Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Türkiye-Mısır ilişkileri: Kahire’yi ikna için nelerden vazgeçildi?

Türkiye ve Mısır, 2013 senesinden bu yana kestikleri siyasi ilişkileri yeniden tesis etmek için başlattıkları süreci devam ettiriyorlar. 5-6 Mayıs günlerinde Kahire’de ilk kez aynı masa etrafında buluşan Türk ve Mısırlı diplomatlar, salı ve çarşamba günleri 2. tur görüşmeleri Ankara’da gerçekleştirecekler.

BOLD ANALİZ – Ankara ile Kahire arasında ikinci tur görüşmeler bugün Ankara’da başlıyor. Mısır’la diplomatik ilişkileri sekiz yıldır en alt seviyede tutan Ankara, Doğu Akdeniz ve Libya’da Türkiye karşıtı cephenin güçlenmesi üzerine Kahire ile başlattığı diplomatik teması sürdürüyor.

5-6 Mayıs tarihlerinde Kahire’de yapılan ortak iş birliği toplantılarının ikincisi bugün ve yarın Ankara’da yapılacak.

İlk tur görüşmelerde olduğu gibi Türk heyetine Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Sedat Önal, Mısır heyetine ise Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Hamdi Loza başkanlık edecek.

Her iki ülkenin dışişleri bakanlıklarından yapılan açıklamalarda görüşmelerde ikili ilişkiler ve bölgesel konuların ele alınacağı bilgisi dışında bir ayrıntıya yer verilmedi. İlk turda olduğu gibi, Ankara’daki görüşmelerin ardından kısa bir ortak açıklama yapılması bekleniyor.

İLİŞKİLERİN NORMALLEŞMESİ İÇİN YOL HARİTASI HAZIRLANACAK

Ankara görüşmelerinin en temel konusu siyasi ilişkilerin normalleşmesi için bir yol haritası çıkarılması.

Cumhurbaşkanlığı Dış Politika Başdanışmanı İbrahim Kalın, 25 Ağustos’ta verdiği bir demeçte, Mısır ile ilişkileri doğru zemine oturtmak için görüşmelerin devam ettiğini ve bu alanda da yakında ‘somut adımların’ atılmasının öngörülebileceğini dile getirmişti.

Tarafların ‘karşılıklı güven’ ilişkisi kurup, ikili ilişkiyi ilerletip ilerletmeyeceği ise en büyük merak konusu.

Türkiye’nin 2013 yılında Mısır’da Abdülfettah Sisi’nin Mursi’yi darbeyle devirmesine sert tepki göstermesi, iki ülke arasındaki ilişkilerde gerginliğe yol açmıştı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Mısırlı mevkidaşı Sami Şükrü arasında bu yıl Nisan ayında yapılan yoğun telefon görüşmeleri ile de iki ülke arasında yakınlaşmanın adımları atılmıştı.

Dış politikadaki yalnızlığı gidermek için AKP yönetimi, Mısır’ın yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail ve Suudi Arabistan ile yakınlaşmaya ve aradaki problemleri çözmeye çalışıyor.

İKİ ÜLKE KARŞILIKLI OLARAK BÜYÜKELÇİ ATAYACAK MI?

İki ülke arasında ilişkileri normalleştirmek için atılabilecek en somut adım, Türkiye ve Mısır’ın karşılıklı olarak büyükelçi atamaları ve 2013’ten bu yana maslahatgüzar seviyesinde yürütülen diplomatik ilişkileri normal düzeye çıkarmaları olarak görülüyor.

Sembolik öneminin yanı sıra büyükelçilerin atanması Türkiye ve Mısır arasında uzlaşılan olası bir yol haritasının daha etkin ve sorunsuz uygulanabilmesi için büyük önem taşıyor.

Büyükelçi atanması konusunun ilk tur görüşmelerinde de gündeme geldiği biliniyor. Ancak görüşmelerden sonra Mısır basınında yer alan yorumlarda Kahire tarafının bu adımın atılması için Türkiye ile başlatılan sürecin kalıcılığı ve somutluğu konusunda daha fazla kanıt ve eylem gerektiğini Türk tarafına ilettiği kaydedilmişti.

MASADAKİ KONULAR NELER OLACAK

Tarafların dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde Kahire’de masaya oturmasıyla başlayan diplomatik temas sürecinde öne çıkan üç ana gündem maddesi ise Doğu Akdeniz, Müslüman Kardeşler, Libya ve Tunus olması bekleniyor.

AKP yönetimi, son dönemde Mısır’la ve bölge ülkeleri ile ilişkilerini normalleştirmek için 2013 yılından bu yana uyguladığı ‘agresif’ dış politikayı terk etmek zorunda kaldı.

Doğu Akdeniz, Müslüman Kardeşler, Libya ve Tunus politikalarında u-dönüş yaptı ve dış politikada kullandığı dili yumuşattı.

AKP, RABİA’YI UNUTTU

Türkiye ile Mısır arasında temasların artmasının ardından, İstanbul’dan yayın yapan Müslüman Kardeşler’in (İhvan) Mekameleen, El Sharq ve Vatan adlı televizyonlarının yayınlarına Ankara’nın talimatıyla müdahale edildi. İstanbul’dan yayın yapan Mısırlı muhalif kanallar uyarının ardından canlı yayın ve haber akışlarına son verdi. Kanallarda dizi ve dini programlar yayınlanmaya başlandı, Mısır yönetimi ve Sisi’ye eleştiren programlar yayından kaldırıldı.

Önce tonu düşürüldü yayınlar daha sonra tamamen yasaklandı. TV yayınları kesilen ancak sosyal medya araçları üzerinden faaliyetlerini sürdüren Mısırlı muhalif gazeteciler, Haziran ayından itibaren bu mecraları da kullanamaz oldular.

Kahire yönetiminin, İhvan’a ait kanalların ve sosyal medya kullanıcılarının Sisi yönetimine yönelik eleştirilerinden büyük rahatsızlık duyduğu ifade ediliyordu.

AKP Hükumeti, Nisan ayı sonunda Mısır’la ilişkileri normalleştirme adımları kapsamında TBMM’de Mısır ile parlamentolar arası dostluk grupları kurulmasına ilişkin meclis başkanlığına teklif sundu ve teklif TBMM Genel Kurulunda oylanarak kabul edildi.

AKP yönetimi, daha önce çok ciddi tepki gösterdiği İhvan mensuplarına yönelik idam kararlarına bu dönemde ses çıkarmadı. Nisan ayından sonraki dönemde toplam 34 İhvan mensubunun idam cezası Mısır mahkemelerince onandı ancak Cumhuriyet Halk Partisi bile idam cezalarına tepki verirken AKP iktidarından bu cezalara ilişkin bir açıklama yapılmadı.

TÜRKİYE, TUNUS’TAKİ GELİŞMELERE DE SESSİZ KALDI

Türkiye-Mısır ilişkileri açısından Mayıs ayından sonra yaşanan en önemli gelişmelerden biri de Tunus’ta Cumhurbaşkanı Kays Said’in 25 Temmuz’da Başbakan Hişam el-Meşişi’yi görevden alıp Meclis’in yetkilerini süresiz olarak dondurması oldu.

Müslüman Kardeşler ağıyla bağlantılı en-Nahda hareketinin lideri ve aynı zamanda Meclis Başkanı olan Raşid el Gannuşi, Cumhurbaşkanı Said’in kararını siyasi bir darbe olarak nitelemiş ve karşı çıkmıştı.

En-Nahda ve Gannuşi ile çok iyi ilişkileri olan Türkiye’nin Tunus’ta gelişmelere nasıl tepki vereceği merak konusu olmuştu. Siyasal İslamcı yönetimlerine karşı atılan bu tür adımlara geçmişte çok sert tepki verip darbecilikle suçlayan AKP hükumeti, Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan bir açıklama dışında Tunus’taki gelişmeleri gündeme almamayı tercih etti.

Dışişleri açıklamasında “Tunus’ta Cumhuriyet Bayramının kutlandığı 25 Temmuz 2021 tarihinde halkın iradesini temsil eden Meclis’in faaliyetlerinin askıya alınmasından derin endişe duyuyoruz,” ifadelerine yer verildi. Tunus Cumhurbaşkanı Said’in doğrudan hedef alınmaması dikkat çekerken, açıklamada “Tunus anayasasının hükümleri çerçevesinde demokratik meşruiyetin en kısa sürede yeniden tesis edilmesini temenni ediyoruz,” beklentisi de kayda geçirildi.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan da Tunus konusunda tepkisel bir açıklama yapmadı ve tam tersine Tunus Cumhurbaşkanı Said ile 2 Ağustos’ta telefonla görüştü.

Ankara’nın bu konuyu siyasi gündemine almaması başta Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır olmak üzere Arap dünyası ile ilişkilerini normalleşme çabalarına engel oluşturmaktan kaçınmak istemesinin bir göstergesi olarak görüldü.

BAE İLE YAKINLAŞMA

Türkiye’nin Mısır ile yürüttüğü süreç Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile de sürdürülmekte olan diplomatik çabadan bağımsız değil. Arap Baharı’nın oluştrduğu demokratik rüzgarın kendi monarşik yönetimlerini yıkacağı korkusunda olan Suudi Arabistan ve BAE, süreci tersine çevirmek için sembol ülke Mısır’da Sisi tarafından yapılan darbeyi desteklemiş ve sonrasında da ayakta kalması için önemli ekonomik destek sağlamışlardı.

Mısır ile BAE yönetimleri arasında o dönemden bu yana çok yakın ilişkiler kuruldu. BAE, Mısır’ın özellikle bölgesel konularda izleyeceği politikaları derinden etkileyecek düzeyde bir ağırlık oluşturdu.

Türkiye, 2013 yılından bu yana gerginlik yaşadığı, 15 Temmuz’un finansörü olmakla suçladığı BAE ile de yakınlaşma sinyalleri veriyor.

BAE’ni terör örgütlerine destekle suçlayan Türkiye, Veliaht Prens Muhammed bin Zayed el Nahyan’ın danışmanı Muhammed Dahlan hakkında İnterpol’den ‘kırmızı bülten’ talebinde bulunmuştu. Ankara, Dahlan’ı 15 Temmuz’u finanse etmek, anayasal düzeni değiştirmeye çalışmakla suçlamıştı.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan 18 Ağustos’ta BAE Ulusal Güvenlik Danışmanı Şeyh Tahnoun bin Zayed Al Nahyan’ı kabul etti. Erdoğan, BAE veliaht prensiyle de bu kabulün ardından görüştü. İki ülke dışişleri bakanları da aynı dönemde yoğun bir telefon diplomasisi yürüttü. Hem Ankara’dan hem BAE’den iki ülke yönetimlerin ikili ilişkileri geliştirme iradesini ortaya koyduğuna dair açıklamalar yapıldı.

Türkiye ile BAE arasında son dönemde üst düzeyde kurulan diyalog ve ilişkilerin hızlı bir şekilde ilerlemesi Ankara-Kahire hattındaki süreci de olumlu şekilde etkileyecek bir gelişme olarak görülüyor.

MISIR, LİBYA’DAKİ TÜRK ASKERİ VARLIĞININ TAMAMEN SONA ERMESİNİ İSTİYOR

Türkiye ve Mısır diyaloğunun önemli başlıklarından bir diğeri ise Libya. Bu ülkeyle çok uzun bir kara sınırı bulunan Mısır, BAE ve Fransa ile Rusya gibi ülkelerle birlikte ülkenin doğusunda konuşlu General Halife Hafter güçlerini destekliyordu. Hafter’e verilen desteğin önemli bir nedeni, başkent Trablus’ta konuşlu Ulusal Mutabakat Hükümeti’nde ağırlığın siyasal İslamcı figürlerin elinde olmasıydı.

Türkiye’nin 2019 sonunda Trablus ile yaptığı anlaşma sonucunda Libya’ya asker göndermesi ve Hafter’in ilerleyişini durdurması dengelerin tamamen bozulmasına ve BAE ile Mısır’ın tepkisine neden olmuştu.

Libya’da siyasi barış sürecinin sıkıntılara karşın devam etmesi, kurulan geçici hükümetin 24 Aralık seçimleri için çabalarını sürdürmesi, başta Türkiye, Rusya, BAE ve Mısır gibi dış güçlerin pozisyonlarında yumuşamaya yol açtığı görülüyor.

Libya’daki tarafların pozisyonlarını yumuşatmasına rağmen Mısır tarafı, Libya konusunun tamamen gündemden düşürülmesi için Türk askeri varlığının bu ülkeden çıkmış olması gerektiğini ifade ediyor.

MISIR, DOĞU AKDENİZ’DE KURDUĞU İTTİFAKLARI ÖNEMSİYOR

Türkiye’nin Mısır ile normalleşme amaçlarından biri de Doğu Akdeniz’de Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile yaşadığı münhasır ekonomik bölge tartışmasında elini güçlendirmek ve Doğu Akdeniz’deki yalnızlığına son vermek. Mısır ile Yunanistan’ın Ağustos 2020’de yaptığı gibi deniz yetkilendirme anlaşması imzalamak istediğini saklamayan Ankara, bu adımla Doğu Akdeniz’de aleyhine olan dengeyi değiştirmek niyetinde.

Mısır daha önce Güney Kıbrıs ile de benzer anlaşma imzalamış ve Yunanistan, Güney Kıbrıs, İsrail, Filistin, Ürdün ve İtalya ile birlikte hidrokarbon faaliyetleri için işbirliği öngören East Med Forum’un parçası olmuştu. Mısır, bunun da ötesinde Güney Kıbrıs ve Yunanistan ile ilişkilerini stratejik bir düzeye çıkarmış, imzaladığı savunma anlaşmalarıyla Türkiye’ye de mesaj vermişti.

Mısır, Türkiye ile normalleşme sürecinin Yunanistan ve Güney Kıbrıs’la kurduğu savunma ve enerji alanlarındaki işbirliğini etkilemeyeceği mesajını daha önce Atina ve Lefkoşa’ya iletmişti.

Bu nedenlerle Mısır’ın Türkiye ile deniz yetkilendirme anlaşması için hızlı hareket etmeyeceği, siyasi sürecin inşa edilmesi sonucunda teknik çalışmaların başlatılabileceği ancak bunun da zaman alacağı ifade ediliyor.

Erdoğan 15 Temmuz’u finanse etmekle suçladığı Birleşik Arap Emirlikleri ile anlaşma yaptı

Analiz

S-400’ün faturası kabarıyor: ABD, Yunanistan’a 1200 zırhlı araç hibe edecek

Türkiye’nin Rusya’ya yaklaşması ve bu ülkeden S-400 alımının Türkiye’ye faturası gittikçe ağırlaşıyor. Türkiye’ye silah alımlarında büyük zorluklar çıkarmaya başlayan ABD, Ege ve Balkanlar’da Yunanistan’ı stratejik ortak ve üs konumuna getirmeye başladı. Washington, ayrıca Atina’ya yaklaşık 1 milyar dolar değerinde bin 200 adet zırhlı araç hibe edecek.

BOLD ANALİZ – 2. Dünya Savaşı’nın sona ermesinden beri Ege’de denge siyaseti izleyen ABD, bu siyaseti son yıllarda terk etmeye başladı. Bu kararında Türkiye’nin Rusya’ya yaklaşarak bu ülkeden S-400 alımı ve NATO içerisinde ‘yaramaz çocuk’ konumuna gelmesi de etkili.

ABD Ordusu, başta Dedeağaç olmak üzere Türkiye’nin ‘burnunun dibinde’ denilebilecek Batı Trakya’daki askeri havaalanlarını ve limanları ‘stratejik askeri üs’ olarak kullanmaya başladı. ABD, Girit’teki Suda Deniz Üssü’ne de büyük önem veriyor.

NATO’nun dev askeri tatbikatı ‘Defender Europe 2021’ için bahar aylarında Dedeağaç’a yüzlerce tank ve binlerce askeri araç getiren ABD Ordusu, bu kez de ‘Atlantic Resolve’ operasyonu için Dedeağaç’a yine binlerce askeri araç, tank ve helikopter yığdı. ABD, kullandığı hava ve deniz üslerinin modernizasyonuna da milyonlarca dolar yatırım yapıyor.

Ayrıca Atina’ya 1 milyar dolar değerinde 1 200 adet M1117 zırhlı araç hibe eden ABD, Yunan Ordusu ile askeri tatbikatları da son zamanlarda iyice sıklaştırdı.

‘DEFENDER EUROPE 2021’ TATBİKATI

NATO’nun, ABD, Balkan ülkeleri ve Doğu Avrupa ülkelerinin katılımıyla Baltık ülkelerinde gerçekleştirdiği ‘Defender Europe 2021’ tatbikatı bahar ve yaz aylarında icra edildi. ABD, tatbikat kapsamında bölgeye son yıllarda yaptığı en büyük yığınağını gerçekleştirdi.

Tatbikat kapsamında Batı Trakya’daki Dedeağaç’a ABD ordusuna ait 110 adet Black Hawk genel maksat helikopteri, 25 adet Apache tipi saldırı helikopteri, 10 adet Chinook ağır nakliye helikopteri ve 400’ü tank bin 800’den fazla askeri araç getirildi.

Tatbikat, doğrudan ABD’den Avrupa’ya konuşlandırılan 20 bin asker ile 1995 yılından beri ABD merkezli kuvvetlerin Avrupa’ya en büyük konuşlandırılması olarak tanımlandı.

Dedeağaç Limanına gelen Amerikan ordusuna ait birlikler, Yunan ordusuyla da ortak askeri tatbikatlar gerçekleştirdi.

‘ATLANTİC RESOLVE’ OPERASYONU

Moskova’ya bağlı güçlerin 2014’te Ukrayna’nın Donbas bölgesini işgal etmesinin ardından, ABD, NATO’nun doğu kanadını güçlendirmek ve caydırıcılığını arttırmak için bölgeye ek askeri birlikler gönderildi. ABD askeri birlikleri rotasyon kapsamında bölgeye konuşlandırılıyor; stratejik intikal ve lojistik faaliyetleri icra ediliyor.

Geçtiğimiz günlerde dev Amerikan kargo gemisi ARC Independence yüzlerce askeri aracı ve helikopteri Dedeağaç Limanı’na getirdi.

Ancak 2020 yılına kadar Baltık üzerinden yapılan faaliyetler son dönemde Yunanistan’ın Batı Trakya bölgesinde, Türkiye’nin Edirne sınırına 40 kilometre mesafedeki Dedeağaç’ta yoğunlaşmaya başladı.

Rotasyona tabi tutulan ve Doğu Avrupa ile Balkanlar’da görev yapacak Amerikan askeri birlikleri, ABD’den Dedeağaç Limanı’na ve buradan da ilgili ülkelere gönderiliyor. Bu yıl rotasyona tabi tutulan birlik sayısının geçtiğimiz yıllardan daha fazla olduğu; toplamda 120 helikopter ile aralarında tank, zırhlı araç ve obüslerin de bulunduğu yaklaşık 1 000 askeri aracın 20 Aralık’a kadar Dedeağaç Limanı’na geleceği açıklandı.

ERDOĞAN DEDEAĞAÇ İÇİN ‘CİDDİ MANADA RAHATSIZ EDİCİ’ DEDİ

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, G-20 Zirvesi dönüşü yaptığı açıklamada 30 Ekim’de Roma’da ABD Başkanı Joe Biden’la yaptığı görüşmede ABD’nin Yunanistan’ın Dedeağaç Limanı’nı kullanarak yaptığı askeri sevkiyat konusunu gündeme getirdiğini belirtmiş, “Dedik ki; bu Dedeağaç olayı nedir? Burada böyle bir üssün kurulması bizi, halkımızı ciddi manada rahatsız ediyor” ifadelerini kullanmıştı. Erdoğan, 11 Kasım’da konuyla ilgili bir soru üzerine ise “Aslında sadece Dedeağaç bir üs değil, Yunanistan’ın kendisi şu anda ABD’nin bir üssü durumuna gelmiştir.” diye konuşmuştu.

Erdoğan’ın “Ciddi manada rahatsız edici” açıklamasına karşın Milli Savunma Bakanlığı (MSB) geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, “Büyük bir yığınaklanma söz konusu değil, endişe edilecek bir durum yok” mesajı vermişti.

ABD, YUNAN ORDUSUNA 1 200 ZIRHLI ARAÇ HİBE ETTİ

ABD, Yunanistan’la imzaladığı askeri işbirliği anlaşması kapsamında Atina’ya 1 200 adet M1117 zırhlı askeri güvenlik aracı hibe etme kararı aldı. Zırhlı araçların ilk 44 adedi geçtiğimiz günlerde Yunanistan’a ulaştı.

Yunan Ordusu’na teslim edilen 44 adet M1117 askeri güvenlik aracının devir teslim törenine Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Panagiotopoulos ve ABD’nin Atina Büyükelçisi Geoffrey Pyatt da katıldı.

Zırhlı araçların 400 adedinin tesliminin gelecek yıl Şubat ayında tamamlanacağı belirtildi. ABD’nin Atina’ya teslim edeceği toplam 1 200 adet zırhlı aracın değerinin 9700 milyon dolar olduğu belirtildi.

Zırhlı araçların savaş alanlarında kullanılmamış ve mükemmel durumda oldukları, ABD’deki depolarda tutulan ihtiyaç fazlası askeri araçlar olduğu belirtildi.

 

1999 yılında kullanıma giren M1117 zırhlı güvenlik araçları ABD Ordusu tarafından da halen kullanılıyor.

Yüzde 60 eğimli arazide yol alabilen ve 1,5 metrelik engelleri aşabilen zırhlı araçların Ege’deki adalar için ideal olduğu ve Yunan Ordusu’nun harekat kabiliyetini ciddi biçimde artırabileceği belirtiliyor.

ABD-YUNANİSTAN ASKERİ YAKINLAŞMASI

ABD ve Yunanistan, 2019 yılı ekim ayında Savunma İşbirliği Anlaşması’nı genişleterek stratejik savunma ve güvenlik iş birliği alanlarında çalışma kararı almıştı. İki ülke arasındaki işbirliği anlaşması 2020 yılı Ocak ayında Yunanistan Parlamentosu’nda kabul edildi.

Bu anlaşmanın kritik noktalarından birisi, Batı Trakya’daki Dedeağaç şehrinde bulunan askeri üssün ABD’ye tahsis edilmesiydi. Türkiye sınırına yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Dedeağaç Limanı’nın, Amerikan güçleri tarafından kullanılması kapsamında, limanı 2010 yılından bu yana engelleyen batık bir mavnanın çıkarılması için ABD 2,3 milyon dolar mali yardım taahhüdünde bulunmuştu.

ABD ve Yunanistan tarafından gerçekleştirilen ortak tatbikatlar da son zamanlarda iyice artı

Ayrıca Yunanistan, bu anlaşma ile Larissa, Stefanovikio ve Dedeağaç’taki askeri üs ve tesislerin ABD ve NATO ile daha geniş kapsamlı şekilde kullanımına izin verdi.

ABD, bu kapsamda Larissa Hava Üssü’ne 33,5 milyon dolar yatırım yapacak. İki büyük hangar ve destek binaları inşa edilecek. Böylece üs ABD’nin Avrupa’da değişik görevler için askeri uçaklar bulundurduğu kalıcı ve önemli bir hava üssü konumuna gelecek.

Anlaşma çerçevesinde Girit adasının Suda Körfezi’nde yer alan Amerikan deniz üssündeki altyapı ve diğer imkanların ortak kullanımı da karara bağlandı.

Ayrıca Washington, Larissa’daki (Yenişehir) hava üssüne 14 milyon dolar, Marathi adasındaki üsse ise 6 milyon euro yatırım yapmayı kabul etti.

TRAKYA’DA KONUŞLU TSK’NIN TANK SAYISINDAN FAZLA

Pusula Güvenlik Araştırmaları Topluluğu (PUGAT) yazarı Ömer Dinç de ABD’nin sınırımıza yalnızca 40 kilometre uzaklıkta bulunan Dedeağaç bölgesine yaptığı yığınağın ‘neredeyse Yunan ordusunun envanterinde bulunan miktardaki kadar askeri malzeme’ içeridiğini belirtti.

Dinç, şöyle devam etti: “Mesela yakın zamanda 400 tank getirdiler. Konuyla ilgili olarak basında yer alan haberlerin devamında, bir kısmının diğer üslere kaydırıldığı yazılsa da sayı belirtilmiyor. 400 tank, herhalde Trakya’da konuşlu bulunan TSK’ya ait tank sayısından hem daha fazla hem de daha modern. 400 tankla kalmadılar aynı zamanda taarruz helikopterleri ve diğer zırhlı araçları da Dedeağaç’a getirdiler. Bu gelenlerin envanterini yayınlamayacaklar, ama bunların içerisinde nehir geçiş harekâtında kullanılan araçların olmadığını düşünmek hata olur. Zira Yunanistan’ın her bir yanı nehir! Mesela, Türkiye ile doğal sınırı oluşturan Meriç Nehri.”

Dinç, gelen askeri malzemeden daha önemlisinin de iki ülkenin gerçekleştirdiği ortak tatbikatlar olduğunu belirtti: “Ne kadar silah, araç ve gereç getirdikleri bir nebze önemli olsa da ondan daha önemlisi Yunanistan ile müşterek gerçekleştirilen tatbikatların sıklığı. Son bir yılda, NATO şemsiyesi altında o kadar çok tatbikat yaptılar ki, “Yahu yeter, yorulmadınız mı?” diye sorası geliyor insanın. Tatbikat; ortak veya en koordineli bir şekilde hareket edebilmek için yapılır, ama şimdiye kadar yaptıklarına bakılırsa, neredeyse “yekvücut” oldular.”

Yunan askerleri, AB için çalışan tercümanı dövdükten sonra Türk tarafına bıraktı

Okumaya devam et

Analiz

Instagram’dan istifa eden Damat Albayrak adamlarıyla geri döndü

128 milyar dolar tartışmasının ardından sosyal medya üzerinden istifa eden AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak, kendine yakın bürokratlarla geri döndü. Ekonominin en kilit kurumlarında bulunan Albayrak’ın adamları, Nureddin Nebati’nin bakan olmasıyla kabinedeki koltuk sayısını üçe yükseltti.

BOLD ANALİZ – “Ben dolara bakmıyorum”, “Dolarla mı maaş alıyorsun?” sözleriyle tarihe geçen damat Berat Albayrak’ın geri dönüşünde AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan etkili oldu. Peki, “Albayrak’ın kendisi yok ama gölgesi ekonominin başında” dedirten isimler kimler?

Ahmet Davutoğlu’nu AKP Genel Başkanlık  koltuğundan indiren Berat Albayrak ve Binali Yıldırım’ın kabinedeki etkisi hızla arttı. Yıldırım, AKP Genel Başkanvekilliğine getirildi, aynı zamanda Türk Dünyası Aksakallısı ilan edildi.

KIRILMA NOKTASI “BERAT BEY BAŞARILI” SÖZÜ

Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan istifası devlet krizine dönen damat Berat Albayrak’tan aylarca haber alınamadı. Hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından dövüldüğü, aralarının bozuk olduğu bile yazıldı. 22 Şubat 2021 tarihinde ise Erdoğan, Albayrak’a zeytin dalı uzattı. Albayrak hakkında yapılan eleştirilere cevap veren Erdoğan, “Karadeniz’deki doğalgaz keşfini yapan, sondaj gemilerimizin alınmasından madenciliğe kadar ülkemizin pek çok kazanımında Berat Bey’in imzası var. Bunu başardığı için kuduruyorlar, çıldırıyorlar. En büyük talihsizliği damat sıfatının bu alanlardaki birikimi, gayretinin önüne geçirilmiş olmasıdır.” dedi.

ALBAYRAK’IN İZİNİ ELVAN VE AĞBAL SİLEMEDİ

Bu söz sonrası bürokratlar yeniden Albayrak’a göre pozisyon almaya başladı. Albayrak sonrasında Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine gelen Lütfi Elvan, kendi politikalarını uygulayamadı. Albayrak, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Nureddin Nebati üzerinden bakanlığı yönetmeyi sürdürdü. Merkez Bankası Başkanlığı’na atanan Naci Ağbal da piyasa gerçekleri doğrultusunda adımlar attı. Ancak kısa sürede görevden alındı.

İLK ADIM MERKEZ BANKASINDA

Erdoğan kabinesindeki bakanlar ‘affını’ isteyerek ayrılırken Berat Albayrak, Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan istifasını 6 Kasım 2020 tarihinde Instagram’dan duyurdu. Albayrak’ın gidişi sonrası kendisine yakın isim Murat Uysal, 7 Kasım 2020 tarihinde Merkez Bankası Başkanlığı’ndan alınıp yerine Naci Ağbal getirildi. Ağbay, piyasanın taleplerine göre hareket edip faizleri yüzde 19’a yükseltince Erdoğan kellesini aldı. Yerine de Albayrak’a yakın Şahap Kavcıoğlu getirildi.

KABİNEDE ÜÇ KOLTUK KAPTI

Siyasete Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak giriş yapan Albayrak’ın hala Enerji Bakanlığı’nı yönettiği biliniyor. Son iki değişiklikle de kabinede Albayrak’a yakın isimlerin sayısı üçe yükseldi. Devlet Planlama Teşkilatı kökenli deneyimli bürokrat Lütfi Elvan, Albayrak’ın koltuğunda 1 yıl durabildi. Yerine Albayrak’a yakın Nureddin Nebati getirildi. Ticaret Bakanlığı’nda da Albayrak’ın adamı olarak bilinen Mehmet Muş bulunuyor. Nebati değişikliği sonrası ekonomi yönetiminde Albayrak dönemi yeniden başlamış oldu.

TÜRKİYE VARLIK FONU VE BORSA İSTANBUL

Türkiye ekonomisinin dümenini bırakmak istemeyen Albayrak’ın kilit kurumları da adamları bulunuyor. Albayrak’ın doktora tezini yazan Erişah Arıcan’a hem Türkiye Varlık Fonu hem de Borsa İstanbul’un yönetiminde koltuk verildi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Rekabet Kurumu’ndaki üst düzey bürokratların yanı sıra alt kadrolar da Albayrak döneminde atanan isimler bulunuyor.

Erdoğan’a bakan olacağına simit sat onurunla yaşa!

Okumaya devam et

Analiz

Erdoğan’a bakan olacağına simit sat onurunla yaşa!

Erdoğan’ın bugün bakan olarak atadığı Nureddin Nebati’nin görev ömrü için bahisler açıldı… Bakanlarıyla ilişkilerinde sorunlar yaşayan Erdoğan’ın kimi zaman onları dövdüğü kimi zaman da korumalarına dövdürdüğü iddia ediliyordu. Erdoğan’ın,  son günlerinde Lütfü Elvan çektirdikleri,  gazeteciler önünde Fahrettin Koca’ya karşı üslubu onun bakan seçimindeki kriterleri hakkında da ipuçları veriyor.

BOLD – Tayyip Erdoğan’ın bakanlarına karşı tavrı kulislerde uzun süredir konuşuluyor. Bazı bakanlarını dövdüğü bazılarını da korumalarına dövdürdüğü yıllardır söyleniyor.

Hatta bakanlığı döneminde damadı Berat Albayrak’ı yeğeni olan korumasına dövdürdüğü, bu yüzden Albayrak’ın günlerce evden çıkamadığı da çok konuşulmuştu.

Bakanlarını çoğu zaman kalkan olarak kullanan Erdoğan, olumlu gelişmeleri üzerine alırken, olumsuzları da bakanların sırtına yüklemeyi ihmal etmiyor.

Yolsuzlukla suçlanan eski bakanlardan Erdoğan Bayraktar’ın “Her şeyi Erdoğan’ın talimatıyla yaptım” itirafı buna en bariz örneklerden biri. Türkiye tarihini en büyük yolsuzluk operasyonda ihale Erdoğan’ın 4 bakanına kaldı.

ELVAN’IN İSYANI

Bugün görevi Nureddin Nebati’ye devreden Lütfü Elvan’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı döneminde yaşadıkları da yenilir yutulur cinsten değil.

Berat Albayrak’ın ani istifası sonrası göreve getirilen Elvan, ekonomideki tüm olumsuzlukların günah keçisi ilan edilmek istendi. Son AKP grup toplantısında kürsüye çıkan Erdoğan, Elvan’ı faiz kararı hakkındaki görüşleri yüzünden partililerin önünde rencide edecek açıklamalarda bulundu.

Erdoğan’ın hedefindeki ismin kendisi olduğunu anlayan Elvan, diğer partililerin aksine Erdoğan’ın konuşmasını alkışlamadı. Objektiflere yansıyan bu görüntü Elvan’ın görevden alınacağının ilk sinyalini verdi.

SİZ İZİN VERMEDEN SÖYLER MİYİM EFENDİM

AKP’nin son grup toplantısı sonrası Meclis’te gazetecilere konuşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanına, konuşmanın sonrasına doğru Erdoğan geldi. Erdoğan, Koca’nın ne söylediğini gazetecilere sordu.

PARA PUL SÖYLEDİ Mİ?

Gazetecilerin hekimlerle ilgili düzenlemeye ilişkin açıklama yaptığını belirtmesi üzerine Erdoğan, “Para pul söylemedi mi” diye sordu. Bakan Koca da detay vermediğini ifade ederek, ” Söyler miyim efendim Siz izin vermeden ben söyler miyim?” dedi. Koca’nın tavrı gazetecileri bile güldürdü.

TUVALETE BİLE GİTMEZLER

Koca’nın hali sosyal medya kullanıcılarının da tepkisini çekti. Bu görüntüleri paylaşan KHK’lı akademisyen Vedat Demir, “Böyle bakan olmaya onurumla KHK’lı bir akademisyen olmayı bin kere tercih ederim” ifadelerini kullandı.

Akademisyen Mehmet Efe Çaman, “Ezik, silik, karaktersiz, berbat tipler bunlar” diyerek tepkisini dile getirirken Cansu adlı bir kullanıcı da, “Erdoğan’ın kameralar önünde Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya yaptığı muameleye bakın. Simit sat onurunla yaşa daha iyi” dedi.

TİP Milletvekili Barış Atay da görüntüleri şu notla paylaştı, “Siz izin vermeden tuvalete bile gitmezler efendisi.”

Bakanıyla Erdoğan’ın garip diyaloğu: Ne söyledi, para pul söyledi mi? Söyler miyim efendim!

Okumaya devam et

Popular

Shares