Bizimle iletişime geçiniz

Politika

AKP’li eski belediye başkanı: “AKP’yi kemiren görevde olan kişilerdir”

Giresun’un Duroğlu Beldesi’nin AKP’li eski başkanı Murat Kılıçaslan, “AKP’yi bitiren, küçülten ve adeta kemiren şu anda görevde olan kişilerdir. Cumhurbaşkanımızın kredisini bitiriyor ve bitirdiler.” dedi.

BOLD – Sosyal medyadan partisine yönelik ağır eleştirilerde bulunan Kılıçaslan, siyasetçilerin günübirlik ayak oyunlarını ilke edinip ‘siyaset yaptık’ diye ahkâm kestiklerini söyledi. Kılıçaslan, “Şehri adına hizmet etmek isteyen kişilerin önünü de keserek onları tu-kaka ilan edip siyaset yapmasını engellemeyi de marifet bilirler” ifadelerini kullandı.

KAYDIRILAN AKP SEÇMENİNE PARA CEZASI

Kılıçaslan, şunları dile getirdi: “Görev süremiz içerisinde belediyemizin kaynaklarını artırmak ve daha çok hizmet etmek adına halkımızdan nüfusunu Duroğlu’na aldırmasını rica ettik. Şimdi ise yetkililer bu kişileri tek tek tespit ederek bin 469 TL maddi para cezası ile cezalandı. Giresun basiretsiz siyasetçilerin elinde oyuncak olmuştur” dedi.

BELDENİN İLÇE OLMASINI AKP ENGELLEDİ

Kılıçarslan, beldenin ilçe olmasını da AKP’nin engellediğini ileri sürdü. Kılıçaslan şunları dile getirdi: “Bana kimse başarılarından bahsetmesin. Bencilliğinizi, ukalalığınızı, beceriksizliğini bu şehrin insanları da çok iyi biliyor”

FINDIK FESTİVALİ ORDU’YA KAPTIRILDI

Beldede 10 yıl Belediye Başkanlığı yapan AKP’li Murat Kılıçaslan, 31 Mart seçimleri öncesinde adaylığını açıkladı ancak onun yerine İbrahim Dere aday gösterildi. Seçimleri ise MHP’li Halil Çetin kazandı.

Babacan, Erdoğan ve AKP ile kavga istemiyor

Politika

Karamollaoğlu’ndan KHK açıklaması: Cumhurbaşkanı KHK sorununun halledilmesi gerektiği noktasında

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, KHK konusuna dair “Ben şahsen Cumhurbaşkanı’nın bu konunun artık halledilmesi gerektiği noktasına geldiğini tahmin ediyorum” dedi.

BOLD – Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gazeteci Kemal Öztürk’ün YouTube kanalında KHK mağdurlarıyla ilgili konuştu.

Karamollaoğlu, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la görüşmesinde KHK konusunu dile getirdiğini belirterek, şunları  söyledi: “Ben daha çok endişelerimi dile getirmiştim. Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi hükümetlere verilir, doğrudur. Ne zamanlar verilir? Olağanüstü hallerde verilir. Ama bu üç aylık olur, altı aylık olur, hadi biraz zorladık dokuz ay ama bir seneyi geçmez. Olağanüstü hal yetkisi çünkü hukuku dikkate almadan acil tedbir almayı gerektiren konularda yetkili makamlara bir imkan veriyor. Ancak bunun hemen arkasından hukukun yetkili makamların etkisinde kalmadan işlemesine imkan vermek icap eder.

KHK İLE 3 SENE HAPİSTE TUTULMAZ ARKADAŞ

Yani yetkili makam neye göre karar verir? Kendisine gelen istihbarata göre. Ben yetkili makamlardakilerin ön yargılı olduğu kanaatinde değilim ama gelen istihbarata göre falan şikayet edilmiş filanca FETÖ’cüymüş, şu şunu demiş, bu bunu demiş, arkasından yüz binlerce insan Kanun Hükmünde Kararname ile görevinden alınıyor, hapse atılıyor. Tamam bunlar da olabilir ama somut deliller olmadığı müddetçe kimse Kanun Hükmünde Kararname ile üç sene hapiste tutulamaz arkadaş, bir sene de tutulamaz. O zaman haksızlık olur.”

GÖREVİNE İADE EDİLMELİ

“Bir çözüm önerisi var mı?” sorusuna Karamollaoğlu, “Şu var. Şunu söyledim. Bir Kanun Hükmünde Kararname ile o kararnameyi çıkarma yetkisini veren olayın dışında kararlar çıkmamalı. Bu çok önemli bir şey. İki bu kararname ile adam bulunduğu yerde zarar verebilir diye bir karar alıyorsunuz, görevinden bir adamı uzaklaştırıyorsunuz. O insanın hemen mahkemeye gidip suçsuzluğunu ispat etme hakkı olması icap eder. Hemen. Ve orada suçsuzluğunu ispat ettiği zaman da o görevine iade edilmeli. Bizim Kanun Hükmünde Kararname ile esas itibariyle bir problemimiz yok. Kanun Hükmünde Kararname’nin uygulamaları ile ilgili var. Ve bu kadar uzun olmaz” dedi.

CUMHURBAŞKANI HALLEDİLMESİ GEREKTİĞİ NOKTASINDA

Karamollaoğlu, KHK’lar konusunda kanun teklifi verip vermeyecekleri sorusu üzerine ise, “Şu anda böyle bir şeyimiz olmadı ama ben şahsen Cumhurbaşkanı’nın bu konunun artık halledilmesi gerektiği noktasına geldiğini tahmin ediyorum” dedi.

Bir çocuk daha cezaevine girdi

Okumaya devam et

Politika

Tutuklu Diyarbakır Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı’dan mektup

“Tüm adalet sistemi tek bir partinin hizmetinde. Tüm kamouyunu adaletin tesis edilmesi için mücadeleye çağırıyorum.”

BOLD – Seçilmiş Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı, tutuklu bulunduğu Bünyan Cezaevi’nden bir mektup gönderdi.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanması ardından 22 Ekim’de tutuklanan Eşbaşkan Selçuk Mızraklı, mektubunda kayyum atamaları, Kürtlere ve Kürt seçilmişlere yönelik sistematik saldırıları ve hak gasplarına dikkati çekti. Mızraklı, “Bu mektubu sizlere 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde yüzde 62.9 oy oranı ile seçilmiş ancak 19 Ağustos 2019’da görevden alınarak yerine kayyım atanmış ve 22 Ekim 2019’da tutuklanmış olan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı olarak yazıyorum” dedi.

SELÇUK MIZRAKLI’NIN MEKTUBU

Mızraklı’nın kaleme aldığı mektupta şunlar ifade edildi:

“2016 yılı itibariyle Türkiye’nin kayyım atanan 95 HDP belediyesinden biri olan Diyarbakır’ı 31 Mart 2019 seçimlerinde yeniden geri alarak, yerel demokrasinin inşasına geçmemizden sadece 4 ay sonra bir kez daha kayyım atanmış, iktidar seçim ile alamadığı Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir belediyelerini bir kez daha hukuksuzca gasp etmiştir. 19 Ağustos’ta yerel demokrasiye indirilen bu darbe, AKP iktidarı tarafından kamuoyunda yaratılmak istenen ‘terör’ algısının aksine, doğrudan Kürtlerin seçme ve seçilme haklarına yönelik olmuştur. Yaşanan irade gaspı, gerekçeli bir hukuk kararı değil, Kürtlerin yaşadıkları kentleri yönetecek kişileri seçemeyeceğine yönelik açık bir beyan olmuştur.

Kürt kimliğimiz nedeniyle bizlere dayatılan bu baskı politikası inanılmaz derecede bir hukuk garabetini de beraberinde getirmektedir. Anayasa’nın belediye başkanlarının görevden alınmasını ‘görevleri ile ilgili suçlara’ bağlayan 127. maddesini çiğneyen AKP iktidarı, OHAL sürecinde 5393 sayılı belediyeler kanununda KHK ile yaptığı hukuksuz değişikliğe dayanarak bizleri belediye başkanlığı dönemimizle hiçbir ilgisi olmayan kovuşturma ve soruşturmalardan dolayı görevden almıştır. Hatta kayyım atama yazıları seçimlerden 1 gün sonra 1 Nisan 2019 tarihinde bizler henüz mazbatalarımızı dahi almadan hazırlanmıştır.

Türkiye’de bir hukuk katliamı yaşanıyor. Masumiyet karinesi uzun zamandır bir istisnaya dönüşmüş durumda. Örneğin, 22 Ekim 2019’da tutuklanmış olmamın gerekçelerinden biri 2016 Mayıs ayında Mardin’in Nusaybin ilçesinde tutuklanan H.B.A. isimli kişinin yerel seçimlerden sadece 11 gün önce 20 Mart 2019’da aleyhimize verdiği kurmaca bir ifadedir. H.B.A. isimli şahıs 3 yıl boyunca tutuklu olmasına rağmen pişmanlık yasasından faydalanmak için 20 Mart 2019’da ‘itiraf’ ta bulunarak benim cerrah olarak çalıştığım hastanede bir ‘örgüt üyesi’ni gece nöbetinde ameliyat ettiğimi, bağırsaklarını kestiğimi ve sabah taburcu ettiğimi söylemektedir. Böyle bir olayın yaşanmayışı bir yana, bunu iddia eden H.B.A. adlı kişi bu olayı bir arkadaşından duyduğunu iddia etmektedir. Dolayısıyla ortada ne yaşanmış bir olay ne de bir tanık vardır. Yine bahsi geçen tarihlerde bir cerrah olarak gece nöbetim olmadığı gibi, neredeyse 40 yıllık bir doktor olarak şunu söyleyebilirim ki; gece bağırsaklarını kesmek gibi kritik bir ameliyat yaptığınız birinin sabah hastaneden taburcu edilmesi veya çıkıp yürüyerek hastaneyi terk etmesi tıbba aykırıdır. Bir duyum üzerinden itiraflarda bulunduğunu açıkça ifade eden H.B.A. isimli şahıs cezaevinde ağırlaştırılmış ömür boyu hapisle yargılanırken, yaptığı bu ‘itiraf’ sayesinde Eylül 2019’da serbest bırakılmıştır. Aynı şahsın 2017’de başka iki kişi üzerine örgüt üyesi olduklarına dair verdiği itiraf ise başka bir mahkeme tarafından ‘itibar edilmeyerek’ reddedilirken, söz konusu kişinin ifadeleri biz siyasi kişilikler içinse kabul görmektedir.

Tutuklanma gerekçelerinden biri de üyesi olduğum siyasi partinin faaliyetlerine katılmış olmamdır. Üyesi olduğum siyasi parti HDP, 6 milyon oy almış, Türkiye’nin 3. büyük partisidir ve siyasi partinin gerçekleştirdiği faaliyetlere katılmak bir suç olamaz. Ben 24 Haziran 2018’de HDP’den Diyarbakır milletvekili seçildim. Milletvekilliğini 2019 yılında belediye başkanı seçilmemle birlikte bıraktım. Bununla birlikte vekil olduğum süre içerisinde hakkımda başlatılan soruşturmalar belediye başkanlığından alınmamda gerekçe olarak önüme konulmuştur. Ne kürsü dokunulmazlığı olan bir milletvekilinin, ne bir siyasi parti çalışanının ne de bir kentin yurttaşının siyasi parti faaliyetleri kendini demokratik olarak niteleyen hiçbir ülkede suç sayılamaz. Türkiye hariç!

Yerlerine kayyım atanan diğer eş başkanlarımızın dosyaları da benzer biçimde mesnetsiz iddialarla donatılmış, en basit parti faaliyetleri olan basın açıklamalarına katılım bile suç ve tutuklanma gerekçesi sayılmıştır. Yandaş basında çıkan ve bizleri hedef gösteren yalan haberler dava dosyalarında ‘delil’ olarak kullanılmaktadır. Kayyım atamalarını kamuoyu önünde meşrulaştırmak için her türlü dezenformasyon meşru görülmektedir. 19 Ağustos 2019’dan bu yana 15 HDP belediyesine (Diyarbakır, Van, Mardin, Kulp, Karayazı, Nusaybin, Hakkari, Yüksekova, Kocaköy, Kayapınar, Bismil, Erciş, Cizre, Saray, Kızıltepe) AKP Hükümetinin İçişleri Bakanlığı tarafından kayyım atanmış ve 12 belediye eşbaşkanı tutuklu bulunmaktadır.

Masumiyet karinesinin her gün çiğnendiği bu süreçte ben de cezaevine giren sayısız arkadaşlarımdan ve siyasi tutuklulardan biriyim. Tutuklanınca ilk üç gün tek kişilik hücrede bırakıldım. Daha sonra da ailemden çok uzak olan Kayseri cezaevine benimle aynı gün tutuklanan Kayapınar ve Kocaköy belediyelerinin kadın eşbaşkanlarıyla birlikte sevkim yapıldı. Cezaevleri hak ve hukukun olmadığı işkence hanelerdir. Buradaki siyasi tutuklu ve hükümlüler ağır baskılar altındadır. Günlük gazetelerden dahi yoksun, yoğun hak ihlallerinin olduğu bu yerlerde en masum insan haklarından bile mahrum kalacağımızı biliyorum. Adalet bu ülkede sadece mahkeme duvarlarını süsleyen bir kelime olmanın ötesine geçmemektedir. Tüm adalet sistemi tek bir partinin hizmetindedir.

Cezaevinde bulunan seçilmiş bir belediye başkanı ve siyasetçi olarak uluslararası kamuoyunu, hak örgütlerini ve demokrasi güçlerini Türkiye’de Kürtlerin seçme ve seçilme haklarının gasp edilmesine karşı somut adımlar atmaya, muhalif siyasi partiler ve hareketler üzerinde baskının kaldırılması için ses çıkarmaya ve adaletin tesis edilmesi için mücadele etmeye çağırıyorum.”

Okumaya devam et

Politika

İBB Meclisinde ‘damat’ krizi: ‘İndir elini, haddini bil! Yoksa ben bildiririm’

İyi partililerin, Beraat Albayrak’ı eleştirmesine kızan AKP’liler ile meclis başkanı Ekrem İmamoğlu arasında tartışma çıktı. İmamoğlu, ‘bağırma’ diyen AKP’li üyeyi ‘Haddini bil’ diye uyardı.

BOLD – İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Saraçhane yerleşkesinde gerçekleştirilen İBB Meclisi’nin Kasım Ayı 1. Oturumunu gergin başladı. Bugünkü oturumda söz alan İyi Parti Grup Başkanvekili İbrahim Özkan, ekonomi üzerinden Hazine ve Maliye Bakanı Beraat Albayrak’ı eleştirdi.

BEN MECLİS BAŞKANIYIM

Özkan’ın, Berat Albayrak’ı ‘damat’ diyerek eleştirmesine AKP’li üyeler tepki gösterdi. Meclisteki oturumda tarafların sözlü atışması başladı. Ekrem İmamoğlu taraflara müdahale ederken AKP’li üyelerle tartıştı. Salondan gelen “Sen ne bağırıyorsun” ifadesine sert tepki gösteren İmamoğlu,”Ben bağırmıyorum, ben meclis başkanıyım. Elini indir, sakin ol. Haddini bildiririm sana. Sayın Grup Başkanvekili terbiye sınırlarını aşan üyeni uyar” diye konuştu. O anlar İBB Meclisini canlı yayınlayan İBB TV kameralarına da yansıdı.

AKP’li Ahmet Hamdi Çamlı’dan ‘Çılgın Hırsız’lı Erdoğan klibi’

Okumaya devam et

Popular