Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Muhammed Yahya’nın elini kim tutacak?

Dört ay önce cezaevine giren hasta tutuklu Lütfi Koç’un eşi adalet istiyor: “Oğlum yüzde 100 engelli. Kızım kas hastası. 80 yaşındaki anneme bakıyorum. Eşim tutuksuz yargılansın!”

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Ev hanımı Züleyha Koç, eşinin tahliye edilmesi için dün (20 Ağustos 2019) İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi hakimler heyetine bir dilekçe yazdı. Biri ağır engelli olmak üzere iki hasta çocuğu, 80 yaşındaki annesi ve cezaevinde endoskopi sırası bekleyen eşi için adalet çağrısında bulundu.

KALBİ DURDU…

Doğuştan engelli Muhammed Yahya, 24 saat bakıma, ilgiye, tedaviye muhtaç bir çocuk. Görmüyor, konuşamıyor, yürüyemiyor. Sadece elini sürekli tutan biri olunca sakinleşip mutlu oluyor.

Sık sık epilepsi nöbeti geçiren ve üst üste 3 gün hiç uyumayan 4 yaşındaki Muhammed Yahya’nın geçen sene doktor kararıyla dişlerinin çekildiğini belirten annesi, “Oğlumun dişleri yarım çıkmıştı. Çiğnemesi olmadığı için dişleri yumuşaktı ve devamlı enfeksiyondan yanağı şişiyordu. Doktorlar hepsinin çekilmesine karar verdi. Çünkü anestezi her zaman alamıyordu. Kalbi durdu bir keresinde, operasyonu yarım bıraktılar” ifadelerini kullandı.

ENDOSKOPİ İÇİN SIRA BEKLİYOR

Tenkil sürecinde başlatılan soruşturmalar kapsamında 2 Kasım 2018’de İzmir’de gözaltına alınan baba Lütfi Koç (45), iki gün gözaltında kaldıktan sonra oğlu Muhammed Yahya’nın (4,5) durumu göz önünde bulundurularak denetimli serbestlikle bırakılmıştı. Fakat 7 ay sonra, 29 Nisan 2019’da kendi ayağıyla gittiği mahkeme bu kez ‘örgüt üyeliğinden’ tutuklanmasına karar verdi.

Koç ailesinin zaten zor olan hayatı o günden sonra daha zorlaştı. 4 aydır İzmir 1 Numaralı F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan Koç, 95 kilo girdiği cezaevinde 20 kilo kaybetti.

Ağrıları nedeniyle eşinin 10 Haziran 2019’da Yeşilyurt Devlet Hastanesine sevk edildiğini söyleyen Züleyha Koç, “Eşimin karın ağrıları vardı ama üzerine düşmemişti. Cezaevindeki stres, koğuş ortamındaki sıkıntılar sanırım tetikledi. Doktor, ‘kanserden şüpheleniyorum, 3 gün sonra sizi kolonoskopi ve endoskopi için çağıracağım’ dedi ama hala bunlar çekilmek üzere hastaneye götürülmedi. Uyuşturarak yapacaklar tetkikleri, bunun için 6 ay beklemesi gerekiyormuş. Eşim ağrılarının devam devam ettiğini söylüyor ama dayanmaya çalışıyor” dedi.

9 Temmuz 2019’da çıkarıldığı ilk mahkemede, savunma yapamadan 8 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan Lütfi Koç’un kendisi de, eşi de, çocukları da çaresiz. Ailesinin durumunu 9 maddede mahkeme heyetine özetleyen Züleyha Koç, tek başına tüm sorunlarla mücadele etmek zorunda bırakılıyor. Muhammed Yahya’nın elinden kim tutacak bilemiyoruz ama Tenkil sürecinin en ibretlik belgelerinden biri olan Züleyha Koç’un tarihi dilekçesini sunuyoruz:

BU HAYAT MÜCADELESİNDE YALNIZ KALDIM

“Ben Züleyha Koç, ağır engelli annesiyim. Epilepsi nöbetleri olan oğlum yüzde 100 ağır engelli. 4 yaşında. Aynı zamanda görmüyor, konuşamıyor, yürüyemiyor, devamlı gergin ve güvende hissetmek için sürekli el tutmak istiyor. Uyku düzeni yok, bakıma muhtaç, devamlı birinin yanında olması gerekiyor. Her an nöbet geçirebiliyor.

Kızım 11 yaşında. Doğduğunda rahatsız doğdu. Çok zor günler atlattık. Onu hayata kazandırdık derken 10 yaşında kas rahatsızlığı başladı. Müsküler Distrofi (Çocuklarda görülen kas erimesi) tanısı ile takibe alındı.

Hastaneler, uykusuz günler-geceler, eşimle birlikte yardımlaşarak geçirdiğimiz bu hayat mücadelesinde yalnız kaldım. Çok zor durumdayım, ayrıca evin tek çocuğuyum. 80 yaşındaki anneme bakmak zorundayım. Hayat iyice zorlaştı. Lütfen kalbinizle, vicdanınızla merhamet edin. Sizin de çocuklarınız, eşiniz, anneniz vardır. Kendinizi benim yerime koyun.

Eşim 29 Nisan’da çocuklarıyla dahi kucaklaşmadan geri gelirim diye çıktığı evine geri dönemedi. Kendi ayaklarıyla gittiği mahkemede tutuklandı.

1- Yüzde 100 çocuğun ayak ameliyatı tedavisi,
2- 11 yaşındaki kızının fizik tedavisi,
3- Kendi rahatsızlığı (Yeşilyurt D.H Gastroentoloji kanser şüphesi doktor teşhisi),
4- Kendi isteği ile mahkemeye gitmesi,
5- Yıllardır aynı ikamette kalması,
6- Her hafta serbest denetim imzasına gitmesi,
7- Şikayetçilerin çelişkili ifadesi,
8- Tüm hukuki talepleri kabul etmemiz,
9- Sadece çocuklarımızın tedavisi için yanımızda olması talebimizin reddedilmesi, 8 yıl 10 ay çok ağır ceza verilmesi bizi çok üzdü. Kız çocuğumun psikolojisinin bozulmasına sebep oldu. Hayata küstü, içine kapandı, devamlı üzgün ve ağlamaklı. “Benim babam kötü biri değil, benim babam terörist değil” deyip ağlıyor. Yeni okul dönemine nasıl başlayacağız bilemiyorum.

Sizden RİCA EDİYORUM, çocuklarımı gözü yaşlı, boynu bükük bırakmayın. Bizim yardıma, desteğe, BABAMIZA ihtiyacımız var. Bu yardım talebimizi geri çevirmeyin. Çok perişan bir anne, bir kadın olarak sizlerden rica ediyorum. Bitmiş durumdayız.

Çocuklarımızın tedavilerinin yarım kalmaması ve hayata kazandırmak için EŞİM LÜTFİ KOÇ’un TAHLİYESİNİ TALEP EDİYORUM.”

Muhammed Yahya, ablası ve hasta tutuklu babası Lütfi Koç.

Lütfi Koç, oğlunu elinden tutarak uyutuyor ve onunla 24 saat ilgileniyordu.

MUHAMMED YAHYA’NIN ELİNİN TUTULMASINI İSTEDİĞİ VE MUTLU OLDUĞU TEK AN…
MUHAMMED YAHYA’NIN DİŞLERİNİN ÇEKİLDİĞİ GÜN
MUHAMMED YAHYA’NIN EPİLEPSİ NÖBETİ GEÇİRDİĞİ AN
MUHAMMED YAHYA’NIN ENGELİNE İLİŞKİN HASTANE RAPORU

Kaçırılan Mülkiyeli Tunç’un eşi: “Polis eşimin nerede olduğunu bana soruyor”

BOLD ÖZEL

AYM Sevgi Sezer için ‘yaşam tehlikesi yok’ dedi, doktor kanser ilacı verdi

Yaşam hakkı ihlal edildiği gerekçesiyle AYM’ye başvuran hasta tutuklu Sevgi Sezer’in başvurusu reddedildi. 3 gün önce tekrar hastaneye götürülen Sezer’e doktor ise kanser hastalarının kullandığı ağrı kesici verdi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL- 26 Şubat 2018’den bu yana Giresun Cezaevinde bulunan hasta tutuklu Sevgi Sezer için Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru reddedildi. Sırtındaki damarın içinde bulunan 9X5 cm’lik tümör nedeniyle ağrı çeken ve yürümekte dahi zorlanan Sezer için 11 Aralık 2019’da yaşam hakkı ihlal edildiği gerekçe gösterilerek Anayasa Mahkemesine (AYM) başvuru yapılmıştı.

Giresun Cezaevi ile yazışma yaparak bir sonuca vardıklarını belirten AYM, 20 Aralık 2019 tarihinde verdiği kararında şöyle dedi:

“Başvuru dosyasında bilgiler ve ilgili kurum tarafından Anayasa Mahkemesine gönderilen bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, başvurucunun sağlık hizmetlerine erişim imkanına sahip olduğu, ceza infaz kurumunda tutulmasının yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike oluşturduğuna dair bilgi veya bulgunun olmadığı anlaşılmıştır.”

Geçtiğimiz perşembe günü (20 Şubat 2020) Giresun’dan tekrar Samsun Tıp Fakültesi Hastanesine götürülen Sevgi Sezer’e ise doktorlar, “Artık bizim yapabileceğimiz bir şey yok, ameliyat yapılması gerekir. Ama o da riskli.” dedi. Ağrıları için kanser hastalarının kullandığı ilaç verildi.

ABLAM İYİ DEĞİL, AİHM’NE BAŞVURACAĞIZ

Sevgi Sezer’in kızkardeşi Özge Sezer ablasıyla hastane dönüşünden sonra yaptıkları son görüşü anlattı, sağlık durumu hakkında bilgi verdi. AYM’nin kararına anlam veremediklerini ifade eden Özge Sezer, ablasının iyi olmadığını belirterek artık Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvuracaklarını söyledi:

“2o Şubat 2020 Perşembe günü ablam Sevgi Sezer ile kapalı görüş yapabilmek için Samsun’dan Giresun’a doğru yola çıktım. Öğrendim ki ablamı hastaneye Samsun’a getirmişler. Görüş iptal oldu. Sonraki gün gitmek için savcıdan izin aldım. Normalde 45 dakikalık görüşümüz olması gerekirken 30 dakika görüştürüldüm. Ablam hastanede yaşadıklarını anlattı.

1.5 yıldır geldiği Girişimsel Radyoloji bölümündeki doktoru ablama kendi bölümüyle alakalı bir durumunun kalmadığını, tümörün yanında oluşan havuzda biriken kanın durduğunu, daha birikmediğini ve tümörünün büyümediğini söyleyip artık ameliyat olması gerektiğini belirtmiş ve Göğüs Cerrahisi bölümüne sevk etmiş.

AMELİYAT RİSKLİ

Oradaki doktor böyle vakalarla çok karşılaşmadıklarını ve böyle bir ameliyatı her doktorun yapmak isteyeceği bir ameliyat olmadığını yine de alanında uzman doktora sorup yapıp yapmayacağını anlatmış. Ve ablama ‘Bu ameliyatı yaparım ama çok riskli. Ameliyat sırasında olabilecek reaksiyona karşı kanama çok olur ve tüp tüp kan gerekebilir ve bu tümörü kazıdığımda bir yere sıçrama ihtimali de olabilir bu tümörler sinsi olur.’ denilmiş. Ayrıca ameliyattan sonra kolunu kullanamama ihtimali de sözkonusu. En kötü ihtimal buraya yazarken bile elim gitmiyor,masada kalabilirsin demişler.

KANSER HASTALARINA VERİLEN İLACI KULLANIYOR

Zaten cezaevi şartlarının bu ameliyata uygun olmadığını ve bu tümörün bu hale gelmesinin tamamen stres ve sıkıntıya bağlı olduğunu da bizzat doktor söylüyor. Ablam da cezaevindeyken ameliyat olmak istemiyor zaten. Peki ameliyat olana kadar ne yapacak? Onun için de Algoloji bölümüne gönderilmiş. Ağrılarını hissetmemesi için ilaç vermiş oradaki doktor ve bu ilacı verirken ‘bu ilacı kanser hastalarına veriyorum’ demiş. AYM hayati tehlike yok diyor. Doktorlar ablama kanser hastalarının kullandığı ilacı veriyor.”

TÜMÖR DAMARIN İÇİNDE

Cemaat soruşturmaları kapsamında 26 Şubat 2018’de tutuklanan sınıf öğretmeni Sevgi Sezer, kısa bir süre sonra sırtında oluşan ağrı ve şişkinlik şikayetiyle önce Giresun Prof. Dr. A. İlhan Özdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi. Burada ameliyat edilmesi riskli bulununca Samsun 19 Mayıs Tıp Fakültesi Hastanesine gönderildi.

Samsun-Giresun arasındaki yaklaşık 3 saatlik yolu hasta haliyle defalarca kez gidip gelmek zorunda kalan Sezer’e 9 ay sonra Vemöz Malformasyon adı verilen hastalık teşhisi konuldu. Sezer, sırtındaki damarın içinde bulunan ve en son 9×5 cm olan tümör ile cezaevi ortamında ağrı çekerek yaşamaya mecbur bırakılıyor.

Sevgi ve Özge Sezer.

Hasta tutuklu Sevgi Sezer’in annesi: “Kızım tedavi edilsin, sağ salim cezaevinden çıksın”

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Ümit Horzum mahkemede konuştu: Kaçırıldım, işkence gördüm

Siyah Transporter’la kaçırılan Ümit Horzum, tanık olarak çıkartıldığı mahkemede yapılan işkenceleri anlattı, ‘100 kişinin ismini imzalattılar’ dedi ve ifadeleri reddetti.

CEVHERİ GÜVEN

BOLD ÖZEL- Ümit Horzum, Ankara’da siyah Transporter araçla Gülen Cemaati üyesi olduğu iddia edilerek 6 Aralık 2017’de kaçırıldı. Horzum’a benzer biçimde 30’dan fazla kişi Gülen Cemaati üyesi olduğu için kaçırılmıştı. Bu kişilerden aylarca haber alınamadı. Bazıları ise halen kayıp.

Horzum kaçırıldıktan 132 gün sonra Ankara Emniyetinde ortaya çıktı. Horzum’un imzaladığı ifade tutanakları nedeniyle çok sayıda kişi Gülen Cemaati üyesi oldukları gerekçesiyle tutuklandı. Bunlar arasında kamu çalışanları da vardı.

Horzum geçtiğimiz günlerde Ankara’da bir duruşmaya çıktı. Duruşmada yargılanan kişi, Horzum’un verdiği ifadeler nedeniyle Gülen Cemaati üyesi olmakla suçlanıyordu. Bu Türkiye’de terör örgütü üyesi olmak anlamına geliyor.

Savcılık tarafından “tanık” sıfatıyla çağrılan Horzum, imzaladığı ifadeleri reddetti ve kaçırılıp işkence gördüğünü ilk kez anlattı.

Horzum’un kaçırıldığı 132 gün boyunca yaşadıkları özet biçiminde de olsa Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesinin duruşma tutanaklarına yansıdı.

Tutanaklara yansıyan o bölüm şöyle:

“Ben huzurda bulunan sanığı tanımam, 06/12/2017 tarihinde arabamla seyir halindeyken Etlik’te bir araç önümü kesti, araçtan inen birkaç kişi beni arabaya bindirip götürdüler, kafama çuval geçirip götürdüler, 16/04/2018 tarihinde bu şahıslar tarafından Ankara Emniyet Müdürlüğündeki personele teslim edildim, daha öncesinde işkence gördüm. Emniyette de psikolojik işkence bana yapıldığı için söylemediğim şeyler söylenmişim gibi yazıldı ve teşhis etmediğim halde teşhis tutanağı bana imzalatıldı, ayrıca Emniyete beni getirmeden önce kaçırıldığım kişiler tarafından ne ifade vermem hususunda bana tehdit ile yönlendirme yapıldı. Ayrıca şunu söylemek isterim, bu ifade benimle birlikte hazır bir şekilde emniyete teslim edildi.”

100 KİŞİLİK LİSTE

Horzum devamında, kendisine imzalatılan hazır ifade tutanağında kaç kişinin isminin bulunduğunu tam olarak bilmemekle birlikte 100 kişi olabileceğini de söyledi.

KAÇIRILANLARDAN ÇOK AZI KONUŞABİLDİ

Siyah Transporter’la kaçırılanlardan çok azı konuşma fırsatı bulabildi. Kaçırılanlardan uzun süre haber alınamıyor, ardından aylar sonra Emniyet’e teslim ediliyorlar. Sonrasında ise çoğu tutuklanıyor.

Tutuklananlar hücrelerde tek başlarına tutuluyor ve aileleri ya da avukatlarıyla yalnız görüşmelerine izin verilmiyor. Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi, 2019 yılı Şubat ayında kaçırılan 6 kişiyle ilgili bir rapor yayınladı.

13 Şubat 2020’de yayınlanan ve Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusuyla iletilen raporda; avukat ve aile görüşmelerinde sürekli olarak polis ya da gardiyan bulundurulduğu, bu durumun kurbanların yaşadıklarını anlatmalarına engel olduğu belirtildi.

Raporda ayrıca,  kaçırılan kişilerin özgürce kendi avukatlarını tutamadıkları, kendilerine belli avukatları seçmeleri yönünde baskı yapıldığı belirtildi.

KONUŞABİLENLERİN ANLATTIKLARI AYNI

Ayten Öztürk, Zabit Kişi ve Gökhan Türkmen yaşadıklarını anlatabilen kurbanlardan üçü.

13 Mart 2018’de kaçırılıp işkence merkezine getirilen Ayten Öztürk bunlardan biri. Öztürk’ün, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 6 aylık işkence süresiyle ilgili anlattıklarının bir kısmı şöyle:

“İşkence odasına gözlerim bağlı götürülüyordum. Önce üstümü soyuyor, sonra da askıya alır pozisyonda ellerimi duvardaki demir halkalara kelepçeliyorlardı. Çıplak bedenimin hemen her yerine elektrik cihazı ile bastırıp bir süre tutuyorlardı. Bunu yaptıklarında tüm bedenim titreyerek sarsılıyor, son sesimle çığlıklar atıyordum. Bayıltıncaya kadar bunu tekrar tekrar yapıyorlardı. Elektrik cihazıyla bedenime bastırdıkları her yerde iki tane yarık gibi noktalar oluşuyordu. Aralarında 2 cm. olan izler. Tutuklanıp hapishaneye geldiğimde arkadaşlarım vücudumdaki yara bere izini saydı. 898 yara-bere vardı. Bayılacak hale geldiğimde beni banyo-tuvaletin olduğu yere götürülüp tazyikli suyla işkenceye devam ediyorlardı. Saatlerce suyla boğma işkencesi yaptıkları oluyordu. Günün geri kalan vakitlerinde de hücreye ya da tabut biçimindeki bir bölmede saatlerce ayakta tutuyorlardı. Tabut denilen yerde hareket etmek imkansızdı. Hücrede ise her fırsatta kapıyı açıp kaba dayak, tehdit ve küfürler oluyordu.”

Kurbanlardan bir diğeri ise Zabit Kişi’ydi. 30 Ekim 2017’de kaçırılan Zabit Kişi’nin duruşmada anlattıkları da benzer biçimde ürkütücüydü:

“Ölmek için can atıyordum. Canına kıyan insanları artık yadırgamıyordum, 3 metrekarelik güneş ışığının girmediği mezar gibi yerde, 108 gün sistematik bir şekilde fiziki ve psikolojik işkence gördüm. İşkenceyle yetinmeyip yurt dışında yaşayan eşim ve çocuklarımla ilgili, birilerine para vererek zarar verdirme, ortalık malı yapma ve kaçırarak bana yaşattıklarını onlara da yaşatma tehdidinde bulundular. İşkence yapmadıkları zamanlarda konteynerın diğer hücrelerinde işkence gören, sakat olan insanların sesini duyuyordum. Bu süre zarfında 105 kilodan 75 kiloya düştüm.”

Gökhan Türkmen ise yaşadıklarını anlatabilen son kurbandı. 7 Şubat 2019’da kaçırılan Gökhan Türkmen, işkence merkezinde 9 ay geçirdikten sonra Emniyet’e teslim edilmişti. Türkmen, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez hakim karşısına çıktığında, kaçırıldığını ve yaşadığı işkenceleri anlatıp salonda bulunan Ayşegül Yılmaz isimli avukata dönerek, “Bu avukatı azlediyorum, bu avukatı ben bulmadım.” demişti.

Böylece ilk kez kaçırılan kişilere devlet yetkililerinin zorla ve belirli avukatlar ayarladıkları kesinleşmiş oldu. Ayarlanan avukatların Ankara’daki Milliyetçi Avukatlar Grubu üyesi olmaları da dikkat çekici bir nokta.

Ankara’daki işkence merkezinde 6 ay işkence gören Ayten Öztürk her şeyi anlattı

Zabit Kişi işkencede geçen 108 günü anlattı: İntihar edenleri artık yadırgamıyorum

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Hamile tutuklu Elif Tuğral bu sabah doğum yaptı: Oğlumu kucağıma aldım…

Hamileliğinin son dört ayını cezaevinde geçiren Elif Tuğral, bu sabah oğlu Vehbi Enes’i dünyaya getirdi. Tuğral doğuma başında 8-10 asker ve gardiyanla girdi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL- 5 aylık hamileyken tutuklanıp İzmir Şakran Cezaevine gönderilen Elif Tuğral bu sabah 10.30’da İzmir Yeşilyurt Devlet Hastanesinde doğum yaptı. Bir erkek çocuk dünyaya getiren Tuğral’ın ve bebeğinin sağlık durumu henüz bilinmiyor. Başında yaklaşık 8-10 askerle asker ve gardiyan ile doğuma giren Tuğral’a annesinin refakat edebilmesi için savcılığa izin başvurusu yapıldı.

Oğlunu kucağına alan baba Nuri Tuğral, “Oğlumu kucağıma aldım. Sağlıklı görünüyordu. Eşimi henüz göremedim. Tahliyesi konusunda yetkililerin gerekli hassasiyeti göstereceğine inanıyorum” dedi.

Ev hanımı Tuğral’ın Hilmi adından bir erkek çocuğu daha bulunuyor. Cemaat soruşturmaları kapsamında 10 Ekim 2019’da tutuklanan Elif Tuğral, İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesince 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Halen Şakran Cezaevinde tutuklu bulunan Tuğral’ın dosyası İstinaf’ta bulunuyor.

Elif-Nuri Tuğral’ın çocukları Vehbi Enes Tuğral. 21 Şubat 2020

 

9 aylık hamile tutuklu Elif Tuğral’ın eşi: Mağduriyetimizi duyun!

Düşük tehlikesine rağmen 5 aylık hamile kadın tutuklandı

Okumaya devam et

Popular