Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

“Buraya hapsedildim! Kendimi bitmiş, mahvolmuş hissediyorum. Ailem darmadağın oldu”

Cezaevinde bunalıma giren sınıf öğretmeni Zübeyde Gülle, içini bir mektuba döktü: “Buraya hapsedildim ve kendimi bitmiş, tükenmiş, mahvolmuş hissediyorum. Ailem darmadağın oldu. Ölümümü can-ı gönülden istiyorum…”

BOLD – 18 aydır Ordu E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan Zübeyde Gülle (31), insan hakları savunucu ve HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup yazdı. Dosyasının Yargıtay aşamasında olduğunu ifade eden Gülle, tutuklandığı ilk aydan beri Ağır Ceza Mahkemesine, İstinaf Mahkemesine, Yargıtaya 50’den fazla mektup yazdığını ama kimseye haksız yere tutuklandığını anlatamadığını söyledi.

Gülle, “Her birine ayrı ayrı yaşadığım süreci, mağduriyeti anlattım ama nafile. Kendimi artık yok gibi hissediyorum. Yoksa hiçbir kabahatimin olmadığını bilmelerine ve görmelerine rağmen bana ve aileme bu zulmü yaşatmazlardı. Olanlara kesinlikle anlamak veremiyorum” dedi.

Kendisini bitmiş, tükenmiş, mahvolmuş hisseden genç öğretmen, “Kime ne yazacağımı bile bilmiyorum. Ölümümü can-ı gönülden istiyorum” ifadelerini kullandı.

MAHKEME BAŞKANI BENİ DIŞARI ATTI

4,5 ay için 3 kez mahkemeye çıktığını, mahkemelerinin 5 dakika sürdüğünü, ikinci mahkemede başkan tarafından dışarı atıldığını belirten Gülle, Bylock kullandığı iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bylock’u ilk kez duyduğunu ve kullanmadığını mektubunda şöyle açıkladı:

“Arkadaşım kendi telefonunda hata veren programı benim telefonuma attı ve denemek istedi. O zamana kadar bu programın adını bile duymamıştım. O zaman da hiç önemsemedim. Program çalışmayınca zaten kaldırdım hemen. Mesajlaşma, arkadaş listesi, şifre, hiçbir şey yok. Sadece 3 günlük sinyal gözüküyor. Bulunduğum şehirdeki başka birinin mesajlarından adım geçtiği için beni de programı kullanmış kabul ettiler. Kullanmadığımı anlatmaya çalıştım ama ne hakim ne savcı beni dinlemedi.”

BİR DAĞ KÖYÜNDE YAŞIYORDUK, ÜNİVERSİTEYİ İLK BİZ KAZANDIK

5 çocuklu bir ailenin 2. çocuğu olarak dünyaya gelen Zübeyde Gülle, bir dağ köyünde eğitim mücadelesine başlamış. Üniversiteyi kendi çabasıyla bitirebilen Gülle, Trabzon’da özel bir okulda 7 yıl sınıf öğretmeni olarak görev yaptığını, mesleğime aşık bir insan olduğunu, öğrencileri için yaşadığını da sözlerine ekledi:

“Annem ve babam köyde yaşayan insanlar. Kimsenin üniversiteye gitmediği yüksek bir dağ köyünden ilk defa üniversiteye ben ve ablam gittik. Bizden sonra kardeşlerimiz de okudu. Ablam da sınıf öğretmeniydi ve ihraç edildi. Benim yüzümden küçük kardeşlerim de işe giremiyor. Anlayacağınız 5’imiz de üniversiteli işsizler olarak hayatımız devam ettirmeye çalışıyoruz. Türlü zorluklarla okuduk. Ailemden hiçbir yardım almadan okuyup öğretmen oldum. Çalışmaya başlayınca kardeşlerimizi okuttuk.”

ANNEM ÜZÜNTÜDEN FELÇ GEÇİRDİ, BABAM YÜZDE 80 ENGELLİ

Anne ve babasının sağlık durumlarının kötüye gittiğini ifade eden genç öğretmen çaresizliğini yazıya böyle döktü:

“Ben kurban seçildim, ben de bu ülkenin evladıyım, ülkeme küsmek istemiyorum” diyen Gülle ailesinin durumunu da anlattı: “Ailem mahvoldu. Annem baban üzüntüsünden 6 ay önce felç geçirdi. Zaten ağır kalp hastasıydı. Babam yüzde 80 engelli ve yürüyemiyor. 2 küçük kardeşim anneme ve babama bakıyor. Annem hastanede yatıyor. Erkek kardeşim yanında bakımını yapıyor. Diğer kardeşim köyde babama bakıyor. Yanıma kimse gelip gidemiyor. Babam Bağkur emeklisi. Aldığı maaş kendi masrafların yetmiyor. Bana akrabalar gönderirse para gönderiyorlar. Babamı en son ne zaman gördüğümü hatırlamıyorum bile. Annem her telefon görüşmemizde ağlıyor. “Ölmeden seni göreyim” diye ağlıyor. Kendimi geçtim artık ama ailemin durumuna katlanamıyorum. Psikolojim alt üst oldu. Trabzon’a sevk istiyorum. O bile çıkmıyor. Ölümümü can-ı gönülden istiyorum.”

NESRİN GENÇOSMAN‘IN HASTALIĞININ HER ANINA ŞAHİTLİK ETTİM

Zübeyde Gülle, Temmuz 2018’de zatürre olan ve tedavisi geciktirildiği için ihmal sonucu hayatını kaybeden Kuran öğretmeni Nesrin Gençosman ile dost olduklarını, aynı cezaevinde bulunduklarını ve hastalığının her anına tanıklık ettiğini söyleyerek mektubunu tamamladı:

“Buraya geldiğimin 2. ayında çok sevdiğim 10 yıllık dostum Nesrin Gençosman vefat etti. Bizi beraber tutuklamışlardı. Onun hastalığının her anına şahitlik ettim. Etkisini hala üzerimden atamıyorum. Sürekli rüyamda görüyorum. Psikolojik olarak çok etkilendim. İnanın cümleleri toparlayamıyorum…. Koğuşta 8 kişiyiz. Koğuşun şartlarını anlatmaya bile hacet duymuyorum. Cezaevi işte. Yaşamaya gayret gösteriyoruz. Yorulduk, bunaldık artık. Bitsin bu süreç diye dua ediyoruz… Özgürlük bir başkaymış. Affedilecek bir hareketim olmadı ama maalesef şu anda birkaç kişinin 2 dudağının arasından çıkacak bir karara bağlı hayatımız.”

ZÜBEYDE GÜLLE’NİN MEKTUBU

Karnı burnunda dört kadın cezaevinde

Gündem

Asgari ücretliye telefonu çok gören AKP’linin özel okulu ve hastanesi var

Halkın ekonomik durumunun iyi olduğunu belirtmek isterken verdiği asgari ücretli örneğiyle tepki çeken AKP Milletvekili İsmail Tamer’in özel hastane ve özel okul işlettiği ortaya çıktı. Ayrıca vekilin oğlu da korona aşısını Türkiye’de ilk pazarlayanlar arasında yer alıyor.

BOLD – AKP Kayseri Milletvekili İsmail Tamer, çıktığı bir televizyon programında AKP Hükumeti’nin ekonomi programının eleştirilmesine tepki gösterdi. “Eleştiren insanlar cep telefonlarını altı ayda bir değiştiriyor, arabalarını yılda, belki de ikinci yılda değiştiriyorlar. Artık asgari ücretlinin evinin önünde arabası mevcut” dedi. Tamer’in sözleri tepkiyle karşılandı.

1956’DA KÖYDE DÜNYAYA GELDİ

Kayseri Milletvekili İsmail Tamer, 10 Ağustos 1956 tarihinde Sivas Şarkışla’ya bağlı Maksutlu köyünde dünyaya geldi. Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olduktan uzun dönem kamu hastanelerinde görev yaptı. Sonra Kayseri Sağlık İl Müdürlüğü ve Kayseri Tabipler Odası Başkanlığı yaptı. Kayseri Devlet Hastanesi ve Eğitim Araştırma Hastanesi Başhekimliği, Özel Acıbadem ve Kayseri Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanvekilliği, Sivaslı Dernekler Federasyon Başkanlığı görevlerinde yer aldı.

HASTANESİ VE OKULU BULUNUYOR

AKP’den 24, 25, 26 ve 28. dönem Kayseri milletvekili olan Tamer, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal işler Komisyonu Sözcülüğü ve Üyeliği yaptı. Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal işler Komisyonu Üyesi. Tamer, Kayseri’de bir özel hastanenin işletmecisi ve özel bir eğitim kurumlarının sahibi.

OĞLU KORONA TESTİ SATIŞIYLA GÜNDEME GELDİ

Tamer’in oğlu Namık Tamer, koronavirüsün Türkiye’de görülmeye başladığı geçen yıl mart ayında WhatsApp durumundan yaptığı paylaşımla yasak olmasına rağmen 30 dolara Kovid-19 testi pazarladığı ortaya çıktı. Namık Tamer’in paylaştığı iddia iki ayrı durum görselinde “Kovid-19 Rapid Test için ön sipariş alınır. Lütfen iletişime geçiniz” ve “Kovid-19 test kiti mevcut” yazması dikkat çekti. Tamer’in koronavirüs testi siparişi aldığına dair paylaşımlar tepki topladı. Tamer tepkiler sonrası böyle bir paylaşımı son anda fark ettiği açıklaması yaptı.

HALKA CEP TELEFONUNU ÇOK GÖRDÜ

İsmail Tamer son olarak çıktığı bir televizyon programında, ekonomi ile ilgili eleştirilerle ilgili açıklama yaparken, “Bakıyoruz, eleştiren insanlar cep telefonlarını altı ayda bir değiştiriyorlar, arabalarını yılda, belki de ikinci yılda değiştiriyorlar. Artık asgari ücretlinin evinin önünde arabası mevcut” şeklindeki sözleri tepkiyle karşılandı. Tepkilerin ardından açıklama yapan Tamer, o sözleri ne zaman söylediğini hatırlamadığını o sözlerle apartman görevlilerini kastettiğini ifade etti.

Numan Kurtulmuş’un adamına 51 milyon liralık kıyak

Okumaya devam et

Gündem

AKP İzmir Kongresinden sonra korona olduğunu açıkladı

Temel Yıldırım, Emre Cemil Ayvalı, Meltem Okur

Tayyip Erdoğan’ın katıldığı lebalep İzmir İl Kongresine katılan eski AKP Tanıtım ve Medya Başkan Yardımcısı Emre Cemil Ayvalı’nın koronavirüs testi pozitif çıktı. Ayvalı, salgın önlemlerinin hiçe sayıldığı kongrede birçok siyasetçi ile yan yana geldi.

BOLD – İzmir Halkapınar Kapalı Spor Salonu’nda düzenlenen ve salgına rağmen lebalep doldurulan AKP İzmir İl Kongresinin üzerinden iki gün geçti. Kongreye ilişkin ilk Kovid-19 pozitif vakası da ortaya çıktı. Birgün’ün haberine göre kongreye katılan ve birçok siyasetçi ile yan yana olan eski AKP Tanıtım ve Medya Başkan Yardımcısı Emre Cemil Ayvalı’nın Kovid-19’a yakalandı.

İSTİFA ETTİREN AÇIKLAMA

Sosyal medya hesaplarından koronavirüs testinin pozitif olduğunu duyuran Ayvalı, gelen tepkiler sonrasında paylaşımlarını sildi. Emre Cemil Ayvalı, bir televizyon programında kullandığı “Bir tarafta, çok açık söylüyorum, darbeci Kemalist gelenek vardı, bir tarafta FETÖ vardı, bunları birbirine kırdırmak suretiyle yol almak mecburiyetinde kaldık” ifadesi nedeniyle görevinden istifa etmişti.

AKP’LİLERE SARAY TESTİ

AKP il kongrelerine katılanlara belirti aranmaksızın Kovid-19 testi yapıldığını ifade eden CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, şu bilgileri paylaştı: “Ankara’daki kongre öncesinde yüzlerce kişinin testi Cumhurbaşkanlığında yapıldı. İki gün önce de İzmir kongresinin testi için Pazar günü kamu hastaneleri seferber edildi. Sağlık Bakanlığı, söz konusu AKP kongresi olunca ne kriter dinliyor ne de algoritma. Yoksa test yaptırmak için belirlenen kriterler arasına AKP yöneticiliği ya da üyeliği mi var?”

Okumaya devam et

Gündem

Cezaevlerindeki çıplak aramayı Meclis de tescilledi

Siyasetin ve kamuoyunun gündeminden düşmeyen çıplak aramanın Meclis raporlarıyla da tescillendiği ortaya çıktı. 2019’da TBMM İnsan Hakları Komisyonu’nun hazırladığı inceleme raporlarında cezaevlerinde çıplak aramanın yapıldığı ve bu dayatmayla ilgili şikayetlerin olduğu vurgulandı.

BOLD – Kamuoyuna yansıyan bütün ifşalara karşın AKP’nin “yok” dediği çıplak arama, Meclis İnsan Hakları Komisyonu raporlarına da girdi. Türkiye’nin farklı cezaevlerinde çıplak arama dayatmasının yaşandığını anlatan raporun tarihi ise 2019.

Kadınların bir biri ardına ifşasıyla gündeme gelen çıplak arama mağduriyeti gündemdekini sıcaklığını koruyor. Son olarak AKP’li Özlem Zengin “Onurlu, ahlaklı kadın bir sene beklemez” diyerek, çıplak aramayı ifşa edenleri onursuzluk ve ahlaksızlıkla itham etmişti.

ŞİKAYETLER “BİR SENE SONRA” DEĞİL

Diğer yandan çıplak aramanın aslında kadınların ifşasıyla gündeme gelmeden önce, Meclis tarafından raporlandığı ortaya çıktı. Independent Türkçe’den Cihat Arpacık’ın haberine göre, TBMM İnsan Hakları Komisyonu, 2019 yılında bazı cezaevlerini ziyaret etti ve yaptığı incelemelerin sonucunda tespitlerini birer rapor haline getirdi.

Milletvekillerinden oluşan Hükümlü ve Tutuklu Haklarını İnceleme Alt Komisyonu, 6 Eylül 2019’da Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nu gitti. İncelemelerin ardından hazırlanan ve komisyona iletilen raporda cezaevinde çıplak arama yapıldığı ifade edildi.

GÖRÜŞE GİDENLERE BİLE ÇIPLAK ARAMA YAPILDI

Aynı tespit, Elazığ Cezaevi için hazırlanan raporda da yer aldı. Elazığ ile ilgili hazırlanan TBMM raporunda, tutuklu ve hükümlülerin, “Bir saat olan açık görüşlerin 30 dakika ile sınırlandırıldığı ancak fiili olarak 20-25 dakika açık görüş yapılabildiği”, “Görüşe gelenlerin çıplak aramaya tabi tutulduğu ve kötü muameleye maruz bırakıldıkları” gibi şikayetlerde bulundukları belirtildi.

ÇIPLAK ARAMA HER YERDE

Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda yapılan incelemede de benzer şikayetlerin yer aldığı vurgulandı. Bu durum rapora şu ifadelerle girdi: ”Aramalarda insan onuru ile bağdaşmayan uygulamaların yapıldığı, çıplak aramaların yapıldığı, kurum içerisinde veya kampüs içerisinde bir yere gidip gelirken dahi hükümlü ve tutukluların çok sıkı aramalara tabi tutuldukları…”

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0