Bizimle iletişime geçiniz

Politika

AKP’de ikinci büyük kırılma

Karar yazarı Ahmet Taşgetiren, Ahmet Davutoğlu ve ekibinin ihracının istenmesinin, AKP’deki ikinci büyük kırılma olduğunu belirtti. “Davutoğlu seçim zaferinden 6 ay sonra ne oldu da başbakanlıktan istifa ettirildi?” diye sordu.

BOLD- Ahmet Davutoğlu, Ayhan Sefer Üstün, Abdullah Başçı, Selçuk Özdağ’ın kesin ihraç talebiyle disiplin kuruluna sevkedilmesine karar vermesinin yankıları sürüyor. Bugünkü köşesinde konuyu irdeleyen Taşgetiren, Davutoğlu’nun danışmanlık, Dışişleri Bakanlığı yaptığını hatırlattı.

YÜZDE 49 ALDIKTAN 6 SONRA İSTİFA ETMEK ZORUNDA KALDI

Taşgetiren, Davutoğlu’nun bu görevlerde başarılı olduğuna inanıldığı için Başbakanlığa getirildiğini belirtti. “İki yıla yakın başbakanlık yaptı, 7 Haziran’da yüzde 40’a düşen Ak Parti oylarını 1 Kasım’da yüzde 49 küsura çıkardıktan 6 ay sonra, başbakanlıktan ayrılmak zorunda bırakıldı.” diye yazdı.

DAVUTOĞLU BAŞBAKANLIK YAPMAYA KALKTI

Taşgetiren şunları dile getirdi: “Davutoğlu başbakanlık yapmaya kalktı. Ne demek bu? Başbakan olan bir insanın başbakanlık yapması neden sorun olsun? Bunun cevabı da Davutoğlu’ndan sonra ‘Düşük profilli başbakan’ arayışında saklı. Davutoğlu ‘Başbakan isem bunun gereğini yaparım’ dediği için boy hedefi haline geldi.”

ERDOĞAN SİSTEMDEKİ GÖRÜNTÜSÜ KURTARMAK İSTEDİ

Taşgetiren, “Manzara şu: Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olmuş, ama sistem henüz değişmemiş. Yani henüz Cumhurbaşkanı, icranın başı rolünü yeterince ifa edemiyor. İsteniyor ki, sistemdeki görüntüyü kurtaralım, ama fiiliyatta Erdoğan Cumhurbaşkanı olarak tam belirleyici olsun, Başbakan da onun yardımcısı, müsteşarı vs. her ne ise o olsun. Erdoğan lider, öyleyse sistem hep onun etkili olduğu biçimde işlemeliydi” dedi.

ERDOĞAN’IN RAHATSIZLIĞINA PELİKAN OPERASYONU EKLENDİ

Taşgetiren şunları kaydetti: “Davutoğlu Başbakanlığa getirilirken, Erdoğan’la arasında bu anlamda bir mutabakat oldu mu bilmiyorum, değilse, Başbakan iseniz başbakanlığı hakkıyla yerine getirmekten sorumlusunuz. Asıl bunu hakkıyla yapmadığınız zaman görevi suiistimal etmiş olursunuz. Kaldı ki, Başbakan olup başbakanlığı yapmamanın sınırlarını tayin de kolay değil. Her adımınızda Cumhurbaşkanı’nın gözünün içine bakmak gibi bir durum sürdürülebilir olamaz. O zaman ihtilaf çıkıyor ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın rahatsızlığına Pelikan grubunun operasyonel çıkışı eşlik ediyor ve Davutoğlu’nun tasfiyesi gerçekleşiyor.”

ALBAYRAK: DAVUTOĞLU’NUN SUÇU NE?

Konu aynı gazetenin yazarı olan Hakan Albayrak’ın da gündemindeydi. “Davutoğlu’nun suçu ne?” başlıklı yazısında, şu ifadeleri kullandı: “Ahmet Davutoğlu AK Parti’ye eleştiriler yöneltiyor ve telkinlerde bulunuyor. Böyle şeyler serbestçe konuşulamayacaksa parti içi demokrasi iddiası AK Parti Programı’ndan çıkarılmalı. Kuru kuruya olmaz ki. ‘Ama Davutoğlu ve arkadaşları yeni bir parti kurma hazırlığına girişerek haddi aştılar’ mı deniyor? Öyle deniyorsa bile, Davutoğlu ve arkadaşlarına AK Parti içinde hareket sahası tanımayan ‘parti içi demokrasi’ anlayışının sorgulanması gerek.”

Davutoğlu ve ekibi ihraca kadar bekleyecek

Politika

Aileler yine iktidarın hedefinde

Ailesinin siyasi rakipleri tarafından hedef alındığından şikayet eden Erdoğan’ın, kendisi, partisi, ortağı ve trollerinin siyasilere, aileleri üzerinden saldırıları rutin haline geldi.

BOLD – Geçen Şubat ayında Erdoğan, CHP’nin ailesi üzerinden siyaset yaptığını söyleyerek serzenişte bulundu. Erdoğan siyasi rakiplerini suçlasa da kendisi, partisi ve ortağı ve trolleri basın ve sosyal medya üzerinden siyasilerin ailelerini uzun süredir hedef alıyor.

ABD’li düşence kuruluşu Brooklin Enstitüsü’nin geçen Şubat ayında yayınlanan raporu sonrası MHP Lideri Devlet Bahçeli, raporda katkısı olduğunu ima ederek eski Hazine Müsteşarı CHP Sözcüsü Faik Öztrak’ı şu sözlerle hedef aldı: “Yazılan karanlık senaryonun iç yüzü aydınlanmaya başlamıştır. (Kemal) Derviş’in yeni bir fitne düzeneğinin asal unsurlarından birisi olduğu vehim değil, vaki bir gerçektir. CHP’de iki Kemal vardır. Acaba diyorum, mesela Faik Öztrak, hangi Kemal’i lideri olarak kabullenmektedir? ABD’deki Kemal’in CHP’deki ajanı ve taşeronu Öztrak mıdır?”

Son günlerde bilbordları süsleyen ‘128 milyar dolar nerede’ sorusu AKP’nin canını oldukça sıkıyor. Bu soruyu gündeme getiren ve gündemde tutan parti de CHP. CHP’li Faik Öztrak eski Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın da 128 milyar doların akıbetini araştırdığı için görevden alındığının kesinleştiğini söyledi. Bu yüzden parti sözcüsü Öztrak bir kez daha hedefte.

AİLELER HEDEFTE

Öztrak’ın İçişleri Bakanı dedesi ve Gümrük Bakanı babası üzerinden ailesi, sosyal medyada AKP’li hesapların saldırısı altında. AKP’liler paylaşımlarında Öztrak ailesini Dersim katliamı, Deniz Geçmiş ve arkadaşlarının idamından da sorumlu tutuluyor.

AKP ve ortağı MHP aile üzerinden siyaset yapmayı uzun süreden beri deniyor. Son olarak Montrö ve cübbeli amiral tartışmaları konusunda bildiri yayınlayan amirallerin aileleri de Erdoğan’ın talimatıyla hedef oldu. CHP bağlantılarının ortaya çıkarma adına amirallerin akrabaları Hürriyet gazetesi aracılığıyla ifşa edildi.

Türkiye’nin son yıllarına damga vuran iki kadın siyasetçi İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da aileleri üzerinden hedef alınmıştı.

Eski eş kurbanı Ayşe Tuba Arslan’ın son şikayet dilekçesini Nükhet Duru okudu

Okumaya devam et

Politika

Ticaret Bakanlığına 9 milyon TL’lik dezenfektan satan Bakan Ruhsar Pekcan’a istifa çağrısı

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ve eşi Hasan Pekcan’a ait şirketin Ticaret Bakanlığına 9 milyon TL’lik dezenfektan sattığına dair faturalar ortaya çıktı. Bakan Pekcan iddiayla ilgili sessiz kalırken CHP’li Ali Öztunç, Bakan Pekcan’ı istifaya çağırdı.

BOLD – CHP’li Ali Öztunç, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın kendi şirketinden kendi bakanlığına 9 milyon TL’lik dezenfektan sattığının ortaya çıktığını belirterek istifa çağrısında bulundu.

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ve eşi Hasan Pekcan’a ait Nanoksia Biyoteknoloji ve Karon Mühendislik firmalarının bakanlık bünyesindeki kurumlara 9 milyon TL değerinde dezenfektan sattığı ileri sürüldü. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, “AK Parti yeni bir skandala daha imza attı. Her gün AK Partililerle ilgili yeni yeni skandallar ortaya çıkıyor. Bu defa ise Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın kendi şirketinden kendi bakanlığına 9 milyon TL’lik dezenfektan sattığı ortaya çıktı” ifadelerini kullandı.

Öztunç, “Yani Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, eşiyle birlikte ortak olduğu şirketten kendi bakanlığına 9 milyon TL’lik dezenfektan satmış. Sanki piyasada bu ürünü başka üreten kimse yokmuş gibi kendi firmasından kendi bakanlığı bu malları satın alıyor. Gerçekten inanılır gibi değil, tam bir skandal. Turizm Bakanı, turizm arazilerini kendi özel şirketine devrediyor. Ticaret Bakanı ise kendi özel şirketinden kendi bakanlığına malzeme satıyor. Bu inanılır gibi değil” dedi.

İSTİFA ETMESİ GEREKİYOR

CHP’li Öztunç, şunları söyledi: “Yıllar önce Devlet Bakanı Güler İleri, babasının cenazesinin ilanına ilişkin bakanlık bütçesinden ödeme yapıldığı için bakanlıktan istifa etmişti. Şimdi Ruhsar Pekcan’dan istifayı bekliyoruz. Kendi şirketinden kendi bakanlığına 9 milyonluk mal satılıyorsa hemen istifa etmesi gerekiyor. Tıpkı eski Devlet Bakanı Güler İleri gibi davranması gerekiyor.”

Erdoğan 5 bin ton altının peşinde

Okumaya devam et

Politika

Anormalleşme süreci: 44 günde koronavirüsten 6.165 ölüm!

Türkiye’de 1 Mart’tan 14 Nisan’a kadar geçen 44 günde 6 bin 165 kişi koronavirüsten öldü. 1 Mart’ta 69 olan günlük ölüm sayısı 14 Nisan’da yüzde 404 artışla 279’a ulaştı.

BOLD – Pandemi karşısında ekonomik tedbirleri alacak gücü olmayan Saray yönetiminin tedbirleri zamanından önce gevşetmesinin faturası ağır oldu. Cumhuriyet’ten Erdem Sevgi’nin haberine göre CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, Türkiye’de mart ayında uygulanan normalleşme sürecinin faturasının ağır olduğunu söyledi. İlgezdi, şunları dile getirdi:

  • Defalarca açıkladık. Bir an önce ekonomik ve sosyal koşulları sağlanmış, gelir güvenceli 28 günlük tam kapanma çağrısı yaptık.
  • Kapanma için gereken kaynağı da hesaplayıp açıkladık. MB’nin kaybolan 128 milyar dolarının 7’de 1’i ile bu kapanmanın finansmanı sağlanabilecekti.
  • 1 Mart’tan 14 Nisan’a kadar olan 44 günde toplam 6 bin 165 vatandaş koronavirüs nedeniyle yaşamını yitirdi.
  • 1 Mart’ta 69 günlük vefat sayısı 14 Nisan’da yüzde 404 artışla 279’a ulaştı. Yoğun bakımlarda boş yatak kalmadı.
  • 1 Mart’ta yüzde 7.57 olan test-pozitif vaka oranı 14 Nisan itibarıyla yüzde 20’ye çıktı.
  • İktidarın, tedbirleri kademeli olarak gevşettiği ve “yerinden önlem” olarak adlandırılan döneme geçtiği 1 Mart’ta, günlük 645 hasta sayısı 14 Nisan’da yüzde 434 artarak 2 bin 802’ye ulaştı.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0