Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Korsan Mahkemede ikinci duruşma: İddianamelerini görmeden yargılandılar

Siyah Transporterla kaçırılan Yasin Ugan ve Erkan Irmak, MİT için özel kurulan mahkemede duruşmaya çıktı. Devletin dayattığı avukat “ek savunma istemiyoruz” dedi.

CEVHERİ GÜVEN

BOLD ÖZEL– Şubat 2019’da kaçırıldıktan 6 ay sonra ağır biçimde işkence görmüş olarak Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde bulunan Yasin Ugan ve Erkan Irmak bugün ilk kez hakim karşısına çıktılar.
Sadece MİT’le ilgili davalara bakmak için geçtiğimiz ay özel olarak kurulan Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava, Ugan için ayrı Irmak için ayrı yapıldı.

DURUŞMA SALONU TADİLATTAYMIŞ

24 Ekim’de (dün) ilk yargılamasını yapan mahkeme yine Şubat ayında kaçırılan Salim Zeybek ve Özgür Kaya’yı yargılamıştı. Ancak 34. Ağır Ceza mahkemesi salonu, yargılamanın yapıldığı saatte boştu.

CHP Milletvekili ve Meclis İnsan Hakları Komisyonu Başkanvekili Sezgin Tanrıkulu, adliye içinde iki saat duruşma salonunu aramış ancak bulamıştı. Adliye görevlileri ise yargılamanın nerede yapıldığını Tanrıkulu’na da yargılananların yakınlarına da söylemediler.

Tanrıkulu olaya basın toplantısı düzenleyerek tepki verince bugünkü duruşmada ilginç bir uygulama yapıldı. Mahkeme salonunun üzerine “tadilat nedeniyle kapalı” yazısı yazıldı.
Yargılamanın 2. Katta başka bir salonda yapıldığı bilgisi verilmesi üzerine Yasin Ugan ve Erkan Irmak’ın yakınları bu salona gittiler.

Yasin Ugan 13 Şubat 2019’da siyah transporterla devlet yetkililerince komşularının gözü önünde kaçırıldı. 6 ay sonra işkence edilmiş biçimde Emniyete teslim edildi.

AVUKAT EK SÜRE DAHİ İSTEMEDİ

MİT’e özel mahkemede başlayan duruşmada, İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi de gözlemci olarak yerini aldı. Ancak mahkeme başkanı, duruşmanın gizli yapılması gerektiğine hükmederek dernek yetkililerini salondan çıkardı.

Duruşmalarda Ugan ve Irmak’ın verdiği iddia edilen 50-100 sayfalık ifade metinleri getirildi.

Aile avukatlarıyla savunma yapmalarına izin verilmeyen Ugan ve Kaya’ya Baro tarafından avukat atanmasına da izin verilmemişti. Davaya Neslihan Koçer isimli avukat katıldı.
Devlet tarafından yargılanan kişilere “uygun” bulunan avukat Koçer, duruşmada yargılananlar lehine savunma yapmadı. Koçer, hakimin “ek savunma istiyor musunuz?” şeklindeki sorusuna da “hayır” cevabı verdi.

İDDİANAMELERİNİ GÖRMEDİLER

Ardarda yaklaşık 2 saat süren duruşmanın ardından mahkeme heyeti bir sonraki celsenin 20 Kasım’da yapılmasına karar verdi. Yargılanan Ugan ve Irmak’ın haklarındaki iddianameyi görmeden duruşmaya çıktıkları öğrenildi.

BASKI MAHKEMEDE DE SÜRDÜ

Şubat ayında kaçırıldıktan sonra 6 ay boyunca MİT’e ait sorgu merkezinde tutulan Yasin Ugan, Erkan Irmak’a yönelik baskının mahkeme salonunda da devam ettiği görüldü.

Emniyet’te kendi avukatlarıyla ve baronun avukatlarıyla görüşmelerine izin verilmeyen Ugan ve Irmak; cezaevinde de tek kişilik hücrede izolasyon altında tutuluyorlar. Avukatlarıyla ve aileleriyle baş başa görüşmelerine izin verilmiyor. Görüşmeler kamera kaydına alınıyor ve gardiyanların bulunduğu ortamda yapılıyor.

Kaçırılan diğer kişilere de aynı uygulamanın yapıldığı öğrenilirken, baskının mahkeme salonunda da sürdüğü gözleniyor. Kendi avukatlarını seçemeyen tutuklu kişeler, aynı zamanda MİT için özel kurulmuş mahkemede yargılanmaları nedeniyle çok kısa savunma yapıyorlar.

 

Öğretmen Erkan Irmak, 16 Şubat 2019’da kaçırıldı.

AVUKATLAR İŞKENCEDEN SÖZETMİYOR

Duruşmada, Ugan ve Irmak’ın 6 ay boyunca gördükleri işkencenin gündeme gelmediği öğrenildi. Avukat Neslihan Koçer’in 6 aylık kayıp dönemden bahsetmediği ve insan hakları ihlalini gündeme getirmediği belirtiliyor.

İHD AÇIKLAMA YAPTI

Bugünkü duruşmayı izlemeleri engellenen İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi, konuyla ilgili bir açıklama yayınladı. Dernek, davaya gözlemci olarak katılmalarının engellenmesinin işkencen ve zorla kaybedilme iddialarını güçlendirdiğini belirtti.

Dernekten yapılan açıklama şöyle:

“Bugün 25 Ekim 2019 tarihinde Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Yasin Ugan’ın davasında gözlemci olmak istedik. Duruşmanın kapalı yapılması yönünde alınan kararla birlikte duruşma salonundan çıkarıldık. Ankara’da işkence merkezleri olduğuna yönelik çok güçlü iddiaların bulunduğu, aylarca kayıp olan ve bir anda karakolda ortaya çıkan insanların bulunduğu şu günlerde, insan hakları savunucularının davalara gözlemci olamaması işkence ve zorla kaybedilme iddialarını güçlendirmektedir. Aylarca kayıp olan bu insanların yaşadıklarını ortaya çıkarmak bir hakikat arayışıdır, bir insanlık görevidir! Bu ülkenin kanayan bir yarası olan İşkence ve Kötü Muamele Yasağı ile Zorla Kaybedilme Yasağı ihlalleri ile bir an önce yüzleşilmelidir. İşkence ve Kötü Muamele Yasağı ile Zorla Kaybedilme Yasağı ihlalleri insanlığa karşı işlenmiş birer suçtur! Bu kaçırılma iddialarının takipçisi olmaya devam edeceğiz! Hakikat ve adalet arayışımızdan vazgeçmiyoruz!

İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi”

MİT gözetiminde korsan duruşma

BOLD ÖZEL

Tutukluyken gözaltına alındı!

Muş’ta Aziz Nesin hikayelerini aratmayan olay yaşandı. Yurt müdürü olduğu için tutuklanan Zuhal Dural’ı polisler koğuşunu basıp kelepçeleyerek gözaltına aldı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Dört çocuk sahibi Zuhal-Nail Dural çifti, 15 Temmuz’dan sonra Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanıp Muş E Tipi Kapalı Cezaevine gönderildiler. Sınıf öğretmeni Nail Dural hala aynı cezaevinde bulunuyor. Zuhal Dural ise 1,5 yıl önce, 6 yıl 3 ay hapis cezası verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Fakat Muş Emniyet Müdürlüğü Zuhal Dural’ı o süreçte Cemaat soruşturmaları kapsamında hakkında tekrar soruşturma başlatıldığı için cezaevindeyken ikinci kez gözaltına aldı.

Zuhal Dural

Zuhal Dural’ın kızı annesinin yaşadığı olayı şöyle anlattı:

“Annemi önce yurt müdürü olduğu için tutuklamışlardı. Annem çıktıktan sonra eve mahkeme kağıtları gelmişti. Neden bu kağıtlar geldi diye sormuştum. Annem de ‘Beni cezaevindeyken bir daha tutukladılar’ deyince şaşırmıştım. Nasıl tutukladılar dedim, hatta sizin gibi sordum; polisler cezaevine mi gelip aldılar diye. Evet, kelepçelediler ve o şekilde emniyete götürdüler diye anlatmıştı. Bu olayı biz de annem çıktıktan sonra öğrendik.”

İkinci tutuklama olayından sonra adli kontrol şartıyla bırakılan Zuhal Dural, Muş’taki evinde yaşıyor, devam eden mahkemelerini takip ediyordu. Fakat dün sabah yeniden gözaltına alındı.  Yine Cemaat soruşturmaları kapsamında, 5 ifadede adı geçtiği için hakkında üçüncü kez soruşturma başlatıldı. 45 yaşındaki Zuhal Dural hala Muş Emniyet Müdürlüğünde bekletiliyor.

3 ZIRHLI ARAÇ, 5 POLİS ARABASI

Yurt dışında okuyan Zuhal Dural’ın 19 yaşındaki kızı F.H. Dural, “Annem birinci davasından ceza almıştı, babamla dosyaları aynıydı. Babama da 9 yıl 8 ay verdiler. İkisinin de cezasını Yargıtay onaylanmıştı. Annemin ikinci davasının mahkemesi ise devam ediyordu. Dün sabah üçüncü kez aldılar. 3 zırhlı araç gelmiş, 5 polis arabası, galiba 35 polis varmış. Emniyet müdürleri de gelmiş, hepsi gelmişler. Beş buçuktan dokuz buçuğa kadar arama yapmışlar. Patates çuvallarını bile dökmüşler.” ifadelerini kullandı.

ÇÖLYAK HASTASI NİHAT SAİM ANNESİZ KALDI

Gözaltı sırasında kardeşinin annesinden ayrılamadığını ifade eden F.H. Dural, “Sonra götürmüşler annemi. Polisler sosyal hizmetleri aramışlar Nihat Saim’i almaları için. Komşularımızın ısrarı üzerine evde bırakmışlar. Anneannem 1 hafta sonra gidebilecek yanına. Abim, ben ve kardeşim yurt dışında okuyoruz. Nihat Saim daha 10 yaşında. Çölyak hastası. Özel beslenmeye ihtiyaç duyan bir çocuk. Annem serbest bırakılmalı. Onun bir suçu yok” diye konuştu.

Dural, 9 Aralık 2019’da akşam saatlerinde serbest bırakıldı.

Zuhal-Nail Dural çifti ve oğulları Nihat Saim.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

AKP’nin sosyal adaleti yok: Sondan ikinci olduk!

Türkiye ve dünya gündeminin öne çıkan haberleri Safa Kalender ile Bold Medya Ana Haber’de… Türkiye borç batağında… BOLD

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Alman vatandaşına Türkiye’de ağır işkence

Almanya’nın acil pasaportla Türkiye’den çıkardığı Erdem Can’ın babasına işkence yapıldığı, doktor eşliğinde duruşmaya çıkartıldığı ortaya çıktı. İşte ailenin yaşadığı dehşet.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – 17 yaşında gözaltına alınan ve Alman Konsolosluğunun verdiği acil pasaportla Türkiye’den çıkartılan Erdem Can’ın babasının işkence gördüğü ve Almanya’nın kararında bunun etkili olduğu ortaya çıktı.

Ailenin Çorum’da yaşadıklarını Erdem Can’ın Almanya tarafından Türkiye’den çıkartılmasıyla ilgili haberimizin ardından bugün baba Ahmet Can’a yapılanları yayınlıyoruz.

Halen Çorum Cezaevinde tutuklu bulunan Ahmet Can, Nisan 2019’da gözaltına alındı.  Can ve eşi evlerinin içinde çıplak aramaya zorlandı ardından Çorum Kaçakçılık ve Organize Şube’ye (KOM) götürüldü.

32 yaşındayken Akdeniz anemisi teşhisi konulan ve bu yüzden tekniker olarak görev yaptığı Alman Demir Yollarından (Deutsche Bahn) emekli edilen Ahmet Can’a (49) 8 günlük gözaltı sürecinde işkence yapıldı.

Ahmet Can, gözaltı sürecinde üç kez krize girdi, KOM Şube’ye iki kez ambulans çağrıldı, bir kez de hastaneye götürüldü. Sorgu sırasında “Ben Alman vatandaşıyım, beni sorgulayamazsınız” diyen Ahmet Can’ın bu uyarısından sonra avukatı aracılığıyla Alman Konsolosluğu devreye girdi ve serbest bırakıldı. Ekim 2019 sonunda, atak geçirdiği sırada imzalatılan 250 sayfalık ifadesini reddettiği için tekrar tutuklandı. Ahmet Can’ın gözaltında yaşadıklarını oğlu Erdem Can anlattı:

BU AHMET CAN HAYIR KURUMU MU?

Babam Alman’ya iki yaşında gelmiş. Dedem gurbetçi, maden işçisi. Bana Duisburg’ta Deutsch Bahn’da tekniker olarak görev yapıyor. Fakat 32 yaşında hastalığı nedeniyle emekli ediliyor. Babamı Cemaat soruşturmaları kapsamında tutukladılar ama bir cemaat geçmişi yok. Hatta bildiğim kadarıyla Süleyman Efendi Cemaati kökenli. Orada yetişmiş ama daha sonra bir bağı olmamış.

Babam yardımsever bir insandır, kapısına geleni geri çevirmez. Babamın tek suçu bu süreçte zor durumdaki mağdur insanlara yardım etmek! Babamı ‘neden onlara yardım ettin’ diye sorguladılar. Hatta hakim, ‘Bu Ahmet Can hayır kurumu mu’ demişti. Önce babamın telefonunu dinlemişler, nisanın sonunda Ramazana 1 hafta kala baskın yaptılar, sabah 6’da. Yumruklarla kapıya vuruyorlar, hatta kapıyı kırmak için aletleriyle geliyorlar. Kapıyı geç açanların kapılarını kırmışlar. 6-7 polis gelmiş. Bağırma, hakaret, küfür… Biz sizin neler karıştırdığınızı biliyoruz, siz şusunuz, siz busunuz, yakaladık sonunda sizi gibi ifadeler…

Kız kardeşim çok korkmuştu. Çıplak aramadan sonra evi talan ediyorlar. Herkes şok oldu. Bütün her şeyi indirmişler. Şampuanlarımızı dökmüşler, pirinçlerin, şekerlerin içine ellerini sokmuşlar. Babamın saat koleksiyonu vardı. Onu da vergi dairesine bildirmişler, telefon kaçakçılığından. Nokia kullanılamaz telefon bulundu yazıyor, bunlar telefon kaçakçılığı yapıyor diye bir de o davamız var.

Çorum’daki yerel gazeteler ve A Haber’de babam Alman olduğu için ‘4 ay önce yurt dışından geldiler, yeni yapılanma kurdular, biz operasyon yaptık’ gibi şeyler yazılmış. Bunlar doğru değil tabi. Biz zaten Çorum’da yaşıyorduk. Hatta babam 130 tane telefon getirmiş, program yüklüymüş. Babam emniyette ‘neden böyle yapıyorsunuz’ soruyor, onlar da medyanın abartması diyor. Medyaya onlar haber veriyor sonuçta.

GÖZALTINDA ÇOK KÖTÜ ŞEYLER YAPILDI

Babama gözaltında çok kötü şeyler yapıldı. Şöyle söyleyeyim, üzerinde kapşonlu bir sweetshirtü, içinde de beyaz atleti vardı. Tişörtün rengi ona geçmiş. Eşyaları eve gelince şok geçirmiştik, baba sana ne yaptılar dedik. ‘Çok kötüydü, hiçbir şey hatırlamıyorum, beni sürükleyerek götürdüklerini biliyorum’ dedi sadece.

Kolunda serumla bir ara uyumuş. Ayağına vurup uyandırmışlar. 3-4 gün sorguya sabah 10’da alıyorlar, gece 3’te bırakıyorlar. Çok bir şey hatırlamadığını söyledi. Zaten sürekli atak geçiriyor. 4 günde 64 kilodan 58’e düşüyor. İki kere ambulans çağırmışlar, bir kere de sorguya sağlık ekibi geliyor. Yani göz altındayken 3 kere doktor gördü.

EMNİYETTEKİ GÖRÜNTÜLERİ İSTEDİK, MAHKEME REDDETTİ

Akdeniz anemisi hastalığının atakları oluyor. Stres en büyük tetikleyicisi. Atak geçirirken ağır uyuşturucular veriliyor. Mesela karın ağrısıyla başlıyor, iki büklüm oluyor, nefes alamıyor. İlk günlerde ilaçlarını kullanamamış babam. İlacını kullanmayı bir gün bıraksa atak hemen gelir. Her gün iki sabah, iki öğlen, iki de akşam olmak üzere ilaç alıyordu. Kullandığı ağrı kesiciler ağır olduğu için bilinç kaybına sebep oluyor. Mesela bağırsağına sancı girdiğinde belirtisi bağırsak kanseri gibi oluyor. Avukatımız mahkemeden emniyetteki görüntüleri istedi, mahkeme reddetti.

HASTANEDEN ÇIKARTILIP BİR DOKTOR İKİ HEMŞİREYLE DURUŞMAYA GETİRİLDİ

Babam orada yaşadıklarından sonra bir daha toparlayamadı. Hep acile götürdük. En son midesine vurup da bir şey yiyemeyince hastaneye kaldırmak zorunda kaldık. İkinci mahkemesine 4 gün kalmıştı, babam yine atak geçirdi, hastaneye yatırdık. Mahkemeye gidecek durumda değildi. Hatta doktor ben bu şekilde bu hastayı gönderemem dedi. Çorum Özel Hastanesi. Mahkeme hastaneden babamın duruşmaya gelmesini talep etti. Ve hastane de babamı gönderdi. Mahkeme salonuna bir kolunda avukatı, bir kolunda annem iki büklüm halde gitti. Hakim bir-iki soru sorduktan sonra babam zaten kendinden geçti. Ambulans çağırmak zorunda kaldılar.

Emniyetteki ifadeni kabul ediyor musun diye sordular, O da etmiyorum diyor. Babamın ifadesine, ’15 Temmuz’dan sonra biz onu öğrencilerle ilgilensin diye görevlendirdik’ gibi bir şey eklemişler. Babam atak halindeyken evet veya hayırdan başka bir şey söyleyemiyor, o ifadesine yazılanları reddettiği için şu an tutuklu zaten. Ondan sonra tekrar ambulans geldi, tekrar hastaneye gitti. Sonra bir daha yazı yazdılar. Bir doktor iki de sağlık personeli, yanında tekrar mahkemeye çağırdılar. Aynı gün içerisinde oluyor bu. Babam ‘Ben emniyette bu haldeydim. Bana 250 sayfa imzalattılar, hiç birini hatırlamıyorum” dedi. Eğer babam emniyetteki ifadesini kabul etseydi, hiç ceza almadan, hatta savcı koruma istersen koruma da verebilirim demiş, bunu bile teklif ettiler.

Sonra hakim sorguyu kesmek zorunda kaldı. Tekrar hastaneye götürüldü. 1-2 gün daha hastanede yattıktan sonra çıktı. O hastane de bize çok kızdı. Ben sizin böyle olduğunuzu bilseydim kesinlikle kabul etmezdim dedi.

KONSOLOSLUK MAHKEMEYE HEYET GÖNDERDİ

İlk gözaltına alındığımızda babam beni sorgulayamazsınız demiş. Neden demişler. Cenevre Anlaşmasına göre, ben yurt dışı uyrukluyum, sizin önce Alman Konsolosluğundan izin almanız gerekir. Çok büyük suç işlersiniz ve ben sizi dava ettiğimde sıkıntıya girersiniz, demiş. O zaman aradılar, konsolosluk devreye girdi. Avukatımızı her hafta aramaya başladılar. Gözaltından sonra Ankara’ya bizi çağırdılar. Avukatımızla gittik, bütün başımızdan geçenleri anlattık. Alman bir avukat hepsini not etti. Avukatımıza bizi her konuda bilgilendirmeniz gerekiyor dedi. Hastane raporlarını da istediler, cezaevine babamı ziyarete gideceklerini söylediler. Konsolosluk 2. mahkemeye bir Alman ve 1 Türk olmak üzere bir heyet gönderdi. Babam belli aralıklarla kan tahlili, idrar tahlili yaptırması lazım ve şu anda 14 kişilik koğuşta 38 kişi kalıyorlar.”

TUTUKLANMA GEREKÇESİ: YARDIM

Alman vatandaşı Ahmet Can’a önce Hizmet Hareketi mensuplarına yardım ettiği gerekçesiyle, ardından örgüt üyesi olduğu iddiasıyla dava açıldı. Serbest bırakıldıktan sonra 3 kez mahkemeye çıkan Can, 25 Ekim 2019 tarihindeki son mahkemede sorgu esnasında alınan ifadesini reddettiği için tekrar tutuklanarak 8 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası İstinaf Mahkemesinde.

Ahmet Can’ın gözaltındayken giydiği tişörtü.

 

Almanya 17 yaşındaki genci acil pasaportla Türkiye’den çıkardı

 

Okumaya devam et

Popular