Connect with us

BOLD ÖZEL

“Mersin Emniyeti’nde beni hadım ettiler, felç oldum”

Mersin Emniyeti’nde gördüğü işkenceler ve Osmaniye ile Tarsus cezaevlerinde maruz kaldığı hak ihlalleri nedeniyle felç olan muhasebeci Ayhan Demir Bold Medya’ya konuştu.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Ayhan Demir, Mersin Emniyeti’nde gördüğü işkenceler ve cezaevlerinde maruz kaldığı hak ihlalleri sonucunda felç oldu. Belinden aşağısı istemsiz bir şekilde titriyor. Hem kendisi hem koğuş arkadaşları defalarca dilekçe yazmasına rağmen tedavisi geciktirildiği için ömür boyu çalışamaz ve bakıma muhtaç hale geldi.

Yüzde 87 engelli raporu verilen Demir, aksayarak yürüyor, sırt üstü uzanamıyor, sürekli ağrı, sancı çekiyor. Bedeninde sürekli yanma hissi olduğu için kırmızı ve yeşil reçeteli, narkoz etkisi yüksek ilaçlar kullanıyor.

“ÖLÜMÜNE DARP EDİLDİM, ELEKTRİK VERİLDİ”

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan 44 yaşındaki Demir, “Mersin TEM’de beni hadım ettiler. Bunun ötesinde daha ne söyleyeyim. Beşinci kattaki odada boynuma küt bir cisimle vuruldu. Dayak yersin, tokat atarlar bir şey olmaz, ben ölümüne darp edildim. Hayati bölgelerime bilerek vuruldu. Bir şeyler bağladılar, elektrik verildi. Dört sene kan geldi. ” dedi. O halde tutuklanıp hapse gönderilen Demir, Osmaniye ve Tarsus cezaevlerinde de hak ihlallerine maruz kaldı.

Osmaniye 2 Nolu Cezaevinde işkencelerin etkisiyle dengesini sağlayamadığı için merdivenden düşen ve boynundan bir kez daha darp alan Demir, “Aylarca merdiven altında yattım. Havalandırmaya battaniyeye koyup çıkardılar. Kişisel ihtiyaçlarımı göremedim. Defalarca dilekçe yazdığım halde tedavim geciktirildi. Benim orada ölümle pençeleştiğimi her sabah sayıma gelenler görüyordu. Fiziksel ve ruhsal sağlığım bozuldu. Ben cezaevindeyken eşim boşanma davası açtı, ailem dağıldı.” ifadelerini kullandı.

İKİ KERE GÖZALTINA ALINDI

KHK ile kapatılan Mersin FEM Dershaneleri’nde muhasebeci olarak görev yapan Ayhan Demir, Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 15 Temmuz öncesinde ve sonrasında olmak üzere iki kere gözaltına alındı. 20 Mayıs 2016’daki ilk gözaltı 4 gün sürdü, çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakıldı. Mersin Emniyeti, 15 Temmuz’dan sonra Eylül 2016’da evine baskın düzenledi. Evde olmadıkları halde her yer darmadağın edildi, çocuklarının ve kendisinin özel eşyalarına el konuldu.

İFADE VERMEYE KENDİ AYAKLARIYLA GİTTİ

Evinin arandığını komşularından öğrenen Demir, 27 Eylül 2016’da Mersin Adliyesi’ne ayaklarıyla giderek ifade verdi. Aynı gün gözaltına aldı. 8 gün kaldığı Mersin Terörle Mücadele Şube’de (TEM) ağır işkenceler gördü. Kendisinin ifadesine göre boynuna küt bir cisimle vuruldu, belinden aşağıya elektrik verildi, ölümüne darp edildi.

Gözaltı süresinde darp raporu için götürüldüğü hastanede işkence gördüğünü söylemesine rağmen hiçbiri kayda geçirilmedi. 5 Ekim 2016’da çıkarıldığı mahkemede de işkence gördüğünü, sağlığının bozulduğunu anlattı ancak dikkate alınmadan tutuklanıp hapse gönderildi.

KAÇ AY MERDİVEN ALTINDA SANCILAR İÇİNDE KIVRANDI

İlk önce Mersin E Tipi Cezaevine konulan Ayhan Demir, 21 gün sonra Osmaniye 2 Nolu T Tipi Cezaevine, daha sonra da Tarsus Cezaevine sevk edildi. Toplam 14 ay hapis yatan Demir, Osmaniye’de kalırken, işkenceler nedeniyle dengesini sağlayamadığı için 12 Ocak 2017’de koğuşun üst kat merdivenlerinden düştü.

Zaten emniyette darp edilen boynu düşmenin etkisiyle bir kez daha zedelendi. Kaldırıldığı hastanede iğne yapılıp tekrar cezaevine gönderilen Demir’in istemsiz titremeleri o günden sonra daha da arttı. Kaç ay sancılar içinde kıvranarak koğuşun birinci katında, merdiven altında yaşam mücadelesi verdi.

EŞİ GÖZALTINDA TEHDİT EDİLDİ, AİLESİ DAĞILDI

Mersin esnaflar davası olarak bilinen, 185 kişinin yer aldığı davada yargılanan Ayhan Demir, 7 Kasım 2017’de başlayan ve 27 gün süren mahkemenin ilk gününde tahliye edildi. Halini gören hakim ifadesini alıp hemen serbest bıraktı. Savcı ise serbest bırakılmasına karşı çıktı.

Psikolojisinin de bozulduğunu, canına kıymayı bile düşündüğünü belirten Ayhan Demir’in bu süreçte ailesi de dağıldı. Eşi cezaevindeyken eşi boşanma davası açtı. Çünkü eşini de gözaltına almış, tehdit etmişlerdi. 3 çocuk babası Demir, maddi ve manevi yardıma muhtaç bir şekilde Mersin’de tek başına yaşıyor, sürekli fizik tedavi görüyor.

21 AYRI DAVASI VAR

Gördüğü işkenceleri ve maruz kaldığı hak ihlalleriyle ilgili başta Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı olmak üzere birçok kuruma suç duyurusunda bulunan Demir’in şu anda devam eden 21 ayrı davası var.

Kendisine işkence yapan ve tedavisini geciktiren kamu çalışanları hakkında hukuki mücadele başlatan Demir, “Hayatım eziyetle geçiyor. İlaçların etkisiyle ayaktayım. İşkence görmeseydim, tedavim ihmal edilmeseydi ben bugün sağlıklı bir şekilde ayaktaydım, kendime, çocuklarıma bakabilecektim, eşim de geri gelecekti.” diyor.

28 Ocak 2021’de Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunan Ayhan Demir, Mersin ve Tarsus başsavcılıklarına verdiği dilekçede başından geçenleri ayrıntılı bir şekilde anlatıyor. Bold’un ulaştığı belgeleri yayınlıyoruz.

“GÜNLERCE FİZİKİ VE FİİLİ BASKILARA MARUZ KALDIM”

“Mersin ilinde KHK ile kapatılan Mernuş Özel Eğitim Öğretim Turizm işletmeleri ve Sanayi Ticaret A. Ş. bünyesinde sözleşmeli büro elemanı olarak çalışmakta iken 20 Mayıs 2016 tarihinde bu kuruma kayyum atandı. Bu şirkette yetki belgesi ve SGK kayıtlı olarak çalışıyor olmamdan ötürü 21.05.2016 tarihinde gözaltına alındım. 4 gün gözaltında kaldım. 4 gün de mahkemede kaldım. Çok sıkıntı yaşadım. Mahkeme heyeti 50 kişiyi aynı dosyada yargıladı. Mahkeme tarafından tahliye edildim.

27 Eylül 2016 günü ben İstanbul’da çalışırken Mersin TEM evimin kapısını kırıp evime girip evimi harap etmişler. Biz evden yokken özelime iznimiz olmadan her şeyi darmadağın yapmışlar. Elektronik eşyalarımı, çocuklarımın bilgisayarlarını almışlar. Mahalledeki komşularımıza karşı evimi basıp beni komşularıma karşı zor durumda bırakmışlar.

“DOKTORUN YANINDA İKİ POLİS OTURURDU”

Ben gözaltı kararını öğrendiğimde Mersin Cumhuriyet Başsavcılığını aradım ve Mersin İl Emniyet Müdürlüğünü TEM şubesini aradım. Kendim gelip teslim oldum. Günlerce TEM nezaretinde fiziki ve fiili baskılara maruz kaldım. Günlük adli doktora götürdüklerinde doktorlar benim halimi bitkin gördükleri halde kayda geçirmelerini istedim. Her muayene götürdüklerinde doktorun yanında 2 polis otururdu. Yapılanları kayda geçiremedim. Ama ben her gün doktor adli reçetesine kendi yazımla ‘Mersin TEM’de işkenceye tabi oluyorum’ diye yazdım. Bu böyle devam etti.

Ayhan Demir, cezaevine girmeden önce.

“AĞRI KESİCİLERLE GEÇİŞTİRDİLER”

Tabi sağlığım kötüye gitmeye başladı. 9 gün sonra mahkemeye çıkarıldım. Benden başka 40 kişi daha vardı. Hakim ifademizi alırken ben ‘İşkence var’ dedim. Hakim ‘Tutuklusun’ dedi. Hasta ve bitkin halde Mersin E Tipi Cezaevine gönderildim. 21 gün orada hasta halde kaldım. Sürekli sancılandım, revire götürüp ağrı kesicilerle geçiştirdiler. Sonra Osmaniye 2 Nolu T Tipi Cezaevine gönderildim. 16 kişilik koğuşa 26 kişi yerleştirildik. 1 hafta boyunca hiçbir şey vermediler. Aç susuz kaldık ve ilaçsız kaldım. Durumum ciddileşti. Günlerce dilekçe verdim. Revire çıktım. Denge sorunum var, dedim. İlaç verdiler. Sonuçta sancılarım hep devam etti.

” KOĞUŞTA BAŞIMIN ÜZERİNE DÜŞTÜM”

Koğuşta bulunan diğer şahıslar benim için cezaevi revir sorumlusunu defalarca uyardılar. Durumum ağırlaştı. 12.01.2017 saat 4.30’da lavaboya gitmek için merdiven başına geldim. Dengemi sağlayamadım. Başım üzerine aşağı kata düştüm. Baygınlık geçirdim. Oradaki şahıslar revire haber vermişler. Beni ayıltmışlar ama sandalyeye oturtmuşlar. Bir daha başımın üzerine düştüm, kameranın önünde olmuş. Ambulans beni hastaneye götürdü. Nöbetçi doktor iğne yapıp geri gönderdi. Bundan sonra sürekli ellerim ve ayaklarım titredi ve tutmadı.

“11 AY SANCI ÇEKEREK, KIVRANARAK GEÇİRDİM”

Artık koğuşa çıkamadım. Bu tarihten sonra mutfakta merdiven altında tam 11 ay boyunca sancı çekerek kıvranarak geçirdim. Merdiven altı çok soğuktu ve sağlıksızdı. Hastalıklı bir alandı, koğuşun yiyecekleri yatağın hemen yanında dururdu ve hep sinekler üzerinde, dolayısıyla benim yatağın yanında sinekler olurdu. Hastalığım ilerledi. Kamera kayıtları silinmeden dilekçe verdim. Kötü düştüm, ona göre doktorlar muayene etsin, en azından delil olur dedim. Dilekçelerime cevap alamadım. Koğuştaki insanlar yemek verdiler. Ben hiçbir şahsi ihtiyacımı göremedim. Temizlik yapamıyordum. Çay bile içemiyordum. Oradaki şahıslar yardımcı oluyorlardı. Defalarca dilekçe verdik durumum ciddi dedim ama ihmal ettiler. 

“ÖLÜMLE PENÇELEŞTİĞİMİ GÖRÜYORLARDI”

Koğuşta bulunan insanlar sürekli görevli çağırdılar, ‘Bu insan burada ölecek doktora götürün, MR çekilsin’ dediler. Ben zaten artık derdimi anlatacak güce sahip değildim. Aradan uzun zaman geçtikten sonra Osmaniye Devlet Hastanesine sevk edildim. Doktor muayene etti ve MR çekilsin, dedi. MR aylar sonra çekildi. Sonucu için de bir o kadar bekledim ama gelmedi.

Tekrar hastaneye götürdüler. Kimin ne yaptığını anlamadım. Ama benim artık vücudumun her tarafı uyuştu. Ölmek için dua ettim. Cezaevindeki tüm infaz koruma memurları benim ciddi hasta olduğumu biliyorlardı. Zaten merdiven altında ölümle pençeleştiğimi sabah akşam sayımlarında görüyorlardı. Ama bu hep böyle devam etti. Uyku ilaçlarıyla uyutup duruyorlardı. İhmaller devam etti.

Daha sonra 11 Eylül 2017 Tarsus 2 Nolu T Tipi Cezaevine sevkle gönderildim. Tarsus’ta 10 gün kadar kaldığımız koğuşta hiçbir şey vermediler. Sadece günlük yemek verdiler. Kaşık ve tabak bile vermediler. Sıcak ortamda 10 kişilik yerde 26 kişi kaldık, ilaç yoktu. Merdiven altında yatağımda ölmeyi bekledim. Defalarca diğer şahıslar reviri çağırdılar.

“DOKTOR DURUMUN CİDDİ OLDUĞUNU SÖYLEDİ”

Tarsus Devlet Hastanesine sevk edildim. Doktor muayene etti ve durumumun ciddi olduğunu söyledi. Öbür gün MR çekildi. Sonuçta doktor benimle ve oradaki görevlilerle konuştu ve görevliyi tembih etti. ‘Mersin Şehir Hastanesinden randevu alınsın, hemen ameliyat yapılacak’ dedi. Ama orada da ihmaller devam etti. Sürekli dilekçe verdim. Sonuç alamadım.

O şekilde 7 Kasım 2017’ye kadar kaldım. Artık durumum ağırlaştı. 7 Kasım’da Mersin Adliyesi’nde mahkemeye çıktım. Mahkeme 24 gün sürdü. Mahkeme başkanı beni görünce avukatımı çağırıp ifademi aldı. Mahkeme sonunu beklemeden sağlık sorunumu göz önüne alarak tahliye etti.

Ailem hemen beni Bitlis Devlet Hastanesine kaldırdı, muayene ettiler ve MR çektiler. Sonuçlarıma göre beyin cerrahi doktorları ‘Riskli bir ameliyat yapılacak’ dedi ve başka bir hastaneye sevkim yapıldı. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde muayene ve tetkikler yapıldı.

“OMURİLİKLERİM DARBENİN ETKİSİYLE HASAR GÖRMÜŞ, FELÇ OLDUM”

Ayhan Demir’e Mersin Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından verilen engelli raporu.

MR sonucuna göre omuriliklerim düşme sonucu darbenin etkisiyle hasar görmüş ve felç olmak üzere olduğumu öğrendim. Zaten kısmi felç olmuştum. Ameliyat edildim ama herhangi bir düzelme olmadı. Uzun süre felç geçirdim. Tedavi sonucu cevap vermedi. Şu an 9 ay oldu sürekli tedavi görüyorum. Fizik ve egzersiz yapılıyor. Sonuç olarak vücudum tedaviye artık uyum sağlamıyor. Günlük 8 adet ilaç kullanıyorum. Bu süreçte psikolojim bozuldu, psikolojik tedavi alıyorum. Ama artık ruh sağlığım tamamen bozuldu. Beden sağlığım bozuldu. Ömür boyunca kalıcı sakatlık oluştu.

“AİLE BÜTÜNLÜĞÜM BOZULDU, YUVAM YIKILDI”

Tüm sosyal hayatım bitti. Artık çalışamayacağım. 3 çocuğum var. Eşim çocuklarımı alıp babasının evine döndü. Boşanma davası açıldı. Çocuklarımı da artık göstermiyorlar. Aile bütünlüğüm bozuldu, yuvam yıkıldı. Çalışamaz duruma geldim. Mağdur oldum. Ailem tutuklanma sürecinde Bitlis’ten yanıma gelmeye çalıştıklarında Diyarbakır karayolunda yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası geçirmişlerdir. Cezaevlerinde ruh ve beden bütünlüğüme ilişkin sağlık durumum bozulması sonucu Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Sağlık Kurulu Heyeti ile % 87 ağır hasta ve sürekli engelli olmak üzere raporluyum. Beyin cerrahi açısından da sürekli yola çıkamaz, seyahat edemez raporum mevcuttu.

Psikolojik durumumu belirten raporum tedavim sürdüğü için yeni hazırlanıyor. Bütün bunlara sebep olan gözaltı sürecinde ve devamında Osmaniye 2 Nolu Cezaevi ile Tarsus 2 Nolu T Tipi Cezaevi sağlık biriminde çalışanların, tam teşekküllü bir hastanede tedavimin yapılmaması ihmallerinden kaynaklanmıştır. Eğer zamanında tedavim ihmal edilmeseydi ve tam teşekküllü hastanede yapılsaydı belki kurtulurdum. Görevlerini kötüye kullanma ve ihmalleri sonucu yaşamım alt üst oldu.

“CANIMA KIYMAYI BİLE DÜŞÜNDÜM”

Ruh halim tamamen bozuldu. Kimseyle görüşemiyorum. Tüm yaşamım bozuldu. Çalışma hayatım bozuldu. Psikolojik olarak rahat edemiyorum. Canıma kıymayı bile düşünüyorum. Tek başıma hayatımı idame ettiremeyecek hala geldiğime dair rapor verildi. Bakımımın bakıcı tarafından yerine getirilmesi rapor edilmiştir. Tüm bu olaylarda açıkça ihmalleri ve görevlerini kötüye kullanarak TCK’nın ve Ceza İnfaz Hakkındaki Kanunun ilgili hükümlerini ihmal eden cezaevi ilgili yönetim ve personeli isnat edilen suçları işlemiştir.

Her ne kadar ilgili eylemler başkaca yerlerde gerçekleşmiş ise de bahse konu eylemler bir bütün olarak ele alındığında ihmal ve görevi kötüye kullanıma en son ikamet ettiğim yer mercii olarak Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturulmasını, hukuki nitelendirme tarafımıza ait olmak üzere isnat edilen bazı eylemlerin soruşturulmayacağı dikkate alınarak, cezaevlerinde

kaldığım süre içindeki tüm sağlık, revir, hastaneye sevk ve ilgili tetkik ve tedavi evrakları ile ilgili talep ve dilekçelerimin ilgili kurumlardan istenilmesini, bu ihmal ve görevi kötüye kullanma eylemini yapan görevlilerin tespiti, yine cezaevi idarelerinden bu süreç içindeki varsa kamera kayıtlarının istenilmesini, sağlıklı bir halde girdiğim cezaevlerinde felçli olarak beden ve ruh sağlığım bozularak çıkmama neden olan ve en önemlisi omurilik hasarına neden olan eylemlerin tespitini, buna ilişkin tetkik, tanı ve raporlarla ihmal edilmiş olmam nedeni ile buna ilişkin kayıtların Osmaniye Devlet Hastanesi, Tarsus Devlet Hastanesi, Bitlis Devlet Hastanesi ile Mersin Şehir Hastanesi ile, Mersin Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinden istenilmesini isnat edilen eylem ve suçları işleyen ilgililer hakkında soruşturma açılmasını ve yargılanmaları savcılığınızdan arz ve talep ederim.”

Dikkat çeken İnterpol uyarısı : İstanbul’da toplantı güvenilirliğine darbe

BOLD ÖZEL

Yeni gelişme: Karabük’te serbest bırakılan 9 kız öğrenci tekrar gözaltına alındı

Karabük’te bugün serbest bırakılan 9 kız öğrenci, savcının itirazı üzerine tekrar gözaltına alındı.

BOLD ÖZEL – 12 Mayıs’tan itibaren Karabük Emniyeti’nde gözaltında olan 14 öğrenciden 9’u bu akşam üzeri bırakıldı. Üçü tutuklanıp Karabük T Tipi Cezaevine gönderildi.

Karabük Sulh Ceza Mahkemesi tarafından serbest bırakılan 9 öğrenci savcının itirazı üzerine tekrar gözaltına alındı. Şu an itibariyle 6 öğrenci Karabük Emniyeti’ne götürüldü, diğer 3’ünün gözaltına alınması bekleniyor.

Karabük’te gözaltında tutulan 14 kız öğrenciden 3’ü tutuklandı: Cezaevine gitarımı ve flütümü gönderin

Okumaya Devam Et

BOLD ÖZEL

Karabük’te gözaltında tutulan 14 kız öğrenciden 3’ü tutuklandı: Cezaevine gitarımı ve flütümü gönderin

Bir haftadır Karabük’te gözaltında tutulan 14 kişiden 3’ü tutuklandı. Hakim, savcının 9 öğrenci hakkında istediği tutuklama talebini reddetti. Hakkında tutuklama kararı verilen konservatuar öğrencisi B.N.A hapse girmeden önce son isteği, “Bana flütümü ve gitarımı gönderin” oldu.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Karabük Emniyeti’nde 12 Mayıs’tan beri gözaltında tutulan 14 öğrenciden 3’ü bugün tutuklandı. Bir öğrenci savcılık tarafından adli kontrol şartı olmadan bırakılırken bir kişi de adli kontrolle serbest bırakıldı.

Savcı tarafından tutuklanma isteğiyle mahkemeye sevk edilen diğer 9 öğrenci haftada iki gün imza ve yurtdışı yasağıyla şartıyla serbest bırakıldı.

KONSERVATUARIN EN BAŞARILI ÖĞRENCİSİYDİ

Tutuklanan öğrenciler arasında bulunan B. N. A., Karabük Üniversitesi Konservatuar Bölümü 3. sınıf öğrencisiydi. Yan flüt, piyano ve gitar çalan B.N.A., bölümün birincisiydi. Daha önce okul öncesi öğretmenliği okuyan ve yetenekleriyle konuşulan B.N.A, hapse girmeden önce ailesine son olarak “Orada bol bol kitap okurum. Bana flütümü ve gitarımı da gönderin.” dedi.

DELİL RAMAZAN’DAKİ İFTAR SOFRASI

Gülen Hareketi’ne üyelik iddiasıyla yürütülen yeniden yapılanma operasyonları kapsamında tutuklanıp Karabük T Tipi Cezaevine konulan B. N.A., bir tanık ifadesi ve Ramazan’da iftar sofrasında çekilen bir fotoğraf delil gösterilerek örgüt yöneticisi olmakla itham ediliyor.

Antalya’da kız öğrenciler ve öğretmenler iki gündür gözaltında

Okumaya Devam Et

BOLD ÖZEL

Antalya’da kız öğrenciler ve öğretmenler iki gündür gözaltında

Karabük’te bir haftadır gözaltında tutulan 14 kız öğrenciden sonra, dün de aralarında Antalya Akdeniz Üniversitesi’nde okuyan öğrencilerin de yer aldığı çoğu öğretmen yaklaşık 50 kişi gözaltına alındı. Öğretmenlere yöneltilen suçlama ise anne-babası hapiste olan çocuklara ders vermek…

BOLD ÖZEL – Antalya Terörle Şube Müdürlüğü tarafından yapılan operasyonlar kapsamında, aralarında Akdeniz Üniversitesi’nde tıp ve psikoloji okuyan kız öğrencilerin de bulunduğu yaklaşık 50 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.

24 saat süren avukat yasağından sonra bugün edinilen bilgiye göre gözaltına alınanların çoğu öğretmen. Üniversite öğrencilerinin sayısı ise 5-6 civarında. Öğrenciler arasında 18-19 yaşında olanlar da var.

Antalya, Ankara ve diğer çevre illerde gözaltına alınıp Antalya’ya getirilen öğretmen ve öğrenciler, Antalya Emniyet Müdürlüğü’nün Konyaaltı ilçesindeki yeni hizmet binasında tutuluyor.

SUÇLARI ANNE-BABASI HAPİSTE OLAN ÇOCUKLARA DERS VERMEK

Bold Medya’nın ulaştığı bilgiye göre öğretmenlerin, anne-babası hapiste olan çocuklara ders verdikleri ve onlarla ilgilendiklerini için gözaltına alındıkları iddia ediliyor. Öğrencilerin neden gözaltına alındığı ise henüz bilinmiyor.

Cuma gününe kadar herhangi bir işlem yapılmayacak olan öğretmen ve öğrencilerin 8 gün gözaltında tutulacağı öngörülüyor.

Öte yandan geçen hafta perşembe günü Karabük Üniversitesi’nde okuyan 14 kız öğrencinin gözaltındaki sorgusu devam ediyor. Fiziki takip yapılan öğrencilere ifadeler sırasında kaldıkları öğrenci evi, birlikte namaz kılıp kılmadıkları, toplu dua edip etmedikleri ve Ramazan’da birlikte iftar yaparken çekilmiş fotoğrafları gösterilip birbirlerini tanıyıp tanımadıkları soruldu.

Kuran-ı Kerim, hadis kitabı, dua… AKP döneminde şimdi de ‘birlikte iftar’ suç delili

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar