Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Tesla Model 3’ün “Gözcü Modu” yeni bir vandallık kaydetti: Arabayı sebepsizce çiziyor

Aracı çepeçevre saran kameralar bütünü olarak tanımlanan Tesla Model 3’ün “Gözcü Modu” özelliği, aracı anlamsızca çizen bir adamı kayıt altına aldı.

Tesla Model 3’ün sahibi şimdi görüntülerdeki adamı arıyor.

BOLD – Tesla, ürettiği hem elektrik motorlu hem de otonom araçlarıyla son birkaç yıldır otomobil sektörüne damga vuruyor. Üstün donanımsal özelliklere sahip olan Tesla modelleri, tüketicilerin gönüllerini cezbediyor.

Şirketin en popüler araçlarından biri “Model 3”. Bu araç, Tesla’ya özgü olan tüm özellikleri bünyesinde barındırıyor. Bu özelliklerden biri de “Gözcü Modu”. Bu mod aracı çepeçevre saran kameralar bütünü olarak düşünülebilir.

Öyle ki aracın çevresindeki kameralar, araç park halindeyken kayıt yapıyor ve bu sırada gerçekleşen olayları saniye saniye kaydediyor.

Gözcü Modu kimi zaman hırsızlık olaylarını, kimi zaman ise çeşitli trafik kazalarını kayıt altına alıyor. Ancak bu özellik kimi zaman diğer insanların anlamsız vandallıklarını da kaydediyor.

Şöyle ki; geçtiğimiz dönemlerde bir kadın, park halinde duran bir Model 3’ü kasıtlı olarak anahtarla çizmiş ve Gözcü Modu bu anları kaydetmişti. Şimdi ise Model 3, yine benzer bir vandallık örneğini kayıt altına aldı.

Bir YouTuber, Tesla Model S’in motorunu parçalarına ayırdı

Bu seferki vandallık örneği, bir Amazon mühendisi olan Justice Frimpong’un başına geldi. Mühendis, park ettiği aracının başına döndüğünde aracının sol kısmının çizilmiş olduğunu gördü. İlk başta bu duruma bir anlam veremeyen mühendisin tepkisi, Gözcü Modu’nun kayıtlarına da açıkça yansıyor.

İlk videoda orta yaşlı bir vandalın, Model 3’ün yanından geçerken aracı sebepsizce çizdiği açıkça görülebiliyor.

İkinci videoda ise Frimpong, aracının başına geliyor. Mühendis, aracının çizildiğini görünce ufak bir şaşkınlık geçiriyor.

Mühendisin paylaştığı üçüncü videoda ise aynı vandalın herhangi bir şey yokmuş gibi yoluna devam ettiği, Gözcü Modu’nun ön tarafı çeken kamerasından açıkça görülüyor. Ayrıca adamın yüzü de bir hayli net.

Son video ise emeğe saygı duymayan ve pek çok değerden yoksun olan adamın aracın yanına yaklaştığı anları açıkça gösteriyor.

Amazon mühendisi şimdi aracına herhangi bir sebep yokken zarar veren bu adamı bulmaya çalışıyor.

Genç mühendis özellikle de Twitter hesabı üzerinden adamın görüntülerini ifşa ediyor ve etmeye de devam edeceğini söylüyor.

Dünyaca ünlü sanatçının yeni klibi iPhone 11 Pro ile çekildi

Dünya

Biden görüşmedi Erdoğan S 400 kartını oynadı: Tabi ki evet

Tayyip Erdoğan, mülakat verdiği Amerikan CBS televizyonuna Joe Biden’ın kendisi hakkındaki olumsuz ifadelerine ve yeni S 400 alımına ilişkin açıklamalarda bulundu.

BOLD – Birleşmiş Milletler 76. Genel Kurul’u için New York’ta bulunan AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Amerikan CBS televizyon mülakat verdi. Erdoğan, NATO’da krize neden olan yeni bir S 400 alımı ve ABD Başkanı Joe Biden ile ilişkiler hakkında açıklamalarda bulundu. Face the Nation programında Margaret Brennan’ın sorularını yanıtlayan Erdoğan, Suriye ve Afganistan’daki gelişmeler hakkında da konuştu.

DEMOKRASİYİ HAZMEDEREK YAŞADIM

Mülakatta Biden’ın başkan seçilmeden önce verdiği bir röportajda Erdoğan için kullandığı ‘otokrat’ ifadesi de gündeme geldi. Biden’ın ifadeleri ve ilişkileri soran gazeteciye Erdoğan, “Sayın Biden, otokrat tanımıyla neyi ifade etti bilemem. 40 yıllık siyasi geçmişimde demokrasiyi hazmederek yaşadım. Bu demokrasi sürecinde halkına hizmet etmiş bir liderim. Böyle bir sürecim var ve buralara da böyle geldim. Son 20 yılda sürekli olarak girdiğim her seçimi kazanmış olan bir liderim. Bu da bir şeyler ifade ediyor. 1994’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazandım. Ardından başbakanlığı kazandım, daha sonra da cumhurbaşkanlığını kazandım. Halkıma hizmet etmeye devam ediyorum. Tabi sayın Başkan (Biden) otokrat ile neyi ifade etmeye çalıştı ben bilemem” dedi.

‘BEDEL ÖDEYECEK’ İFADESİ

Biden’ın, kendisi için kullandığı “Türkiye’deki insan hakları ihlalleri için bedel ödeyecek” ifadeleriyle ilgili soruya Erdoğan, “Bu konuları benimle konuşmadı. Bir araya geldiğimizde bana olan saygısını biliyorum. Başkan Yardımcısı olduğu dönemlerde bile bana olan yaklaşımı saygılıydı. Ama şu an bu ifadeyi nasıl kullanıyor anlamak mümkün değil. En son Brüksel’de görüştüğümüzde, Karzai Havaalanını terketmeye hazırlandıklarında, havaalanını güvenliğini bize teklif edecek kadar da bize olan güvenini ortaya koydu. Gönül arzu ederdi ki sayın Biden bunları benle bire bir konuşsun” diye konuştu.

ERDOĞAN TALEP ETTİ BİDEN GÖRÜŞMEDİ

Erdoğan, Biden ile görüşmek için talepte bulunduklarını fakat olumlu cevap alamadıklarını söyledi.

S 400 SORUSU

“Yani siz hala S-400’lerin yeni partisini alma niyetinde misiniz?” sorusu üzerine Erdoğan, “Bundan sonraki dönemde de kimse bizim savunma sistemleri noktasında hangi ülkeden ne kadar ne alacağımıza müdahale edemez. Bunun kararını verecek olan biziz. Şu anda 84 milyon nüfusa sahip bir ülke olan Türkiye, kendi savunma noktasındaki bütün kararlılığını ortaya koyacaktır. Bu kararına da kimse müdahale edemez” ifadelerini kullandı. Sunucunun “Bu, yanıtın ‘evet’ olduğu gibi anlaşılıyor” yorumu üzerine ise Erdoğan, “Ne demek Tabi ki evet” dedi.

ABD’den Patriot savunma sistemi talebinin olumsuz sonuçlanmasının ardından Türkiye, Rusya’dan S 400 savunma sistemlerini satın aldı. NATO ülkesi Türkiye’nin,  S 400 alması krize neden oldu.

ABD, Türkiye’nin S-400 satın alması nedeniyle hasımlarına uyguladığı CAATSA  kapsamında Türkiye Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB), SSB Başkanı İsmail Demir ile üç kurum yetkilisine yaptırım uyguladı.  Söz konusu yaptırım, SSB’ye  yapılacak tüm Amerikan ihracatının yasaklanmasını, Demir ile üç çalışanın hesaplarının dondurulması ve vize sınırlaması getirilmesini öngörüyor.

Aksaray’da 45 eğitim kurumuna “KHK’lı çalışıyor mu?” baskını

 

Okumaya devam et

Dünya

Ülkü Ocakları’nı istemeyen ülkelere ABD de eklendi: Terör örgütü araştırması yapılacak

MHP’ye yakınlığı ile bilinen ve mensuplarının karıştığı silahlı eylemlerle gündeme gelen Ülkü Ocakları’nın terör örgütü ilan edilmesini isteyen ülkelere ABD de eklendi. ABD Temsilciler Meclisi, Ülkü Ocakları’nın “yabancı bir terör örgütü olup olmadığının araştırılması” önergesini kabul etti.

BOLD – Rusya, Almanya, Fransa ve Hollanda’nın ardından ABD de Ülkü Ocakları’nın terör örgütü olup olmadığına araştırılmasını istedi. ABD Temsilciler Meclisi, Ülkü Ocaklarının “yabancı bir terör örgütü olup olmadığının araştırılmasını” öngören bir maddeyi de içeren 2022 Savunma Bütçe tasarısını kabul etti.

6 AY İÇERİSİNDE ARAŞTIRMA TAMAMLANACAK

Demokrat Nevada Vekili Dina Titus tarafından 2022 Savunma Bütçe tasarısına (NDAA) eklenen bir madde, Dışişleri Bakanlığının “Ülkü Ocaklarının yabancı bir terör örgütü olma kriterlerini karşılayıp karşılamadığının” araştırılmasının öngörüyor. Önceki gün Temsilciler Meclisi Kurallar Komitesince kabul edilerek NDAA metnine eklenen madde, tasarının yasalaşmasının ardından 180 gün içinde Dışişleri Bakanlığının konuya ilişkin bir rapor hazırlayarak Kongre’ye sunmasını talep ediyor.

RUSYA’DA DA YASAKLANMASI İSTENDİ

Ülkü Ocakları, 1995 yılında Azerbaycan’da, 2005’te Kazakistan’da, 2020’de ise Fransa’da terör örgütü ilan edildi. Rusya Federasyon Konseyi Anayasa Hukuku Komitesi Başkanı Andrey Klişas, Ülkü Ocaklarının terör örgütü ilan edilip Rusya’da yasaklanmasını talep etti. Rusya Başsavcısı Yuriy Çayka’ya bir mektup yazan Andrey Klişas, Ülkü Ocakları’yla ilgili olarak ‘Bozkurtlar örgütü’ ifadesini kullandı. Klişas’ın mektubunda “Bozkurtlar örgütünün terör örgütü ilan edilmesini ve Rusya’daki faaliyetlerinin yasaklanmasını talep ediyorum” dedi.

AVRUPA’DA DA İSTENMİYOR

Fransa ve Almanya’dan sonra Hollanda da Ülkü Ocakları’nın faaliyetlerinin Avrupa Birliği (AB) çapında yasaklanmasını istedi. Hollanda iki ülke gibi ayrıca Ülkü Ocakları’nın AB’nin yaptırımlar listesine alınmasını talep etti. İktidar ve muhalefet partilerinin ortak önerisiyle parlamento gündemine gelen ve ilk onayı alan önerge, 150 üyeli Temsilciler Meclisi’nde 147 milletvekilinin oyuyla kabul edildi.

İLK KEZ AP’NİN TÜRKİYE RAPORUNA GİRDİ

Avrupa Parlamentosu (AP), ilk defa bir Türkiye raporunda Ülkücü hareketin (Bozkurtlar) “AB terör örgütleri listesine eklenmesi” fikrini gündeme taşıdı. AP Türkiye raportörü İspanyol parlamenter Nacho Sanchez Amor tarafından hazırlanan Türkiye raporuna bu amaçla bir madde eklendi. “Irkçı ve aşırı sağcı” olarak tanımlanan Ülkücü hareketin “Sadece Türkiye değil aynı zamanda Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerde de kaygı verici şekilde ilerlediği” görüşü savunuldu.

MHP’NİN ARKA BAHÇESİ

Ülkü Ocakları, Milliyetçi Hareket Partisi ile ilişkili Türk aşırı sağ hareketi olarak biliniyor. Kendilerini ülkücülük ideolojisini benimseyen ve hedef kitlesi gençler ve öğrenciler olan kültürel bir oluşum olarak tanımlayan Ülkü Ocakları, genellikle Milliyetçi Hareket Partisinin paramiliter kanadı olarak ilişkilendiriliyor. 12 Eylül 1980 öncesi silahlı güçler kurarak sol örgütlere karşı silahlı mücadelede yer alan Ülkü Ocakları’nın, Maraş, Bahçelievler ve Çorum olayları gibi birçok olaylarda adı geçti. Günümüzde siyasi ve kültürel faaliyetlerine vakıf statüsünde devam etmektedir.

 

Turkey Tribunal Mahkemesi kararını verdi: Türkiye insanlığa karşı suç işledi, sorumlular ağır cezalar alabilir

Okumaya devam et

Dünya

Turkey Tribunal Mahkemesi kararını verdi: Türkiye insanlığa karşı suç işledi, sorumlular ağır cezalar alabilir

Erdoğan Rejiminin hak ihlallerinin yargılandığı Turkey Tribunal Mahkemesi, 5 günün ardından kararını açıkladı. Başkan Prof. Em. Dr. Françoise Barones Tulkens, Tribunal’in Türkiye’de sistematik işkence uygulandığına karar verdiğini belirtti. Tulkens, “Tanıklıklar, uluslararası yargı makamlarına ulaştırılırsa, ‘insanlığa karşı işlenen suçlar’ kategorisinde değerlendirilir ve sanıklar ağır cezalar alabilir” dedi.

BOLD – Turkey Tribunal Mahkemesi, 20 Eylül Pazartesi günü başladığı oturumların ardından bugün kararını açıkladı. Kararda, “Tribunal, Türkiye Hükümeti’nin işkence konusunda uluslararası anlaşmalara uymadığını tespit etmiştir” denildi.

Tulkens tarafından okunan karar şöyle:

“- Bu karar hukuki açıdan bir yetkisi olmayabilir ama ahlaki olarak bağlayıcılığı elbette olacaktır. Mahkeme heyeti saygın hakimlerden oluşmaktadır ve Türkiye’ye karşı tarafsızdırlar.

– Ele alınan konular çok sayıda farklı konular olmakla beraber tanıkların yalın anlatımlarına dayanmaktadır.

– Tribunal, tanıkların katılımlarını ve sessizlik duvarlarını yıkması sebebi ile çok önemlidir.

– Tanıkların uğradığı fiziki ve psikolojik işkenceler bağımsız raporları da doğrulamaktadır.

TÜRKİYE, İŞKENCE KONUSUNDA ULUSLARARASI ANLAŞMALARA UYMADI

– 22 Temmuz 2016’da Türkiye hükumeti, işkenceyi yasaklayan anlaşmadan bir süreliğine muaf tutulmak istemiştir. Böylesi bir muafiyet söz konusu dahi olamaz.

– Tribunal, tanıkların yanı sıra, eşleri ve çocuklarının da tecavüz ve işkenceye tabi tutulacaklarına dair anlatımları ciddiyetle incelemiştir.

– Tribunal, Türkiye Hükumeti’nin işkence konusunda uluslararası anlaşmalara uymadığını tespit etmiştir.

AKP HÜKUMETİ, ZORLA KAÇIRILMALAR KONUSUNDA SUÇLU BULUNDU

– Tribunal, Türkiye Hükumeti’nin ‘zorla kaçırılmalar’ konusunda suçlu bulmuştur. Türkiye Hükumeti’nin zorla kaçırılmalar ve zorla yok etmelerin söz konusu olduğu açıkça görmüştür.

– Tribunal, Türkiye’deki Basın ve ifade özgürlüğü konusunda devlet eliyle yapılan bir baskıyı net olarak görmüştür.

– Trübunal, muhalif gazetecilerin baskı altına alındıklarını, hükumet yanlısı yayın yapmadıkları için terör örgütleri ile ilişkiliymiş gibi gösterildiklerini tespit etmiştir.

– Tribünal, Türkiye Devletinin basın özgürlüğü ile ilgili üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediği net olarak görmüştür.

YARGI BAĞIMSIZLIĞI KALKMIŞ, MEMURLARIN İŞLEDİĞİ SUÇLAR CEZASIZ KALMIŞTIR

– Türkiye’de, devlet görevlileri tarafından işlenen suçlar konusunda isteksiz davrandıkları ve bu suçların cezasız kaldığı görülmektedir.

– İnsan Hakları ihlalleri ile ilgili yargı sürecinin sağlıklı yürümediği görülmektedir. Bu da vatandaşların yargının bağımsızlığı ve ve adalete erişimini engellemektedir.

– Tribünal, Türkiye Devletinin, cezasızlık ve adalete erişim ile ilgili üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediği net olarak görmüştür.

– Tribünal’in kaygı ile belirtmek istediği nokta şudur: Mevcut hukuki çerçeve yeterli teminat noktaları sunuyormuş gibi görünse de bu teminat, Gezi Parkı olayları ve 17-25 yolsuzluk soruşturmaları sürecinde maalesef işletilmemiştir.

– Yasalarda yapılan sürekli tadilatlar, yargı bağımsızlığını azaltmış ve yaralamıştır. Tribünal Şubat 2013’teki HSYK yasasında yapılan değişiklik HSYK’nın bağımsızlığını ortadan kaldırmıştır.

– 4560 hakim ve savcının HSYK’nın hazırladığı bir liste ile görevden alınması, yargı önüne çıkarılmaksızın terör örgütü ile ilişkilendirilerek görevden el çektirilmiş tutuklanmış ve/veya ihraç edilmiştir bu da yargının korkutulması ve sindirilmesi anlamını taşımaktadır.

ULUSLAR ARASI YARGIDA SANIKLAR AĞIR CEZA ALABİLİR

– Tribunal, Türkiye’deki savunma hakkının ciddi olarak sınırlandırıldığı görülmüştür. Bu da Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası anlaşmalarla üzerine düşen sorumluluklarını yerine getirmediğini gözlemlemiştir.

– Darbe girişiminden bu yana işkence ve zorla kaybetme olayları sistematik ve örgütlü bir şekilde gerçekleşmiştir.

– Ağır insan hakları ihlallerinin sonuçlarının uzun vadede mağdurların hayatlarını etkileyecekleri açıktır.

– Türkiye’de 15 Temmuz 2016’dan sonra Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlalleri, işkence ve zorla kaybetmeler ve insan kaçırmalar münferit (bireysel) olarak görülemez, Tribünalin görüşü Türkiye’de işlenen bu suçların, yaygın ve sistematik olarak yapıldığı şeklindedir.

– Tribünal sırasında yapılan tanıklıklar ve sunulan raporlar, uluslararası yargı makamlarına ulaştırılırsa, tüm bu suçların ‘insanlığa karşı işlenen suçlar’ kategorisinde değerlendirilir ve sanıklar ağır cezalar alabilir.”

 

Okumaya devam et

Popular

Shares