Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Nurhayat Yıldız’ın kaleminden cezaevinde ikiz bebeklerini kaybediş süreci

Cezaevinde ikiz bebeklerini kaybeden Nurhayat Yıldız, bebeklerini kaybettiği şartları ve günleri mektubunda anlattı. Son fotoğrafındaki manzara bile çok şey ifade ediyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – 29 Ağustos 2016’da tutuklanan ve cezaevindeyken ikiz bebeklerini kaybeden evhanımı Nurhayat Yıldız’ın bebeklerini kaybettiği süreci anlattığı mektubuna BOLD ulaştı. Tenkil sürecinde tutuklanan ve bebeğini cezaevinde ilk kaybeden anne olan Yıldız, o günlerde 3 aylık hamileydi. Bebeğinin cinsiyetini öğrenmek üzere doktor kontrolüne giderken Samsun 19 Mayıs ilçesinde yolda gözaltına alındı. İkizleri olacağını hapse girdiğinde öğrendi ama bu sevinci uzun sürmedi. Bebekler 19 haftalıkken anne karnında öldü. Mektubunda “Bebeklerim cezaevi şartlarına, strese dayanamadı” yazan Yıldız tutuklandığı günden bebeklerini kaybettiği ana kadar yaşadıklarını mektupta ayrıntılarıyla anlatıyor.

HAMİLEYKEN TUVALETİN ÖNÜNDE UYUDU

Yıldız bu süreçte, hamile bir kadın olarak tuvaletin önünde yerde uyumaya mecbur bırakıldı. Sinop Cezaevinde kaldığı 10 kişilik koğuşta kendisiyle birlikte 22 kişi, 1 de bebek vardı. Hastanede yattığı odanın camının kulpu söküldü. İlaç verilerek düşük yaptıktan sonra aylarca bu travmayı atlatamadı. 6 ay depresyondaydı.

Nurhayat Yıldız’ın el yazısıyla avukatına yazdığı mektup, avukatı aracılığıyla bilgisayara geçirilip aile yakınlarına gönderilmiş. Sonrasında Yıldız’ın avukatı da tutuklandığı için mektubun orijinali yerine şimdilik bilgisayara geçirilmiş halini yayınlıyoruz.

Nurhayat Yıldız, Sinop Cezaevi’nde Ağustos 2019’da çektirdiği son fotoğrafındaki duvarın durumu cezaevi şartlarını anlatmaya yetiyor.

Fotoğraf yasağı olduğu için 3 yıldır ailesine cezaevinde çekilmiş hiçbir fotoğrafını gönderemeyen Yıldız, yasak kalkınca son mektubunda 2 karesini de gönderdi.

YILDIZ’IN TEMMUZ 2017’DE KALEME ALDIĞI İŞTE O MEKTUBU: 

KONTROL İÇİN SAMSUN’A DOKTORA GİDİYORDUM

“29.08.2016 tarihinde üç aylık hamileliğim sebebiyle Samsun’da özel bir hastaneye giderken otobüsüm durduruldu. Emniyete götürüldüm. Orada hakkımda arama kararı olduğunu öğrendim. Saat öğlen gibiydi. 17.00’a kadar bekletildim. Sinop’tan gelen bir polis ekibiyle Sinop’a götürüldüm. Mide bulantılarım vardı. Yemek yiyemiyordum, emniyette sadece çorba içtim. 19.00 gibi Sinop’taydık ama benim halim kalmamıştı, yorgunluktan kasılmalarım oluyordu. Beni getiren polisler adli kontrol ile salıverileceğimi, çünkü özel bir durumum olduğunu söylemişlerdi ama öyle olmadı. Üç saat bekletildim, yorgunluğa dayanamadım, bir odaya geçip dinlenebileceğimi söylediler.

10 DAKİKADA KARAR VERİLDİ, TUTUKLANDIM

Biraz uzandım. Sonrasında hakim bey gelmiş, mahkemeye çıkarıldım. Neyle suçlandığımı sordum. Bylock dedi hakim bey. Kesinlikle böyle bir program kullanmadığımı, ilk defa duyduğumu söyledim fakat 10 dakikada karar verildi ve tutuklandım. Ailem dışarıda perişandı. Aç mısın dediler. Olayın şokundan saatlerce bir şey yemediğim halde iştahım yoktu. Kasılmam vardı. Sonrasında prosedürler uygulanarak cezaevine gönderildim. Saat 24.00’ı geçiyordu, tecride koyuldum. Öyle bir şok yaşadım ki, bebeğimin sağlığından endişe ediyordum. Ertesi gün 30 Ağustos’tu. Bayram sebebiyle beni koğuşa almadılar. Bir gece daha tek başıma kalmak zorunda kaldım. Bu süre zarfında sürekli ağlıyordum. Üzüntüden yemek yiyemedim. Çarşamba günü 11.00 gibi beni koğuşa aldılar.

3 KİŞİ VE 1 BEBEK TUVALETİN ÖNÜNDE YERDE YATMAK ZORUNDA KALDI

Normalde 10 kişilik koğuşta benimle birlikte 22 kişiydik. Koğuş iki katlıydı, üst kat yemekhaneydi. Üst katta yatacak yer olmadığı için alt katta 3 kişi 1 bebek tuvaletin önünde yerde yatmak zorunda kaldık. Alt kat yemekhane olarak geçiyormuş, burada yatmak yasakmış, ben bunu aylar sonra öğrendim ama biz mecburduk. Çünkü yukarıda da yerde yataklar vardı.

İKİZ OLDUKLARINI HAPİSTE ÖĞRENDİM

Mide bulantılarım hala devam ediyordu, cezaevinin yemeklerini yiyemiyordum. Dilekçeler yazdım, durumumu belirttim, hiçbir şekilde geri dönülmedi savcılıktan. İki kilo verdim, 63 kiloya düştüm.Tutuklandığımın haftası bebeğimin sağlığından endişe ettiğim için perşembe revire çıkarıldım. Cuma kontrole götürüldüm. Kontrolde iki tane kalp atışı duydum. Orada bebeklerimin ikiz olduğunu öğrendim, çok mutlu oldum.

Ultrason çıktısındaki resimleri hemen dosyaya koydular, resimlerine bakamadım bile. Artık daha çok dikkat etmem gerekiyordu kendime ama cezaevi şartları bu hamileliğe uygun değildi. Onlar için besleyici şeyler yemem gerekiyordu. Üzüntü ve stres içerisindeydim zaten. Dilekçe yazdım savcılığa, yine bir dönüş olmadı. 26 güne yakın A2 koğuşunda kaldım, sonrasında A1 koğuşuna geçirildim. Ben tahliye beklerken baktım iyice yerleştiriliyorum, bir kez daha yıkıldım. Koğuştaki arkadaşlar yemek yemem gerektiğini söylüyorlardı sürekli. 26 Eylül’de revire çıktım, aylık kontrol için sevk yaptırdım. Çünkü dışarıda da kontrollere düzenli gidiyordum, hiçbir sorun yoktu.

İKİSİ DE EKS OLMUŞ, DEDİ DOKTOR, ŞOK OLDUM

17 haftalık olduklarından hareket ettiklerini hissettim. Çok güzel bir duyguydu. Canım mandalina çekiyordu, kantin formuna 4-5 kere yazdım, gelmedi. Onun yerine limon yiyordum. 4 Ekim’de kontrole götürüldüm. Birkaç gündür anormallikler hissediyordum. İçim huzursuzdu. Hareketlerini birkaç kez hissettim, sonra hissetmedim. Ultrasona koyulduğumda hareketlerini en son ne zaman hissettiğimi sordu doktor. Birkaç gün olduğunu söyledim. İkisi de eks olmuş, dedi. Şok oldum ağlayamadım bile.

Cezaevinde ikiz olduğunu öğrendiğim bebeklerimi bir ay sonra cezaevinde kaybettim. Doktor almamız gerekiyor, dedi. Ben bir yanlışlık vardır, belki yaşıyorlardır, dedim. Ayrıntılı ultrasona gönderdi, sonuç değişmedi.

Nurhayat Yıldız: Hamile çıktığım cezaevine acılarla geri döndüm. Kolay atlatabileceğimi zannettim ama öyle olmadı. Yemek yeyip karnım şiştiğinde kendimi hamile zannediyordum, kahroluyordum. Karnım şişmesin diye kendimi hamile zannetmemek için kendimce rejim yaptım aylarca.

O PSİKOLOJİ İLE CEZAEVİNE DÖNMEK İSTEMİYORDUM

Çok acıydı. Bebeklerim cezaevi şartlarına, üzüntüye, strese daha fazla dayanamadı. Dilekçelerde demiştim dayanamadığımı ama önemsenmedim. Aileme haber verildi, annem refakatçi olarak yanımda kaldı. Doktor düşük yapmanı bekleyeceğiz, kürtaj yapamayız dedi. Salı gün akşam yatış yaptılar, ilaç vermeye başladılar. Çarşamba sabah hiçbir değişiklik yoktu. Doktor düşük yapmanı beklememiz bir hafta sürebilir, dedi.

Durumumu dilekçeyle savcılığa bildirdim, çünkü o psikoloji ile cezaevine dönmek istemiyordum. Adli kontrol verilmesini istedim. Aradan çok geçmeden 15.00’te düşük yaptım. Hala cinsiyetlerini bilmediğim bebeklerimi kaybettim. Ailem perişandı. Abim benimle görüşemeyeceğini bildiği halde gece yarılarına kadar servisin kapısında bekledi.

YATTIĞIM ODANIN CAMININ KULPUNU SÖKTÜLER

Bebeklerimi kaybettikten sonra yattığım odanının camının kulpu söküldü. Normalde yatağa kelepçeliyorlarmış, onu yapmadılar. Bunu bilmek bile bana çok ağır geldi. Perşembe akşam defalarca istediğim mandalinayı abim getirdi ama ben ağlamaktan yiyemedim. Çünkü onlar bilmiyordu defalarca istediğimi, bir iki tane yiyebildim.

HASTANENİN ARKA KAPISINDAN ÇIKARDILAR

Cuma günü sabah taburcu oldum. Odada annemle vedalaştık. Servisin kapısında abim bekliyordu. Askerler ve gardiyanlar beni hastanenin arka kapısından çıkardılar. Annem aşağıya inemedi, eminim yüreği dayanmadı. Çünkü o bir anneydi. Ben de artık anneydim, onu anlamaya başlamıştım. Evladının kayıp gitmesi nasıl bir duygu bir duygu hissetmiştim, canından can gitmesi.

10 AY GEÇTİ, HALA O SAHNEYİ HATIRLADIKÇA AĞLIYORUM

Cezaevi otobüsüne bindirildim. Abim el sallıyordu, ben de ona sallıyordum, güçlü görünmeye çalışıyordum. Otobüs çalıştı, hareket edecekti artık. Abim ellerini yüzüne getirdi, ağlamaya başladı, bana fark ettirmemeye çalışıyordu, orada bulunan banka oturdu, otobüs hareket etti. 10 ay geçti, ben hala o sahneyi hatırladıkça ağlıyorum.

KENDİMİ HAMİLE ZANNETMEMEK İÇİN AYLARCA REJİM YAPTIM

Hamile çıktığım cezaevine acılarla geri döndüm. Kolay atlatabileceğimi zannettim ama öyle olmadı. Yemek yeyip karnım şiştiğinde kendimi hamile zannediyordum, kahroluyordum. Karnım şişmesin diye kendimi hamile zannetmemek için kendimce rejim yaptım aylarca. Doğumdan sonra kontrole götürülene kadar bebeklerim hala karnımda hareket ediyorlar duygusuyla yaşadım 1,5 ay.

“HAMİLE OLMAN SALIVERİLMENE SEBEP DEĞİL”

Savcıya ifade vermeden tutuklandım ama bebeklerimi kaybettikten sonra Ekim 18’inde apar topar ifadeye çağrıldım. İfadeye başlar başlamaz isim söyle seni cezaevi gitmeden evine göndereyim dedi, savcı bey. Bildiğim her şeyi samimi bir şekilde anlattım. Dilekçelerle mağduriyetimi bildirdiğimi ama dönüş olmadığını söyledim. Hamile olman salıverilmene sebep değil, dedi savcı bey. Eğer bildiğim başka bir şey olsa neden söylemeyeyim, yardımcı olun lütfen dedim. Ben o kurumda sadece ekmeğim için çalıştığımı söyledim. Sen bize yardımcı olmadın ki, biz sana yardımcı olalım dedi ve cezaevine geri gönderildim.

6 AY DEPRESYONDAYDIM

6 ay depresyonda yaşadım. Gündüz 15.00’e kadar, bazen daha fazla uyuyordum. Çocuğu olan anneleri mağduriyetten dolayı tahliye ettiler ama beni yaşadığım o kadar mağduriyete rağmen tahliye etmediler. 10 ay sonra iddianamem geldi. 23 Mayıs’ta ilk mahkemem oldu. 28.06.2017 tarihinde ben dilekçe vermediğim halde kurum tarafından psikiyatriye çağrıldım. Yaşadıklarımı anlattım. Doktor ilaç kullanmaya ihtiyacınız var dedi, ben istemedim. Aylarca nasıl baş ettiniz bu yaşadıklarınızla, dedi. İlaç benim için çözüm değildi.

ŞİMDİ GECİKMİŞ ADALETİ BEKLİYORUM

11. ayın içerisindeyim. Yargılandığım davada itirafçı olan bir kişi, aynı zamanda pişmanlık yasasından faydalanmış şu an serbest. Bylock indirdiğini kabul ediyor ama kullanmadım diyor. Kullanıp kullanmadığına nasıl inanıyor, bu programın içeriği gelmiyor ki. Bir şey bana göre suçsa suçtur. Kişiye göre değiştirilemez. Aynı suçlamalar çocuklu annelerde de vardı, ama onlar tahliye edilirken ben hiç önemsenmedim. Patoloji sonucunda bebeklerimin vefat etmesine sebep olacak fizyolojik bir bulguya rastlanmadı. Bebeklerimi üzüntünden, stresten, şahsıma uygulanan haksız muameleden kaybettim. Şimdi gecikmiş adaleti bekliyorum.”

YARIN: Nurhayat Yıldız’ın 31 Temmuz 2019 tarihli son mektubu yarın BOLD Medya’da.

Üç yıldır Sinop Cezaevinde bulunan Nurhayat Yıldız, 1,5 yıllık tutukluluğunun ardından  Sinop Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Yıldız’ın dosyası 1 yıldır Yargıtay’da bekletiliyor.

Bebeğini kaybeden tutuklu anne: “Benim yavrum, kanım, canım onlar için çöptü”

Bu fotoğrafa iyi bakın: Bu kimin 28 Şubat’ı

BOLD ÖZEL

Çocuklarının önünde işkence gören Erdoğdu’nun kalbine pil takılacak

Tutuklu kalp hastası Adem Erdoğdu’ya önümüzdeki hafta kalp pili takılacak. Eşi Birsen Erdoğdu, “Eşimin hastalığı cezaevinde ilerledi. Nasıl kaldıracak, endişeliyiz.” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN
BOLD ÖZEL – 33 aydır Sakarya Ferizli Cezaevine tutuklu olan kalp hastası Adem Erdoğdu’ya önümüzdeki hafta kalp pili takılacak. İlaçlarla kalbi ancak yüzde 35 çalışan Erdoğdu, hapse girdiğinden bu yana kalp sorunu yaşıyor. 9 Temmuz 2020’de Sakarya Araştırma Hastanesine götürülen Erdoğdu’ya doktor, “Kalp kapakçığı iyice yorulmuş, pil takacağız. Gerekirse daha sonra ameliyat yapacağız.” dedi.

Bold Medya’ya konuşan Birsen Erdoğdu, eşinin sağlık durumunun gün geçtikçe kötüye gittiğini söyleyerek, eşiyle dün yaptığı haftalık telefon görüşmesini şöyle aktardı:

“Eşim aradı. Önceki gün doktora götürülmüş. Kalp hastası olduğu için 6 ayda bir rutin kontrolleri var. Doktor, kalbinin kötüye gittiğini, kalp kapakçığının yorgun düştüğünü, dolayısıyla önümüzdeki hafta pil takılacağını söylemiş. Eğer pil çözüm olmazsa sonra da kalp kapakçığı değiştirilecek. Bu yüzden morali çok bozuktu, çok ağladı. Onu ilk defa böyle ağlarken görmek bizi çok üzdü. Cezaevinde bu şartlar altında hastalığı nasıl kaldıracak.”

HEYET RAPORLU KALP HASTASI

2015 yılında anjiyo olan Adem Erdoğdu, heyet raporlu bir kalp hastası. Ömür boyu aksatmadan kullanması gereken ilaçları var. 5 Mart 2018’den beri cezaevinde olan Adem Erdoğdu daha önce cezaevinde hak ihlaline uğramıştı. Bir süre kalp ilaçları verilmedi.

Eşinin aynı zamanda yüksek tansiyonu olduğunu belirten Birsen Erdoğdu, “Düzenli olarak tansiyon kontrolü yapılması gereken bir hasta ve bundan dolayı hayatı her an risk altında.” diye konuştu.

İKİ KEZ GÖZALTI ALINDI, İKİ KEZ TUTUKLANDI

Adem Erdoğdu ve ailesi, tıpkı cezaevinde kanser olup hayatını kaybeden akademisyen Ahmet Turan Özcerit ve ailesine yaşatıldığı gibi zor günler geçirdi. İki kez gözaltına alındı. İki kez tutuklandı. İkinci gözaltı sırasında çocuklarının gözü önünde darp edildi, işkence gördü.

24 Ekim 2016’da önce oğlu İdris Erdoğdu, iki saat sonra kendisi ve eşi gözaltına alındı. Bir sonraki gün bütün aile tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kendisi 4 ay, eşi 11 gün sonra, oğlu 11 ay sonra tahliye edildi.

“OĞLUMUN GÖZÜ ÖNÜNDE BABASI DARP EDİLDİ”

Adem Erdoğdu, 5 Mart 2018’de bu kez kayınpederinin Balıkesir’deki evinde 4 ekip otosu ile gelen 20 kişilik polis ekibi tarafından gözaltına alındı. Eşini de aynı gün aldılar. Bu sırada çocuklarının gözü önünde darp edildi. Birsen Erdoğdu, o gün polislere kapıyı 13 yaşındaki en küçük oğulları Numan’ın açtığını ve tanık olduğu insanlık dışı manzaralar karşısında oğlunun hala travma yaşadığını söylüyor.

Toplam 12 gün gözaltında kalan Erdoğdu çifti, 8. gün ifade verirken oğulları İdris, kızları Fatma Nur, 72 yaşındaki babaları Rıza Akgül tekrar emniyete getirildi. 3 gün süren sorgudan sonra Birsen-Adem Erdoğdu tutuklandı. Birsen Erdoğdu 5 ay sonra tahliye edildi. Adem Erdoğdu hala cezaevinde sağlık sorunlarıyla uğraşıyor.

DOSYASI YARGITAY’DA

Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Adem Erdoğdu (50), KHK ile kapatılan Sakarya Fatih Koleji halka ilişkiler departmanında çalışıyordu. Velilerle görüştüğünü söyleyen tanık ifadeleri, Bank Asya hesabı, Zaman Gazetesi aboneliği, mesajlaşma programı Bylock, evde bulunan 3 adet Kırık Testi kitabı nedeniyle 10 yıl hapis cezasına çarptırılan Erdoğdu’nun dosyası Yargıtay’da bulunuyor.

4. evre kanser hastası Fatih Terzioğlu tahliye edildi

Midesi ve yemek borusu alınan kanser hastasına cezaevinde kalabilir raporu verildi

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Midesi ve yemek borusu alınan kanser hastasına cezaevinde kalabilir raporu verildi

Midesinin tamamı ve yemek borusunun yarısı alınarak tekrar cezaevine gönderilen kanser hastası Ümit Gökhasan’ın ceza erteleme talebi reddedildi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Üç buçuk yıldır Afyon Cezaevinde tutuklu olan mide kanseri Ümit Gökhasan’a ‘cezaevine kalabilir’ raporu verildi. Afyonkarahisar Devlet Hastanesi Sağlık Kurulunun 18 Haziran 2020’de yazdığı raporda “Hasta hayatını yalnız idame ettirebilir, infazın tehirine gerek yoktur” denildi.

Hastanenin raporunu dikkate alan Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı, Gökhasan’ın sağlık nedeniyle infazının ertelenmesi talebini reddetti. Savcılığın 6 Temmuz 2020’de düzenlediği belgede ret gerekçesi şöyle belirtildi:

“Hükümlünün sağlık nedeniyle erteleme talebi üzerine yapılan inceleme ve araştırma sonucu, hükümlü hakkında aldırılan Afyonkarahisar Devlet Hastanesinin 18/06/2020 tarih 1571 no’lu sağlık kurulu raporunda, ‘Hayatını yalnız idame edebilir. İnfazın tehirine gerek yoktur’ olarak belirtildiğinden 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 16. maddesinde öngörülen koşulların varlığı saptamadığından hükümlünün erteleme talebinin reddine…”

Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yargılanan Gökhasan’ın, bu karara itiraz yolunun açık olduğu da belirtildi.

7 DOKTORUN İMZASI VAR

Afyonkarahisar Devlet Hastanesi Sağlık Kurulunun verdiği raporda travmatoloji, nöroloji, ruh sağlığı, kulak-burun-boğaz, iç hastalıkları ve genel cerrahi uzmanı olmak üzere 7 doktorun imzası bulunuyor.

TEDAVİSİ GECİKTİRİLDİ GEÇ TEŞHİS KONULDU

Cemaat soruşturmaları kapsamında 8 Mart 2017’de tutuklanan KHK’lı komiser Ümit Gökhasan’ın şikayetleri Ağustos 2019’da başladı. Ancak süreçler uzadığı için hastaneye geç götürüldü. Ocak 2020’de mide kanseri teşhis konuldu. 13 Şubat 2020’de Eskişehir Osmangazi Tıp Fakültesi Hastanesinde midesinin tamamı ve yemek borusunun yarısı alındı. Ameliyattan 14 gün sonra tekrar cezaevine gönderilen Gökhasan’ın kemoterapi tedavisi, Türkiye’de Mart 2020’de başlayan ve cezaevlerini de etkisi altına alan koronavirüs salgını nedeniyle aksadı. Kemoterapi geç kaldığı için tümör başka organlarına da sıçradı.

İki ay önce Bold Medya’ya konuşan eşi Şükran Gökhasan, “Eşimin büyük sıkıntıları var. Yemek yiyemiyor, geceleri istiğfar ediyor. Kendi ihtiyaçlarını karşılayamıyor. En kısa zamanda tahliyesini talep ediyoruz” demişti.

DOSYASI YARGITAY’DA

En son Bitlis’te komiser olarak görev yapan Gökhasan, Kasım 2016’da çıkarılan KHK ile ihraç edilmişti. 6 yıl 11 ay hapis cezasına çarptırılan Ümit Gökhasan’ın dosyası Yargıtay’da bulunuyor.

Kanser hastası tutuklu Ümit Gökhasan’ın eşinden videolu çağrı

Tutuklu kanser hastası Ümit Gökhasan’ın eşi: Geceleri kusmaya başladı, sesimizi duyan yok mu?

“Eşim ölümcül hastalıkla mücadele ediyor, kurul toplanıp rapor vermiyor”

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

820 gram doğan tutsak bebek Zeynep ve annesinin savaşı

Hamileyken tutuklandı, altıncı ayda erken doğum yaptı. Kendisi de ağır hastaydı. Ölümlerden döndü, kolundan serumlar söküldü. 820 gramlık bebeğiyle savaştı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Son dönemde artan operasyonlara çok sayıda anne ve hamile kadın tutuklanıp hapse gönderildi. Bir kısmı serbest bırakılırken hala bebekleriyle tutuklu kadınlar var. 8 haftalık hamileyken tutuklanan ve erken doğum yapan E.A’nın yaşadıkları hamile kadınların nasıl bir psikoloji ve ortamla baş başa bırakıldığını gösteriyor.

Gaziantep’te yaşayan öğretmen E.A. hamile olduğunu öğrendikten iki gün sonra 3 Temmuz 2018’de gözaltına alındı. 8 gün nezarette tek başına kaldı. Düşük tehlikesi rağmen tutuklanıp cezaevine gönderildi. Üçüncü kez anne olan E.A. cezaevindeyken sürekli hastalandı. Cezaevi ve hastane arasında getirip götürdüler. 80 gün yoğun bakımda yattı. Stres, sıkıntı, yeterli beslenememe derken kızı Zeynep’i 6,5 aylıkken 31 Ekim 2018’de dünyaya getirdi.

820 GRAMLIK BEBEK

Zeynep doğduğunda sadece 820 gramdı. Göz damarları ve retinası gelişmemişti. Doktorlar en fazla yüzde 10 görür dediler. Zeynep o halde 108 gün yoğun bakımda kaldı. Annesini tekrar cezaevine götürdüler. Yasal hakkı olmasına rağmen E.A’nın güçlükle sağdığı anne sütü kızına götürülmedi. 1,5 kilo olduğunda Zeynep kalp ameliyatı geçirdi.

34 yaşındaki E.A, kızını görmeye kelepçeli gitti. Hem anne hem bebek çok yıprandılar. Ambulans uçakla Van’dan Ankara’ya acile kaldırılan E.A’yı HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu hastanede görmek istedi, savcılık izin vermedi.

“ZULMÜN, HUKUKSUZLUĞUN KATMERLİSİ YAPILDI”

Gergerlioğlu, 6 Kasım 2018’de tahliye edilen E.A. için  “Zulmün, hukuksuzluğun katmerlisi yapıldı. aylarca. Hastane, hastane dolaşan ve ağır düşük tehdidine rağmen tahliye edilmeyen bir anne ve sonunda erken doğumla yaşam şansı çok düşük. 820 gr bir bebek. Allah sizi bildiği gibi yapsın!” demişti.

KIZ ÖĞRENCİLERLE İLGİLENDİĞİ İÇİN

Gözaltındayken işkence gören E.A’nın, gözaltında tutulduğu şehre ve yapılanlara annenin travmaları nedeniyle bu haberde yer verilmedi. Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan E.A., kapatılan eğitim kurumlarında öğretmenlik yaptığı, kız öğrencilerle ilgilendiği, Bylock programı, Bank Asya hesabı ve Zaman gazetesi aboneliği nedeniyle yargılanıyor.

“KIZIMIN HAYATINI DOĞMADAN ÇALDILAR”

“Doğmadan hayatını çaldılar kızımın. Şu an tutuklu olan hamileleri o kadar iyi anlıyorum ki… Bebeğimin masumiyet karinesi vardı. Hiçbir suçu yokken daha dünyaya gelmeden bedel ödemeye başladı ve maalesef bu bedeli hayatı boyunca ödeyecek” diyen E.A. hamile bir kadın olarak tutukluk sürecinde yaşadıklarını BOLD’a anlattı.

CEZAEVİNDE HAMİLELİK GEÇİREN BİR ANNENİN KENDİ ANLATIMIYLA YAŞADIKLARI…

“Gaziantep’te gözaltına alındığımızda 8 haftalık hamileydim. Normalde Haşimoto hastasıyım ve bu durum gebelik döneminde ciddi risk teşkil ediyor. Ciddi takip gerekiyor. Yaşadığım şok, iki çocuğumdan ayrılma vs. derken düşük tehlikem başlamıştı. Üç çocuk annesiyim. Sami 9, Berna 6 yaşında.

“DOKTOR CEZAEVİNDE KALAMAZ DİYORDU”

8 gün gözaltında kaldıktan sonra tutuklanıp cezaevine gönderildim. Küçük kızım dayanamadığından onu da yanıma aldım. Hamileyim, küçük kızım yanımda, diğeri benden uzakta… Cezaevindeyken yine rahatsızlanıyordum ve hastaneye götürüp tekrar cezaevine getiriyorlardı. Doktorlar cezaevinde kalamaz diye rapor yazıyorlardı ama hiçbiri dikkate alınmıyordu. Beni yine cezaevine getiriyorlardı. Bu raporların hepsi mevcut.

“BÜYÜK KIZIMIN DİLİ TUTULDU”

Bir gün çok hastalandım. Gardiyan kapıyı kilitlemiş gitmişti. Küçük kızım yanımdaydı. Koğuştaki arkadaşlar pencerelere çıkıp bağırdı. Uzun süre kapıyı yumrukladılar ama sesimize gelen kimse yoktu. Kızım çok korkmuştu. Dili tutulmuş bu olaydan sonra. Ben o günden sonra kızımı göremedim.

E.A. yaşadıklarını videoda kendi sesiyle anlatıyor.

BOLD ÖZEL | 6,5 aylıkken doğdu. Sadece 820 gramdı. Dünyaya tutsak bebek olarak gözlerini açan ve 108 gün yoğun bakımda…

Gepostet von Bold Medya am Donnerstag, 9. Juli 2020

“KOLUMDAKİ SERUMU KOPARIP CEZAEVİNE GÖTÜRDÜLER”

Koğuştaki arkadaşlar çaresizce başımda ağlıyorlardı. Sonra kapı açıldı ve ambulansla acil Van’a kaldırıldım. Van’da bir süre cezaevinde ve hastanede kaldım. Bazen kolumda daha bitmemiş serumu koparıp beni cezaevine götürüyorlardı.

“UÇAKLA ACİL ANKARA’YA SEVK EDİLDİM”

Artık dayanacak gücüm kalmamıştı ki doktor hayati tehlikemin olduğunu söyledi. 18 Ağustos 2018’de Van’dan Ankara’ya sevkimi istedi. Başımdaki komutan dayanamadı, savcıyı aradı. “Ölüyor bu kadın nasıl yapalım.” dedi. Maalesef savcı Ankara’ya götürün demiş. Mosmor olmuş kollarımdaki serumlarla, acil uçak ambulansla hastaneye kaldırıldım.

“10 LİTRE KAN KAYBETTİM”

Hayati tehlikem oluşunca telaştan beni götüren ekip nüfus cüzdanımı cezaevinde unutmuş. Ben nüfus cüzdanı olmadan Sincan Cezaevi’ne girdim. Toplamda 80 gün Ankara Zekai Tahir Hastanesinde yoğun bakımda kaldım. Hastanedeyken 10 litre kan kaybettim. Vücudum hiç kan üretmiyordu. Direkt kan veriyorlardı.

“KIZIMI GÖRMEYE KELEPÇELİ GÖTÜRDÜLER”

6,5 aylık hamileyken erken doğum yaptım. Yeterli beslenememekten 820 gram doğdu bebeğim. Doğum sonrası bebeğimin erken doğmasından dolayı kalpteki AORT damarı, göz retinası gelişmemişti. Bebeğimi görmeye ellerim kelepçeli ve 2 silahlı askerle gittim. Kuvözdeki bebeğin bana ve anne sütüne ihtiyacı varken tekrar ellerime kelepçe takıp beni Sincan’a götürdüler, bebeğim hastanede kaldı.

“GÜNLERCE 40 DERECE ATEŞLE YATTIM”

Doğum sonrası cezaevinde günlerce titreyerek 40 derece ateşle yattım. Koğuştaki arkadaşlar Allah razı olsun sırayla başımda nöbet tuttular. Kıyafetlerimi yıkadılar, yemek yedirdiler. Günlerce o hasta halimle sütümü sağdım, bebeğime götürmelerini istedim, maalesef götürmediler. Oysa ki yasal hakkım. O günlerde koğuşun kapısı her açıldığında bebeğimin ölüm haberini mi getirdiler diye yüreğim ağzıma geliyordu.

“SON BİR DEFA GÖR DİYE HASTANEYE ÇAĞIRDILAR”

Bebeğim 1,5 kilo iken kalp ameliyatı oldu. Hastaneye çağırdılar son bir defa gör diye. Ameliyattayken bebeğimle tek başımaydım. Allah çok büyük bir güç ve kuvvet veriyor. Nasıl dayandım, ben de şaşırıyorum şu anda. Hamdolsun bir mucize oldu, retinası da gelişti ve son muayenede doktor problem olmadığını söyledi.

“VÜCUDU DELİK DEŞİK”

Kızım 108 gün yoğun bakımda kaldı. Doğum yapar yapmaz cezaevine gönderildim. Yani olan hiçbir şeye şaşırmamak lazım. Erken doğduğu için kızımın akciğerleri hassas. Genelde hastanedeyiz. Akciğerleri yaralı. Kalp ameliyatı da olmuştu. Elleri her yeri iğne izlerinden delik deşik. O daha 1,5 yaşında. O kadar çok iğne yapıldı ki bebekken. Tam çekemedim. Eller, ayaklar, Sırtındaki de ameliyat izi. Koltuk altı ve oradan girdiler. Kronik akciğer ve kalp hastası kızım.

“HASTANEDE AÇ BIRAKILDIM”

Ben 80 gün hastanede tutuklu yattım ve beslenemedim. Aç uyudum. Doktorlar ısrarla bu kadının beslenmesi lazım dediler. Dışarıdan yiyecek alma yasaktı. Akıl almaz bir şekilde aç bırakıldım. 820 gram çocuk dünyaya getirdim. Travmalarım hala çok fazla. Yani sadece azıcık hastane yemeği. Onun dışında bir meyve bile hiç yemedim ve gebeydim. Bu akıl almaz olayları Ankara’da Türkiye’nin merkezinde yaşadım. Öğlen verilen pilavı, ekmeği fazla isteyip arasına koyup aksam yedim. Ankara’daki tüm hastane buna şahit maalesef.

“GERGERLİOĞLU YANIMA GELMEK İSTEDİ”

Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu yanıma gelmek istedi. Savcı izin vermedi. Hastane ile görüştü. Onlar prosedürü uyguladıklarını söyledi. Hayati tehlikem olunca hastanede uzun yattım. Cezaevi hastaneye gönderiyordu, hastane cezaevine. Ölürsem başlarına dert olmayayım diye.

“KAPIDA 6 ASKER BEKLERKEN BANYO YAPMAK ZORUNDA KALDIM”

Affedersiniz banyo yapmak zorunda kaldım hastanede. Banyonun kapısında 6 asker bekliyordu. Ben tesettürlü bir kadınım. Hamilelik boyuna tüm doktor kontrollerinde asker oldu.

“ÖLÜRSEM YAŞADIKLARIM BİLİNSİN DİYE GÜNLÜK TUTTUM”

Hastanede günlük tutmuştum. Ölürsem yaşadıklarım bilinsin diye. O sırada ne yaşadıysam onları kısa kısa not etmişim. Hamileliğimin tüm evleri ve doğum sonrası cezaevindeydim. Hamile olduğumu öğrendikten sonra bebeğimin ilk kalp atışını bile silahlı askerler yanımdayken duydum.

Hamile bir tutuklu olarak Türkiye’de şartları en kötü cezaevinde de kaldım en iyi yerde de. Hamile tutuklular için hiçbir yerde uygun hastane ortamı yok. Kadın doğum bölümleri hep ayrı ve kapalı. Erkek giremez. Ben Ankara’da mahkum odasında kaldım. Doğumhane bölümünde. Ve her gün kavgalar oluyordu benim yüzümden. İnsanlar şikayet ediyordu hastaneyi. Eşlerimizi en mahrem halde neden bu kadar asker görüyor diye. Bildiğiniz 5 asker 1 rütbeli asker doğumhanede bekliyor. Yani hiçbir koşul yerine getirilemiyor. Tedaviler hep aksıyor ve sonuç cinayet oluyor. Hastane yönetimi ve asker arasında yaşanan kriz yüzünden çoğu gece serumu kolumdan söküp cezaevine götürdüler.

“TRAVMALARLA DOLUYUM”

Doğum yaptıktan yaklaşık bir ay sonra 6 Kasım 2018’de beni tahliye ettiler. Yaşadıklarımı unutamıyorum. Travmalarla doluyum. Çocuğumu kaybetmemek için hayata tutunmak zorunda kaldım. İnsanoğlu her koşula alışıyor. Unutulmuyor. Nasıl unutayım. Çocuğuma her baktığımda o anlardayım. Bu süreç bitse de bizden çok şey götürdü. Eskisi gibi değiliz ve olmamız çok zor.

ZEYNEP’İN EPİKRİZ RAPORU, 820 GRAM DOĞDUĞU BU BELGEDE YAZIYOR

ZEYNEP’E YAPILAN TEDAVİLER

Burada da kalp ameliyatı, entübe oluşu ve en son taburcu edildiğine dair bilgiler yer alıyor.

Doğumdan sonra hemen cezaevine götürülen E.A, kızının doğum bilekliğini yanına aldığını ve günlerce onun kokusuyla ağladığını söylüyor.

Okumaya devam et

Popular