Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Hakan Şükür’den darbe açıklaması: “Suçlular kimse ceza alsın”

Euronews’e konuşan eski milli futbolcu Hakan Şükür, darbe suçlamalarına cevap verdi: “Hakkımda böyle bir iddianame yok. Sadece kara propaganda var. Suçlular kimse ceza alsın. Bunu en çok ben isterim. Hangi hareketten, hangi cemaatten kim varsa ceza alsın.”

BOLD – AKP iktidarının oluşturduğu baskı ortamı sebebiyle Türkiye’yi terk etmek zorunda kalan on binlerce kişiden biri olan eski milli futbolcu Hakan Şükür, hakkındaki iddialarla ilgili Euronews’e konuştu.

İşte “Neden siyasete girdi? Darbe suçlamaları için ne diyor? Fethullah Gülen ile ilişkisi nasıl? Ailesinin güvenliğinden endişe ediyor mu? Mal varlığına el konulduktan sonra ne iş yaptı ve bundan sonra ne yapmak istiyor?” soruları yöneltilen eski milli futbolcunun cevapları…

SİYASETE ERDOĞAN’IN BASKISI İLE GİRDİĞİNİ BELİRTTİ

Aktif futbolu bıraktıktan sonra, antrenörlük lisansını aldığını, kesinlikle siyaseti düşünmediğini belirten Şükür, “Dönemin başbakanı (Erdoğan) ülkenin bana ihtiyacı olduğunu söyleyerek ısrar etti, baskı yaptı” sözleriyle, Meclis’e neden girdiğini açıklıyor.

ŞİKE DAVASI SÜRECİNDE YARGIYA MÜDAHALE ETMEM İSTENDİ

Futbol projelerini ülke çapında gerçekleştirme imkanı vadedildiğini kaydedip seçildikten sonra bunun mümkün olmayacağını anladığını ifade ediyor. “Aslında siyasetin imajımızı, şöhretimizi kullandığını fark ettim” diyerek şike davası sürecinde yargıya müdahale etmesinin istendiği bilgisini paylaşıyor.

BİZE GELSİN YARGILANSIN DİYENLER, KENDİLERİ YARGILANMADI

17-25 Aralık’ta ‘güven sarsıntısı’ yaşadığını söyleyen Hakan Şükür, 4 bakanın yargılanmaması olayına atıfla “Bize gelsin yargılansın diyenler, kendileri hakkındaki suçlarla ilgili yargılanmadı” çıkışı yapıyor.

EŞİMİN İŞ YERİ TAŞLANDI ÇALIŞANLARI TACİZ EDİLDİ

AKP’den istifası sonrası tehditler aldığını açıklayarak eşinin iş yerinin taşlandığını, çalışanların taciz edildiğini ve bundan dolayı ülkeden ayrılmaya karar verdiklerini vurguluyor.

SİSTEMDEKİ HATALARI SORGULAYANLAR HAİN VE TERÖRİST İLAN EDİLİYOR

Eski milli futbolcuya göre o gün ses çıkaramayanlar, mahallecilik yapanlar bugün artık çok geç kalındığını görüyor. “Türkiye artık, sistemdeki hataları sorgulayanların hain ve terörist ilan edildiği bir ülke haline geldi.”

DEĞERLERİN ARKASINA SAKLANIP SUÇ İŞLEYENLERE SÖZ SÖYLENMİYOR

Bütün yaşananlara rağmen geleceğe dair umudunu koruyan Şükür, “Ben, devletimi, milletimi, bayrağımı, bütün değerlerimi çok seviyorum” deyip ekliyor, “Bu değerlerin arkasına saklanıp suç işleyen insanlara söz söylemek, değerlerimize söylenmiş gibi görülüyor.”

İNSANLAR SUÇSUZLUĞUNU DEĞİL İDDİA SAHİBİ SUÇU İSPATLAMALI

Darbe suçlamalarına da değinerek şunları ifade ediyor: “Hakkımda böyle bir iddianame yok. Sadece kara propaganda var. İnsanlar suçsuzluğunu değil, iddia sahibi suçunuzu ispat etmek zorunda. Suçlular kimse ceza alsın. Bunu en çok ben isterim. Hangi hareketten, hangi cemaatten kim varsa ceza alsın.”

CEMAATİN ORGANİZASYONLARINA ERDOĞAN’IN UÇAĞI İLE GİTTİK

Gülen Hareketi’nin bir dönem Türkiye’de özellikle iktidarca el üstünde tutulduğunu hatırlatan eski milli futbolcu, bu cemaatin düzenlediği organizasyonlara da AKP üyeleriyle katıldığını, hatta Recep Tayyip Erdoğan’ın uçağıyla dahi götürüldüğünü aktarıyor.

KARİYERİNE FUTBOL İLE DEVAM ETMEK İSTİYOR

Hakan Şükür, kazançlarını Türkiye’de değerlendirmeyi tercih ettiğini ve yurt dışına yatırım yapmadığını anımsatıyor ve bu sebeple ABD’de zor günler geçirdiğini belirtiyor. Mal varlığına el konulması sonrası, kısıtlı bir sermayeyle Amerika’da başladığı kafe işinin battığını söyleyen milli futbolcu, kariyerine yine futbolda devam etmek istiyor.

ŞOFÖRLÜK YAPMADIM AMA ONUN DIŞINDA BİRÇOK İŞ YAPTIM

Uber şoförü olduğuna dair haberlere de değinerek, bir dönem Uber işi yapan bir arkadaşına İngilizce öğrenmek için eşlik ettiğini ancak tam olarak şoförlük yapmadığını kaydediyor. Ancak içinde bulunduğu durumu “Uber dışında başka birçok iş yaptım” cümlesiyle açıklıyor.

İMKANIM BİLE OLSA TRUMP’TAN YARDIM İSTEMEM

Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın tutukluluklarına atıf yapan Şükür, Türkiye’de hukukun işlemediği görüşünde. Rahip Brunson’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın talebiyle serbest bırakıldığını hatırlatarak imkanı olsa bile benzer bir durumdan yararlanmak istemeyeceğini dile getiriyor.

ALINTERİMLE KAZANDIM ALLAH ONLARI ZAYİ ETMEZ

Her ne kadar Türkiye’de kalan ailesinin can güvenliğinden endişe etse de, mevcut hukuk sisteminin iktidardan bağımsız hareket etmediğini düşünse de, bir gün ülkesinin normalleşeceğine dair inancını muhafaza ediyor. Şükür, mal varlığını bir gün geri alacağına dair inancını da “Ben alın terimle kazandım. Allah onları zayi etmez” şeklinde ifade ediyor.

Putin, cihatçıların saldırgan tavırlarını Erdoğan’a şikayet etti

Gündem

155 edebiyatçıdan ortak bildiri: Sessiz kalmamız mümkün değil

İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkılması için imza atan 155 kadın edebiyatçı, ortak bir bildiri yayınladı. Kadın cinayetlerinin salgına dönüştüğü ve sözleşmeden çekilmenin kabul edilemeyeceği vurgulandı.

BOLD – Kadına yönelik şiddeti önlemeyi amaçlayan ve yürürlükten kaldırılması amaçlanan İstanbul Sözleşmesi’nin ilişkin tartışmalar devam ediyor. Sözleşmenin kaldırılmasına yönelik alınacak karara tepki gösteren 155 kadın edebiyatçı da ortak bir metin yayınlayarak duruma tepki gösterdi. Erendiz Atasü, Buket Uzuner, Gonca Özmen, Latife Tekin, Necmiye Alpay, İnci Aral, Müge İplikçi, Ayşe Sarısayın ve Karin Karakaşlı’nın imza attığı bildiride İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkılması çağrısı yapıldı.

“İNSAN SORUMLULUKTUR”

“Bizler, yazarak var olmaya çalışan kadınlar, Gülten Akın’ın ‘Yanlış mı belledim, insan sorumluluktur’ dizesini omuzlayarak İstanbul Sözleşmesi’nin ivedilikle uygulanması için sorumluluk ve yetki sahiplerini sözleşmeye taraf olmaya davet ediyoruz” denilen açıklamada, sessiz kalmanın mümkün olamayacağına değinildi.

BİLDİRİNİN TAMAMI:

“Bizler, yaşadığımız toplumda kullanılan dilin; her geçen gün şiddeti çoğaltan, ayrımcı, ötekileştirici bir yere doğru hızla evrildiğine tanıklık ediyoruz. Her geçen gün çoğalan taciz, tecavüz ve ölüm vakaları ile en temel ihtiyacımız olan şiddetsiz bir toplum ideali paramparça ediliyor. Böyle bir süreçte sessiz kalmamız mümkün değil!

“ÖLÜM DUVARI YÜKSELİYOR”

Geride bıraktığımız dokuz sene boyunca İstanbul Sözleşmesi’ni imzalayan ülkelerden biri olmamıza rağmen uygulamadaki boşluklar ve kusurlar, kadın cinayetlerinin bir salgına dönüşmesine neden oldu. Sözleşmenin tartışması devam ederken Anıt Sayaç’ta öldürülen kadınları temsil eden tuğlaların sayısı hızla artıyor ve ölüm duvarı yükselmeye devam ediyor. Çünkü kadınları katledenler, çocukları istismar edenler yasal olarak hak ettikleri cezayı almayacaklarına inanıyor. Toplumsal ve hukuki yaptırımın olmayışı ile istismara, tacize, tecavüze ve öldürmeye devam ediyor, yok etmeye doymuyorlar.

“SÖZLEŞMEDEN ÇEKİLMENİN TARTIŞILMASI KABUL EDİLEMEZ”

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin toplumun bir yaşam pratiği haline gelebilmesi için 2011 yılında imzalanmış olan sözleşmenin söz konusu her durumda uygulanması gerekirken, bugün sözleşmeden çekilmenin tartışılması kabul edilemez! Baskın erkekliğin ve erilliğin taarruzu altında yaşayamıyor, üretemiyor ve kendimiz olamıyoruz! Oysa devletin yurttaşını önemsediğini, hiçbir şekilde ayrımcılık yapmaksızın, bütün toplumsal cinsiyet kimlikleri ve cinsel yönelimler dahil herkesin yaşam hakkını savunacağını göstermesi bakımından İstanbul Sözleşmesi tüm yurttaşlar adına bir güvencedir, yaşamdan yana taraf olmaktır.

Bizler, yazarak var olmaya çalışan kadınlar, Gülten Akın’ın “Yanlış mı belledim, insan sorumluluktur” dizesini omuzlayarak İstanbul Sözleşmesi’nin ivedilikle uygulanması için sorumluluk ve yetki sahiplerini sözleşmeye taraf olmaya davet ediyoruz.”

METİNDE İMZASI OLAN EDEBİYATÇILAR

Adalet Çavdar, Arife Kalender, Arzu Uçar, Aslı Ilgın Kopuz, Aslı Perker, Aslı Serin, Aslı Tohumcu, Aslıhan Tüylüoğlu, Ayça Erkol, Ayla Kutlu, Ayşe Sarısayın, Ayşegül Tozeren, Ayşen Işık, Ayşen Şahin, Ayşen Uysal, Belma Fırat, Beste Naz Karaca, Bedia Ceylan Güzelce, Betül Dünder, Birgül Oğuz, Buket Uzuner, Burcu Yılmaz, Cevahir Bedel, Çağla Çinili, Çağla Meknuze, Defne Suman, Deniz Durukan, Derya Sürekli, Didem Gülçin Erdem, Dilek Özkan, Ebru Nihan Celkan, Elif Karık, Emel İrtem, Emel Kaya, Emek Erez, Emine Ayhan, Erendiz Atasü, Eylem Ata Güleç, Eylem Durukan, Eylem Te, Ezgi Örnek, Ezgi Polat, Faize Özdemirciler, Fatma Aras, Figen Alkaç, Figen Şakacı, Filiz Aygündüz, Filiz Türköz, Funda Dörtkaş, Gamze Arslan, Gonca Özmen, Gönül Kıvılcım, Gül Abus Semerci, Gülce Başer, Gülçin Sahilli, Gülseli İnal, Gülümser Çankaya, Gülsüm Cengiz, Gülşah Elikbank, Gülşen Karakadıoğlu, Güzin Ayan, Hacer Yeni, Hande Öğüt, Hanife Altun, Hatice Kübra Öktem, Hatice Meryem, Hicran Aslan, Hilal Karahan, Hülya Deniz Ünal, Hülya Soyşekerci, Irmak Zileli, İnci Aral, İnci Aydın Çolak, İnci Gürbüzatik, İrem Uzunhasanoğlu, Jale Özata Dirlikyapan, Jale Sancak, Janset Karavin, Karin Karakaşlı, Latife Tekin, Makbule Cengiz, Mavisel Yener, Mehtap Ceyran, Mehtap Meral, Mehveş Demirer, Mehveş Evin, Melike İnci, Meral Saklıyan, Melike Belkıs Aydın, Menekşe Toprak, Meryem Coşkunca, Mevsim Yenice, M. Utku Yeşilöz, Müge İplikçi, Naifa Akdeniz, Naile Dire, Nalan Kurunç, Nalan Çelik, Narin Yükler, Nazlı Karabıyıkoğlu, Necmiye Alpay, Neriman Ağaoğlu, Nermin Yıldırım, Neslihan Önderoğlu, Neslihan Yalman, Nesrin Kültür, Neşe Yaşın, Nihal Başgöl, Nilay Özer, Nilüfer Açıkalın, Nur Saka, Nuray Önoğlu, Nurhan Suerdem, Onur Bütün, Oylum Yılmaz, Özge Mumcu Aybars, Özlem Ersoy, Özlem Müldür, Özlem Sezer, Özlem Özdemir, Pelin Batu, Pelin Durukan, Pelin Özer, Petek Sinem Dulun, Pınar Kür, Senem Timuroğlu, Seran Demiral, Sevcan Tiftik, Sevgi Özel, Sevin Okyay, Sevtap Ayyıldız, Sibel Oral, Sibel Öz, Sibel Yükler, Sinem Sal, Şengül Can, Tekgül Arı, Tuba Bozkurt, Umay Umay, Vivet Kanetti Uluç, Yaprak D. Yıldırım, Yaşar Seyman, Yelda Karataş, Yıldız İlhan, Zeliha B. Cenkçi, Zerrin Saral, Zerrin Taşpınar, Zeynep Altıok, Zeynep Avcı, Zeynep Oral, Zeynep Tuğçe Karadağ, Tuğçe Tatari, Zeynep Köylü, Zeynep Uzunbay, Zülal Kalkandelen.

“Kimse beni ilgilendirmez demesin, hepimiz tehdit altındayız”

Okumaya devam et

Gündem

Tunç Soyer’den şiddet karşıtı 16 kadının gözaltına alınmasına tepki

İzmir’de şiddete karşı eylem yapan kadınların darp edilerek gözaltına alınmasına eşi de eylemde bulunan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Soyer’den tepki geldi.

BOLD – İzmir’in Konak ilçesinde kadın örgütlerinin çağrısıyla İstanbul Sözleşmesi için eylem yapan 200 kadından 16’sı yürümek istediği gerekçesiyle gözaltına alındı.

Kıbrıs Şehitleri Caddesinde toplanan ve Türkan Saylan Kültür Merkezine yürümek isteyen kadınlar polis barikatlarına takıldı. Barikatı aşmak isteyen kadınlarla polis arasında arbede yaşandı. Polisin müdahalesiyle karşılaşan kadınlardan Gözde Ece Yüksek, Evrim Çakır, Ebru Akeloğlu, Didar Gül, Zehra Hekimoğlu, Eylem Tunalı, Gizem Coşkun, Deniz Cesurer, Melda Barutçu, Cansu Ekmen, Nihal Yılmazarslan, Nilgün Yılmazarslan, Tuğba Aratıcı, Alican Kelek, Melodi Zengin, Pınar Usta gözaltına alındı.

Kadın örgütlerinin avukatları, gözaltına alınanların sağlık kontrolü için Kozyatağı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürüldüğünü, üç avukatın kendilerine eşlik ettiğini, hastane kontrolünden sonra da ifadelerinin alınacağını söyledi.

NEPTÜN SOYER DE EYLEMDEYDİ

Bu arada polisin uyguladığı orantısız şiddet görüntüleri sosyal medyaya da yansıdı. Paylaşılan videolarda polislerin kadınları darp ettiği görülüyor. Görüntüler tepki topladı. O tepkilerden biri eşi de eyleme katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’den geldi. Soyer sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Gözaltındaki kadınların serbest bırakılmasını istiyoruz” dedi.

Kadın cinayetlerini protesto eden kadınlar gözaltına alındı

Okumaya devam et

Gündem

Hüseyin Yüce: 1431 gündür içerideyim, 80 gündür hukuk dışı bırakılmıyorum, 17 dilekçe verdim

46 aydır tutuklu olan Burdurlu esnaf Hüseyin Yüce hapisten seslendi: “1431 gündür içerideyim, 80 gündür hukuk dışı bırakılmıyorum, 17 dilekçe verdim.”

BOLD – Burdur E Tipi Cezaevinde tutuklu Hüseyin Yüce, denetimli serbestlik zamanı geldiği halde tahliye edilmiyor. Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Hüseyin Yüce 1431 gündür hapiste. 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan ve 13 Mayıs 2020’de cezasının yatarı dolan Yüce, defalarca dilekçe vermesine rağmen 2,5 aydır serbest bırakılmadı.

“NAFİLE, DOSYAMI İNCELEMİYORLAR”

3 Ağustos 2020’de babasıyla kapalı görüş yapan kızı Vesile Cingöz, babasının söylediklerini sosyal medya hesabında paylaştı: “Babam dün diyor ki: Kızım içerideki 1431. günümdeyim. Ve hukuk dışı 80 gündür bırakılmıyorum. Son 2.5 ayda 17 dilekçe verdim ama nafile. Dosyamı incelemiyorlar. Ben dilekçe vermeye devam edeceğim. Her gününü saymış içeride. Lütfen @TCYargitay Hüseyin Yüce’nin dosyasını inceleyin.”

Eşi ve erkek kardeşi de aynı cezaevinde tutuklu olan Vesile Cingöz şöyle devam etti: “Hem cezaevine eşimi ziyarete hem de babam için adliyeye dilekçe vermeye gidiyorum. Bu 2.5 ayda kaçıncı dilekçemiz. Artık dilekçelerimizi işleme alın.”

TANIK İFADESİ: DİNİ SOHBETLERE GELİYORDU

Burdur’un Bucak ilçesinde esnaflık yapan Yüce, kendi iş yerini sattıktan sonra bir tarhana dükkanında çalışıyordu. Tanık ifadelerine dayanılarak tutuklanan Hüseyin Yüce, dini sohbetlerde görüldüğü için örgüt üyesi olmak iddiasıyla yargılandı.

“Babam, abim, eşim içeride, ben yeni çıktım, ailemiz darmadağın”

Okumaya devam et

Popular