Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Bu tutuklamaya tepkiler çığ gibi büyüyor! Adı konmamış idam, işkence, cinayet, ölüme terk etme….

Toplumun çeşitli kesimlerinden iş insanı, gazeteci, siyasetçi ve bilim insanları, 4 evre kanser haliyle cezaevine konan Ayşe Özdoğan’ın adı konmamış bir idam cezasıyla ölüme götürüldüğü konusunda hem fikir. Özdoğan’a destek her geçen saat katlanarak artarken, hasta kadının işkenceye dönen cezalandırılması konusunda kılını kıpırdatmayan yetkililerin ilgisizliği ise tepkileri arttırıyor.

BOLD – Cezası Yargıtay tarafından onaylandığı için yeniden Denizli T Tipi Cezaevine götürülen 4. evre kanser hastası Ayşe Özdoğan’ın hapse atılması farklı görüşten bir çok isimin tepkisini çekti.

Doktorların cezaevi koşullarında 5 yıl ömür biçtiği Özdoğan’ın 9 yıllığına cezaevine gönderilmesi gayri resmi idam kararı olarak yorumlandı.

Sanatçı, bilim insanı, hukukçu, siyasetçi ve medya dünyasından destek gören Özdoğan hakkında verilen kararın adaleti tesis değil vicdansızlık olduğu vurgulandı.

İNSAFLA BAĞDAŞMIYOR, TASVİP ETMİYORUM

4. evre kanser hastası Ayşe Özdoğan’ın tutuklanmasına tepki gösteren Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Kanser hastası Ayşe Özdoğan hanıma gösterilen yaklaşımı tasvip edemiyorum. Çocuğu ve eşi de dahil, kendisi hastayken mağdur bir durumdayken cezalandırılmasının insafla bağdaşmadığını düşünüyorum” dedi.

APAÇIK ADALETSİZLİK

Özdoğan’ın dosyasını incelediğini belirten gazeteci İsmail Saymaz, “Dördüncü aşama kanserken cezaevine atmak vicdana sığmaz.
Bu insanı ölüme göndermektir. Üstelik eşi de tutuklu. Bakıma muhtaç çocuğu var. Ailesi fukara. Bu adalet değil, apaçık adaletsizliktir” diyerek karara tepki gösterdi.

HAPİSTE ÖLÜME TERK ETME

Gazeteci Can Dündar, kaldırılan idam cezası yerine AKP’nin hapiste ölüme terk etme cezasını getirdiğine vurgu yaptı. Cemre Birand ise “Eğer Ayşe Özdoğan’ın tutuklandığı haberi doğruysa, bu bir öldürmeye teşebbüsten başka bir şey değildir” ifadeleriyle Özdoğan’ın ölüme terk edildiğini hatırlattı.

İNSANIN AKLI ALMIYOR

Özdoğan’ın durumu yüzünden ceza erteleme konusunda umutlu olduğunu fakat umduğu gibi olmadığını belirten Ferhat Tunç, “İnsanın aklı almıyor, ölmek üzere olan bu kadın bu vicdansızlığı hakedecek nasıl bir ‘suç’ işledi ki!” diyerek isyan etti.

ŞİMDİ DEĞİLSE NE ZAMAN ?

Ayşe Özdoğan’ın durumuna bile verilmeyen infaz erteleme kanunu sorgulayanlar da vardı. Hukukçu Milletvekili Meral Danış Beştaş, “4. Evre Kanser hastası Ayşe Özdoğan tutuklanmış. İnfaz bu durumda ertelenmezse ne zaman ertelenecek? Hastaların yeri cezaevleri değildir. Hasta mahpuslar meselesi insani ve vicdani bir meseledir” sözleriyle kararı sorguladı.

İŞKENCEDEN BAŞKA BİRŞEY DEĞİL

Özdoğan hakkında verilen raporlara atıfta bulunan Deva Partisi Milletvekili Mustafa Yeneroğlu: “23.12.2019 tarihli Akdeniz Üniversitesi Adli Tıp kurul raporuna göre, hükümlü Ayşe Özdoğan’ın hayatını yalnız idame ettiremeyeceği ve hayati tehlikesinin olduğu tespit edilmiştir. Bu rapora göre, Ayşe Özdoğan’ın cezaevinde tutulması işkenceden başka bir şey değildir” dedi.

LEMAN’IN KAPAĞINDA

Günlerdir Türkiye’nin gündeminden düşmeyen 4. evre kanser Ayşe Özdoğan’ın hapiste yaşadığı hak ihlallerini karikatür dergisi Leman da gündeme getirdi. Özdoğan’ın oğluyla çizilmiş karikatürünü yayınlayan Leman, hukuksuzluğa dikkat çekti.

TELE 1’DE MURAT TAYLAN GÜNDEME GETİRDİ

Özdoğan’ın durumu Tele 1’deki sabah kuşağında da anlatıldı. Konuyu gündemine alan gazeteci Murat Taylan, “Bu çağrıya duyarsız kalınamaz. İnsaf, vicdan, adalet konularında ölçüyü kaçırmamak lazım” temennisinde bulundu.

 

Gazeteci Emre Kongar da Özdoğan’ın ilaçlarını almaktan vazgeçtiğine dair bir tweeti paylaşarak uyarı da bulundu.

BİR DENİZ YILDIZI: AYŞE ÖZDOĞAN

T24’deki köşesinde Özdoğan için “Bir denizyıldızı: Ayşe Özdoğan” başlıklı yazı yayınlayan yazar Aydın Engin yazısında şu ifadeleri kullandı: “İnsanın insana bu kadar nasıl zulmedebileceğini çaresizce sorguladığı bir infaz hukuku cinayetiyle karşı karşıyayız.”

Her kesimden tepki yağdı: Bu cezalandırma değil insan hakları ihlalidir, işkencedir

Gündem

İBB veriyor diye! Öğrenciye bedava internet hizmetini çok gördüler

Yaşanan gasp olayları, pahalı yemekler ve kotalı internet yüzünden Kanuni Sultan Süleyman KYK yurdu yönetimini protesto eden öğrencilerin çağrısına kulak veren  İBB, İl Gençlik ve Spor Müdürlüğü engeline takıldı.

BOLD – Online derslere giremedikleri gerekçesiyle Kanuni Sultan Süleyman KYK yurdundaki üniversite öğrencilerinin yurtlardaki ‘kotalı internet’ protestoları basına yansımıştı.

Dün akşam saatlerinde başlayan protesto, yavaş ve kotalı internet, yurt yakınlarında gasp ve yaralanma korkusu ile yemekler nedeniyle başladı.

Eylem yapan öğrenciler “Yurt ile metro arasında gasp olaylarına karşı otobüs seferleri”, “Yemekhane fiyatlarının düşürülmesi” ve “İnternette kotanın kaldırılmasını ve nitelikli hale getirilmesini” taleplerini yönetime iletti.

“İBB olarak öğrencilerin yaşadığı sorunlara çözüm üretmek için elimizden ne geliyorsa yapmaya hazırız. Yakından ilgileneceğiz” paylaşımı yaparak öğrencilere destek veren İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu bugün harekete geçti.

İBB zabıta ekipleri ücretsiz mobil internet aracı bıraktı. Gaspların yaşandığı metro ile yurt arasındaki yolda ise aydınlatma çalışmaları başladı.

İBB HİZMETLERİNİ ENGELLEME ÇABASI

İBB Sözcüsü Murat Ongun, İBB’nin yurdun önüne kurduğu ücretsiz mobil internet aracınız Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından kaldırılmak istendiğini açıkladı.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Ongun, ”Derdiniz üzüm mü yemek, bağcıyı mı dövmek? Kanuni Sultan Süleyman KYK Yurdu önüne öğrenci kardeşlerimiz için kurduğumuz ücretsiz internet ağı sağlayan mobil aracımız İl Gençlik ve Spor Müdürlüğü talimatıyla kaldırılmak isteniyor. Akıl alır gibi değil” ifadelerini kullandı.

Market fiyatlarını “gayet uygun” bulan Erdoğan maaşına zam istedi

Okumaya devam et

Gündem

Haksız maaşı için “hamdolsun” diyen TÜGVA’lıya tepki: Maaşı soruyoruz “Azze celle hamdü sena” diyor

İBB’den haksız yere 13 bin TL maaş aldığı ortaya çıkan eski TÜGVA Genel Başkan Yardımcısı Suat Kır, “Çalışmalarımda Kur’an ve sünnete mugayir hiçbir eylemim olmadı hamdolsun” dedi.

BOLD – Gazeteci Metin Cihan’ın Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) çalışanlarından gelen belgeleri ifşa etmeye devam ediyor. Vakfın Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürüttüğü döneme ait maaş bordrosu ortaya çıkan Dr. Suat Kır, kişisel sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı.

Kır, ortaya çıkan maaş skandalı için “Karşımızdaki leş kargalarının ne düşündüğü umurumuzda değil. Dostlarının sui zanlarına sebep olmaması için yapıyorum” dedi.

Kır, TÜGVA Genel Başkan Yardımcılığı’nı beş yıl sürdürdüğünü belirterek şunları kaydetti: “Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yönetim kurulu üyeliğinin devam ettiğini söyleyen Kır, “Allah’a (azze ve celle) bize dinine hizmet etme imkânı bahşettiği için hamdü senalar ediyorum Tüm bu siyasi ve sivil toplum çalışmalarımda aynı zamanda çeşitli şirketlerde(5 ayrı şirket) çalıştım. Bir taraftan çalışıp kalan vakitlerimde gönüllü olarak bu hizmetlere destek oldum. Lisans olarak bilgisayar mühendisliği ve aynı üniversitede endüstri mühendisliği mezunuyum. Okulumu 3. olarak bitirdim.”

HEM EĞİTİM HEM İŞ

Kır açıklamamsının devamında: “Sonrasında ilk yüksek lisansımı yönetim bilişim sistemleri (MIS) alanında yaptım. İkinci yüksek lisansımı işletme alanında başka bir üniversitede bitirdim. Son olarak doktora eğitimimi işletme alanında tamamlamak Allah’ın (azze ve celle) izniyle nasip oldu. Kıymetli dostlar hem eğitim, hem iş hayatı hem de sivil toplum çalışmalarımda Kur’an ve sünnete mugayir hiçbir eylemim olmadı hamdolsun” dedi.

KAFİRE DÜŞMAN MÜSLÜMANA DOST

Ömrünü imanlı nesiller yetiştirmeye adadığını söyleyen Kır: “Allah CC ve Resul (SAV) buyruğuna tam bağlı, dininde pazarlıksız, vatan sevdalısı, kafire düşman Müslümana dost gençler yetişsin diye harcadığım her saniye için Allah Teâlâ’ya hamd ediyorum. Bugün olduğu gibi toprağa girene kadar bu gayretle devam etmek için Allah Teâlâ’ya sözüm var. Evel Allah (CC) karşımızdaki leş kargalarına rağmen kanımızın ve terimizin son damlasına kadar ehli sünnet vel cemaat akidesine tam bağlı, dünya görüşüne sadık, tavizsiz davasının adamı gençler yetişsin diye yapılması gereken her aksiyonun işçisi olmaya gayret edeceğiz” diye konuştu.

Cihan’ın takipçilerinden, haksız kazanç suçlamalarına dini terimler kullanarak cevap veren Kır’a tepki vardı. Gökhan Akgün adlı kullanıcı, “Adama ‘işe gitmeden belediyeden maaş almışsın, doğru mu?’ diye soruyorlar, ‘azze ve celle hamdü senalar’ diyor” diyerek tepkisini dile getirdi.

LEMAN’IN KAPAĞINDA

TÜGVA skandalı Leman dergisine de kapak oldu. Kamu kuruluşlarına gitmeden maaş alan TÜGVA’lıların konu alındığı yeni sayı çıktı.

Erdoğan Bayraktar’ın “A’dan Z’ye herşey doğrudur” dediği 17-25 açıklamasına takipsizlik

Okumaya devam et

Gündem

Erdoğan Bayraktar’ın “A’dan Z’ye herşey doğrudur” dediği 17-25 açıklamasına takipsizlik

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 17-25 Aralık sürecinde istifa eden eski bakan Erdoğan Bayraktar’ın “Dosyamda ne varsa hepsi doğrudur, hem tapeler hem teknik takip” sözleriyle ilgili takipsizlik kararı verdi.

BOLD – 17-25 Aralık soruşturması sırasında istifa eden eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, dosyada yer alan dinlemeler ve teknik takip delillerinin hepsinin doğru olduğunu söylemişti.

Diken’den Altan Sancar’a konuşan Bayraktar, “Dosyamda ne varsa, hem tapeler hem teknik takip doğrudur. Hem de benim telefon konuşmalarım A’dan Z’ye kadar doğrudur” demişti.

Halkın Kurtuluş Partisi (HKP), Bayraktar’ın açıklamaları üzerine kapatılan 17-25 Aralık soruşturmasının yeniden açılması için suç duyurusunda bulundu. HKP, Bayraktar’ın yanı sıra eski bakanlar Egemen Bağış, Muammer Güler ve Zafer Çağlayan hakkında “suç işlemek için örgüt kurmak”, “zimmet”, “irtikap”, “görevi kötüye kullanma” ve “kamu görevlisinin suçu bildirmemesi” suçlarını işledikleri gerekçesiyle soruşturma başlatılmasını istedi.

Cumhuriyet’ten Sefa Uyar’ın haberine göre İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, “aynı olayla ilgili olarak daha önceden soruşturma yapıldığı” gerekçesiyle “soruşturma yapılmasına yer olmadığına” karar verdi.

HKP, savcılığın takipsizlik kararına itiraz etti. İtiraz dilekçesinde, “savcılığın, ikrar ve itiraflara dair maddi gerçekliği araştırmaya lüzum görmediği ve göz ardı ettiği” belirtildi. Kararı veren savcının, “yetkisini kötüye kullandığı” belirtilen dilekçede, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi ve eski Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in de tanık olarak dinlenmesi talep edildi.

Erdoğan Rejimi’nin tehlikeli tutukluları: Hücrede tutuluyorlar, mahpuslarla konuşmaları yasak

Okumaya devam et

Popular

Shares