Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Yap-işlet-devret modeli vatandaşı değil, yandaşı ihya düzenine döndü

AKP’nin “Devletin cebinden tek kuruş çıkmıyor” propagandası ile hayata geçirilen köprü ve otoyollar, hem geçene hem de geçmeyene pahalıya mal oluyor.

“Devletin kasasından para çıkmıyor” propagandası ile parlatılan Hazine garantili yap-işlet-devret (YİD) projeleri, hem vatandaş hem de Hazine için kara deliğe dönüştü. 211 proje için firmalara verilen Hazine garantisi tutarı  123,5 milyar doları buluyor. YİD, yandaş şirketleri ihya düzenine dönüştü.

ANALİZ- Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) döneminde  kamu ihaleleri partiye yakın isimlerin ihya düzenine dönüştürüldü. “Devletin cebinden tek kuruş çıkmıyor” propagandasına karşılık ihaleyi kazanan belli başlı şirketlere verilen garantilerin yüzü astarından pahalıya mal oldu.

Yap-işlet-devret (YİD) modeli yandaşı ihya düzenine çevrildi. Sadece Osmangazi Köprüsü’nde geçmeyen arabalar için işletmeci firma olan Otoyol AŞ’ye 1 milyar 742 milyon TL ödendi.

GARANTİLİ PEŞKEŞ DÖNEMİ

YİD modelde devlet inşaat/yapım sürecinde hiçbir maliyetin altına girmiyor, fakat asıl maliyet işletme döneminde başlıyor.

Bu konuya en somut örnek, son dönemde geçiş ücretine yapılan fahiş zamla gündeme gelen Osmangazi Köprüsü.

Bursa ile İstanbul’u birbirine bağlayan Osmangazi Köprüsü’nün yüklenici firması, Nurol-Özaltın-Makyol-Astaldi-Yüksel-Göçay Ortak Girişimi’nce kurulmuş Otoyol Yatırım ve İşletme A.Ş. Köprü için verilen yıllık araç geçiş garantisi 14 milyon 400 bin.

Yıllık geçiş adedi bu rakamın altında kalırsa aradaki farkı Hazine kapatıyor. Daha doğrusu vatandaşın vergisiyle AKP’ye yakın firmalar ihya ediliyor.

AKP, MÜTEAHHİTE 12 MİLYAR DOLAR GARANTİ ETMİŞ!

Peki, bu köprü kaç yıl Otoyol AŞ’nin işletmesinde kalacak?

İhale şartnamesinde verilen süre 22,5 yıl. 3 yıldır kullanımda olduğuna göre köprüyü 18,5 yıl daha Otoyol AŞ işletecek. Sadece araç geçiş garantisini ele alacak olursak.

Geçiş ücreti halen 40 dolar+Katma Değer Vergisi (KDV). Bu da yaklaşık 45 dolar gibi bir rakama tekabül ediyor. Araç başı 45 dolar ve yıllık araç garantisi de 14 milyon 400 bin olduğu hesaplandığında, kullanım süresi bitene kadar Otoyol AŞ’nin kasasına 12 milyar dolar gibi bir rakam gireceği ortaya çıkıyor.

Gazeteci Çiğdem Toker, bu hesaba farklı açıdan yaklaşıyor. Otoyol Yatırım ve İşletme A.Ş.’ye iki tip garanti verildiğini kaydeden Toker, “Biri Hazine’nin borç üstlenimi. Diğeri de Karayolları Genel Müdürlüğü’nün gelir garantisi.” diyor.

Toker’in tespitlerine göre Osmangazi Köprüsü’nde durum şöyle:

BORÇ GARANTİSİ:

4 milyar 956 milyon 312 bin 328 dolar. (Başlangıçta 2 milyar dolardı. Daha sonra Hazine yükseltti.)

GELİR GARANTİSİ:

10 milyar 397 milyon 468 bin 250 dolar. (Tutarın en büyük bölümünü Osmangazi Köprüsü oluşturuyor.)

Aslında sadece Osmangazi Köprüsü örneğine bakıldığında bile, “devletin kasasından hiç para çıkmıyor”, diye propagandası yapılan “yap-işlet- devret” modelinin hem devlet hem de vatandaş için ne kadar yüksek maliyetli olduğu ortaya çıkıyor.

NEDEN SADECE YAP İŞLET DEVRET MODELİNE ZAM GELİYOR?

Türkiye’deki dev altyapı projelerine bakıldığında, hep gündem olan zamların, sadece AKP döneminde “yap işlet devret” modeliyle hayata geçirilenlere yönelik olduğu görülüyor.

Mesela 1974 yılında açılan Boğaz Köprüsü ve Turgut Özal döneminin dev projelerinden Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne son dönemde hiç zam yapılmadı. Daha önceki zamlar da şimdikilerle kıyaslanamayacak kadar düşük oranlı. Aynı durum, yine Özal dönemi projelerinden olan İstanbul–Ankara otoyolu için de geçerli.

Oysa AKP’nin YİD modelli projeleri sürekli yapılan geçiş zamlarıyla gündemde. Sadece yılbaşı zamları bile şöyle gerçekleşti:

  • Yavuz Sultan Selim Köprüsü: Yüzde 47
  • Osmangazi Köprüsü: Yüzde 45
  • Gebze-Orhangazi- İzmir Otoyolu: Yüzde 109
  • Gemlik-Bursa Kuzey Otoyolu: Yüzde 115
MÜTEAHHİT ‘ZAMMI BİZ YAPMADIK’ DEDİ

Osmangazi Köprüsü’ne yapılan yılbaşı zammı kamuoyundan çok fazla tepki alınca, işletmeci firma Otoyol AŞ’nin Genel Müdürü Bülent Esendal bir açıklama yaparak, zammı kendilerinin yapmadığını ifade etmişti.

Esendal, 2 Ocak 2018 tarihinde dolar kurunun 3,77 TL olduğunu ifade ederek, 2 Ocak 2019 tarihi için geçerli dolar kuru olan 5,28’i baz aldıklarını ve ortaya bu zammın çıktığını belirtmişti. Esendal’ın açıklamasında asıl vurgu, “yap-işlet devret” modeline yönelikti. Şöyle diyordu Esendal,

“Yap-işlet-devret projeleri kapsamındaki köprü, otoyol ve tünel geçişlerinin fiyatlarının belirlenmesi, görevli şirketler ile bu projeleri ihale eden devlet kuruluşları arasında imzalanan sözleşmeler kapsamında belirlenmektedir.”

Aslında işletmeci firma bu açıklaması ile zamları ortaya çıkaran tablonun, kötü yönetilen ekonomi sonucu fırlayan dolar kuru ve kendileriyle bu kapsamda sözleşme imzalayan hükümet olduğunu en net şekilde izah etmeye çalışmış.

Görünen o ki, “yap–işlet devret” modeli, yakın tarihin en pahalı, bedelini gelecek nesillerin bile ödemeye devam edeceği ve vatandaşın değil, “yandaş” sermayenin çıkarını koruyan projeler kümesi olarak, yakın tarihteki yerini alacak.

TOPLAM HAZİNE GARANTİSİ 123,5 MİLYAR DOLAR

Türkiye’de yap-işlet-devret (YİD) projeleri ve kamu-özel işbirliği (KÖİ) ile hayata geçirilen köprü, otoyol ve şehir hastanelerine verilen Hazine garantisi, 2017 rakamlarına göre 123,5 milyar doları buluyor.

Toplam finansman maliyeti 53,5 milyar dolar olarak hesaplanan 211 altyapı projesine 123,5 milyar dolar hazine garantisi verilmiş. Bunlarda aslan payını 77,6 milyar dolarla yap-işlet-devret (YİD) projeleri alıyor. Bunu 31,2 milyar dolarla işletme hakkı devri (İHD), 10,6 milyar dolarla yap-kirala-devret (YKD) projeleri izliyor. Yap-işlet (Yİ) aldığı pay 4,1 milyar dolar seviyesinde.

AKP, Osmangazi Köprüsü’nde geçiş ücretini 11 dolardan 40 dolara çıkarmış

 

BOLD ÖZEL

Cezaevinde kanser olan KHK’lı mühendis Abdülazim Özdemir hayatını kaybetti

Kalkınma Bakanlığı’ndan ihraç edildikten sonra tutuklanan ve hapiste akciğer kansere yakalanan KHK’lı endüstri mühendis Abdülazim Özdemir dün gece öldü. Özdemir, 4. evre olana kadar tahliye edilmemişti.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL 

Cezaevinde akciğer kanserine yakalanan ve 4. evre olana kadar tahliye edilmeyen KHK’lı mühendis Abdülazim Özdemir 50 yaşında hayatını kaybetti. Özdemir’e geç teşhis konulduğunu ve tedavisinin geciktirildiğini tutuklu eşi Emir Özdemir ortaya çıkarmıştı. Kırıkkale Keskin T Tipi Cezaevinden HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup yazan Emir Özdemir, “Defalarca doktora gitmesine rağmen 4. evredeki bir hastalık acaba nasıl anlaşılmadı? Acaba geç yapılan sarılık ameliyatı kansere mi sebep oldu? İhmaller var mı?” diye sormuştu.

ODTÜ Endüstri Mühendisliği mezunu olan Abdülazim Özdemir, Kalkınma Bakanlığında mühendis olarak görev yaparken Eylül 2016’da çıkarılan 672 sayılı KHK ile ihraç edildi. Daha sonra Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanıp Ankara Sincan Cezaevine gönderildi. 14 ay tutuklu kalan Özdemir, çıkarıldığı son mahkemede 6 yıl 3 ay ceza verilip tahliye edildi. Dosyası 1,5 yıl Yargıtay’da bekleyen Özdemir, cezası onaylanınca Mart 2019’da tekrar tutuklanıp Bandırma 1 No’lu T Tipi Cezaevine konuldu.

“CEZAEVİNE SAPASAĞLAM GİRDİ”

İkinci kez hapse giren Abdülazim Özdemir’e 10 ay sonra Ocak 2020’de 4. evre karaciğer kanseri teşhisi konuldu. Ancak hastalığının teşhisi ve tedavisinde geç kalınmıştı.  Yaklaşık iki yıldır Kırıkkale Keskin T Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan Abdülazim Özdemir’in eşi Emir Özdemir, 7 Ocak 2020’de HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup yazarak eşinin uğradığı hak ihlallerini şöyle anlatmıştı:

“Eşim cezaevine girdiğinde sapasağlamdı. Sonra rahatsızlandı. Böbrek taşı teşhisi kondu. İyileşmedi. Sararıp vücudu kabarınca acilen doktora götürüldü. Meğer böbrek taşı yokmuş. Rahatsızlığı sarılıkmış. Hemen ameliyat olması gerekti. Ama ameliyat olacağı alet bozulduğu için geri cezaevine getirildi. Doktor Bursa veya İzmir’e sevkini  söylemiş. Ama araya Kurban Bayramı girdi, ihmal edildi. Eşim idareyle görüştü ancak unutuldu. Sevk edilmedi. Ameliyat edilmedi. Elden ayaktan düştü. Hiçbir şey yeyip içemedi (çay bile içemedi). İhtiyaçlarını arkadaşları karşıladı. Sonunda acilen ağustos ayında Bozuk olan alet meğer alet birkaç günde yapılmış. Daha önce de ameliyat olabilirmiş. Ameliyatta parça alındı ve Ankara’ya patolojiye gönderildi. Bu arada aşırı kilo kaybetti. Çünkü bu süreç 2-3 ay sürdü. Ameliyattan sonra toparladı. Kilo almaya başladı. Aralık ayında patoloji sonucu geldi. Tekrar ameliyat olabilirim dedi. İyi huylu mu kötü huylu mu bakılacak. Bir sürü tahlilden sonra 6 Ocak 2020’de maalesef karaciğer kanseri olduğunu ve 4. evrede bulunduğunu öğrendim. Yıkıldım. Defalarca doktora gitmesine rağmen 4. evredeki bir hastalık acaba nasıl anlaşılmadı? Acaba geç yapılan sarılık ameliyatı kansere mi sebep oldu? İhmaller var mı? Kafamda bir sürü soru.”

EŞİ CEZAEVİNDE KORONA OLDU, CENAZEYE KATILAMAYACAK

Milletvekilliği düşürülmeden önce olayın peşine düşen Ömer Faruk Gergerlioğlu, Abdülazim Özdemir’in sağlık durumunu ve yaşadığı hak ihlallerini Meclis’te geçen yıl defalarca gündeme getirdi. Sosyal medya baskısı nedeniyle Şubat 2020’de tahliye edilen Özdemir bir yıldır Ankara’da tedavi görüyordu.

6, 10 ve 16 yaşında 3 kızı olan Abdülazim Özdemir’in eşi, 20 yıllık matematik öğretmeni Emir Özdemir de Cemaat soruşturmaları kapsamında 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Yaklaşık iki yıldır tutuklu olan Emir Özdemir, geçen hafta koğuşta koronavirüs kaptı. Aile yakınlarının verdiği bilgiye göre sağlık durumu düzelene kadar Emir Özdemir’e eşinin vefat ettiği söylenmeyecek. Dolayısıyla cenazeye de katılamayacak. Daha önce birçok mahpus, pandemi nedeniyle vefat eden yakınlarının cenazelerine savcılık izin vermediği için gidememişti.

Abdülazim Özdemir’in son hali.

KHK’lı mühendis cezaevinde kanser oldu: 4. evrede olmasına rağmen tahliye yok!

4. evre kanserli tutuklu yoğun bakıma kaldırıldı, hala tahliye edilmedi

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

En fazla aşı en çok vaka: Koronavirüs aşısı korumuyor mu?

Etkinlik oranı tartışma konusu olan Çin aşısını kullanan Türkiye’de vaka sayılarının aşılamaya paralel olarak artması dikkat çekti. Aşının en fazla yapıldığı şehirlerin aynı zamanda en çok hastanın görüldüğü iller olması “Aşı işe yaramıyor mu?” sorusunu gündeme getirdi.

BOLD ÖZEL – Kovid-19 salgınına karşı Türkiye’de ilk etapta 11 milyon Çinli Sinovac şirketinin ürettiği Coronavac aşısı yapıldı. İki haftadır ise Almanya’dan alınan 1 milyon 400 bin doz Pfizer Biontech aşısı uygulanıyor. Sağlık Bakanlığı’nın Kovid-19 aşılama haritasıyla 100 bin kişide görülen vaka haritası ise ilginç ayrıntılar içeriyor. Aşının en fazla yapıldığı şehirlerin, rekor korona vaka sayısıyla zirvede bulunması dikkat çekiyor. En fazla aşının yapıldığı bu iller yüksek riskli şehirler arasında yer alıyor.

İSTANBUL VE SAMSUN ÖRNEĞİ

Risk haritasında kırmızıya boyanan bütün şehirler aşılamanın en fazla görüldüğü iller olarak ön plana çıkıyor. 3 milyon 161 bin 630 aşının yapıldığı İstanbul’da vaka sayısının düşmesi beklenirken tam tersi bir durum yaşanıyor. Mega kentte 100 bin kişide 804,97 Kovid-19 hastası bulunuyor. 406 bin 149 doz aşıyla nüfusa göre en fazla aşılamanın yapıldığı Samsun’da da 100 bin kişide 645,17 kişi virüsü taşıyor.

EN AZ AŞI EN AZ VAKA

En az aşı yapılan şehirler ise vaka sayıları en az olan iller kategorisinde yer alıyor. 16 bin 288 aşının yapıldığı Hakkari’de 100 binde 46 kişide korona hastası görülüyor. 28 bin 295 kişinin aşılandığı Şırnak’ta da durum aynısı. Şırnak’ta 100 bin kişide 32,17 kişide virüs bulunuyor.

Aşı ile vaka ilişkisi arasındaki doğru orantıyı bozan tek şehir ise Kilis. 25 bin 152 aşının yapıldığı Suriye sınırındaki şehirde 100 bin kişide 508 kişide Kovid-19 hastalığı bulunuyor.

AŞILAMA SAYISI 20 MİLYONA DAYANDI

17 Nisan 2021 tarihi itibariyle Türkiye’de toplam 19 milyon 935 bin 543 aşı yapıldı. 12 milyon 150 bin 134 kişiye birinci doz aşı vurulurken, 7 milyon 785 bin 409 kişiye ise iki doz aşı yapıldı.

Muhtarlar, icra takiplerine yetişmek için eleman alıyor

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Örtülü ödenek harcaması katlandı, ufukta seçim mi var?

Cumhurbaşkanlığı’nın kullanımında bulunan ve nereye harcandığı açıklanmayan “örtülü ödenekten” martta 371.5 milyon TL harcama yapıldı. Harcamanın geçen ayın dört katını geçmesi “ufukta seçim mi var?” sorusunu akıllara getirdi.

BOLD – Seçim dönemlerinde katlanan örtülü ödenek harcamasında bir önceki aya göre 4 katın üzerinde artış gerçekleşti. Örtülü ödenek kullanımındaki bu artış erken seçim konusunu yeniden gündeme getirdi.

3 AYDA 729 MİLYON LİRA HARCANDI

Hazine ve Maliye Bakanlığı mart ile ocak-mart dönemi bütçe gerçekleşme sonuçlarını açıkladı. Nereye harcandığı açıklanmayan ve bütçe giderleri içerisinde “gizli hizmet giderleri” olarak gösterilen “örtülü ödenekten” mart ayında rekor harcama gerçekleşti. Şubatta 89.3 milyon TL olan “örtülü ödenek” harcaması martta 4 katın üzerindeki artışla 371.5 milyon TL’ye çıktı. Ocaktan bu yana “örtülü ödenekten” yapılan 3 aylık toplam harcama da 728.7 milyon TL’ye ulaştı.

2021 ÖRTÜLÜ ÖDENEK BÜTÇESİ 6 MİLYAR LİRA

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hesabı sorulamayan ve “örtülü ödenek” olarak da adlandırılan “Gizli Hizmet Giderleri” kaleminden bu yıl 6 milyar TL’ye kadar harcama yapabilecek. Bu yıl genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerine 1 trilyon 223,5 milyar TL ödenek ayrıldı. Kanun gereği, Erdoğan gizli hizmet gideri olarak bu tutarın binde 5’ini harcayabiliyor. Bu hesapla Erdoğan bu yıl 6 milyar 115 milyon TL’ye kadar harcama yapabilecek.

SEÇİM HARCAMALARINDA KULLANILMASI YASAK

Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Yasası’nda yer alan düzenlemeye göre, gizli hizmet giderleri, “Kapalı istihbarat ve kapalı savunma hizmetleri, Devletin millî güvenliği ve yüksek menfaatleri ile Devlet itibarının gerekleri, siyasi, sosyal ve kültürel amaçlar ve olağanüstü hizmetlerle ilgili Devlet ve Hükumet icapları” için kullanılabiliyor. Mevzuat, örtülü ödeneğin “Bu amaçlar dışında ve Cumhurbaşkanının ve ailesinin kişisel harcamaları ile siyasi partilerin idare, propaganda ve seçim ihtiyaçlarında” kullanılmasını yasaklıyor.

11 YILDA 7 MİLYAR LİRA HARCANDI

AKP iktidarlarını kapsayan 18 yıllık dönemde gizli hizmet giderleri kaleminden yapılan harcamalar, tüm zamanların rekorunu kırdı. Buna göre, AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından 2020 yılının Ekim ayına kadar örtülü ödenekten 19 milyar TL harcandı. 2003 yılı mart ayında Abdullah Gül’den Başbakanlığı devralan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçildiği 2014 yılı Ağustos ayına kadar 7 milyar 93 milyon TL gizli harcama yapıldı.

SARAY’LA BİRLİKTE KULLANIM KATLANDI

Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle gizli ödeneğe 2015’de ortak olmasıyla harcamalardaki rekorlar kırılmaya başlandı. 2015’de 1.7 milyar TL, 2016’da 2 milyar TL harcanan örtülü ödenekten 2017’de ise iki ayrı harcama kalemi üzerinden tam 3 milyar TL harcandı. 2018’de bu tutar 1 milyar 721 milyon TL, 2019’da ise 2 milyar 80 milyon TL oldu. Bu yılın Ekim ayına kadar yapılan harcama tutarı ise 1 milyar 558 milyon TL olarak hesaplandı.

 

AKP’li troller misilleme başlattı: 128 milyar dolara karşılık 121 milyar lira nerede?

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0