Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Erdoğan’ın en yakın dostu Afganistan’da Türkiye’yi istemiyor

Türkiye ve Katar, sıkı müttefik gibi görünseler de uzun süredir Afganistan üzerinde bir etkinlik mücadelesi veriyorlar. Türkiye’nin Afganistan konusunda uluslararası bir konferans düzenleme girişimini baltaladığı ortaya çıkan Doha yönetimi, şimdi de Kabil Havalimanı konusunda Ankara’yı geri plana itti.

BOLD ANALİZ – Eski ABD Başkanı Barack Obama, Afganistan’daki savaşı son verme girişimlerini başlattığında Katar, 2011 yılından itibaren görüşmeleri mümkün kılmak için Taliban liderlerini ülkesinde misafir etmeye başladı. Taliban, 2013 yılında da Katar’da bir temsilcilik açtı.

Katar, ABD ile Taliban’ın 2018 yılından itibaren yürüttüğü barış görüşmelerine ev sahipliği yaptı. Bu görüşmeler sonucunda 29 Şubat 2020’de ABD ve Taliban arasında barış anlaşması imzalandı ve ülkedeki Amerikan askerlerinin çekilmesi bir takvime bağlandı.

ABD Başkanı Joe Biden, bu yılın Şubat ayında Afganistan’daki Amerikan askerlerinin 11 Eylül saldırılarının 20. yıldönümü olan 11 Eylül 2021 tarihine kadar çekileceğini açıkladı.

ABD ve NATO askerlerinin çekilmesinin ardından Kabil Havalimanı’nın güvenliği ve Afganistan’da hangi ülkenin etkin olacağı konusu ön plana çıktı.

AKP yönetimi, Afganistan’da daha fazla etkin olmak için iki girişim başlattı. Bunlardan birincisi İstanbul’da bahar aylarında uluslararası bir Afganistan konferansı düzenlenmesi idi.

AKP, Haziran ayında ise NATO’ya ve ABD’ye Kabil Uluslararası Havalimanı’nın güvenliğini sağlamak istediğini iletti.

Ancak zaman içinde görülecekti ki Afganistan ve Taliban üzerinde en etkili aktör olma yolunda ilerleyen Katar, en yakın müttefiki Türkiye’nin bu rolüne ortak olmasını istemeyecekti.

KATAR, İSTANBUL’DAKİ AFGAN KONFERANSINDAN RAHATSIZ OLDU

Türkiye, 16 Nisan’da İstanbul’da uluslararası bir Afganistan konferansı düzenleyeceğini duyurdu. Konferans sırasında Afgan hükumeti ile Taliban’ın masaya oturması planlanıyordu. Ancak Taliban’ın katılmayacağını açıklaması nedeniyle konferans 2 kez ertelendi ve ardından tamamen rafa kalktı.

Türk Dışişleri kaynakları, Ağustos ayında BBC Türkçe’ye yaptıkları açıklamada İstanbul’daki konferans planlanırken Katar’ın bundan rahatsız olduğunu açıkça ifade etti. Dışişleri yetkilileri, kendi ülkelerinde görüşmelerin devam edebileceğini belirten Katar’ın Taliban’ı da bu şekilde yönlendirmiş olabileceğini kaydetti.

İstanbul görüşmelerine katılmayarak haftalar sonra tamamen iptal edilmesine yol açan Taliban, Temmuz ayında Afgan hükümetiyle Katar’ın başkenti Doha’da masaya oturdu.

KATAR, DÜZENLEYECEĞİ ALTERNATİF KONFERANSA TÜRKİYE’Yİ DAVET ETMEDİ

Ardından Doha, Ağustos ayının başında Afganistan için alternatif uluslararası bir toplantıya ev sahipliğini yapacağını açıkladı. Afganistan’ın altı sınır komşusu (İran, Pakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, Çin) ile ABD, Rusya, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’nden de temsilcilerin çağrıldığı toplantıya Türkiye davet edilmedi. Bu da Ankara’da tepkiyle karşılandı. Tepkinin iletilmesine rağmen Doha, Ankara’yı katılımcılar arasına eklemedi.

KATAR, AFGANİSTAN’DAN TAHLİYELERDE KİLİT ÜLKE KONUMUNA GELDİ

ABD ve NATO askerlerinin büyük oranda çekilmesinin ardından Taliban, Haziran ayında Afganistan’da saldırılarını arttırmaya başladı.

Önce kırsalda ilerleyen Taliban, 6 Ağustos’ta vilayet merkezlerini ele geçirmeye başladı ve 15 Ağustos’ta da başkent Kabil’e girdi.

Taliban’ın sürpriz ilerleyişi, Afganistan’a ilişkin bütün planları altüst etti. Türkiye’nin Kabil Uluslararası Havalimanı’nı işletme ve güvenliğini sağlama önerisi de havada kaldı.

Bu yeni durum karşısında Afganistan’dan tahliyeler ve zarar gören Kabil Uluslararası Havalimanı’nın yeniden uçuşlara açılması konusu ön plana çıktı.

Afganistan’da Taliban’ın yönetimi ele geçirmesinin ardından ABD’nin vatandaşlarını ve kendisi için çalışan Afganları tahliye sürecinde Katar önemli bir rol oynadı.

ABD Başkanı Joe Biden, geçtiğimiz günlerde Katar Emiri Şeyh Tamim Bin Hamad el Tani ile yaptığı telefon görüşmesinde Katar’ın Afganistan’daki tahliye sürecine cömert desteği nedeniyle teşekkür etti. Biden’in teşekkürü bununla sınırlı kalmadı. Biden, her ne kadar Taliban’ın Afganistan’daki yönetimi ele geçirmesiyle birlikte başarısızlığa uğramış olsa da Katar’a Afgan hükümeti ile Taliban arasında görüşmelere vesile olması nedeniyle de teşekkürlerini iletti.

ABD VE BATILI ÜLKELER AFGANİSTAN TEMSİLCİLİKLERİNİ DOHA’YA TAŞIYOR

Taliban’ın ülkenin tamamını ele geçirmesi üzerine Kabil’deki büyükelçiliklerini kapatan batılı ülkeler, Afganistan temsilciliklerini Katar’ın başkenti Doha’ya taşımaya başladı.

İlk olarak ABD ve İngiltere, Afganistan temsilciliklerini Katar’ın başkenti Doha’ya taşıdı. Ardından Hollanda Dışişleri Bakanı Sigrid Kaag, ülkesinin Kabil’deki diplomatik temsilciliğinin Katar’ın başkenti Doha’ya taşınacağını açıkladı.

TALİBAN, KATAR VE TÜRKİYE’YE İŞARET ETTİ ANCAK…

Taliban, Kabil Havalimanı’nın açılması konusunda Türkiye ve Katar’a işaret etti.

Taliban Sözcüsü Zabihullah Mücahid, geçen hafta yaptığı açıklamada “Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı ciddi şekilde hasar almış durumda. Şu anda büyük teknik sorunlar var, ama nihayet güvenlik bizim İslami güvenlik güçlerimizin elinde. Fakat büyük lojistik sorunlar devam ediyor. Katar ve Türkiye, havalimanını yeniden işler hale getirmek için çalışıyor. 3 gün içinde her şey temizlenmiş olacak ve kısa sürede de yeniden inşa edilecek. Eylül ayı içinde havalimanının tekrar faaliyete geçmesini umuyorum” ifadelerini kullandı.

Taliban Sözcüsü’nün Kabil Havalimanı konusunda Katar ve Türkiye’yi işaret etmesine rağmen Katar yine tek başına inisiyatif almaya başlayacaktı.

KATAR, KABİL HAVALİMANI KONUSUNDA TEK BAŞINA HAREKET ETMEYE BAŞLADI

Afganistan ve Taliban üzerinde Türkiye’nin etkisinin artmasından rahatsız olduğu zaman içinde ortaya çıkan Katar yönetimi, Kabil Uluslararası Havalimanı’nın yeniden uçuşlara açılması konusunda da tek başına hareket etti.

Kabil’deki havalimanının yeniden hizmete açılması konusunu görüşmek üzere Katar’dan teknik bir ekip geçen hafta çarşamba günü Afganistan’a gitti.

Katarlı teknik ekibin çalışmaları sonrası hafta sonu Kabil Havalimanı’ndan uçuşlar yeniden başladı. Katar’ın Afganistan Büyükelçisi yaptığı açıklamada, pistin yenilendiği ve iki şehre iç hat uçuşu yapıldığını duyurdu.

Afgan yetkililerle birlikte yapılan çalışma sonucu pistin yenilendiği belirtilirken, ilk uçuşların Kabil’den Mezar-ı Şerif ve Kandahar şehirlerine yapıldığı öğrenildi.

Katar’ın Afganistan Büyükelçisi Saeed bin Mubarek Al Khayareen, Taliban’ın kontrolü ele geçirdiği Afganistan’ın başkenti Kabil’e insani yardım ulaştırdıklarını da duyurdu. Katar’dan yapılan açıklamada gelecek günlerde Afganistan’a günlük insani yardım ulaştırma uçuşları gerçekleştirileceği belirtildi.

Reuters’tan yer alan habere göre, ilaç ve gıda ürünleri taşıyan bir Katar yardım uçağı cumartesi günü Kabil’e ulaştı. Katar Dışişleri Bakanlığı, Büyükelçi Saeed bin Mubarek Al Khayareen’in Kabil havalimanında uçağı karşıladığını duyurdu.

ABD’Lİ BAKANLARIN AFGANİSTAN TURUNDAKİ DURAKLARI ALMANYA VE KATAR

Afganistan’da yaşanan kaosun Amerika’nın Ortadoğu ve Avrupa’yla ilişkilerini nasıl etkilediğini görmek için ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Savunma Bakanı Llyod Austin bu hafta bölge turuna çıktı.

Blinken önce Katar’a gidecek ardından Almanya’ya geçerek Ramstein Üssü’nde Afganistan’dan tahliye edilenleri görecek. Daha sonra da 20 ülkenin dışişleri bakanları ile bir araya gelecek.

Austin de Katar’da Kabil’deki tahliyeler sırasındaki katkılarından dolayı yetkililere teşekkür ederek bölge ziyaretine başlayacak. Austin, daha sonra Bahreyn’e geçerek Kabil’de haftalar geçiren askerlere teşekkür edecek. Ayrıca Kuveyt ve Suudi Arabistan’da temaslarda bulunacak.

Sonuç olarak, geçtiğimiz aylarda Kabil Havalimanı’nın güvenliği konusunda Washington’un sürekli görüşmeler yürüttüğü Türkiye’nin ABD’li bakanların ziyaret noktaları arasında yer almaması Ankara’nın Afganistan konusunda geri plana düştüğünün; Doha ziyaretleri ise Katar’ın Afganistan konusunda en önemli aktör olarak ortaya çıktığının bir işareti olarak düşünülebilir.

Erdoğan’ın yakın müttefikleri Katar ve Pakistan, Afganistan konusunda Türkiye’yi safdışı bıraktı

Analiz

JP Morgan, kur sistemiyle ilgili uyardı: Enflasyonu artıracak, Hazine’ye yük getirecek

Uluslararası Yatırım Bankası JP Morgan, Erdoğan’ın kurtuluş reçetesi olarak sunduğu kur korumalı TL mevduat sisteminin risklerine dikkat çekti. Sistemin enflasyonu arttıracağını, kur farkını ödeyecek Hazine’nin de büyük bir yük altına gireceği uyarısı yaptı. Doları 10 liraya kadar düşüren sistem bir ay geçmeden etkisini yitirdi. Kur 13,60 liraya yükseldi. Peki bundan sonra ne olacak?

BOLD ANALİZ – JP Morgan’ın son Türkiye raporunda geçen yılın sonunda yaşanan döviz krizi ele alındı. Rapora göre geçtiğimiz haftalarda Türkiye’de yerleşiklerin döviz talebinin normalleştiğine işaret edildi.

Bunun arkasında kur korumalı TL mevduat uygulaması ve mevduat faizlerindeki yüksek para getirisinin olduğuna vurgu yapıldı. Merkez Bankası’nın rezervlerinin de istikrar kazandığı vurgulandı.

MERKEZ BANKASI FAİZ İNDİRİRSE

Merkez Bankası’nın politika faizinde indirimlere gitmesi halinde kur korumalı TL mevduat sisteminin büyük hasar göreceğine işaret eden JP Morgan, enflasyonda yeni sürpriz yaşanması halinde de vatandaşların yeniden dolar ve Euro’ya yöneleceğinin altını çizdi. Banka, “Enflasyonda yükseliş olmazsa ve Merkez Bankası yeni indirimler yapmazsa, siyasette olmadık olaylar yaşanmazsa yurtiçi yerleşiklerin döviz talebinin istikrarlı seyretmesini bekleriz.” değerlendirmesi yaptı.

KUR KORUMALI TL MEVDUAT SİSTEMİNE NEGATİF BAKIYORUZ

Raporunda “Kur korumalı TL Mevduat Sistemi konusunda negatifiz” yazan JP Morgan, kur korumalı TL mevduat sisteminde karşılaşılabilecek krizleri sıraladı: “Çünkü maliyet ve enflasyon riski içiriyor. Kur korumalı TL mevduat uygulaması Hazine ve Maliye’nin sırtında bir risk. Enflasyonu arttırabilecek yeni bir faktör. Bu sisteme şirketlerin ne kadar ilgi göstereceği bilinmiyor.”

SİSTEM ÇÖKERSE BANKALARDA 1 DOLAR KALMAYACAK

Aralık ayında döviz krizi yaşanırken vatandaşların bankacılık sisteminden çektikleri dövizi yastık altına taşıdıklarına vurgu yapan JP Morgan, kur korumalı TL mevduat sisteminin tutmaması halinde yastık altına kaçışların hızlanacağı uyarısı yaptı. Uluslararası yatırım bankasının raporunun satır aralarındaki gerçek ise büyük krizin habercisi. Erdoğan’ın yeni ekonomi modeli olarak sunduğu sistemin çatırdaması halinde Cumhuriyet tarihindeki krizlerin hepsinden büyük mali çöküş yaşanacak. Hazine garantisinin bile dövizdeki artışı durduramadığını gören vatandaşlar bankalardaki paralarını çekecek. Türk Lirasını dövize yatırma iştahı iyice katlanacak. Halk 1 dolarını bile bankada tutmaktan vazgeçecek.

DAHA BÜYÜK KRİZLER KAPIDA

Bu durumda ise bankacılık krizi kaçınılmaz olacak. Fatura yine Türkiye’de yaşayan 84 milyon insana kesilecek. Türk tipi başkanlık sisteminin geldiği 2018 yılından bu yana değersiz para, yüksek enflasyon her gün gelen zamlarla karşı karşıya kalan halk, daha büyük krizlerle boğuşmak zorunda kalacak.

Bu kez Minik Serçe avladı: Erdoğan’ın çarklarına kimse yetişemiyor

Okumaya devam et

Analiz

Bu kez Minik Serçe avladı: Erdoğan’ın çarklarına kimse yetişemiyor

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinden yaptığı geri dönüşlere ünlü sanatçı Sezen Aksu’yu da ekledi. Cami kürsüsünden Sezen Aksu’yu hedef alarak ‘Dillerini kopartırız’ diyen Erdoğan, kamuoyunun tepkisi üzerine geri vitese attı. Erdoğan, daha önce de ‘One minute’, çözüm süreci ve Mavi Marmara açıklamalarından çark etmişti.

BOLD ANALİZ – Erdoğan, Minik Serçe lakabıyla ünlenen ünlü şarkıcı Sezen Aksu’yu hedef alan sözlerinden geri adım attı. AKP içinden gelen tepkiler sonrası Aksu’yu kastetmediğini söyleyen Erdoğan, NTV yayınında “Benim oradaki hitabımın muhatabı Sezen Aksu değildir. Aksu, Türk müziğinin önemli bir ismidir, insanımızın duygularına tercüman olmuş bir sanatçımızdır.” dedi.

Erdoğan’ın 2002 yılında iktidara geldiği günden bu yana yaptığı birbirini yalanlayan çok sayıda açıklaması bulunuyor. İsrail, Mavi Marmara, PKK ile yürütülen çözüm süreci, ABD ile Brunson tartışması, Rusya ile uçak krizi konularında yaptığı tarihi çarklar arşivlerde duruyor.

İşte Erdoğan’ın tarihi geri viteslerinden bazıları:

PKK İLE GÖRÜŞEN ŞEREFSİZDİR

23 Ağustos 2010 tarihinde “PKK ile görüşen şerefsizdir bunu herkes bilsin” diyen Erdoğan, Oslo görüşmelerinin sızması sonrası geri vites yaptı. 27 Eylül 2012 tarihinde “PKK ile görüşme talimatını ben verdim” dedi.

HDP İLE YAPILAN DOLMABAHÇE MUTABAKATI

PKK ile yürütülen Çözüm Süreci’nde bakanlarına Dolmabahçe görüşmesi talimatı veren Erdoğan, kamuoyunun tepkisi üzerine U dönüşü yaptı. HDP’li milletvekilleri ile AKP’li bakanların ortak mutabakat açıklamasının üzerinden 20 gün geçince Erdoğan, “Dolmabahçe mutabakatını doğru bulmuyorum” dedi.

MAVİ MARMARAYI BANA MI SORDUNUZ

Erdoğan, İsrail’e insani yardım götüren Mavi Marmara gemisinin İsrail askerleri tarafından baskına uğraması üzerine İsrail’e tepki gösterdi. Önce Mavi Marmara gemisi organizasyonunu düzenleyenlere sahip çıkan ve “Otorite biziz ve bizden izin aldılar” diyen Erdoğan, İsrail ile yakınlaşmak için geri U dönüşü yaptı. “O gemiyi götürürken bana mı sordunuz?” açıklamasıyla önceki sözlerini yalanlayan Erdoğan, Mavi Marmara mağdurlarının açtığı davaları kapattı.

RUS UÇAĞINI DÜŞÜRDÜK

27 Ekim 2015 tarihindeki mitingde Suriye’de düşürülen Rus savaş uçağının sınır ihlali yaptığı için düşürüldüğünü söyledi. Aradan bir yıl geçmeden Rusya Devlet Başkanı Putin’in ayağına giderek özür diledi.

BU FAKİR BRUNSON’U VERMEZ

“Kusura bakma bu fakir görevde olduğu sürece Brunson’u alamazsın” diyen Erdoğan, ABD Başkanı Trump’un “Aptal olma” başlıklı mektubunun ardından geri adım attı. Erdoğan’ın talimatıyla Rahip Brunson serbest bırakılıp ABD’ye döndü.

DENİZ YÜCEL ÖZEL UÇAKLA GÖNDERİLDİ

Alman vatandaşı tutuklu gazeteci Deniz Yücel’i “Bu can bu bedende olduğu müddetçe vermeyeceğiz” açıklaması yapan Erdoğan, Almanya Başbakanı Merkel’in bastırmasıyla geri adım attı. Deniz Yücel tahliye edildi ve aynı gece özel uçakla Almanya’ya döndü.

IMF BİZDEN BORÇ İSTEDİ SONRA VAZGEÇTİ

“IMF bizden borç istedi” diyen Erdoğan, dünya basınının konuyu gündeme getirmesi üzerine “IMF bizden borç almaktan vazgeçti” açıklaması yaptı.

ERMENİ SOYKIRIMINI BİDEN’E SORACAĞIM

13 Haziran 2021 tarihinde ABD Başkanı Biden ile görüşmede ABD’nin 1915 olaylarını Ermeni soykırımı olarak tanıması meselesini gündeme getireceğini söyleyen Erdoğan, 1 gün sonra çark etti. Görüşme sonrası yapılan basın toplantısında “Hamdolsun Ermeni soykırımı meselesi gündeme gelmedi” dedi.

Erdoğan bir imzayla çetesine 6 milyar TL daha kazandırdı

Okumaya devam et

Analiz

Muhalefet, Ankara’nın göbeğindeki işkenceye sessiz: Vaatler sözde kaldı

Başta toplumun tüm kesimleriyle helalleşme çağrısında bulunan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu olmak üzere muhalefet parti liderleri, Ankara Emniyet’inde yaşanan işkenceyi görmezden geliyor. Parti liderleri, Ankara Emniyet’e kendileri gitmediği gibi partileri adına bir heyet de göndermedi.

BOLD ANALİZ – Her seçim döneminde veya işkence sonrası yaşanan ölümlerde işkenceyi lanetleyen ve işkencecilerin cezalandırılmaları ile ilgili nutuklar atan muhalefet parti liderleri, Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi’nin de doğruladığı Ankara Emniyetindeki işkenceyi görmezden geliyor.

Yaklaşık on gündür Ankara Emniyet’te birçok işkenceden geçirilen Gülen Hareketi mensuplarına yapılanlarla ilgili muhalefet parti liderlerinden herhangi bir açıklama gelmedi.

İŞKENCE ORTAYA ÇIKARILDI

Gülen Hareketi mensuplarına yönelik ‘yeniden yapılanma’ soruşturmaları kapsamında gözaltına alınanlar on gündür Ankara Emniyeti Terörle Mücadele Şubesinde sorgulanıyor. Ev hanımı, hukukçu, öğrenci, polis ve askerlerden oluşan gruba işkence yapıldığı ortaya çıktı. İşkenceyi Ankara Barosu da hazırladığı raporla teyit etti. Baro işkence ile ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunacak.

PARTİLERDEN SES YOK

Ankara Emniyet Müdürlüğü’ndeki işkencelere, HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu dışında siyasilerden ses yok. Sık sık işkence raporu yayınlayan CHP ve diğer muhalefet partileri, genel merkezlerine birkaç dakika mesafedeki Ankara Emniyet’e işkencelerin son bulması için heyet dahi göndermiyor.

KILIÇDAROĞLU, HELALLEŞMEK İÇİN ÖLMELERİNİ Mİ BEKLİYOR?

Seçim beyannamesinde “yurttaşlara dönük işkenceye varan şiddeti, eziyeti ve onur zedeleyici tüm uygulamaları sonlandırma” sözü veren CHP, yapılan bu işkencelere sessiz. Geçen aylarda helalleşme çağrısı da yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Helalleşme yüzleşmek, barışabilmek, devam edebilmek demektir. Bunu yarası olan topluluklarla yapacağız” deyip, helalleşecekleri arasında başta devlet tarafından hapishanelerde işkence görenler olmak üzere mağdur edilen birçok grubu sıralamıştı.

KARAMOLLAOĞLU, “TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ” DEMİŞTİ

İktidarın insan hakları ihlallerine yönelik açıklamaları ile dikkat çeken Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu da Ankara Emniyet’teki işkencelerle ilgili açıklama yapmadı. Karamollaoğlu, işkence yapıldıktan sonra helikopterden atılan Osman Şiban ve Servet Turgut’la ilgili yaptığı açıklamada, “İşkence, bir insanlık suçudur. Van’da iddia edilen ve vahim bir şekilde hepimizi endişelendiren işkence iddialarının ise araştırılmasını istiyor ve konunun takipçisi olacağımızı belirtmek istiyorum” demişti.

DAVUTOĞLU: İŞKENCE YAPANLARI LANETLİYORUZ

2015 yılında Başbakanlığı döneminde yaptığı bir konuşmada “Emniyet teşkilatımız kullandığı güç ile özgürlük ve güvenlik dengesini sarsacak bir yapı içinde olamaz. İnsanlık onurunu zedeleyecek ve 90’lı, 80’li yıllarda bazen kötü örneklerle hatırladığımız işkence gibi faaliyetler içinde olamaz” diyen Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu da geçen yıl 12 Eylül’ün yıldönümünde yaptığı açıklamada ise “Cezaevlerinde insanlara işkence yapanları bir kez daha lanetliyoruz” demişti.

BABACAN: İŞKENCE YAPANLARI SORGULAYIN

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise partisinin 1. Olağan Van İl Kongresinde yaptığı konuşmada işkence konusuna değinerek, “İşkence, adeta bir ceza politikası haline dönüştü. İnsan onurunu çiğneniyor. Kamu gücünü kullanan hiç kimsenin vatandaşa kötü muamele yapma hakkı yoktur” ifadelerini kullanmış, AKP’ye işkenceyi geri getiren iktidar olarak hatırlanmaması için sorumluları yargılamasını önermişti.

AKŞENER, İŞKENCE YAPILAN EV KADINLARINI GÖRMEDİ

İşkencelerle ilgili açıklaması bulunmayan İyi Parti lideri Meral Akşener ise iki ay önce partisinin 4. kuruluş yıldönümü kutlamalarında yaptığı konuşmada kadınlar üzerinden işkenceye dikkat çekip, “Kadınların fiziksel, psikolojik ve ekonomik olarak, baskı, şiddet ve işkence görmesini, görmezden gelmeyeceğiz. Öldürülen her kadın, devletin sorumluluğundaydı. İktidardakiler, onlara sahip çıkmadı. Ama bizimle birlikte, kadınlar artık sahipsiz kalmayacak” demişti. Akşener, şu an Ankara Emniyet’te işkence gören ev kadınları ile ilgili hiç bir açıklama yapmadı.

Erdoğan bir imzayla çetesine 6 milyar TL daha kazandırdı

Okumaya devam et

Popular

Shares