Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Halkbank davası için baskı yapan Türk siyasetçilerin isimlerini tek tek açıklandı

Hakim Richard Berman, Halkbank davasıyla ilgili Türk hükumetinin ABD’de çeşitli lobi güçlerini de kullanarak Amerikan yargı sistemine baskı yapmakla suçladı. Baskı yapanların isimlerini de verdi.

BOLD – ABD’de New York Güney Bölgesi Federal Mahkemede devam eden Halkbank davasına bakan yargıç Richard Berman, Türk hükumetini ABD’de çeşitli lobi güçlerini de kullanarak ülkedeki yargı sistemine baskı yapmakla suçladı.

Yargıç Berman, Türkiye’nin hem Rıza Zarrab ve Hakan Atilla davasında hem de Halkbank davasında farklı şahısları ve lobi şirketlerini devreye sokarak dava sürecine etkide bulunmaya çalıştığını belirtti.

ZARRAB’I SERBEST BIRAKMA ÇABALARI

Yargıç Berman açıklamasında Rıza Zarrab ve Hakan Atilla’nın tutuklanmaları ve suçlama yöneltilmesi sonrasında Türkiye tarafından başlatılan bir görüşme trafiğinde “sıra dışı temaslar” yaşandığı ve mahkeme salonu dışında devlet yetkilileri, avukatlar ve lobiciler arasında görüşmeler yapıldığını kaydetti.

Berman bu görüşme trafiğinin amacının Rıza Zarrab’ın serbest bırakılması ve Türkiye’ye iade edilmesini sağlamak olduğunu söyledi.

ERDOĞAN VE DAMADI İLE AKP’Lİ BAKANLAR

Çok sayıda üçüncü şahsın bu davalarla ilgili devreye sokulduğunu belirten Berman, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve damadı Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, eski Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, eski Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in bu davalarla ilgili ABD’de kampanyalar yürüttüğünü kaydetti.

ABD TARAFINDA TRUMP BAŞI ÇEKİYOR

Yargıç Berman Amerikan tarafında da Başkan Donald Trump, eski ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, eski ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, eski ABD Adalet Bakanı Loretta Lynch, eski New York Belediye Başkanı Rudolph Giuliani ve eski ABD Adalet Bakanı Michael Mukassey’in dolaylı olarak bu davalara müdahil olduğunu belirtti.

DAVAYLA GİRİŞİMLER SONUÇSUZ KALDI

Görüşmelerdeki diğer bir hedefin de Atilla’nın mahkumiyeti sonrasında Halkbank hakkında iddianame hazırlanmasının ve yüksek meblağda bir ceza almasının engellenmesi olarak belirtildi. Ancak Yargıç Berman 15 Ekim’de açıklanan iddianame ile bu girişimlerin sonuçsuz kaldığını kaydetti.

HAKİM HALKBANK’IN TALEPLERİNİ REDDETTİ

ABD’de İran yaptırımlarını delmeye yardımla suçlanan Halkbank’ın avukatı aracılığıyla yaptığı sınırlı ve özel katılım talebini mahkeme dün reddetmişti. Mahkeme yargıcı Berman, Halkbank “New York’a gelsin ve suçlamalara cevabını versin” ifadelerini kullanmıştı.

Yargıç Richard Berman, Halkbank’ın, mahkemenin yetkisini sorgulamadan önce davaya resmi olarak müdahil olması gerektiğine karar verdi.

Yargıç Berman Halkbank’ın önünde iki mantıklı yol bulunduğunu, bunlardan birinin mahkemeye çıkarak yasal savunmasını yapmak diğerinin ise mahkemeye çıkmayarak bunun riskleriyle yüzleşmek olduğunu söyledi.

Berman “Eğer Halkbank bölge mahkemesinin yargı yetkisiyle ilgili talebine yönelik karar vermesini istiyorsa, bu ikilemi ortadan kaldırmak onun elinde. New York’a gelsin ve suçlamalara cevabını versin ya da onun yerine yasal temsilcisi cevaplasın” dedi.

MAHKEMENİN GEREKÇELERİ

Mahkemenin internet sitesinde yayınlanan detaylı açıklamada Yargıç Berman, Halkbank’ın ABD’deki hukuki temsilcisi King & Spalding firması aracılığıyla yaptığı talebin reddine temel teşkil eden nedenleri ayrıntılarıyla gerekçelendirdi.

Yargıç Berman, Halkbank’ın suçu kabul etmek ya da reddetmek için şimdiye kadar mahkemeye çıkmadığını ve bankanın kendisi ile ilgili suçlamalar hakkında bilgilendirildiği konusunda şüphe olmadığı belirtildi.

Berman Halkbank’ın gönderilen iki celp, Sarraf ve Atilla dava süreçleri ile iki yıl boyunca bağlantılı olması sebebiyle mahkemeye çıkmayarak kaçak konumuna düşebileceğini belirtti. Halkbank’ın ABD’de yerleşik olmadığı ve yargıdan kaçmadığı” sebebiyle “kaçak duruma düşme salahiyeti olmadığı” savının geçerli olmadığını kaydetti.

Yargıç Richard Berman, Halkbank’ın talebini reddetti

Dünya

Ermenistan’da darbe girişimi: Ordudan Paşinyan’a muhtıra

Ermenistan ordusu Başbakan Nikol Paşinyan ve hükumetin istifasını istedi. Paşinyan ise Genelkurmay Başkanı Onik Gasparyan’ı görevden aldığını açıkladı. Paşinyan ayrıca bir darbe girişimi yaşandığını ilan ederek halktan destek istedi.

BOLD – Azerbaycan mağlubiyetinin ardından suların durulmadığı Ermenistan’da bu sefer darbe gerilimi yaşanıyor. Ermenistan ordusu, Başbakan Nikol Paşinyan ve hükumetinin istifasını istedi. Paşinyan ise istifa talebine, Genelkurmay Başkanı Onik Gasparyan’ı görevden aldığını ilan ederek karşılık verdi.

ORDU “İSTİFA” İSTEDİ

Azerbaycan mağlubiyetinin ardından zor günler geçiren Paşinyan hükumeti, bu sefer de muhtıra ile karşı karşıya kaldı. Ordu, Paşinyan’ın ve hükumetinin istifa etmesi için muhtıra verdiğini açıkladı.

ERMENİSTAN ORDUSU: HER ŞEYİN BİR SINIRI VAR

Genelkurmay Başkanı, yardımcıları ve çok sayıda üst düzey askeri komutan tarafından imzalanan açıklamada, “Başbakan ve hükumetin artık makul kararlar veremeyeceği” belirtildi. “Ermenistan Silahlı Kuvvetleri, görevdeki hükümetin silahlı kuvvetleri karalamayı amaçlayan saldırılarına uzun bir süre sabırla tahammül ediyordu, ancak her şeyin bir sınırı var” denilen açıklamada, hükümetin “etkisiz” yönetiminin ve “dış politikadaki ciddi hataların” ülkeyi yıkımın eşiğine getirdiği iddia edildi.

PAŞİNYAN’DAN KARŞI HAMLELER

Paşinyan ise “istifa et” çağrılarına olumsuz cevap verdi. Karşı hamlede gecikmeyen Ermenistan Başbakanı istifa çağrısını “darbe girişimi” olarak nitelendirerek, destekçilerini sokağa çağırdı.

Halk desteğini arkasına almak isteyen Paşinyan ayrıca Genelkurmay Başkanı Onik Gasparyan’ı görevden aldığını duyurdu.

Diğer yandan Dağlık Karabağ’daki yenilginin ardından sıkıntılı günler yaşayan Paşinyan, hafta içinde Genelkurmay Başkan Yardımcısını görevden almıştı. Son olarak ise yerel medyaya verdiği bir röportajda Rus İskender füzelerini çatışmalar sırasında Azerbaycan’a karşı kullandıklarını ilk kez açıkladı. Açıklamasında füzelerin ancak yüzde 10’unun patladığını geri kalan kısmının ise infilak etmediğini belirtti.

Paşinyan’a karşı muhtıranın, bu açıklamasının hemen ertesi günü yaşanması ise dikkat çekti.

Okumaya devam et

Dünya

BM: Akdeniz’de hafta sonu yaşanan faciada en az 41 göçmen hayatını kaybetti

Birleşmiş Milletler’e bağlı 2 kuruluş, hafta sonu Akdeniz’in orta kesiminde yaşanan göçmen faciasında en az 41 kişinin öldüğünü açıkladı.

BOLD – Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Göç Örgütü (IOM) İtalya Şubesi ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliğinden (UNHCR) yapılan ortak yazılı açıklamada, 20 Şubat’ta yaşanan bot kazasında lastik botta bulunan en az 41 kişinin boğularak can verdiği belirtildi. Olayda Vos Triton isimli gemi tarafından 77 kişi lastik bottan kurtarılmıştı.

İtalya’nın güneyindeki Porte Empedocle limanındaki UNHCR yetkililerinin kurtulanların ifadesinden elde ettiği bilgilere göre, 18 Şubat’ta Libya’dan ayrılan lastik botta, biri hamile 6 kadın ve 4 çocuk olmak üzere 120 kişi bulunuyordu.

Denize açıldıktan 15 saat sonra bot su almaya başladı ve acil yardım çağrısında bulunuldu.

Açıklamada, zor durumdaki bota, 3 saat sonra Vos Triton gemisinin zor bir operasyonla yardım ettiği, bu sırada çok sayıda kişinin öldüğü bilgisine yer verildi.

BM kurumlarının ortak açıklamasında, Libya üzerinden Orta Akdeniz’i geçmeye çalışan on binlerce göçmenin insan kaçakçıları ve milislerin “tarifsiz vahşetinin” kurbanı olduğu, 2021 yılının başından bu yana 160 düzensiz göçmenin denizde hayatını kaybettiği kaydedildi.

Açıklamada, 1 Ocak-21 Şubat 2021 tarihlerinde Akdeniz’i geçerek İtalya’ya ulaşanların sayısının 3 bin 800’den fazla olduğu, bunların 2 bin 257’sinin Libya’dan hareket ettiği belirtildi.

AKDENİZ GÖÇÜNÜN BİLANÇOSU

Akdeniz’de Avrupa’ya yönelik 3 temel göç rotası bulunuyor: Batı, Orta ve Doğu Akdeniz.

Bu rotalar içerisinde en ölümcül olan rota Libya’dan başlayıp deniz yoluyla Malta ve İtalya’ya ulaşan Orta Akdeniz göç rotası.

Afrika ve Asya’dan savaşlar, iç savaşlar, baskı ve ekonomik nedenlerle daha iyi bir hayat ümidiyle başlayan göç yolculuğunda binlerce umut yolcusu Akdeniz’de hayatını kaybetti.

Yıllara göre Akdeniz’de göçmen facialarında kaydedilen can kayıpları şöyle:

  • 2014 – 3 bin 283
  • 2015 – 4 bin 054
  • 2016 – 5 bin 143
  • 2017 – 3 bin 139
  • 2018 – 2 bin 299
  • 2019 – 1 885
  • 2020 – 979

(Kaynak: statistica.com)

Çin’in Uygur zulmü İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün raporuna da girdi

Okumaya devam et

Dünya

Diktatör Franco’nun son heykeli de yıkıldı

İspanya, ülkeyi yaklaşık 40 yıl boyunca diktatörlükle yöneten Francisco Franco’nun son heykelini de kaldırdı. Heykel, İspanya’nın kuzeybatı Afrika’daki özerk şehri Melilla’da bulunuyordu.

BOLD – Bir süredir diktatörlük döneminin ülkedeki izlerini silmeye çalışan İspanya, Francisco Franco’nun son heykelini de kaldırdı. Kuzeybatı Afrika’daki özerk şehir Melilla’da bulunan heykel, Franco’nun 1978’deki ölümünden 3 yıl sonra yapıldı.

Euronews’in haberine göre heykel, herhangi bir taşkınlık yaşanmadan bir kepçe ve vinç ile yerinden sökülerek kamyona yüklendi. Heykel Franco’nun Kuzey Afrika’daki Berberi kabileleriyle İspanya arasında 1920’lerde yaşanan Rif Savaşı anısına yapılmıştı.

Ülkedeki sosyalist partiler, sosyalist İspanyayı yaklaşık 40 yıl yöneten Franco’nun izlerini silmek için Mecliste 16 ay boyunca mesai harcamıştı. Bu kapsamda İspanya’da 2007 yılında çıkarılan Tarihi Bellek yasası ile Franco ve diktatörlüğe ait tüm izlerin silinmesi kararı alınmıştı. Yasa, Franco’ya ait ve kamuya açık devlet eliyle yaptırılan bütün heykellerin kaldırılmasını da içeriyor.

Yasa kapsamında başkent Madrid yakınlarındaki Şehitler Vadisi’nde bulunan Franco’nun anıt mezardaki naaşı ve kalıntıları 44 sene sonra aile mezarlığına taşınmıştı. Francisco Franco’nun döneminde büyük insan hakları ihlallerinin yaşandığı ve birçok insanın faili meçhul cinayetlerde hayatını kaybettiği biliniyor. Ayrıca tam rakam bilinmemekle birlikte 200 bin ila 400 bin insanın öldürüldüğü tahmin ediliyor.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0