. Ancak öğretmeninden zorunlu test yaptırmasını isteyeceksiniz. Bu, hem anlamsızdır hem de amaca hizmet eden bir uygulama olmayacaktır” dedi.

OKULLARIN YARDIMCI PERSONEL SIKINTISI VAR

Memur-Sen İl Temsilcisi ve Eğitim Bir-Sen Elazığ Şube Başkanı İbrahim Bahşi de okullarda yardımcı personel eksikliği bulunduğunu belirterek, “Yardımcı hizmetler personel sıkıntısı her dönem yaşanan bir sıkıntı. Bu sıkıntıyı gidermek için Toplum Yararına Çalışma Programı kapsamında İş-Kur personeli görevlendirilmesi yapılıyordu. Ancak bu görevlendirmelerin okullar eğitim – öğretim yılına başlamadan önce yapılması gerekirken, okullar açıldıktan bir aydan daha fazla bir süre sonra yapılıyor. Hal böyle olunca okullarda temizlik ve hijyen problemi giderek artıyor” dedi.

SERVİS ŞOFÖRLERİNİN UYUŞTURUCU TESTİ POZİTİF ÇIKTI

Öğrenciler gibi yüzbinlerce servis şoförü de 6 Eylül’de işbaşı yapacak. Yeni eğitim öğretim yılına sayılı günler kala İstanbul’da servis şoförü adaylarına yapılan “uyuşturucu bağımlılığı testi” korkutucu sonuçlar ortaya çıkardı. 141 bin servis şoförü adayından 5 bin 315’i pozitif çıktı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkilisi yaptığı açıklamada 141 bin 350 servis şoförü adayına uyuşturucu bağımlılığı testi yapıldığını ve 5 bin 315 kişinin testinin pozitif sonuç verdiğini ifade etti. Bu oran servis şoförü adaylarından yüzde 4’ünün uyuşturucu kullanıcısı olduğunu ortaya koydu.

 

TÜİK’e göre ekonomiye güven arttı ancak vatandaş TL yerine Bitcoin ve dolar aldı

Analiz

Damat Albayrak’ın gölgesi Nebati, çöken ekonominin başına geçti

Lütfi Elvan’ın istifası sonrası Hazine ve Maliye Bakanlığı koltuğuna oturan Nureddin Nebati, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın gölgesi olarak tanınıyor. Faiz indirimi taraftarı Nebati, Erdoğan’ın yeni ekonomi modelinin yılmaz savunucularından.

BOLD ANALİZ – Aylardır konuşulan Hazine ve Maliye Bakanlığında konuşulan değişiklik gerçekleşti. Erdoğan’ın ekonomiyle ilgili grup konuşmasını alkışlamayan Lütfi Elvan, Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan istifa etti.

Yerine bir yıl önce istifa eden Berat Albayrak’ın talimatlarını Hazine ve Maliye bürokrasine ulaştıran Nureddin Nebati atandı. Faiz indirimini savunan Nebati’nin göreve gelmesi üzerine dolar 14 lirayı aştı. Yıllarca AKP teşkilatlarını yöneten ikinci isim olan Nureddin Nebati, kimdir?

BİLAL ERDOĞAN’A DA YAKIN

Resmi Gazetede yayımlanan kararnameye göre ekonominin dümenine geçen Nebati, 1 Ocak 1964’te Şanlıurfa Viranşehir’de doğdu. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünü bitirdi. Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın Türkiye Gençlik Vakfı’nda üyeliği devam eden Nebati aynı zamanda AKP’nin desteklediği Ensar Vakfı, Önder gibi kamuoyunun yakından bildiği sivil toplum kuruluşlarına üye.

INSTAGRAM’DAN İSTİFA EDEN DAMAT ALBAYRAK BAKANLIĞA GERİ DÖNDÜ

Damat Berat Albayrak’ın sosyal medyadan istifa ettiğini duyurduğu ilk saatlerde Nebati, “Biz sizi çok seviyor, size inanıyor ve güveniyoruz Sn. Bakanım” mesajı paylaşmıştı. Albayrak’ın Hazine ve Maliye’deki kolu olan Nebati, istifa ettikten sonra bile Albayrak talimatlarını bakanlıkta uygulamaya devam etti. Albayrak’ın yerine gelen Lütfi Elvan’ın bu nedenle huzursuz olduğu ve yardımcısı Nebati ile anlaşamadığı kulislere yansıdı. Nebati’nin kabinede yer almasıyla Berat Albayrak’ın Bakanlar Kurulu’ndaki gücü arttı.

ÇİFTE MAAŞLI BAKAN

AKP’de teşkilat ve mali işler başkanlıklarında görevler alan Nebati, İstanbul ve Şanlıurfa milletvekilleri de yaptı. 4 çocuk babası olan yeni bakan Nebati, “çifte maaşlı” isimlerden biri. Hazine ve Maliye Bakanlığı yanı sıra Türk Telekom Yönetim Kurulu üyesi olarak maaş alıyor. Nebati, Türk Telekom’dan huzur hakkı adı altında aylık 33 bin 849 lira alıyor. Milletvekilliği emekli maaşı, Esenler Belediyesi’nden aldığı ücretler ise bilinmiyor.

Bakanıyla Erdoğan’ın garip diyaloğu: Ne söyledi, para pul söyledi mi? Söyler miyim efendim!

Okumaya devam et

Analiz

Adaylık çıkışı yapan Bülent Arınç Saray’a çağrıldı

Erdoğan ile son günlerde partisi aleyhine de demeçler veren eski Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bülent Arınç arasında 1,5 saat süren sürpriz bir görüşme gerçekleşti.

BOLD – AKP’deki aktif görevinden 2015 yılında ayrılan Bülent Arınç bir süre Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Üyeliği yaptı.

Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş yargılamalarını hukuk garabeti olduğunu söyleyen Arınç ile partinin arası açıldı. Hedef haline gelen Arınç bir yıl önce bu görevden istifa etti.

Parti üyeliği devam eden Arınç, sık sık partisine yönelik eleştirilerle de gündeme geliyor. “Helalleşme-hesaplaşma” tartışmalarının yaşandığı hafta bir canlı yayına katılan Arınç, partideki aktif görevinden 2015’te ayrıldığını hatırlatarak “Mesuliyet kabul etmem” dedi.

Kavala ve Demirtaş davalarıyla ilgili tutumu biline Arınç, KHK’lıların da haksızlığa uğradığını defalarca dile getirdi.

Gülen Hareketi mensuplarına yönelik suçlamalar konusunda ise itiraf niteliğinde açıklamaları bulunan Arınç’ın sözleri hukukçulara göre başlı başına delil.

BÖYLE BİR TEHDİT YOKTU

Hukukçu Gökhan Güneş, 2016 yılına kadar katıldığı Milli Güvelik Kurulu (MGK) toplantılarında böyle bir terör örgütü tehlikesinden hiç bahsedilmediğini açıklayan Arınç’ın sözlerinin tarihi bir itiraf olduğunu ve güncel yargılamaların hukuki bir karşılığı olmadığının delili olduğunu söyledi.

ENTEL MAGANDA

Son olarak Arınç, yaptığı adaylık açıklamasıyla gündeme geldi. “Erdoğan’a rakip olmam ama beni zorlamasınlar” diyen Arınç, Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan ile de polemiğe girdi.

Ahmet Hakan’ın köşesinden, “Fazla zorlarlarsa Erdoğan’a karşı rakip olabilirmiş! Kimler zorlayacaklarsa Allah billah aşkına, zorlasınlar şu Bülent Arınç’ı… Zorlasınlar da… Alsın boyunun ölçüsünü!” sarf ettiği sözlere tepki gösteren Arınç, ünlü gazeteciye “Entel maganda” benzetmesi yaptı.

ERDOĞAN – ARINÇ GÖRÜŞMESİ

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan son günlerde gündemden düşmeyen Arınç’ı Saray’a çağırdı. Erdoğan ile Arınç yaklaşık 1,5 saatlik bir görüşme yaptı. Görüşme Erdoğan’ın daveti sonucu gerçekleşti. Görüşmeye dair henüz bir açıklama yapılmadı. Sürpriz buluşmayı HaberTürk programcısı Mehmet Akif Ersoy, sosyal medya hesabından duyurdu.

Sedat Peker nereye gidebilir?

Okumaya devam et

Analiz

AKP’de gaf yarışı sürüyor: Halk, ekmek kuyruğuna fotoğraf için giriyor

Kur krizi sonrası başlayan gaf yarışına bir AKP’li daha ortak oldu. AKP İBB Meclis Üyesi Muhammet Kaynar, halk ekmek büfeleri önünde oluşan kuyrukların gerçek olmadığını savundu.

BOLD – Döviz krizi sonrası birbirinden ilginç açıklamalarla kamuoyunun gündemine gelen AKP’lilere bir yenisi daha eklendi.

CNN Türk canlı yayınına katılan AKP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) Meclis Üyesi Muhammet Kaynar’ın ekmek büfeleri önündeki kuyruğa ilişkin yorumu, stüdyodakileri çileden çıkardı.

Kaynar, halk ekmek büfeleri önünde oluşan kuyrukların gerçek olmadığını savundu.

CHP’li Dursun Çiçek’in ekmek kuyruklarını hatırlatması üzerine Kaynar, “Halk Ekmek kuyruklarında bekleyenlerin gerçekten ekmek beklediğinden emin misiniz?” diyerek karşılık verdi.

Sırada bekleyen vatandaşların fotoğraf verebilmek için sıraya girdiğini savunan Kaynar’ın yorumu stüdyodakilere ‘pes’ dedirtti.

DOMATES YEMEYİZ

AKP Elazığ Milletvekili Zülfü Demirbağ da artan gıda fiyatlarına karşı ekonomik krizle boğuşan vatandaşlara dikkat çeken önerilerde bulunmuş, “Normal şartlarda ayda iki kilo et yiyorsak yarım kilo yeriz. Domatesi iki kilo yerine iki tane alırız. Biber alacaksak bir kilo yerine üç tane alırız” demişti.

ABD’DE ENFLASYON 7 KAT ARTTI

Yüksek enflasyon ve gıda fiyatlarından herkes şikayet ediyor. Konuyu Erzincan’daki bir etkinlikte ele alan AKP’li Binali Yıldırım, ABD’de yüzde 7 artan enflasyonu “7 kat artmış” diyerek partisini savunmuştu. Yıldırım sözlerinin ardından ekonomistlerin ağır eleştirilerine maruz kaldı.

DÜNYANIN 3.BÜYÜK EKONOMİSİYLE KARŞILAŞTIRDI

AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan’ın Türkiye’yi dünyanın 3. büyük ekonomisine sahip Japonya ile karşılaştırması da çok konuşuldu. Kur atağının başladığı ilk günlerde konuşan Özkan’ın “Türkiye dolardaki değer kaybını bin lira aşağı çekmek suretiyle 6 kat bir artış var. Doların değeri ile ilgili Japonya bir mukayese yapıyor mu? Japonya 114 yen olan dolar kurunu göstererek kendi ekonomisini değerlendiriyor mu?” sözleri alay konusu oldu.

AKP’nin akıl küpleri

Okumaya devam et

Popular

Shares