Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Troliçeli TRT’ye sınavsız 245 bankamatik memuru

CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, TRT’ye sınavsız, işe gitmeyen 245 personel daha alındığı iddialarını Meclis’e taşıdı. Sertel soru önergesinde, “İşi öğrenemeyen kişilerin kuruma ne gibi faydası olmaktadır?” diye sordu.

BOLD – On binlerce iletişim fakültesi mezunu binlerce genç işsizken, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu’na (TRT) sınavsız ve liyakatsiz olarak yüzlerce kişinin alındığı iddia ediliyor.

İddiayı gündeme getiren isim Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili Atila Sertel.

ÇOĞU BANKAMATİK MEMURU

Sadece Ekim ayının son haftasında Özel Hukuka Tabi (ÖHT) personel statüsü adı altında 245 kişinin işe alındığını söyleyen Sertel, “ÖHT personelin çoğunun evden çalıştığı ifade edilirken, birçoğunun da hiçbir iş yapmadığı ‘bankamatik memuru’ olarak alındığı vurgulanıyor” dedi.

TBMM KİT Komisyonu üyesi Sertel, TRT’nin personel yapısı ve sınavsız olarak işe alınanlar hakkında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

ÖHT 7 BİNE ULAŞTI

TRT’ye sınavla personel alımının en son 2016 yılında yapıldığını hatırlatan Atila Sertel kurumdaki usulsüz atamalara dikkat çekti.

Sınavlarda bile şaibe olduğunu söyleyen Sertel, “KPSS puanı ile ilk 10 arasına giren gençlerimiz mülakatta elenirken, 700’ncü, 800’üncü sırada olan kişiler işe alınmıştı. O tarihlerde bunu Türkiye gündemine taşımıştık. Şimdi ise sınav dahi yapılmadan çok sayıda personel alımı yapılıyor. TRT’de Özel Hukuka Tabi Personel sayısının 7 bine ulaştığı ifade ediliyor. Biz bütün bunları soru önergesi olarak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle Meclis’e sunduk. Ancak asıl cevabı vermesi gereken TRT’nin genel müdürü ve yönetimidir. TRT’nin yeni genel müdürü kurumda Özel Hukuka Tabi olarak çalışan personel sayısını ve son dönemde yapılan sınavsız alımları açıklamalıdır. Buradan çok açık ve net olarak şunu da sormak istiyorum: TRT acaba kadrolarını bankamatik memurları ile mi dolduruyor. Ve maaş çekmekten öte TRT’de hiçbir iş yapmayan kadrolar TRT’ye mi dolduruluyor? Bu soruların yanıtlarını bekliyoruz” diye konuştu.

HİLAL KAPLAN’LI YENİ YÖNETİM

Geçen Temmuz ayında İbrahim Eren’in 4 yıllık görev süresinin dolmasıyla boşalan TRT Yönetim Kurulu Başkanlığı ve TRT Genel Müdürlüğü ile yönetim kurulu üyeliklerine yeni atamalar yapıldı.

Tayyip Erdoğan imzasıyla Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan kararla, TRT Genel Müdürlüğüne Prof. Dr. Mehmet Zahid Sobacı, TRT Yönetim Kurulu Başkanlığına Prof. Dr. Ahmet Albayrak atandı.

İbrahim Eren, 2013’te TRT Genel Müdür Yardımcısı, Temmuz 2017’de ise TRT Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü olarak atanmıştı. Eren, 4 yıl Genel Müdür Yardımcısı, 4 yıl da Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür olmak üzere 8 yıl TRT’de görev yaptı.

Erdoğan tarafından atanan TRT’nin yeni Yönetim Kurulu’nda ‘Troliçe’ lakaplı Hilal Kaplan da bulunuyor. Diğer yönetim kurulu üyeleri şöyle: Prof. Dr. Ahmet Albayrak, Prof. Dr. Mehmet Zahid Sobacı, Doç. Dr. Oğuz Göksu, Atakan Yılmaz, Mücahid Eker, Doç. Dr. Oğuzhan Bilgin, Meryem İlayda Atlas Çetin, Doç. Dr. Veysel Kurt.

“Mersin Emniyeti’nde beni hadım ettiler, felç oldum”

 

Gündem

Erdoğan Gül’ü affetti, ya hakkına girdiği masumlar?

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan affını talep eden Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ü affetti. Gül, kendi döneminde yapılan skandal uygulamalar ve hukuksuzluklarla adını tarihe yazdırdı.

BOLD – Abdulhamit Gül, Adalet Bakanlığı görevinden alındı. Yerine eski Adalet Bakanı Bekir Bozdağ atandı. Erdoğan Gül’ü affettiğini açıkladı ancak Gül’ün uygulamalarının mağduru olan yüzbinlerce kişi ile bu hukuksuzluklar sonrası yaşamını yitirenler eski Adalet Bakanı’nı affedecek mi? İşte Gül’ün bakan olduğu dönemin mağdurlarından bir kaçı…

GÜLEN HAREKETİ MENSUPLARINA SOYKIRIM UYGULANDI

15 Temmuz’dan yaklaşık 1 yıl sonra Adalet Bakanlığı koltuğuna oturan Gül, 15 Tammuz sonrasında Gülen Hareketi mensuplarına yönelik yürütülen hukuksuz uygulamaları sürdürdü. Bu süreçte yüzbinlerce kamu görevlisi ve akademisyen savunma hakkı verilmeden ihraç edildi. Yüzbinlerce asker, polis ve sivil tutuklandı. Yargılamalar skandala dönüşürken, emniyet ve cezaevlerinde işkence iddiaları hiç eksik olmadı.

CEZAEVİNDE PLASTİK SANDALYEDE ÖLDÜ

Gül’ün bakanlığı döneminde yaşanan çok sayıda ölümlerden hafızalara kazınanlardan biri de 29 Ağustos 2020’de Şebinkarahisar K2 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan nakledildiği Gümüşhane Cezaevi’nde hayatını kaybeden KHK’lı Komiser Yardımcısı Mustafa Kabakçıoğlu’nun plastik sandalyede ölümü. Kabakçıoğlu’nun cesedi, cezaevi infaz memurları tarafından, hücrede bir plastik sandalyede oturur vaziyette bulundu. Kabakçıoğlu’nun ölüm hakkında sorumlular adalet önüne çıkarılmadı.

İLAÇLARI VERİLMEDİ HAYATINI KAYBETTİ

Gül’ün bakanlığı döneminde cezaevinde yaşanan ölümlerden biri de Ordu Cezaevinde hayatını kaybeden Kuran-ı Kerim öğretmeni Nesrin Gençosman. 1 Haziran 2018’de tutuklanıp Ordu Efirli Cezaevine gönderilen Kur’an-ı Kerim öğretmeni Nesrin Gençosman, tedavisi geciktirildiği ve dilekçeleri zamanında dikkate alınmadığı için 3 Temmuz 2018 salı gecesi zatürreye bağlı kalp krizi sebebiyle cezaevinden Ordu Devlet Hastanesine kaldırıldı. İlaçları sevk edildiği gün verildi. 8 gün yoğun bakımda kalan Gençosman 11 Temmuz 2018’de hayatını kaybetti.

TEDAVİSİ GECİKTİRİLDİ, YAŞAMINI YİTİRDİ

Gençosman gibi yine cezaevinde ilaçları verilmediği için ölenlerden biri de İngilizce öğretmeni Halime Gülsu. İlaçları verilmediği ve tedavisi geciktirildiği için tutuklu bulunduğu Tarsus Cezaevinde 28 Nisan 2018’de hayatını kaybeden İngilizce öğretmeni Halime Gülsu’nun ölümüne dair Mersin TEM’deki görevliler ve Tarsus Devlet Hastanesi doktoru hakkında başlatılan soruşturmayı Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı 16 Mayıs 2019’da ‘kovuşturmaya gerek yoktur’ diyerek takipsizlik kararıyla kapattı. Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı ise cezaevi görevlileriyle ilgili açılan soruşturmayı 18 Mart 2019’da kapattı.

Adalet Bakanı istifa etti, yerine yeniden Bekir Bozdağ atandı

Okumaya devam et

Gündem

Adalet Bakanı istifa etti, yerine yeniden Bekir Bozdağ atandı

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül istifa etti. İstifası AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından kabul edilirken, Gül’ün yerine eski Adalet Bakanlarından Bekir Bozdağ atandı.

BOLD – Adalet Bakanı Abdülhamit Gül görevden affını istedi. Gül’den boşalan koltuğa Bekir Bozdağ atandı.

ABDULHAMİT GÜL AFFINI İSTEDİ

Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre; görevinden affını isteyen ve görevden af talebi kabul edilen Abdulhamit Gül’den boşalan Adalet Bakanlığına 15 Temmuz döneminin Adalet Bakanı olan Bekir Bozdağ atandı.

ARABULUCU OLAMADI ANCAK BAKAN YAPILDI

Bozdağ, Adalet Bakanlığının düzenlediği Arabuluculuk Sınavı’nda düşük puan alıp başarılı olamamıştı. 24 Kasım 2019 tarihinde yapılan arabulucu sınavında 91 ve üstünde puan alan 6 bin 271 aday başarılı olurken, Bekir Bozdağ sınavdan 72 puan alıp ‘başarısız’ olmuştu.

15 TEMMUZ DÖNEMİNİN ADALET BAKANI

1965 yılında Yozgat’ta dünyaya gelen Bekir Bozdağ, Kürt asıllı siyasetçilerden birisi. İlahiyat ve hukuk mezunu olan Bozdağ, 2013-2015 ve 2015-2017 yılları arasında Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu ve Binali Yıldırım tarafından kurulan hükûmetlerde Adalet Bakanlığı görevini sürdürdü. 2011-2013 ve 2017-2018 yılları arasında Recep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu tarafından kurulan hükûmetlerde Başbakan Yardımcılığı görevini yürüttü. 15 Temmuz döneminin Adalet Bakanı olan Bozdağ, 29 Ocak 2022 tarihinde Erdoğan tarafından yeniden Adalet Bakanlığı’na atandı.

 

Prof. Özgenç’ten AYM’ye iltisak eleştirisi: Hukuk literatüründe böyle bir kavram yok

Okumaya devam et

Gündem

Prof. Özgenç’ten AYM’ye iltisak eleştirisi: Hukuk literatüründe böyle bir kavram yok

Türk Ceza Kanunu’nun mimarlarından Prof. Dr. İzzet Özgenç, Anayasa Mahkemesi’nin irtibat ve iltisak nedeniyle yapılan ihraçları hukuka uygun bulmasını eleştirerek, hukuk literatüründe iltisak diye bir kavramın olmadığını altını çizdi.

BOLD – Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve mevcut Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) mimarlarından Prof. Dr. İzzet Özgenç, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) “irtibat” ve “iltisak” eleştirisinde bulunarak, bu iki kavrama dayanarak kişilerin hak mahrumiyetine maruz bırakılamayacağına dikkat çekti.

İRTİBAT – İLTİSAK DEĞERLENDİRMELERİ SORUNLU

Anayasa Mahkemesi “irtibat” ve “iltisak”a dayalı ihraçların “hukuka uygun” olduğu kararını eleştiren Prof. Dr. Özgenç, “Anayasa Mahkemesinin Hukuka geri dönüş bakımından bir kapı aralamış olan 24.6.2021 tarihli ve E. 2018/81, K. 2021/45 sayılı Kararında masumiyet karinesiyle ilgili olarak yer verilen kitabi bilgilere aynen katılmakla birlikte, bir örgütsel yapıya üyelik dışında irtibat ve özellikle iltisak kavramı ile ilgili değerlendirmeleri sorunlu gördüğümüzü belirtmek gerekir” dedi.

HUKUK LİTERATÜRÜNDE İLTİSAK DİYE KAVRAM YOK

Bu iki kavrama dayanılarak kişilerin herhangi bir hak yoksunluğuna maruz bırakılamayacağını kaydeden Özgenç, “Bu iki kavramın belirlilik ilkesiyle bağdaşmadığını, bu iki kavrama izafeten kişilerin herhangi bir hak yoksunluğuna maruz bırakılamayacağını ve özellikle nevzuhur ‘iltisak’ diye hukuk literatürümüzde bir kavram bulunmadığını belirtmek isterim” ifadelerini kullandı.

 

Yoğun bakımdaki hastanın tahliye edilmemesi yasal değil

Okumaya devam et

Popular

Shares