Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

İranlıların Türkiye aşkı çığ gibi büyüyor

Asrın yolsuzluk operasyonu 17-25 Aralık sonrası gündeme gelen Reza Zarrab'ın anavatanı İran'dan Türkiye'ye gelen doğrudan yatırımlar dikkat çekici bir biçimde arttı.

Vatandaşlık başvurularında birinci sırada olan, konut alımı konusunda ise Irak’tan sonra ikinci sırada yer alan İranlılar, bu yılın ilk 6 ayında Türkiye’de 513 şirket açtı.

Bu hamle İranlıları, Türkiye’ye yapılan doğrudan sermaye yatırımlarında ilk sıraya yerleştirdi.

BOLD – Türkiye’de yabancılara şirket kuruluşu ve yatırım danışmanlığı hizmeti veren Elit Vatandaşlık ve Yatırım Danışmanlığı’nın açıkladığı verilere göre, İranlıların Türkiye’ye olan ilgisi katlanarak artıyor.

Her yıl 3 milyon İranlı turist Türkiye’yi ziyaret ederken, Türkiye’ye yönelik yatırım yapan İranlıların sayısında da dikkat çeken bir artış yaşanıyor.

Son birkaç yıldır Türkiye’den konut alımında Iraklılardan sonra ikinci sıraya, yatırım yoluyla Türk vatandaşlığına başvuruda ise ilk sıraya yerleşen İranlılar, bu yılın ilk yarısında Türkiye’de şirket açarak doğrudan sermaye yatırımı yapan yabancılar arasında da birinci sıraya yükseldi.

Türkiye 2016 yılında ABD’nin Yeşil Kart uygulamasına benzeyen Turkuaz Kart uygulamasını başlatmıştı. Bunun ardından 2017’den itibaren yatırım yaparak Türk vatandaşlığı almak mümkün hale geldi.

Geçen yılın eylül ayında Yatırım Yoluyla Vatandaşlık Programı’nın asgari yatırım limiti gayrimenkul yatırımlarında 250 bin dolara düşürülmüştü.

Yabancıların Türkiye’ye yönelik yatırımlarının önemli bir kısmı gayrimenkul alımı şeklinde yapılıyor. Bununla birlikte doğrudan sermaye yatırımında da son dönemde gözle görülür bir artış dikkati çekiyor.

Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi verilerine göre 2019 Ocak-Haziran döneminde Türkiye genelinde 559 yabancı sermayeli anonim şirket, 5 bin 622 yabancı sermayeli limited şirket kuruldu. Bu şirketlerin toplam sermayesi 2 milyar 44 milyon 989 bin Türk lirası oldu. Yabancı sermayedarların bu sermayenin 1 milyar 700 milyon 855 bin liralık kısmını Türkiye’ye getirdiği belirtiliyor.

Yıl sonu itibarıyla yabancıların Türkiye’ye sermaye yatırımı taahhüdünün 4 milyar Türk lirasını aşması bekleniyor.

YABANCININ GÖZÜ İSTANBUL’DA

Yabancıların Türkiye’ye olan yoğun sermaye yatırımı ilgisi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) açılan ve kapanan şirket istatistiklerine bakıldığında da doğrulanıyor. İstatistikler, yabancıların şirket kuruluşu amacıyla özellikle İstanbul’a büyük bir ilgili duyduğunu gösteriyor.

2019 Ocak-Haziran döneminde kurulan yabancı sermayeli şirketlerin yüzde 63’ü İstanbul Ticaret Odası’na kayıt yaptıran firmalardan oluşurken, İstanbul’a getirilen yabancı sermaye miktarı da 1 milyar 200 milyon liraya yaklaşıyor.

Aynı dönemde yabancılar tarafından İstanbul merkezli olarak 362 anonim şirket, 3 bin 530 da limited şirket kurulmuş bulunuyor. Yabancı şirket açılışında İstanbul’u sırasıyla Antalya, Gaziantep, Ankara ve Mersin izliyor.

En çok yabancı sermayeli şirket kuruluşu olan faaliyet alanına bakıldığında ise “Belirli bir mala tahsis edilmemiş mağazalardaki toptan ticaret” faaliyetinin öne çıktığı görülüyor. Kurulan yabancı sermayeli şirketlerin 770’i bu alanda faaliyet göstermek amacıyla kurulmuş durumda.

6 AYDA TÜRKİYE’DE 513 ŞİRKET KURDULAR

2016 yılında İranlılar tarafından Türkiye’de toplam 298 şirket kurulmuşken, bu rakam 2017’de 357’ye, ambargoların başladığı 2018 yılında ise 1.019’a yükseldi. Bu yılın ilk 6 ayında ise Türkiye’de 33’ü anonim şirket olmak üzere 513 İran sermayeli şirket kurulmuş bulunuyor. Geçen yılın aynı döneminde 368 İranlı şirket kurulduğu dikkate alınınca yüzde 40 artış olduğu görülüyor.

İranlı yatırımcıların hangi ekonomik faaliyetlere yatırım yaptığına bakıldığında, 233 firma ile “toptan ve perakende ticaret”, 53 firma ile “finans ve sigortacılık”, 53 firma ile “konaklama ve yiyecek”, 48 firma ile “imalat sektörü faaliyetleri”, 40 firma ile “idari ve destek hizmeti faaliyetleri”, 26 firma ile de “mesleki, bilimsel ve teknik faaliyetler” yapmayı tercih ettikleri görülüyor.

“İRANLILAR TÜRKİYE’YE YATIRIM YAPMAYI ÇOK SEVDİ”

Aynı zamanda Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Tahran Temsilcisi olan Elit Vatandaşlık ve Yatırım Danışmanlığı şirketinin Genel Müdürü Fatih Çayabatmaz, “İranlılar Türkiye’ye yatırım yapmayı çok sevdi. Özellikle ABD ambargoları sonrasında Türkiye İran sermayesi için tek rota haline geldi. Bu ilginin önümüzdeki yıllarda da katlanarak sürmesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

İranlılardan son dönemde Türkiye’de şirket kurmak için yoğun talep aldıklarını söyleyen Çayabatmaz, şöyle devam etti:

“TÜRKİYE ÜZERİNDEN FARKLI İHRACAT LİMANLARINA AÇILMAYI HEDEFLİYORLAR”

“Şirket kuruluşu için arayan İranlılardan telefonlarımız susmuyor. İranlı yatırımcılar hem İran’daki ürünlerini Türkiye’de pazarlamayı hem de Türkiye’yi bir üs olarak kullanarak Türkiye üzerinden farklı ihracat limanlarına açılmayı hedefliyor. 2018 yılında başlayan ABD ambargoları sonrasında Türkiye İranlı iş adamları için yegane adres haline geldi.

“AVRUPA’DA PARALARINA EL KONULMASINDAN KORKTUKLARI İÇİN İŞLERİNİ TÜRKİYE MERKEZLİ YÜRÜTÜYORLAR”

Avrupa’da her an ABD baskısı ile paralarına el konulmasından korkan İranlı yatırım fonları Türkiye’de işyeri devralarak, yeni şirket kurarak ya da ihracat operasyonlarını Türkiye merkezli yürüterek İran ekonomisine nefes aldırma yoluna gidiyorlar.”

Çayabatmaz, Türkiye’de yatırım yapan İranlıların en fazla toptan ve perakende pazarlama ve ticaret alanında faaliyet gösterdiğini belirterek, özellikle ambargo kapsamında olmayan ürünlerin Türkiye üzerinden ihracatı ve Türkiye iç piyasasına ithali amacıyla firma kuruluşlarını gerçekleştirdiklerini kaydetti.

“KAMU KURUMLARIYLA İLİŞKİSİ İYİ OLAN TÜRK PARTNERLERLE ÇALIŞMAYI TERCİH EDİYORLAR”

İranlıların Türkiye’ye daha önce gelmiş İranlılarla çalışmayı tercih etmediklerini, bunun yerine daha çok Türklerle çalışmak istediklerini belirten Çayabatmaz, “İranlılar Türkiye’de şirket kurarken Türk kanunlarını bilen, uzman, kamu kurumlarıyla ilişkisi iyi olan, deneyimli yerel Türk partnerlerle çalışmayı tercih ediyor” dedi.

“BİR KAÇ YIL İÇİNDE İRANLILARIN TÜRKİYE’YE YAPTIĞI YATIRIM 5 MİLYAR DOLARI BULUR”

Çayabatmaz, “Eğer Türkiye’nin yatırım yoluyla vatandaşlık programı bu şekilde sürdürülürse birkaç yıl içerisinde İran’dan Türkiye’ye yapılan doğrudan yatırım miktarının 5 milyar dolar seviyesini yakalamasını bekliyoruz” diye konuştu.

Diktatörlüğün Gizli Orduları-7: 15 Temmuz ve cevapsız kalan sorular…

Ekonomi

Her 1 dakikada 7 kişi işsiz kaldı

CHP’li Gamze Akkuş İlgezdi’nin açıkladığı işsizlik raporu, AKP döneminde kayıtlı işsiz sayısının yüzde 497, diplomalı işsiz sayısının ise yüzde 1.968 arttığını ortaya koydu.

BOLD – CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, Türkiye’nin işsizler ordusu: 2018 İŞKUR Raporu’nu açıkladı.

Kayıtlı işsizlik rakamlarının çarpıcı seviyelere yükseldiğine dikkati çeken İlgezdi, “2003 yılında 587 bin 479 olan kayıtlı işsiz sayısı AKP döneminde yüzde 497 arttı” dedi. Türkiye’de İŞKUR’a kayıtlı işsiz sayısının tüm zamanların rekorunu kırarak 3 milyon 509 bin 603’e yükseldiğini bildirdi.

Rapora göre 2018 itibariyle İŞKUR’a kayıtlı işsizlerin yüzde 82’si kadın ve gençlerden oluştu.

İlgezdi, “2003 yılından beri kadını sistematik olarak sadece aile içinde tanımlamaya yönelik politikalar üretenler, üniversite mezunlarına iş bulmak zorunda değiliz diyenler kayıtlı kadın ve genç işsizliğinin 2003’ten 2018’e yüzde 896 artmasına neden oldu” diye konuştu.

CUMHURİYET DÖNEMİNİN EN YÜKSEK SEVİYESİ

Rapora göre 2003’te 287 bin 303 olan genç ve kadın işsiz sayısı 2018 yılında 2 milyon 860 bin 989’a yükseldi. Başka bir ifadeyle 2018 yılında İŞKUR’a başvurarak iş arayan her 10 kişiden 8’ini kadın ve gençler oluşturdu.

İşsizlik ödeneğine başvuru sayısının da son 16 yılın rekorunu kırdığını belirten İlgezdi, “2003 yılında 143 bin 155 olan işsizlik ödeneği başvuru sayısı 2018 yılında 1 milyon 635 bin 111’e yükseldi. İşsizlik ödeneğine başvuru sayısındaki artış yüzde 1.042 olarak kayıtlara geçti” açıklamasında bulundu.

Rapordaki veriler, 2018 yılında dakikada 7 kişinin işsiz kaldığını ortaya koydu.

2003 yılında 587 bin 479 olan kayıtlı işsiz sayısı 2018 yılına gelindiğinde yüzde 497 arttı. İŞKUR kayıtlarına göre toplam kayıtlı işsiz sayısı 3 milyon 509 bin 603 oldu. Böylece kayıtlı işsiz sayısı Cumhuriyet döneminin en yüksek seviyesine ulaştı.

İlgezdi, 2017 yılında Türkiye’de kuruma başvuran işsiz sayısının 2 milyon 599 bin 292 iken, 2018 yılında bu sayının yüzde 35 arttığının altını çizerek, “Cumhurbaşkanlığı hükumet sisteminin ekonomi yönetimi de işsizliğe çare olmadı” ifadesini kullandı.

“DİPLOMALI İŞSİZLER ÇIĞ GİBİ BÜYÜYOR”

Her 100 işsizden 21’inin üniversite mezunu olduğunu aktaran İlgezdi, “Üniversite mezunu kayıtlı işsiz sayısı çığ gibi büyüyor. 2003 yılında 36 bin 444 lisans ve/veya ön lisans mezunu kayıtlı işsiz varken, bu sayı 2017 yılında önce 616 bin 760’a, 2018 yılında ise Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesi olan 753 bin 767’ye ulaştı. 16 yılda diplomalı kayıtlı işsiz sayısındaki artış yüzde bin 968 oldu” dedi.

İlgezdi, İŞKUR verilerinin kadının istihdamdan dışlandığının kanıtı olduğunu ifade ederek, “Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde İŞKUR tarafından kayıt altına alınan işsiz kadın sayısı rekor seviyeye ulaştı. 2003 yılında 118 bin 31 olan işsiz kadın sayısı 2018’de 1 milyon 805 bin 439’a yükseldi. İşsiz kalan kadın sayısı geride bıraktığımız 16 yılda yüzde 1.430 arttı” diye konuştu.

Rapora göre 2003-2018 yılları arasında haftada 2 bin 169 kadın işsiz kaldı. 2017 yılında 1 milyon 268 bin 855 olan kayıtlı işsiz kadın sayısı 2018 yılında yüzde 42 arttı. Başka bir ifadeyle 2018 yılında saatte 61 kadın işsizler ordusuna katılmış oldu.

“HER 10 GENÇTEN 3’Ü İŞ ARIYOR”

Türkiye’nin işsizler ordusu: 2018 İŞKUR Raporu’nda şu ifadeler yer aldı:

“2003 yılında 169 bin 272 olan kayıtlı genç işsiz sayısı yüzde 524’lük artışla 2018’de bir milyonu geçti. 2018’de Türkiye’deki kayıtlı 3 milyon 509 bin 603 işsizin yüzde 30’unu gençler oluşturuyor. Başka bir ifadeyle İŞKUR kayıtlarına göre bugün sokakta karşılaştığımız her 10 gençten 3’ü iş arıyor.

2017 yılında İŞKUR’a başvuran kayıtlı genç işsiz sayısı 826 bin 133 iken, bu sayı 2018 yılında yüzde 28 arttı. İŞKUR verilerine göre 2018 yılı sonu itibariyle genç işsizler ordusuna 229 bin 417 yeni genç eklendi. Buna göre 2018 yılında günde 629, haftada 4 bin 411 genç işsiz kaldı.

2018 yılı itibariyle İŞKUR’un kayıt altına aldığı 1 milyon 55 bin 550 genç işsizin yüzde 19’unu 20 yaşından küçükler oluşturdu. Bugün Türkiye’de 195 bin 892 genç işsiz 15-19 yaş grubunda. Bu sayı 2003 yılında 16 bin 977 idi. Başka bir ifadeyle 15-19 yaş grubundaki kayıtlı işsiz sayısı aradan geçen 16 yılda yüzde 1.061 arttı.”

“BU YÖNETİM İŞSİZLİK SORUNUNU ÇÖZEMEZ”

İlgezdi, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları kaydetti:

“İşsizlikte tüm zamanların rekoru kırıldı. Ne yazık ki önümüzdeki süreçte de işsizliğin daha da artacağını öngörüyoruz. Neredeyse soluduğumuz hava için bile vergi almaktan çekinmeyecek bir yönetim anlayışının işsizlik sorununu çözemeyeceği ortada.

Bugün Türkiye’de İŞKUR tarafından kayıt altına alınan 3.5 buçuk milyon işsiz sadece bir rakam değil; 3.5 milyon insanın derdi, sıkıntısı, sorunu demek. Kayıtlı işsiz sayısını 16 yılda neredeyse yüzde 500 oranında artıranlar, dünya üzerinde kırılması çok güç acı bir rekorun da sahibi oldular.

“KADINI EVE HAPSEDEN ANLAYIŞ…”

Öte taraftan işsizlik en çok kadını vuruyor. Çok acı bir örnek; üst ve orta düzey yönetici pozisyonunda görev alan kadınların oranı 2018’de yüzde 16.30’a geriledi. Kadın işsizliği son 16 yılda yüzde 1.430 arttı. Kadınlar kriz dönemlerinde işsiz kalıyor, istihdamdan uzaklaşıyor.

2003 yılından beri kadını sistematik olarak eve hapseden bir anlayışın kadın istihdamının önündeki en büyük engel olduğunu kabul etmemiz gerek.

Toplam kayıtlı işsizlerin yüzde 82’sini kadın ve gençler oluşturuyorsa, bundan daha tehlikeli bir tablo olamaz. Zira kayıtlı genç ve kadın işsizliği 2003’ten 2018’e yüzde 896 arttı. Eğer Türkiye’de bir beka sorunu aranacaksa, kadın ve genç işsizliği gerçek beka sorunumuzdur.”

Türkiye’nin nüfusu 2003-2018 yılları arasında yüzde 21.7 arttı. 2003 yılında 66.4 milyon olan Türkiye nüfusu, geçen yıl itibarıyla 80.81 milyona yükseldi.

Saray’da son sürat israf: Sınırsız harcama yetkisi

Okumaya devam et

Ekonomi

BDDK’nın bazı yetkileri Merkez Bankasına geçiyor

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) bazı görev ve yetkileri Merkez Bankasına devredilecek, Merkez Bankası ödemeler alanındaki yetkili otorite olacak.

BOLD – AKP Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci ve bazı AKP’li milletvekillerinin imzasını taşıyan Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna göre, ödeme kuruluşları ve elektronik para kuruluşları, BDDK tarafından katkı payı alınabilecek kuruluşlar arasında yer almayacak.

Banka kartları ve kredi kartları ile ilgili yürütülecek “takas ve mahsup” faaliyetlerine ilişkin ifadeler de 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’ndan çıkarılacak.

SUÇ GELİRLERİYLE İLGİLİ KANUNDA DEĞİŞİKLİK…

Düzenlemeyle 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’un 2. maddesinde yer alan “uzmanlarını” ibaresi “uzmanları ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası denetçileri ve uzmanlarını” şeklinde değiştirildi.

Ödeme ve elektronik para kuruluşlarının kendi aralarındaki müşterek ihtiyaçlarının karşılanmasını, mesleki faaliyetlerinin kolaylaştırılmasını, mesleğin genel faaliyetlere uygun olarak gelişmesinin sağlanmasını, meslek mensuplarının birbirleriyle ve ödeme hizmeti kullanıcılarıyla olan ilişkilerinde dürüstlüğün ve güvenin hakim kılınmasını, mesleki disiplin ile ahlakın korunmasını teminen oluşturulan ve üyeliğin zorunlu kılındığı Türkiye Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Birliği kurulacak.

Ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemlerine ilişkin yürütülen gözetim faaliyetleri kapsamında, gözetim faaliyetlerinin sistem işleticisi ile birlikte sistem katılımcıları, mutabakat kuruluşu, bağlantılı diğer sistemler ile dış hizmet sağlayıcıları gibi faaliyetleri sistemin çalışmasıyla yakından ilgili tüm tarafları kapsaması ihtiyacını karşılamak için Merkez Bankasının gözetim faaliyetlerinin etkinliği artırılıyor.

Merkez Bankası, gözetim faaliyetlerinin kapsamına giren kuruluşların gerçekleştirdiği bütün işlemlere ilişkin kayıt, bilgi ve belgeyi, gerekli gördüğü durumlarda anlık ve işlem bazında olmak üzere talep edebilecek.

Merkez Bankası, sistemlerin kesintisiz işletimini sağlamak amacıyla sistemik öneme sahip kurulmuş ve kurulacak sistem işleticilerine hissedar olabilecek.

Ödeme sistemleri alanındaki teminat uygulamalarına ilişkin hüküm daha açık ve anlaşılabilir şekle getiriliyor; teminat uygulamaları bakımından Sermaye Piyasası Kanunu’na koşut hükümlere yer veriliyor.

BDDK’nın 6493 Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamındaki görev ve yetkilerinin Merkez Bankasına devredilmesini teminen, ikincil düzenleme yapma yetkisi Merkez Bankasına devrediliyor.

Merkez Bankası’na ödeme hizmeti kapsamındaki belirli bir işlem türüne ilişkin olarak herhangi bir isim altında işlemin taraflarından birinin aldığı ücret, masraf, komisyon ve diğer menfaatlerin nitelikleri ile azami miktar ya da oranlarını tespit etme, bunları kısmen veya tamamen serbest bırakma yetkisi veriliyor.

Merkez Bankası, sadece ödeme aracını çıkaranın iş yerinde, sınırlı bir hizmet sağlayıcı ağında ya da sınırlı bir mal veya hizmet çeşidi için ödeme aracını ihraç eden ile yapılan ticari bir anlaşma çerçevesinde gerçekleştirilen mal veya hizmet alımında kullanılabilen araçlara ilişkin işlemler ile ödeme işleminin gönderen ya da alıcı namına mal veya hizmet pazarlığına ya da alım satımına yetkili olan ticari temsilci aracılığıyla yapılması yönündeki işlemlerin ve buna benzer diğer işlemlerin toplam büyüklük ve etki alanı açısından, Merkez Bankası tarafından belirlenecek seviyeye ulaşması durumunda, ödeme hizmeti olarak değerlendirilmesine karar verebilecek.

Kanunla ödeme hizmeti sağlayıcılarının faaliyetleri nedeniyle taraf oldukları hukuki ilişkileri, bu alanda oluşabilecek sorunların tespiti ve gelişim alanlarının belirlenmesi amacıyla Merkez Bankası tarafından izlenecek.

Merkez Bankasına, faaliyetler kapsamında ödemeler alanının gelişimini olumsuz etkileyebilecek nitelikte durum ve uygulamaların bulunduğunun tespit edilmesi durumunda, konu ile ilgili çalışma komiteleri kurma, bu komitelerin çalışma usul ve esaslarını ilgili tarafların görüşlerini alarak belirleme ve bu komitelerde alınan kararların uygulamaya geçirilmesi için gerekli iş ve işlemleri yapma yetkisi veriliyor.

Merkez Bankasına, bir ödeme hizmeti sağlayıcısındaki verilerin ödeme hizmeti başlatma ve hesap bilgisi sağlama faaliyetleri kapsamında başka bir ödeme hizmeti sağlayıcısı ile paylaşılmasına ilişkin her türlü usul ve esası belirleme yetkisi de veriliyor.

Merkez Bankası, elektronik parayı ihraç eden kuruluşun sadece kendi mağaza ağında, sadece belirli bir mal veya hizmet grubunun satın alınmasında veya yapılan bir anlaşma sonucunda sadece belirli bir hizmet ağında kullanılabilen ön ödemeli araçlar ile yapılan işlemlerin toplam büyüklük ve etki alanı açısından Merkez Bankası tarafından belirlenecek belirli seviyeye ulaşması durumunda, Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında değerlendirilmesine karar verebilecek.

PTT DE KAPSAMA ALINIYOR

Sektör talepleri de göz önünde bulundurularak elektronik para kuruluşlarının bankalara yatırdıkları fonların bankalarca, Merkez Bankası nezdinde bloke edilmesi uygulamasına ilişkin usul ve esaslar, ikincil mevzuatta düzenlenmek üzere kanundan çıkarılıyor.

Merkez Bankasına elektronik para kuruluşlarının hangi faaliyetlerinin kredi verme faaliyeti olarak değerlendirilmeyeceğine ilişkin yetki veriliyor.

BDDK’nın 6493 Sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamındaki görev ve yetkileri Merkez Bankasına devredilecek ve Merkez Bankası ödemeler alanındaki yetkili otorite olacak.

Kanunla, ödeme hizmetleri ve elektronik para ihracı konusundaki düzenlemelere uyması gereken bankaların konu ile ilgili denetimlerinin de yapılabilmesini sağlamak amacıyla Merkez Bankasına yetki verecek hükümler ekleniyor.

PTT’nin ödemeler alanındaki faaliyetlerinin Merkez Bankası tarafından denetlenmesi sürecini etkinleştirmek adına ödeme ve e-para kuruluşlarına ilişkin denetim yapılması sürecinde uygulanan bazı hususlar PTT için de geçerli olacak.

Kanun kapsamında verilebilecek idari para cezasına ilişkin tutarlar yeniden değerleme oranı göz önünde bulundurularak güncelleniyor. Söz konusu idari para cezalarına karşı yetkili idare mahkemesinde dava açılmasına imkan tanınıyor.

Kanunla, BDDK’nın 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamındaki görev ve yetkilerinin Merkez Bankasına devredilmesi dolayısıyla söz konusu değişikliğe ilişkin geçiş hükümleri de düzenleniyor.

İkinci e-haciz dalgası: 1.5 milyondan fazla kişinin banka hesapları bloke edildi

Okumaya devam et

Ekonomi

Erdoğan’ın temel atma törenine katıldığı BMC fabrikasının inşaatı durduruldu

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 31 Mart seçimleri öncesi temel atma törenine katıldığı BMC fabrikası inşaat çalışmalarını durdurma kararı aldı.

BOLD-Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakınlığı ile tanınan Ethem Sancak’ın sahibi olduğu BMC’nin Sakarya Karasu ilçesinde kurulması planlanan ‘BMC Sakarya Karasu Üretim ve Teknoloji Üssü’ inşaatı durduruldu. 31 Mart yerel seçimleri öncesinde Erdoğan’ın temel atma törenine katıldığı fabrika inşaatının BMC’nin ‘Tank Palet Fabrikası’nı alması nedeniyle durdurulduğu iddia edildi.

Yeniçağ’da yer alan habere göre, BMC’nin Sakarya Karasu’da kuracağı fabrikadaki çalışmalar 6 ay süreyle ertelendi. Karasu’nun İhsaniye Mahallesinde bakanlık tarafından tahsis edilen arazide, savunma sanayi alanında fabrika kurmak için çalışmalara başlayan BMC, inşaat durdu.

BMC’nin fabrika inşaatını neden durdurduğuna dair henüz bir bilgi verilmezken, firmanın tank palet fabrikasını 25 yıllığına kiralaması nedeniyle fabrika kurma çalışmalarını 6 ay süreyle ertelediği ileri sürüldü. Fabrikanın inşaatını üstlenen yüklenici firmanın zemine beton döktükten sonra tüm inşaat malzemelerini ve araçlarını alarak bölgeden ayrıldığı, inşaat alanında şantiye görevlisi dahil hiçbir görevlinin kalmadığı ileri sürüldü.

Edinilen bilgilere göre, yüklenici firma yetkililerinin de, BMC’nin tank palet fabrikasına yapacağı yatırım nedeniyle Karasu’daki fabrika inşaatını ertelediği yönünde bilgi verdiği ifade edildi.

Ahlat’taki köşkün inşaatını Erdoğan’ın imam hatipten arkadaşı yapıyor

Okumaya devam et

Popular