Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Bir anketten daha Erdoğan’a rakip İmamoğlu çıktı

Anket şirketlerinin son günlerde açıkladığı siyasilerle ilgili anket sonuçlarında ilk ikide AKP’li Cumhurbaşkanı ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu olması dikkat çekti.

BOLD – PİAR Araştırma’nın açıkladığı cumhurbaşkanlığı seçim anketinin ardından Metropoll Araştırma Şirketi de “Siyasilerin Beğeni Düzeyi” araştırmasını açıkladı. PİAR’da İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu yüzde 44.5, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yüzde 39.7 olurken; Metropoll’de rakamlar yüzde 44 Erdoğan, 36 İmamoğlu olarak açıklandı.

ERDOĞAN ÖNDE, İMAMOĞLU TAKİPTE

Metropoll Araştırma’nın sahibi Özer Sancar, Twitter hesabından “Siyasilerin Beğeni Düzeyi” başlıklı araştırmasından bir kısmını açıkladı. Sancar’ın paylaştığı verilere göre; Kasım ayı itibariyle Türkiye’de en çok beğenilen siyasi isim yüzde 44 ile Recep Tayyip Erdoğan oldu.

GÜL, İLK 5 ARASINDA YER ALAMADI

Erdoğan’ı yüzde 36 ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, yüzde 28 ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, yüzde 26 ile Kemal Kılıçdaroğlu, yüzde 25 ile Devlet Bahçeli, yüzde 22 ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer takip ediyor. Tunç Soyer’in arkasından Meral Akşener, Abdullah Gül ve Selahattin Demirtaş geldi.

Mantar toplayan köylülere işkence yapan polis yeniden yargılanacak

Politika

ABD Türkiye’nin S-400 mektubuna cevap vermiyor

ABD’nin S-400 krizinin çözümü için Türkiye’nin yazdığı mektuba cevap vermediği ortaya çıktı. Krizin çözümü için AKP, Biden yönetimine zeytin dalı uzatırken Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, teknik çözümlerin mümkün olduğunu belirtti ve “ABD çözüm için yazdığımız mektuba yanıt vermeli” dedi.

BOLD – Ankara ile Washington arasındaki S-400 gerilimi devam ederken ABD’nin Türkiye’nin yazdığı mektuba cevap vermediği ortaya çıktı. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ise ABD’ye seslenerek, S-400 probleminin çözümü için Türkiye tarafından yazılan mektuba cevap verilmesini istedi.

AKAR: TEKNİK ÇÖZÜMLER MÜMKÜN

İki ülke arasındaki S-400 gerilimi karşılıklı açıklamalarla devam ederken son açıklama Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’dan geldi. Teknik çözümlerin mümkün olduğunu söyleyen Akar, “S-400 savunma sistemi, tehdit ve tehlikeye karşı ihtiyaç duyulduğunda kullanılır. Türkiye’ye karşı bir taarruz niyeti yoksa kimseye zararı yok” diye konuştu.

TÜRKİYE S-400’E ÇÖZÜM BULAMIYOR

Akar, Türkiye mektubuna cevap verilmediği vurgulayarak “ABD çözüm için yazdığımız mektuba yanıt vermeli” dedi. “S-400 meselesi üzerinden ülkemize F-35 başta olmak üzere birtakım kısıtlamalar uygulanması müttefiklik ruhuna uygun değil” ifadesini kullandı.

Diğer yandan ABD’deki yönetim değişikliğinin ardından gözler Joe Biden’in Türkiye politikasında.  Biden yemin ederek göreve başladığı 20 Ocak’tan bu yana AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı aramadı ve ABD yönetimi Türkiye’nin S-400 savunma sisteminden vazgeçmesi için defalarca kez açıklama yaptı.

ABD’DEN GİRİT MODELİNE DE RET CEVABI

Türkiye ise ABD yönetiminin geri adım atmaması üzerine Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, aracılığıyla ilişkileri yumuşatmak için bir öner sundu. Girit Modeli önerisi ile S-400’lerin depoya kaldırılabileceği sinyali verildi. Bununla birlikte Türkiye, bu teklifini ABD’nin Suriye’de işbirliği yaptığı PYD/YPG yapılanmasını “terörist örgüt” ilan etmesi ve bu örgütlere desteği çekmesi şartına bağladı.

ABD yönetimi, Hulusi Akar’ın teklifine de pozisyonumuz değişmedi şeklinde karşılık vererek teklifi reddetti. Washington’dan üst üste yapılan açıklamalara son olarak geçtiğimiz günlerde Savunma Bakanlığının açıklaması eklendi.

ABD: BU SİSTEMİ ELİNDE TUTMAMAYA ÇAĞIRIYORUZ

Bakanlık Sözcüsü John Kirby, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi alımı nedeniyle F-35 uçaklarının ortak üretimi ve satışı programından çıkartıldığını hatırlattı ve bu durumun hala geçerliliğini koruduğunu belirtti. Ayrıca “Tekrar etmek gerekirse, Türkiye’yi S-400 sisteminin teslimat sürecini devam ettirmemeye ve bu sistemi elinde tutmamaya çağırıyoruz” ifadesini kullandı.

Kirby açıklamasında Türkiye’nin son 10 yılda ABD’den Patriot savunma sistemi satın almak için çok sayıda fırsatının olduğunu ama onun yerine Rusya’dan S-400 almayı tercih ettiğini vurguladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price ise yaklaşık 2 buçuk hafta önce yaptığı açıklamada ABD’nin S-400 konusundaki duruşunun değişmediğini yinelemişti.

Okumaya devam et

Politika

HDP’siz seçim planı devrede

Kapatma davası iddiaları ve milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması girişimleri HDP’yi köşeye sıkıştırdı. Masada duran sine-i millet seçeneği ise her geçen gün imkansızlaşıyor. İktidarın planı ise 2023 seçimlerine HDP’siz girmek.

BOLD – İktidar kanadı, kapatma davası tehdidi altındaki HDP’nin vekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması için harekete geçince, kulislerde sine-i millet formülü tartışılmaya başlandı. Ancak Türk siyasi tarihinde hep bir koz olarak kullanılmasına karşın, sine-i millet hiç gerçekleşmedi.

HEDEF 2023’E HDP’SİZ GİTMEK

Son olarak dokunulmazlığın kaldırılması talebiyle 25 milletvekili hakkında hazırlanan 33 fezleke daha Meclis Başkanlığı’na sunuldu. Bu fezlekelerden 28’si HDP’li milletvekillerine ait. Bununla birlikte Mecliste HDP’li bütün vekiller hakkında fezleke bulunuyor.

Toplamda Meclis Başkanlığı’nda dokunulmazlığın kaldırılması talebiyle 1.300’ün üzerinde fezleke bekliyor. Fezlekelerin görüşülmesi tarihi sıraya göre yapılmıyor. İstenilen fezleke öne çekilerek ele alınabiliyor. Cumhuriyet gazetesinin haberine göre ise HDP’li milletvekilleri hakkındaki fezlekelerin “içeriklerine göre” bir an önce TBMM Karma Komisyonu’na gelmesi bekleniyor. Hakkında “terörle mücadeleye muhalefet, terör örgütlerine destek ve halkı devlete karşı tahrik etme” gibi suçlardan fezleke bulunan milletvekillerinin komisyonda “dokunulmazlıklarının düşürülmesi” yönünde karar alınacak. Ardından da Genel Kurul’da HDP’li isimlerin dokunulmazlığı kaldırılacak.

SEÇİM AYARLI HAMLELER

HDP’li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve yargılama süreçlerinin en az bir yılı bulacağı belirtiliyor. HDP’li isimlerin yargılama sonrası suçlu bulunması ve milletvekilliklerinin düşmesi halinde bile yeterli yasal süre kalmadığı için 2023 seçimleri öncesinde bir ara seçim yapma ihtimali de ortadan kalkıyor.

Diğer yandan bir dava açılarak HDP’nin kapatılması ve 2023 seçimlerine HDP’siz girilmesi seçeneği de kulislerde konuşuluyor. İddialara göre AKP, özellikle doğu illerindeki muhafazar HDP seçmeninin oylarını bu yolla kendine yönlendirmeyi planlıyor.

BİR SEÇENEK OLARAK SİNE-İ MİLLET

Tüm bu senaryolarla birlikte HDP’nin bu süreçte “mümkün olduğunca parlamento çatısı altında siyaset yapma yönünde adım atacağı” ifade ediliyor. Ancak sine-i millet de HDP’nin önünde henüz bir seçenek olarak duruyor.

Anayasa’nın 78. maddesine göre TBMM üyeliklerinde en az 30 sandalyenin boşalması durumunda 3 ay içinde ara seçim yapılması gerekiyor. HDP’nin Mecliste 56 milletvekilinin istifası ile ara seçimin önü açılabilir. Ancak Anayasa’nın 84. maddesinde yer alan ”İstifa edenin milletvekilliğinin düşmesi, TBMM Başkanlık Divanınca tespit edildikten sonra, TBMM Genel Kurulunca kararlaştırılır” hükmü nedeniyle istifaların AKP-MHP ittifakınca onaylanmaması ve ara seçimin engellenmesi ihtimali de siyasi hesaplamalara dahil ediliyor.

HDP’de sine-i millet tartışması, belediye başkanlarının görevden alınması, yerlerine kayyum atanması ve partiye yönelik baskılar sonrasında Kasım 2019’da da masaya yatırılmış ancak bu yönde bir karar alınmamıştı.

SİNE-İ MİLLET NEDİR?

Sine-i millete, Türkiye siyasi tarihinde siyasi temsil meşruiyetini yitirdiği düşünülen TBMM’den çekilerek siyasete halk içinde devam için kullanılan bir tanımlamadır. Türkiye tarihinde hemen her dönem birçok siyasetçi tarafından dile getirilmiş olsa da fiili olarak şimdiye kadar herhangi bir siyasi parti tarafından uygulanmamıştır.

Bununla birlikte 1989’da Turgut Özal’ın cumhurbaşkanı seçilmesi sonrası DYP’li Murat Sökmenoğlu, Özal’ın gerekli oyu almadan seçildiğini ileri sürerek tepki amacıyla istifa etti. Sökmenoğlu’nun bu istifası Türk siyasi tarihinde sine-i milletin tek örneği olarak gösteriliyor.

Okumaya devam et

Politika

Türkiye yine ‘parti kapatma’yı konuşuyor: Güçlenerek dönüyorlar!

HDP’nin kapatılması için harekete geçen Cumhur İttifakı, 2023 planını uygulamaya başladı. Çok partili döneme geçildiğinden bu yana komünizm, irtica, bölücülük gibi gerekçelerle sayısız partinin kapısına kilit vuruldu. Ancak önemli siyasi hareketler güçlenerek geri geldi.

BOLD – Cumhur İttifakı’nın HDP’nin kapatılmasına yönelik çağrıları küçük partilerin de desteğini aldı. Parti kapatma tartışması Türkiye gündemine bir kez daha oturdu. Cumhuriyet’ten Sefa Uyar’ın haberine göre, kapatılan partiler güçlenerek dönüyor.

Türkiye İkinci Dünya Savaşı’nın sonlanmasının ardından, Nuri Demirağ liderliğindeki Milli Kalkınma Partisi (MKP) ve CHP’den koparak kurulan Demokrat Parti ile birlikte çok partili siyasi yaşama adım attı. Daha önceki denemelere karşın başarılı olan bu süreçte, çok sayıda siyasi parti de kapatıldı.

KOMÜNİZM VE İRTİCA

27 Mayıs 1960 askeri müdahalesine kadarki süreçte, parti kapatmaların çoğunluğunun gerekçesini “komünizm propagandası yapmak” ve “irticayı teşvik etmek” oluşturdu. Bu kapsamda: İslam Koruma Partisi, 1946’da; İslam Demokrasi Partisi, 1952’de; Türk Muhafazakâr Partisi, 1953’te ve Millet Partisi 1954’te “dini siyasete alet etmek” gibi gerekçelerle kapatıldı. Çiftçi Köylü Partisi, 1946’da; Türk Sosyal Demokrat Partisi, Türkiye Sosyalist İşçi Partisi ile Türkiye Sosyalist Emekçi ve Köylü Partisi 1946’da; Türkiye Sosyalist Partisi, 1952’de ve Hikmet Kıvılcım liderliğinde 1954’te kurulan Vatan Partisi ise 1957’de “komünistlik” gibi suçlamalarla kapatılan partilerden bazılarını oluşturdu. Demokrat Parti (DP) ise bu süreçte kapatılan partiler arasında en bilineni oldu. DP, 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesinin ardından 29 Eylül 1960’ta, askeri mahkeme kararıyla kapatıldı.

ADALET PARTİSİNDEN DYP’YE

Kapatılan partilerin bazıları, farklı siyasi adlar ile siyasete devam etti. 1950 seçimlerinde yüzde 52.64 ile iktidara gelen, oy oranını 1954 seçimlerinde yüzde 57.61’e çıkaran ancak ekonomik sıkıntılar gibi nedenlerle halk desteğini yitirmeye başlayan DP, 1957 seçimlerinde 47.87’ye geriledi ve Meclis’te çok sayıda sandalye kaybetti. DP’nin kapatılmasının ardından başta Adalet Partisi olmak üzere bazı partiler, DP’nin mirasını taşıdığı iddiasıyla Türk siyasi sahnesinde yer aldı.

Demokrat adını andırdığı için Demir Kırat sloganını kullanan AP, 1960’taki askeri müdahalenin ardından yapılan ilk genel seçimlere katılarak yüzde 34.8 oy oranı ile sandıktan ikinci parti olarak çıktı ve sandıktan birinci çıkmasına karşın çoğunluğu bulamayan CHP ile koalisyon kurdu. Daha sonra partinin genel başkanlığına, sonraki yıllarda (1993) cumhurbaşkanı Süleyman Demirel geçti. Demirel liderliğindeki AP, 1965 seçimlerinde aldığı yüzde 52.87 oy ile birinci parti oldu. 12 Eylül askeri darbesi ile kapatılan siyasi partilerin 1983’te yeniden açılması ile birlikte AP’nin mirasçısı olarak değerlendirilen Doğru Yol Partisi (DYP) kuruldu.

MİLLİ GÖRÜŞ

Partilerinin kapatılmasına karşın farklı siyasi partiler kuran bir çizgi de Milli Görüş çizgisi. Necmettin Erbakan liderliğinde kurulan ve “laikliğe aykırı eylemleri” nedeniyle 1971’de kapatılan Milli Nizam Partisi’nin mirasçısı, 1972’de açılan Milli Selamet Partisi oldu. Kurulduktan bir yıl sonraki genel seçimlere katılan MSP, yüzde 11’lik oy oranı ile 48 milletvekili çıkardı ve 1974’teki koalisyonun ortağı oldu. 1977 genel seçimlerinde oy oranı yüzde 8.6’a düşen MSP, 1980’de “laikliğe aykırı eylemler” gerekçesi ile kapatıldı.

Milli Görüş çizgisi, 1983’te kurulan Refah Partisi (RP) adıyla siyasete devam etti. Kurulduktan sonraki ilk seçimlere katılamayan RP, 1986’daki ara seçimlere katıldı ancak oy oranı yüzde 4.76’da kaldı. 1994’teki yerel seçimlerde İstanbul ve Ankara belediye başkanlıklarını kazanan, 1995 genel seçimlerinde ise yüzde 21.38 oy ile sandıktan birinci çıkan RP, 1998’de “laikliğe aykırı eylemleri” nedeniyle kapatıldı.

ERDOĞAN GÖMLEK DEĞİŞTİRDİ

Milli Görüş çizgisi, RP’nin ardından Fazilet Partisi adıyla siyasete devam etti ancak Fazilet Partisi, 2001’de, RP’nin devamı olduğu ve “laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline geldiği” gerekçesiyle kapatıldı. Fazilet Partisi’nin kapatılmasının ardından iki yeni parti siyasi yaşama katıldı: “Milli Görüş gömleğini” çıkaran ve Fazilet Partisi’ndeki yenilikçi kanadı oluşturan Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve Bülent Arınç gibi isimlerin liderliğindeki AKP ile Milli Görüş çizgisini devam ettiren gelenekçilerin kurduğu Saadet Partisi. 2001’de kurulan AKP, bir yıl sonra gerçekleştirilen seçimlerde aldığı yüzde 34.28 oy oranı ile sandıktan ilk parti olarak çıktı ve 19 yıllık iktidarını başlatmış oldu. Saadet Partisi ise yüzde 2.49 oy oranı ile Meclis dışında kaldı. AKP için de 2008’de “laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği” gerekçesiyle kapatma davası açılsa da söz konusu dava, 6 AYM üyesinin aleyhte oy kullanması nedeniyle reddedildi.

KOMÜNİZMİN YERİNİ BÖLÜCÜLÜK ALDI

Parti kapatma davaları, 1961’de Anayasa Mahkemesinin kurulmasıyla birlikte AYM tarafından görülmeye başlandı. Günümüze kadar 25 siyasi parti AYM tarafından kapatıldı. Daha önce kapatma gerekçelerinden olan komünizm propagandası yapmanın yerini ise ‘bölücülük’ aldı. Bu kapsamda, kapatılan 25 siyasi partinin kapatılma gerekçelerini, bölücülük, laikliğe aykırı eylemler ve yasal zorunlulukları yerine getirmemek oluşturdu. Kapatılan partilerin 6’sı, 12 Eylül darbesi ile tüm siyasi partilerin faaliyetlerinin yasaklanması öncesinde, 19’u ise 1983’te siyasi partilerin faaliyetlerinin serbest bırakılmasının ardından günümüze kadar geçen süreçte kapatıldı. AYM tarafından kapatılan 25 siyasi parti ve kapatılış yılları şöyle:

İşçi-Çiftçi Partisi (1968), Türkiye İleri Ülkü Partisi (1971), Türkiye İşçi Partisi (1971), Milli Nizam Partisi (1972), Büyük Anadolu Partisi (19 Aralık 1972), Türkiye Emekçi Partisi (1980), Huzur Partisi (1983), Türkiye Birleşik Komünist Partisi (1991), Halk Partisi (1991), Sosyalist Parti (1992), Halkın Emek Partisi (1993), Özgürlük ve Demokrasi Partisi (1993), Sosyalist Türkiye Partisi (1993), Yeşiller Partisi (1994), Demokrasi Partisi (1994), Demokrat Parti (1994), Sosyalist Birlik Partisi (1995), Demokrasi ve Değişim Partisi (1996), Emek Partisi (1997), Diriliş Partisi (1997), Refah Partisi (1998), Demokratik Kitle Partisi (1999), Fazilet Partisi (2001), Halkın Demokrasi Partisi (2003), Demokratik Toplum Partisi (2009).

KÜRTÇE YEMİN KİRİZİ

Türkiye’de etnik kökene dayalı toplamda 9 Kürt partisi kuruldu. Söz konusu partilerden 5’i bölücülük gerekçesiyle kapatıldı. İlk partileri, Sosyaldemokrat Halkçı Parti’den 1989’da Paris’te düzenlenen “Kürt Ulusal Kimliği ve İnsan Hakları” konulu konferansa katıldığı gerekçesiyle ihraç edilenler ve buna tepki göstererek istifa edenler tarafından 1990’da kurulan Halkın Emek Partisi (HEP) oldu. 1991’deki seçimlere barajın aşılamayacağı gerekçesiyle SHP listesinden giren HEP’liler, Meclis’te 21 milletvekili ile temsil edildi. 1992’de, Meclis’in açılışında yaşanan “Kürtçe yemin krizi” nedeniyle kapatılma davası açılan HEP, 1993’te, “devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozma amacını taşımak” gerekçesiyle kapatıldı.

HEP’in kapatılması sürecinde Özgürlük ve Demokrasi Partisi (ÖZDEP) kurulsa da aynı yıl ÖZDEP de kapatıldı. Bu nedenle bazı HEP milletvekilleri, Demokrasi Partisi’ne (DEP) geçti. DEP de 1994’te AYM kararıyla kapatıldı. Aynı yıl, Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) kuruldu. 1995’teki genel seçimlere katılan ancak yüzde 10 barajını aşamayan HADEP, parti kongresinde terör örgütü PKK bayrakları ile PKK elebaşı Abdullah Öcalan posterlerinin açılması ve Türk bayrağının indirilmesi olayları ile gündeme geldi. HADEP de 2003’te, “yasa dışı faaliyetlerin merkezi” olduğu gerekçesi ile kapatıldı. Aynı siyasi gelenek içinde yer alan ve 1997’de kurulan Demokratik Halk Partisi (DEHAP) hakkında 2002’de kapatılma davası açılsa da DEHAP 2005’te kendini feshetti.

21 BAĞIMSIZ MİLLETVEKİLİ

HADEP ve ardından DEHAP’ın mirasçısı olarak ise Demokratik Toplum Partisi (DTP), 2005’te kuruldu. Seçim barajı nedeniyle 2007 seçimlerine “Bin Umut Adayları” adıyla bağımsız olarak seçime giren DTP, arasında Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak ve Leyla Zana gibi isimlerin de bulunduğu 21 milletvekili ile Meclis’te temsil edildi. “PKK’nin terör örgütü olmadığı” yönündeki açıklamaları ile tepki çeken DTP, 2009’da, “devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü aleyhine eylemlerin odağı haline gelmesi, terör örgütü tarafından kurulması ve Öcalan’dan talimat alması” gerekçeleri ile kapatıldı. Böylece DTP; HEP, DEP, ÖZDEP ve HADEP’in ardından bu siyasi çizgiden kapatılan 5. ve son siyasi parti oldu. DTP’liler ise 2008’de kurulan Barış ve Demokrasi Partisi’nde (BDP) siyasete devam etti. BDP, kapatılan 5 parti ve kendini fesheden bir partinin ardından bu siyasi çizgide kurulan 7. parti oldu. Ancak BDP, 2014’te adını Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) olarak değiştirdi ve milletvekilleri 2012’de kurulan Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) katıldı. HEP ile başlayan Kürt partileri, bugün 2 siyasi parti ile temsil ediliyor.

AKP-HDP ORTAK GİRİŞİMİ: ÇÖZÜM SÜRECİ

“Türkiyelileşme” politikası yürüttüğü iddiasıyla çıkan HDP, AKP ile yürütülen Çözüm Süreci’nde oy oranını artırdı. Terör örgütü PKK yöneticilerinden Cemil Bayık’ın da oy verilmesi çağrısında bulunduğu HDP, barajı geçen ilk Kürt partisi oldu ve Haziran 2015 seçimlerinde yüzde 13,12 oy alarak 80 milletvekili çıkardı. Ancak HDP, Kasım 2015 erken seçiminde oylarını koruyamadı ve yüzde 10.76’ya geriledi. HDP’nin oy kaybında, HDP’li milletvekillerinin PKK’li teröristlerin cenazelerine katılması ve “Çözüm Süreci”nde silah ve mühimmat depolayan PKK’ye karşı Güneydoğu’da yürütülen “Hendek Operasyonları” etkili oldu. Yaklaşık 6 ay süren operasyonlar sırasında, PKK tarafından belediye kontrolündeki yolların altına bomba döşenmesi ve binalar arasında tüneller oluşturulması kamuoyunun tepkisini çekerken, operasyonlar sırasında 800’ü aşkın asker, polis veya korucu şehit oldu.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0