Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

NBA yıldızlarından Kanter: ABD dışında kendimi güvende hissetmiyorum

BOLD- Amerikan Basketbol Ligi’nde (NBA) New York Knicks’de oynayan milli oyuncu Enes Kanter’in güvenlik gerekçesi ile Londra’ya gitmemesi ABD medyasında geniş yankı uyandırdı.

Son olarak ABD’nin önde gelen kanallarından CNN ve CBS’in canlı yayınına katılan Kanter, 17 Ocak’ta Washington Wizards ile Londra’da oynanacak maça neden gitmediğini ve sosyal medya üzerinden aldığı ölüm tehditlerini detaylı bir şekilde anlattı.

New York Times ve BBC gibi önemli haber kuruluşları Kanter’in aldığı ölüm tehditlerine geniş bir şekilde yer verdi.

AMERİKAN VATANDAŞI OLANA KADAR ÜLKEDEN AYRILMAM RİSKTİR

ABD’nin kendisini güvende görmediğini belirten Kanter, 2021 Amerikan vatandaşı olacağını o zamana kadar ülkeden ayrılmanın kendisi için risk olacağını söyledi.

CNN’den Hala Gorani’nin konuğu olan Kanter, neden Londra’ya gidemediğinin hikayesini anlattı. Gorani, Kanter’in NBA’nin yetenekleri arasında yer aldığını bunun yanında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı açıktan eleştiren bir isim olarak tanıttı.

Ünlü sunucunun “Londra’da gelirsen bir suikast olabileceğinden neden endişe ediyorsun, bunu açıklar mısın?” sorusuna Kanter “Londra’ya gitmekten büyük mutluluk duyacağımı takım arkadaşlarıma ve dış ilişkiler ofisindekilere söyledim. Ama Erdoğan’ın yurt dışında yaptığı operasyonlardan dolayı hayatımdan endişe ettim. Operasyonlarda hükümeti eleştiren kişiler avlanıyor. Muhalif olan gazeteciler, toplum liderleri ve öğretmenler kaçırılarak Türkiye’ye götürülüyor. Bundan korktum.”cevabını verdi.

Enes Kanter: Can güvenliğim yok, Londra’daki maça gidemem

LONDRA’YA GİDECEK OLSAYDIM GÜVENLİK GÖREVLİLERİ 7/24 BENİMLE BİRLİKTE OLACAKTI

Londra seyahati ile ilgili sosyal medyada yorum yaptıktan sonra çok sayıda ölüm tehdidi aldığına dikkat çeken genç pivot yaşadıklarını “Önce takımım Londra’ya gidebileceğimi söyledi. Ama Londra’da güvenlik görevlilerinin 7/24 bana eşlik edeceğini söyledi. Sadece çalışma salonundan otel odasına gidebileceğimi söylediler. Sonra takım arkadaşlarım ve yetkililer risk almayalım senin burda (New York’ta) kalman daha iyi olur önerisinde bulundular.” şeklinde aktardı.

Sunucunun, “güvenlikle birlikte vize sorunu nedeniyle Londra’ya gidemediğin yönünde bazı açıklamalar oldu. Bunlar hakkında ne söyleyeceksin?” sorusuna Kanter, beraberinde getirdiği ve dünya genelinde seyahat edebileceğini ispatlayan kağıdı canlı yayında gösterdi. Ünlü oyuncu, seyahat izninin olduğunu ve Londra’ya ölüm tehdidi nedeniyle gidemediğini yineledi.

FETHULLAH GÜLEN SORUSU

CNN’in tecrübeli sunucusu Kanter’e Fethullah Gülen’e olan yakınlığını da sordu. Kanter, 15 Temmuz darbe girişiminden kimin daha fazla faydalandığına bakılması gerektiğini hatırlatarak “Türk hükümeti Gülen’in iadesini istiyor ama ellerinden bir tek kanıt yok. Gülen’in ABD’de bir trafik cezası dahi yok. 80 yaşında hasta ve masum bir insan. Basit bir hayat yaşıyor. Tek yapmak istediği şey küresel bir barış sağlamak. 2-3 haftada bir onu ziyaret etmeye çalışıyorum. Onun tek söylediği hayatta önemli olan şey farklılıklarınızı bir kenara koyarak ortak değerlerle birlikte yaşamınızdır diyor. Türk hükümetinin onun hakkında bu şekilde konuşması çok üzücü.”şeklinde konuştu.

CBS’e de katılan Kanter, Londra’ya neden gidemediğini anlattı. Kanter, Türkiye’de darbe girişiminden sonra yüzlerce gazetecinin gözaltına alındığı ve binlerce masum insanın mağdur edildiğine dikkat çekti.

Enes Kanter, Londra’ya vize problemi sebebiyle gidemediği iddialarını yalanladı

 

 

Dünya

Nijerya’da kaçırılan kız öğrencilerden 279’u serbest bırakıldı

Batı Afrika ülkesi Nijerya’nın Zamfara eyaletinde 26 Şubat’ta silahlı kişiler tarafından kaçırılan kız öğrencilerden 279’unun serbest bırakıldı. Ülkede okullar, son yıllarda fidye almak isteyen silahlı grupların hedefi haline geldi.

BOLD – Nijerya’da yatılı okula düzenlenen saldırıda kaçırılan 279 kız öğrencinin serbest bırakıldığı bildirildi.

Zamfara Valisi Bello Muhammed Matawalle, öğrencilerin sağlık durumlarının iyi olduğunu ve kalan 31 öğrencinin kurtarılması için çalışmaların sürdüğünü belirtti.

Silahlı kişiler, 26 Şubat’ta sabah erken saatlerde Zamfara eyaletindeki Jangebe bölgesinde bir kız lisesine saldırı düzenleyerek 317 öğrenciyi kaçırmıştı. Saldırının ardından 7 kız öğrenci, silahlı kişilerin elinden kaçarak kurtulmuştu.

Matawalle, kaçırılan öğrencilerin serbest bırakılması için hükümetin fidye ödemeyeceğini açıklamıştı.

Zamfara Valisi Bello Matawalle, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “Elhamdülillah! Jangebe GGSS’den kaçırılan öğrencilerimizin esaretten salıverildiğini duyurmak yüreğimi ferahlattı. Önümüze çıkan birden fazla engele rağmen bunu başardık. Tüm Nijeryalılarla birlikte bunu kutluyoruz.” dedi.

Okula düzenlenen saldırı esnasında, silahlı çete elemanları yakınlardaki bir askeri üs ve kontrol noktasına da aynı anda saldırı düzenleyerek askerlerin okulda kaçırma olayına müdahale etmesine engel oldu.

Kaçırma olayı uluslararası tepkiye neden olmuştu.

OKULLAR HEDEF HALİNE GELDİ

Batı Afrika ülkesi Nijerya’nın kuzeyinde okullar silahlı grupların genellikle fidye için öğrencileri kaçırmaları nedeniyle hedef haline geldi. Kaçırma vakaları radikal Boko Haram örgütü ile başlamıştı.

Kaçırma olayları arasında en fazla bilinen vaka, 2014 yılında Batılı eğitime karşı olan Boko Haram milislerinin 276 kız öğrenciyi Nijerya’nın kuzeydoğusundaki Çibok kentinden kaçırmasıydı. Olay dünya basını tarafından takip edilmişti. Bu öğrencilerin 100’den fazlası halen kayıp durumda.

Son dönemdeki benzer olayların ise radikal militanlar tarafından değil suç örgütleri tarafından yapıldığı düşünülüyor.

Son eylem sonrası, Zamfara eyaletindeki tüm yatılı okullar tatil edilmişti.

HÜKUMET FİDYE ÖDEMEYİ REDDEDİYOR

Nijerya hükumeti kaçırma olaylarında defalarca fidye ödemeyi reddetti. Nijerya Cumhurbaşkanı Muhammadu Buhari Cuma günü yaptığı açıklamada eyalet yönetimlerini ‘haydutlara para ve araç vererek ödüllendirme politikalarını yeniden gözden geçirmeleri gerektiğini aksi halde bu politikanın bumerang gibi feci şekilde geri dönebileceği’ uyarısında bulundu.

Zamfara eyaletindeki kaçırma olayı ülkenin çetelere hedef olan kuzey batısında bir hafta içinde meydana gelen ikinci kaçırma vakası oldu. Silahlı bir çete 17 Şubat’ta ülkenin Nijer eyaletinde bir okuldan kaçırılan 27 erkek öğrenciyi Cumartesi günü serbest bırakmıştı.

Aralık ayında ülkenin kuzey batısındaki Kankara’da bir ortaokuldan 300 öğrenci kaçırılmış ve daha sonra serbest bırakılmıştı. Hükümet fidye ödenmediğini açıklamıştı. Uzmanlar kaçırma olaylarının cezasız kalması durumunda devam edeceği uyarısında bulunuyor.

Nijerya’da okul saldırısı: 300’den fazla kız öğrenci kaçırıldı

Okumaya devam et

Dünya

BM araştırma komisyonu: Suriye’de savaşan bütün gruplar savaş suçu işledi

Birleşmiş Milletler (BM), Suriye’deki iç savaş esnasında yapılan tutuklamalarda on binlerce insanın hala kayıp olduğunu bildirdi. Suriye Araştırma Komisyonu’nun hazırladığı rapora göre, binlerce insan tutuklamalarda işkenceye maruz kaldı ya da öldürüldü.

BOLD – BM İnsan Hakları Konseyi Uluslararası Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu, Suriye’de ‘gözaltı bağlamında savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlediğine’ dair bir rapor yayımladı.

Raporda, “Suriye hükumet güçleri tarafından zorla kaybedilen 10 binlerce sivilin akıbeti hâlen belirsiz. Birçoğunun öldüğü ya da infaz edildiği varsayılıyor” denildi.

Yayınlanan raporda binlerce insanın da tutuklamalarda işkenceye maruz kaldığı ya da öldürüldüğü aktarıldı.

RAPOR NASIL HAZIRLANDI

Komisyonun 30 sayfayı aşan raporu, kurban ve görgü tanıklarıyla 2011’den 2020 yılının sonuna dek  2 bin 658 kişiyle yapılan görüşmelere dayanıyor.

Ayrıca 100’den fazla gözaltı merkezinde işlenen suçları belgelemek için resmi evraklar, fotoğraflar, videolar ve uydu görüntülerinden yararlanıldı.

SAVAŞAN TÜM GRUPLAR SAVAŞ SUÇU VE İNSANLIĞA KARŞI SUÇLAR İŞLEDİ

Raporda, IŞİD, Heyet Tahrir eş-Şam, Suriye Demokratik Güçleri ve onun büyük kısmını oluşturan YPG dahil çatışan tüm grupların savaş suçu ve insanlığa karşı suçlar işlediği belirtilerek, Suriye genelinde ‘acil ve kapsamlı ateşkes’ çağrısında bulunuldu.

İç savaştaki tüm tarafların savaş ve insan hakları suçlarının detaylandırıldığı rapor kapsamında görüşülen kurbanlar ve tanıklar, küçük yaşlardaki çocukların cinsel istismarı dahil yaşanan acı olayları anlattı.

Raporda sorunun ‘çözülmesi gereken ulusal bir travma’ olduğu belirtildi.

Suriye iç savaşındaki çatışmalarda bugüne kadar 380 binden fazla kişi öldü, şehirler yıkıldı ve diğer ülkeler de savaşa dahil oldu. Yaklaşık 6 milyon kişi ülkeyi terk etti.

Ülkede yaklaşık 5 ordunun çatışma halinde olduğu bildirilen raporda, Suriye’deki durumun oldukça karışık olduğu ifade edildi.

Raporda, kayıp kişilerin izlerinin bulunması için uluslararası bir mekanizma kurulması ve faillerin yargılanması çağrısında bulunuldu.

TUTUKLULARA UYGULANAN İŞKENCELER

İç savaşta tutuklanmış kişiler, aylarca gün ışığı görmeden yaşadıklarını; kirli su içmeye ve küflü yiyecekler yemeye zorlandıklarını; tuvaleti olmayan küçük hücreleri yüzlerce kişiyle paylaştıklarını ve tıbbi bakımdan mahrum bırakıldıklarını anlattı.

Hükumet hapishanelerinde insanlık dışı muameleye maruz kalan ya da işkence gören kişiler, güvenlik güçlerinin itiraf elde etmek için kullandığı 20 farklı yöntemden bahsetti.

Bu yöntemler arasında elektrik şoku, vücudun belli bölümlerinin yakılması, tırnak ve diş çekimleri ya da insanların bir ya da iki uzvundan uzun süre asılı bırakılması gibi işkenceler var.

İşkence mağdurları, tüm bu yaşadıklarının ardından kronikleşmiş fiziksel ağrılara ve pek çok ruhsal probleme sahip olduklarını dile getirdi.

ÖLDÜRÜLENLERİN SAYISI BİLİNMİYOR

Görüşmelere katılan kişiler, tutukluların yargısız infazlarla ya da silahlı çeteler veya hükümetin gerçekleştirdiği adil olmayan yargılamalar neticesinde öldürüldüğünü belirtti.

Tutuklamalar esnasında ölenlerin kesin sayısı bilinmiyor. Ancak hükümet tarafından gözaltında tutulan on binlerce kişinin öldürüldüğü tahmin ediliyor.

Rapor, birden fazla kaynağa dayandırdığı bilgilere göre, öldürülen tutukluların hastane kayıtlarının ardından ikisi Şam’ın dış mahallelerinde olmak üzere çeşitli toplu mezarlara gömüldüğünü belirtiyor.

ABD’nin 180 kongre üyesi Erdoğan’ın insan hakları ihlalerine karşı harekete geçti

Okumaya devam et

Dünya

Rusya-Batı gerilimi: AB Navalny yaptırımlarını açıkladı sıra ABD’de

AB, muhalif lider Alexey Navalny’nin tutuklanması nedeniyle dört Rus üst düzey bürokratı hedef alan yaptırımlar açıkladı. ABD yönetimi ise Moskova’ya yönelik yaptırımları önümüzdeki günlerde açıklayacak.

BOLD – Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Bakanları toplantısından çıkan karar sonrası Rusya’da yaptırım listesine alınacak kişiler belirlendi. AB, dört Rus üst düzey bürokrata vize yasağı getirdi, varlıkların dondurulması kararı verdi.

Avrupa Birliği’nin yaptırım kararı aldığı isimler ise şöyle:

  • Rusya Ceza İnfaz Kurumları Müdürü Aleksander Kalaşnikov,
  • Rusya Soruşturma Komisyonu Başkanı Aleksander Bastrykine,
  • Başsavcı Igor Krasnov,
  • Rus Ulusal Muhafızları Başkanı Viktor Zolotov.

Rus bürokratlara yaptırım, Salı günü AB Resmi Gazetesinde yayınlandıktan sonra yürürlüğe girecek.

RUSYA: AYNI ŞEKİLDE YANIT VERECEĞİZ

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Aleksander Gruşko, ülkesinin AB yaptırımlarına “aynı şekilde” yanıt vereceğini söyledi. Rus haber ajansı Interfax’ın aktardığına göre, Gruşko “Avrupa Birliği kesinlikle yasadışı bir yolda devam ediyor” dedi.

AB, Ekim ayı ortasında, Navalny’nin zehirlenmesinden sonra, Rusya lideri Vladimir Putin’in akrabaları dahil olmak üzere altı Rus vatandaşını cezalandırma kararı almıştı.

ABD, RUSYA YAPTIRIMLARINI BU HAFTA AÇIKLAYACAK

ABD’de Joe Biden yönetiminin, Navalny’ın zehirlenmesi ve tutuklanması nedeniyle bu hafta Rusya’ya yönelik yaptırımları açıklayacağı bildirildi.

CNN’in, Biden yönetiminden iki üst düzey yetkiliye dayandırdığı haberine göre, yaptırımlar, AB ile koordinasyon içinde bu hafta açıklanacak.

Yetkililer, Rusya’nın ABD seçimlerine müdahalesi ve Amerikan resmi kurumlarına yönelik “Solarwinds” siber saldırısı konusunda da adımlar atabileceğini ifade etti.

ALEKSEY NAVALNY’NİN ZEHİRLENMESİ VE TUTUKLANMASI

Rus muhalif Navalny, zehirlendiği iddiasıyla Berlin’de tedavi gördükten sonra 17 Ocak’ta Moskova’ya dönüşünde havaalanında tutuklanmıştı.

Rusya Federal Cezaevi Servisinin talebi üzerine, 2 Şubat’ta Moskova Şehir Mahkemesinde, Navalny aleyhinde açılan dava sonuçlanmış, Navalny’ın geçmişte yolsuzluk davası sonucunda verilen 3,5 yıllık ertelenmiş hapis cezası, adli kontrol şartlarını yerine getirmediği gerekçesiyle hapis cezasına çevrilmişti.

Mahkeme, önceden ev hapsinde geçirdiği 10 aylık süreyi hesaba katarak Navalny’nin kalan cezasını hapishanede geçirmesine karar vermişti.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 16 Şubat’ta Navalny’nin derhal serbest bırakılması için Rusya’ya geçici tedbir aldığını bildirmişti.

ABD’nin 180 kongre üyesi Erdoğan’ın insan hakları ihlalerine karşı harekete geçti

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0