Connect with us

BOLD ÖZEL

Nevin İpek Bold’a konuştu: Osman Gökçek sırf o videoyu çekebilmek için avazı çıktığı kadar bağırdı

AKP hükumeti tarafından mal varlığına ve şirketlerine el konulan İpek Holding’in sahibi Akın İpek’in eşi Nevin İpek, Osman Gökçek ile İngiltere’de nasıl karşılaştıklarını, kızının sansürlenen sözlerini ve o videonun neden çekildiğini cevapladı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Ankara Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Melih Gökçek’in oğlu Osman Gökçek, İpek Holding’in sahibi Akın İpek’in eşi Nevin İpek ve kızının, İngiltere’de bir mağazada kendisine saldırdığını iddia ettiği görüntüleri dün öğlen saatlerinde Twitter hesabından yayınladı. Tamamına ise akşamki programında yer vereceğini söyledi.

Beyaz TV’nin yayın yönetmeni olan Osman Gökçek, saat 23.30’daki programda, videonun biraz daha uzun olan kısmını yayınladıktan sonra, olayın nasıl geliştiğine dair bilgi verdi. Nevin İpek’in, arkadan gelip omzuna dokunduğunu, o sırada telefonda konuştuğu için kendisine ‘telefonu kapat’ dediğini, Nevin İpek’i hatırlamadığını, kim olduğunu sorduğunu, İpek’in “Bizim oteli almışsın” diye sorduğunu ve görüntüleri neden çektiğini anlattı.

AKIN İPEK’İ TEHDİT ETTİ, KIZININ SÖZLERİNİ SANSÜRLEDİ

Programda Nevin İpek ve kızına, kadın oldukları için fiziki bir şey yapamayacağını belirten Gökçek, Akın İpek’i ise ölümle tehdit etti. 15 Temmuz’da Boğaziçi Köprüsü’nde keskin nişancı tarafından şehit edildiği otopsi raporunda ortaya çıkan, Erdoğan’ın yakın arkadaşı Erol Olçok’u, Akın İpek’in öldürdüğünü iddia eden Osman Gökçek “Akın İpek’i görürsem ne yapacağımı bilemem, yalan söyleyemem” dedi. Kızı Esra İpek’in sözlerini ise sansürledi.

Eşi ve çocuklarıyla birlikte İngiltere’de yaşayan Nevin İpek sorularımızı cevapladı. İşte Bold’un soruları ve İpek’in yanıtları:

Olay tam olarak nerede meydana geldi?

İki yıl önce 12 Haziran 2019’da Londra’daki Harrods diye büyük bir alışveriş merkezinde. Biz oraya kızlarımla beraber gitmiştik. Oğlumun nikahı olacaktı, makyaj malzemesi bakıyorduk. Orası da zaten sadece kadınlara ayrılmış bir bölüm. Osman Gökçek sadece makyaj malzemeleri ve rujlar olan o bölümde bir koltukta oturuyordu.

İlk nasıl fark ettiniz?

Ben görmedim. İlk kızım görmüş. Görünce de “Anne anne gidelim gidelim” diye ısrar etti. Ben de anlamadım önce. Ne olduğunu sordum. Osman Gökçek’in orada oturduğunu söyledi. Döndüm baktım hakikaten o. Bir süre öyle kalakaldım. İnsan ne yapacağını bilemez ya… Kalbim atmaya başladı. Öyle bir durum.

Sonra ne oldu? 

Oradan ayrılmaya karar verdik. Tam kapıdan çıkıyorduk ki bir anda Tekin abi geldi gözümün önüne. Beş yıldır hapiste, onu suçsuz yere rehin tutuyorlar. Tekin abi aklıma gelince gözüme perde indi, dünya durdu derler ya… Yanına gittim. Dokunmadım ben ona. Programında omzuna dokunduğumu söylemiş, dokunur muyum. Sadece “Osman naber” dedim. Bakar mısınız da demedim. Döndü bana baktı. “Merhaba” dedi, ayağa kalktı, hatta önünü ilikler gibi yaptı. “Ne yapıyorsun burada?” dedim. “Çok pardon sizi tanıyamadım.” dedi. Ben ilk önce tanıyamamasına anlam vermedim, yalan söylüyor zannettim.

ANKARA’DAKİ EVİMİZE GELİP GİDERLERDİ

Önceden kendisiyle şahsen tanışıklığınız var ama değil mi?

Tabi canım, olmaz mı! Ben çok gördüm kendisini. Ankara’daki evimize, bahçeye gelip giderlerdi. Hiçbir yerden eksik değillerdi zaten. Melih Gökçek’in Ahmet adında başka bir oğlu daha var. O da biz Funda sitesinde kirada otururken komşumdu. O zaman babası belediye başkanıydı. “Beni nasıl tanıyamazsın, bir düşün” dedim. Gerçekten hatırlayamadığını görünce söylediğine inandım.

“Telefonu kapat” dediniz mi?  

Öyle bir şey söylemedim tabi ki. Yalan. Telefonda konuşuyordu. Konuştuğu kişiye “Ben seni arayayım” deyip telefonu kapatmaya çalışıyordu ki, ben “Yo yo devam edin, sonra da konuşabiliriz, acelem yok” dedim.

Sonra ne oldu?

O sırada yani 2019 yılında, gazeteci Murat Ağırel, Gökçek ailesinin bizim oteli aldığına dair haberler yapıyordu. Fakat haber Gökçek ailesi tarafından hiçbir şekilde ne yalanlanıyor ne doğrulanıyor. Sessiz kalıyorlardı. “Oteli almışsınız Osman doğru mu?” diye sordum. “Yooo” dedi. Aynen böyle tepki verdi. Sonra “Ben Akın İpek’in eşiyim” dememle birlikte anında telefonuna saldırdı. O anı size anlatamam. Gözlerinin korkudan yerinden çıktığını gördüm. Bir şey yapacağımı zannetti galiba. Ne yapabilirim ki ben.

SANSÜRLENEN SÖZLER NEYDİ?

Videoda Osman Gökçek çok bağırıyor. Neden o kadar bağırdı?

Yani onlar televizyoncu, profesyonel, neyi nasıl çekeceklerini biliyorlar. Zaten adımı söyleyince o zaman kayıt altına alalım dedi ve telefonu açtıktan sonra bir anda bağırmaya başladı, alışveriş merkezinin ortasında. “Siz bana bir şey yapamazsınız, Fetöcü bunlar, vatan haini bunlar, barım barım bağırıyor” gibi ifadeler kullandı. Kızım arkamdaydı. Orada Esra’nın söylediklerini sansürlemişler.

Ne diyor orada kızınız? 

Esra “Ne vatanı ne vatanı…” dedikten sonra, sansürlediği kısımda  “Vatan mı kaldı, vatan mı bıraktınız, her şeyi çaldınız çırptınız, mahvettiniz, vatan mı bıraktınız?” Aşağı yukarı bu minvalde cümleler söylüyor. Sonrasında güvenlik geldi. “Rahatsız mı ediliyorsunuz?” diye sordular. Ben de “Evet” dedim. Onun yanına gittiler. Daha sonrasını bilmiyorum, ayrıldık zaten. Ama ben omzuna dokunmuşum, telefonu kapat demişim, bunlar doğru değil. Hayal gücünü kullanmış.

DELİLER GİBİ BAĞIRMAYA BAŞLADI

Kızınızın videoda Gökçek’e hitaben “Yeter bağırma” diye tepki gösteriyor. Öncesinde ne oluyor ki, kızınızın o kadar sinirlenmesinin sebebi ne? 

Telefonunun kamerasını açtıktan sonra avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı. O zamana kadar normal normal konuşuyorduk. “Osman ne yapıyorsun burada, tanıdın mı tanımadın mı, nasıl tanımadın” şeklinde bir muhabbet yapıyorduk. Ben zaten normalde sakin bir insanımdır. Tanıyanlar bilir. Ben oteli sorunca şok oldu. Hakikaten o dönemde çok haberi çıkıyordu. “Yoooo” dedi. “Madem böyle bir şey yok, neden yalanlamıyorsunuz” diye sordum. Orada bir şey söyledi mi söylemedi mi inanın hatırlamıyorum. Sonra da deliler gibi bağırmaya başladı. Sonra ben geri dönüp ‘bir sakin olun” demişim. Allah’tan videoda orası var.

Dün akşamki programında “Akın İpek’i görürsem ne yapacağımı bilemem, yalan söyleyemem” diyor. Ciddi bir tehdit. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? 

Bunlardan her şey beklenir. Her türlü yalan, iftira, her şey… Ekrana çıkıp bu şekilde konuşması kolay. Hakikaten oraya çıkıp, kafalarından bir şeyler uydurup iftiralar atabiliyorlar. Allah’a havale ediyorum kendisini. Ben beddua da etmiyorum. Allah bildiği gibi yapar kendilerini.

KENDİNİ KANITLAMAK İSTİYOR

İki yıl sonra neden yayınladı peki bu videoyu, amacı ne?

Yani bilmiyorum ki, artık kafalarında ne tür planlar yapıyorlar, ne tür şeytanlıklar düşünüyorlar. Programda söylediklerine bakılırsa “Fetöcü” olmadığını kanıtlamak için çektiği anlaşılıyor. Çekmeseydi ne olacaktı? Ben zaten insanlara durduk yere saldıran biri değilim ki… Ailede hiçbirimiz değiliz. Doğrusunu isterseniz ilk defa böyle bir şeyle karşılaşıyorum. Bir süre tanıtmadım kendimi, o süre içinde pek bir saygılı hafif ürkekti. Oteli sordum kendimi tanıtınca bağırmaya başladı, ben de şaşırdım doğrusu, bu kadar korkak olabileceğini hiç düşünmemiştim. Sırf o videoyu çekmek için de avazı çıktığı kadar bağırmış olabilir ama gözleri komikti doğrusu.

AKIN İPEK: İNSANLARIN KARISINA, KIZINA SALDIRACAK KADAR ALÇALABİLİR Mİ BİR İNSAN?

Akın İpek, Osman Gökçek’in kızına ve eşine yaptıklarına Twitter hesabından sert bir tepki gösterdi. Kendisinin de bir program yapacağını ifade eden İpek’in paylaşımları şöyle:

“Osman Gökçek, eşim ve kızımla karşılaşmış. Aileme yaptığı terbiyesizliği görüyorsunuz. Beyaz TV Gökçek ailesine aittir… Tıpkı Söğüt İnşaat’ın yüzde 50’sinin Gökçek ailesine ait olduğu gibi. Şirketlerin hisse senetleri hamilinedir. Bunlar, misafirliğe geldiği evi soyan insanlar. Tosun Osman Göçek, kadınlara ve çocuklara saldıracak kalitede biri.

“TED ANKARA KOLEJİ’NDEN ATILMASININ SEBEBİNİ SÖYLEMEK ŞART OLDU”

Bu şahısın, TED Ankara Koleji’nden de sapıklığı sebebi ile atıldığını söylemek şart oldu. Yaşlılara, kadınlara musallat olan Gökçek ailesi bekleyin. Dil uzattıkların, dün evladım dediğin, kızın yaşında insanlar ahlaksız herif. İnsanların karısına kızına saldıracak kadar alçalabilir mi bir insan? Melih Gökçek budur… Onun yanında duranlar bunu iyi bilsin. Bu vesile ile bende bir program yapacağım, onu da kaçırmayın derim… Melih Gökçek, hacdan gelip, çanta içinde rüşvet alan, ‘Hani tövbe etmiştin dediklerinde dayanamıyorum Namık’cığım diyen biridir.

İpek ailesini, sırf Angels Oteli’ne göz koyduğu için, fito torbasının içine atanlardan biridir. Eşim ve kızım hakkında yapacakları programı sunacak veya içinde yer alacak hanımlara da şunu söyleyeyim; Hayatınız boyunca bir utanç sebebi olacak bu alçaklığa ortak olmayın. Bu ahlaksızlığın içinde yer almayın. Tripodumu aldım Melih Gökçek. Bağlanıp cevap hakkını kullanmak istersen bağlanabilirsin. Rüşvet parası ile kurulduğu için, sahibinin, sahibiyim diyemediği, bir tv kanalının etkisinin, gerçek haberler karşısında ne kadar zavallı olduğunu da göreceksin.”

BOLD ÖZEL

Şanlıurfa’da “düğün” operasyonu: “Nişanlımı tek kişinin ifadesiyle tutukladılar, haziranda düğünümüz vardı”

Şanlıurfa’da geçen hafta aynı evde kaldıkları için 7 kişi tutuklandı. Tutuklular arasında bulunan Mevlüde Keleş’in 19 Haziran’da nikahı vardı. 4 aylık hamile Ayşe Özbey Karaduran 5 ay önce, S.Y. on gün önce evlenmişti. Teknik takip yapılarak fotoğrafları çekilen Keleş, S.Y. ve Karaduran’ın düğün için çıktıkları alışveriş, içinde “düğün” kelimesi geçen ve şifre zannedilen telefon konuşmaları ile Halfeti’ye yaptıkları gezi örgütsel faaliyet olarak değerlendirildi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Şanlıurfa Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, 17 Mayıs’ta aralarında kız öğrencilerin de bulunduğu 11 kişiyi gözaltına aldı. Bir gün sonra 7 kişi tutuklanarak Şanlıurfa Cezaevine gönderildi. Tutuklular arasında bulunan Mevlüde Keleş, kız kardeşi Kübra Keleş, Ayşe Özbey ve S.Y. aynı evde kaldıkları için örgüt üyesi olmakla itham ediliyor.

Düğün hazırlığı yapan Mevlüde Keleş’in nişanlısı HPD Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu‘na ulaşarak seslerini duyurmasını istedi.

Keleş’in nişanlısı ise “Nişanlım 5 yıldır Urfa’da öğretmenlik yapıyordu. İlahiyat mezunu. 19 Haziran’da da resmi nikah kıyacaktık. Tek kişinin ifadesiyle tutuklandı. Her genç kızın hayali olan evlilik nişanlım için de yarıda kaldı. 2 aile perişan. Zordayız. Sesimizi duyuramıyoruz” dedi.

ÜNİVERSİTEDE OKURKEN TANIŞMIŞLARDI

Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde okurken birlikte kalan Mevlüde Keleş, Ayşe Özbey Karaduran ve S.Y. mezun olduktan sonra Şanlıurfa’da özel okullarda ücretli öğretmenlik yapmaya başladı. Hatta S.Y. valinin ve onun koruma müdürünün kızına ders bile veriyordu.

Üç arkadaş birbirlerini tanıdıkları için iş hayatına atılınca da yine birlikte kalmaya karar verdiler. Evde ayrıca Mevlüde Keleş’in kız kardeşi Kübra Keleş de vardı. Geçen yıl ise yanlarına Harran Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünü kazanan S.E. adlı başka bir kız öğrenci geldi.

DÜĞÜN ALIŞVERİŞİ YAPMAK, “DÜĞÜN” KELİMESİ GEÇEN KONUŞMALAR SUÇ SAYILDI

Bold Medya’nın ulaştığı bilgilere göre, bir yıldır teknik takip yapılarak fotoğrafları çekilen Mevlüde Keleş, S.Y. ve Ayşe Özbey’in düğün için çıktıkları alışveriş, içinde “düğün” kelimesi geçen telefon konuşmaları ve hep birlikte Urfa’nın tarihi şehri Halfeti’ye yaptıkları gezi örgütsel faaliyet olarak değerlendirildi. Düğün kelimesi şifre zannedildi.

Ayrıca itirafçı olan S.E.’nin ifadesine dayanılarak evlilik hayali kuran genç kızlar, yeni yuva kuran kadınlar, hamileler tutuklanıp hapse gönderildi. S.E. ifadesinde ise “Namaz kılıyorlar, Risale okuyorlar, beraber dini sohbet ediyorlar, internetten dini içerikli video izliyorlar” dedi.

“SOMUT BİR ŞEY OLMADAN HAYATIMIZ KARARTILDI”

Mevlüde Keleş’in 19 Haziran’da resmi nikahı, 26 Haziran’da ise düğünü vardı. Davetiyesi bile hazırdı. S. Y. kaldıkları evden çoktan ayrılmış, 7 Mayıs 2022’de dünya evine girmişti. Ayşe Özbey Karaduran ise 5 ay önce evlenmişti. Şu anda Şanlıurfa Cezaevinde olan Ayşe Karaduran 4 aylık hamile.

Bold Medya’nın ulaştığı Mevlüde Keleş’in nişanlısı, “Sadece nişanlım değil, beraber kaldığı kız kardeşini de tutukladılar. Somut hiçbir şey olmadan tanık ifadesiyle hayatları karartıldı. Bütün hayallerimiz yerle bir oldu. Evi düzenledik, eşyalarımızı aldık, nişanlım devlet okulunda ücretli öğretmenlik yapıyordu. Bylock yok, Bank Asya yok, hiçbir şey yok.” ifadelerini kullandı.

Mevlüde Keleş ve nişanlısı.

Gelinliğini yeni alan Mevlüde Keleş ve nişanlısı…

 

Şanlıurfa’da da kız öğrencilere operasyon: 7 kişi tutuklandı

Okumaya Devam Et

BOLD ÖZEL

Felçli kadınlara hapiste işkence: Ağrılardan duramıyorum, resmen işkence çektiriyorlar

İkisi de felçli olan Mehtap Şentürk ve Şerife Sulukan, İzmir Menemen R Tipi Cezaevine sevk edildi ve aynı koğuşa konuldu. Butona dahi basamayan Mehtap Şentürk, dünkü telefon görüşünde annesine “Resmen işkence çektiriyorlar” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Geçen hafta salı günü Sincan Cezaevinden İzmir Menemen R (Rehabilitasyon) Tipi Cezaevine sevk edilen felçli Mehtap Şentürk, dün ailesiyle yaptığı telefon görüşünde kendisine resmen işkence çektirdiklerini söyledi.

Kendisi gibi felçli olan Şerife Sulukan ile aynı koğuşa verilen Mehtap Şentürk, butona dahi basacak durumda olmadığı için acil durumlarda onun yerine Sulukan basıyor. Ancak yanlarına kimse gitmiyor ya da çok geç gidiyorlar. Gitseler bile “Burası annenin evi değil, cezaevi. Tek hastamız sen değilsin. Hiç durmadan böyle butona basıp duracak mısın? Hep seninle ilgilenemeyiz” diye azarlanıyor.

Hasta tutukluların cezalarının infazı için yapılan R Tipi cezaevlerinden hastalar iyileşmiyor tam tersine daha kötü oluyor. Tuvalet ihtiyacı için bez kullanmak zorunda olan, çok fazla kas ağrısı çeken ve tansiyonu sürekli yükselen Mehtap Şentürk son bir haftada çok acı çektiğini belirtti.

“BİR HAFTADA ÇOK YIPRATMIŞLAR”

Sesinin duyurulmasını isteyen Mehtap Şentürk’ün annesi, kızıyla yaptığı telefon görüşmesini gözyaşlarıyla anlattı:

Mehtap Şentürk

“Mehtap Sincan Kadın Kapalı Cezaevinde kalıyordu geçtiğimiz salı gününe kadar. Ben de yanında refakatçi olarak kaldım. Adli Tıp’tan İzmir Menemen Cezaevi denildi. 1 aylık bir gözlemden sonra tekrar adli tıpa götürülecek. Adli Tıp ona göre karar verecekmiş.

Bugün ilk telefon görüşmemizi yaptık ve Mehtap’ı çok yıpratmışlar şu bir haftada. Anne, hiç ilgilenmiyorlar dedi. Tansiyonu hep düşük çıkıyordu kampüste kalırken. 6-9. 6-10 gibi seyrederdi. 9’u görünce hemşireler bile mutlu oluyordu. Şimdiki tansiyonu Mehtap’ı rahatsız edecek derecede 10-12, yüksek seyretmeye başlamış.

“TEK BAŞINA BİR ODAYA KOYUP KAPIYI KİLİTLEMİŞLER”

İlk gün tek başına bir odaya koyup kapıyı kilitlemişler üzerinden. Tek başına bir odada kalmış. Mehtap’ın panik atağı var, çok kötü olmuş. Ertesi güne kadar hiç ilgilenmemişler. Kas ağrıları çok fazla olduğu için ara ara ayağını, bacağını birisinin hareket ettirmesi gerekiyor, yoksa ağrısından duramıyor. Ağrısından ağlıyor. ‘Çok ağrılarım var ve çok acı çekiyorum. Çağırdığım zaman gelmiyorlar diyor. ‘Tek hastamız sen değilsin, burası da annenin evi değil, cezaevi’ diyorlarmış. Ağrılarımdan duramıyorum resmen işkence çektiriyorlar diyor. Ben insanım ve acı çekiyorum deyip feryat ediyor.

“ELİNE BUTON VERMİŞLER, BASAMIYOR”

Eline buton vermişler, butona basamıyor. Ertesi gün yüzde 89 engelli Şerife Sulukan’ı yanına vermişler. Butona basamayan kızımın yerine o hanım butona basıyormuş. Tansiyonu yüksek olduğu için gece ilacını içmek için çağırdıklarında da gelmiyorlarmış.

“İŞKENCEDEN FARKI YOK”

Mehtap kabızlık problemi çektiği için tuvalet ihtiyacını benim yardımımla gideriyordu. Menemen Cezaevinde bayanlar yardımcı olmamış, erkekler üzerine bir örtü örterek tuvalete götürüp, bırakmışlar. Mehtap tuvalette çok zorluk çekmiş. (Ağlıyor) 

“HANİ BURASI REHABİLİTASYON MERKEZİYDİ”

Hani burası rehabilitasyon merkezi idi. Mehtap sizi haberdar etmemi ve sesi olmanızı rica etti. Bir anne olarak çaresizliğimi dile getirmeye çalıştım. Lütfen bana ve kızıma ses olur musunuz?”

FELÇLİ KADINLAR CEZAEVİNDE

Gülen Hareketi’ne üyelik iddiasıyla yürütülen soruşturmalar kapsamında 7 yıl hapis cezasına çarptırılan ve cezası onaylandığı için 3 Mart’ta tutuklanan fen bilgisi öğretmeni, yüzde 85 engelli Mehtap Şentürk (34), üç ay Sincan Cezaevi içindeki kampüs hastanesinde kaldıktan sonra 17 Mayıs 2022’de İzmir Menemen R Tipi Cezaevine gönderildi.

Adli Tıp Başkanlığı, 14 yıldır MS hastası olan fen bilgisi öğretmeni Mehtap Şentürk’e geçen hafta ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verdi. Tekerlekli sandalyeye mahkum olan Şentürk, tuvalet dahil kişisel hiçbir ihtiyacını tek başına gideremiyor. Yemek yiyemiyor, yürüyemiyor. Altı da birlikte yaşadığı annesi tarafından bezleniyordu.

Gülen Hareketi’ne üyelik iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan KHK’lı öğretmen Şerife Sulukan ise 3 Mayıs 2022’de Edirne’de tutuklandı. 20 ay önce felç geçiren ve yüzde 89 engelli kalan KHK’lı öğretmen Şerife Sulukan banyo dahil kişisel hiçbir ihtiyacını tek başına karşılayamıyor. Mehtap Şentürk’ten birkaç gün önce Menemen Cezaevine sevk edilen Şerife Sulukan ve Şentürk, felçli ve engelli iki kadın olarak cezaevi şartlarında yaşam mücadelesi veriyor.

Şerife Sulukan

Adli Tıp, felçli Mehtap Şentürk’e ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verdi: Tek ilkeleri süründürmek

 

Felçli ve yüzde 89 engelli KHK’lı öğretmen Şerife Sulukan tutuklandı

 

Okumaya Devam Et

BOLD ÖZEL

Hamile tutuklu Ceyda Nur Eroğlu’nun çırpınışları: Bebek bezi gönderin, doğuma az kaldı

Doğumuna günler kalan 9 aylık hamile tutuklu Ceyda Nur Eroğlu, ailesiyle yaptığı en son telefon görüşünde bebeği için bez, battaniye ve kıyafet istedi. Ceyda Nur Eroğlu, “Anne ne olur avukata söyle, bana rapor alsın, burada doğum yapmak istemiyorum” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Edirne Kadın Kapalı Cezaevinde 4 Mayıs’tan beri tutuklu olan 9 aylık hamile Ceyda Nur Eroğlu‘nun doğumuna çok az kaldı. Geçen hafta perşembe günü ailesini arayarak yenidoğan bebek bezi, bebek battaniyesi ve çamaşır isteyen Eroğlu, “Burada doğum yapmak istemiyorum” dedi.

Gülen Hareketi’ne üyelik iddiasıyla yürütülen soruşturmalar kapsamında 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan  ve dosyası 2 yıldır Yargıtay’da bulunan Ceyda Nur Eroğlu, hapiste doğurmak üzere. Annesini lisedeyken kanserden kaybeden Ceyda Nur Eroğlu, kayınvalidesiyle yaptığı telefon görüşünde bebeği ve kendisi için kıyafet ve bez istedi.

Bold Medya’da konuşan kayınvalide Eroğlu, “Gelinim lisedeyken annesi kanserden vefat etmiş. Tek annesi benim. İki defa beni aradı. En son perşembe günü görüştük. Yenidoğan bebek bezi istedi. Battaniye koydum. Ferace, yüz havlusu, çocuk için tulum aldım. Cuma günü hemen alışveriş yapıp istediklerini kargoyla gönderdim.” dedi.

Anne Eroğlu, gelininin “Ben iki doktora gittim, ağrılarım olduğunu söyledim ama rapor vermedi. Anne ne olur avukata söyle, bana rapor alsın, burada doğum yapmak istemiyorum.” dediğini de aktardı.

YARGITAY’IN EMSAL KARARI

5275 Sayılı Ceza İnfaz Kanuna göre “hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında” geri bırakılması gerekiyor.

Gülen Hareketi’ne üyelik iddiasıyla 9 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılan 7,5 aylık hamile Huriye Acun da dosyası Yargıtay aşamasındayken geçen yıl 7 Temmuz 2021’de tutuklandı. Acun Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin verdiği kararla 18 Ağustos 2021’de tahliye edildi.

Yargıtay’ın Acun hakkında verdiği karar emsal gösterilerek Ceyda Nur Eroğlu için de mahkemeye başvuru yapıldı ancak henüz bir sonuç alınamadı. Ceyda Nur Eroğlu’nun eşi Süleyman Eroğlu da aynı cezaevinde tutuklu bulunuyor.

“EŞİM İKİ KİLO VERMİŞ”

Öte yandan 16 Mayıs’ta Şanlıurfa’da tutuklanan 4 aylık hamile Ayşe Karaduran eşi Mehmet Akif Karaduran eşiyle bugün yaptığı kapalı görüşten sonra eşinin iki kilo zayıfladığını ve durumunun iyi olmadığını Twitter hesabından duyurdu.

9 aylık hamile Ceyda Nur Eroğlu tutuklandı

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar