Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Sütten kesilmemiş Yusuf bebeğin annesi Ayşe Budak’ı gözaltına aldılar

1,5 yaşındaki Yusuf’un annesi Ayşe Budak dün İzmir’de gözaltına alındı. Evladından ayrılmak istemeyen anne Budak’ı polislerin “Çocuğunu Esirgeme Kurumuna veririz” diyerek tehdit ettiği iddia edildi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Bebekli anneler tutuklanmaya devam ediyor. Anne sütüyle beslenen 1,5 yaşındaki Yusuf’un annesi Ayşe Budak, koronavirüs aşısı yaptırmak için hastaneye gittiğinde gözaltına alındı. İzmir Emniyeti Mali Şube Müdürlüğü’nde tutulan Budak’ın bugün adliyeye sevk edileceği öğrenildi.

BİR OĞLU DAHA VAR

Çocuğundan ayrılmak istemeyen Budak’a polisin “Eğer oğlunu ailen almazsa Çocuk Esirgeme Kurumu’na veririz” dediği aktarıldı. Annesiyle birlikte gözaltına alınan ve anne sütüyle beslenen Yusuf, geceyi dedesinin yanında geçirdi, bu sabah süt için tekrar annesine götürüldü. 32 yaşındaki Budak’ın 7 yaşında Mustafa Erkam adında bir oğlu daha bulunuyor.

EŞİ DE 10 AY HAPİS YATTI

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında emniyette tutulan ev hanımı Ayşe Budak’ın üniversite okurken kapatılan öğrenci yurtlarında kaldığı ve mezun olduktan sonra bir süre bu yurtlarda çalıştığı için gözaltına alındığı belirtildi. Ayşe Budak’ın eşi de 10 ay cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilmiş ve 27 ay ev hapsinde kalmıştı.

Leman, Ayşe Özdoğan’ı çizdi

BOLD ÖZEL

Acılar cumhuriyeti: Ne görevine iade edildiğini görebildi ne de kızını kurtarabildi

67 yaşındaki İbrahim Söylemez’in hayatı, 2017’de bir gece çıkartılan KHK ile alt üst oldu. Önce ihraç edildi, daha sonra 5 çocuğu da işsiz kaldı. Kızı Feyza, yaşadıkları sıkıntılara dayanamayıp kanserden öldü. 2021 Eylül ayında Söylemez yaşananlara daha fazla dayanamadı, vefat etti. Bütün yaşanan acılardan sonra devlet, İbrahim Söylemez’e dün “pardon” dedi. OHAL Komisyonu tarafından görevine iade edildi. Söylemez, ne görevine iade edildiğini görebildi ne de kızını kurtarabildi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

19 Eylül 2021’de hayatını kaybeden KHK’lı memur İbrahim Söylemez (67), OHAL Komisyonu tarafından dün görevine iade edildi. ByLock kullandığı iddiası ve bir tanık ifadesine dayanılarak ihraç edilen Söylemez hakkında Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma, kovuşturmaya gerek görülmediği için vefatından 5 ay önce kapatılmıştı.

YILLARCA FİZİK ÖĞRETMENLİĞİ YAPTI

Uzun yıllar İzmir’de fizik öğretmeni olarak çalışan İbrahim Söylemez, emekli olmak istemediği için öğretmenlikten huzurevine geçiş yaptı. Bir devlet memuru eğer görevinde başarılıysa, takdir ve teşekkürleri varsa kurum içi geçiş talepleri kabul ediliyor. Talebi kabul edilen İbrahim Söylemez, 2007’de Buca Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde çalışmaya başladı.

YAKIN BİR ARKADAŞI SAVCILIĞA MEKTUP GÖNDERDİ

14 Temmuz 2017’de 692 sayılı KHK ile ihraç edilene kadar Buca Huzurevi’nde gören yapan Söylemez, mesleğini çok seviyordu. Evde bakıma ihtiyacı olanları ziyaret edip maaş bağlanıp bağlanmamasına dair rapor hazırlıyordu.

Buradaki görevinde de birçok takdir ve teşekkür aldı. Gerçekten ihtiyacı olan insanlara maaş bağlansın diye titiz çalışıyordu. Gördüğü manzaralar onu o kadar çok etkiliyordu ki her akşam eve geldiğinde yardıma muhtaç insanları anlatıyor, üzüntüsünü dile getiriyordu.

İbrahim Söylemez’in ihraç edilmesine, yakın bir arkadaşının yazdığı uzun bir mektup neden oldu. 15 Temmuz’dan kısa bir süre sonra Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim edilen mektupta Söylemez ve etrafındaki herkesin örgüt üyesi olduğu iddia ediliyordu. Savcılık, 5 yıl süren soruşturmadan sonra Söylemez hakkındaki iddiaları kovuşturmaya gerek duymadı ve Nisan 2021’de dosyayı kapattı. Ancak bu süreçte ailece çok yıprandılar.

KIZINI KANSERDEN KAYBETTİ

Feyza Söylemez

5 evlat sahibi olan İbrahim Söylemez’in tüm çocukları işlerini kaybetti. Eve her gelen bir acı anlatıyordu. Söylemez’i en çok etkileyen olay ise kapatılan bir dershanede kayıt görevlisi olarak çalışan ikinci kızı Feyza Söylemez’in vefatıydı. 38 yaşındaki Feyza Söylemez, yaşadıkları sıkıntılara dayanamayıp yakalandığı doku kanseri nedeniyle 30 Eylül 2017’de vefat etti.

GÖZALTI İÇİN GELEN POLİSLERE KIZININ ÖLÜM KAĞIDINI GÖSTERDİ

Arkadaşları tutuklanan, suçsuz yere hapse gönderilen Ferda Söylemez, o kadar çok üzülmüş ve endişelenmişti ki hep ‘bir gün beni de alacaklar’ korkusuyla yaşadı. Ölümünden kısa bir süre sonra da polisler gözaltı için evlerine geldi. Babası çıkarıp kızının ölüm kağıdını gösterdi.

İbrahim Söylemez ölmeden önce ailesini aramış ve “Beraat ettim” diye müjdeli haberi vermişti. Ama onun da kalbi yaşananlara daha fazla dayanamadı. Kalp krizi diye hastaneye kaldırıldı. Kalp kapakçığı yırtıldığı için ameliyata alınan Söylemez 19 Eylül 2021’de hayatını kaybetti. Ne görevine iade edildiğini görebildi ne kızını kurtarabildi. Tüm acılarıyla birlikte Bornova Beşyol Köyü’ne defnedildi.

Yaşanmamış bir ömür bıraktı geride: KHK’lı öğretmen öldükten sonra görevine iade edildi

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Ankara’da işkence: “Adliyede 3-4 polis beni dövdü, 4 aylık bebeğimi düşürdüm”

Hacer Karaşal, mahkeme koridorunda işkence görerek doğmamış kızını kaybeden bir anne. İki yıl önce tam bugünlerde gerçekleşen olayı asla unutamayacağını söyleyen Karaşal, “Ben evimde otururken çocuğumu kaybetmedim, dayak yiyerek kızımı kaybettim. Adliyenin ortasında işkenceye maruz kaldım, bunun ötesi yok.” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Ankara Emniyeti’nde 17 Ocak’ta gözaltına alınan avukat, ev hanımı ve askerlere işkence yapılması, işkence mağduru birçok insanın tepkisine neden oldu. Eşi tutuklandığında 4,5 aylık hamile olan Hacer Anlı Karaşal, Ankara Adliyesi’nde dört polis tarafından dövüldüğünü ve akabinde bebeğini kaybettiğini söyledi.

Hacer Karaşal’ın eşi KHK’lı üsteğmen Recep Karaşal, Ekim 2018’de gözaltına alındı. Hacer Karaşal, hamile olduğunu o gün Ankara TEM’in önünde fenalaşınca öğrendi. Daha 98 günlük evliydiler.

Eşi tutuklanıp Sincan Cezaevine gönderilen Karaşal, 24 Ocak 2019’da görülen duruşmada eşinin tutukluluğuna devam kararı verilince dayanamadı. Ertesi gün hakimin yanına gitti ve olanlar ondan sonra oldu.

Bir kız bebek dünyaya getirecek olan Karaşal, eşyalarını hazırladığı, adını bile koyduğu bebeğini kaybetme sürecini Bold Medya’ya anlattı.

“MAHKEME KORİDORUNDA DAYAK YEDİM”

“İlk dönemlerde bu konuyu çok gündeme getirmek istemiyordum. Psikolojik olarak hiç hazır hissetmiyordum. Bu olayı kişiliğinize, ruhunuza kabul ettirmek, sindirmek zor oluyor. Ankara Adliyesi’nde 27. Ağır Ceza ve 26. Ağır Ceza’nın karşılıklı olarak bulunduğu ara koridorda 3-4 polis tarafından dayak yedim. Polislerden biri karnıma karnıma vurdu. Bu bir kadın için çok zor bir şey ve bu benim ilk hamileliğim.

Kocam hapiste. Hiçbir suçu yok. Siz kalkıyorsunuz benim karnıma tekmeleri basıyorsunuz, bir de bana ‘Pensilvanyanın p… doğuracaksın” diyorlar. Bu ne kadar acımasız bir söz. Bebeğinizi parçalanarak alıyorlar içinizden, 4,5 aylık bir bebek, ismi, cinsiyeti belli, hazırlıklar yapmışım, heyecanlıyım, ilk annelik tecrübem olacak. Bütün olumsuzlara rağmen karnımda bir can taşımak beni çok mutlu ediyor.

“KARI-KOCA NE İLE YARGILANDIĞIMIZI BİLMİYORUZ”

24 Ocak 2019’da eşimin mahkemesi vardı. Tutukluluğuna devam dediler. 25 Ocak 2019 cuma günü de eşimin Sincan Cezaevinde görüş vardı. Sabah saat 09.00’daydı. Görüşten çıktım ağlayarak. Karı-koca ne ile yargılandığımızı bilmiyoruz. Saçma sapan tutuklanmış eşim. Yeni evliyiz. Karnımda bir çocuk var. Hakimin yanına gittim. Tutukluluğa itiraz sürecinde belki bir şey yapabilirim diye.

“HAKİM BİRDEN BAĞIRMAYA BAŞLADI”

Başka duruşması vardı. Duruşma bitti çıktılar, yanına gittim. Kendimi tanıttım. ‘Sayın hakim eşimin tutukluluğuna devam dediniz. Niye böyle oldu. Ne olur çıkartın. Bakın hamileyim’ dedim. Ben öyle söyleyince hakim birden bağırmaya başladı. O esnada koruma polisi beni dışarıya çıkarttı. Ben de o esnada haklı olarak bağırdım. Kocamın suçu ne, hamileyim, görmüyor musun, diye. Ortada ne var? Bir tane ankesörden aranma. Bir insanı tutuklamak için sebep midir bu?

“BANA İLK VURAN BAŞÖRTÜLÜ BİR KADIN POLİSTİ”

O sırada adliyenin polisleri geldi. Bir tanesi kolumdan tuttu beni, çok sert çekti. O sert çekince ben de tepki gösterdim. Ben de onu elimle ittim. Kimseyi öldürmeye gelmedim, hakkımı aramaya geldim dedim. Başörtülü bir kadın polis vardı. Bana vuran ilk oydu. Kimse yanlış anlamasın, ben başörtülü kızlar üniversiteye girsin diye yıllarca mücadele verdim ama o başörtülü polisin bana tekme atması çok ağrıma gitti. Beni iten diğer polis de göğsüme vurdu.

“HAMİLEYİM DEMEME RAĞMEN DEFALARCA KARNIMA TEKME ATTILAR”

Göğsüme vurunca yere çömeldim, gayri ihtiyarı karnımı korumaya çalıştım. Bu sefer sırtımdan tekme attılar ve ben yere düştüm. Bana vuran ilk polis karnıma karnıma vurmaya başladı, ayağını tuttum, karnıma vurmayın, hamileyim dedim. Sırtımdan da darbe yedim. En hassas noktaları, bel kısmımı korumaya çalışırken karnıma daha çok tekme yedim ve o polis dönüp bana ‘Pensilvanyanın p… doğuracaksın’ dedi.

“EVDE YIĞILIP KALMIŞIM”

Ondan sonra dolmuşla eve geldim. Kanama olmuş ama vücudum o kadar çok ağrıyordu ki hissetmedim. Kapının girişinde kan lekeleri gören apartmandaki bir kadın kapıya vuruyor, sesini duyuyorum ama kalkamıyorum. Öyle yığılıp kalmışım. Çilingir çağırıyor, beni yerde kanlar içinde buluyorlar, o ana kadar hatırlıyorum ondan sonrası bende yok. Hastaneye kaldırmışlar.

“HASTANEDEKİ DURUM DAHA DA VAHİM”

Gözümü açtım, hastanedeydim, 26 Ocak 2019. Önce doktor, ardından da polisler geldi. Doktor, ‘Polisler ifadenizi alacak’ dedi. ‘Tabi buyrun, bebeğime ne oldu’ dedim. Bir şey demediler, ‘Konuşacağız’ dediler. Ben o ana kadar daha bebeğimi kaybettiğimi bilmiyorum. Çok fazla kan kaybetmişim, kaç saat yerde orada yerde yattım, hiçbir şey hatırlamıyorum.

Polisler ‘Eşiniz mi size şiddet uyguladı’ dedi. Eşimin cezaevinde olduğunu söyleyince ‘Açık cezaevinde mi izinli mi geldi’ diye sordular. Bu sefer daha açık anlattım. ‘Benim eşim asker, Sincan’da C-16 koğuşunda, cemaat soruşturmalarından tutuklu. Adı Recep Karaşal. Beni eşim dövmedi, adliyede polisler dövdü’ dedim.

RAPORU DEĞİŞTİRDİLER: “ŞİDDET GÖREREK ÖLDÜ” YERİNE “ANNENİN STRESİ” YAZDILAR

Ben öyle söyleyince size yemin ediyorum doktor ve polisler birbirlerinin yüzüne baktı, şaşırdılar, hiçbir şekilde tutanak tutulmadı. Hepsi dışarı çıktılar. Başucumda bir dosya vardı. Ben onu açıp baktım, “Cenin şiddete bağlı travmadan ex olmuştur” yazıyordu. Bebeğin kalbi durmuş karnımda, kalp krizi geçirmiş ve öyle ölmüş. 20 Ocak’ta kontrole gitmiştim, bebek gayet sağlıklıydı. Anne karnındaki bebek kalp krizi geçirir mi?

Bebeğimin öldüğü ben o raporda gördüm ama o raporun fotoğrafını çekmek hiç aklıma gelmedi. O dosya gitti, aradan 1-1,5 saat geçti başka bir dosya geldi. “Annenin stresine bağlı olarak bebek kalp krizi geçirerek ex olmuştur” yazıyordu. Raporu değiştirdiler yani.

HER YER KAMERA DOLU ADLİYE AMA O GÜN KAMERALAR ÇALIŞMAMIŞ!

Cumartesi hastaneden taburcu oldum. Pazartesi avukata anlattım olayı, evdeki kanların fotoğrafını çektik. Ankara Adliyesi’ne gittik, şikayette bulunduk. Benim dayak yediğim yerdeki kamera görüntülerini istedi savcı. Her yer kamera dolu adliyede ama o güne dair kamera görüntüsü yokmuş, ne hikmetse o gün kameralar çalışmamış. Polisler böyle bir olayın olmadığına dair ifade vermiş. Soruşturmayı böylece kapattılar.

“BEN DAYAK YİYEREK ÇOCUĞUMU KAYBETTİM, ACISINI HİÇBİR ŞEY UNUTTURAMAZ”

Ben 33 yaşındayım, isterse bundan sonra 10 çocuğum olsun, bu bebeğin acısını bana hiçbir şey unutturamayacak. Ben evimde otururken çocuğumu kaybetmedim, ben dayak yiyerek çocuğumu kaybettim. Adliyenin ortasında işkenceye maruz kaldım, bunun ötesi yok.”

KHK’lı üsteğmen yoğun bakımda: Bu zulmü hak edecek ne yaptık?

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Hasta tutuklu Abbas Özdemir beyin MR’ı için üç aydır bekliyor

19 aydır hapiste olan Abbas Özdemir, beyin MR’ı için yaklaşık üç aydır bekletiliyor. Doğuştan kalbi sağ tarafta dünyaya gelen ve hapiste başka hastalıkları da ortaya çıkan Özdemir’in ailesi, “Biz de bu kadar hasta olduğunu bilmiyorduk, 20 kilo verdi, oranın şartlarında her gün yeni bir şey çıkıyor. Maddi manevi çok yıprandık.” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

İzmir Kırıklar F Tipi Cezaevinde tutuklu olan 37 yaşındaki Abbas Özdemir, beyin MR’ı için üç aydır hastaneye götürülmedi. Ailesinin verdiği bilgiye göre bir kere unutulduğu için, bir kez de başka bir nedenden dolayı MR randevusu aksatıldı. 9 aydır karantinadan çıkamayan Özdemir’in cezaevi-hastane sürecinde yaşadıkları tam bir kabus. Fiziksel ve psikolojik sağlığı iyice bozulmuş durumda.

GÖZÜNE PERDE İNDİ

Gözüne perde indiği için beş ay önce katarakt ameliyatı olan Abbas Özdemir, ameliyat sonrası karantina hücresinde mikrop kaptı ve baş ağrıları başladı. Doktor beyin MR’ı için hastaneye sevk etti ancak randevusuna götürülmedi. Özdemir’in hastalıkları sadece bu bu değil.

KALBİ SAĞ TARAFTA, HAYATİ RİSKİ VAR

Gözü için aylarca hastaneye git gel yapan Özdemir, doğuştan kalbi sağ tarafta dünyaya geldiği için hastaneye yatırıldı. Tıpta çok nadir görülen bu hastalık için doktorların tetkik etmek istediği Özdemir’in yapılan araştırma sonucunda başka organlarının da ters tarafta olduğu anlaşıldı. Nabzı çok düşük attığı tespit edilen Özdemir’e doktorlar bu durumun hayatı risk taşıdığını söyledi.

Tutuklanmadan önce ağır işlerde çalıştığı için belinde disk kayması olan Özdemir’in bel ağrıları da cezaevinde arttı. Hapiste vertigo hastalığına yakalandı, diş etlerinde çürüme meydana geldi, dişleri dökülmeye başladı. Doğuştan beri var olan Hepatit B  hastalığı için 6 ayda bir kontrole gitmesi gerekiyor. Aylardır hastaneden ve karantinadan çıkamayan Özdemir ne doğru dürüst tedavi olabildi ne de cezaevinde yaşadığı hak ihlallerine çözüm bulundu.

“BU KADAR HASTA OLDUĞUNU BİLMİYORDUK”

Özellikle karantina süreci nedeniyle maddi manevi çok yıprandıklarını söyleyen ailesi, “Hastalıkları küçük görünüyor ama cezaevi şartlarında büyük oluyor. Biz de bu kadar hasta olduğunu bilmiyorduk, oranın şartlarında her gün yeni bir şey çıkıyor. 14 gün karantinada kalıyor. Sonra başka bir koğuşa götürüyorlar. 2-3 gün ya da bir hafta o koğuşta kalıyor. Sonra tekrar hastaneye gidiyor. Tekrar karantina. Bu sefer karantinadan çıkınca başka bir koğuşa veriyorlar. Her seferinde hem karantina hücresi hem koğuşu değiştiriliyor. ‘Oraya buraya eşya taşımaktan, her gittiği koğuşu temizlemekten belinin mahvolduğunu söylüyor.” dedi.

“YERDE YATMAK ZORUNDA KALDI”

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 5 Haziran 2020’de tutuklanan Abbas Özdemir, kapatılan bir dernekte çalıştığı için, Bank Asya hesabı, tanık ifadeleri ve Bylock kullandığı iddiasıyla 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay tarafından onaylanan Abbas Özdemir’in ailesinin Bold Medya’ya yaptığı açıklamalar şöyle:

“İşsiz kaldıktan sonra banyo ürünleri satan dükkanda çalışmaya başladı. Orada ağır şeyler kaldırdığı için elinde disk kayması oldu. Hapse girmeden önce bir ay felçli gibi yattı. Sonra düzeldi. İçeri girdiğinde üç kişilik odada beş kişinin kalması, ranza olmaması, yerde yatmasından dolayı hastalığı tekrar arttı. Hala bu hastalığı devam ediyor. Çok ciddi ağrıları oluyor.

“SÖZDE TEDAVİ EDİYORLAR AMA…”

Diş etlerinde çürüme başladı, yiyecek, içecek şartlarından dolayı. Diş ağrılarına sebep oldu. En son diş doktoruna da götüreceklerdi götürmediler. Sürekli erteliyorlardı. Sözde tedavi ediyorlar ama bir şey olmuyor. Getirip götürüyorlar, karantinada sıkıntı çekiyor. İyileşeceği varsa da araya başka bir hastalık giriyor.

“GÖZÜNE PERDE İNDİ”

Hapiste gözüne perde gibi bir şey indi. Gözünde ve kulağında ağrı olunca hastaneye götürdüler. Birçok kez hastaneye git gel yaptıktan sonra 5 ay önce katarakt ameliyatı oldu. Ameliyattan sonra karantina hücresinde gözünden mikrop kaptı. Başı çok ağırdı. Bu sefer nörolojiye götürülecek, beyin MR’ı çekilecek dediler, ama iki defadır MR’ı erteleniyor, bir memur unutmuş bir de başka bir sebepten…

“NABZI ÇOK DÜŞÜK, HAYATİ RİSKİ VAR”

Kalbi sağda tarafta dünyaya geldi. Doktor bundan da korkuyor. Bu normalde riskliymiş. Kontrol amaçlı doktor bir gün boyunca holter diye bir cihaza bağladılar. Nabzının çok düşük olduğunu ve bunun da hayatı açısından risk taşıdığını söylediler. Sonra hastane eşimin durumunu araştırmak istedi. Başka organlarının da ters olduğu ortaya çıktı.

Bir de vertigodan şüpheleniliyor. Geceleri kulağında bir ses, çınlama bir ağrıyla kalkıyor. Onun için ayrı hastaneye gitti. Hijyen olmadığı için ayağındaki mantar hastalığı arttı ve tüm bunların akabinde 20 kilo verdi. Maddi, manevi, ailevi olarak çok yıprandık.

“OĞLU İÇİN YIKIM OLUYOR”

Sabah görüşe gidiyoruz ama bazen saat 3-4’e kadar bekliyoruz. Doktora gitmiş oluyor. Güvenlik nedeniyle hastanede mi değil mi bilgi veremiyoruz diyorlar. Oğlu için de yıkım oluyor. Babamı göreceğim diye yola çıkıyor, göremeden dönüyor. Telefonla görüş saatini de düşürdüler.”

80 yaşındaki hasta tutuklu Gürbüz Dönmez: İleri derece kanser hastasıyım, ameliyat olamıyorum

Okumaya devam et

Popular

Shares