Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Muhammed Yahya’nın elini kim tutacak?

Dört ay önce cezaevine giren hasta tutuklu Lütfi Koç’un eşi adalet istiyor: “Oğlum yüzde 100 engelli. Kızım kas hastası. 80 yaşındaki anneme bakıyorum. Eşim tutuksuz yargılansın!”

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Ev hanımı Züleyha Koç, eşinin tahliye edilmesi için dün (20 Ağustos 2019) İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi hakimler heyetine bir dilekçe yazdı. Biri ağır engelli olmak üzere iki hasta çocuğu, 80 yaşındaki annesi ve cezaevinde endoskopi sırası bekleyen eşi için adalet çağrısında bulundu.

KALBİ DURDU…

Doğuştan engelli Muhammed Yahya, 24 saat bakıma, ilgiye, tedaviye muhtaç bir çocuk. Görmüyor, konuşamıyor, yürüyemiyor. Sadece elini sürekli tutan biri olunca sakinleşip mutlu oluyor.

Sık sık epilepsi nöbeti geçiren ve üst üste 3 gün hiç uyumayan 4 yaşındaki Muhammed Yahya’nın geçen sene doktor kararıyla dişlerinin çekildiğini belirten annesi, “Oğlumun dişleri yarım çıkmıştı. Çiğnemesi olmadığı için dişleri yumuşaktı ve devamlı enfeksiyondan yanağı şişiyordu. Doktorlar hepsinin çekilmesine karar verdi. Çünkü anestezi her zaman alamıyordu. Kalbi durdu bir keresinde, operasyonu yarım bıraktılar” ifadelerini kullandı.

ENDOSKOPİ İÇİN SIRA BEKLİYOR

Tenkil sürecinde başlatılan soruşturmalar kapsamında 2 Kasım 2018’de İzmir’de gözaltına alınan baba Lütfi Koç (45), iki gün gözaltında kaldıktan sonra oğlu Muhammed Yahya’nın (4,5) durumu göz önünde bulundurularak denetimli serbestlikle bırakılmıştı. Fakat 7 ay sonra, 29 Nisan 2019’da kendi ayağıyla gittiği mahkeme bu kez ‘örgüt üyeliğinden’ tutuklanmasına karar verdi.

Koç ailesinin zaten zor olan hayatı o günden sonra daha zorlaştı. 4 aydır İzmir 1 Numaralı F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan Koç, 95 kilo girdiği cezaevinde 20 kilo kaybetti.

Ağrıları nedeniyle eşinin 10 Haziran 2019’da Yeşilyurt Devlet Hastanesine sevk edildiğini söyleyen Züleyha Koç, “Eşimin karın ağrıları vardı ama üzerine düşmemişti. Cezaevindeki stres, koğuş ortamındaki sıkıntılar sanırım tetikledi. Doktor, ‘kanserden şüpheleniyorum, 3 gün sonra sizi kolonoskopi ve endoskopi için çağıracağım’ dedi ama hala bunlar çekilmek üzere hastaneye götürülmedi. Uyuşturarak yapacaklar tetkikleri, bunun için 6 ay beklemesi gerekiyormuş. Eşim ağrılarının devam devam ettiğini söylüyor ama dayanmaya çalışıyor” dedi.

9 Temmuz 2019’da çıkarıldığı ilk mahkemede, savunma yapamadan 8 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan Lütfi Koç’un kendisi de, eşi de, çocukları da çaresiz. Ailesinin durumunu 9 maddede mahkeme heyetine özetleyen Züleyha Koç, tek başına tüm sorunlarla mücadele etmek zorunda bırakılıyor. Muhammed Yahya’nın elinden kim tutacak bilemiyoruz ama Tenkil sürecinin en ibretlik belgelerinden biri olan Züleyha Koç’un tarihi dilekçesini sunuyoruz:

BU HAYAT MÜCADELESİNDE YALNIZ KALDIM

“Ben Züleyha Koç, ağır engelli annesiyim. Epilepsi nöbetleri olan oğlum yüzde 100 ağır engelli. 4 yaşında. Aynı zamanda görmüyor, konuşamıyor, yürüyemiyor, devamlı gergin ve güvende hissetmek için sürekli el tutmak istiyor. Uyku düzeni yok, bakıma muhtaç, devamlı birinin yanında olması gerekiyor. Her an nöbet geçirebiliyor.

Kızım 11 yaşında. Doğduğunda rahatsız doğdu. Çok zor günler atlattık. Onu hayata kazandırdık derken 10 yaşında kas rahatsızlığı başladı. Müsküler Distrofi (Çocuklarda görülen kas erimesi) tanısı ile takibe alındı.

Hastaneler, uykusuz günler-geceler, eşimle birlikte yardımlaşarak geçirdiğimiz bu hayat mücadelesinde yalnız kaldım. Çok zor durumdayım, ayrıca evin tek çocuğuyum. 80 yaşındaki anneme bakmak zorundayım. Hayat iyice zorlaştı. Lütfen kalbinizle, vicdanınızla merhamet edin. Sizin de çocuklarınız, eşiniz, anneniz vardır. Kendinizi benim yerime koyun.

Eşim 29 Nisan’da çocuklarıyla dahi kucaklaşmadan geri gelirim diye çıktığı evine geri dönemedi. Kendi ayaklarıyla gittiği mahkemede tutuklandı.

1- Yüzde 100 çocuğun ayak ameliyatı tedavisi,
2- 11 yaşındaki kızının fizik tedavisi,
3- Kendi rahatsızlığı (Yeşilyurt D.H Gastroentoloji kanser şüphesi doktor teşhisi),
4- Kendi isteği ile mahkemeye gitmesi,
5- Yıllardır aynı ikamette kalması,
6- Her hafta serbest denetim imzasına gitmesi,
7- Şikayetçilerin çelişkili ifadesi,
8- Tüm hukuki talepleri kabul etmemiz,
9- Sadece çocuklarımızın tedavisi için yanımızda olması talebimizin reddedilmesi, 8 yıl 10 ay çok ağır ceza verilmesi bizi çok üzdü. Kız çocuğumun psikolojisinin bozulmasına sebep oldu. Hayata küstü, içine kapandı, devamlı üzgün ve ağlamaklı. “Benim babam kötü biri değil, benim babam terörist değil” deyip ağlıyor. Yeni okul dönemine nasıl başlayacağız bilemiyorum.

Sizden RİCA EDİYORUM, çocuklarımı gözü yaşlı, boynu bükük bırakmayın. Bizim yardıma, desteğe, BABAMIZA ihtiyacımız var. Bu yardım talebimizi geri çevirmeyin. Çok perişan bir anne, bir kadın olarak sizlerden rica ediyorum. Bitmiş durumdayız.

Çocuklarımızın tedavilerinin yarım kalmaması ve hayata kazandırmak için EŞİM LÜTFİ KOÇ’un TAHLİYESİNİ TALEP EDİYORUM.”

Muhammed Yahya, ablası ve hasta tutuklu babası Lütfi Koç.

Lütfi Koç, oğlunu elinden tutarak uyutuyor ve onunla 24 saat ilgileniyordu.

MUHAMMED YAHYA’NIN ELİNİN TUTULMASINI İSTEDİĞİ VE MUTLU OLDUĞU TEK AN…
MUHAMMED YAHYA’NIN DİŞLERİNİN ÇEKİLDİĞİ GÜN
MUHAMMED YAHYA’NIN EPİLEPSİ NÖBETİ GEÇİRDİĞİ AN
MUHAMMED YAHYA’NIN ENGELİNE İLİŞKİN HASTANE RAPORU

Kaçırılan Mülkiyeli Tunç’un eşi: “Polis eşimin nerede olduğunu bana soruyor”

BOLD ÖZEL

Bir ay önce hastaneye sevk edilen ancak götürülmeyen tutuklu hayatını kaybetti

Şanlıurfalı tutuklu esnaf Ahmet Hamdi Nedim Gerginci, kalp rahatsızlığı nedeniyle verilen “hastaneye sevk” kararının uygulanmasını beklerken kalp krizi sonucu öldü.

BOLD ÖZEL – Şanlıurfa T1 Nolu Cezaevinde 20 aydır tutuklu bulunan hipertansiyon hastası Ahmet Hamdi Nedim Gerginci (51), cezaevinde geçirdiği kalp krizi sonucu dün hayatını kaybetti.

Hasta tutukluların sağlık hizmetlerine erişiminin engellenmesi ya da geciktirilmesi Tenkil Süreci’nde onlarca tutuklunun hayatını kaybetmesine neden oldu. Gerginci de hastaneye sevk kararı alınan ancak kalp rahatsızlığı olmasına rağmen sevki geciktirilen tutuklulardan biriydi.

İLK MÜDAHALEYİ TUTUKLU DOKTOR YAPTI

Önceki gün fenalaşan Gerginci’nin cezaevinde yaşadıklarını aynı koğuşta tutuklu yakını BOLD’a anlattı: “Nedim Gerginci, eşim ile aynı koğuştaydı. Dün cezaevine görüşe gitmiştim, o zaman anlattı. Hepsinin morali çok bozuktu, kötü durumdaydılar. Nedim bey lavaboya girip çıkmış, kötü olduğunu fark etmişler. Koğuşta tutuklu bir doktor varmış, ilk müdahaleyi o yapmış. Sonra hastaneye götürmüşler. Tansiyonu yükselmiş, tansiyonun kalbe vurduğunu söylemişler.”

BİR AY ÖNCE SEVKİ YAPILDI

Bir ay önce Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp Damar Bölümü’ne sevki yapılan Ahmet Nedim Gerginci, hastaneye götürülmeyi bekliyordu. Cezaevi yönetimi sevk kararına rağmen, bir aydır Gerginci’nin hastaneye sevkini gerçekleştirmedi.

Hizmet Hareketi’ne yakınlığı nedeniyle tutuklanan Nedim Gerginci’nin ‘Bylock kullanıp kullanmadığına dair raporu gelmiş ve kullanmadığı ortaya çıkmıştı. Gerginci kalp krizi geçirdiği dün aynı zamanda mahkemesi vardı.

Şanlıurfa Japon Pasajı esnaflarından Gerginci’nin cenazesi bugün (20 Eylül 2019) cuma vaktinde Harran Kapı Camisinde kılınacak cenaze namazının ardından Harran Kapı Aile Mezarlığına defnedilecek.

Ahmet Hamdi Nedim Gerginci’nin Muhammed, Ömer Faruk ve Ahmet Hayati Gerginci adından üç oğlu, Şule adında bir bulunuyordu. Gerginci’nin ölüm haberini TBMM İnsan Hakları Komisyonu Üyesi ve HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu sosyal medya hesabından duyurdu.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Adli Tıp Kurumu Twitter kullancılarını fişleme yazılımı geliştirdi

ATK’nın Twitter kullanıcılarını fişleme yazılımı, kurumun resmi belgeleri arasında yeralıyor. Ali Türkşen’in yayınladığı fişleme listesinin bu yazılımla yapıldığı iddiası var.

CEVHERİ GÜVEN

BOLD ÖZEL – Adli Tıp Kurumu, Twitter kullanıcılarını fişlemek için bir yazılım geliştirdi. Kurumda Elektronik Mühendisi olarak çalışan İsmail Eren tarafından geliştirilen projenin adı: “FETÖ iltisaklı Twitter kullanıcılarının makine öğrenmesi ile otomatik tespiti.”

Geçtiğimiz ay Ergenekon davası sanıklarından eski Kurmay Albay Ali Türkşen ve Oda TV, Twitter kullanıcılarını fişleyen üç ayrı liste yayınladı. Türkşen, yoğun tepkiler üzerine içinde gazeteciler ve insan hakları savunucularının da isimlerini içeren fişleme listelerini sildi. Ancak liste, Adli Tıp Kurumunda geliştirilen projeyle benzerlikleriyle dikkat çekiyor.

ADLİ TIP KURUMU’NUN KABUL EDİLEN PROJELERİ ARASINDA

Adli Tıp Kurumunun her yıl düzenlediği “Adli Tıp Günleri” bu yıl 16-28 Ekim tarihleri arasında Antalya’da yapıldı. Bu kapsamda kurumun önümüzdeki dönemine ilişkin sunulan projelerden kabul edilenler liste halinde yayınlandı.

Kurumun resmi internet sitesinden yayınlanan listede kabul edilen projelerden biri, Twitter’da fişleme yapmak için kullanılan bir yazılımı içeriyor.
Liste’de P7 (Proje 7) olarak yer alan “FETÖ iltisaklı Twitter kullanıcılarının makine öğrenmesi ile otomatik tespiti” projesi de kabul edilenler arasında ve karşısında İsmail Eren yazıyor.
Adli Tıp Kurumunda Elektronik Mühendisi olarak çalışan İsmail Eren tarafından geliştirilen yazılım, Twitter kullanıcılarını çeşitli algoritmalar kullanarak listelemeyi içeriyor. Yazılımın hedef aldığı grup ise Hizmet Hareketi.

Adli Tıp Kurumu’nun yayınladığı listenin “P7” sırasında Twitter kullanıcılarını fişlemeye dönük yazılım görülüyor.

‘FETÖMETRE’DEN SONRA İKİNCİ

Benzer bir yazılım Türk Silahlı Kuvvetleri’nde “Fetömetre” adıyla kullanıldı. Yazılım, TSK’da görevli askerleri, “yurt dışı görevde bulunmaları”, “NATO tecrübesi” “TSK’daki başarı notları”, “Ailesinden Hizmet Hareketi’ne yakın biri olup olmadığı” gibi parametrelerle belirleme üzerine çalışıyor. Fetömetre yazılımıyla TSK’dan binlerce subayın ihraç edildiği belirtiliyor.
Adli Tıp Kurumunun, istihbarat toplama görevi yasal olarak bulunmuyor. Fişleme ise yasalara göre tüm kurumlar için suç. Ancak İsmail Eren’in geliştirdiği yazılım, Adli Tıp Günleri kapsamında kurum çalışması olarak sunuldu.

Emniyet Genel Müdürlüğü de benzer bir yazılımı yurt dışı için devreye sokmuştu. Özellikle Almanya’da yaşayan gurbetçilere yönelik program, Almanya’da da fişleme tartışması başlatmıştı. Gurbetçilerin, tanıdıkları ve Hizmet Hareketi ve Kürt Hareketi’yle ilgili kişilerin isim, adres bilgileri ve fotoğraflarını sisteme yüklemeleri üzerine çalışan yazılım, cep telefonu aplikasyonu şeklindeydi.

ÜÇ FİŞLEME LİSTESİ ADLİ TIP’IN YENİ YAZILIMIYLA ELDE EDİLDİ İDDİASI

Twitter’daki hesapların fişlenmesiyle ilgili önce Oda TV’de bir liste yayınlandı. 2 Eylül’de yayınlanan ‘Hesap hesap Twitter’daki Fethullahçı askerler’ başlıklı haberde, KHK’larla işlerinden atılan eski askerlere ait sosyal medya hesapları tek tek fişlenmişti. Dosyada yer alan Twitter hesaplarının ortak özelliği, tamamının 15 Temmuz’u sorgulamasıydı.

İKİNCİ FİŞLEME LİSTESİ ALİ TÜRKŞEN’E

Ergenekon davası sanıklarından Ali Türkşen ise ertesi gün iki farklı liste yayınladı.İlk liste ‘15 Temmuz sonrası FETÖ/PDY mensuplarınca kullanılan sosyal medya hesapları’ başlığını taşıyordu.
İkinci liste ise ‘15 Temmuz öncesinde FETÖ/PDY mensupları tarafından algı operasyonu yapmak amacıyla kullanılan sosyal medya hesapları/dergiler’ başlığına sahip.

Listede bazı gazetecilerin isimleri de yer alıyordu. Gazeteci Ece Sevim Öztürk ve tarihçi Natali Avazyan’ın isimleri de listede bulunuyordu.

Twitter üzerinden yapılan fişlemelerin Adli Tıp Kurumu’nun geliştirdiği yazılımla yapılıp yapılmadığına sorularımıza rağmen Adli Tıp Kurumu cevap vermedi.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Bir KHK’lının 3 yıllık savaşı: “Kış boyunca 3 ay balkonda yaşadım”

KHK’lı Yılmaz Olgun, balkonda yattı, tutuklandı, kendi çıktı eşini aldılar. Parasızlığa, hastalığa, tutsaklığa, toplumsal lince karşı 3 yıllık savaşını anlattı.

BOLD ÖZEL – KHK ile okulu kapatılınca işsiz kalan, ailece geçim ve barınma sıkıntısı yaşayan İngilizce Öğretmeni Yılmaz Olgun 3 yıldır yaşadıklarını BOLD’a anlattı. Onlarca sorunla boğuşurken, Olgun’a en zor gelen 4 ay önce eşinin tutuklanması olmuş. 4 yaşındaki kızıyla birlikte Gebze Kapalı Kadın Cezaevinde kalan anne Filiz Olgun’un yokluğunu ve bir ailenin yaşadığı baba Yılmaz Olgun’un anlatımlarıyla sunuyoruz:

“İngilizce öğretmeniyim. 10 yıl Türkiye’de öğretmenlik yaptım. En son Elazığ Güzide Hanım Kolejinde görev yapıyordum. Okulum 15 Temmuz’dan sonra KHK ile kapatıldı. Önce işimden oldum, sonrasında çalışma iznim iptal edildi. Acılar üst üste geldi. Önce hamile olan sınıf öğretmeni kız kardeşim Şenay Olgun, daha sonra diğer kız kardeşim Hatice Olgun ve daha sonra erkek kardeşim Yıldıray Olgun, daha sonra da eşim tutuklanıp cezaevine girdi. Bende mide rahatsızlığı başladı. Midemde yaralar oluşmuştu, ancak uzun ve düzenli tedavi sonra düzeldi.

BUZ GİBİ DONDURUCU HAVA

Sonrasında da ailemle birlikte kalabilecek ev bulamadık. Çünkü ne birikimimiz ne de bir yerlerden gelen gelirimiz ne de destek olabilecek maddi güce sahip anne, baba, kayınvalide, kayınpeder vardı. 3 ay bir tarafı açık bir balkonda yattım. Kışa denk gelmişti… Ev küçüktü ve yeterli yer yoktu, eşim ve çocuklarımı içeri bıraktım, ben balkonda uyudum. Aileyi de fazla rahatsız etmek istemediğim için bu yolu tercih ettim. Battaniyeyi hiç hava almayacak şekilde kapatıyor ve buz gibi dondurucu havayı ancak kendi sıcaklığıyla içeriyi ısıtıp öyle sabahlayabiliyordum.

Daha sonra çatısı akan, buz gibi hava alan değişik aralıklarla 3 akrebin çıktığı bir çatı katı bulduk. Sağdan soldan edindiğimiz kırık çekyatlarda 2 yıl geçirdik. Eşyalarımız yoktu ama çatı katı, balkondan sonra bizim için saray gibiydi. Bu çatı katında zaman zaman çocuklar ateşlendi, yeri geldi hasta oldular, günlerce başlarında sabahladık, geceledik. Yeri geldi biz hastalandık ama hiçbirinde doktora gidemedik.

Filiz-Yılmaz Olgun çifti, çocukları İpek ve Yavuz ile birlikte, Silivri Cezaevi.

TUTUKLANDIM, EV SAHİBİ AİLEMİ EVDEN ÇIKARDI

Ailemin geçimini sağlamak için her gün 3 saat yol yaparak asgari bile olmayan ücretlerde çalıştım. Ama bir gün beni de tutukladılar, 7 Mart 2018’de.. Önce Metris Cezaevine, sonra da Silivri’ye gönderdiler. Bunu duyan beraber iftar açtığımız, namaz kıldığımız, kurban kesmesine vesilen olduğum ve Kur’an hediye ettiğimiz ev sahibimiz, eşimi ve çocuklarımı evden çıkardı. Cezaevinde bunları duymak çok ağır geldi. Açık görüşe dört gözle beklediğim çocuklarım da gelmeyince koğuşta kriz geçirdim. Avlunun duvarlarını yumruklamaya başladım, arkadaşlarım zor teselli ettiler.

KISMİ FELÇ İNDİ

Üç ay sonra Silivri Cezaevinden adli kontrol şartıyla serbest bırakıldım, hala daha imza atıyorum. Ramazan ayında çıkmıştım, tekrar yeni bir hayata başlamak için oruçlu halimle, sıcağın ağzında yürüyerek akşama kadar hem iş hem ev arıyordu. Günler sonra günlük 3 saat yol süren bir iş bulmuştum ki aniden sağ kol ve omzuma kısmi ve geçici felç indi. Artık kaşık bile tutamıyor, abdest hiç alamıyordum. Kolumu ve omzumu kımıldatamıyordum. Çünkü çok şiddetli ağrı ve sancı oluyordu, acıdan inliyordum. Cepteki son parayla doktora gittim. Doktor acil ameliyat dedi.

GÜNLERCE İŞ ARADIM

İyileşmek ve acilen iş bulmam gerekiyordu. Ameliyat olamayacaktım tabii ki… 2,5 ay yattım, evden dışarı çıkamadım. Doktorun verdiği ilaçları harfiyen kullandım, yanında şifalı bitkiler ve manevi reçeteler denedim. Rahatsızlığım geçti ama yüzde 5 hasar kalmıştı. Hemen ayaklandım ve kendime bir CV oluşturdum. Yürüyerek sabahtan akşama kadar Gebze’deki tüm kurumları gezdim, kendimi tanıttım ve CV’mi bıraktım. Her gittiğim yerle güzel diyaloglar geliştirdim. Herkes “Hocam sizinle çalışmaktan şeref duyarız” diyor ama sonuç olmuyordu.

Pes etmek yoktu ve daha sonra Gebze’nin ilçesi olan Darıca’yı yine sabahtan akşama kadar yürüyerek tüm kurumlarını gezdim ama yine sonuç aynıydı. Ayaklarıma kara sular inmişti. 3 yıl evvelinden teşhis konulan ve ameliyat gerektiren ciddi bir menüsküs vardı ayağımda.

DÖRT AY ÖNCE EŞİM TUTUKLANDI, 4 YAŞINDAKİ KIZIMLA BİRLİKTE HAPİSTE

Tam 1 yıl olmuştu ki bu sefer eşim Filiz Olgun’u tutukladılar. Mayıs 2019’da… Gebze kadın kapalı Cezaevinde kalıyor. Hayat mücadelesini 3 yıldır alnım ak, başım dik ve yılmadan, pes etmeden sürdüren bana bu imtihan çok ağır geldi. 4 ve 6 yaşlarında Yavuz ve İpek adında iki çocuğumuz var. Kızım İpek şu an annesinin yanında. Ayda 15-20 gün arasında annesiyle birlikte kalıyor. Yavuz 6 yaşına girdiği için annesinin yanına gidemiyor, neden gidemiyorum diye üzülüyor. Annesi gitti, kardeşi gitti, benim de onu bırakıp gideceğimden korkuyor. Psikolojisi bozuldu. Çocukların anneyi özlemeleri ve ağlamaları ve anneyi istemeleri karşısında çok zorlandım. Hatta onlar ağladıkça ben de ağladım. Çocuklar daha küçükler ve anneye ihtiyaçları var.

HIÇKIRA HIÇKIRA AĞLIYOR

Düşünün 4 yaşındaki kızım İpek, ben akşam mutfakta yemek hazırlamaya çalışırken arkamdan geliyor ve ‘babaaaa’ diyor. Ben de ‘Efendim kızım diyorum’ , ‘Babaaa ben annemi…’ derken hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlıyor ve cümlesini tamamlayamıyor bana sarılıp cümlesinin geri kalan kısmını ‘…çok özledim’ diyerek ancak tamamlayabiliyor ve hıçkırıkları durmuyor. Ama nasıl bir ağlama, yok böyle bir şey. Gece onları yatırıyorum. Oğlum Yavuz bir anda yüzü değişmeye, ağzı yumuşamaya başlıyor ve başlıyor ağlamaya ‘Ben annemi özledim’ diye dökülüyor ağzından, gel de dayan.

BİR YUMURTA DA ANNESİ İÇİN ALIYOR

Sabah kahvaltı hazırlıyorum, 3 yumurta alıyorum dolaptan. Bakıyorum ki 1 yumurta da İpek alıyor. ‘Kızım onu kime alıyorsun’ diyorum, bana verdiği cevap kurşun gibi: Anneme alıyorum. Sonrası daha kötü, çünkü annesinin olmadığını hatırlayınca yüzü ve gözleri düşüyor ve yumurtayı geri koyuyor. Gece uykularında her iki çocuğumun da rüyalarında defalarca kez “Anneee” diye hıçkıra hıçkıra ağlamalarına şahit oldum ve uyandırmaya çalıştığımda uyandıramadım inanır mısınız, kopmuyor rüyadan, hıçkıra hıçkıra ağlıyor ve sonunda uyandırıyorum. Daha enteresanı evde annelerinin sesini duyuyorlar ve koşa koşa evin odalarını arıyorlar, bana inanmıyorlar. Daha enteresanı kızım İpek gördüğünü dahi söylüyor. Gel de dayan.”

Zaten iş yoktu ve dolayısıyla bu mutfağı da etkiliyordu ve şimdi de eş yok. Bir taraftan iş arıyor diğer taraftan eşimin işleriyle ilgileniyorum. Çocukların yeme-içme işleri, ev temizliği, çamaşır-bulaşık, çocukların giyimi, kira ücreti, faturalar vesaire hepsiyle ilgilenmeye çalışıyorum. Artık uyku saatlerim değişti, düşünmekten uyuyamıyorum, sabah namazına kadar yatamıyorum. Eşimin tutuklanması ile tamamen kilitlenmiş durumdayım. İş aramaya gidemiyorum, iş bulsam işe nasıl gideceğim. Çocukları bırakacak kimsemiz yok. Yavuz daha anaokuluna gidemeden ilkokul 1. sınıfa başladı. Borç alıp borç ödüyorum.

MESLEĞİME DÖNMEK İSTİYORUM

Mesleğime dönmeyi ve gasp edilen haklarımın iade edilmesini istiyorum. Çocuklar, iş ve imza arasında kaldım, en azından bilgisayar öğretmeni olan eşimin tutuksuz yargılanmasını istiyorum. Zira tamamen eli-kolu bağlanmış kilitlenmiş durumdayım. Sol dizimde risk derecesinde ve 3 yıl önceki doktorun ameliyat dediği ciddi bir menüsküsü bulunuyor. Sol el bileğimde ise yine 3 yıl önceki doktorun teşhis ve tespitine göre bir parça kemik erimiş ve vida takılması gerekiyor. Bununla kalmıyor, bel fıtığım var, doktorun kesinlikle ameliyat dediği patlamak üzere olan boyun fıtığı ve sağ kolumda da kısmi ve geçici olan ve yüzde 5 hasar bırakan felç bulunuyor.

Gasp edilen hakkımı da katarsanız çocuklarıma nasıl bakacağım, nasıl okula göndereceğim, nasıl kira ödeyeceğim, nasıl giyim ihtiyaçlarını karşılayabileceğim, hastalıklarda ailesini doktora nasıl götürebileceğim… 3 yıldır nasıl yaşıyorum ve bu nasıl mücadeledir ki 4. yılıma girdim. Nasıl ayakta duruyoruz halen tez konusu yapmak lazım.

Haksız yere yapılan ve hiçbir hukuki dayanağı olmayan 6 yılımı verdiğim diplomama (çalışma iznim) yapılan gasbın bitmesini ve yıllardır yaptığım mesleğime geri dönmeyi, başımızın tacı öğrenci ve velilerimize kavuşmak ve bu vatana yine ahlaklı, dürüst, çalışkan, vatansever bireyler yetiştirmek istiyorum.”

Meclis Silivri’yi inceledi: Mahkumlar zincire vuruluyor, koğuşta hoş geldin dayağı atılıyor

 

Okumaya devam et

Popular